Kategoriler
Genel

Bir “Portal” üzerine…

Türkiye’de özgür yazılım katkıcılığı yapmak zor iş… Hatta katkıcılığı bırakın topluluk üyesi olmak bile pek kolay değil…

2007 benim için bu alanda bir milat, kişisel aydınlanma, özgür yazılımın alnımda çıkardığı 3. göz… Bu tarihi referans alırsam 2007 öncesi -topluluk/camia ne derseniz artık- aitlik süreci çok zordu. Bakıyorum da 2007 sonrasından ta ki hatırlamak istemediğim bir tarihteki Özgürlükİçin.org çöküşüne kadar gerçekten güzel zamanlar geçirmişiz… Bu çöküşten sonra ise, topluluk ve aidiyet dışında özgür yazılım dünyasıyla olan bağlarımız da zayıflamaya başladı… En büyük zorluk ise bir portal, bir ana gemi olmayışı.

Efsanevi Özgürlükİçin sitesi hayalet gemi gibi bant genişliklerinde seyretmekte...
Efsanevi Özgürlükİçin sitesi hayalet gemi gibi bant genişliklerinde seyretmekte…

Bu zorluğu kısaca masaya yatırırsak -aslında buna da çok zamanım yok- madde madde gidelim:

  • Özgür yazılım dünyasından haberler / sürüm duyuruları
  • Ortak bir paylaşım/yardımlaşma alanı – forum
  • Blog kardeşliği – gezegen
  • İncelemeler – özellikle oyun ve heyecan verici şeyler

Bu ve bunun gibi onca şeyi bir araya getiren harika bir şeye sahipmişiz; özgürlükiçin.org hatta o zman o kadar zenginmişiz ki bir de pardus-linux.org‘a sahipmişiz… ve cahilmişiz… bunların artık geride kaldığını kabul etmek gerekiyor…

Özgür yazılımda böyle “değerler” (bu kelimeyi kullanmayı da pek sevmiyoırum) ne kadar önemliymiş, onu düşünüyorum bir kaç gündür… Bunların eksikliği gerçekten özgür yazılım dünyasını takip etmekte insanı çok zorluyor… Hadi ben İngilizce biliyorum takip edebiliyorum… Ya ait olmak? Paylaşmak? Yardımlaşmak? Birlikte bir şeyler yapmak isteyip de o marşa basıp o enerjiyi boşaltabilmek? Yapabilmek? Bunlar yok…

Atlamadan bir de teknokedi.com vardı, o da bu açığı kapatmak için kendi öz amacı olmasa da alan yaratmak için katkı vermişti. Sevgili Ali Işıngör abimizin iyi niyetiydi…

Şu anda bu alan içice dağınık halde… Andoid, tabletler  ve mobil teknoloji birçok kişinin başını döndürdü ve masaüstü arka plana itildi, fakat şimdi GNU/Linux masaüstünün güçlenerek geldiğini görüyorum. Steam’in GNU/Linux’a gelmesi ve süpersonik oyunları Linux’a taşıması, Nvidia – Ati sürücülerindeki yenilikler + Vulkan vs, ve nihayetinde de Microsoft’un başlayan Linux aşkı(!) (hem Office’in potansiyel Linux sürümü beklentisi hem de Office 365)… Bunlar harika şeyler aslında… Masaüstünde Linux kullanımını kısıtlayan birçok sıkıcı bahane ortadan kalkıyor -konuyu uzatmamak adına özgür yazılım felsefesiyle kapalı yazılım tercihini kullanıcıya bırakalım… Yakında kendi adam akıllı dağıtımıyla pazara çıkacak masaüstü/dizüstü bilgisayarlar görmeyi umuyorum. (Dejavu değil…)

Konuya dönersek, şu anda bildiğim birkaç site arasında GNU/Linux dünyasına özel bir amiral gemi görebileceğim bir portal yok. Bildiğim siteler ise adeta kahramanca bir bireysel mücadele ile ayakta tutulmaya çalışılıyor, içerik sunmak için büyük emek ve zaman harcanıyor… Bunlardan bazıları:

  • getgnu.org – Fortran takma ismiyle adeta bir süperkahraman edasıyla paylaşılabilir bütün haberleri neredeyse tüm özgür yazılımla ilişkili forumlara ileten süper kişi. nasıl yaptığını hala çözebilmiş değilim.
  • linuxnotlari.co – Sevgili Mustafa Gökay’ın epeyce emek verdiği Linux Haber Platformu. OMG ubuntu tadında
  • acikgunluk.net – Sevgili Özgür Ilgın’ın günlüğü, özgür yazılım artı hobileri (özel ilgi alanı nostaljik ve avatür türk sineması)

* Başka bildiğiniz aktif sayılabilecek site varsa yorumlara yazarsanız sevinirim.

Yeni bir site?

Hayır, yeni değil, birleştirici, geniş ve yeni içeriği sunan bir site… Kolektif ve eğlenceli, hatta daha önce olmadığı kadar eğlenceli olmalı… Özgür yazılım caps galerisi dahi olsa olur…

Neden?

Çünkü ihtiyaç var

Peki gönüllü mü olacak, nasıl ayakta duracak?

Ticari bir proje olmalı. Para kazanmalı, en azından masraflarını çıkarmalı.

Özgür yazılım projeleri ve ticari amaç???

Böyle bir tabu var, ticari amaç güdülebilir. Özgür yazılım ürünleri dahi parayla satılabilir ki bu gibi işlerde “reklamsızlık” sanki bir bekaret kemeri gibi her projeye iliştiriliyor. Çok anlam veremiyorum…

Ticari amaç olmalı, diğer türlü hiçbir şekilde ayakta duramadı. Bağış kültürü bizim ülkemizde yok, şahsi fedakarlık bir yere kadar… Bir de bu işleri üstlenen kişiler sürekli rica minnet ile istekte bulunmak gerekiyor; damdan düştüm bilirim, yok bize sunucu, yok bize alan adı lazım diye aramaktansa parayı basıp almak en sağlıklısı.

Kim yapacak? Nasıl bir model?

Şu an bu işi hobi olarak yapan arkadaşlar ve böyle bir projeye girmek isteyen kişiler bir araya gelebilir, gelir paylaşımlı kolektif bir model üzerinde anlaşabilir. Dileğim de budur. Şayet onlar olmazsa, İngilizce bilen birkaç üniversite öğrencisi arkadaş böyle bir projeye girerse hem hobi, hem harçlık hem de ileriye yönelik belki de kendi işlerini kurabilirler.

Gelir yeterli olur mu?

Varsayalım Google Adsense ile yola çıktılar, Türkçe içeriğin reklam başı getirisi tabi ki İngilizce içerikten daha düşük olacaktır, ama akmasa da damlar, ileriye doğru hacim arttıkça tatmin edici bir gelir gelebilir.

Özellikle Steam sayesinde oyun inceleme ve tanıtım içeriklerinin ileride büyük potansiyeli olacağına inanıyorum.

Zorlukları?

Tahmin ettiğim bazı zorlukları var, bunun yanı sıra yukarıda bahsettiğim arkadaşların yaşayıp deneyimlediği zorluklar da vardır. Sonuçta protonların çarpıştırmayacakları için kolayca üstesinden gelebileceklerini düşünüyorum. Linus Torvalds’ın “Just for fun – Yanlızca Eğlenmek İçin…” sözüne yaslanıp eğlenceli bir yola girilebilir…

***

Yukarıdaki kendi kendime röportajım daha kısa bir yazı yazmak içindi, kendimi havaya sokmak için değildi. Epeydir bir şey karalamamıştım, lafı iyice uzatmak istemedim 😉

Dilerim bu yazım bir açık davet olur, en azından bir tartışma başlar ve şu üzerimizdeki ölü toprağını silkeleyebiliriz.

***

Bonus: “Var mı peki bu haberleri takip edebileceğimiz yabancı bir site?” diyenler özgür Ilgın’ın 10 sitelik listesine bakabilirler: En çok takip ettiğim 10 yabancı GNU/Linux haber ve blog

***

Son olarak, ben bu yukarıda yazdıklarımı düşünürken LKD‘den şöyle bir ileti de geldi. Katkı verebilceklerin dikkatine:

Merhaba,

Dünyada özgür yazılım ve ilgili alanlar (kişisel verilerin gizliliği, ifade özgürlüğü, telif hakları vs.) hakkında önemli gelişmeler yaşanmakta. Ancak bu gelişmeler hakkında yayımlanmış güncel haber ve yazılar yabancı dil (başta İngilizce) bilmeyen ilgililere ulaşamamakta. Bu nedenle, güncel haber ve yazıları Türkçeye çevirmek amacıyla bir çeviri grubu kuruyoruz. Çeviri grubu çalışmalarına LKD üyesi olsun ya da olmasın özgür yazılıma gönül vermiş herkes katılabilir.

Çevirisi yapılacak haber ve yazılar, LKD tarafından hazırlanacak bir sitede düzenli olarak yayımlanacak. Ayrıca aylık olarak da bülten haline getirilerek duyurusu yapılacak.

Çeviri grubuna katılmak için yk@linux.org.tr adresine, kısaca kendinizi tanıtan ve çalışma grubuna katılmak istediğinizi belirten bir e-posta atmanız yeterli olacaktır.

— 

ibrahim izlem GÖZÜKELEŞ

https://plus.google.com/109568522902358862122/posts/SC6dNnTsZAJ

~DAVET~

Özgür Yazılım Günleri 2016: LibreOffice Geliştirme ve Yaygınlaştırma Toplantısı
Özgür Yazılım Günleri 2016: LibreOffice Geliştirme ve Yaygınlaştırma Toplantısı –

(twitter bağlantısını yapıştırınca yukarıdaki kendiliğinden çıktı, vay be!)

Fırsatınız varsa katılın, detaylı bilgi için: http://ozguryazilimgunleri.org.tr/2016/etkinlik-programi/

Mutlu günler.

Kategoriler
Film

Bir işletim sisteminden daha ötesi: Her(Aşk)

Geleceği düşündüğümde aklıma hep teknolojinin insanlığı yuvası olan Dünya’dan ileriye taşıyıp gezegenler arası yolculukların yapıldığı, sosyal düzenin değiştiği ve yemyeşil ve barışçıl bir resim çiziyorum hep.

1990’lı yılların başlarında çocukken 2000’li yılları, 2010’u 2015’i hep büyük değişiklikler getirecek diye beklemiştim… Ne yazık ki uçan arabalar hiç gelmedi. Neredeyse 2015 senesinde geldiğimiz nokta basit bir küresel veri alış verişi ağı olan İnternet ve dokunmatik ekrana sahip akıllı(ki akıllı değiller) cep telefonları oldu.  Her an büyük bir bilimsel kırılma olacakmışçasına verike haberlerin hayal kırıklığı bu belkide. Ama şahit olduğum 30 yıllık ömrümde hiçbir insan başka bir gezegene veya gök cismine ayak basmadı.

1990 sendormu bir yana 2000 senromundaki büyük umutlar beklenen İnsan genomu çözüldü denildi fakat hiçbir büyük hastalığa çare bulunmadı…

Gelecek hep hayal edilenden daha, geride, daha ticari ve daha bireysel eğlenceye yani tüketim talebine odaklı oldu. Düşünsenize 1991 yılında geliyor biri size diyor ki 2012 senesinde el içi kadar bir tetriste sapandan fırlatılan kuşlarla domuzları vuracağınız bir atari(o zamanki el oyuncakları) dünyayı kasıp kavuracak insanlar milyonlarca saatini bu oyunda harcayacak… Ne derdiniz, ya bırak allasen 2012 senesinden bahsediyorsun arkadaşım koskoca 21 yılda insanoğlu nerelere gider nerelere… Sen kalkmış el atarisindeki saçma bir oyundan bahsediyorsun…

Velhasıl-ı kelam, teknolojik gelişmenin hayal kırıklığını başka bir yazıya bırakıp başlığımıza geri dönelim…

Her(Aşk)

Her(Aşk) - Afiş boyu için resme tıklayabilirsiniz
Her(Aşk) – Afiş boyu için resme tıklayabilirsiniz

Her filmi, benim yukarıdaki hayal kırıklığım paralelinde bir gelecekte geçiyor. Filmimizin kahramanı Thedore() bir mektup şirketinde çalışıyor. Mektup şirketi demişsem, eposta falan değl, bilindik profillerin üye olduğu ve sevdiklerine mektuplar yazdıran bir şirket, kahramanımız da yazıcı, müşterilerin ağzından dokunaklı mektuplar yazıyor ve bu şekilde geçimini idare ediyor.

Bu gelecek biraz garip doğrusu, en çok dikkatimi çeken 80’li yılların saç-bıyık ve elbise modasının hakim olması. Diğer taraftan da gelişmiş olan teknolojinin yine iletişim teknolojisi üzerinden ilerlediği.

Boşanmış ve hayal kırıklığı içerisindeki kahramanımızın depresyon halleri bir gün gezdiği bir mağazada tanıştığı bir işletim sistemi(Operating System – OS) ile değişiyor.

Bu işletim sistemi, bilindik komut işleyip emir alan bir yapıdan çok öte, semantiğin de ilerisinde öğrenebiliyor, düşünebiliyor tam anlamıyla bir yapay zeka ürünü. İlk kurulumunda işletim sisteminin kullanıcısı analiz edilerek onun kişiliğine göre bir karakter olarak kurulan bu işletim sistemi, kullanıcının tam anlamıyla sanal bir arkadaşı oluyor.

İşletim sistemi kurulum öncesinde sorduğu sorularla bir kadın kendini yapılandırıyor ve ismini de kendi seçerek(Samantha) bilgisayara kuruluyor.

İleri düzey ses tanıma, düşünebilme ve değerlendirme gibi özellikleriyle tıpkı bir insan gibi iletişim kurabilen ve etkileşebilen bu işletim sistemi kısa zamanda zaten depresyonda olan kullanıcısını kendisine aşık ediyor ve aralarında bir birliktelik yaşanmaya başlıyor.

Tıpkı sanal bir sevgili benzeri bu ilişki, işletim sisteminin internetten bulduğu bir insan vekil(human proxy) aracılığıyla ilişkinin insan tarafını biraz canlandırma niyetine kadar çok iyi gitmekte. Daha sonrasında başlayan iletişim, kıskançlık ve ihanet gibi insansı durumlara işletim sisteminin evrilmesi ve sonrasında yaşananlarla sorgulayıcı bir seyir izleyerek film sona eriyor.

Elimden geldiğince spoiler vermeden filmi anlatmaya çalıştım. Fakat filmle ilgili bir kaç hususa da değinmeden geçemeyeceğim.

Filmde yapay zekanın evrilmesi işlenmiş, düşünüp kendisini ve insanlardan farklarını ortaya koyabilen ve kendiliğinden eylemler yapabilen bir işletim sistemi deyince aklıma 2001: A Space Odyssey  filmi ve HAL 9000(IBM’in harflerinden birer sıra geriye kayın, anladınız siz) geliyor. Ayrıca Terminatör filminden SkyNET’i de örnek verebiliriz. Düşünebilen bir işletim sistemi için nihai tehdit insanoğlunun onu kapatması ve bu durumda potansiyel olarak en büyük düşman insanoğlu olması en basit matematikle kaçınılmaz bir çıkarım.

Bu filmde ise, işletim sistemi komut almayı reddetmiyor ve varlığının devamını sürdürme amacı yok, neden HAŞ veya SkyNET gibi evrilmiyor peki diye sorunca, filmde arada işletim sistemine yapılan güncelleme sahnesi sanırım bu soruları kesmek için yapılmış…

Diğer taraftan, aynı anda birçok kişi ile etkileşime geçmesi ve insan zekası ve fiziğinin sınırlarının bu işletim sistemine yetmemesi de ayrı bir konuydu. Bu derece süper bir işletim sistemiyle dünyada çözülemeyen bir sorun kalmazdı doğrusu, sıradan ve ortalama geliri olan bir insanın bu işletim sistemini edinebilmesi ise çok garip geldi. Gerçi filmde işletim sistemine benzer olarak oyunlar ve oyun karakterleri de yapay zekaya yavaş yavaş dönüşüyordu, bu da sanırım bir öncü yenilik dönemi olduğunu anlatmak içindi.

Film güzel, işletim sistemlerin gelecekte nasıl olacağına dair fantastik bir tablo çiziyor. Yapay zeka, ve Asimov‘un Üç Robot Yasası gibi İşletim sistemleri ve ahlakı vb tartışmalar için ilgi çekici olabilir.

Ayrıca ileride bu derece sofistike yazılımların olup olmayacağı ve özgür yazılım ve yapay zeka gibi birçok konu da tartışılabilir. Gelecekten dönüp baktığımızda ilkel olan günümüz işletim sistemleri, özgür yazılım modelinde işlevsel olarak kodlanırken acaba yapay zeka işin içine girince kimin düşünce yapısına göre kodlanacak ve düşünmek öğretilecek, toplumun veya topluluğun ortak değerlerine göre mi, yoksa devrimsel bir örenim yolu izlemesi için mi kodlanacak?

Sanıyorum ki bunları tartışmaya daha çok zaman var…

Notum: 7/10, iMBD notu: 8,3

Peki bir işletim sistemine aşık olunabilir mi?

Evet olabiliyor. Japonya’da gençler bilgisayar karakterleriyle aşk yaşıyormuş. Bunlarla evlenenler bile olmuş. Şu haber ve benzerleri fikir verebilir: http://t24.com.tr/haber/japon-gencler-seksten-neden-uzaklasiyor/242599 

Bir İşletim sistemiyle arkadaş olunabilir mi?

Evet. Kesinlikle olunabilir. Çoğumuz şu aşağıda gördüğünüz işletim sistemiyle dost olmuştuk. Onu çok sevmiştik fakat gitti.

En sevdiğimiz arkadaşlarımızdan biriydi Pardus
En sevdiğimiz arkadaşlarımızdan biriydi Pardus
Kategoriler
Genel LibreOffice

Freedomsponsors.org: Destek olun & Harçlık Kazanın

Özgür yazılımın gönüllü katkıcıların emekleriyle oluşturulduğunu elbette hepimiz biliyoruz. Yazılım gelişip büyüdükçe de sunucu, dernek, özel emek gerektiren işler vb çeşitli maliyetler de ortaya çıkıyor. Bu maliyetler de gönüllülerin bağışlarıyla veya özgür yazılım üzerine iş yapan şirketler veya bazı vakıf ve kamu kurumlarının desteğiyle karşılanmakta…

Linux çekirdeği veya LibreOffice gibi büyük özgür yazılım projelerinde bu maliyetler elbette çok daha büyük oluyor ve bunlar büyük sonsorların desteğiyle karşılanmakta. Örnek verirsek, Linux Vakıfı’nın devasa sponsorları şurada: http://www.linuxfoundation.org/about/members LibreOffice’in ise “büyük” sponsorları benzer bir şekilde “Danışma Kurulu -Advisory Board” altında görülebilir:
https://www.libreoffice.org/about-us/advisory-board/

LibreOffice Danışma Kurulu‘nda yer almak, bu şirketlere iş yaptıkları ekosistemin ihtiyaçlarına göre LibreOffice’in seyri ve gelişmesinde söz sahibi olma hakkı tanıyor. Elbette yıllık belli bir ücretle şirketler ve kurumlar bu kurula katılabiliyor. Kurulun ücretleri tam zamanlı geliştirici sağlama ve çalışan sayısına göre değişiyor. Detayları burada görebilirsiniz: https://wiki.documentfoundation.org/TDF/Advisory_Board

Kurulda dikkat çekmek istediğim King Abdulaziz City for Science and Technology (KACST). Bu kurumu Suudi Arabistan’ın TÜBİTAK’ı olarak kabaca tanımlayabiliriz. LibreOffice’in gelişmesine ve Arabistan’da kullanılımı üzerine epeyce iş yapıyorlar. LibreOffice’in Arapça sürümüne ve soldan-sağa yazılan dillere yönelik yazım desteği ve iyileştirmeleri bu kurum sayesinde oldu diyebiliriz. Bnkz:
http://blog.documentfoundation.org/2013/06/25/the-document-foundation-welcomes-a-new-member-of-the-advisory-board-king-abdulaziz-city-for-science-and-technology-kacst-of-saudi-arabia/

Ben TÜBİTAK’ın da LibreOffice Danışma Kurulu içierisinde yer alması gerektiğini düşünmekteyim. Kurumsal pazarı hedefleyen bir Linux dağıtımın iş modelinde temel teşkil eden bir bileşen olan LibreOffice’in gelişimi iş modelinin de sağlıklı ilerlemesi ve sorunları birincil elden çözülmesi gibi çok önemli faydalar sağlayan çok büyük bir avantaj. Ben TÜBİTAK yönetiminde olsam kesinlikle bu kurula TÜBİTAK’ı dahil ederdim… Yıllık ücretler çok görünmesin, gerçekten edilen tasarrufun yanında bu tutarlar para değil.

Kısa bir giriş yapmak istemiştim ama yine kaptırdık. Yukarıda yazdıklarım başka bir yazının ana konusu olsun ve konuya geri döneyim…

****

Yukarıda kabaca özgür yazılımın mali tarafını anlatmaya çalıştım. Gelin görün ki bir tepeden yönetim ve istihdam modeliyle de yapılamayan bazı şeyler var. Bunlar aslında özgür yazılımın ilerlemesinde yenilikçiliği temsil eden şeyler. Çoğunlukla iyileştirmeler ve yeni özellikler kullanıcılar tarafından talep edilmekte ve geliştiricilerin başının etini yiye yiye onların ilk uygun zamanlarında yapılmayı beklemekte…

Özellikle gönüllü geliştiricilerin sürekli boş zamanı olmadığı ve kendi istekleri dışında(veya bağlı olduğu organizasyonun iş listesi dışında) özgür yazılımda sürekli bir sorumluluğu olmadığının bir kez daha altını çizmek istiyorum. Tabi birçoğunun da ya öğrenci ya da serbest çalışan(freelancer) kişiler olduğunu da hatırlatayım…

Onlarca özelli isteği ve az bir iş gücü denklemindeki çözümsüzlük için işte tam burada Freedomsponsors.org devreye giriyor.

Freedomsponsors.org
Freedomsponsors.org

Freedomsponsors.org, özgür yazılımdaki genel bağış mantığından farklı olarak, iş ve çözüme yönelik bağış mantığını benimseyen, belirli bir iş, bir hata için gönlünden ne koparsa destek olarak geliştiricileri motive etmeyi amaçlayan ve sonuç olarak da özgür yazılımın gelişmesine katkı sağlamaya çalışan bir aracı site.

Çalışma mantığı çok basit, herhangi bir özgür yazılım projesindeki bir gelişme için – genellikle o yazılımın hata takip sistemine girilmiş bir hata kaydını temel alarak- bireylerin “şu işi halledin ben şu kadar lira benden, helali hoş olsun” diyerek vaad ettikleri bağışların söz konusu işin/hatanın çözülmesi üzerine hatayı çözen kişiye ödenmesi şeklinde…

Güzelliği ise, hem istek sahibinin gönlünden kopan küçük bir miktarla kişisel olarak beklentinin gerçekleşmesi, hem de hatayı çözen kişinin – büyük ihtimalle geçimini sağlamak için zorlanan bir kişi veya ailesinin yükünü hafifletmeye çalışan bir öğrenci oluyor bu- bu emeğinin karşılığında para kazanması.

Buradaki sponsorlu iş listesine baktığınızda genellikle ürünün normal gelişimine ek olan özellikler olduğu için işin doğasını bozmayan ve destekleyici bir yapı karşımıza çıkıyor.

Freedomsponsors.org ile ilgili daha önce bizim camiada pek yazılı bir şey görmemiştim. Google+ üzerinde sanıyorum Anıl Özbek ve Emir Yâsin Sarı‘nın konuyla ilgili girdileri vardı…

Ben de bugün bu işe dahil olayım dedim ve LibreOffice ile ilgili ilk sponsorluk kaydımı girdim. Söz konusu kayıt, LibreOffice’de değişiklikleri izlerken değişiklikleri kısmi kabul özelliğinin kazandırılmasıyla ilgili bir hata kaydım üzerinden yaptım. Bu özellikle editörler ve şirketlerde birlikte çalışan kişilerce ihtiyaç duyulan bir iyileştirme. Bu özelliğin kazandırılması için ben 20 USD’lik bir sponsorluk kaydı girdim:
http://freedomsponsors.org/core/issue/429/

LibreOffice ile ilgili mevcut kayıtları -başarılı olanlar- ve açık teklifleri şuradan görebilirsiniz: http://freedomsponsors.org/project/149/LibreOffice#/LibreOffice

Freedomsponsors.org adresinde sadece LibreOffice yok, Xorg’dan tutun, Linux çekirdeğine, Scribus’a kadar onlarca özgür yazılım projesi yer almakta.

Eğer sizin de istediğiniz bazı özellikler/çözülmesi için fazladan emeğe ihtiyaç olan hata kayıtları varsa, bu platformda sponsor olmanızı öneririm. sadece bireysel olarak değil, çalıştığınız şirketin ihtiyaçları için de buradan sponsor olabilirsiniz. Ki cömert sponsor kayıtları genellikle bu yazılımları iş modellerinde kullanan şirketler tarafından girilmiş.

Freedomsponsors.org sitesinin kullanımı çok basit, üye oluyorsunuz, para ödemek için bir PayPal hesabına ihtiyacınız var. Şayet bir kredi karınız varsa PayPal‘e üye olmak 5 dakika bile sürmüyor(ben de ilk kez üye oldum, kolaymış gerçekten). Ayrıca yeni elektronik para birimi Bitcoin ile de ödeme yapıp ödeme alabiliyorsunuz.

Freedomsponsors.org sitesindeki kayıtlı projeler şurada:
http://freedomsponsors.org/project/ Kayıt gireceğiniz proje bu listede yoksa hiç merak etmeyin dilediğiniz özgür yazılım projesini kolaylıkla kayıt edebiliyorsunuz.  Sitenin genel kullanımı çok kolay…

Sitede sponsorluk dışında, Kickstarter(topluluk fonlaması) özelliği de mevcut. Siteyi bu amaçla da kullanabilirsiniz. Site işleyiş maliyeti olarak sponsorluk ödemelerinden küçük bir komisyon almak dışında ek bir maliyet çıkarmıyor… Detayları siteden alabilirsiniz.

Çağrım iki taraflı, hem geliştirme isteyen kişiler ve şirketlere, hem de ek gelire ihtiyacı olan öğrencilere. Gelin bu platformda özgür yazılıma destek olun. Öğrenciler ve serbest çalışanlar siz de hem özgür yazılıma katkı verin, hem de  ek gelir kazanın!

Mutlu günler.

Konu dışı: LibreOffice’in resmi twitter hesabı açıldı, takip ediniz:
https://twitter.com/LibreOffice


LibreOffice Türkiye topluluğumuzun hesabını henüz takip etmediyseniz onu da takip ediniz:
https://twitter.com/LibreOfficeTurk

Kategoriler
Genel Pardus

Microsoft’un şeytani Secure Boot kelepçesinin tezahürü

Bazı tehlikeleri önceden bilsek de gerçekleşene kadar -ve hatta ucu bize değene kadar- bu tehlikeleri “sanal” sayar ve yüzleşmeyeceğimizi düşünürüz…

Secure Boot Bilgisayarınıza GNU/Linux, BSD veya başka bir işletim sistemi kurmanızı engelleyecek!
Secure Boot Bilgisayarınıza GNU/Linux, BSD veya başka bir işletim sistemi kurmanızı engelleyecek!

Secure Boot bir tehlikeydi ve Secure Boot özelliğine sahip Windows 8’li bilgisayarların raflarda yer almasıyla ülkemiz pazarında da esir bilgisayarları raflara koyarak hayatımıza maalesef girdi.

Secure Boot ne diye hatılatmak gerekirse, Secure Boot Microsoft’un Windows 8 için getirdiği “sözde” bir güvenlik gerekliliği olarak bilgisayar üreticilerine dayatılan bir kısıtlama. Bu kısıtlama ile özel anahtarlara sahip olmayan hiçbir işletim sistemini bilgisayarınıza kurup başlatamayacaksınız. Yani kişisel tercihinize saygı duyulmadan, size sunulanı dayatılanı alabileceksiniz. Özgür yazılım kuramayacaksınız! Tüketici tercihlerini geride bıraktım, hapisane dayatmasından farksız bir durum.

Bilgisayarlarınız sizindir ve bilgisaranıza ne dilerseniz onu kurma hakkınız vardır!

Bu sepeple secure boot’a karşı özgür ayzılım Vakfı 2011 yılında bir imza kampanyası başlatmıştı (henüz imzalamadıysanız mutlaka imzalayın), Özgür Ilgın günlüğünde yer vermişti biz de Özgürlükİçin ve Pardus-Linux.org‘da haber yapmıştık. Ayrıca ben de İmzalamayan bizden değildir demiştim.

Geçtiğimiz gün Google+’da Necmettin Betiger’in günlüğünde yazdığı “Windows 8 Güzel mi?” başlıklı yazısını gördüm ve okudum. Burada aldığı dizüstü bilgisayara “Kubuntu” kuramadığından bahsediyordur.

Bunu duyunca “Eyvah!” dedim, sanırım tehlike ile o an yüzleşmiştim ve artık o gerçekti. Benim de bir dizüstü bilgisayar almaya ihtiyacım var ve mağaza raflarındaki bilgisayarlar artık benim için alınamaz durumdalar.

Hadi ben seçici olacağım ve piyasadaki Secur Boot özelliği olmayan daha eski bir modeli bulmaya çalışacağım. Peki ya yarın?

Bilgisayarlarını özgür yazılımla tanıştıracak insanlar bunu maalesef gerçekleştiremeyecek.

Düşünsenize, bilgisayarınız var ve siz Linux/BSD veya başka bir işletim sistemi kuramıyorsunuz, sizi birileri kısıtlamış;

  • Kısıtlama sebebi: Güvenlik.
  • Bu kısıtlamayı yapan: Dünyanın en çok güvenlik zaafiyetine sahip işletim sistemini üreten şirket.
  • Kısıtladıkları ise: En güvenli işletim sistemleri.
  • Bu kısıtlama ne sağlıyor: Piyasada tekel gücü

Sizce bu mantıklı mı?

-Bazı dağıtımlar Microsoft ve diğer sayısal imza şirketleri ile çözümlere gitmekte- fakat bu kabul edilebilir değil. Hiçbir kimse bu şekilde bir kilit sahibi olmamalı.

Bu saatten sonra ne yapılabilir ki diye karamsarlığa kapılmadan, ne yapabileceğimizi düşünmek lazım. Secure Boot’un çok uzun süre böyle bir hegemonyayı sürdürebileceğini sanmıyorum. Bir şekilde çözülecek, fakat en önemlisi bu işin yasal olarak; tüketicilere haksızlık ve haksız rekabet olarak değerlendirilmesi ve bir daha böyle bir şeyi dayatmaya kalkışılmamasını sağlamak diye düşünüyorum.

Avrupa Komisyonu’nun rekabet davası sebebiyle Microsoft’a kestiği rekor ceza gibi Secure Boot’a karşı da bir ceza gelebilir diye umuyorum.

Ülkemizde de bu özelliğe karşı bir hukuksal girişim veya yasal bir düzenleme olsa keşke. Ben yine de fırsat bulduğumda, dilim döndüğünce bu Secure Boot hakkında, Rekabet Kurumu‘na ve diğer mercilere yazılı şikayette bulunacağım. Size de öneririm.

Mutlu günler.

Kategoriler
LibreOffice Pardus Tezim

Bir Tezin Hikayesi…

Yüksek Lisans tezimi Pardus üzerinde tamamen özgür yazılımlar kullanarak yazmıştım. Tezimin hikayesini Özgürlükİçin E-Dergi’nin 34. sayısı için kaleme almıştım. 

Birilerine faydası dokunur diye -en azından arama motorları ve paylaşım kolaylığı açısından- günlüğüme de aktarmak istedim. Belki bu sayede özgür yazılımla üretmek isteyen birkaç kişiye daha ulaşmış olurum…

Tıpkı başka bir Dünya’nın mümkün olduğu gibi, özgür yazılımla da üretmek mümkün! Hem de tahmin etmeyeceğiniz kadar kolay ve nitelikli şekilde…

Bir Tezin Hikayesi

Tezim - Avrupa Birliği'nde Yoksullukla Mücadele ve Türkiye'nin Uyum Sürecindeki Yeni Uygulamalar
Tezim - Avrupa Birliği'nde Yoksullukla Mücadele ve Türkiye'nin Uyum Sürecindeki Yeni Uygulamalar

Pardus, kişisel kullanımın dışında, kişisel üretim için de barındırdığı özgür üretim araçları ile bu gibi ihtiyaçlarımızı karşılamakta oldukça başarılı bir GNU/Linux dağıtımı. Bundan yaklaşık 4 yıl önce, 2007 yılında, Yüksek Lisans eğitimine başladım. İstanbul Üniversitesi’nde tamamladığım lisans eğitimimden sonra, yüksek lisans eğitimi için de tercihim yine okulum oldu. Avrupa Birliği Anabilim Dalı’nda yüksek lisans eğitimine başladıktan birkaç ay sonra Pardus ile tanıştım.

Aslında özgür yazılımla tanışmam ve özgür yazılım kullanma isteğim, biraz daha geriye gidiyor. Lisans eğitimim sırasında Firefox ve OpenOffice.org kullanmaya başlamıştım. Öğrencilik, ekonomik koşullar ve genel kabul görmüş “korsan yazılım” kültürü, bilgisayarımın işletim sistemi ve ofis yazılımı tercihimi, zoraki ve bilinçsiz bir şekilde, korsan yazılımdan yana kullanmaya itmişti. Lisansın son yılında tanıştığım OpenOffice.org, benim için bir dönüm noktası oldu. Okulda verilen ödevleri yaparken, emeğimi korsan bir yazılım üzerine dökmek beni içten içe rahatsız etmeye başlamıştı. Emek veriyordum, fakat bu emeği ortaya döktüğüm yazılımı kullanarak emek hırsızlığı yapıyordum ayrıca. Özgür değildim ve bu nedenle yaptığım çalışmalarda bu beni rahatsız ediyordu. OpenOffice.org ile tanıştığımda, Windows işletim sistemi üzerinde kullansam da, biraz rahatlamıştım ve çok daha rahat çalışabiliyordum. Lisansta çok ödevim olmasa da, yüksek lisansın başlangıcında bütün çalışmalarımı OpenOffice.org üzerinde yapmaya başlamıştım.

Aynı yıl Pardus 2007 yavaş yavaş tanınmaya başlamıştı. Birkaç forumda Pardus hakkında birkaç yazı okumuştum, ama denemeye pek cesaret edememiştim doğrusu. Bilgisayarımda Linux kullanabilmek aslında çok daha gerilerden gelen bir fantazimdi. Fakat o zamana kadar bilgisayar dergilerinden gördüğüm kadarıyla, konsol komutları sabit disk biçimlendirme işlemleri ve metin tabanlı kurulum beni çok ürkütmüştü. Pardus hakkında biraz okuyunca, Pardus’un getirdiği kolaylıklar ve son kullanıcı hedefi ve en önemlisi Türkiye’de geliştiriliyor oluşu beni cesaretlendirdi.

Pardus ile tanıştıktan sonra kısa süre içerisinde Pardus’a alıştım. Halihazırda tanışmış olduğum özgür ofis yazılımı OpenOffice.org ile araştırmalarımı, ödevlerimi halletmeye başladım. Özgür ofis yazılımının yanında, esas olarak kullandığım işletim sisteminin de özgür olması ile yukarıda bahsettiğim rahatsızlık duygusu ve kısıtlanmışlık hissi kayboldu. Özgür bir platformda çalışıyor olmak, insanlığın ortak emeği ile sanki bana kişisel olarak bir şeyler üretmem için sunulmuş bir fırsat gidiydi. Çok rahatlamıştım ve üretme hevesim çok fazlaydı. Şimdi bile özgür yazılımın kişisel üretim için sunduğu imkanları görünce aynı hisse ve şevke kapılıyorum. Sanki birileri bana sistem burada, araç burada, sen yeter ki üret diyor. Daha açıklayıcı olmak gerekirse, Mahmut Tuncer’in dile getirdiği gibi, şeker var, un var, yağ var ne duruyorsun yaklaşımı diyebiliriz.

Temel sisteme ve üretim araçlarına “özgürce” ve bir bedel olmadan sahip olduktan sonra, bu temelde kendi adıma bir şeyler yapmak bana haz vermeye başlamıştı. Bunların farkına vardığımda ise kendi kendime “Yüksek Lisans tezimi tamamen Pardus üzerinde yazabilir miyim acaba, nasıl olur ki?” diye sormaya başladım. Bu soruma “Evet, bunu yapabilirim, ben özgür bir işletim sistemi üzerinde Tezimi özgürce yazabilirim, insanlığın ortak bilgi birikimi bu imkanları bana sunduktan sonra ben neden özgür bir tez yazamayayım ki?” cevabını vermem uzun sürmedi. Ders yılı boyunca ödevlerimi ve çok olmasa da araştırma çalışmalarımı Pardus üzerinde sürdürdüm.

Ders yılını tamamlamamım ardından, malum ülkemizin işsizlik sorunu, ve diğer özel nedenler dolayısıyla yüksek lisans eğitimimin ilk tez yılını boş geçtim diyebilirim. Zaten lisans eğitimim de de benzer nedenlerle çok iyi bir öğrencilik dönemi geçirememiştim. Tez konumu belirlemem ve en önemlisi bu konuda çalışmaya başlamam bir hayli sürdü. İş bulmamın ardından, ekonomik olarak güvenceye kavuşmam, bu sayede evlenerek hayatımı sevdiğim insanla birleştirmeme vesile oldu. Bu gelişmeler, ülkemizde bir lüks olarak algılanan yüksek lisans eğitimini tamamlamak için bana güç verdi.

Tez Yazmaya Başlamak…

İlk bölümde anlattığım hikaye kısımının ardından konunun özüne dönelim… Bir akademik çalışma olan yüksek lisans tezi; belirli şekil şartlarına sahip, akademik ölçüler ve gereklilikler doğrultusunda hazırlanması mecbur olan yazılı çalışmalardır. Tezinizi daktiloda yazabileceğiniz gibi, modern teknolojiyi kullanarak bilgisayar üzerinde de yazabilirsiniz. Ben modern bir üretim seçeneği olan bilgisayarı seçtim.

Bilgisayar üzerinde bir tez yazmanız için temelde bir kelime işlemciye ihtiyaç duyarsınız. Bu kelime işlemci gelişmiş bir kelime işlemci olabileceği gibi konsol tabanlı bir metin editörü de olabilir. Bu konuda Pardus üzerinde alternatiflerini şunlar olabilir:

  1. Basit metin editörü(ör. konsol tabanlı, Kwrite, Gedit vb)

  2. Ofis yazılımları-Kelime İşlemci(ör. OpenOffice.org/LibreOffice, Kword, AbiWord vb)

  3. LaTeX editörü(ör. Lyx, Kile, Tex, Texmaker vb)

Bu seçeneklerden üçüncüsü olan LaTex konusuna kısaca değinmek gerekirse; LaTeX akademik çalışmalar için oluşturulmuş bir belge hazırlama sistemidir. Genelikle fen bilimleri ve matematik alanında kullanılsa da sosyal bilimler alanında da yoğun olarak kullanılmaktadır. Ülkemizde de birçok üniversite bu alanlarda çalışmaların LaTeX üzerinde yapılamasını tavsiye emekte ve bunun için yönerge ve rehberler yayınlamaktadırlar. Latex akademik çalışmaların dışında, kitap ve diğer çeşitli belgeleri yazmak için de kullanılmaktadır. LaTeX belgelerinin kağıt ortamında en iyi çıktıyı verdiğinin de altını çizmeyi ihmal etmeyeyim. LaTeX konusunda daha fazla bilgi için ilgilenen arkadaşlar Google, PardusWİki ve Özgürlükİçin.com’da arama kutucuğuna LaTeX yazıp detaylı bilgi edinebilirler.

LibreOffice Özgür Ofis Yazılımı
LibreOffice Özgür Ofis Yazılımı

Benim bu seçenekler arasındaki tercihim Kelime İşlemci’den yana oldu. Bu seçimi yapmamın nedeni ise o güne kadar az çok hakim olduğum bir yazılım olması ve bu yazılımların diğer seçeneklere göre bana daha kolay kullanılabilir gelmesiydi. Bu karar basit gibi görünse de, özellikle LaTeX ile kıyaslanınca zor bir karardı.

Yardımcı yazılımlar…

Tezimi yazacağım platforma karar verdikten sonra işler benim için biraz daha kolaylaşmıştı. Bundan sonra sıra tez çalışmam için ihtiyacım olan yardımcı yazılımları belirlemekteydi.

Tezim için temel oluşturabilmek için birçok makale ve kitap okumam gerekiyordu. Bu makale ve kitaplar basılı ortamda olduğu gibi elektronik ortamda da bulunmaktaydı. Elektronik ortamda bulunan kitap ve makaleler genellikle PDF ve ofis dokümanı biçimindeydi. Ofis dokümanlarının üzerinde çalışmak kolaydı, fakat PDF biçimindeki belgelerde çalışmak o kadar kolay değildi.

Bildiğiniz gibi PDF biçimindeki dosyalar, ya metin halindedir ya da salt görüntü halindedir. Metin halindeki PDF belgelerininden metini seçebilir ve ofis belgelerine aktararak üzerlerinde çalışabilir not alabilirsiniz. Fakat görüntü halindeki PDF dosyaları üzerinde çalışmak hiç kolay değildir. Windows platformunda bu dosyaları okumak için kullandığınız Adobe Reader yazılımı ile bu dosyaları sadece görüntüleyebilirsiniz. Oysa Pardus üzerinde gelen belge görüntüleyici Okular size bu belgeler üzerinde çalışmak için mükemmel araçlar sunmakta.

Okular - Özgür Belge Görüntüleyici
Okular - Özgür Belge Görüntüleyici

Okular’ın size sunduğu en önemli özellikleri, PDF dosyaları içerisinde yer imleri koymak, önemli yerlerin altını çizmek, buraları serbest biçimde işaretlemek ve not almak olarak sayabilirim. Salt görüntü halindeki PDF dosyaları üzerinde not alabilmek, ve çalıştığınız bütün PDF dosyaları üzerinde aldığınız notları ve yer imlerini tek pencereden görebilmek, bu notlara hızlıca ulaşabilmek mükemmel bir şey! Okular ile bir PDF dosyası açın ve F6 tuşuna basarak neler yapabileceğinizi kendi gözleriniz ile görün derim!

Ben Okular belge görüntüleyicisinin yanında, Okular’a göre çok daha hızlı olan bir belge görüntüleyici olan Evince yazılımını aslında daha fazla kullandım. Okular nedense birkaç belge ile aynı anda çalışırken, özellikle görsel olarak zengin belgelerde performans düşüklüğü yaratıyor. Evince ile PDF dosyalarını çok daha hızlı ve kolay görüntüleyebiliyorsunuz.

KNotes- KDE Masaüstü Notları
KNotes

Belge görüntülemenin dışında, çok önemli bir ihtiyaç ise not tutmak. Pardus üzerinde gelen masaüstü notları çok işe yarıyor. Notlarınızı daha organize olarak tutmak isterseniz, Basket yazılımı tam sizlik. Bir diğer alternatif ise notlarınızı bir ofis belgesinde tutmak. Ben bu üç yöntemi de kullandım. Hızlı notlar için KNotes masaüstü notlarını, planlama için Basket’i ve kontrol için ise ofis belgelerini not tutmak için kullandım.

Biraz ileri teknoloji…

Belge yazmak, görüntülemek, not almak temel düzeydeki yazılımlar ile başarılabilecek işlerdi. Ama araştırma sürecini daha hızlandırmak için biraz ileri teknolojiye ihtiyaç duymaktaydım. Bilgisayarımdaki kayıtlı tüm belgelerin içine tek tek girmek, sayfalarca belge arasında bir kavramı aramak, bu işin nasıl olacağı doğrusu kafamda bir soru işaretiydi. Google’de arama yapmak bildiğiniz gibi bilgisayar yerelinde arama yapmaktan çok daha kolaydı. Ama benim bilgisayarımda topladığım belgelerin içeriğinde de arama yapabilmem gerekirdi.

Nepomuk - Semantik Masaüstü Aracı
Nepomuk - Semantik Masaüstü Aracı

Bu noktada devreye ileri teknoloji ürünü olan Nepomuk ve Strigi servisi girdi. Belgelerimi tuttuğum dizini Nepomuk ve Strigi servisine indekslettirdim. Nepomuk sayesinde bu dosyalara etiketler koydum, işime ne kadar yaradığına göre ise dosyaları 5 yıldız üzerinden oyladım. En önemli kısım olan dosya içeriğinde arama işlemini ise Strigi ile hallettim. Dolphin’de arama kutucuğuna aramak istediğim kelimeyi yazdığımda bu dosya adında ve içeriğinde o kelimeyi içeren bütün belgeler karşıma çıktı. Bu sayede araştırma sürecim çok hızlandı. Onlarca dosya ve binlerce sayfa arasından bir kelimeyi, bir terimi daha kolay olamazdı doğrusu.

Zotero, Çok Büyük İhtiyaç!

Zotero - Yeni nesil Araştırma Aracı
Zotero - Yeni nesil Araştırma Aracı

Tezlerin şekil şartlarına tabi olduğunu belirtmiştim. Bu şartlardan en önemlisi ise tezlerde kullanılan dipnotlar ve kaynakça kısımlarının bulunması. Tezi yazarken yararlandığınız onlarca kaynağı doğru şekilde belirtmelisiniz ve doğru biçimde tezinizde yer vermelisiniz.

Tez yazarken kullandığım OpenOffice.org(ve daha sonra LibreOffice yazılımı), dipnot ve kaynakça konusunda kendi iç araçlarına sahipti. Bu araçlar maalesef tıpkı Microsoft Office Word yazılımındaki gibi bu alanlarda zayıftı. Öntanımlı olarak gelen dipnot ve kaynakça biçimlendirmesi kişiselleştiremiyor ve toplu hale kontrol edilemiyordu, aynı zamanda geriye dönüp bu girdileri düzenlemek ise hiç kolay değildi. Basit olarak zamanınız var ise manuel dipnot girişi ve kaynakça oluşturabilirsiniz. Bunun yanı sıra çevrimiçi hizmetleri kullanarak bu ihtiyacınızı giderebilirsiniz.

Maalesef bu yöntemlerin hiçbiri bana makul gelmedi. Bu konuda araştırma yaparken, belki de tezim için en önemli araç olan Zotero ile karşılaştım.

Zotero, akademik alanda çalışan insanlar için bulunmaz bir nimet! Sundukları ile sizi çok büyük sıkıntılardan kurtaran mükemmel bir uygulama.

Firefox candır!
Firefox candır!

Zotero temelde bir Firefox uygulaması. Ofis yazılımız ile iletişim kurup bilgisayarınızdaki veya internette gezinirken karşılaştığınız bir eseri kütüphanenize almanızı, akademik biçemde olarak kaynak gösterebilmeniz için gerekli bilgileri kolayca girerek bu kaynakları elinizin altında tutabileceğiniz bir uygulama. Zotero sadece bununla sınırlı kalmayarak, araştırma yapanlar, kitap, belge, kılavuz yazanlar için bulunmaz nimetler sunuyor. Zotero ile araştırma yapmak, kaynak toplamak ve kütüphane oluşturmak çok kolay.

Zotero’nun sunduğu imkanlar bununla da sınırlı kalmıyor. Sunduğu ücretsiz üyelik servisi ile, kütüphanenizi, notlarınızı ve dosyalarınızı(100MB’a kadar ücretsiz) Zotero sunucusu ile eşleştirebiliyorsunuz. Bu sayede tez çalışmalarınıza internete bağlı olan herhangi bir bilgisayardan da devam edebiliyorsunuz. Bu servisin sağladığı en önemli özellik ise, veri güvenliği. Düşünsenize, çalışmanızda kullanmak için yaklaşık 100 eserlik bir kütüphane oluşturdunuz, hepsinin eser adından tutun, basım yılı, yayınevi çevirmeni gibi gerekli bilgilerini yazdınız. Ya bilgisayarınıza bir şey olursa, ya bunca veri ve veri bilginiz giderse, ya bilgisayarınız çalınırsa? Zotero, sizin için bu senkronizasyonu otomatik olarak yaparak sizi büyük bir sıkıntıdan kurtarıyor.

Zotero’yu kısaca tanıttıktan sonra, Zotero’yu Pardus üzeridne nasıl kullanılacağına değineyim. Zotero dediğim gibi bir Firefox eklentisi, Zotero’yu kendis sitesinde kolayca indirip yükleyebilirsiniz. Zotero’yu Firafox’a kurduktan sonra, yapılaması gereken önemli bir iş kalıyor. Zotero ve Kelime İşlemci’yi birbirine bağlamak. Bunun için, Zotero’nun kendi sitesinden kelime işlemciniz için uygun eklentiyi bulup kuruyorsunuz (http://www.zotero.org/support/word_processor_plugin_installation) Pardus 2011 için Zotero 2.1 ve Zotero 2.1 için OpenOffice.org/LibreOffice eklentisini seçebilirsiniz. Bu eklentileri kurduktan Firefox yeniden başlayacak ve yeni bir pencerede Zotero yapılandırma ekranı ile karşılaşacaksınız. Hiçbir ekstra ayar yapmadan “İleri” düğmesine tıklayarak kurulumu tamamlayabilirsiniz. LibreOffice programını açtığınızda araçlar çubuğunuzda Zotero araç çubuğunu göreceksiniz. Pardus 2009 üzerinde nasıl kurulum yapılacağı konusunda ise PardusWiki’deki Zotero maddesine bakabilirsiniz.

Zotero araç çubuğunu, çok basit bir kullanıma sahip. Sadece 7 tane düğmeye sahip bu düğmeler sırasıyla; Başvuru(Dipnot) ekle, Başvuru(Dipnot) Düzenle, Kaynakça(Bibliyografya) ekle, Kaynakça(Bibliyografya) düzenle, Yenile ve Zotero alan kodunu temizle. Daha kolay bir menü olamazdı doğrusu… Eser Bilgilerinizi Firefox üzerinde oluşturun, internette gezerken eser toplayın, tek tıkla bunları dipnot olarak ekleyin, tek tıkla kaynakça oluşturun, tek tıkla bütün belgelerinizi güncelleyin.

Bir belgede Zotero düğmelerine ilk kez tıkladığınızda size belgenizde hangi dipnot ve kaynakça sitili kullanmak istediğinizi soracaktır. Öntanımlı olarak dünyada yayıgın olarak kullanılan Modern Language Association, Harvard Reference Format, American Sociological Association, Chicago Manual of Style gibi birçok biçim karşınıza çıkmakta. Eğer okulunuz bu biçemleri öneriyorsa listeden seçip hemen atıf yapmaya, dipnot koymaya ve kaynakça oluşturmaya başlayabilirsiniz. Fakat benim okulum gibi okulunuz bu biçemler dışında bir biçem istiyorsa yapabileceğiniz iki şey bulunmakta. Birincisi, Zotero’nun sitesinden ekstra biçimler indirebilirsiniz, binlerce biçim sizin kullanımınız için Zotero Biçim Deposunda(bu adreste http://www.zotero.org/styles ) sizi bekliyor, buradan biçim önizlemelerini de görebiliyorsunuz. Eğer şanslıysanız okulunuzun istediği biçimi buradan tek tıklama ile (“Install”) kurabiliyorsunuz. Eğer istediğiniz biçim burada da yoksa Zotero size bir alternatif daha sunuyor. Bu ikinci seçenekte, kendi biçiminizi kendiniz oluşturabiliyorsunuz. Bu ikinci seçenek için Zotero size bu işi nasıl yapacağınız konusunda bir belgeleme sunuyor, belgeleme İngilizce (http://www.zotero.org/support/dev/citation_styles), biraz XML biliyorsanız, diğer stillerden de kopya çekerek kendi stilinizi oluşturabilirsiniz.

Ben, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü tez hazırlama yönergesine göre kendi Zotero stilimi kendim oluşturdum. Elimden geldiğince doğru yapmaya çalıştım, bazı yerlerde küçük sıkıntıları olsa da işimi gördü. Bu biçim dosyasını http://bluzz.net/tezim adresi altında bulabilirsiniz.

Zotero konusununda son olarak, Zotero’nun çok güçlü bir araştırma aracı olduğunun altını tekrar çizmek isterim, kendi sitesinden izleyebileceğiniz tanıtım videolarında da görebileceğiniz gibi, çok yetenekli ve zeki bir araç. Basit düzeyde bireysel kullanımın yanı sıra, bir araştırma grubunda çalışıyorsanız, ortaklaşa çalışma ve konusunda da araştırma grupları kurarak veya hazır gruplara katılarak ortak kütüphaneler oluşturup bu kütüphanelerden ve notlarından faydalanabiliyorsunuz. Diğer taraftan Sosyal Paylaşım paralelinde, Zotero kullanan kişileri ve çalıştıkları disiplinleri(bilim dallarını, ilgi alanlarını) görebiliyorsunuz. Örneğin Makine Mühendisliği veya Nöroloji konusunda araştırma yapıyorsanız, yurt dışında sizinle aynı alanda çalışabilen kişileri ile Zotero üzerinden iletişime geçebilir, kaynakça paylaşımında bulunabilirsiniz. Bu da gerçekten bulunmaz bir nimet, özellikle ülkemizde yurt dışındaki kişiler ile irtibata geçmenin zor olduğunu göz önüne alınca, üretimi ve araştırmayı paylaşmak Zotero’nun bize sunduğu çok güzel bir imkan.

Son Söz….

LibreOffice Özgür Ofis Yazılımı
LibreOffice Özgür Ofis Yazılımı

Yukarıda bahsettiğim araçlar özellikle Zotero, tez yazım sürecimi inanılmaz kolaylaştırdı. Zemberek imla denetimi ile tez genelinde yazım denetimi sağladım. OpenOffice.org/LibreOffice Calc ile tablolar, çizelgeler ve grafikler oluşturdum, bunları kolayca Kelime işlemci içerisinde kopyaladım, ve kelime işlemci içerisinde de düzenleyebildim. Bazı ham veri, virgülle ayrılmış veri(CSV)’leri çevirmede Gedit’i kullandım. PDF dosyalarını birleştirmede, kesmede sevgili Fırat Özgül’ün yazmış olduğu Harman yazılımını kullandım. Elbette ara ara yaşadığım sorunlar, hatalar oldu. Sorunları çözmem zor olmadı, hatalar içinse hata kaydı girdim. Hatta bazı iyileştirme önerilerinde de bulundum. Tezimi yazmaya başladığımda OpenOffice.org kullanırken, tezimi yazarken yaşanan gelişmeler neticesinde tezimi, LibreOffice kullanarak bitirdim. Bu süreçte LibreOffice yerelleştirmeleri için çalışmalara katıldım, LibreOffice’in bugün %100 Türkçe bir arayüz ile karşımıza gelmesine katkı verdim, tr.libreoffice.org sitesi için çalışmalarda bulundum.

Tez yazım sürecimde, ne Pardus ne de kullandığım diğer özgür yazılımların hiçbiri beni yarı yolda bırakmadı! OpenOffice.org ara ara çökse de belgelerimi hep kurtardı, LibreOffice’de ise (Knazar değmesin!) henüz çökme yaşamadım. Bu açıdan Pardus ve üzerinde gelen yazılımlarda emekleri geçenlere çok teşekkür ediyorum.

Tezimi tamamen, Pardus üzerinde, başka bir platform veya bir araç kullanmadan yazmak benim hayalimdi. Bunu gerçekleştirebildiğim için çok mutluyum. Pardus’un bir üretim platformu olduğunu sürekli belirtmekteyim. Bilgisayarın sadece internet ve eğlence aracı olmadığını bir üretim aracı olduğunu tekrar belirmek isterim. GNU/Linux’un insanlara sunduğu fırsatlardan yararlanarak benim de kendimce bir ürün ortaya koyabilmem, bunun kabul görmesi beni manevi açıdan çok mutlu etti.

Eğer siz de akademik alanda araştırma yapıyorsanız, bu araştırmalarınızda ve tez çalışmalarınızda Pardus kullanmanızı şiddetle öneririm. Yukarıda bahsettiğim bütün yazılımlar ve size sunduğu ileri teknolojiler ile Pardus araştırma alanında diğer rakiplerinden geride kalmıyor!

Son olarak bu süreçte içimde kalan bir iki husustan bahsedeyim. Birincisi tezimi yazarken kullandığım yazı tipi, tez yönergesine uyun bir seçim yaptım, seçenekler arasından Times New Roman karakterini seçtim, alternatif olarak özgür bir yazıtipi olan Liberation Serif’i seçebilirdim, veya Arial yerine Liberation Sans’da seçimim olabilirdi. Gerek zaman gerekse bu tiplerin döküm alacağım bilgisayarlarda nasıl görüntüleneceğini bilmediğimden bu şekilde yapmak durumunda kaldım. Ama biraz daha zamanım olsaydı, yazıtipini değişik kullanmak isterdim.

İkinci olarak ise, gerek okulumun sitesinde, gerekse YÖK tez bankası ve Tez yönergelerindeki anlatımların tamamı Windows sistemleri üzerinde kullanılacak uygulamalar ile ilgili, biraz zamanım olsaydı bu yönergeleri Linux üzerinde kullanılacak yazılımlar ile değiştirip paylaşmak isterdim. Maalesef bunları yetiştiremedim.

Yapabildiğim şey, modern yazılımlar ve araştırma araçları ile Pardus’u bir araya getirebilmek ve bununla bir Tez ortaya koyabilmek oldu. Bu sayede Pardus’un araştırma alanında da kullanılabileceğini ve diğer sistemlerden hiçbir eksiği olmadığını gösterdiğim düşünüyorum.

Umarım yakın zamanda, Pardus üzerinde hazırlanan diğer tezleri, Pardus üzerinde yazılan kitapları ve eserleri görebiliriz.

Bu yazıya konu olan “Avrupa Birliği’nde Yoksullukla Mücadele ve Türkiye’nin Uyum Sürecindeki Yeni Uygulamalar” konulu tezimin bu yazı ve e-dergi’nin bu sayısına özel sürümünü http://bluzz.net/tezim adresinde bulabilirsiniz.

Merkalıları için Bağlantılar:

1-Libreoffice (http://tr.libreoffice.org)

2-OpenOffice.org(http://www.openoffice.org.tr)

3-Zotero, (www.zotero.org)

4-Okular, (http://tr.pardus-wiki.org/Okular )

5-BasKet, (http://tr.pardus-wiki.org/BasKet)

6-Knotes, (http://tr.pardus-wiki.org/KNotes)

7-Nepomuk, (http://nepomuk.semanticdesktop.org/)

Kategoriler
Pardus

Pardus, TÜBİTAK ve Gelecek…

Bugün Özgürlükİçin.com Haberler bölümünde Pardus 1.0’ın yayımlanmasının altıncı yılını haber yaptık. İlk tam kurulabilen Pardus sürümünü olan 1.0’ın üzerinden altı koca yıl geçmiş, bugün Pardus 2011 var…

Fakat Pardus 1.0.’ın yayımlandığı gündeki geleceğe yönelik büyük umutlar bugün azalmış ve yerini sessizliğin içerisinde kaygı dolu bir bekleyişe bırakmış bulunuyor.

Tübitak tarafında sürecin nasıl buraya geldiğini merak ediyorsanız, son altı ay içinde yaşanan gelişmeleri birazcık araştırmayla bulabilirsiniz.

Pardus tarafında yaşanan yansımaları kısaca tekrar etmek gerekirse:

  • Erkan Tekman şu yazısında http://developer.pardus.org.tr/people/tekman/blog/?p=220 şu an yeni personel alınamayacağını belirtmiş.
  • Pardus’un Tübitak tarafındaki geliştiricileri projeden birer birer ayrılmakta. Pardus’u bu kadar seven ve inanan insanların projeden böylesine ayrılmaları gerçekten kuşku uyandırıcı. Bu kişilerin Tübitak’tan ayrılırken imzaladıkları “konuşmayacaklarına dair” taahhütnameler maalesef ayrılanları sessiz kalmaya zorluyor. Bu kişileri az çok tanıyor oluşum ve yaşanan gelişmeler, sanki bu kişilerin projeden ayrılmaya bir şekilde itilmesi. Kafamda ister istemez bir mobbing yapıldığı şüphesi uyanıyor. Ki aldığım bazı duyumlar da bu fikrimi destekler nitelikte.
  • Tübitak ve Bilgem’de yaşanan olaylar ile ilgili Gizem Belen’in kaleme aldığı şu yazı: http://www.teknokedi.com/tubitaktan-haberler-iyi-degil/ aslında olanı biteni yumuşak hatları ile anlatmakta.
  • Rasat projesinin bir şekilde sonlandırılması, ve aldığım diğer duyumlara göre mevcut projelerde bütçe ve personel azaltılması gibi gelişmeler son derece kaygı verici.
  • Konu ile ilgili Teknokedi forumlarında bir soru sordum. Mevcut durum ile ilgili daha detayı açıklamaları Ali Işıngör Teknokedi Forumlarında, bildiği kadarıyla, şöyle yapıyor: http://forum.teknokedi.com/discussion/comment/1175#Comment_1175 
  • Pardus Proje yönetiminden mevcut gidişat ve gelecek planları ile ilgili bir açıklama yapılmadı henüz. Sanırım konu ile ilgili konuşulması, bu yeni yapılanma sürecinde kurum tarafından istenmiyor.
  • Geliştiricler tarafından tek açıklama, Pardus ekibine neler oluyor sorusu üzerine oluşan yoğun merak üzerine Ozan Çağlayan tarafından şu şekilde yapıldı: http://lists.pardus.org.tr/pardus-kullanicilari/2011-December/069377.html Kendisi kişisel bu cevabında değişim sürecinin devam ettiğini ve Pardus için çalışmaya devam edilmesi gerektiğini söyledi. “Keep Calm and Carry On
  • Benim kişisel görüşüm ise olayların boyutunun biraz daha büyük oluşu.

Daha önce sevgili Server Hoca, Sezai ve Ali Erkan İMREK‘in yazılarında bu yukarıdaki hususlar ışığında Pardus’un geleceği üzerine kaygılar dile getirildi.

Özetle, kişisel görüşüm işlerin pek de yolunda gitmediği yönünde…

Peki ne olacak? Bildiğim kadarıyla çoğu kişinin kafasında iki farklı senaryo mevcut:

  1. Pardus Projesi sona erdirilecek
  2. Pardus’un bireysel sürümü sona erdirilirken yola Kurumsal Serisi ile devam edilecek.

Benim kafamdaki kendi adıma yaşayacağım senaryo ise şu:

  • Pardus projesinin devamı için mücadele edilecek!

Evet, Pardus’un devam etmesi, yaşaması için mücadele edeceğim. Konuştuğum arkadaşlarımla bu kararlı şekilde bu mücadeleyi sürdürmek yönünde hemfikiriz.

Pardus ölmemeli, hiçbir şekilde de ölüme mahkum edilmemeli. Pardus’u ve özgür yazılımı seviyorsak bunun için mücadele etmeliyiz.

Mücadele etmeliyiz, çünkü;

  • Özgürlükİçin mücadele etmek gerekir,
  • Kullanmanın ön koşulu yaşatmaktır,
  • Pardus, bu ülkede insanları özgür yazılımla tanıştıran en büyük güçtür, özgür yazılımın amiral gemisidir,
  • Pardus çok büyük bir projedir, hedefleri ile kıyaslandığında henüz daha yolunun başındadır, Pardus uzun vadeli bir projedir, yarı yolda bırakılamaz,
  • Pardus’un ülkemiz açısından önemi şudur; Bağımsızlık ve bilgiyi işleme özgürlüğü,
  • Pardus yüksek ekonomik getirisi olan bir çözümdür, verdiğimiz vergilerin asla bizim olmayacak ürünlerin lisanslarına gitmesi, sağ duyulu ve ülkesini seven vatandaşların kabul etmemesi gereken bir durumdur,
  • Pardus ile bu ülkede teknoloji üretilmektedir, genç mühendislerimiz istihdam edilmekte ve yerli girişimcilerimiz bu yapıda iş modelleri kurabilmektedir,
  • Fatih gibi büyük kapsamlı bir projede bugün Pardus bir alternatif olmuşsa, bu göz ardı edilip hafife alınacak bir konu değildir, bu özgür yazılımın potansiyelinin ispatıdır,
  • Bugün Fransız mallarının boykot edilmesi gündemde, yarın Alman, İtalyan, Japon, Amerikan malları boykot edilebilir veya bu ülkeler bize arz kesintisine gidebilir. Bugün Renault marka otomobilleri boykot edebilme lüksü bu ülkede var mıdır? Ülkenin yöneticileri Fransız arabalarına binmekte. Devrim arabalarını kenarda tutun. Daha geniş ölçekte, bugün bütün devlet yapısı Microsoft şirketinin kapalı kaynaklı yazılımlarını kullanmakta, yarın ne olacağını bilebilir misiniz? Bilgi güvenliğinin ne kadar ciddi bir konu olduğu ortadadır.
  • Bugün, hükumet yerli otomobil için özel sektörü sıkıştırmakta ve maalesef olumlu dönüş alamamakta. Kayseri’de yerli otomobil için “tek silindirli” motor modelleri yapılmaya çalışılmakta… Sizce de biraz geç olmadı mı? Devrim arabalarını yine bir kenarda tutun.
  • Bugün F-16’ların kapalı kaynaklı yazılımları, dost düşman işaretlemesi vb gibi konular nedeniyle gündeme geldi. Kayseri Tayyare Fabrikasını kenara not alın. Özellikle İsrail ile yaşanan gerilim sonucu bu yazılımların kodları  epeyce bir meblağ verilerek alındı. Sizin olmayan kodlar, sizin olan uçaklardan daha kıymetli hale geliyor. Bilgiye hakimiyet konvansiyonel silahlara hakimiyetten daha değerli, bu bir kez daha ispat edildi,
  • Bilgi çağında en önemli güç bilgiyi işleyebilme, bu işleme imkanını sağlayabilme fırsatıdır. Pardus bu nedenle çağında yerli otomobilden daha büyük bir öneme sahiptir.
  • Pardus bu ülkenin emeğidir. İnsanlığın ortak üretimine bu ülkenin paydasıdır.
  • Pardus, bugüne kadar Dünya çapında son derece olumlu eleştiriler almış ve gururumuzu kabartmıştır. Aynı zamanda özgür yazılım konusunda dünyada konuşulan prestijli bir örnek olmuştur.
  • Pardus’un yaşaması özgür yazılımın gücünün göstergesidir. Pardus’un ölümü ise, hem Türkiye’de hem de Dünya’da özgür yazılım için çok büyük bir enkazdır, prestij kaybıdır. Altından kalkmak, bir kez daha denemek mümkün olmayacaktır,
  • Pardus canlıdır, Pardus’u seven onbinlerce kişi onu canlı kılar. Onu ortadan kaldırmak, sevenlerinin yüreğini yaralayacaktır, kimse sevdiği bir şeyi kaybetmek istemez, buna razı gelmez,
  • Pardus, devlet tarafından desteklenmektedir, vatandaşlarının kullanımına sunulduğu için kamusal yarar söz konusudur, ayrıca lisansı itibarıyla bir kamu malı sayılır. Pardus kullanıcıları olarak, dolaylı olarak bir kamu hizmeti almaktayız, tıpkı diğer kamu hizmetleri gibi, bu hizmete talep vardır, ve kesilmesi bir kamu hizmetinin kesilmesinden farksızdır,
  • Pardus bu ülkenin bir fırsatıdır. Pardus, Devrim arabalarının kaderiyle yüzleşirken, buna sessiz kalmak vebali altından kalkılabilecek bir şey değildir. Pardus tarihin sayfalarına gömülürse, bunu yaşayan bir kuşak olmak, bir özgür yazılımseverin vicdanında bir yara olacaktır. Ben bu yarayı taşımak istemiyorum!

Ben gecenin bu vakti, dağınık da olsa mücadele için “kendimce” haklı gerekçelerimi saymaya çalıştım. Şu anda Pardus’un sona ereceği, adının değişeceği veya yapısının değişeceği ile ilgili kesin bir bilgi bulunmamakta.

Elimden geldiğince durumu özetlemeye çalıştım. Daha fazla sessiz kalmayı kabullenemedim. Bekleyip görmek, belki biraz daha sağduyulu olmak daha makul olabilirdi ama atalarımız ne demiş; “Görünen köy, kılavuz istemez.”

Topluluk olarak kendimizi zor bir kışa hazırlamamız gerekiyor. Çünkü bu sefer gerçekten “Kış Geliyor”…

Mutlu günler.

Kategoriler
Pardus

Çağrışım…

Şunlar size neyi çağrıştırıyor:

  • Bireylerin bilgiye erişim ve bilgi işleme imkanı
  • Kamunun bilgi işleme imkanı
  • Bilgi teknolojilerinde istihdam ve teknoloji üretimi
  • Tasarruf
  • Güvenlik
  • Özgürlük
  • Bağımsızlık
  • Sürdürülebilirlik

Eğer yukarıdakilerin sizdeki çağrışımı “Özgür Yazılım” ise, lütfen önümüzdeki dönemde ülkemizin özgür yazılıma olan ihtiyacı üzerine yazın. Bolca yazın ve paylaşın, hatta mümkünse bu görüşlerinizi devletin karar mercilerine iletin.

Özgür yazılımın faydalarını toplumumuzun alışılageldik kanıksamasıyla -gidilmeyen ama bilindik bir yol tarifi gibi- arka planda bırakmayalım, farkındalığı elimizden geldiğince –her gün– biraz daha artırmaya çalışalım.

Buna şimdi çok ihtiyacımız var.

Mutlu günler

Kategoriler
Genel

Fatih Projesi: Yolu Pardus ve Özgür Yazılımdan Geçenlere Çağrım – 1

Fatih projesi konusuna aylardır farklı bir sessizlik içerisinde bulunuyoruz. Birçok kişinin süreci bildiğini varsayıp giriş kısmını kısa tutmakta fayda var.

Türkiye’nin belki de dünyanın en büyük bilişim hamlelerinden biri sayabileceğimiz Fatih projesinde işletim sistemi olarak Pardus kullanılmasını hepimiz istiyoruz. Gelinen bu noktada elimizde yayınlanan şartnameler artık mevcut- (->Bknz)

Teknik şartnamede:
1.10. Etkileşimli tahta bilgisayarı ve arabirimleri Windows ve Linux (Pardus) son sürümlerine uyumlu olmalı ve sürücüleri temin edilmelidir.

ve
2.39.6. İşletim sistemi Microsoft Windows ve Pardusun son sürümü yüklü olacaktır.

maddelerinde gördüğümüz üzere Etkileşimli(Akıllı) tahtalarda Windows ve Pardus işletim sistemi yüklü olacak.

Bu Türkiye’de Pardus ve özgür yazılım adına ne bir zafer ne de bir mağlubiyet. Fakat bu şartname bu haliyle gösteriyor ki Bu derece önemli bir projede hala kapalı kaynaklı yazılımlara bağımlı kalmışız ve biz üzerimize düşeni yeteri kadar yerine getirememişiz.

***

Bildiğiniz üzere bu konuda bir kamuoyu oluşturmak için şimdiye kadar arada kalan çalışmalar yaptık. CeBIT Bilişim Eurasia 2011 Fuarında Pardus ile çalışan akıllı tahta ve tablet bilgisayarın sunulması birçoğumuza umut verdi.

Peki geç mi kaldık? Hayır geç kalmadık, doğru kamuoyu için hala zamanımız var. Türkiye’de özgür yazılıma gönül vermiş insanların üzerine düşeni yerine getirmesi için hala zamanımız var!

Bu projede Pardus kullanılması, sadece Türkiye için değil özgür yazılım adına dünya çapında bir öneme sahip. Tercihin sadece Pardus’tan yana yapılması, herkes adına büyük bir zafer anlamına gelecek.

CeBIT fuarında yakalanan rüzgar maalesef bu konudaki son şansımız ve bir kamuoyu oluşturmak için en doğru zaman. Öyle ki bu fırsatı ya şimdi değerlendiririz, ya da kapalı kaynaklı yazılımlara karşı hayatımızda aldığımız en büyük mağlubiyeti alırız. Bu en büyük mağlubiyet çünkü, koskoca bir nesli özgür yazılımla tanışmaktan mahrum bırakacağız. Ülkemizde üretilecek teknolojileri ve ülkemizin insan kaynağını geliştiremeyeceğiz. Microsoft’un bu zaferi sadece ülkemizde değil Dünya çapında örnek olacak ve başka ülkelerin de bilgi bağımsızlığına zarar vermiş olacağız.

Bu derece büyük bütçeli bir proje, belki de Dünya’da Linux ve özgür yazılımın gelişmesi için en büyük itkiyi sağlayacak. Ülkemizdeki özgür yazılım iş modellerinin çıkış noktası olacak, genç yazılımcılarımız istihdam edilecek, destek çevre birimleri vb belki de yılların hayali ekosistem bu iş ile canlanacak.

Bu olmazsa ne olacak, hiç birşey, kapalı kaynak teknolojilere bağımlı bir projeye milyar dolarlar akacak, ve projenin ömrü boyunca bu maliyetler olacak. Vergilerimiz  asla bizim olmayan ve bizim insan kaynağımızı bırakın, insanlığın bilgi birikimine fayda vermeyen kar odaklı yazılım kartellerine gidecek. Hiç bir şey değişmeyecek, distribütörler, teknoloji ithalatçıları, çok yüksek saat ücreti ile gelen yabancı sistem uzmanları yine bu ülkede para kazanırken, bizim üretken yazılımcılarımız işsiz gezecek, oldukları noktada kalacak ve bu koca şirketin afiyetle yediği büyük pastanın kırıntılarından faydalanmak için sırada bekleyecek.

Keza, donanım üreticilerimiz kapalı teknolojiler nedeniyle, en fazla ham işçilik sunacak, kendi çözümlerinde lisans bedellerinden dolayı rekabet gücü azalacak, teknoloji üreten kişileri istihdam edemeyecek çünkü bir sahiplenip geliştirebileceği bir teknoloji olmayacak, en iyi ihtimalle yabancı bir üreticinin ürünlerini lisanslı üretecek, yani fasonculuk yapacak.

Bu bu konudaki ilk çağrım,

Geç de kalmış olsak, geri dönülemez bir noktada değiliz. Yolu Pardus’tan ve özgür yazılımdan geçen herkese sesleniyorum,

Fatih projesinde Pardus kullanılması için elinizden geleni yapınız! Yazınız, çiziniz, anlatınız! Bu davayı sahipleniniz, bu sadece Pardus’un değil özgür yazılımın davası. Bir şekilde Pardus ile yollarınızı ayırmış olabilirsiniz, ama bu davada susmak, özgür yazılıma ve özgür yazılımın kaderine ihanettir. Eğer bir arpa kadar bile katkı verebiliyorsanız bunu vermekten kaçınmayın!

Bu fırsat bir kez daha gelmez, bu devri yaşayan insanlar olarak -ne olmuşsa – ne olursa olsun aklın yolu bir ve durmamız gereken yer bir. Eğer bu konuda elimizden geleni ortaya koymazsak, vebali Türk özgür yazılım camiasınadır. Mücadele edip kaybedebiliriz, ama mücadele etmeden kaybettiğimizde kendinizi hala özgür yazılım dostu olarak tanıtabilecek misiniz?

Bugün Türkiye’de dağınık da olsa çok büyük bir kamuoyu yaratabilecek büyüklükte bir camia var. Hali hazırda vatandaşlarımızın da bu konuya bakışı pozitif.

Bu konu LKD sohbet listelerinde ve Pardus-Camia listelerinde tartışılıyor. Gelin hep birlikte tartışalım ve bu konuda bir duruş belirleyip harekete geçelim. Herkes elinden geleni yapsın. Başaramazsak da en azından iyi mücadele etmiş olalım. Yarın geriye baktığımızda hayıflanıp utanmayalım! Kaybedeceksek de en iyi şekilde kaybedelim.

***

Bu konu ile beraber, yolu Pardus’tan geçenlere iki çift sözüm var. Ohloh’da gördüğüm kadarıyla (ne kadar tam bilemiyorum ama) Pardus kod tabanına bugüne kadar 136 kişi katkıda bulunmuş. Bu kişilerinden bugün projeye katkı vermeyenlere sesleniyorum, bu önemli zamanda lütfen geride durmayın. Gelin hem kamuoyu oluşturma çalışmalarına katılın, hem de her şeyi geride bırakarak -yapabiliyorsanız- Pardus’un gelişimine katkı verin, olmadı en kötü bugzilla’da şimdiki aktif geliştiricilere destek olun. Pardus’un yumuşak karınlarını yok etmek de sizin elinizde. Hiç olmadı gelin Camia listesinde 2 kelam edin.

Bugün sosyal medyada rastladığınız #pardus ve fatih mücadelesi, sizin emek ve gönül verdiğiniz hayalleri savunmaya devam ediyor. Bunun siz olmadan yapılması mümkün değil.

Bugüne kadar onca emek verdiniz. Bugün bu emeğinize sahip çıkma zamanı!

***

Bu çağrımın sonuna gelirken şunu özellikle belirtmek isterim. Bu konuda bir şey yapmazsanız ne olur? Bir şey olmaz, Serdar Ortaç’da bu konuda bir şey yapmıyor, hayatı da kariyeri de gayet güzel. Yarın dönüp geriye baktığınızda bu önemli mesele için Serdar Ortaç kadar katkı vermiş olursunuz en kötü 🙂

Ben kendimi bu meseleye Serdar Ortaç’dan daha fazla katkı vermiş, mücadele etmiş olarak hatırlamak istiyorum! Siz de öyle yapın!

Serdar Ortaç

Mutlu günler

Kategoriler
Pardus

İkinci Wiki Seferberliği

PardusWikiBirinci Wiki Seferberliği çağrısı %100 başarı ile tamamlanarak birçok insanın zor bir hedef olduğunu düşündüğü bir işi iki hafta gibi kısa bir sürede tamamlamakla kalmadı, bu çağrıdaki 49 madde dışında sayısız katkıyla içeriğini zenginleştirdi, çok büyük bir başarıya ulaştı.

Rakamlarla ifade etmek gerekirse, bu süre zarfında PardusWiki‘ye tam 82 yeni madde eklendi, 50 yeni katkıcı aramıza katıldı ve 2.000’i aşkın katkıda bulunuldu. Bu derece güçlü bir ivmeye kavuşan PardusWiki, maddelerin kalitesi ve Google’da birçok maddenin tek kaynağı haline gelmesiyle de diğer birçok büyük dağıtım Wiki’sinin önüne geçti. Daha somut konuşmak gerekirse, Gentoo ve Mandriva’nın İngilizce Wiki’lerinin önünde, Fedora Wiki’sinin ise epey gerisindeyiz :)..

Birinci Wiki Seferberliği’nde oluşturulan maddelere buradan ulaşabilir ve topluluk tarafından nasıl güzel bir iş çıkarıldığını kendi gözlerinizle görebilirsiniz.

Pardus kullanıcısı olan sizleri, Birinci Wiki Seferberliği çağrımızda belirttiğimiz gibi Pardus ve özgür yazılım konularında PardusWiki‘yi eşsiz bir başvuru kaynağı haline getirmek ve Türkçe İçerik & Belgelendirme konularındaki eksikliğimizi gidermek amacıyla, İkinci Wiki Seferberliği’ne katılmaya çağırıyoruz.

İkinci Wiki Seferberliği’nde bayrağı bir adım daha öteye götürerek, Pardus üzerinde kullanılan temel yazılımların tümünün belgelendirilmesini hedefliyoruz. İlk seferberlikte bu hedefin yarısını gerçekleştirmiş olmamızdan aldığımız cesaretle, bu kez ikinci çağrımızı yapmaktayız. PardusWiki’ye yapacağınız katkıların, Pardus’a ve Türkiye’de özgür yazılıma verebileceğiniz en önemli katkılardan biri olacağını tekrar vurgulayalım.

Henüz Oluşturulmamış Maddeler

Aşağıda hazırlamış olduğumuz listeden katkı verebileceğiniz maddeleri seçip, üzerine tıklayarak yazmaya başlayabilirsiniz. Pardus ve diğer özgür yazılım projeleri için hayati önem taşıyan PardusWiki‘ye tüm kullanıcılarımızı davet ediyoruz.

Ayarlar

Geliştirme

Ofis

Sistem