Whiplash: Başarının zorlu yolu ve kibir

Geçtiğimiz hafta Film Ekimi festival gösterimlerinde Whiplash filmini gördük. Film ünlü bir davulcu olma hayali ile ülkenin en iyi müzik okulunda eğitim gören bir gencin bu amacına ulaşmak ve diğer rakiplerinden sıyrılmak için sınırlarını zorlayarak gösterdiği çabayı, özel hayatında yaptığı fedakarlıkları ve adanmışlığı güzelce işlemekte.

Genç öğrenci Andrew Neyman‘ın okulun sert, keskin ve ağzıbozuk öğretmeni Terence Fletcher tarafından efsane jazz davulcularına imrendirilmesi ile Andrew zorlu bir mücadeleye başlamakta…

Yoğun ve baskı altında çalışıp kendinizi zorlayarak sınırınızı aşabilir misiniz?

Yoğun ve baskı altında çalışıp kendinizi zorlayarak sınırınızı aşabilir misiniz?

Burada ünlü bir müzisyen olma hayalini kuran gençlerin çıkaracağı çok güzel dersler sunulmakta, en önemli mesaj ne kadar yetenekli olursanız olun, başarı hiç kolay değildir ve sizin gibi onlarca genç arasından sıyrılmak istiyorsanız canınız yanana kadar çalışmalısınız… Kendinizi adamalısınız, hatta bu adanmışlık sizin aileniz ve sevgiliniz ile olan ilişkisini bile zedeleyebilir… Bunca şeye değip değmeyeceğinin muhasebesini yapacak durumda bile olmayabilirsiniz.

Meşhur olmak için 'yeterince' çalışabileceğinizden emin misiniz?

Meşhur olmak için ‘yeterince’ çalışabileceğinizden emin misiniz?

Whiplash aslında çocukluğumuzdan beri Karate Kid, Amerikan Ninja vs başarı yolu filmlerinden bir yerde ayrılıyor. Burada iyi işlenmiş olan şey, çok çalışmanın getireceği kibrin tehlikesi. Sizi felaketin bir adım gerisinde tutan kibriniz ani bir sinir patlaması ile geri dönülmez hatalara sebep olabilir. O kadar mazlum ve bir o kadar çalışkan da olsanız, karşılık beklentisi ve hak etmişlik düşüncesi sizi kibre sürükleyebilir.

Benim filmden çıkardığım diğer bir mesaj ise, filmin sonlarına doğru verilen gidişat kötü ise, gidişata uymak yerine ipleri ele almalısınız mesajı idi.

Film genel olarak güzeldi, görsellik, çekimler vs iyiydi, ama daha iyi olan bir şey varsa o da işitsel keyifti… Ben açıkçası Jazz müzik dinleyen bir insan değildim, ama filmdeki müzikler adeta seyirciye jazz müziği sevdirmek için seçilmiş gibiydi. Hele filme orkestradaki bir davulcunun gözüyle baktırmak, jazzın aslında sıkıcı olmadığı biraz da rock’n roll tarafı olduğunu göstermek için seçilmiş sanki…

Filmden ziyade seyirci ile ilgili de bir not düşmek isterim. Filmi Kadıköy Rexx sinemasında izledik, festival filmi malum kitleyi az çok tahmin edebilirsiniz. Hassas ve duyarlı insan profilinde bir kitle… Filmde sert öğretmen Fletcher’ın eşcinseller ve Yahudiler ile ilgili esprileri salonda epeyce komik bulundu. Normal bir ortamda bu esprileri yapanları Homofobik – Antisemitik diye aşırı hassasiyet ateşiyle haşlayacak bu kitleden çıkan kahkahalar beni şaşırttı doğrusu, kitleyi takipten çok gülemedim.

Bonus: Filmde zillerin markasına dikkat edin.

Güzel bir film, drama olmasına rağmen boğucu değil, güzel akıyor. Festival’de gösterilmiş bir film ama öyle enteresan frekansta sanat filmlerinden değil, ana-akım bir film. Öneririm.

iMBd notu 8,6 benim notum 7,5

Kitap Tanıtımı: İlizarov Günlüğü

Dostum Sezai Yeniay ilk kitabını ‘İlizarov Günlüğü’nü geçtiğimiz hafta Google Play Kitaplar’da yayımladı. Zor bir zamanında yazdığı ve el birliği ile hazırladığımız bu kitabın burada tanıtımını yapmaktan da kıvanç duymaktayım.

İlizarov Günlüğü

İlizarov Günlüğü

“Sanıldığının aksine doğa en mükemmele evrilmiyor, en kolaya evriliyor…” – Sezai Yeniay, İlizarov Günlüğü

Sezai’nin kitabı bir günlük… Çocukluğunda geçirdiği bir trafik kazası neticesinde yaşadığı onca ameliyattan sonra bir son ameliyatın hikayesi. İlizarov tekniği ile kemik uzatımı sürecinde yaşadıklarını teşvikimizle, başkalarına da faydalı olsun diye, bir internet günlüğünden (http://ilizarovgunlugu.wordpress.com/) yazmaya başlamıştı. Bittiğinde bunu kitaplaştırmak için kendisine söz vermiştim. Geç de olsa eşimin yardımı ve özgür yazılım araçlarıyla bunu başardık.

Kitabı değerlendirmek gerekirse, İlizarov Günlüğü ameliyatı ve teknik-tıbbi yaşananları anlatan bir kitap değil. Kitabı okuduğunuzda kader, talih ve hayatın ne kadar çileli olabileceği ve insanın bir şekilde bu zorlu engeller karşısında kendine bir yol çizebileceğini ve başarabileceğine dair inancınız pekişecektir.

İki gün önce hayatta ortalama bir insanın sahip olabileceği birçok şeye sahip bir insan olan Mehmet Pişkin’in intiharı üzerine hayatı sorgulamış olabilirsiniz… Benzer bir çok örnek gibi, İlizarov Günlüğü ve Sezai’nin hayatını önümüze koyduğumuzda, insanın en temel içgüdüsü olan yaşama güdüsünün ne kadar doğal ve doğru olduğunun görüleceğini düşünüyorum. Mutlak içgüdümüz olan yaşamın asla bize mutlu tarafını garanti etmediğini ve hayat oyununda kuralları biz belirlemesek bile mücadele gücümüzün tahminimizden de üstün olması sayesinde kazanacağımızı düşünüyorum. Galiptir bu yolda mağlup da diyebiliriz. Türümüz böyle… Yoksa alçılanmış kırık ayağı ile kağıt toplamaya çalışan çocuğun yaşam mücadelesini nasıl açıklayabiliriz ki?

En zor en umutsuz anlarda bile zaman içerisinde -bazen ‘o zaman’ durmuş ve geçmiyorcasına can yaksa bile- bir çıkış muhakkak vardır.

Bu nedenle İlizarov Günlüğü’nü okumanızı öneririm.

Kitabın hazırlanışı ile ilgili teknik kısma gelelim. İlizarov Günlüğü tamamen özgür yazılım kullanılarak yazılmış ve e-kitap biçimine dönüştürüldü; GNU/Linux tabanlı özgür işletim sistemleri üzerinde LibreOffice Writer ile yazıldı, LibreOffice için Writer2epub eklentisi ile e-kitap biçimine dönüştürüldü ve e-kitap yönetim yazımları Calibre ve Sigil ile son şekli verildi. Lisans olarak ise özgür bir lisans olan CC BY-SA 4.0 ile lisanslandı.

Eşim ve benim için bu ilk editörlük ve e-kitap oluşturma deneyimimiz oldu.

İlizarov Günlüğü’nü serbest şekilde dağıtmanın yanı sıra, bir sayısal yayıncılık platformunda yayımlamak kitabı daha bir kitap havasında görmemizi sağladı. (Eh biraz eski kafa bizde de var, kitaplar sanal da olsa bir raf üzerinde görülmeyi hakediyor diye düşünüyoruz…)

Nihayet Sezai kitabı Google Play Kitaplar‘da da yayımlamayı başardı.

lİlizarov Günlüğü Google Play'de

İlizarov Günlüğü Google Play’de

Kitabı Google Play Kitaplar‘dan ücretsiz indirebilirsiniz, Google Books uygulaması ile cep telefonunuzda ve tabletinizde veya web okuyucusu ile masaüstü bilgisayarınızda okuyabilirsiniz. Kitabı okuduktan sonra yorum ve değerlendirmenizi kitabın sayfasından yapmanız güzel olacaktır.

Kitabın epub, mobi ve PDF biçimleri de dilerseniz şurada mevcut.

Neyse çok uzatmadan, kitabı indirebileceğiniz bağlantıları paylaşarak yazıyı sonlandırayım.

Son olarak, birçok kişinin faydalanacağı bir birikimi sunduğu için Sezai’yi tekrar kutluyorum. Kitabın editörlüğünü devralarak sürüncemeden kurtaran eşime buradan bir kez daha teşekkür ediyorum.

İyi okumalar.

Sevdiğim Android Uygulamaları

Android telefonlarımız çoğumuzun hayatında önemli bir yere sahip, bu telefonlara yüklediğimiz uygulamalar ise akıllı olduğu iddia edilen bu cihazlar üzerinde yapabileceğimiz şeyleri artırmakta. Güzel ve işe yarar uygulamaları bulmak doğrusu zaman almakta. Onca kullanıcı yorumu okumak – ki içlerinde yorumum görünsün diye 1 yıldız verdim diyen zeka küpleri de var- gerçekten zaman kaybı… Bir toplumun ortalama zeka seviyesini uygulama mağazalarında yazılan yorumlardan anlayabilir miyiz, bunu da ciddi ciddi düşünüyorum… Konumuza dönelim…

Sevdiğim Android uygulamalarım

Ne zamandır aklımda olan bu yazıyı yazmamın amacı da aslında bu zaman kaybının önüne geçebilmek. Herkesin ihtiyaç duyduğu temel Android uygulamalarını derlemeye çalıştım. Zaten başlıktan da anlayacağınız gibi bunlar benim sevdiğim uygulamalar.

Uygulama isimlerine tıklayarak uygulamanın Google Play sayfasına gidebilirsiniz.

Daha geniş yelpaze için bu uygulama sayfalarındaki benzer uygulamalar’dan siz kendi sörfünüzü yapabilirsiniz. Umarım işinize yarar, önerilerinizi/yorumlarınızı yazmanızdan memnuniyet duyarım, yeni uygulamalarla tanışmak benim için eğlenceli oluyor.

İnternet Tarayıcı

Andoroid sisteminin varsayılan tarayıcısını ve yine çoğu sistemde varsayılan gelen Chrome’u çok fazla kullanmıyorum. Firefox’u başarılı görsem de benim için tarayıcıda hız önemli olduğu için daha hafifi ve hızlı tarayıcıları tercih ediyorum.

Standart tarayıcı
+ Hızlı, hafif, açılma-kapanma süresi çok güzel. Görsellik ve gece modu iyi. Video özellikleri ekstradan güzel.
– Bazen tekrar açıldığında eski sayfalarda kalıyor.

Yüzen tarayıcı. Uygulamlar içinde bir bağlantıyı uygulama üzerinde yüzen bir pencerede açıyor. Bazı cihazların tarayıcısında bu özellik bulunuyor, benimkinde yok. Bu nedenle ihtiyaç anında kenarda dursun diye yükleyebilirsiniz.

Klavye

Varsayılan tarayıcı iyi ama yeterli değil. O nedenle çoğu kişi gibi ben de ek bir klavye arayışındaydım. Birkaç klavye denememden sonra Swiftkey’de karar kıldım

Paralı sürümü ücretsize dönüşünce bu tercihte bulundum, iyi, hızlı, Türkçe yerleşimi ve tema galerisi de fena değil, boyut ayarlanıyor ama çok detaylı bir ayarı yok. İstatistik sağlıyor. En önemli özelliği kelime tahmin etme, e-posta, blog(rss), sosyal ağlara vs erişim izni verirseniz sizin hangi kelimeleri çok kullandığınızı vs ölçüp daha isabetli tahminlerde bulunuyor. Kaydırarak(Swift) yazma ise yine güzel bir özellik ama ben basarak yazıyorum.

Uygulama başlatıcı (Launcher)- Arayüz – Ana Ekran

Samsung’un TouchWiz arayüzünü pek sevememiştim. Ayrıca telefonu yatay tutunca arayüzün manzara moduna geçmemesi beni sinir ediyordu. bu sayede Nova Launcher ile tanıştım. Hafif, güzel, çok fazla ayar sunarak kişiselleştirmeye olanak sağlıyor ve en önemlisi telefonunuz yatay konumdayken uygun bir arayüz kullanabiliyorsunuz.

Harita – Navigasyon

Google Maps harikaydı, şimdi biraz bozdu ama yine de en çok kullandığım uygulamalardan biri. Bunun yanında önerebileceklerim:

Navigasyonu çok iyi olmasa da iş görüyor, trafik yoğunluğu göstermesi çok ama çok güzel bir özellik kullanıcıların kaza vb bildirimlesi de işe yarıyor.

Trapster tam bir yol arkadaşı. Yol boyunca size nerede radar, hız kamerası, polis kontrol noktası, tehlikeli kavşak vs var bildiriyor. Kullanıcıların işlediği bir veritabanı var sanırım. Uzun yolda yanınızda muhakkak olsun. Bildirimleri vs isteğinize göre seçebiliyorsunuz, malum ülkemizin yolları her yer tehlikeli kavşak o nedenle bu bildirimi kapatın, kafa şişirebiliyor.

Aslında bir gezi uygulaması ama çevrimdışı haritası çok işe yarıyor, nerede ne var gezilip görülecek yerler, yeme içme vesaire bilgileri de alabildiğiniz güzel bir rehber olarak işe yarıyor.

Not Alma

Cep telefonunda not almak çok işe yarayan bir etkinlik. Not almak alışkanlığınız yoksa bu alışkanlığı kazanmanıza yardımcı olacak çok kolay ve güzel uygulamalar mevcut. Benim şu an için kullandığım iki temel uygulama var Google Keep ve Evernote.

ana uygulama olarak Evernote kullanıyorum. Çok güzel özellikleri var, Evernote’un özelliklerini keşfetmek de ayrı bir zevk veriyor.

+ Not alma ile ilgili her şey bu uygulamada var. Sesi yazıya dönüştürerek not alma, belgelerin fotoğrafını çekip bu belgede “arama” yapabiliyor olmasından tutun, not defterleri, webs ayfalarından kırpıntı almak ve web sayfalarını özgün hali ile alabilmek çok güzel özellikleri. Web alanı ve eşlemesi ile özellikle seyahatte web sayfalarına çevrimdışı erişebilmek için çok kullandığım bir uygulama. Ayrıca ana ekran için widget – zımbırtısı da güzel.
– Açılış süresi biraz daha hızlı olabilir. Belki de telefonumun eski olmasından dolayıdır…

+ Daha hızlı ve pratik not almak ve daha da önemlisi hatırlatmalar için için Google Keep kullanıyorum. Basit notlar için güzel, Hatırlatıcısı ve Yapılacaklar Listesi kolay ayarlanıyor.
– Notlar için ayrı not defterleri yok – ya da ben bulamadım-. Everote gibi daha karmaşık işlevler sunmuyor.
Bonus: İşyerinin filtresine takılmıyor :)

Ofis

Telefon ve tabletimde çok fazla ofis belgesi işim olmuyor. Polaris Office, Kingsoft Office, Office Pro ve Microsoft Office Mobile gibi bir çok ofis yazılımı Google Play’de mevcut. LibreOffice’in uygulaması da henüz çıkmadı, Şubat’a kavuşmuş oluruz diye umuyorum.

Ofis yazılımı olarak Google’ın sunduğu QuickOffice’i kullanıyorum. Google Drive ile entegre şekilde temel ihtiyaçlarımı sıkıntısız şekilde görüyor.

Ofis denince taşınabilir cihazlarda en çok işe yarayan uygulamalardan biri iyi bir PDF okuyucu… Ben Foxit PDF okuyucuyu kullanıyorum, hızı, görüntülemesi ve temel PDF işaretlemeleri iyi. PDF gazete ve belgeleri güzelce okuyabiliyorum.

Ofis belgelerinizin depolaması ile ilgili ise Google Drive ve OneDrive-SkyDrive (NSA skandalı) ve Dropbox (dün hacklendiğini de göz önünde bulunduralım) gibi uygulamalara güvenmek size kalmış. Daha güvenli bir bulut depolama için kendi sunucunuzda bir ownCloud kurup uygulaması ile işinizi görebilirsiniz.

Okuma

Cep telefonu ve tabletleri en çok okumak için kullanıyorum. Web haberleri, bloglar, e-kitaplar vs… Bu nedenle en çok önem verdiğim uygulamalar okuma uygulamaları.

Moon+ Reader bence en iyi e-kitap okuma uygulaması...

Moon+ Reader bence en iyi e-kitap okuma uygulaması…

E-Kitap devrimine hala kendinizi uzak hissetseniz de artık daha fazla direnmeyin. Neden e-kitabın normal kitaptan daha iyi olduğunu burada yazıp konuyu bulamaç etmeyelim…

E-Kitap iyi bir e-kitap okuyucusu olmadan keyif vermiyor. Ben arayışım sonucunda Moon+ Reader’de karar kıldım, hatta o kadar beğendim ki uygulamayı bizzat yeniden Türkçe’ye çevirdim.PDF okuma vb gibi ek özellikler sunan ücretli sürümü olan Moon+ Reader Pro‘yu alabilirsiniz. Bazen indirime de girmekte. Bunun yanı sıra ReadMill, Kindle, Kobo vb uygulamalar da mevcut ama hiçbiri Moon+ Reader gibi ipleri sizin elinize vermiyor, kişiselleştirme ve görsellik sizin zevkinize göre seçebileceğiniz geniş kontrollerle Moon+ Reader’da sunulmakta.

Pocket (Daha önceki adıyla Read it later) bir daha sonra okuma uygulaması, gördüğünüz ve bunu sonra okuyayım dediğiniz ve daha sonra unutup kaybettiğiniz onca güzel şey, bu uygulama sayesinde artık kaybolmayacak. Pocket daha sonra okumak için eklediğiniz web sayfalarını, okuma konforunu en üst seviyede tutmak için sayfayı ıvır-zıvır fazlalıklardan arındırarak net bir şekilde düzgün bir yazıtipi ile size sunuyor. Masaüstü bilgisayarınızdan da pocket sitesinden faydalanabiliyorsunuz.

Efsane Google Reader’ına ardından gelen ve tutunamayan Google Currents’tan sonra Google’ın bir sonraki okuma uygulaması Google Play Gazetelik adında sunulmakta. Ben seviyorum güzel doğrusu, onca kaliteli haber kaynağını katalog halinde size okunaklı bir biçimde sunmakta. Ayrıca siz de Google Reader’daki gibi RSS ekleyerek kendi kaynaklarınızı oluşturabilirsiniz. Görsel olarak başarılı. Deneyin bence.

Readability, adı üzerinde web sayfalarını okunaklı hale getirmek için yapılmış bir uygulama. İçerik dışındaki kısımları atıyor, içeriği düzgün bir yazıtipi ile yalınca sunuyorç Ayrıca tarayıcı uzantısı ile tarayıcıda gezerken tek düğme ile o karman çorman sayfayı net bir metne dönüştüryor. Pocket benzeri… Kolaylaştırıcı bir uygulama.

Çeşitli

Sistem temizliği ve görev öldürücü. Artık daha az uygulama kullanıp daha az sistem kaynağı tükettiğim için otomatik sonlandırmayı çok kullanmıyorum. Sistem temizliği için güzel.

Telefonda torrent olur mu, ne gerek var demeyin. İşe yarıyor ;)

  • Spotify – Bulut müzik servisi

Ücretsiz sürümünü kullansam da ücretli sürümünün de alınabileceği şahane bir müzik dinleme uygulaması, çok zengin bir müzik arşivi var, radyoları, listeleri benzer önerileri insanı güzel bir müzik yolculuğuna çıkarıyor.

Yabancı Dil Sınavı için bir kelime uygulaması, en çok çıkmış kelimelerden soru cevap testi yapıyor. Eski ama işe yarıyor.

LibreOffice Impress ile yaptığınız sunumunuzu uzaktan kontrol etmek için yapılmış bir uygulama. Sunum kumandasına gerek bırakmıyor. Detayları şuradan alabilirsiniz: http://wiki.libreoffice.org.tr/Impress_Uzaktan_Kumanda_(Android)

Neden ihtiyacımız olduğu malumunuz. Ben bu ikisini sevdim, Psiphon ücretsiz, Tunnel Bear ise süreli ve sınırlı ücretsiz.

Baldbooth ve Mixbooth ile fotoğrafları harmanlayarak eğlenceli vakit geçirebilirsiniz.

Baldbooth ve Mixbooth ile fotoğrafları harmanlayarak eğlenceli vakit geçirebilirsiniz.

Gerçekten çok eğlendiğim iki uygulama, fotoğrafları harmanlayarak eğlence çıkarıyorlar Mixbooth iki insanın yüzünü karıştırıyor, BaldBooth ise arkadaşlarınızın kel olunca nasıl görünceği konusunda size yardımcı oluyor. Bıyık ekleyen, yaşlandıran, şişmanlatan, çirkinleştiren benzer uygulamalar da var ama ben en çok bu ikisini seviyorum. Yeğenlerimi de çok eğlendiriyor :)

Instagram’daki efektleri seviyorsanız bu uygulama ile daha güzellerini yapabilirsiniz. Çok sayıda filtre ve ayar mevcut.

What’sApp kullanmayan kaldı mı bilmiyorum ama ek olarak sesli görüşme için Viber, daha da iyisi hem sesli hem görüntülü – ayrıca birden çok kişiyle aynı anda- görüşmek için Google Hangouts derim.

Çok kullanmaya fırsatım olmuyor ama güzel bir uygulama.

photosphere-create

Cihazınızın kamerası fotoküre (bilgi için bknz Photo Sphere) özelliğine sahip değilse bunu edinin. Müthiş bir özellik bence, bulunduğunuz ortamı 360 derecelik panaromalarla bir fotoküreye dönüştürüp fotoğraflara gerçeklik katıyorsunuz. Kendi sokak görünümünüzü de elde edebiliyorsunuz. Çok eğlenceli bir özellik. Ayrıca lens bulanıklığı vb özellikleri de var.

Paris Gezi Rehberi 1 – Uçak Bileti, Konaklama ve Vize

Merhaba,

Dört yıldır eşimle yıllık izinlerimizi yurt dışı seyahatlerde kullanıyoruz. Daha önce gittiğimiz ülke ve şehirlerde hep dönünce kendimce ufak bir seyahat rehberi yazayım diyorum fakat yol yorgunluğu falan derken bu niyetim ötelemelerime kurban gidiyordu.Bu nedenle bu sefer daha farklı olması için bu yıl 22-25 Eylül arasında yaptığımız Paris seyahatini günlüğümde bölüm bölüm ve işinize yarayacak küçük ipuçları ile aktarabilmek için bu yazı dizisine başlıyorum.

Malumunuz popüler bir seyahat noktası olması sebebiyle Paris(3D Google Maps/Earh) hakkında onca benzer günlük yazıları internette bulunmakta, bu nedenle klasik detaylarda çok kaybolmadan hap misali yazmayı hedefliyorum.

Uçak bileti ve vizeden, gezilecek yerler ve şehir ipuçlarına kadar faydalı olacağını düşündüğüm hususları kısa kısa aktaracağım,arada kendimce yorumları uzatmışsam da şimdiden affola…

Başlangıç

Yazıya Uçak bileti ve kalacak yer ayarlaması ile başlayalım çünkü bu iki şeye vize başvurusunda ihtiyacınız olacak…

Paris’e uçak bileti ve Paris’te kalıncak yer ayarlanması

Yolculuğa planlarken benim ve birçok insanın en büyük önceliği yolculuğun temel maliyetinin düşük olması ve düşük maliyeti güzel bir mevsimde elde edebilmek. Bu yüzden erken davranmak çok önemli, hem uçak biletinde hem de kalınacak yer konusunda erken rezervasyon yapmak gerçekten çok büyük tasarruflar sağlamakta. Zaten yolculuğa çıkmak için insanı en çok cesaretlendiren şey de erkenden yakalanan fırsatlar ve temel maliyetin düşük olması. Tabi bu sağlandığı zaman da bütçenizde keyfinizce harcayabileceğiniz para miktarı artmakta…

THY ve Pegausus’un yanında Transavia, AirFranceAlitalia, Lufthansa vs bir sürü farklı kategoride havayolu şirketi ile uçmayı seçebilirsiniz fakat aktarmalı uçuşlara dikkat edin, bir gününüz yolda gitmesin..

Çoğu havayolu 5-6 aylık ilerisine kadar uçuş planı sağlamakta. Ucuz uçak bileti almak için fiyat kıyaslaması yapabileceğiniz:

gibi birçok site mevcut bu sitelerde kolayca arama yapabilir ve uçak biletlerinin ucuz olduğu dönemleri bulabilirsiniz.

Paris’te iki havalimanı var Charles De Gaulle (CDG – Google Maps) ve Orly – Sud – Google Maps, Bizdeki Atatürk ve Sabiha Gökçen gibi…  Orly’e daha çok ucuz uçak bileti sunan havayolu şirketleri uçuyor. İkisi de şehre yakın ve tren ile şehir merkezine ulaşım imkanı var.

Benim gözlemlediğim, illa ki THY gibi bir tercihiniz yoksa, Pegasus’un Sabiha Gökçen’den Orly havaalanına uçuşlarının fiyatlarının uygun oluşu. Eşimin Miles&Smiles kartında biriken miller ile gidiş dönüş İstanbul – Paris bileti alabiliyor olması nedeniyle biz Türk Hava Yolları ile seyahatimizi gerçekleştirdik.

Bedava mil kulağa güzel gelse de bu miller ile satın alınan bilete alan vergisinin dahil olmadığını belirtmek isterim, biz de biraz geç öğrendik… Eşimin biletini alabilmek için bedava millerin yanında 400 TL alan vergisi ödedik. Ben ise indirimsiz, kampanyasız standart bir şekilde biletimi aldım.

Uçak bileti almak aslında işin en zor kısmı, bir çok değişkeni aynı anda ayarlamanız lazım, en çok dikkat edilecek husus ise gideceğiniz zaman, gidiş ve dönüş fiyatları farklı olabiliyor, ucuz gidişlerin dönüşü tatil vb döneme denk gelirse dönüş pahalı olabiliyor, bunun yanı sıra gidişle dönüşü farklı havayollarıyla almak da yine fiyat avantajı sağlayabiliyor. İkinci en önemli husus ise hava durumu, uzun vadeli hava durumunu bilmek zor, çok ileri bir tarih için planlama yapıyorsanız mevsime güvenmekten başka çare yok, nispeten daha yakın bir dönem için planlama yapacaksanız ise  AccuWeather – Paris , Wundergrund – Paris, Weather.com-Paris gibi büyük meteoroloji sitelerinden uzun vadeli hava tahminlerini öğrenebilirsiniz.

Paris bizden enlem olarak biraz daha kuzeyde olduğu için havası daha serin, yaz olmasa da bahar ortalarından yaza yakın dönemleri tercih edebilirsiniz. Ha diyorsanız kar kış da güzel, şehirde fare deliği gibi metro ağı var, caddeler sokaklar da güzel, karlı bir Paris akşamı daha romantik olur, orası da size kalmış…

Paris’te konaklama

Diğer bir zor mesele… Hatta uçak bileti almaktan daha zor doğrusu…. Bunun iki nedeni var; birincisi Paris’in konaklama konusunda pek ucuz bir yer olmaması ikincisi ise merkezi geniş bir alana yayılmış bilmediğiniz bir şehirde kalacak muhit seçmek.

Paris’te konaklama için dört farklı alternatifiniz bulunmakta:

  • Otel, Hotel
  • Hostel
  • Airbnb gibi sitelerden ev veya oda kiralamak
  • Coachsurfing ile ev değişimi yapmak

Otellerin çok pahalı oluşu, hostellerin ise ayrı oda ve ayrı tuvalet istenildiğinde onlardan aşağı kalır yanı olmaması ve aranılan rahatlığın genelde bulunamaması sebebiyle biz bu sefer tercihimizi daha önce hiç denemediğimiz Airbnb’den yana kullandık.

Konaklama ile ilgili değerlendirebileceğiniz bilindik siteleri şöyle sıralayabilirim

Bu sitelerle ilgili değerlendirmeleri ve diğer alternatifleri ekşi sözlük‘ten alabilirsiniz. Gerçekten faydalı detaylar mevcut.

Neden Airbnb?

En büyük sebebi aslında ekonomik oluşu, tatil planımızdaki belirsizlikten dolayı konaklama konusunda son dakkaya kaldık. Geç bir tarih sayılsa da iki kişilik konaklama bedelini kıyasladığımızda orta halli otelller ile airbnb arasında 700-800 TL civarı bir fiyat farkı mevcut, hostellerle ise 300-400 TL gibi bir fark söz konusu.

Airbnb basit olarak insanların evlerinin tamamını veya bir odasını veya oda-kahvaltı şekilde  misafirlerine kiraladıkları bir sistem, airbnb.com sitesi modern ve tüm detayları sunan ev ilanları ve kullanıcı profillerini barındırıyor. Kullanımı çok basit ve işinizi çok kolaylaştırıcı araçları sunmasının yanında gideceğiniz şehir hakkında da kısa ipuçları vermekte. Temel işleyiş şöyle oluyor:

  • İsteğinize göre eve veya oda arıyorsunuz,
  • Hoşunuza giden ev/oda ile ilgili ilan sahibine mesaj gönderiyorsunuz. Bu mesaj aynı zamanda bir prensipte anlaşma ön kabul görevi görüyor. Her ne kadar ilanın kendine özgü bir takvimi olsa da bu takvimdeki tarihleri ev sahibi güncellememiş olabiliyor.
  • Doğrudan rezervasyon yapmak yerine ev sahibi ile iletişime geçmenizi öneririm, çünkü rezervasyon yaptığınızda kredi kartınızda tutar blokeye alınıyor, rezervasyon ve konaklamaya başlangıcınızda ise hesabınızdan tahsil ediliyor. Ev sahipleri olumsuz bir yanıt verse bile bu tutarın blokesinin kalkması bir haftayı bulabiliyor.
  • Muhakkak birden çok ev sahibine mesaj atın, çünkü yanıt vermeyebiliyorlar veya geç verebiliyorlar. Alternatifleriniz olsun.
  • Yorumlar çok önemli, muhakkak kalacağınız ev ve kişi hakkındaki yorumları okuyun.
  • Profilinizi tam doldurun ve pasaport doğrulaması vb bütün doğrulamaları yapın, bu karşınızdaki ev sahibine güven verecektir.
  • Bazı ev sahipleri hostel işletir gibi profesyonelce bu işi yapıyor, bazıları ise normal şekilde evlerini kiralıyorlar.

Dikkat:

1- Unutmayın ki ev sahiplerinin de planları değişebilir ve rezervasyonunuzu iptal edebilirler. Rezervasyon iptalinin mümkün olmadığı seçenekler de mevcut ama sayıları az. Bu nedenle işinizi sıkı tutun, yedeğiniz olsun. Bu gibi durumlard Airbnb sitesinin çok yardımcı olduğu söyleniyor, yeni rezervasyon, ek indirim kuponu gibi konularda yardımcı oluyorlarmış.

2- Diğer bir durum ise evin fotoğraflardaki gibi çıkmamsı/çok pis çıkması. Bu gibi durumlarla karşılaşmamak için çok ve olumlu yorum almış ev sahiplerini tercih etmenizi öneririm. Buna benzer bir durum Aribnb’den New York’ta bir ev tutan arkadaşlarımızın başına gelmiş. Ev çok pismiş, fotoğraflarını çekmişler ve Airbnb’ye göndermişler, sonrasında da bir otelde kalmışlar, Airbnb oteldeki konalama masrafını ödemiş ve indirimli başka bir ev önermiş.

İşte bunlar ev  tutarken ödediğimiz hizmet bedelinin geri dönüşü. Bu nedenle Airbnb’yi olumsuz durumlarda destek veren ve güven duyulan bir site olarak görmekteyim.

Airbnb sitesinde çeşitli indirim kuponları da mevcut, kupon kodu ve başvuru linki ile üye olanlar indirim kuponu kazanmakta, bu kodu veya linki verenler de davet ettikleri kişilerin rezervasyon gerçekleştirmesi üzerine puan kazanmakta.

Şu adresteki bağlantı üzerinden https://www.airbnb.com.tr/c/zbildirici  üye olursanız, kiraladığınız evde 57 TL civarı bir indirime sahip olacaksınız. Sonrasında siz de kendi kodunuzu vererek indirim kazanabilirsiniz.

Kaldığımız evi merak eden olursa https://www.airbnb.com.tr/rooms/1550287 adresten görebilir. Rezervasyon için çok geç kalmış olduğumuz için fala seçeneğimiz yoktu. Doğrusu burayı tercih etmekten çok memnun kaldık, muhit güvenli, ev temiz, ufak olmasına rağmen ferah ve aydınlık bir ev. Batignolles böylesinde, 17 bölge(Arrondissment of Paris – Wikipedia) sınırında ilk 10 bölgenin halkasına yakın. Kaldığımız ev Brochant metrosuna 7-8 dk yürüme mesafesinde. İlk 10 bölgede yer bulamadıysanız veya pahalı geldiyse bu bölgeyi önerebilirim, tek kötü yanı yoğun saatlerde metro biraz kalabalık. Onun dışında ulaşım süresi vs çok kısa, mahallede Türk (Diren Kebab) ve Kürt kebabçı dükkanları da mevcut ayrıca 24 saat açık bir de market olması eve geç gelişlerde işi kolaylaştırmakta. Özetle kalmak için ilk 10 bölge dışında güzel bir yer, Montmartre her ne kadar daha popüler bir bölge olsa da Batignolles daha güzel bir tercih olabilir.

Vize

Fransa için vize almak çok zor değili Üç işgünü içerisinde başvurunuzu değerlendirilip size dönüyorlar.

İşlemleri VFS şirketi aracılığı ile yapıyorsunuz ve randevu sistemi ile çalışıyorlar. Sitelerinde http://www.vfsglobal.com/france/turkey/istanbul/Schedule_an_Appointment.html adresinde randevu alabiliyorsunuz. Randevu merkezleri: İstanbul – Harbiye, Atunizade, Ankara ve İzmir’de bulunmaktaymiş…

Turistik vize için gerekli evrakları VFS sitesinde yazmış:
http://www.vfsglobal.com/france/turkey/istanbul/tourism_documents.html

Ben bir bankada ücretli çalışanı olduğum için standart evraklar olarak aşağıdakileri verdim.

  • VFS Randevu kağıdı
  • Pasaport
  • Uçak bileti
  • Konaklama ile ilgili rezervasyon dökümü (Kalacak yer konusunda karar henüz karar veremediyseniz Booking.com veya Hostelworld.com vb sitelerden ücretsiz iptalli rezervasyon yaptırabilirsiniz.
  • İşyerinde çalıştığına dair ve söz konusu günlerde izinli olduğuna dair işveren yazısı.
  • Sosyal güvenlik ile ilgili kurum yazısı.
  • Banka referans mektubu (Müşterimizdir hesabında şu kadar para bulunmaktadır Fransa en az gnlük 120 EURO karşılığı bir bakiyeniz olmasını istiyor)
  • Son 3 aya ait hesap ekstresi, kredi kartı ekstresi
  • Schenghen seyahat sigortası – 30.000 EURO teminat tutarlı
    • Dikkat: Seyahat sigortası çoğu bankanın Platinium, Miles, Adios vb kredi kartı ile ücretsiz yapılmakta. Ekstradan para vermeden kurtulabilirsiniz.
  • VFS’nin istediği vize başvuru formu İngilizce veya Fransızca formu dolduracaksınız, Türkçe form sadece açıklama için sunulmuş.
  • 2 adet kriterlere uygun fotoğraf. Ama son altı ayda çekilmiş olsun, yoksa takabiliyorlar.
  • 84,5 EURO – Yanınızda EURO götürün, TL almıyorlar illa ki EURO cinsinden almak istiyorlar.

VFS’nin sitesinden meslek durumunuza göre gerekli evrakları hazırlayıp randevu alarak başvurunuzu yapıyorsunuz. Başvurunuzun sonucunda evrakları adınıza başka birinin almasını isterseniz bunun için bir talimat verebiliyorsunuz. Dilerseniz SMS bildirimi ile de işleminizin tamamlandığı bilgisini alabiliyorsunuz. VFS size olumlu veya olumsuz diye dönmüyor, sadece başvurunuz sonuçlanmıştır diyor. Pasaportunuzu teslim aldığınızda sayfalardan birine vize yapışırmışsa işiniz tamamdır. Şayet vizeniz reddedildiyse, bir bildirim kağıdı ile eksiklerinizi belirtiyorlarmış.

Ulaşım, konaklama ve vize işlemleri bu birinci yazının konusundu.

  1. Seyahat planlama ve ipuçları
    1. Gezilecek yerler
    2. Yeme- İçme
    3. Alış – Veriş
  2. Paris’te ulaşım
    1. Havalanından Şehre ulaşım
    2. Şehir içi ulaşım
    3. Şehir merkezinden havaalanına ulaşım
    4. Duty free

konularını da ilerleyen zamanlarda yazmayı planlıyorum.

Mutlu günler.

LibreOffice’den haberler…

Aslında uzun uzadıya yazacak çok şey var ama zaman olmadığından kısa kısa derlemek en iyisi…

  • TDF LibreOffice’in Android sürümü için ihaleye çıkıyor: Bilindiği üzere epeyce bir zamandır LibreOffice’in Android sürümü için çalışmalar yürütülmekteydi. Bu çalışmalar sıfırdan bir uygulama yazmanın zorluğu ve LibreOffice camiasının bu konuda yeteri kadar donanımlı ve platforma hakim katkıcıları olmadığı için ağır aksak ilerlemekteydi, temel belge görüntüleyicisi üzerinde Smoose vb gibi şirketlerin sponsorluğunda biraz ilerleme kaydedilmişse de temek çerçeve oluşturma meselesi istenilen hızla ilerlemedi. Bu yüzden The Document Foundation LibreOffice’in Android sürümün temel çerçevesini oluşturmak ve üzerine temel özellikleri inşa etmek için ihaleye çıkma kararı aldı. Bu ihale ile Şubat 2015’de temel düzenleme özellikleri çalışır halde bir Android uygulamasına kavuşmak hedefleniyor. İhale duyurusunu şuradan okuyabilirsiniz. Türkiye’den de bu ihaleye katılmak isteyen şirketler olursa çekinmeden başvursunlar derim.
  • TÜBİTAK’ın yazılım uyum sorunları yaşanmayacak olan bilgisayarlarda LibreOffice ve Pardus kullanılması ile ilgili bir genelge yayımladığını duyduk. Detaylarını öğrenmek için bu genelge ve hedeflenen bilgisayar sayısı gibi rakamlara ulaşmak için ilk fırsatta bir girişimde bulunacağım. Bu bilgiler ile güzel bir göç haberi hazırlayabilir ve küresel olarak da duyurabiliriz.. Şayet bu yazıyı okuyan yetkili varsa, bilgileri temin ederse çok daha iyi olur. Bu tür göçler bizim için önemli, hele TÜBİTAK gibi bu konuda yıllardır bir şekilde öncülük etmeye çalışan bir kurum için gecikmiş bir karar. Şahsi görüşüm ise daha önce de dediğim gibi, yazılımı sadece kullanmak değil, üretimine de katkıda bulunmak gerekir, bu sebeple TÜBİTAK’ın olması gereken yer kurumsal kullanıcıdan öte TDF Tavsiye Kuruluna üye olmak ve/veya LibreOffice geliştiricisi istihdam etmek… Türkiye’deki kullanım ve Türkçe için yapacak çok şey var…
  • Üyesi bulunduğum TDF’nin Üyelik Komitesi seçimleri yapılıyor. Bu seçimde aday oldum. Seçim duyurusu şurada ve adaylık için öz tanıtımım da şurada. Seçileceğimi sanmıyorum ama vakıfta görev almak ve seçimlerin daha zengin olması için aday oldum.
  • LibreOffice konferansı bu yıl Bern’de gerçekleştirildi. Ülkemizden geçen yılki konferansa katılmış olan Efe Gürkan Yalaman bu yıl da GSoC öğrencisi olarak Bern konferansına katıldı. Detaylarını günlüğünde yazar diye tahmin ediyorum. Konferansla ilgili haberleri gezegenden ve sunum ve diğer içeriği ise konferans sitesinden okuyabilirsiniz.
  • Önümüzdeki yıllardaki LibreOffice konferansını Türkiye’de gerçekleştirmek için sevgili Volkan Evrin niyetli… LKD öncülüğünde bu organizasyona ev sahipliği yapabiliriz diye düşünüyorum ama organizasyon işi benim pek becerebileceğim bir şey değil. Başvuru vs süreçlerde elimden geleni yaparım. Ama organizasyonun maddi/manevi ve lojistik kısımları ile ilgili durumlar nasıl olur bilemiyorum. Dediğim gibi anladığım şeyler değil.

Haberler böyle… LibreOffice’in özgür yazılım dünyası için ne kadar önemli olduğunu söylemekten sıkıldım, tamam ofis yazılımına katkı vermek kolay değil ve sıkıcı bir alan diye düşünülebilir ama sahip çıkmadan da olmuyor. Bu nedenle özellikle eli kod tutan ve zamanı olan özgür yazılım severleri LibreOffice’e katkı vermeye çağırıyorum.

Mutlu günler.

Nerelerdeyim, neler yapıyorum…

Son yazımı yazalı epey bir zaman geçti. Yazmadıkça yazmıyor insan… Devamlılık gerektiren her eylem gibi yazmak da zor kazanılan ve çabuk kaybedilen bir alışkanlık.  Tabi bir de başka bir faktör var o da zaman… Yorgunlukla mücadele edebiliyor insan ama zaman ile mücadele edip daha fazlasını kazanmak çok ama çok zor.

İşyerinde  son altı aydır çok yoğun bir dönem geçirmekteyim . Gündüz yoğunluğu nöbetini akşamın yorgunluğuna ve boşvermişliğine devretmekte, ben ise kendimi hoyratça bu dar boşluğa bırakmaktayım.

Hobiler, sosyal yaşam, planlar ve hayalcilik gibi boş zamanını harcadığım faaliyetlerim de çok iyi gitmiyor haliyle. Bu güçlükle en çok yer ayırdığı konu olan özgür yazılım ve son iki yıldır LibreOffice ile ilgili şeylere de bakamıyorum gibi gibi görünse de asgari oranda bakabiliyorum diyebilirim. Yeni bir şey katmasam da olanı muhafaza etmeye gayret ediyorum. Sadece ben değil, gördüğüm kadarıyla birçok arkadaş da benzer bir atalet içerisinde.

İşte bu çerçevede ne yaptık ne ettik dersek şöyle bir liste ile durumu özetlemeye çalışayım:

  • LibreOffice’in yeni sürümü olan 4.3 duyuruldu. Sürüm notlarına şuradan bakabilirsiniz.
  • Mazoşist ıstırabımızın keyifli aralarından biri olan çevirilerini yetiştirebildik. Arayüz %99.9 seviyesine ulaştı. Bu çevirilerde sevgili Ayhan Yalçınsoy ve her zamanki gibi yaşı ve verdiği emeği en büyük olan -bu kısımda utanmaz gerekiyor- sevgili Necdet Hocamız büyük çaba gösterdiler. Ben de elimden geleni yapmaya çalıştım ama çeviri zamanımın büyük kısmını yeni Microsoft Office Excel işlevleri ve Calc işlevlerinin çevirilerini yeknesaklaştırmaya harcadım. Bununla ilgili ayrıca bir tablo da yapmıştım. Onu da güncellemem gerekiyor.
  • Bu 4.3 sürümün notlarında da adım geçiyor çok şükür. KK(QA) çalışmaları çerçevesinde 5 adet hatayı çözüldü işaretledim bu sayede adım sürüm notlarına geçti. Yeni kayıtlar girdim. Şimdiye kadar toplamda 44 hata kaydı girmişim. Bu sürüm öncesi Türkçe yerlerini ilgilendiren bir tanesi var ki önemliydi, çözüldü(Teşekkürler Eike).
  • Küresel pazarlama listesinde LibreOffice 4.4 için bir öneri sundum: İşletmeler için daha iyi bir LibreOffice sürümü olsun dedim, işletmeler için çözülmesi iyi olacak hata kayıtlarına yoğunlaşmayı önerdim. Bu konuda uzun bir tartışma olmasına rağmen net bir çizgi çizilmiş değil fakat konferans gündemine alınması da benim için mutluluk verici.
  • TDF üyeliğimi yeniledim. Ülkemizden tek üye benim.
  • Zemberek çok eskidi, Linux sürümleri üzerinde performans sorununa ek olarak tam olarak nedenini bulamasam da güncel Ubuntu 14.04 üzerinde çalıştıramadım. Bazı paketlerde sorun var sanırım… Bu konuda biraz daha araştırma yapmak gerekiyor. Şayet diğer Linux dağıtımlarında da benzer sorun yaşanırsa TÜBİTAK’ın çalışmayan bir Zemberek ile nasıl bir ofis deneyimi sunacağını merak etmiyor değilim. Zemberek’i kaybedersek önce TÜBİTAK düşünsün!
  • Yine Zemebrek demişken, gözümüz yollarda Zemberek 3’ü bekliyoruz fakat gelişmesi ne yazık ki pek kolay olmuyor, sevgili Ahmet A. Akın’dan başka bu işe elini bulaştıran yok. Yine burada iş Zemberek’in hamisi TÜBİTAK’a düşüyor…
  • TÜBİTAK demişken Micheal Meeks LibreOffice 4.3’ün kaputunun altında neler olduğunu yazdığı yazısında, LibreOffice’e kod katkısı veren kuruluş ilişikli kişiler grafiği yayımladı. İdeal tabloda TÜBİTAK imzalı geliştirici veya “o yeni modelde” TÜBİTAK’ın hizmet aldığı Türk yazılım şirketleri olmalıydı…Hala yok, beklemiyoruz da…
Kuruluşa göre kod gönderim grafiği

Kuruluşa göre kod gönderim grafiği

  • Yukarıdaki grafikle ilgili şunu da söyleyeyim, Suudi Arabistan Kral Abdülaziz Bilim ve Teknoloji Şehri(KACST) dahi The Document Foundation Danışma Kurulu’na üye oldu da TÜBİTAK hala olmadı… Kod dahi gönderiyorlar… Arapça ve sağdan sola yazılan diller ile ilgili çok güzel gelişmeler bu sayede oldu
  • Foruma birkaç kişi hariç ilgi düşük, wiki Allah’a emanet…
  • Topluluk olma adına çok aşama kaydedemedik. Hiç yoktan iyi ama bağlarımızı güçlendirmek adına bir hafta sonu İstanbul’da bir toplantı yapalım diyorum. Detayı planı ile ilgili fikir alış verişi için e-posta listemize ilk fırsatta bir ileti göndereceğim.
  • Kod katkısı olarak sevgili Efe Gürkan Yalaman bu yıl da GSoC’a katıldı, Şablon Yöneticisini iyileştirecek ama sesi soluğu çıkmıyor pek…
  • Türkiye’de özgür yazılıma olan ilgi ve katkı çok iyi seyretmiyor, haliyle LibreOffice’e de pek ilgi yok… Onca yazı yazdık, kod katkısı verin, Andorid sürümüne geliştirici olun diye ama önemsiz işlere bulaşmayan kod okur yazarlarımızın dikkatini çekemedik maalesef.

Velhasıl-ı kelam, ölmesek de sürünmeye devam ediyoruz, bireysel yük ile 5-10 kişi çeşitli alanlarda dağınık zamanlarda katkı vermeye devam ediyoruz. Her alanda katkıcıya ihtiyacımız var. Bekleriz.

Mutlu günler.

PS: Bu yazıya tablette başladım, telefonda devam ettim ama fiziki klavyesiz olmuyor…

TBMM E-Dilekçe Portalı ve yurdum insanının halleri

Meclisimiz özünde halkın meclisi ama yönetim olarak temsili demkrasi ile gönderdiğimiz milletvekilleri tarafından işletilmekte…

Haliyle özü ile bağını sağlayan bir kaç araçtan biri Meclis bünyesinde kurulan Dilekçe Komisyonu. Bu komisyona yurttaşlar, talep, şikayet ve önerilerini yazılı olarak bildirmekte ve bu komisyon bu dilekçeleri değerlendirerek kamuoyu gündemini ve taleplerini meclisin faaliyetleri içine değerlendirilmek üzere meclise sunmakta.

Dilekçe Komisyonu, hem geleneksel olarak yazılı dilekçeleri almakta hem de e-dilekçe sistemi üzerinden dilekçeleri kabul etmekte. E-devlet sistemi üzerinden de TBMM e-Dilekçe modülü var, fakat aylardır çalışmayan bir modül olarak E-Devlet sisteminin genel randımansızlığına uygun davranmakta…

Benim de bir talebim olduğu için bugün TBMM Dilekçe Portalına (https://edilekce.tbmm.gov.tr) kayıt oldum. Buradan bireysel ve toplu dilekçe yazabiliyorsunuz. Güzel de bir hizmet var toplu imzaya açık dilekçeleri de imzalayabiliyorsunuz.

Talepleri az çok tahmin edebilirsiniz; iş talebi, af talebi, bedelli askerlik, tayin talepleri, katkı kredisi borçlarının silinmesi(hem de ailenin haberi olmadan)… Bunlar genel talepler, bunların dışında, kamu hizmetlerin eksikliği, şikayetler ve hizmet talepleri de diğer öne çıkan talepler… Bunun yanı sıra çaresizlik dolu talepler ve uçmuş talepler de mevcut.

Az çok uç nokta talepleri tahmin edebilirsiniz. Ben de tahmin edebildiğimi düşünüyordum ama şu talebi görünce ne kadar yanıldığımı anladım…

TBMM'ye RiotGames oyunu için verilen dilekçe

TBMM’ye RiotGames oyunu içinde hakaret işitilmesi üzerine verilen dilekçe

Okuduğumda çok güldüm doğrusu… Tek kelimeyle manyakça bir talep! Toplumun içinde bulunduğu ruh hali iki türlü aks ediyor; hem biçimsizce meclis içine hem de şuursuzca meclis dışına bir yansıma bu….

Neler var neler… Bence siz de hem eğlenip hem şaşırmak istiyorsanız TBMM Dilekçe Portalına üye olun ve menüden “İmzalayabileceğim Dillekçeler“e tıklayarak sörfe başlayın! Tabi makul talepleriniz varsa onları da dilekçe yazarak talep etmekten imtina etmeyin. Söz uçar yazı kalır…

Not: RabeaL06 isimli sihirdar hesabı sahibi, ayıp değil mi onca küfür etmişsin adama, terbiyesiz!

 

Kediciğin kamerayla tanışması

Hayvanların özellikle de evcil olanların çok akıllı olduğunu düşünüyorum. Bence çevrelerini ve nesneleri bize benzer şekilde izleyip yorumluyorlar…

Bu fotoğraf bahçemizde yaşayan kedilerin bu yılki yeni yavrularından birine ait. Akşam güneşinde keyiflenirken resmini çekmek istedim. Tabi yavrucak elimdeki fotoğraf makinesini görünce tedirgin ve meraklı bir şekilde objektife doğru bir müddet kilitlendi. Beni tanıyordu fakat elimdeki aleti daha önce hiç görmemişti ve ne işe yaradığını, tehlike arz edip etmediğini anlamaya çalışıyordu. Ben de bu anın fotoğrafını çektim ve bu haftanın duvar kağıdı olarak paylaşmak istedim.

İndirmek için buraya veya resmin üzerine tıklayıp açılan resme sağ tıklayıp farklı kaydet diyebilirsiniz.

Kedinin kamerayla tanışması

Kedinin kamerayla tanışması – (Küçük boyutlu ön izleme). Tam boyutlu indirmek için tıklayın

Ebat: 2560 x 1600
Dosya boyutu: 1.2 MB

Duvar kağıdının Kde-Look sayfası: http://kde-look.org/content/show.php/Kitten%27s+first+meeting+with+the+camera?content=165171

Kde-Look’daki diğer içeriklerim: http://kde-look.org/usermanager/search.php?username=kobzeci&action=contents

Windows 8 masaüstünde sanıyorum 2560 x 1600 boyutlu duvar kağıtları iyi görünmüyor. Kulanan varsa ekran boyutu ve düzgün bir oturma yapıp yapmadığını yazarsa sevinirim.

Öğleden sonra bir vapur

Kadıköy sahilinde boğazı seyretmenin en güzel yanı kuşkusuz gelen vapurların yanaşmasını izlemek…

Mart ayı başlarında havanın çok da güzel olmadığı bir günde çektiğim bu kareyi bu haftanın duvar kağıdı olarak ekleyelim de boş geçmemiş olalım…

İndirmek için buraya veya resmin üzerine tıklayıp açılan resmi farklı kaydet diyebilirsiniz.

Öğleden sonra vapur

Öğleden sonra bir vapur – (Küçük boyutlu ön izleme). Tam boyutlu indirmek için buraya tıklayın.

Ebat: 2560 x 1600
Dosya boyutu: 2.2 MB

Duvar kağıdının Kde-Look sayfası: http://kde-look.org/content/show.php/The+Afternoon+Ferry?content=164922

Kde-Look’daki diğer içeriklerim: http://kde-look.org/usermanager/search.php?username=kobzeci&action=contents

İyi pazarlar…

Modeminizin güvenliği: 18tdn, linkbucks.com sızması

Bilgisayarımızı ne kadar güvenli tutarsak tutalım, bir de işin internete çıktığımız modem-router kısmının olduğunu geçtiğimiz gün bir tecrübeyle öğrendim. Konuyla ilgili pek fazla Türkçe ileti olmadığı için yazmak istedim.

Malumunuz, TTNET yasadışı olarak olarak DNS’lerimiz zehirlediği için(DNS Spoofing)[1][2] kendi güvenliğimiz için TTNET DNS’leri ve zehirlediği Google DNS ve OpenDNS adreslerini kullanmamak gerekiyor. Ben de ücretsiz ve güvenli bir servis olan Comodo Secure DNS( 8.26.56.26 ve 8.20.247.20) numaralarını kullanmak istedim.

Sadece bilgisayar üzerrinden değil, evdeki ağa bağlanan tüm bilgisayarlar, cep telefonları ve misafirlerimizin de güvenliğini sağlamak için bunu modem üzerinden yapmayı daha uygun buldum.

Uzun zamandır girmediğim modem arayüzüme bir türlü erişemeyince, modemi resetleyip fabrika ayarlarına geri döndürdüm. Tabi fabrika ayarı olunca modem arayüzüne giriş kullanıcı adı ve parolam “admin- admin” olarak kabak gibi kaldı. Zaman yokluğundan değiştirmeyi ihmal ettim…

Ertesi gün baktığımda twitter üzerinde tıkladığım bağlantılar (t.co kısaltılmış bağlantıları kullanıyor twtter) beni önce 18tdn.com uzantılı bir bağlantıya (bomboş bir site ama Alexa’ya göre dünyadaki en çok ziyaret edilen 63 bininci site, ziyaretçileri gelişmekte olan Hindistan, Türkiye ve ortadoğu ülkelerinden geliyor. Trafik olarak ise ve bağlantı kısaltma servislerinden geliyor http://www.alexa.com/siteinfo/18tdn.com) bu sitenin ardından da hızlıca linkbucks.com reklamlarına yönlendiriyor. Sadece bir bilgisayar böyle değil evdeki tüm bilgisayarlar ve telefonlarda da aynı sorun ortaya çıkmıştı. Linux kullandığım için bir virüs veya benzeri bir zararlı yazılım olmayacağı ortadaydı tabi aynı anda hem telefonlara hem de bilgisayarlara bir zararlı yazılım bulaşmasına imkan da yoktu… Biraz araştırınca bunun router üzerinden yapılan bir sızma (router hijack sanırım) olduğunu öğrendim. Sazan gibi admin -admin kullanıcı adı ve şifresini bırakınca modemde, haliyle çok kolay şekilde routera erişip bir betik ile bu işi yapıyorlarmış…

Çözümü basit, modeminizi fabrika ayarlarına geri döndürün, güvenli bir kullanıcı adı ve parola belirleyin. Sorunu yaşadığınız tarayıcıların ön belleklerini silin ve bilgisayarınızı yeniden başlatın.

Modemde varsayılan kullanıcı adı ve parola kombinasyonlarını kullananların kulağına küpe olsun.

Your password is incorrect

Your password is incorrect

Ayrıca hızlı ve güvenli Comodo DNS’i de kullanmanızı öneririm.

İnternette tam anlamıyla bir güvenlik ve gizlilik istiyorsanız:
 https://www.kemgozleresis.org.tr/tr/ adresini mutlaka ziyaret edin. Bütün platformlar için gerekli bütün bilgiler orada var.

Kem Gözlere Şiş

Kem Gözlere Şiş

—————————————

1- http://haber.sol.org.tr/medya/internet-yasaklarinda-skandalin-yeni-adi-dns-spoofing-haberi-90202 

2- http://googleonlinesecurity.blogspot.com.tr/2014/03/googles-public-dns-intercepted-in-turkey.html (Google güvenlik ekibinin resmi açıklaması)