Linux ile Uzay İstasyonu ve Ötesine

Bugün LibreOffice özel listelerinde gördüğüm bir haberi Türkçeye çevirip buradan aktarmak istedim. Haberin konusu NASA’nın uzay istasyonundaki dizüstü bilgisayarlarda Windows kullanmayı bırakıp bu bilgisayarlarda Linux kullanmaya karar vermesi, haliyle bu da demek oluyor ki kişisel kullanımdaki Linux ile birlikte LibreOffice de artık uzaya çıkıyor.

E-posta listesinde denildiğine göre -bazımız için bilindik şeyler- NASA epeyce zamandır komuta ve kontrol sistemlerinde GNU/Linux kullanmakta ayrıca başlıklı roketler, küçük araçlar, uydular ve Mars Rover’ları gibi araçlarda Unix ve GNU/Linux sistemleri kullanmakta. Sadece NASA değil elbette GNU/Linux’u ileri teknolojide kullanan, Büyük Hadron Çarpıştırıcısı’nın sahibi İsviçre’nin meşhur CERN laboratuvarlarında bilgisayarlarda kendilerine özel ürettikleri “Scientific Linux” dağıtımı koşmakta diyerek habere dönelim.

——————————————%<——————————————

“Evinizde yapabileceğiniz Linux ile çalışan Iron Man elbisesi hikayemin aksine, bu hikaye bilim kurgu değil. NASA, Uluslararası Uzay İstasyonu(ISS-International Space Station)’nda bulunan dizüstü bilgisayarlarda Windows kullanmayı bırakıp bu bilgisayarlarda Linux kullanmaya karar verdi ve uzaydaki ilk insansı robot R2 gerçekten Linux ile çalışıyor.

Bu bilim kurgu değil. Bu R2, uzaydaki ilk insansı robot ve Linux ile çalışıyor. (Resim: NASA)

Bu bilim kurgu değil. Bu R2, uzaydaki ilk insansı robot ve Linux ile çalışıyor. (Resim: NASA)

United Space Alliance üstlenicisi, NASA’nın Hesaplama Uzay Operasyonları müdürü ve ISS’nin Dizüstü ve Ağ Tümleştirme Takımları lideri Keith Chuvala NASA’nın ISS bilgisayarlarını Linux’a taşımaya karar vermiş olduğunu belirtti. “Anahtar işlevlerimizi Windows’tan Linux’a taşıdık çünkü biz kararlı ve güvenilebilir – ki kurum içi kontrolü bize verecek bir işletim sistemine ihtiyaç duyduk. Böylece eğer bir yamaya, ayarlamaya veya  uyarlamaya ihtiyaç duyduğumuzda yapabileceğiz.”

Özellikle, ISS astronotları Debian 6 koşan bilgisayarlar kullanacaklar. Önceleri bazı yerleşik bilgisayarlarda Scientific Linux veya Red Hat Enterprise Linux(RHEL) klonu kullanılmıştı. Debian’ın en yeni sürümü olmamasına rağmen, Debian 7 henüz yeni çıktı, Debian eğer iyice test edilmezse ve güvenilmezse Debian hiçbir şeydir.

Linux’un ISS’de ilk fırlatılışından beri kullanulması(PDF bağlantısı) ve NASA yer operasyonlarının neredeyse Linus Torvalds’ın Linux’u yarattığı günden beri onu kullanmasına rağmen, uzayda kişisel bilgisayarların kullanıldığı pek görülmemiştir. “Gerçekten tıklanan şeyler” diyor Chuvaka röportajında “Linux’un dünyayı nasıl gördüğünü, bir şeyin başka bir şeyi etkilemesindeki birbirine bağlılığı anlamamızdan sonra başka bir dünya görüşüne ihtiyacınız var. Benim epeyce Linux tecrübem var, fakat diğerlerinin bunu kaptığını görmek heyecan vericiydi.”  

Uçuş-içi dizüstü bilgisayarlarda görülmesine ek olarak, Linux ayrıca Robonaut(R2), uzaydaki ilk insansı robot, üzerinde de koşmakta. Şu anda istasyonda ve deneme kipinde olan R2, astronotlar için çok tehlikeli ve yorucu görevleri yerine getirmek için tasarlanmış.

Astronotlara yardım etmek ve Bilgi Teknolojileri uzmanlarına hız kazandırmak için, NASA The Linux Foundation(Linux Vakfı)‘a güveniyor. Chuvala’nın açıkladığı üzere “NASA olabildiğince çok türlü”.

“Yoğun biçimde Debian Linux, bunun yanısıra çeşitli RHEL/Centos kurulumu aldılar. Çünkü bizim eğitimimiz dağıtım çeşitliliğine uygun olarak esnek, bu farklı çevreleri tek bir eğitim oturumunda gösterme imkanımız var. Başka bir eğitim organizasyonu bunu sağlayamaz.”

Ayrıca diğer hiçbir işletim sisteminin Linux kadar esnek olmadığını da belirtmeliyim. Süperbilgisayarlardan robotlar ve masaüstlerine, NASA cevabın Linux olduğunu bulmuş.

Kaynak: ZDNET – To the space station and beyond with Linux, Steven J. Vaughan-Nichols  http://www.zdnet.com/to-the-space-station-and-beyond-with-linux-7000014958/

——————————————%<——————————————

Görüldüğü gibi bulunmuş cevabı tekrar aramaya gerek yok. Linux’un insanlık için ne kadar faydalı olabileceğini görmek varken hala kapalı kaynak teknolojilere dayanarak ilerlemenin pek de geleceği yok gibi, o sebeple beyhude yatırımlar yapmamak lazım, bunun yerine özgür yazılıma destek vermek gerekmekte. Kamunun çıkarına olan da budur.

Çok uzatmaya, açık olana yorum katmaya gerek yok. Dilerim bizim de kurum ve kuruluşlarımız da bir an önce özgür yazılıma geçiş için öncü adımlar atarlar. Geç oluyor…

Mutlu günler.

Microsoft’un şeytani Secure Boot kelepçesinin tezahürü

Bazı tehlikeleri önceden bilsek de gerçekleşene kadar -ve hatta ucu bize değene kadar- bu tehlikeleri “sanal” sayar ve yüzleşmeyeceğimizi düşünürüz…

Secure Boot Bilgisayarınıza GNU/Linux, BSD veya başka bir işletim sistemi kurmanızı engelleyecek!

Secure Boot Bilgisayarınıza GNU/Linux, BSD veya başka bir işletim sistemi kurmanızı engelleyecek!

Secure Boot bir tehlikeydi ve Secure Boot özelliğine sahip Windows 8’li bilgisayarların raflarda yer almasıyla ülkemiz pazarında da esir bilgisayarları raflara koyarak hayatımıza maalesef girdi.

Secure Boot ne diye hatılatmak gerekirse, Secure Boot Microsoft’un Windows 8 için getirdiği “sözde” bir güvenlik gerekliliği olarak bilgisayar üreticilerine dayatılan bir kısıtlama. Bu kısıtlama ile özel anahtarlara sahip olmayan hiçbir işletim sistemini bilgisayarınıza kurup başlatamayacaksınız. Yani kişisel tercihinize saygı duyulmadan, size sunulanı dayatılanı alabileceksiniz. Özgür yazılım kuramayacaksınız! Tüketici tercihlerini geride bıraktım, hapisane dayatmasından farksız bir durum.

Bilgisayarlarınız sizindir ve bilgisaranıza ne dilerseniz onu kurma hakkınız vardır!

Bu sepeple secure boot’a karşı özgür ayzılım Vakfı 2011 yılında bir imza kampanyası başlatmıştı (henüz imzalamadıysanız mutlaka imzalayın), Özgür Ilgın günlüğünde yer vermişti biz de Özgürlükİçin ve Pardus-Linux.org‘da haber yapmıştık. Ayrıca ben de İmzalamayan bizden değildir demiştim.

Geçtiğimiz gün Google+’da Necmettin Betiger’in günlüğünde yazdığı “Windows 8 Güzel mi?” başlıklı yazısını gördüm ve okudum. Burada aldığı dizüstü bilgisayara “Kubuntu” kuramadığından bahsediyordur.

Bunu duyunca “Eyvah!” dedim, sanırım tehlike ile o an yüzleşmiştim ve artık o gerçekti. Benim de bir dizüstü bilgisayar almaya ihtiyacım var ve mağaza raflarındaki bilgisayarlar artık benim için alınamaz durumdalar.

Hadi ben seçici olacağım ve piyasadaki Secur Boot özelliği olmayan daha eski bir modeli bulmaya çalışacağım. Peki ya yarın?

Bilgisayarlarını özgür yazılımla tanıştıracak insanlar bunu maalesef gerçekleştiremeyecek.

Düşünsenize, bilgisayarınız var ve siz Linux/BSD veya başka bir işletim sistemi kuramıyorsunuz, sizi birileri kısıtlamış;

  • Kısıtlama sebebi: Güvenlik.
  • Bu kısıtlamayı yapan: Dünyanın en çok güvenlik zaafiyetine sahip işletim sistemini üreten şirket.
  • Kısıtladıkları ise: En güvenli işletim sistemleri.
  • Bu kısıtlama ne sağlıyor: Piyasada tekel gücü

Sizce bu mantıklı mı?

-Bazı dağıtımlar Microsoft ve diğer sayısal imza şirketleri ile çözümlere gitmekte- fakat bu kabul edilebilir değil. Hiçbir kimse bu şekilde bir kilit sahibi olmamalı.

Bu saatten sonra ne yapılabilir ki diye karamsarlığa kapılmadan, ne yapabileceğimizi düşünmek lazım. Secure Boot’un çok uzun süre böyle bir hegemonyayı sürdürebileceğini sanmıyorum. Bir şekilde çözülecek, fakat en önemlisi bu işin yasal olarak; tüketicilere haksızlık ve haksız rekabet olarak değerlendirilmesi ve bir daha böyle bir şeyi dayatmaya kalkışılmamasını sağlamak diye düşünüyorum.

Avrupa Komisyonu’nun rekabet davası sebebiyle Microsoft’a kestiği rekor ceza gibi Secure Boot’a karşı da bir ceza gelebilir diye umuyorum.

Ülkemizde de bu özelliğe karşı bir hukuksal girişim veya yasal bir düzenleme olsa keşke. Ben yine de fırsat bulduğumda, dilim döndüğünce bu Secure Boot hakkında, Rekabet Kurumu‘na ve diğer mercilere yazılı şikayette bulunacağım. Size de öneririm.

Mutlu günler.

Pardus; PiSi ve diğer teknolojilerine küçük bir not

Pardus çok şeye sahipti!

Pardus çok şeye sahipti!

Bu güzel cumartesi sabahı yapacak o kadar işim varken, dün sağlam kapattığım bilgisayarımın bir kez daha sorunlu şekilde başlamasıyla, Pardus’u ve tüm getirdiği güzel teknolojilerinin kıymetini bir kez daha bildim.

Hoş sadece bugün değil, ayda en az 3-4 sefer yaşadığım sorunlar zaten hep bu ahımı dilimde tutuyor.

Çok fazla bilgisayarı kurcalamayan, ihtiyaçları basit olan bir kullanıcı için sorun yaşamak ve insani çözümleri uygulamak eskiden hiç zor değildi…

Komik olan ne biliyor musunuz, sabit diskimde birkaç Linux dağıtımı olmasına rağmen şu an tek doğru düzgün çalışanı Pardus 2009.2…

Pardus’un getirdiği teknolojilere “Ne gerek vardı, bunlar zaten var” diyenlerin Pardus kullanmadığınan bir kez daha emin oldum. PiSi ve onun yapılandırması sistem ile ne güzel ahenk içerisindeymiş, elinde ÇoMaR’ın Tasma’sı ile Kaptan YALI’dan demir alıp ne güzel yol alıyormuş özgür yazılım sularında…

Yahu, bu kadar basit, güzel ve en önemlisi sağlam bir yapı var iken, açılış ve kapanışta kendi kendisini bozan bir yapının tercih edilmesi ne kadar yanlış bir karar…

Bu sabah sebebinin ben olmadığım saçma sorunları çözmeye çalışırken çok yoruldum ve sıkıldım. Bir türlü anlayamadığım *.deb paketlerinin ve sisteminin ne kadar karmaşık, çürük ve güvenilmez olduğunu bir kez daha gördüm.

Pardus teknolojilerinin TÜBİTAK tarafından çöpe atılması çok yanlış bir karar, bunu bir kez daha tekrar etmiş olayım.

Elbette *deb ve bu paket sistemine bağlı dağıtımlar tatminkar ve ilerlemeye devam ediyor. Milyonlarca insan tarafından kullanılıyor… Fakat daha iyisi elimizdeyken neden kötüsünü tercih ederiz ki? Kim Mercedes’den inip Ford’a binmeyi tercih eder ki?

TÜRKİYE BİLİMSEL ve TEKNOLOJİK ARAŞTIRMA KURUMU, ismi ile beklenen vazife, yeni teknolojiler üzerine çalışma yapması, eski teknolojileri alıp kullanmak için bu kuruma bence ihtiyaç yok. Önceki yazılarımda[1] [2] [3] [4] da belirttiğim üzere, bunu başka kurumlar yapabilir.

Şimdi çıkıp bir harici sabit disk alacağım… Sonrasında da belgelerimi yedekleyip bir kez daha yeniden kurulum yapacağım…

Buradan, Pardus’a sahip çıkıp bir şekilde devam ettirmeye çalışan Pardus-Anka ekibine de selamlarımı gönderiyorum. Umarım iyi yol alabilirler.

Bknz:

http://tr.wikipedia.org/wiki/Pardus_(i%C5%9Fletim_sistemi)#Pardus_projeleri –
http://www.pardus.org.tr/anahtarpardus.html (!)

1- http://blog.bluzz.net/debian-pardus-seckisi-2012-3rc1-diye-bir-sey-gordum/
2- http://blog.bluzz.net/pardus-isbirligi-cagri-toplantisi-uzerine/
3- http://blog.bluzz.net/pardus-danisma-kurulu-ve-pardusun-sonu/
4- http://blog.bluzz.net/pardusun-yeni-yol-haritasi-ve-gelecek-donem/

3

Okular’da PDF üzerine not yazmak ve daha fazla okuma alanı!

Okular bence GNU/Linux üzerindekien iyi belge görüntüleyicisi. Her ne kadar Evince kadar hızlı olmasa da sunduğu araçlarla Evince’in çok önünde…

Okular’ın sunduğu araçlar arasında -bir öğrenci, kendince araştırmacı, çalışan olarak- bence en öne çıkanlar; Belge üzerinde vurgulama yapmak, not yazmak, yer imleri eklemek  gibi özellikler. Yapılan her vurgu, not ve ekleme belgede yer imlerine de ayrıca kaydoluyorbu sayede de inanılmaz şekilde geriye dönme şansınız oluyor.

Tez yazarken veya ödev hazırlarken çok önemli bir yardımcı… Onlarca pdf belgesi okuyorsunuz ve sonra aldığınız notları işaretlediğiniz yerleri kolayca bulabiliyorsunuz. Harika! Yalnız dikkat edilmesi gereken, Okular bu yer imleri ve notları dosyada değil, yerelinizde tuttuğu için belgenin yerini değiştridiğinizde yer imi ağacındaki im çalışmayacaktır. Bunun yerine belgeyi “Farklı kaydet” derseniz, notlar da PDF dosyası içerisine dahil edilecektir. Böylece bu dosyayı başka birine gönderdiğinizde notlarınız ve işaretlemeleriniz de alıcının bilgisayarında da okunabilecektir. *

Önemli Bilgi:

Okular’ın 0.15 sürü ile birlikte PDF belgeleri üzerine yazdığınız notlar, yaptığınız işaretlemeler doğrudan PDF dosyasının içine kaydedilebiliyor, böylece farklı bir okyucuda bu PDF dosyasını açtığınızda notları görebiliyorsunuz. Pardus’ta hangi sürüm vardı hatırlamıyorum, ama şu anda 0.15.3 sürümü mevcut.

Örneğin bir PDF dosyası üzerinde çalıştınız ve not aldınız, bunu Windows üzerinde Adobe Reader ile açan bir kullanıcı, sizin yaptığınız bütün işaretlemeleri ve notları görebilir, bunları tıpkı kendi okuyucusundaki gibi düzenleyebilir veya kaldırabilir.

Bu iş hayatında da çok kullanılan (taslaklar, incelenecek belgeler, yorum ve bildirimlerde) bir özellik olduğu için bir kez daha not düşeyim dedim. PDF üzerinde not almak için Linux size yeter. Sadece okular değil, Xournal gibi yazılımlar ile de PDF dosyalarına not veya işaretleme ekleyebilirsiniz. Özgür olmayan Mendeley’in de bunu yapabildiği söyleniyor.

Şöyle iki ekran görüntüsü ekleyerek olayı pekiştirelim. Resmet gönder, yoksa yaşanmamıştır demesinler.

Okular'da PDF'lere not yazmak, işaretlemek

Okular’da PDF’lere not yazmak, işaretlemek

Aynı dosyayı Windows üzerinde Adobe Reader ile açınca:

Okular notları ve işaretlemeleri Adobe Reader'da  sorunsuz şekilde görüntüleniyor.

Okular notları ve işaretlemeleri Adobe Reader’da sorunsuz şekilde görüntüleniyor.

Sonuç mükemmel!

PDF dosyalarında değişiklik ve eklemeler yapmak için ise LibreOffice Draw’da PDF içe aktarmayı kullanabileceğinizi de tekrar hatırlatayım.

Neyse, konuyu iyice yaymadan, bu yazıyı yazmaya başlarken Okular’ın okuma alanı ile ilgili bir yazı yazmaktı amacım. Bu konuya gelirsek, geçen hafta doktora ödevi yaparken onlarca PDF biçiminde makale rapor vb okurken, tez yazdığım zamanlardan aklımda kalmış bir konuda hata kaydı gireyim dedim, tam hatırlayamadığım bir konu fakat Okular’ın araç çubukları sabitti ve yerkerini değiştiremiyorduk. Bunun çok önemli bir handikapı vardı, okunur alanı genişletemeyince daha çok miktarda yazıyı aynı büyütme seviyesinde okuyamıyorduk. illa ki yazılar küçülmeliydi, bu da okuma konforunu düşüren bir öğreydi, özellikle dizüstü ekranları geniş oluğundan, gerçek sayfa boyutu hissi almak için çok küçük yazı karakterleri ile okuma yapmak zorunda oluyorduk. Üst menü ve sayfa numarası çubuğu gereksiz yer tutuyordu, aynı şekilde yatay sayfaları da görüntülerken sağ ve sol araç çbukları çok yer kaplıyorud.

Uzatmadani KDE harta takip sisteminde bir hata kaydı açtım, sağolsun Kai Uwe Broulik isimli kullanıcı bunu yapabileceğimi söyledi ve tarif etti, doğrusu çok şaşırdım ve bu faydalı ipuçlarını buradan paylaşayım dedim:

Tedaviden önce:

Okular varsayılan görünüm,  P dikey sayfalar için L ise yatay sayfalar için taşıma önerisi

Okular varsayılan görünüm, P dikey sayfalar için L ise yatay sayfalar için taşıma önerisi

Görüldüğü gibi, mevcut alanlar özellikle dikey sayfalar için sıkıntılıydı.

Tedavi:

– Menü araç çubuğunu gizlemek: Araçlar – Menü Çubuğunu Göster(CTRL+M) geri getirmek için belge dışındaki boşluk alanda sağ tıklayıp Menü Çubuğunu göster veya CTRL+M tuş birleşimini kullanabilirsiniz.

– Soldaki araç çubuğunu başka yere taşımak için: Araç Çubuğuna sağ tıklaın ve Araç Çubuğu Konumunu Kilitle’deki işareti kaldırın ve araç çubuğunu dilediğiniz konuma sürükleyin

– Durum çubuğunu gizlemek için: Ayarlar – Sayfa Çubuğunu göster seçeneğindeki şareti kaldırın. Sayfa göstergesini araç çubuğunda da gösterebilirsiniz, çünkü bu haliyle gerçekten yer israfı yapıyor. Bunu yapmak için, araç çubuğuna sağ tıklayın ve Araç Çubuğunu Yapılandır’ı seçin, burada açılacak iletişim penceresinin tepesinde Ana Araç Çubuğu, bağlığı altında bir açılır liste bulunmakta burada <okular_shell> yerine <okular_part>’ı seçin ve Sayfa Numarası bileşenini sağ taraftaki etkin bileşenlere taşıyın. İstediğiniz başka bileşen varsa onları da buradan ekleyebilirsiniz.

– Sol denetim çubuğundaki simegeleri küçültmek – Durum çubuğuna sağ tıklayın ve küçük simgeleri seçin. Küçük resimleri etkinleştirmek veya gizlemek için, Küçük Resimler simgesine tıklayabilirsiniz.

 Tedaviden sonra: 

Okular'ın yeni okuma düzeni

Okular’ın yeni okuma düzeni

Görüldüğü gibi epeyce güzel yer kazandırk. Bu ekran görüntüsündeki resme aldanmayın, şöyle çift sütun ve daha küçük karaktele yazılmış bir makaleyi okurken bu alan çok değerli oluyor… Her sayfada bir ileri bir geri insanın sinirleri bozuluyor…

Benim için çok faydalı oldu bu ipuçları, dilerim sizin de işinize yarar.

Unutmadan, Okular ile sadece PDF dosyası değil, postscript, odf, tiff(fax çıktılarında çok kullanılıyor), djvu, çizgi roman, e-pub biçimindeki e-kitaplar diğer biçimleri görüntüleyebilirsiniz. Bknz: http://okular.kde.org/formats.php

Mutlu günler.

——-

– http://okular.kde.org/formats.php
– https://bugs.kde.org/show_bug.cgi?id=312899
http://docs.kde.org/stable/en/kdegraphics/okular/annotations.html (Okular’da PDF notları, ve dışa aktarma ile ilgili bilgiler ve ipuçları)

*Diğer bir yöntem ise Dosya-> Dışa Aktar -> Belge Arşivi yolu ile dışarı aktarırsanız, okular uzantılı bir dosya oluşacak ve not ve işaretlerinizi Okular’ın olduğu her yerde açabileceksiniz.

Debian Pardus Seçkisi 2011.3RC1 diye bir şey gördüm.

Yeni Pardus’un Debian tabanlı olduğu ile ilgili daha önce yazmıştık. Bu “Yeni Pardus”un sadece “Kurumsal Sürüm” olduğunu düşünüyordum. 1 – 2 – 3

Özgürlükİçin.com forumlarında  ve sevgili Coşkun Aktaş’ın Camia listesinde attığı mesajda gördüğüm üzere http://lists.pardus.org.tr/pardus-camia/2012-August/000946.html 2011.3 RC1 diye adlandırılan Debian seçkisi(?) Pardus KDE dışında diğer masaüstü ortamlarıyla da sunulmuş. (Adrese artık erişilmiyor sanırım)

Daha önce de bir çok kişinin defalarca yazdığı gibi, aslı Debian olan bu çalışmanın Pardus olarak adlandırılması doğru değil. Ben orasında değilim işin…

Benim asıl söylemek istediğim; TÜBİTAK yönetiminin doğru yolda olmadığıdır. Danışma Kurulu hala bir resmiyet kazanmamış, resmiyeti beklemeden hiç bir fikir ve temasta bulunmadan, bir özgür yazılım projesinde camiadan katkı almadan… Daha da kötüsü, ne kodu ne de hata takip sisteminde bileşeni olmadan ve testi yapılmadan bir özgür yazılım projesi yönetilmeye çalışılmakta.

Kapalı kapılar ardında birilerine Debian’ı Pardus diye sundurmak. Ki kimler yapıyor, nasıl bir iş modeliniz var diye sormuyorum artık. Çünkü duyduklarım ve başkalarından duyduklarımın kesişiminde yalanlar var… Beni de ilgilendirmiyor aslında…

Bu özgür yazılım değil! Bu iş böyle olmaz! Dışarıdan da böyle bir modele ben kendi adıma ne olursa olsun katkı vermem söz konusu olamaz. Camia’yı geçtim, Danışma Kurulu’nu yok sayan bir yönetim anlaşıyla TÜBİTAK bir yere varamaz.

TÜBİTAK yönetimine, Pir Sultan Abdal’ın “Güzel Aşık Cevrimizi” isimli  eserinden şu dizelerini yazmak istiyorum:

Bu bir rıza lokmasıdır
Yiyemezsin demedim mi…

Bu gönüllülük işi, rıza işi… Yoksa olmaz…

Bu eserin bestelenmiş halini dinlemek isteyenler için de şöyle iki bağlantı vereyim: Çukurova Devlet Senfoni Orkestrası’nın performansı

http://youtu.be/ZLq_m3bOelI

Daha eskilerden Cem Karaca ve Kardaşlar

http://www.youtube.com/watch?v=ua85MxYR3-8

Eserin diğer yorumlamaları(Türkü, İlahi ve Burak Kut(!) biçimleri) için tıklayabilirsiniz.

Pardus İşbirliği Çağrı Toplantısı üzerine

Dün ODTÜ Teknokent’te “Pardus İşbirliği Çağrı Toplantısı” yapılmış. Aynı toplantı bir önceki gün ise Bilkent Üniversitesinde yapılmış… Çok güzel…

Bunları twitter’da Orçun Madran’ın iletilerinden öğrendik… Bununla kalmamakla birlikte, 23-24 Mart tarihlerinde yapılan ve katıldığım Pardus’un Yarını Çalıştayı’nda oluşturulumasu kararlaştırlan Danışma Kurulu ve yapılan seçimler üzerine Göç ortağı temsilcisi seçilen  sevgili Doruk Fişek’in de bu toplantılardan haberinin olmayışı ve bunu twitterdan öğrenmesi diğer bir “aaa” dediğim olaydı.

Sevgili Sezai günlüğünde toplantı ve kendisinin de üye seçildiği Danışma Kurulu üzerine yazmış ve kaygılarını dile getirmiş şuradan okuyabilirsiniz: http://sezaiyeniay.wordpress.com/2012/07/12/genc-parduscular-rahatsiz/

Benim bu yazıyı yazma sebebim ise, Sezai’nin yazısına toplantı katılımcılarından Bora Güngören’in yazdığı yorum. Bora bey, toplantının katılımcısı olarak, gördüklerini aktarmış ve kastedilen ifadelerin aslında öncülleriyle ve bütünüyle kastının farklı olduğunu belirtmiş…

Tamam, güzel toplantı, küçük firmalara özgür yazılım üretimini teşvik de güzel, teknokent yerleşiklerine özel orası da güzel… Her şey güzel… Ama kazın  ayağı benim adıma öyle değil, nedeniyse toplantının içeriğinden öte şekil ve anlam açısından…

Benim kafama takılan kısımlara gelirsek…

Pardus’un  sitesinde gösterilen 8 adet Göç Ortağı(Başlığı Çözüm ortağı) var… Bu göç ortaklarının görevi sadece Pardus kurmakla sınırlı bir çerçevede değil elbette, göç projesi de sadece basit kurulum ve yapılandırmadan ibaret değil. Ki hiçbiri öyle büyük “entegratör” değiller…

Biz Çalıştay’da bu firmaların da karar süreçlerinde sözü olsun, ihtiyaçları dile getirilsin ve karar mekanizmasında söz sahibi olsun diye Göç Ortağı temsilcisinin olmasını oyladık.

Geçtiğimiz haftalarda yapılan pre-mature Danışma Kurulu toplantısı ve bir iki gün öncesinde öğrendiğimiz Yeni Pardus’un aslında Debian üzerinde logosu bulunan bir Pardus olduğu üzerine, Danışma Kurulu’na bir şey danışılmadığı ve pek de danışılmayacağı görülmekte…

Saksı

Saksı

Doğrusu Pardus’un  paket sistemi, temel teknolojileri bu kurulu bırakın kimsenin dahi haberi olmadan iki yöneticinin kararıyla bir anda çöpe atılması üzerine bu toplantıya Danışma Kurulu’nun ilgili temsilcisinin – ki Ankarada ikamet eder- davet edilmemesi, daveti geçtim haber verilmemesi *ne diyeyim* Saksı muamelesinin devam ettiğinin kanıtıdır.

Hemen, icazet mi alınacaktı gibi bir fikir aklınızdan geçmemiş olsun, elbette ki hayır, TÜBİTAK dilediği yerde dilediği kişilerle her istediği toplantıyı yapabilir, kimseye ne haber verme ne de davet etme yükümlülüğü var. Ama burada soru şu;

Siz böyle kendi politikalarınızı oluşturup uygularken ve bunu Çözüm Ortağı temsilcisini dışlayarak yapmanız durumunda, bu temsilci görevini nasıl yapacak, politikalarınızdan nasıl haberdar olacak, firmalar ile ne üzerinde hangi hedef ve vizyonda görüşerek çözüm ortaklarının koordinasyonunu sağlayacak, herşeyi geçtim bilmediği faaliyetler hakkında nasıl fikir sahibi olacak? Böyle dışlanmış bir temsilciye gerek var mı?

Toplantıda Bora bey art niyet olmadığını söylemiş. Bundan eminim, hatta Pardus’un adeta gömülmesi ve Debian’ın kullanılmasında da bir art niyet yoktu. Bu kararı verenler kendilerince en doğru ve en iyi olacak kararı vermişlerdir kuşkusuz. Ama bu demek değil ki her art niyetsiz karar ve uygulama en doğrusudur. Karl Marx’ın şöyle bir sözü var;

-The way to Hell is paved with good intentions, and he might just as easily have intended to make money, without producing at all.

-Cehenneme giden yol iyi niyet taşlarıyla döşelidir, ve hiç üretmeden para kazanmak için kolayca niyetlenebilir

(Koyu kısma aşinayız, ama geri kalan kısmı daha iyi toparlanabilir * )

Yönetim:

Bahsettiğim gibi, TÜBİTAK ve ULAKBİM bu projeyi dilediği gibi yönetebilir, gördüğüm o ki öyle de yapmaktalar. Fakat şöyle büyük bir sorun var ki, bu bir Özgür Yazılım projesinin yönetim biçimi olmaktan çok uzak, daha farklı bir proje oldu artık.

Bu kadar kapalı işleyen bir yapının bir özgür yazılım projesini yönetebilmesi ne teoride ne de uygulamada gerçekçi değil.

Kendi adıma bu yapıdaki bir Özgür yazılıma katkı vermek için hiçbir nedenim yok. Eğer bir neden bulursam kendimle çelişmiş olurum…

Ki şeffaflığı bırakın, daha kodlarını ortaya koymayan, bir hata takip sistemi  olmayan bir ürün ortaya koyan bir özgür yazılım dünyada TÜBİTAK’tan başka bir yerde yok. Şüphem o ki yönetimin anlayışı, bizim Açık Kaynak – Özgür Yazılım farkında takıldığımız yerlere getirecek konuyu.

Böyle özgür yazılım projesi yönetilmez. Eğer sırf fiziki imkanlara ve paraya(destek teşvik)’e güvenirseniz ve özgür yazılımın ilkelerini dışlarsanız hiç bir şey kazanamazsınız.

Şayet bu yukarıda saydıklarım işe yarasaydı, bugün ORACLE dünyanın en önde gelen özgür yazılım işlerini yürüten bir şirket olurdu. Oysa, ORACLE sadece bir şirket, özgür yazılım ürünlerini uygulayan bir şirket olmanın yanında, sabıkalarından dolayı büyük bir nefreti de adının yanında taşıyan bir şirket.

TÜBİTAK eğer bu anlayışta giderse ve Pardus topluluğunu ve çevresiylebirlikte seçtiği Danışma Kurulu üyelerine saksı muamelesi yapmaya devam ederse sonu yukarıdaki örnekteki kötü nam ile tescillenecektir. Daha hala Danışma Kurulu’nun akıbeti belli değilken, fırtına gibi ediyoruz, daha da eseceğiz görüntüsünün verilmesi beni Kurul’un geleceği adına çok kaygılandırmakta.

Başarılı olur mu olmaz mı, orası başarından ne anladığınıza bağlı, eğer tabana yayılan bir özgür yazılım çevresi hedefliyorsanız sonu hüsran, ama özgür yazılım ürünlerini kullanarak KAMU TEDARİKÇİLİĞİ yapacaksanız, bu modelde başarılı olunabilir. Ama daha önceki yazımda da belirttiğim üzere bunun için TÜBİTAK’a gerek yok, kurumlar bünyelerinde de bu işi görebilirler, ha illa merkezi koordinasyon olsun diyorsanız, bu işi Devlet Malzeme Ofisi daha iyi yapar, neticede ortada yazılım tedarikinden başka bir şey yok…

Bunları neden yazıyorum derseniz, neticede katıldığım bir Çalıştay oldu ve üzerime düştüğü kadarıyla alınan kararların takipçisi olmak vazifem. Gördüğüm yanlışları yazmak da aynı şekilde sorumluluğum.

Sezai’ye sevgilerimle,

 

http://www.youtube.com/watch?v=Ufa1IBWuc5g&feature=player_embedded

PS:

- Bora bey Pardus ile iş yapan başka ortaklar olduğunu da söylemiş, iş ortağı olarak ODTÜ’de yerleşik bir firma var  http://www.pardus.org.tr/topluluk/cozum-ortaklari/  Sisoft Sağlık Hizmetleri. Diğer firmaların göç/çözüm ortağı değil sanırım. Bu firmaların teknokent yerleşik firmalar olduğunu ve dediği gibi ilintili işler yapan firmalar olduğunu varsayıyorum…

- Resim şuradan; http://blog.the-dot.co.uk/design/funny-and-creative-flower-pots-by-good/ Saksılara yüz fotoğrafı eklemek üzerine bir fikir…

 

Pardus Danışma Kurulu ve Pardus’un sonu…

Uzun zamandır Pardus ile ilgili bir şey yazmaktan çekiniyorum. Yazacak hevesim, heyecanım kalmadığı gibi, yapabileceğim bir şey de yok…

Lakin gelişen olaylar insanı ister istemez yazmak durumunda bırakmakta. En son yapılan basın toplantısında söylenenler üzerine yaşadığım şaşkınlıkla, söylenenlerin takipçisi olunması gerektiğini yazmıştım. Bugün ise gündem Pardus Danışma Kurulu toplantısı.

Masada olmadığımdan ve herhangi bir topluluk sürecinde yer almadığımdan hatta epeydir de Pardus kullanmadığımdan, yazacaklarımı sokaktaki vatandaş olarak yazacağım.

Pardus Danışma Kurulu’nun İlk Toplantısı

Kurulun toplantısıyla ilgili sevgili Sezai[1], Doruk Hocam[2] ve Necdet Hoca[3] gayet güzel ve detaylı yazılar yazmışlar. Toplantı esnasında Sezai’nin twitter yayını ve akşamında telefon görüşmemizle yazılanları da birleştirerek kendi görüşlerimi, daha doğrusu sorularımı  sıralayayım.

  • Pardus mu yoksa Pardus logolu Debian mı?
Toplantıdan önce, Necdet Hoca’nın gidip tespit etmesiyle Pardus logolu Debian yüklü akıllı tahtaları gördük. Doğrusu bunun hikayesi biraz daha karışık. Şöyle ki; 23-24 Mart’ta yapılan Pardus’un Yarını Çalıştayı’nda gelen yabancı misafirler ve Ahmet Kaplan(ve birkaç kişi daha) *deb paket sistemi veya Debian türevi veyahut bir Fedora Spin’i gibi bir yol üzerinde adeta kulis yapmaktaydılar. Tarih önemli 23- 24 mart, altını çizelim.
Akabinde yaşanan geliştirici ayrılıkları, sessizlik bir iki ay sürdü. O arada bir duyum aldım(Sarı çocuk senden) ki Dr. Ahmet Kaplan Pardus’u Debian tabanlı yapacakmış. Duyumdur dedim, bir iki kişinin kulağına çıtlattım, yok yani teyit gelmedi… Derken çalıştayda konuşulan gibi 0 geliştirici hedefine varıldı ve yaklaşık 1 ay sonra Hoca’nın paylaştığı 28 Haziran tarihli fotoğraf karesi:
Pardus Logolu Debian, a.k.a Yeni Pardus

Pardus Logolu Debian, a.k.a Yeni Pardus

Burada tarih önemli, burada sistem kurulum tarihi gösteriliyor sanırım, bu da 15 Nisan tarihi… Şimdi şöyle basit bir matematik hesabı yaparsak, bu tahtalar yurdun dört bir tarafına dağıtılıyor ve ilk parti pilot okullara dağıtım 20 Şubat 2012’de başlamış: http://fatihprojesi.meb.gov.tr/tr/duyuruincele.php?id=14 Pilot okullardaki böyle miydi bilmiyorum ama Çanakkale’ye gelen tabletin ilk Pardus görünümlü Debian olmadığı kesin… Şöyle az biraz geriye alırsak, üretim sürecinde 15 Mart’a geliriz… Ki daha öncesinde bunun  olduğundan şüpheliyim. Yani olay şu ki:
- Biz o Çalıştay’dayken  Vestel Fabrikasında tahtalara Pardus görünümlü Debian yüklenmekteydi… Öyle midir?
Sorularımı sormadan önce, olayı değerlendirmek isterim:
  • Debian’ı alıp Pardus diye adlandırmak ahlaki(etik demek daha mı kabullenir bir ifade?) bir davranış değil. Önünde bir engel olmasa bile ahlaki değil. Sadece bir kandırmaca o kadar.
  • Öyle ki, yarın LibreOffice’i alıp TürkOfis veya KamuOfis adında dağıtmaktan ne farkı var. Buyrun yolu da göstereyim, şu anki LibreOffice paketine dahil olmayan Zemberek yazım denetleyiciyi alın, Windos, Mac OS X ve Linux kurucularına katın, buyurun mis gibi Türkiye için özelleştirilmiş ofis paketi. Uygulaması ise işletim sistemiyle uğraşmaktan daha karlı. Bal yağ sür ye…!
  • Böyle iş olmaz…!
  • Açık söyleyimi bu bir skandaldır. TÜBİTAK ve ULAKBİM adına bir skandaldır. Hem skandaldır hem de kandırmacadır. Kesinlikle çözüm değildir.
  • Yani hangi cesaretle böyle bir karara varılmış, anlamak imkansız. Olabilir, Debian Türevi yapılır, ama bunu Pardus diye satmaya kalkmak nasıl bir cesarettir anlamıyorum…
Sorularım şunlar:
  • Bu karara ne zaman varılmıştır?
  • Bu Pardus Görünümlü Debian’ı kim yapmıştır?
  • Neden mevcut hiçbir Çözüm Ortağı’na danışılmamıştır, bu firmalar ile iş yapılmamıştır?
  • Bu bir özgür yazılım projesiyse kodları nerededir?
  • Hata takip sisteminde kayıtlı bir ürün var mıdır?
  • Bu ürün yaptırılırken, hali hazırda Pardus projesinde çalışan(henüz istifa etmemiş) personelin bu işten haberi var mıdır?
  • Lise öğrencilerinin yaptığı şekilde bir dağıtımın adını değiştirmek TÜBİTAK’a yakışmış mıdır?
  • Bilim ve teknoloji üretecek bir kurumun vizyonu bu kadar mıdır?
  • Debian’ın adını değiştirme işi sizce bir proje yönetimi midir? Sofistike çözümünüz bu mudur?
  • Teknik sıkıntılarımız oldu derken bir yandan da projedeki geliştiricileri tek tek projeden uzaklaştırmanın gerçekçi bir açıklaması var mıdır?
  • TÜBİTAK hem geliştiricileri uzaklaştırırken “bir sürücüyü” halledemeyecek kadar acz içinde midir? Olduğunu hiç sanmıyorum!
***
Anlamadığım bir çok nokta var…
  • Madem Kamu’da Debian’a geçmek için bir istek var, bunun için TÜBİTAK’a neden ihtiyaç var? Hali hazırda piyasada bu işi yapabilecek firmalar var, SGK buna geçmek istiyorsa, kendi bütçesinden ihale ederek bu geçiş için hizmet alır. TÜBİTAK’ın rolü nedir? Yani görevi özgür yazılıma göç için şevk ve destekse, bunu yapmak için destek programları yapılsın, KOSGEB, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı hem göç ortağına hem de göç edecek KOBİ ve Kamu kuruluşlarına maddi fırsat sağlasın. Burada Bilim ve Teknoloji üretimi nerede?
  • Kamu Temsilcisi, bu Debian-Pardus ile yola devam demiş, Çalıştay’da uzun süredir TÜBİTAK’tan destek alamadıklarını söylemişlerdi, acaba Debian olursa kendi işimizi de kendimiz görürüz, göbekten bağlı olmayız diye mi düşündü?
  • Yine Kamu temsilcisi, hangi cesaretle tek bir geliştiricisi olmayan TÜBİTAK ile sözleşme imzalar, nesine güvenir? Ben olsaydım, kesinlikle böyle bir imza atmazdım. Bu derece belirsizlik içerisinde ve bir işe girmek çok riskli… Geri planda ne sunuldu hangi hedefler ve planlamalar yapıldı bilemiyorum elbette…
  • Düşünsenize, kimin yaptığı belli olmayan, hiçbir yerde kodu olmayan ve hiç geliştiricisi olmayan bir işletim sistemine 85.000 bilgisayarı göç ettirmek için sözleşme imzalıyorsunuz… Her şeyi geçtim, ya o kodların arasında farklı bir kod varsa, nereden bileceksin, üretim aşaması şeffaflığı nerede… Özgür yazılımın en önemli güvenlik sübabı olan kodları herkesin görebilmesinden feragat ederek nasıl güvenildi? Bunun kaç gün testi yapıldı, testçisi kimdi… Çok merak ediyorum ve yanıtını bekliyorum…

Kurul Üzerine:

Doğrusu Kurul’un mevcut hali, daha doğrusu TÜBİTAK tarafında görülen hali beni hiç memnun etmedi. Bu kurul aslında Pardus için değil, TÜBİTAK için son şanstır. Şayet bu kurulun işlevi olmaz ise, açık söylüyorum, şu an camia gözünde eksilerde seyreden TÜBİTAK’a olan güven asla olumluya çıkmaz, topluluktan destek alamaz ve başarısızlığa mahkum olur. Ne olursa olsun, ne kadar para harcarsanız harcayın, özgür yazılım dinamikleri dışında hareket edip hazır ürünlerden menfaat bekleyip ve başarı sağlamaya çalışırsanız sonunuz büyük düş kırıklığı olur. Elinizde kalan tescilli bir başarısızlık olacaktır.
Toparlamak gerekirse, ben de şunu düşünüyorum, deb ise deb, rpm ise rpm, bunun kararını Danışma Kurulu vermeli. Debian türevi olarak da yola devam edilir, biz Pardus’u çoktan öldürdük, üzerine toprağı da attık, mermer mezarıysa TÜBİTAK bu Fatih projesiyle kurarken bir ZOMBİ yarattı. Bu Pardus değil… Buna Pardus dememek gerek…
***

Toplantının karar vermeye karar vermek sonucu ve Danışma Kurulu’nun Bilim Kurulu onayına sunulması, ve şayet böyle bir kurul onay verecekse bu onayın neden önceden alınmamış olması, demo toplantıda “Kafamızı bozmayın, Bilim Kurulu’ndan olumlu netice çıkmazsa ‘-Biz burdaydık ve siz hiç olmadınız ki!’ deriz” gibi bir aba altından sopa göstermek miydi? Bu da kafamda ayrı bir soru işaret olmadı değil.

TÜBİTAK basın toplantısı akabinde de bu kurul ile bozuk bir yolda son sürat gitmeye çalışan bir araba gibi, her an takla atıp uçurumun dibine yuvarlanabilir. Kurulda konuşulanlar üzerine gördüğüm, yönetimin bu kurula şiddetle ihtiyacı olduğudur. Parayla böyle bir danışman bir ekip tutulamaz.

Ben danışma kurulundaki TÜBİTAK dışı üyelere sonuna kadar güveniyorum. Pardus -şimdilik- olmasa da, özgür yazılımın gelişmesi için çok doğru şeyler ortaya koyacaklardır.

Bekleyip göreceğiz.

Mutlu günler.

Pardus’un yeni yol haritası ve gelecek dönem

Pardus’un yeni dönemiyle ilgili 19 Haziran 2012 tarihinde bir basın toplantısı düzenlenmiş. Bu toplantıda birçok şey söylenmiş. Doğrusunu söylemek gerekirse söylenenler ve yaşanan gerçekler aynı evrendeki gerçekliklerde değil… Bırakın daha farklı şeyleri; geliştiricisi dahi olmayan, aylardır tek bir satır kod yazılmamış bir projenin basın toplantısı bir sağ yanaktan bir de sol yanaktan tokat yemişe çevirdi beni.

Basın toplantısıyla ilgili haberler, yine gerçekliğin ötesinde bir çok büyük gazete ve internet sitesinde[S] [H] süslü manşetler ve hala anlayamadığım “Pardus’u Herkes Kullanabilecek, Halkla Buluşuyor[Z], Tabana Yayılacak vb”  ifadelerle sunuldu. Bir çok kişi -çoğu güncel durumdan bir haber, hatta Pardus ne bilmeyen- büyük başarı adıyla bu haberleri paylaştı. Bir de Fatih projesinde ‘sadece’ Pardus kullanılacak gibi bir ifadeyle yansıması da böyle bir algı oluşturdu ki, bu da yanlış, Pardus bu şartnamelerde akıllı tahtalarda yüklü olacak, ama Microsoft Windows’un yanında(Kim Pardus’la açarsa artık). Fatih proje sitesinden gerekli bilgiyi alabilirsiniz Ekran görüntüleri ise tercihi ortaya koymakta… http://fatihprojesi.meb.gov.tr/tr/index.php

Bu basın toplantısı ve Pardus ile ilgili daha fazla yorum yapamayacağım. Buna enerjim ve hevesim de yok. Sevgili Ali Erkan İmrek’in günlüğünde derlediği toplantı notlarını ben de buraya aktarıyorum.

Pardus’u seven, geleceğini önemseyenlere buradan naçizane tavsiyem lütfen aşağıda söylenenlerin takipçisi olun. Vakti geldikçe gecikmeden akıbeti sorun, sorgulayın…

  • Dr. Kaplan Pardus’un sadece kamu kurumlarının kullanımına sunulan bir işletim sistemi olmaktan çıkıp, halk tarafından da tercih edilen bir sistem olmasını dolayısıyla da gerçek anlamda “milli işletim sistemi” haline gelmesini hedeflediklerini belirtmiş.
  • Pardus Danışma Kurulu’nun ilk toplantısı en kısa zamanda yapılacak. 
  • Pardus’un güncellenmesi ve yeni sürümünün 1-2 ay içinde sunulması çalışmaları hızla devam ediyor. 
  • Bu yıl içerisinde yeni kurumsal sürüm çıkacak.
  • Sunucu ve Mobil sürümler çıkacak.
  • FATİH’in 620 bin akıllı tahtasında Pardus kullanılacak.
  • Yeni sürümün devreye girmesi ile birlikte tanıtımlara da ağırlık verilecek. Pardus Tema yarışması yapılacak.
  • Özel sektörle işbirlikleri yapılacak.
  • Sertifikasyon programları oluşturulacak.
  • Kamu ve özel sektör ile halkın rahat kullanımı hedeflenecek, KOBİ’lerin ihtiyaçları için Pardus tabanlı ticari yazılımları artırmak istiyoruz.
  • Bilişim sektörüne yeni çalışma alanı açılmış olacak.
  • Yerelleştirme için üniversitelerden ve firmalardan destek alınacak.
  • Mobil sürüm çalışmalarının tümü TÜBİTAK bünyesinde gerçekleşmiyor, bir eko-sistem oluşturulmuş, firmalarla ortaklık yapılarak geliştiriliyor. Elbette bu hemen yakın zamanda yani bir kaç ayda gerçekleşmez.
  • Linux mobilleşmede geç kaldı. Pardus da bir Linux tabanlı işletim sistemi olarak mobilleşmede geç kaldı.
  • 1512 Girşimcilik Desteği’ne çok önem veriyoruz. Pardus tabanlı yazılımlar üretilmesi için her tür desteği vereceğiz.
  • Bakanlıklardan, SGK’dan, DDY’den Pardus kullanmak için talep geldi.
  • Pardus’un sanal makinelerde açılma süresi 0.8sn yani 1 saniyeden bile az. (Muhtemelen bir yanlış anlaşılma var)
Mutlu günler.

Forum tamam – Wiki için iş çok!

Sevgili Sabri’nin daha önce yaptığı duyuruda belirttiği üzere LibreOffice Türkiye Forumlarını açmış bulunuyoruz. Forumla ilgili işleri hal-i yoluna koyduk. Şık bir forumumuz oldu! Üyeliğinizi bekliyoruz! Şimdi sıra Wiki’de!

LibreOffice Türkiye Forumları http://forum.libreoffice.org.tr adresinde yayında!

LibreOffice Türkiye Forumları http://forum.libreoffice.org.tr adresinde yayında!

 

Son durumla ilgili bugün Türkçe Kullanıcı Listesine bir e-posta attım. Aşağıya aktarıyorum:

—————————————————–

Merhaba,

İki maddede yazayım:

1- Forum:

Sevgili Sabri’nin çabalarıyla, LibreOffice Türkiye forumunu yayına geçirebildik.Yapılacak işleri elbette var fakar, küçük şeyler ve iyileştirmeler günden güne, el birliğiyle halledeceğimiz şeyler :)

Bundan sonra forum için yapabileceğimiz en güzel katkı, foruma ara ara göz atmak olacaktır. Forumu RSS beslemeleriyle takip etmek bildiğiniz üzere çok daha kolay. Firefox, Google Reader veya farklı bir rss okuyucusundan forumu takip edebilmek için:

Tüm Forum: http://forum.libreoffice.org.tr/feed.php
Yeni Konular: http://forum.libreoffice.org.tr/feed.php?mode=topics

Diğer RSS beslemelerini alt forumlarda görebilirsiniz. RSS beslemelerinina adreslerini görebilmek için Firefox’da yer imleri sekmesine tıklayıp Abone ol seçeneğiyle beslemelerinizi seçebilirsiniz. (Konu dışı Not: Firefox’da daha önce bu RSS simgesi adres çubuğundaydı, kim neden kaldırdı anlamadım- Firefox’da Araç çubuğuna sağ tıklayın-> Özelleştir yoluyla RSS singesini alıp araç çubuğunda dilediğiniz yere bırakabilirsiniz. Bu simgeye tıkladığınızda sayfadaki mevcut RSS bağlantılarıyla ilgili menü açılacaktır.)

Bence gereçkten güzel görünen temiz bir forumumuz oldu. Wiki için de umarım aynı şekilde devam ederiz.

2- Wiki

LibreOffice Türkiye wikisi için yapılması gerekenler Forum’dan biraz daha fazla ve zor. Öncelikle bir teknik yöneticiye ihtiyacımız bulunmakta, ve henüz MediaWiki yazılımına haklim bir teknik yönetici bulamadık.

Yöneticide aranan özellikler:

- MediaWiki yazılıma hakim olmak, yama uygulayabilmek, eklenti kurabilmek vb
— Ör. Şu anda engelleyici bir hatamız var Wiki’de küçük resimler gösterilemiyor. Şurada anlatılan yamanın uygulanması lazım: https://bugzilla.wikimedia.org/show_bug.cgi?id=36475 . Bunun dışında anti-spam eklentilerinin de kurulması ivedi bir ihtiyaç
– Veritabanı konusuna bilgisi olan:
— Eski OpenOffice Türkiye Wiki’sinin dosyaları ve SQL veritabanı elimizde(Doruk hocam ve Rail’e teşekkürler) bu eski dosyalar ve Veritabanını kullanarak eski OOo Wikisini eskiwiki.libreoffice.org.tr gibi bir adreste yayına sokmak istiyoruz. Neticede OOo ikisinde onlarca kıymetli madde var. Bu maddeleri yeniden yazmak yerine güncelleyerek LibreOffice Vikisine aktarmak çok daha mantıklı. Wiki katkıcılarının bu aktarım için faydalanmaları amacıyla bu eski wikiyi yayına almalıyız. Ben denedim ama veritabanını mevcut veritabanının içine aktarırken hata aldım…
– Bize zaman ayırabilecek olması:
— Neticede sürekli bir ihtiyacımız olmayacak, ilk kurulumda birkaç saat, işler yolunda giderse de nadiren hal hatır sormak için aradığımızda bize “İyiyim sağol” diyebilcek kadar bir vakit :) Ama en azından ulaşılabilmesi çok önemli :)

Özetle, Wiki için teknik yönetici arıyoruz!

——————–

Forum, soru cevap şeklinde ilerleyecektir, ama wiki için yavaştan ve sürekli şekilde maddelerimizi yazmamız gerekmekte. Tabi bir de LibreOffice Kitaplarının Türkçeleştirilmesi var(http://wiki.documentfoundation.org/Documentation/Publications). Hem wiki hem kitaplar ayrı iki koldan işgücü israfı yapmamalı. Bir şekilde belgelendirme politikasını da ilerleyen zamanlarda oluşturacağımızdan ve eşgüdümü sağlayacağımızdan emimim.

Saygılar, selamlar
Zeki

—————————————————–

Umarım kısa sürede bir teknik yönetici bulabiliriz. Eğer bu işi yapmaya gönüllüyseniz lütfen bize ulaşın :)
Not: Eğer E-posta listemize üye değilseniz, üyelik için:users+subscribe@tr.libreoffice.org adresine boş bir e-posta gönderebilirsiniz. Size gelecek otomatik cevaptaki yönerge doğrultusunda boş bir yanıt yazıp göndererek üyeliğinizi tamamlayacaksınız. Listenin arşivlerine ise http://listarchives.libreoffice.org/tr/users/  bağlantısı ile ulaşabilirsiniz.Listeye ileti göndermek için yukarıdaki anlatıldığı gibi üyelik işlemlerini tamamladıktan sonra, listeye göndermek istediğiniz e-postayı users@tr.libreoffice.org adresinde gönderilmesi kafidir.

Topluluk olma yolunda: Geliyoruz!

LibreOfficeÖzgür Ofis Yazılımı

Özgür ofis yazılı LibreOffice’in Türkiye topluluğu konusunda uzun zamandır yürüttüğümüz çabalar neticesinde önemli bir aşamaya gelmiş bulunmaktayız. Konuyla ilgili LibreOffice kullanıcı listesine attığım e-postayı olduğu gibi aşağıya aktarıyorum. Eğer siz de çalışmalara katılmak istiyorsanız e-posta listesine üye olup kendinizi tanıtarak ilk adımı atabilirsiniz:

Üyelik için users+subscribe@tr.libreoffice.org adresine boş bir e-posta gönderebilirsiniz. Listenin arşivlerine ise http://listarchives.libreoffice.org/tr/users/ bağlantısı ile ulaşabilirsiniz.

—————————————————————————–

Arkadaşlar merhaba,

Uzun zamandır bir topluluk olma yolunda çalışmalar yürütmekteyiz. Ve nihayet Linux Kullanıcıları Derneği’nin desteğiyle www.libreoffice.org.tr alan adını almış bulumaktayız! LKD güzel çabalarıyla alan adı ve barınma hizmetlerimizi sağlamakta. Kendilerine buradan bir kez daha gönül dolusu teşekkürlerimi iletmek istiyorum.

1- Neden LibreOffice.org.tr

Bildiğimiz gibi, TDF bize hali hazırda tr.libreoffice.org adresini sağlamakta. Fakat yine takip  ettiğiniz üzere, LibreOffice için küresel veya yerel forum hizmetleri henüz sağlanamamış,  daha doğrusu üzerinde çalışmalar yürütülmekte. Ayrıca belgeleme merkezi olan TDF wikisi çokdilli yapısıyla daha çok TDF ve LibreOffice üretim konularına eğilmekte. Elbette bu wikiyide kullanabilirdik fakat bizim Türkiye olarak ihtiyaçlarımız biraz farklı, çok daha farklı diamiklere sahip olmamızdan dolayı kendimizce bir çözüme girmemiz çok daha makuldü.

Daha önceleri OpenOffice.org zamanlarında, çok güzel işleyen bir OpenOffice.org.tr Türkiye oluşumumuz mevcuttu. Fakat zamanla meydana gelen değişiklikler ve bağımlılıklar  nedeniyle OpenOffice.org.tr forumları devre dışı kalmıştı ve şu anda özgür ofis yazılımı olan OpenOffice.org ve LibreOffice ile ilgili kullanıcıların yardımlaşacağı organize olacağı bir forum bulunmamaktaydı. Bu acı durumu şükür ki bugün geride bırakmak için önemli adımlar atmış bulunuyoruz.

2- Nasıl işleyecek?

Kafamızdaki yapı, çok basit ve ek bir yük veya ikililik yaratmamak adına, ana alanımızı tr.libreoffice.org’da tutup, forum ve wikimizi libreoffice.org.tr adreslerinden koordine etmek üzerine. En kolayı ve güzeli bu.

Ek adreslerimiz:

http://forum.libreoffice.org.tr/

http://wiki.libreoffice.org.tr/

3- Forum

LibreOffice Türkiye forumları forum.libreoffice.org.tr adresinden yayın yapacak. Ben bu adrese phbb yazılımını kurdum, ve şu an test yayınına başladık. Bu forumla ilgili yapılacak bir çok iş var. Elbette aramızda bu platformda tecrübe sahibi olan arkadaşlar vardır. Bu noktada harekete geçmek için daha fazla zaman kaybetme lüksümüz yok. Forum kısmında yapılacak işler:

- Kurulum optimizasyonu: Kurulum ayarlarının iyileştirilmesi, anti-spam ve diğer eklentilerin kurulması

- Temanın LibreOffice’in ten rengine uygun bir hale getirilmesi(büyük ihtimalle yeni bir tema kurulacaktır)

– Forum kategorilerinin ve alt forumların oluşturulması: Forumumuz gördüğünüz üzere bomboş :) Örnek alabileceğimiz kurgu ise forum.openoffice.org.tr adresinde, fakat buraya doğrudan ulaşamıyoruz. İnternet arşiviyle Şubat 2010 görüntüsüne ulaşabiliyoruz:
http://web.archive.org/web/20100210093830/http://forum.openoffice.org.tr/index.php
– Forum yöneticilerinin belirlenmesi: Yöneticilik yapmak isteyen arkadaşlara duyurulur :)

4- Wiki

Yine aynı şekilde bir Wiki yapılanmasına ihitiyacımız var:

- Kurulum optimizasyonu: Kurulum ayarlarının iyileştirilmesi, anti-spam ve diğer eklentilerin kurulması ör. http://www.mediawiki.org/wiki/Manual:Security#Upload_security

– Akıllı adreslerin ayarlanması: Adreslerdeki index.php takısının kaldırılması: http://www.mediawiki.org/wiki/Manual:Short_URL
– PDF ve ODF çıktı eklentilerinin eklenmesi(önceliği düşük) 
- Mevcut OpenOffice.org.tr Viki içeriğinin taşınması ve güncellenmesi:
Şu anda baktım, maalesef bu adres de Apache OOO’ya yönelendirilmiş(
Doruk Hocam Hakan Hocam, geriye döndürme yapabilir miyiz?) İnternet
arşivi http://web.archive.org/web/20100422213053/http://wiki.openoffice.org.tr/index.php/Ana_Sayfa
– Wiki yöneticileriin belirlenmesi: Sanırım bu konuda sıkıntımız olmayacak :) Hali hazırda wikisever bir kaç kişi aramızda mevcut :)

———————

Özetle, yola daha yeni çıkıyoruz! Dileğim bugüne kadar geride kaldığımız topluluk konusunda çok güzel bir ivmeyle ilerleyip Türkiye’de özgür yazılıma yaraşır şekilde bir LibreOffice topluluğu oluşturabilmemiz.

Bugüne kadar yapmakta zorlandığımız organizasyon, iletişim ve yardımlaşma konularını forum ile halledeceğiz. Çeviri, tanıtım grupları ve diğer faaliyetlertimizi çok daha kolay  koordine edebileceğiz. En önemlisiyse, bugüne kadar kullanıcılara sunamadığımız
gönüllü desteği, forumda yardımlaşarak sunacağız. “Nereden destek alacağım arkadaşım?” diye soranlara artık gösterecek iki yerimiz var :)

Belgeleme konusundaysa Wiki sitesinde bir çok güzel belge ve rehber ortaya koyabileceğiz. Eminim ki Wiki LibreOffice Kitaplarını da Türkçe’ye kazandırmamızda önemli bir çalışma ortamı olacak. http://wiki.documentfoundation.org/Documentation/Publications

Bu güzel haberleri size vermekten kıvanç duyduğumu belirtmek isterim. Bu işi yavaşça yoluna koyduğumuzu görmek beni çok ama çok mutlu ediyor. Eminim kısa zamanda çok güzel işler başaracağız ve özgür yazılımın Amiral gemisi olan LibreOffice kullanımını Türkiye’de hızla artıracağız!

Bunların hepsi ekip olarak kararlı ve koordine halde çalışmamızla mümkün olacaktır. Bu alanlarda katkı vermek isteyen arkadaşlarımız lütfen geri durmasınlar, kısa sürede işe koyulalım :) İletişim için buradan veya bana zeki[at]ozgurlukicin.com adresime e-posta atabilirsiniz.

Şimdi elleri görelim, kim hangi işin ucundan tutar :)

Haydi hayırlısı!

……

Konu dışı Not: Arkadaşlar LibreOffice 3.6.x serisi oluşturuldu. Bugün yarın Pootle’da yerelleşitrme projesini görebileceğiz. Lütfen yardım içeriği çevirilerinde yeni seriden devam edelim. Sebebiyse 3.5.4. sürümünden sonra çıkacak 2 ara sürümde -göreceli olarak- çok bir yol katedemeyeceğiz, ve çevirilerde 3.6.x serisi oluşturulduktan sonra senkronize olmayacak. Gücümüzü 3.6.x serisine kanalize edelim. Umarım 3.6.x serisi sürecinde yardım içeriğini tamamlarız.

Mutlu günler.
Zeki

—————————————————————————–