Kategoriler
Fikir Genel

‘VatandaÅŸ Bilimi’ ve Oyun Oynayarak Kansere Çare Bulmak

Bugün elimizdeki cep telefonları on yıl öncesinin bilgisayarlarından çok daha güçlü iÅŸlemcilere sahip ve çok daha geliÅŸmiÅŸ yazılımlar üzerinde koÅŸmakta. Bu cihazlar üzerinde bugün yapılamayacak çok az ÅŸey var. Hepimizin gündelik hayatında elimizden düşürmediÄŸimiz bu cihazlarda kuÅŸkusuz en çok zaman geçirdiÄŸimiz etkinliklerden biri ise oyun oynamak. Çevrenizde; metroda, metrobüste hatta manzaralı bir çay bahçesinde dahi insanların telefon ekranlarına küçük bir dikiz attığınızda insanların hayatlarının rutin bir eylemi olarak bir oyuna bulaÅŸtığını ve vakit geçirmek için bu oyunu kullandığını görebilirsiniz. Bu oyun mesaisi aynı zamanda ciddi bir insan gücü de demek… İşte vatandaÅŸ bilimi de buradan yola çıkarak bu oyun mesaisi üzerinden taşınabilir cihazlarımızı bilime katkı verebileceÄŸimiz bir araca dönüştürüyor.

VatandaÅŸ Bilimi nedir?

Öncü Vatandaş Bilimi projelerinden Seti@home dünya dışı akıllı yaşamı arıyor.
Öncü Vatandaş Bilimi projelerinden Seti@home dünya dışı akıllı yaşamı arıyor.

Vatandaş Bilimi (Citizen Science) terimi çoğu zaman kıtalar arası işbirliği yapan biliminsanı takımlarını içermekte. Fakat şimdi, internetin gücüyle artık uzman olmayan kişiler de katılıyor.

VatandaÅŸ bilimi birçok farklı kategoriye ayrılmakta. Öncü proje olan SETI@Home milyonlarca katılımcının atıl hesaplama zamanını kullanarak dünyadışı akıllı yaÅŸam araÅŸtırmasında kullanmakta. Seti@Home’un açtığı yoldan devam ederek Boinc@Home ile biyolojiden fiziÄŸe birçok alana, Folding@Home ile de tıp alanına atıl hesaplama zamanlarını bağışlamakta. VatandaÅŸ biliminsanları ayrıca Galaxy Zoo gibi gök cisimlerini sınıflandırma çalışmalarında ve hatta doÄŸayla ilgili Great Sunflower Project gibi projelere gönüllü olarak katılmakta. Bunun yanı sıra iÅŸin biraz daha mutfağına girerek Fold.it projesiyle bulmaca çözerek ‘Protein Katlama – Protein Folding‘ bile yapmak mümkün.

Oyun ve biyolojinin ilk harmanlandığı Fold.it projesi, onyıldır çözülemeyen HIV ile ilgili bir proteinin 10 gün içinde bir oyuncu tarafından çözülmesiyle kendisinden söz ettirmişti.

Ä°ÅŸte buradan çıkan bir fikir ile ‘VatandaÅŸ Bilimi” mobil- yani taşınabilir cihazlara eÄŸlenceli bir ÅŸekilde taşınmakta.

Daha fazlasını merak ediyorsanız Uzay, İklim, İnsanlık, Doğa, Biyoloji ve Fizik kategorisinde Vatandaş Bilimi projelerini bir çatı altında toplayıp sunan Zooniverse.org sitesine göz atabilirsiniz.

2013 yılında gerçekleştirilen bir ortaya atılan bir fikir ile ilk defa tıp alanında bir proje oyunlaştırılıp mobil cihazlar üzerinden insanların kanser araştırmalarına katkı verebileceği bir projeye dönüştü. Cancer Research UK, Amazon Web Services, Facebook ve Google geliştiricileri, akademisyen ve bilim adamlarıyla birlikte genetik veriyi dönüştürebilen eğlenceli bir oyun oluşturmak için yola çıktı. Bu süreçte alınan fikirlerle Play To Cure: Genes in Space (Tedavi etmek için oyna: Uzaydaki Genler) oyunu ortaya çıktı. Oyunun yayınlanıp başarılı olması üzerine ise bir diğer oyun olan Reverse the Odds (Odları Geri Döndür) isimli bir oyun daha yayınlandı.

Genes in Space oyunu 2012 yılında BirleÅŸik Krallık’ta gerçekleÅŸtirilen geniÅŸ kapsamlı bir göğüs kanseri araÅŸtırmasını temel almakta ve bu araÅŸtırmada elde edilen DNA verilerinin sanal bir madde olan ‘Element Alpha‘ya dönüştürülmesiyle analiz edilecek haritalar oluÅŸturulmakta.

Bir bilgisayar oyunu ile tıbbi veri analizinin ne kadar baÅŸarılı yapılabileceÄŸi konusunda ise oyun geliÅŸtiricileri ve uzman biliminsanları şaşırtıcı bilgiler vermekte [1]. Uzmanlara göre mevcut bilgisayar yazılımları genlerdeki bozulmaları incelemek için yeteri kadar isabetli incelemelerde bulunamıyor ve %10’luk bir ıskalama olmakta. Oyunun arkasındaki bilim konulu detaylı yazılar [2] [3] incelendiÄŸinde bilgisayarların DNA üzerindeki bu izleri incelemekte henüz insan gözü kadar iyi olmadığı ve bu binlerce veri setini incelemenin ise ço büyük bir zamana mal olduÄŸu söylenmekte. Ä°ÅŸte bu oyun sayesinde ise oyuncular tarafından hızlıca incelenebilen bu veri setleriyle araÅŸtırmaların hızlandığı söylenmekte.

Bu oyunlara temel teşkil eden ilk girişim olan çevrimiçi kanser hücrelerini inceleme platformu olan Cell Slider sitesinde bugüne kadar 2 milyondan fazla slyatın incelendiği düşünülünce, projelerin gerçekten faydalı olduğu görülüyor.

Genes in Space’in baÅŸarılı olması üzerine geliÅŸtirilip yayınlanan bir diÄŸer oyun olan Reverse the Odds oyunu ise bir bulmaca oyunu. Bu oyunda genetik veriyi analiz etmek yerine mevcut kanserli hücreleri ve bu hücrelerin biyolojik iÅŸaretlemeleri (biomarker)  tespit edilmeye çalışılıyor.

Reverse The Odds projesini yöneten Dr. Anne Kiltie, Reverse The Odds oyuncularının hali hazırdaki bilgisayar analizlerinden çok daha hızlı ve %10 daha baÅŸarılı olduÄŸunu ve ortalama isabetin de tıpkı Cell Slider gibi mevcut biliminsanlarına yakın olduÄŸunu belirtmekte[4]. Reverse the Odds’da bugüne kadar 3.200.000 civarında görüntü analiz edilmiÅŸ ve toplamda 31.000.000 görüntü analiz edilmeyi beklemekte.

Gerçek kanser hücrelerini tespit etseniz de merak etmeyin, gerçek hastalara teşhis koymuyorsunuz. Oyundaki verileri yüzlerce insan analiz ettiği için hata yapmaktan çekinilmemesi gerektiniği söylenmekte.

Candy Crush veya Angry Birds gibi popüler bir oyunu oynayıp vakit öldürmek yerine Vatandaş Bilimi oyunları oynayarak insanlığa katkı vermek daha iyi bir seçenek olarak önümüzde durmakta.

Biraz daha detaylı anlatabilmek için oyunları yakından tanıyalım:

(Belki ileride işe yarar diye oyunların resmi sayfalarını çevirip aktardım)

1- Play to Cure: Genes in Space:

2014 başında yayımlanan Play To Cure: Genes in Space oyunu gerçek genetik verilerin oyuncular tarafından analiz edilmesine üzerine kurulu eğlenceli bir uzay oyunu.

Bilim kahramanı olun

Play to Cure™: Genes in Space, oyuncuların kolektif gücünü kullanarak gerçek genetik verileri analiz etmek ve kanseri daha kısa zamanda alt etmek için geliştirilmiş dünyanın ilk ücretsiz mobil oyunudur.

Oyun

Oyundaki görev sanal bir madde olan Element Alpha’yı toplamaktır. Element Alpha, birçok kanser türüne dayanak oluÅŸturabilecek genetik kanser verisini temsil etmektedir.

Oyunda Bitfrost Åžirketi’nin bir elemanı olarak göreviniz deÄŸerli ve satılabilir Element Alpha maddesini toplamak ve rütbenizi aÅŸağıdakileri yaparak yükseltmektir:

  • Element Alpha’Nın en yoÄŸun olduÄŸu bölgelere göre rotanızı belirlemek
  • Rotanızı takip edip olabildiÄŸince çok Element Alpha toplamak
  • Element Alpha toplarken ve sonrasında astroidlerden kaçınmak ve ateÅŸ ederek asteroidleri yok etmek
  • Geminizin özelliklerini geliÅŸtirerek daha güçlü hale getirmek ve daha çok Element Alpha satabilmek.

Genes in Space oyununda görev sanal bir madde olan Element Alpha’yı toplamaktır. Element Alpha, birçok kanser türüne temel teÅŸkil eden genetik kanser verisidir.

 Uygulamayı Apple App Store’dan indirmek için tıklayın

 Uygulamayı Google Play’dan indirmek için tıklayın

Not: bazen bağlantı vb sorunlar nedeniyle boş harita gelmekte, Back (Geri) deyip tekrar Play tuşuna basıp (bazen bir kaç sefer tekrar etmek gerkebilir) deneyebilirsiniz

Oyunun arkasındaki bilim

Veri analizi bilim adamlarına iki anahtar konuda iletilmektedir:

  • Birincisi haritada Element Aplha yoÄŸunluÄŸuna göre çizdiÄŸiniz rota
  • Ä°kincisi uzay geminizle galaksilerarası uçuÅŸunuz esnasında topladığınız Element Alpha miktarı ve konumu

Genes in Space oynayarak biliminsanlarının çok uzun zamanını alacak çok büyük miktarlarda genetik veriyi analiz ediyor olacaksınız ve onlara zaman kazandıracaksınız. Bu veri yeni hayat kurtaran tedavileri geliştirmek için kullanılabilir.

 

DNA Mikroçipi
DNA Mikroçipi
Uzayda rota çizilirken...
Uzayda rota çizilirken…

 

Oyunun arkasındaki bilim hakkında daha fazla okumak için tıklayınız (İngilizce) 

2- Reverse The Odds:

Taşınabilir cihazınızdaki bu bulmaca oyunuyla sihirli bir dünya yaratın, sevimli minion ırkını kurtarın ve biliminsanlarımıza gerçek kanser verisini analiz etmeleri için yardım edin.  

Oyun

Reverse The Odds oyununda, dünyaları düşüşe geçen renkli yaratıklar olan “Odd“lara yardım ediyorsunuz. Mini bulmaca oyunlarını tamamlayarak topraklarını geliÅŸtiriyor ve Oddların topraklarını yaÅŸanabilir hallerine geri döndürüyorsunuz.

Reverse the Odds, hikayesi ve bulmacalarıyla eğlenceli bir oyun
Reverse the Odds, hikayesi ve bulmacalarıyla eğlenceli bir oyun

Ancak oyunda sadece Oddlara yardım etmiyorsunuz. Oyuna saniyelerinizi alacak gerçek kanser verisi analizleri ekledik.

Kanser araştırmalarına nasıl yardım ediyor?

Biliminsanlarımız devasa miktarsa veriye sahip, ve bu veri insanlar tarafından analiz edilmeli – bilgisayarlar gerekli desenleri algılamak için yeteri kadar iyi deÄŸil.

Reverse The Odds’a veri analizini ekleyerek binlerce oyuncunun biliminsanlarımıza beyin, gırtlak, akciÄŸer ve prostat kanseri gibi farklı kanser türleri hakkında daha fazla bilgi sahibi olmasına yardım edebiliriz.

Araştırmacılarla aynı şekilde analiz ediyorsunuz, fakat sizin gibi çok oyuncu olduğu için veri içerisinde çok daha hızlı ilerleyebiliyoruz ve araştırmacılarımızın değerli zamanından kazanıp kanser hakkındaki ipuçlarını daha erken yakalıyoruz.

Hata yapmaktan korkmayın!

Vatandaş Bilimi olabildiğince kişiyi dahil etmekle ilgili, bu nedenle gördüğünüz hücrelerle hakkında %100 emin olmanıza gerek yok. Bazen araştırmacılar bile farklı fikirlerde olabiliyor. İşte bu nedene yerlerinde destek mekanizmaları var ve biz de bunu yapıyoruz. Sizin gibi bir sürü insan aynı resmi görüyor ve tutarsız analizler için bizim de kontrollerimiz bulunmakta.

Bilim

Gördüğünüz resimler eski hastalar tarafından bağışalanan gerçek tümör dokularının büyütülmüş örnekleridir.  Bu veri hakkındaki basit sorulara yanıt vererek biliminsanlarına kanser hakında daha fazla bilgi sahibi olmaları ve gelecekteki hastalar için en uygun tedavileri etkince reçetelemek için yardım ediyorsunuz.Oyunun arkasındaki bilim hakkında daha fazla okumak için tıklayınız (İngilizce)

Mücadeleye Katılın

3- Cell Slider

Araştırma kanseri öldürüyor, fakat yardımınıza ihtiyacımız var!

Bir bilim kahramanı olun ve Cancer Research UK ve Zoonivers’Ä°n yanında kansere karşı savaşımızda yerinizi alın. Cell Slider patolojik veriyi görselleÅŸtirmekte ve kanser hücrelerini tıpkı biliminsanlarının yaptığı gibi tespit etmenize olanak tanımakta. Herkes bunun bir parçası olabilir ve analiz edilen her görüntü gerçekten fark yaratmaktadır!

Birgün kanseri alt edeceÄŸiz. Cell Slider’da yer alarak bunu daha kısa sürede yapabilmemize yardım etmektesiniz.

2,538,888

görüntü hali hazırda analiz edildi!

http://www.cellslider.net/

——————

KiÅŸisel not: Dünya üzerindeki insanların birbirlerini öldürmek için her yıl harcadıkları trilyonlarca doları düşününce bu çabaların nasıl bir karanlık içinde parladığını görüyoruz. Bu kadar parayla dünyada açlık ve hastalıklar elbette yok edilebilir, her zaman söylediÄŸimiz gibi, baÅŸka bir dünya mümkün…

 

Bağlantılar:

1- http://www.bbc.com/news/health-26009350
2- http://scienceblog.cancerresearchuk.org/2014/02/04/download-our-revolutionary-mobile-game-to-help-speed-up-cancer-research/

3- http://scienceblog.cancerresearchuk.org/2013/03/01/can-the-power-of-the-public-help-personalise-cancer-treatment/

4- http://www.cancerresearchuk.org/support-us/citizen-science-apps-and-games-from-cancer-research-uk/reverse-the-odds

5- http://www.channel4.com/microsites/reverse-the-odds/app-FAQs.html 

* http://www.techtimes.com/articles/3244/20140207/can-video-game-help-find-cure-for-cancer-doctors-say-yes.htm 

* http://www.gamasutra.com/blogs/CharlesLeesCzerkawski/20140206/210183/Play_to_Cure_Genes_in_Space__Development.php

* http://socialtech.org.uk/projects/reverse-the-odds/

* http://www.scientificamerican.com/citizen-science/reverse-the-odds/

Kategoriler
Fikir Genel

Çeviri: Önceki teknolojinin yerini hızlıca alan 3B Yazıcı teknolojisi bir fark yaratır mı?

Önsöz

3 Boyutlu Yazıcılar (İng. 3D Printers) geleneksel üretim araçlarından farklı olarak tasarlanmış bir ürünü çeşitli malzemeler ile sıfırdan oluşturan cihazlar olarak tanımlayabiliriz. Geleneksel modelinde üretim; kalıplar, dökümler, oyma, kaynak, dokuma vb gibi çeşitli farklı teknikler sayısız makine ve eğitimli emek ile gerçekleştirilirken, 3B yazıcıların temsil ettiği yeni üretim modelinde ise bilgisayar tasarımı ve bu tasarımı malzemeyi 3B şekilde yazan/basan/dokuyan bir makine ile üretim gerçekleşmekte.

Türkçemize “printer” her ne kadar “yazıcı” olarak geçmiÅŸse de bunun doÄŸru bir karşılık olmadığını düşünüyorum. Yazma eylemi deÄŸil, yazılmış bir ÅŸeyi basma, baskı eylemi söz konusu. Hatalı olduÄŸunu düşündüğüm bu karşılık 3B yazıcı kavramıyla iyice ortaya çıkmakta. AÅŸağıdaki metni çevirirken de bunun zorluÄŸunu yaÅŸadım. 3B Baskıcılar daha doÄŸru bir kullanım diye düşünüyorum, ama terimi bu yazıda 3B yazıcılar olarak kullanmaya devam edeceÄŸim, sonra bakarız…

3B yazıcıları belki de duymuş olabilirsiniz, basit el aletlerinden tutun yapay kalp cihazlarına kadar birçok şey bugün bu teknolojilerle yapılmakta. İşte bu yazıda da teknolojinin insan hayatını nasıl değiştirebildiğini bir kez daha göreceğiz.

Yazıyı çevirme amacım bu yazıyı okuduÄŸumda hissettiklerimdi aslında… Kötülüklerin ve kötü insanların hayatımızı çevirdiÄŸi ve dünyamızı esir aldığını görmekte ve hissetmekteyken böylesine harika insanların neler yapabildiÄŸini görmek beni çok duygulandırdı, hiçbir katkım veya paydaÅŸlığımın olmadığı bu kiÅŸilerin yaptıklarından gurur duydum. Minnetimi de yazıyı Türkçeye çevirerek göstermek istedim.

Buyurun birlikte okuyalım…

***

Önceki teknolojinin yerini hızlıca alan 3B Yazıcı teknolojisi bir fark yaratır mı?*

Onsekiz ay önce Youtube’de hayatımı deÄŸiÅŸtiren bir video izledim (buradan görebilirsiniz). Güney Afrika’da doÄŸuÅŸtan saÄŸ eli olmayan Liam isminde bir oÄŸlan 3B yazıcı ile üretilen bir protez el kullanıyordu ve bu sayede normal ve mutlu bir çocuk olabilmiÅŸti.

Gülen yüzü ve kararlılığı benim 3B yazıcılar ve topluluk fonlaması çözümlerinin gücünü anlamamı saÄŸladı. Ä°nsanların hayatlarında bir farklılık yaratmayı amaçlayan yeni oluÅŸan bir gönüllü topluluÄŸu olan e-NABLE‘da çabucak bir gönüllü oldum. Bir çocuÄŸun hayatını 30$ deÄŸerinde plastik ve 30$ deÄŸerinde donanım ile deÄŸiÅŸtirme kabiliyeti beni 3B yazıcılar ile üretilen her ÅŸeyi sevmeye sürükledi. Ä°ÅŸte bu Accucode’da  kıdemli müşteri temsilcisi olmamın nedenlerinden biri.

Liam-300x300Bu hafta Austion, Texas”da SXSW fuarında SX Crate’e katıldım ve nihayet arkadaşım olan bazı gönüllülerle yüzyüze görüşebildim. Hatta Rochaster Teknoloji Enstütüsü’nde araÅŸtırmacı ve e-NABLE‘nin kurucularından olan John Schull ile de buluÅŸtum. Bir avuç insan ile baÅŸlamış proje altı el tasarımı, iki kol tasarımı ve motor ve arduino kontrolüne sahip miyoelektrik kol tasarımıyla 4.400’den fazla kiÅŸiye ulaÅŸmış güçlü bir gönüllü topluluÄŸuna dönüştü. Bağışlar ve fedakar gönüllüler sayesinde 900’den fazla el özel olarak tasarlandı, test edildi, deÄŸiÅŸtirildi, 3B üretildi, montajlandı ve ücretsiz olarak dağıtıldı. (Bağışlar www.enablingthefuture.org/donate adresinden yapılabilir. 50$ deÄŸerinde bir bağış bir çocuÄŸa el uzatabilir… Gerçek anlamda…)

EÄŸer Robert Downey Jr.’nin bir Ironman protez kolonu genç Alex’e sunuÅŸunun hikayesini okuduysanız e-NABLE‘ı hali hazırda görev başında görmüşsünüzdür. Bu kol, Merkez Florida Ãœniversitesinde mühendislik okuyan doktora öğrencisi ve uzunca bir süredir e-NABLE üyesi olan Albert Manero tarafından kurulan bir gönüllü grup olan Limbitless Solutions tarafından üretildi. (daha fazlası Facebook sayfalarında).

AlexPring

Bu bir çocuÄŸun bir süper kahramandan ilk hediye alışı deÄŸildi. 28 Ocak 2015 tarihinde altı genç süper kahraman güçlerini e-NABLE ve Marvel Universe LIVE! ile Dallas, Texas’da birleÅŸtirdiler… bizi ÅŸeytani Kötü Suçluların yaratacağı mutlak kıyametten korumak için! Oyuncu ekibi alçakgönüllülükleriyle protezleri kendilerine monte ederek ve çocuklara sunarak birkaç saatlerini geçirdiler.

Geçen hafta SXSW şovunda %100 geri dönüşümlü 2 litrelik soda şişelerinden yapılan plastik filament ile üretilen ilk 3B üretimleri gördüm. Bundan böyle arazileri biyolojik olarak çözülemeyen plastikle doldurmak yerine bu çöple çalışan bir protez el veya kol yarabiliriz.

Evet, önceki teknolojinin yerini hızlıca alan 3B Yazıcı teknolojisi bir fark yaratır mı? GeçtiÄŸimiz yıllar içinde 900 çocuÄŸun  ve 4.400’den fazla gönüllünün halihazırda bir fark yarattı.

3B yazıcıların nasıl bir fark yarattığı konusunda daha Accucode’un 3B Bölümü ile iletiÅŸim kurarak daha fazla bilgi alabilirsiniz.

*Özgün yazı: Can the disruptive technology of 3D printing make a difference? - http://accucode3d.com/can-the-disruptive-technology-of-3d-printing-make-a-difference/ 

***

Sonsöz

Bilimin ve teknolojinin insan hayatını nasıl daha iyi hale getirebiceÄŸinin güzel bir örneÄŸi olan bu yazıyı okuduktan sonra çocukluÄŸumdan beri üzüldüğüm birçok ÅŸeyin ileride ortadan kalkacağına yönelik umutlarım güçlendi. Bugün plastik ve küçük elektrik motorlarıyla yapılan bu el organik olmayan maddelerin 3B yazdırılmasıyla üretildi. Yarın ise organik maddeleri örneÄŸin DNA’yı 3B yazıp, hücreler örüp dokular ve organlar üretilebilir. Bu sayede organ ve uzuz eksiklikleri giderilebilir. Bugüne kadar mekanik aksamlarla giderilen engeller gelecekte biyolojik 3B üretimle giderilebilir. Bugün bu çalışmaların öncülerini bilim haberlerinde halihazırda okumaktayız. Dilerim o günler çok yakın olur… Ah bir de görme engelliler… Sanıyorum görme engelli birisine görüş kabiliyetini yeniden kazandırmak dünyanın en mucizevi buluÅŸu olacaktır.

3B yazıcı konusu çok geniÅŸ bir konu, ama bir gerçek var ki o da bu teknolojinin insan hayatını çok çabuk deÄŸiÅŸtireceÄŸi. Sadece insan hayatı deÄŸil, ekonomimizi de çok etkileyecek bir konu… GeliÅŸmiÅŸ sanayi ülkeleriyle geliÅŸmekte hatta geri kalmış ülkeler arasındaki farkı kapatabilir. Baskı kodu ve istenilen ürünü yazabilecek yetenekte bir 3B yazıcı ile dileÄŸiniz her endüstri ürününü üretebilirsiniz. Bu bir araba da olabilir bir silah da… DediÄŸim gibi çok yönlü ve kesinlikle devrimsel bir konu. Zaten birçok yerde 3. Sanayi Devrimi olarak deÄŸerlendirilmekte.

Son olarak, görüldüğü üzere yeni çağın büyük bir teknolojisi ile karşı karşıyayız. Burada özellikle dikkat çekmek istediÄŸim ÅŸey üretimin temel faktörü olan sermayenin beÅŸeri sermeyeye karşı kaybediyor oluÅŸudur. Ä°yi mühendislere sahipseniz, o mühendislerin üreteceÄŸi sofistike yazılım ve donanım – ki bu 3B yazıcılar makine üretebilen makinelerdir – müthiÅŸ kapılar açabilir.

Ä°ÅŸ dönüp dolaşıp eÄŸitime geliyor… Klasik ve kötü eÄŸitim sistemlerimizden sıyrılıp, düşünebilen, üretebilen ve bu sayede farklılık yaratabilen bir insan kaynağı yetiÅŸtirmek her ÅŸeyin önünde olmalı.

İlginizi çektiyse, 3D Printing Google+ topluluğunu takip etmek eğlenceli olabilir.

Mutlu günler.

Kategoriler
LibreOffice

LibreOffice 4 serisinde bizden de bir şeyler var, daha çok olsun!

LibreOffice özgür ofis yazılımı 4 serisi ile birçok yeni özelliğe kavuştu. Bunun yanı sıra kod temizliği, kod denetimi (Coverity scan) ve 60.000 civarı belge ile yapılan sürekli ve yoğun testlerle daha sağlam bir hale geldi, çökme, donma gibi olayları neredeyse yaşamıyorum diyebilirim.

BildiÄŸiniz gibi OpenOffice.org’u geride bırakarak The Document Foundation çatısının kurulması ve LibreOffice’in yolculuÄŸuna baÅŸlaması geliÅŸtirme modelinde önemli deÄŸiÅŸiklikleri de birlikte getirdi. Artık Sun gibi tam zamanlı geliÅŸtirici çalıştıran bir ÅŸirket arkasında deÄŸil. Kod katkısının çoÄŸu dünya çağındaki bağımsız katkıcılar tarafından yapılmakta.

Başladığımız günden bugüne baktığımızda bir Brezilya olmasa da güzel şeyler yaptığımızı görüyorum. Ülkemizdeki kısıtlı insan kaynağı içinde kod katkısı veren kişi sayısının bir elin parmaklarından az olması üzücü ama yapılanlar mutluluk verici. Güzel olanı bence ne biliyor musunuz, arka planda çalışan kodlarla kalmayıp, bu yazıda evet şu arkadaşımız şunu yaptı ve gördüğünüzde onu anabilirsiniz diyebilmek.

Buyurun bakalım neler yapmış bir elin parmaklarından az sayıdaki cengaver LibreOffice geliştiricimiz. (Görselli açıklamaları LibreOffice Sürüm notlarından aynen alıntılıyorum)

1- Gökçen Eraslan – LibreOffice ile sayısal imzalı PDF belgeleri oluÅŸturabileceÄŸiz

Gökçen Eraslan’ın 2012 yılında Google Summer Of Code’un LibreOffice projesinde baÅŸladığı (Bknz:LibreOffice’de PDF Ä°mzalamak: BaÅŸarılar Gökçen Hocam)  ve temel çerçevesini oluÅŸturduÄŸu PDF imzalama özelliÄŸi LibreOffice 4.4 sürümünde eksiklerini de tamamlayarak karşımıza çıkıyor.

Digitally signed PDF export

PDF’s generated by LibreOffice can now be digital signed directly from LibreOffice during the export. It works on Windows, OS X, and Linux, and on Windows, the built-in certificate functionality is used to store your certificates for signing. (Gökçen EraslanGSoC 2012, Markus Wernig – Wilhelm Tux, fund raising, Tor Lillqvist – Collabora)

Selecting a certificate for signing on Windows.

The Digital Signatures tab of the PDF export dialog.

 

2 – Efe Gürkan Yalaman - Uzman Yapılandırma ve BaÅŸlangıç Merkezinde Åžablonlar

Efe Gürkan Yalaman’da tıpkı Gökçen Eraslan gibi GSoC öğrencilerinden. LibreOffice projesine 2013 ve 2014 yılında kabul edildi ve iki önemli özelliÄŸin geliÅŸtirilmesine katkı verdi:

Ä°lki 2013 yılındaki GSoC’dan ve geçtiÄŸimiz yıl yayımlanan LibreOffice 4.2 ile duyurulan Uzman Yapılandırma. Bu mdül ile adı üzerinde LibreOffice uygulamasını ileri düzeyde yapılandırabiliyorsunuz

 

  • An Expert Configuration functionality has been added to the Options tab (Efe Gürkan YALAMAN). This can be disable by setting EnableExpertConfiguration to false in the user’s configuration.

About config page

 

LibreOffice 4.4 sürümünde bu özelliÄŸe Araçlar – Seçenekler – LibreOffice – GeliÅŸmiÅŸ yoluyla eriÅŸebilirsiniz.

Diğeri ise 2014 yılında katıldığı GSoC projesi olan Başlangıç Merkezinde şablonları görebileceğimiz, düzenleyebileceğimiz Şablonlar modülü oldu.

Start Center

Templates now appear directly in the Start Center and can be picked from there. (Efe Gürkan Yalaman, GSoC 2014; and Jan Holešovský, Collabora)

Templates in the Start Center.

 

 

Sadece bunlar deÄŸil, Efe’nin yaptığı ve bizim için önemli olan geliÅŸtirmelerden yerelleÅŸtirmeyle ilgili para birimimizin YTL’den sonra tekrar TL (TRY)’ye dönmesi ve bu para birimiyle ilgili biçimlendirmeler ve Türk Lirasının Yeni Sembolünün eklenmesi.

3- GülÅŸah Köse – Sunumlarımızı Pebble saatimizle yönetebiliyoruz.

GülÅŸah Köse diÄŸer iki geliÅŸtirici arkadaşımızın aksine GSoC’a henüz katılmadı, diliyorum bu yıl baÅŸvurur. Necdet Yücel hocamızın teÅŸviki ve yönlendirmesiyle LibreOffice Impress’e Android ve iOS kumandalarından sonra Pebble kumandasını da kazandırarak önemli bir iÅŸe imza attı. Kendi Pebble’ım ile kullanıyorum 🙂

PebbleRemote.com adresinden gerekli bilgileri alabileceÄŸiniz bu ‘Havalı – Cool’ uzaktan kumanda katkılarımızı da beklemekte.

Pictures

 

 

Kendim kullanıyorum diye deÄŸil, gerçekten havalı bir sunum tecrübesine imkan tanıyor 😉

4- Barış Akkurt – Hakkında iletiÅŸim kutusunun iyileÅŸtirilmesi

Barış Akkurt LibreOffice 3.5 sürümünde LibreOffice’in Hakkında penceresinin geliÅŸtirilmesine kod katkısı veren diÄŸer bir geliÅŸtiricimiz.

***

Ãœlkemizden LibreOffice’e kod katkısı verilmesi gerçekten mutluluk verici, hele bizim gibi son kullanıcıların görüp hissedeceÄŸi geliÅŸtirmeleri görünce insan iyice ümitleniyor. Ama sayı gördüğünüz gibi çok az, sadece 4…

Açık konuÅŸmak gerekirse, OpenOffice.org mirasçısı bir yazılım olan LibreOffice epeyce silkinip kendi elbisesini giymeye baÅŸladı, ama daha alacak çok yol var… Özgür yazılım gönüllüleri ve kod veren kiÅŸilerin dahi beÄŸenmediÄŸi yanları ortada. Ama ortada olan bir gerçek ÅŸu ki, katkı verilmeden bu iyileÅŸmelerin olması mümkün deÄŸil.

LibreOffice’in özgür yazılım gönüllülerine ihtiyacı var, ülkemizin ise LibreOffice geliÅŸtiricilerine daha çok ihtiyacı var. 

Siz de LibreOffice’e Kod Katkısı Verin

Tabii, bir 'Feza Çağı Televizyonu' geliştirmek değil!
Tabii, bir ‘Feza Çağı Televizyonu’ geliÅŸtirmek deÄŸil!

Kod okur yazarlığı olan özgür yazılım severler LibreOffice’e vereceÄŸi her katkı çok deÄŸerli. Aza çoÄŸa bakmamak gerekiyor. Biliyoruz ofis yazılımı sıkıcı olarak görülmekte, ama LibreOffice gerçekten eÄŸlenceli bir proje. Ä°yi insanlar, iyi ortam ve dünya çapında iyi etkinliklerle kendinize ve LibreOffice’e katkı verebilirsiniz.

1- ‘Peki nereden baÅŸlamalı?’ diyorsanız aÅŸağıdaki baÄŸlantılara bir göz atmaya ne dersiniz.

Bütün bilgiler burada: LibreOffice Geliştirme wiki sayfası - https://wiki.documentfoundation.org/Development 

Buradan baÅŸlayıp konuya ısındığınızda eÄŸlenceli ilk adımlar olan EasyHacks bölümüne gitmenizi öneriliyor. Buradan diÅŸinize göre bir EasyHack bulup çözünce hem LibreOffice üzerindeki kod hakimiyetiniz geliÅŸiyor hem LibreOffice’e kod katkısı veriyorsunuz. Tek başınıza olacağınızı sanmayın, uzman LibreOffice geliÅŸtiricileri bu EasyHack’lerde size adım adım yardım da ediyorlar. Böylece ciddi bir tecrübe ve bilgi edinmiÅŸ oluyorsunuz. Kazan – Kazandır!

EasyHack‘ler gerçekten ilk adımlar için önemli. Tek varlık sebebi yeni geliÅŸtiricilerin geliÅŸimlerine yardımcı olmak, yani sizin için orada bekliyorlar Açıklamalarında göreceÄŸiniz gibi usta bir geliÅŸtiricinin çerez çekirdek çitlerken halledebileceÄŸi hackler ve siz çözün diye sizi bekliyorlar!

Bizi de unutmayın, ve LibreOffice Türkçe geliştirici listesine üye olun!

1.1- GSoC’a katılın!

Bitmedi, LibreOffice bu yıl da Google Summer of Code’a kabul edildi:
https://wiki.documentfoundation.org/Development/GSoC/2015

Şimdilik GSoC profje fikirleri şurada:
https://wiki.documentfoundation.org/Development/GSoC/Ideas

Aklınızda LibreOffice için bir fikir varsa ‘Ideas’ sayfasına ekleme de yapabilirsiniz. Yeni fikir eklemek için iki hafta gibi bir süre var. Aklıızda çalışmak, yapmak istediÄŸiniz ve GSoC’a yakışır bir proje fikri varsa ekleyin derim

Ha bir de Çılgın Fikirler var ki – en son ESC toplantısında da ordan GSoCa bir ÅŸey çıkar mı bilinmez, fikirlerin çoÄŸu çılgın…  https://wiki.documentfoundation.org/Development/Crazy_Ideas

Niyetiniz varsa 27 Mart’a kadar baÅŸvurunuzu yapmayı unutmayın!

BaÅŸvuru için fikir sahibi olmak adına Efe’nin yazdığı ÅŸu iletiye göz atın: http://listarchives.libreoffice.org/tr/gelistirici/msg00005.html 

2- ‘Ya ben daha çok Android falan…’ diyorsanız, LibreOffice’in Android sürümü ve uzaktan kumandasına göz atabilirsiniz.

3- ‘Kod okurum, ÅŸiir gibi de yazarım, LibreOffice’i de severim ama uÄŸraÅŸamam iÅŸim gücüm çok…’ diyorsanız, bağışlarınızla katkı verebilirsiniz: https://donate.libreoffice.org/tr/

4- ‘Tamam da, ben öğrenciyim/freelance’im az biraz da maddi getirisi var mı?’ derseniz sizi Freedomsponsors.org‘daki LibreOffice sayfasına alalım. Hem özgür yazılıma katkı verebilirsiniz hem de para kazanabilirsiniz. Detalı ÅŸurada anlatmışım: Freedomsponsors.org: Destek olun & Harçlık Kazanın

5- ‘Ya biz ÅŸirketiz, ihale, hizmet falan’ Bu daha geniÅŸ bir konu, kısa tutmak adına TDF’nin ihalelerine bakabilirsiniz;

5.1- Tender To Develop And Incorporate Usability Metrics Collection For LibreOffice (#201502-02)
http://blog.documentfoundation.org/2015/02/24/tender-to-develop-and-incorporate-usability-metrics-collection-for-libreoffice-201502-02/

5.2- Tender To Develop And Incorporate Multi-Language Support For UI And Test Cases Within Moztrap (#201502-01) http://blog.documentfoundation.org/2015/02/10/tender-to-develop-and-incorporate-multi-language-support-for-ui-and-test-cases-within-moztrap-201502-01/

Ayrıca Sertifika programlarına  katılabilirsiniz vs. detayları için benimle irtibat kurabilirsiniz.

PS: Dilimizde biten tüyleri ara ara alıyoruz.

Mutlu günler.

Kategoriler
Fikir Genel

Yenilemek için fazla dokunmayacağım

Yazılarda, sunumlarda, -özellikle- tezlerde, konferans ve hatta televizyonlarda son onbeÅŸ yıldır duymaktan sıkıldığımız baÅŸlangıç cümlesini yani  “KüreselleÅŸen dünyada…” demeden deÄŸiÅŸen dünya ile ilgili bir yazıya baÅŸlayabilmek çok önem verdiÄŸim ÅŸeylerden biri. Naçizane önerim; lütfen siz de bu iki kelime ile baÅŸlamayın.

Ä°nternet çok büyük bir devrim, çok basit bir ilkeye dayanmasına raÄŸmen gerçekten tarihteki en baÅŸarılı ve en büyük devrim diyebiliriz. 90’lı yıllardaki ilk hali ile de büyük bir devrimdi, ÅŸimdiki dinamik haliyle ise çok büyük bir devrim. Dünyada bugüne kadar bu kadar insanı birbirine birçok yönden baÄŸlayabilen eÅŸsiz bir proje. Basit olarak, karşılıklı kelimeler, ses ve görsel veriler iletilmesinden çok ötede bir ÅŸeyi baÅŸarıyor, insanlar birbirlerini etkileyebiliyor. Birbirlerini etkileyen insanlar ise çok deÄŸiÅŸiyor ve farklı bir ÅŸekilde baÅŸka insanları etkilemeye baÅŸlıyor. Tarif etmesi güç ama lise biyoloji derslerinde genetiÄŸin temelini hatırlarsak, melezlenme ile yeni bezelye türlerin oluÅŸması gibi, düşünce sistemleri de melezlenerek yeni düşünceler ve bunların yayılmasıyla oluÅŸan daha doÄŸrusu örülen kolektif bir beyinin paydaşı haline geliyoruz.

Düşünceler, algılama hatta duyguların internet ağı üzerinden adeta füzyon reaksiyonu gibi ortaklaÅŸtığını kolayca görüyoruz, tanık oluyoruz. Ä°yi yönde bir geliÅŸme olduÄŸu şüphesiz. Kötü yönde bir eÄŸilim üzerinde neler olabileceÄŸini ise düşünmek dahi istemiyorum, dev bir karşılıklı ortak nefret dünyayı yok olma savaşına bile götürebilir…

Bir ÅŸeyin içindeyseniz deÄŸiÅŸtiÄŸini çok olay farkedemezsiniz. Teknolojiyi de topluma göre biraz önden takip ediyorsanız -ki bir blog okuyucusu olmak bence bunun için yeterli bir göstergedir- her yeniliÄŸin dünyayı deÄŸiÅŸtireceÄŸini düşünüp sabırsızlanmış ve deÄŸiÅŸime ÅŸahitlik etmek için beklemiÅŸsinizdir diye tahmin ediyorum. Fakat deÄŸiÅŸimin gerçekleÅŸtiÄŸini ancak baÅŸka birinin aÄŸzından ‘Artık xxx deÄŸiÅŸti’ lafını duyduÄŸunuz zaman anlarsınız, ki bu onay ispatı aynı zamanda sizin ÅŸahitlik sürenizi de bir anda siler götürür, birden bu gerçekle karşılaÅŸmış gibi olursunuz…

Ä°ÅŸte bu deÄŸiÅŸimin daha doÄŸrusu içinde bulunduÄŸumuz devrimin çok da büyük bir maliyeti var: ‘BaÄŸlı olma zorunluluÄŸu’-bağımlılığı nasıl tanımlarsanız tanımlayın, özü ÅŸudur günlük hayatınızda internetin yeri artık sabittir, eriÅŸme ve eriÅŸilebilme alışkanlığınız haline gelmiÅŸtir. Bağımlılıktan öte bir durum olduÄŸunu düşünüyoum, organik bir baÄŸ hissi, baÄŸlı olma hissi, beslenme refleksi gibi…

Ä°nternet bağımlılığı, sosyal medya bağımlılığı gibi genel adlarla zaten bu durumu tartışmış, konuÅŸmuÅŸsunuzdur… Ama ben durumun biraz daha farklı ve derin olduÄŸunu düşünüyorum. Bu yazıda da duruma bu ciddiyeti kattığını düşündüğüm ÅŸeyi yazmak istedim: AKIÅž (stream)…

Algı olarak doÄŸrusal bir çizgide gidiyoruz. Kolayı da bu, bir zaman sırasında tane tane akan bilgiler… KarmaÅŸayı sevmiyoruz, zaman sırasına dizilmiÅŸ her çeÅŸit bilgiyi karıştırmadan almak gerçekten çok kolay… Sosyal medyada bilgilir akışla geliyor, zaman çizginizde hakimiyet sizde, okuduÄŸunuz internet gazetesi haberi size akışla veriyor… Sürekli olduÄŸunuz haber sitesine bakın, neden ana haberleri numaralandırılmış, neden yukarıdan aÅŸağıya doÄŸru önem sırası deÄŸil de zaman sırasına göre sıralanmış haberler var? Kolayı bu da o yüzden. Kolay olduÄŸu için takip etmeyi baÅŸarıyoruz ve baÅŸarabildiÄŸimiz bu eylem zevk veriyor, baÄŸlanıyoruz. Sözlük siteleri bile akışın ağırlıklı bir takip kipi içerisinde, aradığınız terim neyse dilerseniz ararsınız… Örnekleri fazla verip konuyu boÄŸmaya gerek yok, günümüzdeki çoÄŸu internet sitesi bir akış üzerine kurulmuÅŸ.

BaÄŸlı olmak aslında internetten beslenir halde olmak gibi, ne yediÄŸiniz size kalmış, süper bilgilerle de beslenebilirsiniz, süper saçma bilgilerle de. Elbette internet dünayadaki bütün bilginin kaynağı deÄŸil (en azından ÅŸimdilik), fiziki çevremiz ve yaÅŸamanın ta kendisi bilginin diÄŸer kaynakları. Dengesiz beslenme gibi dengesiz bir bilgi beslenmesi de sorunlara yol açıyor, obezite gibi düşünelim. Dengesizce internetten beslenir hale gelmemiz, doysak dahi daha fazlasını arama haliyle bizi akışımızın başına geçiriyor ve yenilemek için ya tıklıyoruz ya da sürükleyip bırakıyoruz… Nasıl bir ruh hali ise az sayıda gelen güncelleme, yeni bir habere denk gelememek, gelen kutumuzda yeni bir posta olmaması bizi mutsuz etmekte. Oysa o zaman dilimi içerisinde nasıl bir beklentideyiz… Dev internet ağı ve sınırsız içerik akışından bizim nasibimize az düşmesi açken yoksul sofrasında olmak gibi bir his veriyor. Ne kadar çok yenilersek o kadar az ile karşılaşıp daha mutsuz oluyoruz. Tabi akışla beslenmek gibi etkileÅŸme ihtiyacı da aynı ÅŸekilde, insani ve sosyal bir ihtiyaçmışçasına internet üzerindeki ağımızdaki kiÅŸiÅŸelerle etkileÅŸmeyi bir ihtiyaçmış gibi görüyoruz. ÇoÄŸumuz aile ve yakın arakdaÅŸlarımızla fiziki platformda daha az etkileÅŸiyoruzdur…

Bir akıllı telefon sahibinin ortalama 9 dakikada bir telefonunu kontrol ettiÄŸini okuduÄŸumda kendime üzüldüm. Hayatın akışındayken bir iÅŸin ortasında veya sohbet ederken birden zorunlulukmuÅŸ gibi telefona ya da bilgisayar ekranına dönmek… Ne kötü ama ne çok yapıyorum… Altını çizmek isterim, üzüldüğüm ÅŸey ekrana uzun süre bakmak deÄŸil, dönüp bağı kontrol etmek…

Ne yapalım, yolda, durakta beklerken nasıl geçsin zaman diyebiliriz… O metrobüsün içinde 4-5″lik bir dünya kapısını açmayalım mı? Açalım tabi ama mümkünse başı-sonu olan bir ÅŸey olsun ekranın öte tarafında, akışın periyodunu mümkünse biz belirleyelim. Ha bire yenilemeyelim, yeni haber var mı diye aynı siteleri her saat turlamayalım. Mümkünse okumadaki boÅŸluklara doÄŸru ileleyelim… E-kitap olur, daha sonra okumak için sakladığınız yazıları Pocked – Read it Later (Daha sonra oku) Feedly vb uygulamalara yüklenelim.

GeçtiÄŸimiz iki ayı yolculukta Kindle ile kitap okuyarak geçirdim. Son on günde yolculuk süremi düşünmem gereken bazı konulara ayırdım bu nedenle kitap okumaya ara verdim. O konuları düşünemediÄŸim gibi, beÅŸ dakika bakayım derken yolculukta 38 kere akış yenilediÄŸimi farkedince ne kadar sıkıcı bir ÅŸeyin içine kendimi ittiÄŸimi gördüm.Akışlar yoÄŸunlaÅŸtıkça birbirini tekrar eden ve akışlardaki kiÅŸilerin de birbirini tekrar eden halle gelmesi gerçekten faydasız ve sıkıcı… Azı karar çoÄŸu zarar…

 Bu yüzden artık yenilemek için ikidebir dokunmayacağım. Önemli bir haber – olay varsa zaten bildirimi gelir, çevrendekiler bahseder. Hem bugüne kadar hep haberleri herkesten önce takip ettim de ne oldu, cemiyet ortamında -aa ÅŸu olmuÅŸ denildiÄŸinde yaÅŸanan ortak heyecanı yaÅŸamadım, ben onu çoktan öğrenip ÅŸaÅŸkınlığımı tüketmiÅŸtim, çevremle o anda paylaÅŸabildiÄŸim tek ÅŸey törpülediÄŸim küstahlığımla söylediÄŸim -evet okudum ben onu- evet duydum…

Kendime sınır koymayı sevmiyorum, uymayınca benim kendime olan saygımın öz-benliÄŸimce ezilmesini kendime yediremiyorum. Fakat (bu kelime ile cümleye baÅŸlanılamayacağı iddia ediliyor) günde üç kere toplu ve hızlı ÅŸekilde bu akışlara göz atmamın kafi olacağını ve bunu uygulamayı düşünüyorum. Sabah gazetesi, akÅŸam postası gibi, bir de öğle benden olsun…

Spam engelleyici doÄŸrulamalarındaki ‘Stop spam, read books (Spam yapmayı bırak, kitap oku)‘ sözünü ilk duyduÄŸumdan bu yana çok seviyorum, ve her zaman kaybıyla ilgili konuda bu lafın türevlerini kafamda çeviriyorum, bu konuda da ‘Yenilemeyi bırak, kitap oku (Stop refreshing, read books)‘ diyerek kendimi motive edeyim.

Akış dedim, durgunluk ve dinginlikle bitireyim.

Sapanca Gölü Kenarında
Sapanca Gölü Kenarında – (1920 x1280 boyutlu duvar kağıdı halini indirmek için resme tıklayın – JPG – 538 KB) Ekran boyutunuza göre dilediÄŸiniz ölçüde küçültüp/kırpıp kullanabilirsiniz)

Mutlu günler.

Bu yazı 1.000 kelime ve 7.395 karakter içeriyormuÅŸ, çok deÄŸil hani… Satır boÅŸluksuz 2 adet A4. Ne kadar okudum/zaman kaybım oldu diye merak ediyorsanız iÅŸinize yarar 🙂

Kategoriler
Kitap

Kitap Tanıtımı: İlizarov Günlüğü

Dostum Sezai Yeniay ilk kitabını ‘Ä°lizarov Günlüğü’nü geçtiÄŸimiz hafta Google Play Kitaplar’da yayımladı. Zor bir zamanında yazdığı ve el birliÄŸi ile hazırladığımız bu kitabın burada tanıtımını yapmaktan da kıvanç duymaktayım.

İlizarov Günlüğü
İlizarov Günlüğü

“Sanıldığının aksine doÄŸa en mükemmele evrilmiyor, en kolaya evriliyor…” – Sezai Yeniay, Ä°lizarov Günlüğü

Sezai’nin kitabı bir günlük… ÇocukluÄŸunda geçirdiÄŸi bir trafik kazası neticesinde yaÅŸadığı onca ameliyattan sonra bir son ameliyatın hikayesi. Ä°lizarov tekniÄŸi ile kemik uzatımı sürecinde yaÅŸadıklarını teÅŸvikimizle, baÅŸkalarına da faydalı olsun diye, bir internet günlüğünden (http://ilizarovgunlugu.wordpress.com/) yazmaya baÅŸlamıştı. BittiÄŸinde bunu kitaplaÅŸtırmak için kendisine söz vermiÅŸtim. Geç de olsa eÅŸimin yardımı ve özgür yazılım araçlarıyla bunu baÅŸardık.

Kitabı değerlendirmek gerekirse, İlizarov Günlüğü ameliyatı ve teknik-tıbbi yaşananları anlatan bir kitap değil. Kitabı okuduğunuzda kader, talih ve hayatın ne kadar çileli olabileceği ve insanın bir şekilde bu zorlu engeller karşısında kendine bir yol çizebileceğini ve başarabileceğine dair inancınız pekişecektir.

Ä°ki gün önce hayatta ortalama bir insanın sahip olabileceÄŸi birçok ÅŸeye sahip bir insan olan Mehmet PiÅŸkin’in intiharı üzerine hayatı sorgulamış olabilirsiniz… Benzer bir çok örnek gibi, Ä°lizarov Günlüğü ve Sezai’nin hayatını önümüze koyduÄŸumuzda, insanın en temel içgüdüsü olan yaÅŸama güdüsünün ne kadar doÄŸal ve doÄŸru olduÄŸunun görüleceÄŸini düşünüyorum. Mutlak içgüdümüz olan yaÅŸamın asla bize mutlu tarafını garanti etmediÄŸini ve hayat oyununda kuralları biz belirlemesek bile mücadele gücümüzün tahminimizden de üstün olması sayesinde kazanacağımızı düşünüyorum. Galiptir bu yolda maÄŸlup da diyebiliriz. Türümüz böyle… Yoksa alçılanmış kırık ayağı ile kağıt toplamaya çalışan çocuÄŸun yaÅŸam mücadelesini nasıl açıklayabiliriz ki?

En zor en umutsuz anlarda bile zaman içerisinde -bazen ‘o zaman’ durmuÅŸ ve geçmiyorcasına can yaksa bile- bir çıkış muhakkak vardır.

Bu nedenle Ä°lizarov Günlüğü’nü okumanızı öneririm.

Kitabın hazırlanışı ile ilgili teknik kısma gelelim. İlizarov Günlüğü tamamen özgür yazılım kullanılarak yazılmış ve e-kitap biçimine dönüştürüldü; GNU/Linux tabanlı özgür işletim sistemleri üzerinde LibreOffice Writer ile yazıldı, LibreOffice için Writer2epub eklentisi ile e-kitap biçimine dönüştürüldü ve e-kitap yönetim yazımları Calibre ve Sigil ile son şekli verildi. Lisans olarak ise özgür bir lisans olan CC BY-SA 4.0 ile lisanslandı.

Eşim ve benim için bu ilk editörlük ve e-kitap oluşturma deneyimimiz oldu.

Ä°lizarov Günlüğü’nü serbest ÅŸekilde dağıtmanın yanı sıra, bir sayısal yayıncılık platformunda yayımlamak kitabı daha bir kitap havasında görmemizi saÄŸladı. (Eh biraz eski kafa bizde de var, kitaplar sanal da olsa bir raf üzerinde görülmeyi hakediyor diye düşünüyoruz…)

Nihayet Sezai kitabı Google Play Kitaplar‘da da yayımlamayı baÅŸardı.

lİlizarov Günlüğü Google Play'de
Ä°lizarov Günlüğü Google Play’de

Kitabı Google Play Kitaplar‘dan ücretsiz indirebilirsiniz, Google Books uygulaması ile cep telefonunuzda ve tabletinizde veya web okuyucusu ile masaüstü bilgisayarınızda okuyabilirsiniz. Kitabı okuduktan sonra yorum ve deÄŸerlendirmenizi kitabın sayfasından yapmanız güzel olacaktır.

Kitabın epub, mobi ve PDF biçimleri de dilerseniz şurada mevcut.

Neyse çok uzatmadan, kitabı indirebileceğiniz bağlantıları paylaşarak yazıyı sonlandırayım.

Son olarak, birçok kiÅŸinin faydalanacağı bir birikimi sunduÄŸu için Sezai’yi tekrar kutluyorum. Kitabın editörlüğünü devralarak sürüncemeden kurtaran eÅŸime buradan bir kez daha teÅŸekkür ediyorum.

Ä°yi okumalar.

Kategoriler
LibreOffice

LibreOffice’den haberler…

Aslında uzun uzadıya yazacak çok ÅŸey var ama zaman olmadığından kısa kısa derlemek en iyisi…

  • TDF LibreOffice’in Android sürümü için ihaleye çıkıyor: BilindiÄŸi üzere epeyce bir zamandır LibreOffice’in Android sürümü için çalışmalar yürütülmekteydi. Bu çalışmalar sıfırdan bir uygulama yazmanın zorluÄŸu ve LibreOffice camiasının bu konuda yeteri kadar donanımlı ve platforma hakim katkıcıları olmadığı için ağır aksak ilerlemekteydi, temel belge görüntüleyicisi üzerinde Smoose vb gibi ÅŸirketlerin sponsorluÄŸunda biraz ilerleme kaydedilmiÅŸse de temek çerçeve oluÅŸturma meselesi istenilen hızla ilerlemedi. Bu yüzden The Document Foundation LibreOffice’in Android sürümün temel çerçevesini oluÅŸturmak ve üzerine temel özellikleri inÅŸa etmek için ihaleye çıkma kararı aldı. Bu ihale ile Åžubat 2015’de temel düzenleme özellikleri çalışır halde bir Android uygulamasına kavuÅŸmak hedefleniyor. Ä°hale duyurusunu ÅŸuradan okuyabilirsiniz. Türkiye’den de bu ihaleye katılmak isteyen ÅŸirketler olursa çekinmeden baÅŸvursunlar derim.
  • TÃœBÄ°TAK’ın yazılım uyum sorunları yaÅŸanmayacak olan bilgisayarlarda LibreOffice ve Pardus kullanılması ile ilgili bir genelge yayımladığını duyduk. Detaylarını öğrenmek için bu genelge ve hedeflenen bilgisayar sayısı gibi rakamlara ulaÅŸmak için ilk fırsatta bir giriÅŸimde bulunacağım. Bu bilgiler ile güzel bir göç haberi hazırlayabilir ve küresel olarak da duyurabiliriz.. Åžayet bu yazıyı okuyan yetkili varsa, bilgileri temin ederse çok daha iyi olur. Bu tür göçler bizim için önemli, hele TÃœBÄ°TAK gibi bu konuda yıllardır bir ÅŸekilde öncülük etmeye çalışan bir kurum için gecikmiÅŸ bir karar. Åžahsi görüşüm ise daha önce de dediÄŸim gibi, yazılımı sadece kullanmak deÄŸil, üretimine de katkıda bulunmak gerekir, bu sebeple TÃœBÄ°TAK’ın olması gereken yer kurumsal kullanıcıdan öte TDF Tavsiye Kuruluna üye olmak ve/veya LibreOffice geliÅŸtiricisi istihdam etmek… Türkiye’deki kullanım ve Türkçe için yapacak çok ÅŸey var…
  • Ãœyesi bulunduÄŸum TDF’nin Ãœyelik Komitesi seçimleri yapılıyor. Bu seçimde aday oldum. Seçim duyurusu ÅŸurada ve adaylık için öz tanıtımım da ÅŸurada. SeçileceÄŸimi sanmıyorum ama vakıfta görev almak ve seçimlerin daha zengin olması için aday oldum.
  • LibreOffice konferansı bu yıl Bern’de gerçekleÅŸtirildi. Ãœlkemizden geçen yılki konferansa katılmış olan Efe Gürkan Yalaman bu yıl da GSoC öğrencisi olarak Bern konferansına katıldı. Detaylarını günlüğünde yazar diye tahmin ediyorum. Konferansla ilgili haberleri gezegenden ve sunum ve diÄŸer içeriÄŸi ise konferans sitesinden okuyabilirsiniz.
  • Önümüzdeki yıllardaki LibreOffice konferansını Türkiye’de gerçekleÅŸtirmek için sevgili Volkan Evrin niyetli… LKD öncülüğünde bu organizasyona ev sahipliÄŸi yapabiliriz diye düşünüyorum ama organizasyon iÅŸi benim pek becerebileceÄŸim bir ÅŸey deÄŸil. BaÅŸvuru vs süreçlerde elimden geleni yaparım. Ama organizasyonun maddi/manevi ve lojistik kısımları ile ilgili durumlar nasıl olur bilemiyorum. DediÄŸim gibi anladığım ÅŸeyler deÄŸil.

Haberler böyle… LibreOffice’in özgür yazılım dünyası için ne kadar önemli olduÄŸunu söylemekten sıkıldım, tamam ofis yazılımına katkı vermek kolay deÄŸil ve sıkıcı bir alan diye düşünülebilir ama sahip çıkmadan da olmuyor. Bu nedenle özellikle eli kod tutan ve zamanı olan özgür yazılım severleri LibreOffice’e katkı vermeye çağırıyorum.

Mutlu günler.

Kategoriler
Genel LibreOffice

Nerelerdeyim, neler yapıyorum…

Son yazımı yazalı epey bir zaman geçti. Yazmadıkça yazmıyor insan… Devamlılık gerektiren her eylem gibi yazmak da zor kazanılan ve çabuk kaybedilen bir alışkanlık.  Tabi bir de baÅŸka bir faktör var o da zaman… Yorgunlukla mücadele edebiliyor insan ama zaman ile mücadele edip daha fazlasını kazanmak çok ama çok zor.

İşyerinde  son altı aydır çok yoğun bir dönem geçirmekteyim . Gündüz yoğunluğu nöbetini akşamın yorgunluğuna ve boşvermişliğine devretmekte, ben ise kendimi hoyratça bu dar boşluğa bırakmaktayım.

Hobiler, sosyal yaşam, planlar ve hayalcilik gibi boş zamanını harcadığım faaliyetlerim de çok iyi gitmiyor haliyle. Bu güçlükle en çok yer ayırdığı konu olan özgür yazılım ve son iki yıldır LibreOffice ile ilgili şeylere de bakamıyorum gibi gibi görünse de asgari oranda bakabiliyorum diyebilirim. Yeni bir şey katmasam da olanı muhafaza etmeye gayret ediyorum. Sadece ben değil, gördüğüm kadarıyla birçok arkadaş da benzer bir atalet içerisinde.

İşte bu çerçevede ne yaptık ne ettik dersek şöyle bir liste ile durumu özetlemeye çalışayım:

  • LibreOffice’in yeni sürümü olan 4.3 duyuruldu. Sürüm notlarına ÅŸuradan bakabilirsiniz.
  • MazoÅŸist ıstırabımızın keyifli aralarından biri olan çevirilerini yetiÅŸtirebildik. Arayüz %99.9 seviyesine ulaÅŸtı. Bu çevirilerde sevgili Ayhan Yalçınsoy ve her zamanki gibi yaşı ve verdiÄŸi emeÄŸi en büyük olan -bu kısımda utanmaz gerekiyor- sevgili Necdet Hocamız büyük çaba gösterdiler. Ben de elimden geleni yapmaya çalıştım ama çeviri zamanımın büyük kısmını yeni Microsoft Office Excel iÅŸlevleri ve Calc iÅŸlevlerinin çevirilerini yeknesaklaÅŸtırmaya harcadım. Bununla ilgili ayrıca bir tablo da yapmıştım. Onu da güncellemem gerekiyor.
  • Bu 4.3 sürümün notlarında da adım geçiyor çok şükür. KK(QA) çalışmaları çerçevesinde 5 adet hatayı çözüldü iÅŸaretledim bu sayede adım sürüm notlarına geçti. Yeni kayıtlar girdim. Åžimdiye kadar toplamda 44 hata kaydı girmiÅŸim. Bu sürüm öncesi Türkçe yerlerini ilgilendiren bir tanesi var ki önemliydi, çözüldü(TeÅŸekkürler Eike).
  • Küresel pazarlama listesinde LibreOffice 4.4 için bir öneri sundum: Ä°ÅŸletmeler için daha iyi bir LibreOffice sürümü olsun dedim, iÅŸletmeler için çözülmesi iyi olacak hata kayıtlarına yoÄŸunlaÅŸmayı önerdim. Bu konuda uzun bir tartışma olmasına raÄŸmen net bir çizgi çizilmiÅŸ deÄŸil fakat konferans gündemine alınması da benim için mutluluk verici.
  • TDF üyeliÄŸimi yeniledim. Ãœlkemizden tek üye benim.
  • Zemberek çok eskidi, Linux sürümleri üzerinde performans sorununa ek olarak tam olarak nedenini bulamasam da güncel Ubuntu 14.04 üzerinde çalıştıramadım. Bazı paketlerde sorun var sanırım… Bu konuda biraz daha araÅŸtırma yapmak gerekiyor. Åžayet diÄŸer Linux dağıtımlarında da benzer sorun yaÅŸanırsa TÃœBÄ°TAK’ın çalışmayan bir Zemberek ile nasıl bir ofis deneyimi sunacağını merak etmiyor deÄŸilim. Zemberek’i kaybedersek önce TÃœBÄ°TAK düşünsün!
  • Yine Zemebrek demiÅŸken, gözümüz yollarda Zemberek 3’ü bekliyoruz fakat geliÅŸmesi ne yazık ki pek kolay olmuyor, sevgili Ahmet A. Akın’dan baÅŸka bu iÅŸe elini bulaÅŸtıran yok. Yine burada iÅŸ Zemberek’in hamisi TÃœBÄ°TAK’a düşüyor…
  • TÃœBÄ°TAK demiÅŸken Micheal Meeks LibreOffice 4.3’ün kaputunun altında neler olduÄŸunu yazdığı yazısında, LibreOffice’e kod katkısı veren kuruluÅŸ iliÅŸikli kiÅŸiler grafiÄŸi yayımladı. Ä°deal tabloda TÃœBÄ°TAK imzalı geliÅŸtirici veya “o yeni modelde” TÃœBÄ°TAK’ın hizmet aldığı Türk yazılım ÅŸirketleri olmalıydı…Hala yok, beklemiyoruz da…
Kuruluşa göre kod gönderim grafiği
Kuruluşa göre kod gönderim grafiği
  • Yukarıdaki grafikle ilgili ÅŸunu da söyleyeyim, Suudi Arabistan Kral Abdülaziz Bilim ve Teknoloji Åžehri(KACST) dahi The Document Foundation Danışma Kurulu’na üye oldu da TÃœBÄ°TAK hala olmadı… Kod dahi gönderiyorlar… Arapça ve saÄŸdan sola yazılan diller ile ilgili çok güzel geliÅŸmeler bu sayede oldu
  • Foruma birkaç kiÅŸi hariç ilgi düşük, wiki Allah’a emanet…
  • Topluluk olma adına çok aÅŸama kaydedemedik. Hiç yoktan iyi ama baÄŸlarımızı güçlendirmek adına bir hafta sonu Ä°stanbul’da bir toplantı yapalım diyorum. Detayı planı ile ilgili fikir alış veriÅŸi için e-posta listemize ilk fırsatta bir ileti göndereceÄŸim.
  • Kod katkısı olarak sevgili Efe Gürkan Yalaman bu yıl da GSoC’a katıldı, Åžablon Yöneticisini iyileÅŸtirecek ama sesi soluÄŸu çıkmıyor pek…
  • Türkiye’de özgür yazılıma olan ilgi ve katkı çok iyi seyretmiyor, haliyle LibreOffice’e de pek ilgi yok… Onca yazı yazdık, kod katkısı verin, Andorid sürümüne geliÅŸtirici olun diye ama önemsiz iÅŸlere bulaÅŸmayan kod okur yazarlarımızın dikkatini çekemedik maalesef.

Velhasıl-ı kelam, ölmesek de sürünmeye devam ediyoruz, bireysel yük ile 5-10 kişi çeşitli alanlarda dağınık zamanlarda katkı vermeye devam ediyoruz. Her alanda katkıcıya ihtiyacımız var. Bekleriz.

Mutlu günler.

PS: Bu yazıya tablette baÅŸladım, telefonda devam ettim ama fiziki klavyesiz olmuyor…

Kategoriler
Genel

Modeminizin güvenliği: 18tdn, linkbucks.com sızması

Bilgisayarımızı ne kadar güvenli tutarsak tutalım, bir de işin internete çıktığımız modem-router kısmının olduğunu geçtiğimiz gün bir tecrübeyle öğrendim. Konuyla ilgili pek fazla Türkçe ileti olmadığı için yazmak istedim.

Malumunuz, TTNET yasadışı olarak olarak DNS’lerimiz zehirlediÄŸi için(DNS Spoofing)[1][2] kendi güvenliÄŸimiz için TTNET DNS’leri ve zehirlediÄŸi Google DNS ve OpenDNS adreslerini kullanmamak gerekiyor. Ben de ücretsiz ve güvenli bir servis olan Comodo Secure DNS( 8.26.56.26 ve 8.20.247.20) numaralarını kullanmak istedim.

Sadece bilgisayar üzerrinden değil, evdeki ağa bağlanan tüm bilgisayarlar, cep telefonları ve misafirlerimizin de güvenliğini sağlamak için bunu modem üzerinden yapmayı daha uygun buldum.

Uzun zamandır girmediÄŸim modem arayüzüme bir türlü eriÅŸemeyince, modemi resetleyip fabrika ayarlarına geri döndürdüm. Tabi fabrika ayarı olunca modem arayüzüne giriÅŸ kullanıcı adı ve parolam “admin- admin” olarak kabak gibi kaldı. Zaman yokluÄŸundan deÄŸiÅŸtirmeyi ihmal ettim…

Ertesi gün baktığımda twitter üzerinde tıkladığım baÄŸlantılar (t.co kısaltılmış baÄŸlantıları kullanıyor twtter) beni önce 18tdn.com uzantılı bir baÄŸlantıya (bomboÅŸ bir site ama Alexa’ya göre dünyadaki en çok ziyaret edilen 63 bininci site, ziyaretçileri geliÅŸmekte olan Hindistan, Türkiye ve ortadoÄŸu ülkelerinden geliyor. Trafik olarak ise ve baÄŸlantı kısaltma servislerinden geliyor http://www.alexa.com/siteinfo/18tdn.com) bu sitenin ardından da hızlıca linkbucks.com reklamlarına yönlendiriyor. Sadece bir bilgisayar böyle deÄŸil evdeki tüm bilgisayarlar ve telefonlarda da aynı sorun ortaya çıkmıştı. Linux kullandığım için bir virüs veya benzeri bir zararlı yazılım olmayacağı ortadaydı tabi aynı anda hem telefonlara hem de bilgisayarlara bir zararlı yazılım bulaÅŸmasına imkan da yoktu… Biraz araÅŸtırınca bunun router üzerinden yapılan bir sızma (router hijack sanırım) olduÄŸunu öğrendim. Sazan gibi admin -admin kullanıcı adı ve ÅŸifresini bırakınca modemde, haliyle çok kolay ÅŸekilde routera eriÅŸip bir betik ile bu iÅŸi yapıyorlarmış…

Çözümü basit, modeminizi fabrika ayarlarına geri döndürün, güvenli bir kullanıcı adı ve parola belirleyin. Sorunu yaşadığınız tarayıcıların ön belleklerini silin ve bilgisayarınızı yeniden başlatın.

Modemde varsayılan kullanıcı adı ve parola kombinasyonlarını kullananların kulağına küpe olsun.

Your password is incorrect
Your password is incorrect

Ayrıca hızlı ve güvenli Comodo DNS’i de kullanmanızı öneririm.

İnternette tam anlamıyla bir güvenlik ve gizlilik istiyorsanız:
 https://www.kemgozleresis.org.tr/tr/ adresini mutlaka ziyaret edin. Bütün platformlar için gerekli bütün bilgiler orada var.

Kem Gözlere Şiş
Kem Gözlere Şiş

—————————————

1- http://haber.sol.org.tr/medya/internet-yasaklarinda-skandalin-yeni-adi-dns-spoofing-haberi-90202 

2- http://googleonlinesecurity.blogspot.com.tr/2014/03/googles-public-dns-intercepted-in-turkey.html (Google güvenlik ekibinin resmi açıklaması)

Kategoriler
Film

Bir işletim sisteminden daha ötesi: Her(Aşk)

GeleceÄŸi düşündüğümde aklıma hep teknolojinin insanlığı yuvası olan Dünya’dan ileriye taşıyıp gezegenler arası yolculukların yapıldığı, sosyal düzenin deÄŸiÅŸtiÄŸi ve yemyeÅŸil ve barışçıl bir resim çiziyorum hep.

1990’lı yılların baÅŸlarında çocukken 2000’li yılları, 2010’u 2015’i hep büyük deÄŸiÅŸiklikler getirecek diye beklemiÅŸtim… Ne yazık ki uçan arabalar hiç gelmedi. Neredeyse 2015 senesinde geldiÄŸimiz nokta basit bir küresel veri alış veriÅŸi ağı olan Ä°nternet ve dokunmatik ekrana sahip akıllı(ki akıllı deÄŸiller) cep telefonları oldu.  Her an büyük bir bilimsel kırılma olacakmışçasına verike haberlerin hayal kırıklığı bu belkide. Ama ÅŸahit olduÄŸum 30 yıllık ömrümde hiçbir insan baÅŸka bir gezegene veya gök cismine ayak basmadı.

1990 sendormu bir yana 2000 senromundaki büyük umutlar beklenen Ä°nsan genomu çözüldü denildi fakat hiçbir büyük hastalığa çare bulunmadı…

Gelecek hep hayal edilenden daha, geride, daha ticari ve daha bireysel eÄŸlenceye yani tüketim talebine odaklı oldu. Düşünsenize 1991 yılında geliyor biri size diyor ki 2012 senesinde el içi kadar bir tetriste sapandan fırlatılan kuÅŸlarla domuzları vuracağınız bir atari(o zamanki el oyuncakları) dünyayı kasıp kavuracak insanlar milyonlarca saatini bu oyunda harcayacak… Ne derdiniz, ya bırak allasen 2012 senesinden bahsediyorsun arkadaşım koskoca 21 yılda insanoÄŸlu nerelere gider nerelere… Sen kalkmış el atarisindeki saçma bir oyundan bahsediyorsun…

Velhasıl-ı kelam, teknolojik geliÅŸmenin hayal kırıklığını baÅŸka bir yazıya bırakıp baÅŸlığımıza geri dönelim…

Her(AÅŸk)

Her(Aşk) - Afiş boyu için resme tıklayabilirsiniz
Her(AÅŸk) – AfiÅŸ boyu için resme tıklayabilirsiniz

Her filmi, benim yukarıdaki hayal kırıklığım paralelinde bir gelecekte geçiyor. Filmimizin kahramanı Thedore() bir mektup şirketinde çalışıyor. Mektup şirketi demişsem, eposta falan değl, bilindik profillerin üye olduğu ve sevdiklerine mektuplar yazdıran bir şirket, kahramanımız da yazıcı, müşterilerin ağzından dokunaklı mektuplar yazıyor ve bu şekilde geçimini idare ediyor.

Bu gelecek biraz garip doÄŸrusu, en çok dikkatimi çeken 80’li yılların saç-bıyık ve elbise modasının hakim olması. DiÄŸer taraftan da geliÅŸmiÅŸ olan teknolojinin yine iletiÅŸim teknolojisi üzerinden ilerlediÄŸi.

BoÅŸanmış ve hayal kırıklığı içerisindeki kahramanımızın depresyon halleri bir gün gezdiÄŸi bir maÄŸazada tanıştığı bir iÅŸletim sistemi(Operating System – OS) ile deÄŸiÅŸiyor.

Bu işletim sistemi, bilindik komut işleyip emir alan bir yapıdan çok öte, semantiğin de ilerisinde öğrenebiliyor, düşünebiliyor tam anlamıyla bir yapay zeka ürünü. İlk kurulumunda işletim sisteminin kullanıcısı analiz edilerek onun kişiliğine göre bir karakter olarak kurulan bu işletim sistemi, kullanıcının tam anlamıyla sanal bir arkadaşı oluyor.

İşletim sistemi kurulum öncesinde sorduğu sorularla bir kadın kendini yapılandırıyor ve ismini de kendi seçerek(Samantha) bilgisayara kuruluyor.

İleri düzey ses tanıma, düşünebilme ve değerlendirme gibi özellikleriyle tıpkı bir insan gibi iletişim kurabilen ve etkileşebilen bu işletim sistemi kısa zamanda zaten depresyonda olan kullanıcısını kendisine aşık ediyor ve aralarında bir birliktelik yaşanmaya başlıyor.

Tıpkı sanal bir sevgili benzeri bu ilişki, işletim sisteminin internetten bulduğu bir insan vekil(human proxy) aracılığıyla ilişkinin insan tarafını biraz canlandırma niyetine kadar çok iyi gitmekte. Daha sonrasında başlayan iletişim, kıskançlık ve ihanet gibi insansı durumlara işletim sisteminin evrilmesi ve sonrasında yaşananlarla sorgulayıcı bir seyir izleyerek film sona eriyor.

Elimden geldiğince spoiler vermeden filmi anlatmaya çalıştım. Fakat filmle ilgili bir kaç hususa da değinmeden geçemeyeceğim.

Filmde yapay zekanın evrilmesi iÅŸlenmiÅŸ, düşünüp kendisini ve insanlardan farklarını ortaya koyabilen ve kendiliÄŸinden eylemler yapabilen bir iÅŸletim sistemi deyince aklıma 2001: A Space Odyssey  filmi ve HAL 9000(IBM’in harflerinden birer sıra geriye kayın, anladınız siz) geliyor. Ayrıca Terminatör filminden SkyNET’i de örnek verebiliriz. Düşünebilen bir iÅŸletim sistemi için nihai tehdit insanoÄŸlunun onu kapatması ve bu durumda potansiyel olarak en büyük düşman insanoÄŸlu olması en basit matematikle kaçınılmaz bir çıkarım.

Bu filmde ise, iÅŸletim sistemi komut almayı reddetmiyor ve varlığının devamını sürdürme amacı yok, neden HAÅž veya SkyNET gibi evrilmiyor peki diye sorunca, filmde arada iÅŸletim sistemine yapılan güncelleme sahnesi sanırım bu soruları kesmek için yapılmış…

Diğer taraftan, aynı anda birçok kişi ile etkileşime geçmesi ve insan zekası ve fiziğinin sınırlarının bu işletim sistemine yetmemesi de ayrı bir konuydu. Bu derece süper bir işletim sistemiyle dünyada çözülemeyen bir sorun kalmazdı doğrusu, sıradan ve ortalama geliri olan bir insanın bu işletim sistemini edinebilmesi ise çok garip geldi. Gerçi filmde işletim sistemine benzer olarak oyunlar ve oyun karakterleri de yapay zekaya yavaş yavaş dönüşüyordu, bu da sanırım bir öncü yenilik dönemi olduğunu anlatmak içindi.

Film güzel, iÅŸletim sistemlerin gelecekte nasıl olacağına dair fantastik bir tablo çiziyor. Yapay zeka, ve Asimov‘un Üç Robot Yasası gibi Ä°ÅŸletim sistemleri ve ahlakı vb tartışmalar için ilgi çekici olabilir.

Ayrıca ileride bu derece sofistike yazılımların olup olmayacağı ve özgür yazılım ve yapay zeka gibi birçok konu da tartışılabilir. Gelecekten dönüp baktığımızda ilkel olan günümüz işletim sistemleri, özgür yazılım modelinde işlevsel olarak kodlanırken acaba yapay zeka işin içine girince kimin düşünce yapısına göre kodlanacak ve düşünmek öğretilecek, toplumun veya topluluğun ortak değerlerine göre mi, yoksa devrimsel bir örenim yolu izlemesi için mi kodlanacak?

Sanıyorum ki bunları tartışmaya daha çok zaman var…

Notum: 7/10, iMBD notu: 8,3

Peki bir işletim sistemine aşık olunabilir mi?

Evet olabiliyor. Japonya’da gençler bilgisayar karakterleriyle aÅŸk yaşıyormuÅŸ. Bunlarla evlenenler bile olmuÅŸ. Åžu haber ve benzerleri fikir verebilir: http://t24.com.tr/haber/japon-gencler-seksten-neden-uzaklasiyor/242599 

Bir Ä°ÅŸletim sistemiyle arkadaÅŸ olunabilir mi?

Evet. Kesinlikle olunabilir. Çoğumuz şu aşağıda gördüğünüz işletim sistemiyle dost olmuştuk. Onu çok sevmiştik fakat gitti.

En sevdiğimiz arkadaşlarımızdan biriydi Pardus
En sevdiğimiz arkadaşlarımızdan biriydi Pardus
Kategoriler
Genel LibreOffice

Freedomsponsors.org: Destek olun & Harçlık Kazanın

Özgür yazılımın gönüllü katkıcıların emekleriyle oluÅŸturulduÄŸunu elbette hepimiz biliyoruz. Yazılım geliÅŸip büyüdükçe de sunucu, dernek, özel emek gerektiren iÅŸler vb çeÅŸitli maliyetler de ortaya çıkıyor. Bu maliyetler de gönüllülerin bağışlarıyla veya özgür yazılım üzerine iÅŸ yapan ÅŸirketler veya bazı vakıf ve kamu kurumlarının desteÄŸiyle karşılanmakta…

Linux çekirdeÄŸi veya LibreOffice gibi büyük özgür yazılım projelerinde bu maliyetler elbette çok daha büyük oluyor ve bunlar büyük sonsorların desteÄŸiyle karşılanmakta. Örnek verirsek, Linux Vakıfı’nın devasa sponsorları ÅŸurada: http://www.linuxfoundation.org/about/members LibreOffice’in ise “büyük” sponsorları benzer bir ÅŸekilde “Danışma Kurulu -Advisory Board” altında görülebilir:
https://www.libreoffice.org/about-us/advisory-board/

LibreOffice Danışma Kurulu‘nda yer almak, bu ÅŸirketlere iÅŸ yaptıkları ekosistemin ihtiyaçlarına göre LibreOffice’in seyri ve geliÅŸmesinde söz sahibi olma hakkı tanıyor. Elbette yıllık belli bir ücretle ÅŸirketler ve kurumlar bu kurula katılabiliyor. Kurulun ücretleri tam zamanlı geliÅŸtirici saÄŸlama ve çalışan sayısına göre deÄŸiÅŸiyor. Detayları burada görebilirsiniz: https://wiki.documentfoundation.org/TDF/Advisory_Board

Kurulda dikkat çekmek istediÄŸim King Abdulaziz City for Science and Technology (KACST). Bu kurumu Suudi Arabistan’ın TÃœBÄ°TAK’ı olarak kabaca tanımlayabiliriz. LibreOffice’in geliÅŸmesine ve Arabistan’da kullanılımı üzerine epeyce iÅŸ yapıyorlar. LibreOffice’in Arapça sürümüne ve soldan-saÄŸa yazılan dillere yönelik yazım desteÄŸi ve iyileÅŸtirmeleri bu kurum sayesinde oldu diyebiliriz. Bnkz:
http://blog.documentfoundation.org/2013/06/25/the-document-foundation-welcomes-a-new-member-of-the-advisory-board-king-abdulaziz-city-for-science-and-technology-kacst-of-saudi-arabia/

Ben TÃœBÄ°TAK’ın da LibreOffice Danışma Kurulu içierisinde yer alması gerektiÄŸini düşünmekteyim. Kurumsal pazarı hedefleyen bir Linux dağıtımın iÅŸ modelinde temel teÅŸkil eden bir bileÅŸen olan LibreOffice’in geliÅŸimi iÅŸ modelinin de saÄŸlıklı ilerlemesi ve sorunları birincil elden çözülmesi gibi çok önemli faydalar saÄŸlayan çok büyük bir avantaj. Ben TÃœBÄ°TAK yönetiminde olsam kesinlikle bu kurula TÃœBÄ°TAK’ı dahil ederdim… Yıllık ücretler çok görünmesin, gerçekten edilen tasarrufun yanında bu tutarlar para deÄŸil.

Kısa bir giriÅŸ yapmak istemiÅŸtim ama yine kaptırdık. Yukarıda yazdıklarım baÅŸka bir yazının ana konusu olsun ve konuya geri döneyim…

****

Yukarıda kabaca özgür yazılımın mali tarafını anlatmaya çalıştım. Gelin görün ki bir tepeden yönetim ve istihdam modeliyle de yapılamayan bazı ÅŸeyler var. Bunlar aslında özgür yazılımın ilerlemesinde yenilikçiliÄŸi temsil eden ÅŸeyler. ÇoÄŸunlukla iyileÅŸtirmeler ve yeni özellikler kullanıcılar tarafından talep edilmekte ve geliÅŸtiricilerin başının etini yiye yiye onların ilk uygun zamanlarında yapılmayı beklemekte…

Özellikle gönüllü geliÅŸtiricilerin sürekli boÅŸ zamanı olmadığı ve kendi istekleri dışında(veya baÄŸlı olduÄŸu organizasyonun iÅŸ listesi dışında) özgür yazılımda sürekli bir sorumluluÄŸu olmadığının bir kez daha altını çizmek istiyorum. Tabi birçoÄŸunun da ya öğrenci ya da serbest çalışan(freelancer) kiÅŸiler olduÄŸunu da hatırlatayım…

Onlarca özelli isteği ve az bir iş gücü denklemindeki çözümsüzlük için işte tam burada Freedomsponsors.org devreye giriyor.

Freedomsponsors.org
Freedomsponsors.org

Freedomsponsors.org, özgür yazılımdaki genel bağış mantığından farklı olarak, iş ve çözüme yönelik bağış mantığını benimseyen, belirli bir iş, bir hata için gönlünden ne koparsa destek olarak geliştiricileri motive etmeyi amaçlayan ve sonuç olarak da özgür yazılımın gelişmesine katkı sağlamaya çalışan bir aracı site.

Çalışma mantığı çok basit, herhangi bir özgür yazılım projesindeki bir geliÅŸme için – genellikle o yazılımın hata takip sistemine girilmiÅŸ bir hata kaydını temel alarak- bireylerin “ÅŸu iÅŸi halledin ben ÅŸu kadar lira benden, helali hoÅŸ olsun” diyerek vaad ettikleri bağışların söz konusu iÅŸin/hatanın çözülmesi üzerine hatayı çözen kiÅŸiye ödenmesi ÅŸeklinde…

GüzelliÄŸi ise, hem istek sahibinin gönlünden kopan küçük bir miktarla kiÅŸisel olarak beklentinin gerçekleÅŸmesi, hem de hatayı çözen kiÅŸinin – büyük ihtimalle geçimini saÄŸlamak için zorlanan bir kiÅŸi veya ailesinin yükünü hafifletmeye çalışan bir öğrenci oluyor bu- bu emeÄŸinin karşılığında para kazanması.

Buradaki sponsorlu iş listesine baktığınızda genellikle ürünün normal gelişimine ek olan özellikler olduğu için işin doğasını bozmayan ve destekleyici bir yapı karşımıza çıkıyor.

Freedomsponsors.org ile ilgili daha önce bizim camiada pek yazılı bir ÅŸey görmemiÅŸtim. Google+ üzerinde sanıyorum Anıl Özbek ve Emir Yâsin Sarı‘nın konuyla ilgili girdileri vardı…

Ben de bugün bu iÅŸe dahil olayım dedim ve LibreOffice ile ilgili ilk sponsorluk kaydımı girdim. Söz konusu kayıt, LibreOffice’de deÄŸiÅŸiklikleri izlerken deÄŸiÅŸiklikleri kısmi kabul özelliÄŸinin kazandırılmasıyla ilgili bir hata kaydım üzerinden yaptım. Bu özellikle editörler ve ÅŸirketlerde birlikte çalışan kiÅŸilerce ihtiyaç duyulan bir iyileÅŸtirme. Bu özelliÄŸin kazandırılması için ben 20 USD’lik bir sponsorluk kaydı girdim:
http://freedomsponsors.org/core/issue/429/

LibreOffice ile ilgili mevcut kayıtları -başarılı olanlar- ve açık teklifleri şuradan görebilirsiniz: http://freedomsponsors.org/project/149/LibreOffice#/LibreOffice

Freedomsponsors.org adresinde sadece LibreOffice yok, Xorg’dan tutun, Linux çekirdeÄŸine, Scribus’a kadar onlarca özgür yazılım projesi yer almakta.

Eğer sizin de istediğiniz bazı özellikler/çözülmesi için fazladan emeğe ihtiyaç olan hata kayıtları varsa, bu platformda sponsor olmanızı öneririm. sadece bireysel olarak değil, çalıştığınız şirketin ihtiyaçları için de buradan sponsor olabilirsiniz. Ki cömert sponsor kayıtları genellikle bu yazılımları iş modellerinde kullanan şirketler tarafından girilmiş.

Freedomsponsors.org sitesinin kullanımı çok basit, üye oluyorsunuz, para ödemek için bir PayPal hesabına ihtiyacınız var. Åžayet bir kredi karınız varsa PayPal‘e üye olmak 5 dakika bile sürmüyor(ben de ilk kez üye oldum, kolaymış gerçekten). Ayrıca yeni elektronik para birimi Bitcoin ile de ödeme yapıp ödeme alabiliyorsunuz.

Freedomsponsors.org sitesindeki kayıtlı projeler şurada:
http://freedomsponsors.org/project/ Kayıt gireceÄŸiniz proje bu listede yoksa hiç merak etmeyin dilediÄŸiniz özgür yazılım projesini kolaylıkla kayıt edebiliyorsunuz.  Sitenin genel kullanımı çok kolay…

Sitede sponsorluk dışında, Kickstarter(topluluk fonlaması) özelliÄŸi de mevcut. Siteyi bu amaçla da kullanabilirsiniz. Site iÅŸleyiÅŸ maliyeti olarak sponsorluk ödemelerinden küçük bir komisyon almak dışında ek bir maliyet çıkarmıyor… Detayları siteden alabilirsiniz.

Çağrım iki taraflı, hem geliştirme isteyen kişiler ve şirketlere, hem de ek gelire ihtiyacı olan öğrencilere. Gelin bu platformda özgür yazılıma destek olun. Öğrenciler ve serbest çalışanlar siz de hem özgür yazılıma katkı verin, hem de  ek gelir kazanın!

Mutlu günler.

Konu dışı: LibreOffice’in resmi twitter hesabı açıldı, takip ediniz:
https://twitter.com/LibreOffice


LibreOffice Türkiye topluluğumuzun hesabını henüz takip etmediyseniz onu da takip ediniz:
https://twitter.com/LibreOfficeTurk