Pardus

Ana sayfa Pardus
Pardus Linux

Pardus İşbirliği Çağrı Toplantısı üzerine

3

Dün ODTÜ Teknokent’te “Pardus İşbirliği Çağrı Toplantısı” yapılmış. Aynı toplantı bir önceki gün ise Bilkent Üniversitesinde yapılmış… Çok güzel…

Bunları twitter’da Orçun Madran’ın iletilerinden öğrendik… Bununla kalmamakla birlikte, 23-24 Mart tarihlerinde yapılan ve katıldığım Pardus’un Yarını Çalıştayı’nda oluşturulumasu kararlaştırlan Danışma Kurulu ve yapılan seçimler üzerine Göç ortağı temsilcisi seçilen  sevgili Doruk Fişek’in de bu toplantılardan haberinin olmayışı ve bunu twitterdan öğrenmesi diğer bir “aaa” dediğim olaydı.

Sevgili Sezai günlüğünde toplantı ve kendisinin de üye seçildiği Danışma Kurulu üzerine yazmış ve kaygılarını dile getirmiş şuradan okuyabilirsiniz: http://sezaiyeniay.wordpress.com/2012/07/12/genc-parduscular-rahatsiz/

Benim bu yazıyı yazma sebebim ise, Sezai’nin yazısına toplantı katılımcılarından Bora Güngören’in yazdığı yorum. Bora bey, toplantının katılımcısı olarak, gördüklerini aktarmış ve kastedilen ifadelerin aslında öncülleriyle ve bütünüyle kastının farklı olduğunu belirtmiş…

Tamam, güzel toplantı, küçük firmalara özgür yazılım üretimini teşvik de güzel, teknokent yerleşiklerine özel orası da güzel… Her şey güzel… Ama kazın  ayağı benim adıma öyle değil, nedeniyse toplantının içeriğinden öte şekil ve anlam açısından…

Benim kafama takılan kısımlara gelirsek…

Pardus’un  sitesinde gösterilen 8 adet Göç Ortağı(Başlığı Çözüm ortağı) var… Bu göç ortaklarının görevi sadece Pardus kurmakla sınırlı bir çerçevede değil elbette, göç projesi de sadece basit kurulum ve yapılandırmadan ibaret değil. Ki hiçbiri öyle büyük “entegratör” değiller…

Biz Çalıştay’da bu firmaların da karar süreçlerinde sözü olsun, ihtiyaçları dile getirilsin ve karar mekanizmasında söz sahibi olsun diye Göç Ortağı temsilcisinin olmasını oyladık.

Geçtiğimiz haftalarda yapılan pre-mature Danışma Kurulu toplantısı ve bir iki gün öncesinde öğrendiğimiz Yeni Pardus’un aslında Debian üzerinde logosu bulunan bir Pardus olduğu üzerine, Danışma Kurulu’na bir şey danışılmadığı ve pek de danışılmayacağı görülmekte…

Saksı
Saksı

Doğrusu Pardus’un  paket sistemi, temel teknolojileri bu kurulu bırakın kimsenin dahi haberi olmadan iki yöneticinin kararıyla bir anda çöpe atılması üzerine bu toplantıya Danışma Kurulu’nun ilgili temsilcisinin – ki Ankarada ikamet eder- davet edilmemesi, daveti geçtim haber verilmemesi *ne diyeyim* Saksı muamelesinin devam ettiğinin kanıtıdır.

Hemen, icazet mi alınacaktı gibi bir fikir aklınızdan geçmemiş olsun, elbette ki hayır, TÜBİTAK dilediği yerde dilediği kişilerle her istediği toplantıyı yapabilir, kimseye ne haber verme ne de davet etme yükümlülüğü var. Ama burada soru şu;

Siz böyle kendi politikalarınızı oluşturup uygularken ve bunu Çözüm Ortağı temsilcisini dışlayarak yapmanız durumunda, bu temsilci görevini nasıl yapacak, politikalarınızdan nasıl haberdar olacak, firmalar ile ne üzerinde hangi hedef ve vizyonda görüşerek çözüm ortaklarının koordinasyonunu sağlayacak, herşeyi geçtim bilmediği faaliyetler hakkında nasıl fikir sahibi olacak? Böyle dışlanmış bir temsilciye gerek var mı?

Toplantıda Bora bey art niyet olmadığını söylemiş. Bundan eminim, hatta Pardus’un adeta gömülmesi ve Debian’ın kullanılmasında da bir art niyet yoktu. Bu kararı verenler kendilerince en doğru ve en iyi olacak kararı vermişlerdir kuşkusuz. Ama bu demek değil ki her art niyetsiz karar ve uygulama en doğrusudur. Karl Marx’ın şöyle bir sözü var;

The way to Hell is paved with good intentions, and he might just as easily have intended to make money, without producing at all.

Cehenneme giden yol iyi niyet taşlarıyla döşelidir, ve hiç üretmeden para kazanmak için kolayca niyetlenebilir

(Koyu kısma aşinayız, ama geri kalan kısmı daha iyi toparlanabilir * )

Yönetim:

Bahsettiğim gibi, TÜBİTAK ve ULAKBİM bu projeyi dilediği gibi yönetebilir, gördüğüm o ki öyle de yapmaktalar. Fakat şöyle büyük bir sorun var ki, bu bir Özgür Yazılım projesinin yönetim biçimi olmaktan çok uzak, daha farklı bir proje oldu artık.

Bu kadar kapalı işleyen bir yapının bir özgür yazılım projesini yönetebilmesi ne teoride ne de uygulamada gerçekçi değil.

Kendi adıma bu yapıdaki bir Özgür yazılıma katkı vermek için hiçbir nedenim yok. Eğer bir neden bulursam kendimle çelişmiş olurum…

Ki şeffaflığı bırakın, daha kodlarını ortaya koymayan, bir hata takip sistemi  olmayan bir ürün ortaya koyan bir özgür yazılım dünyada TÜBİTAK’tan başka bir yerde yok. Şüphem o ki yönetimin anlayışı, bizim Açık Kaynak – Özgür Yazılım farkında takıldığımız yerlere getirecek konuyu.

Böyle özgür yazılım projesi yönetilmez. Eğer sırf fiziki imkanlara ve paraya(destek teşvik)’e güvenirseniz ve özgür yazılımın ilkelerini dışlarsanız hiç bir şey kazanamazsınız.

Şayet bu yukarıda saydıklarım işe yarasaydı, bugün ORACLE dünyanın en önde gelen özgür yazılım işlerini yürüten bir şirket olurdu. Oysa, ORACLE sadece bir şirket, özgür yazılım ürünlerini uygulayan bir şirket olmanın yanında, sabıkalarından dolayı büyük bir nefreti de adının yanında taşıyan bir şirket.

TÜBİTAK eğer bu anlayışta giderse ve Pardus topluluğunu ve çevresiylebirlikte seçtiği Danışma Kurulu üyelerine saksı muamelesi yapmaya devam ederse sonu yukarıdaki örnekteki kötü nam ile tescillenecektir. Daha hala Danışma Kurulu’nun akıbeti belli değilken, fırtına gibi ediyoruz, daha da eseceğiz görüntüsünün verilmesi beni Kurul’un geleceği adına çok kaygılandırmakta.

Başarılı olur mu olmaz mı, orası başarından ne anladığınıza bağlı, eğer tabana yayılan bir özgür yazılım çevresi hedefliyorsanız sonu hüsran, ama özgür yazılım ürünlerini kullanarak KAMU TEDARİKÇİLİĞİ yapacaksanız, bu modelde başarılı olunabilir. Ama daha önceki yazımda da belirttiğim üzere bunun için TÜBİTAK’a gerek yok, kurumlar bünyelerinde de bu işi görebilirler, ha illa merkezi koordinasyon olsun diyorsanız, bu işi Devlet Malzeme Ofisi daha iyi yapar, neticede ortada yazılım tedarikinden başka bir şey yok…

Bunları neden yazıyorum derseniz, neticede katıldığım bir Çalıştay oldu ve üzerime düştüğü kadarıyla alınan kararların takipçisi olmak vazifem. Gördüğüm yanlışları yazmak da aynı şekilde sorumluluğum.

Sezai’ye sevgilerimle,

 

http://www.youtube.com/watch?v=Ufa1IBWuc5g&feature=player_embedded

PS:

– Bora bey Pardus ile iş yapan başka ortaklar olduğunu da söylemiş, iş ortağı olarak ODTÜ’de yerleşik bir firma var  http://www.pardus.org.tr/topluluk/cozum-ortaklari/  Sisoft Sağlık Hizmetleri. Diğer firmaların göç/çözüm ortağı değil sanırım. Bu firmaların teknokent yerleşik firmalar olduğunu ve dediği gibi ilintili işler yapan firmalar olduğunu varsayıyorum…

– Resim şuradan; http://blog.the-dot.co.uk/design/funny-and-creative-flower-pots-by-good/ Saksılara yüz fotoğrafı eklemek üzerine bir fikir…

 

Pardus Danışma Kurulu ve Pardus’un sonu…

3

Uzun zamandır Pardus ile ilgili bir şey yazmaktan çekiniyorum. Yazacak hevesim, heyecanım kalmadığı gibi, yapabileceğim bir şey de yok…

Lakin gelişen olaylar insanı ister istemez yazmak durumunda bırakmakta. En son yapılan basın toplantısında söylenenler üzerine yaşadığım şaşkınlıkla, söylenenlerin takipçisi olunması gerektiğini yazmıştım. Bugün ise gündem Pardus Danışma Kurulu toplantısı.

Masada olmadığımdan ve herhangi bir topluluk sürecinde yer almadığımdan hatta epeydir de Pardus kullanmadığımdan, yazacaklarımı sokaktaki vatandaş olarak yazacağım.

Pardus Danışma Kurulu’nun İlk Toplantısı

Kurulun toplantısıyla ilgili sevgili Sezai[1], Doruk Hocam[2] ve Necdet Hoca[3] gayet güzel ve detaylı yazılar yazmışlar. Toplantı esnasında Sezai’nin twitter yayını ve akşamında telefon görüşmemizle yazılanları da birleştirerek kendi görüşlerimi, daha doğrusu sorularımı  sıralayayım.

  • Pardus mu yoksa Pardus logolu Debian mı?
Toplantıdan önce, Necdet Hoca’nın gidip tespit etmesiyle Pardus logolu Debian yüklü akıllı tahtaları gördük. Doğrusu bunun hikayesi biraz daha karışık. Şöyle ki; 23-24 Mart’ta yapılan Pardus’un Yarını Çalıştayı’nda gelen yabancı misafirler ve Ahmet Kaplan(ve birkaç kişi daha) *deb paket sistemi veya Debian türevi veyahut bir Fedora Spin’i gibi bir yol üzerinde adeta kulis yapmaktaydılar. Tarih önemli 23- 24 mart, altını çizelim.
Akabinde yaşanan geliştirici ayrılıkları, sessizlik bir iki ay sürdü. O arada bir duyum aldım(Sarı çocuk senden) ki Dr. Ahmet Kaplan Pardus’u Debian tabanlı yapacakmış. Duyumdur dedim, bir iki kişinin kulağına çıtlattım, yok yani teyit gelmedi… Derken çalıştayda konuşulan gibi 0 geliştirici hedefine varıldı ve yaklaşık 1 ay sonra Hoca’nın paylaştığı 28 Haziran tarihli fotoğraf karesi:
Pardus Logolu Debian, a.k.a Yeni Pardus
Pardus Logolu Debian, a.k.a Yeni Pardus
Burada tarih önemli, burada sistem kurulum tarihi gösteriliyor sanırım, bu da 15 Nisan tarihi… Şimdi şöyle basit bir matematik hesabı yaparsak, bu tahtalar yurdun dört bir tarafına dağıtılıyor ve ilk parti pilot okullara dağıtım 20 Şubat 2012’de başlamış: http://fatihprojesi.meb.gov.tr/tr/duyuruincele.php?id=14 Pilot okullardaki böyle miydi bilmiyorum ama Çanakkale’ye gelen tabletin ilk Pardus görünümlü Debian olmadığı kesin… Şöyle az biraz geriye alırsak, üretim sürecinde 15 Mart’a geliriz… Ki daha öncesinde bunun  olduğundan şüpheliyim. Yani olay şu ki:
– Biz o Çalıştay’dayken  Vestel Fabrikasında tahtalara Pardus görünümlü Debian yüklenmekteydi… Öyle midir?
Sorularımı sormadan önce, olayı değerlendirmek isterim:
  • Debian’ı alıp Pardus diye adlandırmak ahlaki(etik demek daha mı kabullenir bir ifade?) bir davranış değil. Önünde bir engel olmasa bile ahlaki değil. Sadece bir kandırmaca o kadar.
  • Öyle ki, yarın LibreOffice’i alıp TürkOfis veya KamuOfis adında dağıtmaktan ne farkı var. Buyrun yolu da göstereyim, şu anki LibreOffice paketine dahil olmayan Zemberek yazım denetleyiciyi alın, Windos, Mac OS X ve Linux kurucularına katın, buyurun mis gibi Türkiye için özelleştirilmiş ofis paketi. Uygulaması ise işletim sistemiyle uğraşmaktan daha karlı. Bal yağ sür ye…!
  • Böyle iş olmaz…!
  • Açık söyleyimi bu bir skandaldır. TÜBİTAK ve ULAKBİM adına bir skandaldır. Hem skandaldır hem de kandırmacadır. Kesinlikle çözüm değildir.
  • Yani hangi cesaretle böyle bir karara varılmış, anlamak imkansız. Olabilir, Debian Türevi yapılır, ama bunu Pardus diye satmaya kalkmak nasıl bir cesarettir anlamıyorum…
Sorularım şunlar:
  • Bu karara ne zaman varılmıştır?
  • Bu Pardus Görünümlü Debian’ı kim yapmıştır?
  • Neden mevcut hiçbir Çözüm Ortağı’na danışılmamıştır, bu firmalar ile iş yapılmamıştır?
  • Bu bir özgür yazılım projesiyse kodları nerededir?
  • Hata takip sisteminde kayıtlı bir ürün var mıdır?
  • Bu ürün yaptırılırken, hali hazırda Pardus projesinde çalışan(henüz istifa etmemiş) personelin bu işten haberi var mıdır?
  • Lise öğrencilerinin yaptığı şekilde bir dağıtımın adını değiştirmek TÜBİTAK’a yakışmış mıdır?
  • Bilim ve teknoloji üretecek bir kurumun vizyonu bu kadar mıdır?
  • Debian’ın adını değiştirme işi sizce bir proje yönetimi midir? Sofistike çözümünüz bu mudur?
  • Teknik sıkıntılarımız oldu derken bir yandan da projedeki geliştiricileri tek tek projeden uzaklaştırmanın gerçekçi bir açıklaması var mıdır?
  • TÜBİTAK hem geliştiricileri uzaklaştırırken “bir sürücüyü” halledemeyecek kadar acz içinde midir? Olduğunu hiç sanmıyorum!
***
Anlamadığım bir çok nokta var…
  • Madem Kamu’da Debian’a geçmek için bir istek var, bunun için TÜBİTAK’a neden ihtiyaç var? Hali hazırda piyasada bu işi yapabilecek firmalar var, SGK buna geçmek istiyorsa, kendi bütçesinden ihale ederek bu geçiş için hizmet alır. TÜBİTAK’ın rolü nedir? Yani görevi özgür yazılıma göç için şevk ve destekse, bunu yapmak için destek programları yapılsın, KOSGEB, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı hem göç ortağına hem de göç edecek KOBİ ve Kamu kuruluşlarına maddi fırsat sağlasın. Burada Bilim ve Teknoloji üretimi nerede?
  • Kamu Temsilcisi, bu Debian-Pardus ile yola devam demiş, Çalıştay’da uzun süredir TÜBİTAK’tan destek alamadıklarını söylemişlerdi, acaba Debian olursa kendi işimizi de kendimiz görürüz, göbekten bağlı olmayız diye mi düşündü?
  • Yine Kamu temsilcisi, hangi cesaretle tek bir geliştiricisi olmayan TÜBİTAK ile sözleşme imzalar, nesine güvenir? Ben olsaydım, kesinlikle böyle bir imza atmazdım. Bu derece belirsizlik içerisinde ve bir işe girmek çok riskli… Geri planda ne sunuldu hangi hedefler ve planlamalar yapıldı bilemiyorum elbette…
  • Düşünsenize, kimin yaptığı belli olmayan, hiçbir yerde kodu olmayan ve hiç geliştiricisi olmayan bir işletim sistemine 85.000 bilgisayarı göç ettirmek için sözleşme imzalıyorsunuz… Her şeyi geçtim, ya o kodların arasında farklı bir kod varsa, nereden bileceksin, üretim aşaması şeffaflığı nerede… Özgür yazılımın en önemli güvenlik sübabı olan kodları herkesin görebilmesinden feragat ederek nasıl güvenildi? Bunun kaç gün testi yapıldı, testçisi kimdi… Çok merak ediyorum ve yanıtını bekliyorum…

Kurul Üzerine:

Doğrusu Kurul’un mevcut hali, daha doğrusu TÜBİTAK tarafında görülen hali beni hiç memnun etmedi. Bu kurul aslında Pardus için değil, TÜBİTAK için son şanstır. Şayet bu kurulun işlevi olmaz ise, açık söylüyorum, şu an camia gözünde eksilerde seyreden TÜBİTAK’a olan güven asla olumluya çıkmaz, topluluktan destek alamaz ve başarısızlığa mahkum olur. Ne olursa olsun, ne kadar para harcarsanız harcayın, özgür yazılım dinamikleri dışında hareket edip hazır ürünlerden menfaat bekleyip ve başarı sağlamaya çalışırsanız sonunuz büyük düş kırıklığı olur. Elinizde kalan tescilli bir başarısızlık olacaktır.
Toparlamak gerekirse, ben de şunu düşünüyorum, deb ise deb, rpm ise rpm, bunun kararını Danışma Kurulu vermeli. Debian türevi olarak da yola devam edilir, biz Pardus’u çoktan öldürdük, üzerine toprağı da attık, mermer mezarıysa TÜBİTAK bu Fatih projesiyle kurarken bir ZOMBİ yarattı. Bu Pardus değil… Buna Pardus dememek gerek…
***

Toplantının karar vermeye karar vermek sonucu ve Danışma Kurulu’nun Bilim Kurulu onayına sunulması, ve şayet böyle bir kurul onay verecekse bu onayın neden önceden alınmamış olması, demo toplantıda “Kafamızı bozmayın, Bilim Kurulu’ndan olumlu netice çıkmazsa ‘-Biz burdaydık ve siz hiç olmadınız ki!’ deriz” gibi bir aba altından sopa göstermek miydi? Bu da kafamda ayrı bir soru işaret olmadı değil.

TÜBİTAK basın toplantısı akabinde de bu kurul ile bozuk bir yolda son sürat gitmeye çalışan bir araba gibi, her an takla atıp uçurumun dibine yuvarlanabilir. Kurulda konuşulanlar üzerine gördüğüm, yönetimin bu kurula şiddetle ihtiyacı olduğudur. Parayla böyle bir danışman bir ekip tutulamaz.

Ben danışma kurulundaki TÜBİTAK dışı üyelere sonuna kadar güveniyorum. Pardus -şimdilik- olmasa da, özgür yazılımın gelişmesi için çok doğru şeyler ortaya koyacaklardır.

Bekleyip göreceğiz.

Mutlu günler.

Pardus’un yeni yol haritası ve gelecek dönem

4

Pardus’un yeni dönemiyle ilgili 19 Haziran 2012 tarihinde bir basın toplantısı düzenlenmiş. Bu toplantıda birçok şey söylenmiş. Doğrusunu söylemek gerekirse söylenenler ve yaşanan gerçekler aynı evrendeki gerçekliklerde değil… Bırakın daha farklı şeyleri; geliştiricisi dahi olmayan, aylardır tek bir satır kod yazılmamış bir projenin basın toplantısı bir sağ yanaktan bir de sol yanaktan tokat yemişe çevirdi beni.

Basın toplantısıyla ilgili haberler, yine gerçekliğin ötesinde bir çok büyük gazete ve internet sitesinde[S] [H] süslü manşetler ve hala anlayamadığım “Pardus’u Herkes Kullanabilecek, Halkla Buluşuyor[Z], Tabana Yayılacak vb”  ifadelerle sunuldu. Bir çok kişi -çoğu güncel durumdan bir haber, hatta Pardus ne bilmeyen- büyük başarı adıyla bu haberleri paylaştı. Bir de Fatih projesinde ‘sadece’ Pardus kullanılacak gibi bir ifadeyle yansıması da böyle bir algı oluşturdu ki, bu da yanlış, Pardus bu şartnamelerde akıllı tahtalarda yüklü olacak, ama Microsoft Windows’un yanında(Kim Pardus’la açarsa artık). Fatih proje sitesinden gerekli bilgiyi alabilirsiniz Ekran görüntüleri ise tercihi ortaya koymakta… http://fatihprojesi.meb.gov.tr/tr/index.php

Bu basın toplantısı ve Pardus ile ilgili daha fazla yorum yapamayacağım. Buna enerjim ve hevesim de yok. Sevgili Ali Erkan İmrek’in günlüğünde derlediği toplantı notlarını ben de buraya aktarıyorum.

Pardus’u seven, geleceğini önemseyenlere buradan naçizane tavsiyem lütfen aşağıda söylenenlerin takipçisi olun. Vakti geldikçe gecikmeden akıbeti sorun, sorgulayın…

  • Dr. Kaplan Pardus’un sadece kamu kurumlarının kullanımına sunulan bir işletim sistemi olmaktan çıkıp, halk tarafından da tercih edilen bir sistem olmasını dolayısıyla da gerçek anlamda “milli işletim sistemi” haline gelmesini hedeflediklerini belirtmiş.
  • Pardus Danışma Kurulu’nun ilk toplantısı en kısa zamanda yapılacak. 
  • Pardus’un güncellenmesi ve yeni sürümünün 1-2 ay içinde sunulması çalışmaları hızla devam ediyor. 
  • Bu yıl içerisinde yeni kurumsal sürüm çıkacak.
  • Sunucu ve Mobil sürümler çıkacak.
  • FATİH’in 620 bin akıllı tahtasında Pardus kullanılacak.
  • Yeni sürümün devreye girmesi ile birlikte tanıtımlara da ağırlık verilecek. Pardus Tema yarışması yapılacak.
  • Özel sektörle işbirlikleri yapılacak.
  • Sertifikasyon programları oluşturulacak.
  • Kamu ve özel sektör ile halkın rahat kullanımı hedeflenecek, KOBİ’lerin ihtiyaçları için Pardus tabanlı ticari yazılımları artırmak istiyoruz.
  • Bilişim sektörüne yeni çalışma alanı açılmış olacak.
  • Yerelleştirme için üniversitelerden ve firmalardan destek alınacak.
  • Mobil sürüm çalışmalarının tümü TÜBİTAK bünyesinde gerçekleşmiyor, bir eko-sistem oluşturulmuş, firmalarla ortaklık yapılarak geliştiriliyor. Elbette bu hemen yakın zamanda yani bir kaç ayda gerçekleşmez.
  • Linux mobilleşmede geç kaldı. Pardus da bir Linux tabanlı işletim sistemi olarak mobilleşmede geç kaldı.
  • 1512 Girşimcilik Desteği’ne çok önem veriyoruz. Pardus tabanlı yazılımlar üretilmesi için her tür desteği vereceğiz.
  • Bakanlıklardan, SGK’dan, DDY’den Pardus kullanmak için talep geldi.
  • Pardus’un sanal makinelerde açılma süresi 0.8sn yani 1 saniyeden bile az. (Muhtemelen bir yanlış anlaşılma var)
Mutlu günler.

Forum tamam – Wiki için iş çok!

0

Sevgili Sabri’nin daha önce yaptığı duyuruda belirttiği üzere LibreOffice Türkiye Forumlarını açmış bulunuyoruz. Forumla ilgili işleri hal-i yoluna koyduk. Şık bir forumumuz oldu! Üyeliğinizi bekliyoruz! Şimdi sıra Wiki’de!

LibreOffice Türkiye Forumları http://forum.libreoffice.org.tr adresinde yayında!
LibreOffice Türkiye Forumları http://forum.libreoffice.org.tr adresinde yayında!

 

Son durumla ilgili bugün Türkçe Kullanıcı Listesine bir e-posta attım. Aşağıya aktarıyorum:

—————————————————–

Merhaba,

İki maddede yazayım:

1- Forum:

Sevgili Sabri’nin çabalarıyla, LibreOffice Türkiye forumunu yayına geçirebildik.Yapılacak işleri elbette var fakar, küçük şeyler ve iyileştirmeler günden güne, el birliğiyle halledeceğimiz şeyler 🙂

Bundan sonra forum için yapabileceğimiz en güzel katkı, foruma ara ara göz atmak olacaktır. Forumu RSS beslemeleriyle takip etmek bildiğiniz üzere çok daha kolay. Firefox, Google Reader veya farklı bir rss okuyucusundan forumu takip edebilmek için:

Tüm Forum: http://forum.libreoffice.org.tr/feed.php
Yeni Konular: http://forum.libreoffice.org.tr/feed.php?mode=topics

Diğer RSS beslemelerini alt forumlarda görebilirsiniz. RSS beslemelerinina adreslerini görebilmek için Firefox’da yer imleri sekmesine tıklayıp Abone ol seçeneğiyle beslemelerinizi seçebilirsiniz. (Konu dışı Not: Firefox’da daha önce bu RSS simgesi adres çubuğundaydı, kim neden kaldırdı anlamadım- Firefox’da Araç çubuğuna sağ tıklayın-> Özelleştir yoluyla RSS singesini alıp araç çubuğunda dilediğiniz yere bırakabilirsiniz. Bu simgeye tıkladığınızda sayfadaki mevcut RSS bağlantılarıyla ilgili menü açılacaktır.)

Bence gereçkten güzel görünen temiz bir forumumuz oldu. Wiki için de umarım aynı şekilde devam ederiz.

2- Wiki

LibreOffice Türkiye wikisi için yapılması gerekenler Forum’dan biraz daha fazla ve zor. Öncelikle bir teknik yöneticiye ihtiyacımız bulunmakta, ve henüz MediaWiki yazılımına haklim bir teknik yönetici bulamadık.

Yöneticide aranan özellikler:

– MediaWiki yazılıma hakim olmak, yama uygulayabilmek, eklenti kurabilmek vb
— Ör. Şu anda engelleyici bir hatamız var Wiki’de küçük resimler gösterilemiyor. Şurada anlatılan yamanın uygulanması lazım: https://bugzilla.wikimedia.org/show_bug.cgi?id=36475 . Bunun dışında anti-spam eklentilerinin de kurulması ivedi bir ihtiyaç
– Veritabanı konusuna bilgisi olan:
— Eski OpenOffice Türkiye Wiki’sinin dosyaları ve SQL veritabanı elimizde(Doruk hocam ve Rail’e teşekkürler) bu eski dosyalar ve Veritabanını kullanarak eski OOo Wikisini eskiwiki.libreoffice.org.tr gibi bir adreste yayına sokmak istiyoruz. Neticede OOo ikisinde onlarca kıymetli madde var. Bu maddeleri yeniden yazmak yerine güncelleyerek LibreOffice Vikisine aktarmak çok daha mantıklı. Wiki katkıcılarının bu aktarım için faydalanmaları amacıyla bu eski wikiyi yayına almalıyız. Ben denedim ama veritabanını mevcut veritabanının içine aktarırken hata aldım…
– Bize zaman ayırabilecek olması:
— Neticede sürekli bir ihtiyacımız olmayacak, ilk kurulumda birkaç saat, işler yolunda giderse de nadiren hal hatır sormak için aradığımızda bize “İyiyim sağol” diyebilcek kadar bir vakit 🙂 Ama en azından ulaşılabilmesi çok önemli 🙂

Özetle, Wiki için teknik yönetici arıyoruz!

——————–

Forum, soru cevap şeklinde ilerleyecektir, ama wiki için yavaştan ve sürekli şekilde maddelerimizi yazmamız gerekmekte. Tabi bir de LibreOffice Kitaplarının Türkçeleştirilmesi var(http://wiki.documentfoundation.org/Documentation/Publications). Hem wiki hem kitaplar ayrı iki koldan işgücü israfı yapmamalı. Bir şekilde belgelendirme politikasını da ilerleyen zamanlarda oluşturacağımızdan ve eşgüdümü sağlayacağımızdan emimim.

Saygılar, selamlar
Zeki

—————————————————–

Umarım kısa sürede bir teknik yönetici bulabiliriz. Eğer bu işi yapmaya gönüllüyseniz lütfen bize ulaşın 🙂
Not: Eğer E-posta listemize üye değilseniz, üyelik için:users+subscribe@tr.libreoffice.org adresine boş bir e-posta gönderebilirsiniz. Size gelecek otomatik cevaptaki yönerge doğrultusunda boş bir yanıt yazıp göndererek üyeliğinizi tamamlayacaksınız. Listenin arşivlerine ise http://listarchives.libreoffice.org/tr/users/  bağlantısı ile ulaşabilirsiniz.Listeye ileti göndermek için yukarıdaki anlatıldığı gibi üyelik işlemlerini tamamladıktan sonra, listeye göndermek istediğiniz e-postayı users@tr.libreoffice.org adresinde gönderilmesi kafidir.

Topluluk olma yolunda: Geliyoruz!

3
LibreOfficeÖzgür Ofis Yazılımı

Özgür ofis yazılı LibreOffice’in Türkiye topluluğu konusunda uzun zamandır yürüttüğümüz çabalar neticesinde önemli bir aşamaya gelmiş bulunmaktayız. Konuyla ilgili LibreOffice kullanıcı listesine attığım e-postayı olduğu gibi aşağıya aktarıyorum. Eğer siz de çalışmalara katılmak istiyorsanız e-posta listesine üye olup kendinizi tanıtarak ilk adımı atabilirsiniz:

Üyelik için users+subscribe@tr.libreoffice.org adresine boş bir e-posta gönderebilirsiniz. Listenin arşivlerine ise http://listarchives.libreoffice.org/tr/users/ bağlantısı ile ulaşabilirsiniz.

—————————————————————————–

Arkadaşlar merhaba,

Uzun zamandır bir topluluk olma yolunda çalışmalar yürütmekteyiz. Ve nihayet Linux Kullanıcıları Derneği’nin desteğiyle www.libreoffice.org.tr alan adını almış bulumaktayız! LKD güzel çabalarıyla alan adı ve barınma hizmetlerimizi sağlamakta. Kendilerine buradan bir kez daha gönül dolusu teşekkürlerimi iletmek istiyorum.

1- Neden LibreOffice.org.tr

Bildiğimiz gibi, TDF bize hali hazırda tr.libreoffice.org adresini sağlamakta. Fakat yine takip  ettiğiniz üzere, LibreOffice için küresel veya yerel forum hizmetleri henüz sağlanamamış,  daha doğrusu üzerinde çalışmalar yürütülmekte. Ayrıca belgeleme merkezi olan TDF wikisi çokdilli yapısıyla daha çok TDF ve LibreOffice üretim konularına eğilmekte. Elbette bu wikiyide kullanabilirdik fakat bizim Türkiye olarak ihtiyaçlarımız biraz farklı, çok daha farklı diamiklere sahip olmamızdan dolayı kendimizce bir çözüme girmemiz çok daha makuldü.

Daha önceleri OpenOffice.org zamanlarında, çok güzel işleyen bir OpenOffice.org.tr Türkiye oluşumumuz mevcuttu. Fakat zamanla meydana gelen değişiklikler ve bağımlılıklar  nedeniyle OpenOffice.org.tr forumları devre dışı kalmıştı ve şu anda özgür ofis yazılımı olan OpenOffice.org ve LibreOffice ile ilgili kullanıcıların yardımlaşacağı organize olacağı bir forum bulunmamaktaydı. Bu acı durumu şükür ki bugün geride bırakmak için önemli adımlar atmış bulunuyoruz.

2- Nasıl işleyecek?

Kafamızdaki yapı, çok basit ve ek bir yük veya ikililik yaratmamak adına, ana alanımızı tr.libreoffice.org’da tutup, forum ve wikimizi libreoffice.org.tr adreslerinden koordine etmek üzerine. En kolayı ve güzeli bu.

Ek adreslerimiz:

http://forum.libreoffice.org.tr/

http://wiki.libreoffice.org.tr/

3- Forum

LibreOffice Türkiye forumları forum.libreoffice.org.tr adresinden yayın yapacak. Ben bu adrese phbb yazılımını kurdum, ve şu an test yayınına başladık. Bu forumla ilgili yapılacak bir çok iş var. Elbette aramızda bu platformda tecrübe sahibi olan arkadaşlar vardır. Bu noktada harekete geçmek için daha fazla zaman kaybetme lüksümüz yok. Forum kısmında yapılacak işler:

– Kurulum optimizasyonu: Kurulum ayarlarının iyileştirilmesi, anti-spam ve diğer eklentilerin kurulması

– Temanın LibreOffice’in ten rengine uygun bir hale getirilmesi(büyük ihtimalle yeni bir tema kurulacaktır)

– Forum kategorilerinin ve alt forumların oluşturulması: Forumumuz gördüğünüz üzere bomboş 🙂 Örnek alabileceğimiz kurgu ise forum.openoffice.org.tr adresinde, fakat buraya doğrudan ulaşamıyoruz. İnternet arşiviyle Şubat 2010 görüntüsüne ulaşabiliyoruz:
http://web.archive.org/web/20100210093830/http://forum.openoffice.org.tr/index.php
– Forum yöneticilerinin belirlenmesi: Yöneticilik yapmak isteyen arkadaşlara duyurulur 🙂

4- Wiki

Yine aynı şekilde bir Wiki yapılanmasına ihitiyacımız var:

– Kurulum optimizasyonu: Kurulum ayarlarının iyileştirilmesi, anti-spam ve diğer eklentilerin kurulması ör. http://www.mediawiki.org/wiki/Manual:Security#Upload_security

– Akıllı adreslerin ayarlanması: Adreslerdeki index.php takısının kaldırılması: http://www.mediawiki.org/wiki/Manual:Short_URL
– PDF ve ODF çıktı eklentilerinin eklenmesi(önceliği düşük) 
– Mevcut OpenOffice.org.tr Viki içeriğinin taşınması ve güncellenmesi:
Şu anda baktım, maalesef bu adres de Apache OOO’ya yönelendirilmiş(
Doruk Hocam Hakan Hocam, geriye döndürme yapabilir miyiz?) İnternet
arşivi http://web.archive.org/web/20100422213053/http://wiki.openoffice.org.tr/index.php/Ana_Sayfa
– Wiki yöneticileriin belirlenmesi: Sanırım bu konuda sıkıntımız olmayacak 🙂 Hali hazırda wikisever bir kaç kişi aramızda mevcut 🙂

———————

Özetle, yola daha yeni çıkıyoruz! Dileğim bugüne kadar geride kaldığımız topluluk konusunda çok güzel bir ivmeyle ilerleyip Türkiye’de özgür yazılıma yaraşır şekilde bir LibreOffice topluluğu oluşturabilmemiz.

Bugüne kadar yapmakta zorlandığımız organizasyon, iletişim ve yardımlaşma konularını forum ile halledeceğiz. Çeviri, tanıtım grupları ve diğer faaliyetlertimizi çok daha kolay  koordine edebileceğiz. En önemlisiyse, bugüne kadar kullanıcılara sunamadığımız
gönüllü desteği, forumda yardımlaşarak sunacağız. “Nereden destek alacağım arkadaşım?” diye soranlara artık gösterecek iki yerimiz var 🙂

Belgeleme konusundaysa Wiki sitesinde bir çok güzel belge ve rehber ortaya koyabileceğiz. Eminim ki Wiki LibreOffice Kitaplarını da Türkçe’ye kazandırmamızda önemli bir çalışma ortamı olacak. http://wiki.documentfoundation.org/Documentation/Publications

Bu güzel haberleri size vermekten kıvanç duyduğumu belirtmek isterim. Bu işi yavaşça yoluna koyduğumuzu görmek beni çok ama çok mutlu ediyor. Eminim kısa zamanda çok güzel işler başaracağız ve özgür yazılımın Amiral gemisi olan LibreOffice kullanımını Türkiye’de hızla artıracağız!

Bunların hepsi ekip olarak kararlı ve koordine halde çalışmamızla mümkün olacaktır. Bu alanlarda katkı vermek isteyen arkadaşlarımız lütfen geri durmasınlar, kısa sürede işe koyulalım 🙂 İletişim için buradan veya bana zeki[at]ozgurlukicin.com adresime e-posta atabilirsiniz.

Şimdi elleri görelim, kim hangi işin ucundan tutar 🙂

Haydi hayırlısı!

……

Konu dışı Not: Arkadaşlar LibreOffice 3.6.x serisi oluşturuldu. Bugün yarın Pootle’da yerelleşitrme projesini görebileceğiz. Lütfen yardım içeriği çevirilerinde yeni seriden devam edelim. Sebebiyse 3.5.4. sürümünden sonra çıkacak 2 ara sürümde -göreceli olarak- çok bir yol katedemeyeceğiz, ve çevirilerde 3.6.x serisi oluşturulduktan sonra senkronize olmayacak. Gücümüzü 3.6.x serisine kanalize edelim. Umarım 3.6.x serisi sürecinde yardım içeriğini tamamlarız.

Mutlu günler.
Zeki

—————————————————————————–

E-posta listesi arşivleri erişime engellenir mi!

1

Böyle bir şey olabilir mi! Bu kadar da saçma yasak olur mu!

Oluyormuş demek ki!

Bu sabah LibreOffice l10n(yerelleştirme) global e-posta listesini Mail-archive.com.com bağlantısı üzerinden açayım dedim. Genelde düz liste arşivi okurum(http://listarchives.libreoffice.org/global/l10n/ bir de Gmane var… Her neyse, http://www.mail-archive.com/l10n@global.libreoffice.org/ adresinde gördüğüm şuydu:

http://www.mail-archive.com sitesi sansürlenmiş http://www.mail-archive.com/l10n@global.libreoffice.org/ adresinin 05.06.2012 tarihli görüntüsü
http://www.mail-archive.com sitesi sansürlenmiş http://www.mail-archive.com/l10n@global.libreoffice.org/ adresinin 05.06.2012 tarihli görüntüsü

Belli ki epeydir yasaklı bu site, mahkeme kararı 2010 tarihli… Evde daha farklı yollarla engelleri aştığım için bugüne kadar gözüme gelmemiş. Çok şaşırdım. Aklım mantığım almadı bu yasağı…

Halka açık e-posta listelerinin arşivini tutan bir siteyi kim nasıl bir kafayla yasaklar. Ne fayda bekler anlamak mümkün değil. Yahu be adam bu yazışmalar zaten e-postalarla devam ediyor. Türkiye dışında da herkes okuyor! Sen liste arşivini yasaklamakla ne elde edeceksin!

Bu yasakların saçmalıklarını binlerce sayfa yazabilir insan…

Yani öyle de saçma bir şey ki… Şimdi işi gücü bırakıp savcılığa veya bilmediğim başka bir kuruma yasak kaldırmak için itiraz mı etmeliyiz. Böyle mi olmalı modern dünyada işler… “Otostopçu’nun Galaksi Rehberi”nde hicvedilen bürokrasi, gerçekte günden güne hayatımızı kısıtlamakta… Savcı yasaklayın demiş…. Peh…! Madalyayı haketmiş canım…! Bu kararıyla hukukta yeni bir çığır açtı!

Ama faydası yok. En iyisi bu sansürcü kafaya “Oğlum Bak Git” demek.

Bu yazı da benim internet sansürüne ilk “Oğlum Bak Git”im değil. Ama daha yüksek sesle söylüyorum artık…

İmzalamayan Bizden Değildir: Secure Boot’a Karşı Duruyoruz!

6
Secure Boot Bilgisayarınıza GNU/Linux BSD veya başka bir işletim sistemi kurmanızı engelleyecek!
Secure Boot Bilgisayarınıza GNU/Linux, BSD veya başka bir işletim sistemi kurmanızı engelleyecek!

Geçtiğimiz yıl çıkan, Windows 8’in hayatımıza sokacağı “Secure Boot” saçmalığına karşı FSF(Özgür Yazılım Vakfı) tarafından bir imza kampanyası başlatılmıştı.  Şu adresteki bildiriyi sevgili Özgür Ilgın çevirmiş ve Açık Günlük adlı günlüğünde yayımlamıştı.

Bu bildiriyi, PLO ve Özgürlükİçin sitesinde haber yapıp yayımlamış, üyelerimizi destek vermeye çağırmıştık…

Bugün ortalarda dolaşan, Fedora’nın Secure Boot nedeniyle Micrsoft’tan imza sağlamak için Verisign gibi bir şirkete USD.99 gibi bir tutar ödeyeceği yönündeki senaryoları görünce, tehlikenin ciddiyetini tekrar hatırlatmak istedim. http://mjg59.dreamwidth.org/12368.html

FSF’nin bildirisini lütfen imzalayalım. Metnin çevirisini de aşağıya kopyalıyorum:

Özgür Yazılım Kurma Özgürlüğünüz İçin Ayağa Kalkın

Microsoft, makinelerini “Windows 8′e uygunluk” logosu ile satmak isteyen bilgisayar üreticilerinin “Güvenli Başlatma” adı verlen önlemleri uygulaması gerektiğini duyurdu. Ama bu teknolinin ismine yakışır biçimde mi olacağı yoksa “Kısıtlı Başlatma” adını mı alacağı henüz muallaktadır.

Tam olarak uygulandığında “Güvenli başlatma”, bilgisarın açılış esnasında yetkilendirilmemiş programların çalışmasını engelleyerek zararlı yazılımlara karşı koruma amacıyla tasarlanmıştır.Pratikte bu da demek oluyor ki bu önlemleri uygulayan bilgisayarlar başlangıçta onaylı olup da tekrar onaylanmadan değiştirilmiş sistemler de dahil olmak üzere yetkilendirilmemiş işletim sistemlerini çalıştırmayacaktır.

Kullanıcı, kendisi tarafından yazılan, kendisi tarafından veya güvendiği kişiler tarafından değiştirilen programları yetkilendirebildiği taktirde bu özellik ismine layık olabilir. Ama Microsoft’un ve donanım üreticilerinin bu başlatma kısıtlamalarını kullanıcıların windowstan başka işletim sistemlerini kullanmasını engellemek için kullanmasından endişediyoruz. Bu durumda bu şartlar bilgisayar kullanıcıları için felaket kısıtlamalar anlamına geleceği için bu teknoloji’ye güvenlik özelliği oladığı için “Kısıtlı Başlatma” adını vermek daha doğru olur.

Lütfen hükümetlere, bilgisayar üreticilerine ve Microsoft’a bu özgürlüğü önemsediğinizi ve korumak için çalışacağınızı göstermek isminizi aşağıdaki bildiriye ekleyin.

Biz aşağıda imzası bulunanlar UEFI’nin sözde “Güvenli başlatma” tekonolojisini uygulayan bilgisayar üreticilerini bunu özgür işletim sistemlerinin kurulmasına olanak verecek biçimde yapmaya davet ediyoruz. Kullanıcının özgürlüğüne saygı gösterip kullanıcı güvenliğini gerçekten korumak için üreticiler ya bilgisayar kullanıcılarının başlatma kısıtlamalarını devreden çıkarmasına izin vermeli ya da onlara diledikleri özgür işletim sistemini kurup çalıştırabilecekleri kesin bir yöntem bulmalıdır. Kullanıcıları bu elzem özgürlüklerinden ayıran bilgisayarları ne satın alacağımıza ne de kimseye önereceğimize ve topluluğumuzdaki insanları böyle hapisaneleştirilmiş sistemlerden kaçınmaya etkin bir biçimde teşvik edeceğimize söz veririz.

Bildiriyi imzalamak için aşağıdaki adrese gidebilirsiniz:
http://www.fsf.org/campaigns/secure-boot-vs-restricted-boot/statement

————————–

Bilgisayarlarımızın Microsoft’a ait olmadığını, ücretiyle satın aldığımız ve üzerine istediğimiz şeyi kurma özgürlüğümüz olan eşyalarımız olduklarını unutmayalım!

Lütfen bu bildiriyi imzalayınız!

LibreOffice’de PDF İmzalamak: Başarılar Gökçen Hocam

7

Dün The Document Foundation Gezegeni’nde(LibreOffice Gezegeni) sevgili Gökçen Eraslan’ın adını görünce şaşırdım ve mutlu oldum.

Gökçen Eraslan Pardus projesinde 4 yıl özverili şekilde çalışmış ve etkileştiğim kadarıyla kibar, yardımsever ve ilgili birisiydi. KDE ve OpenOffice.org/LibreOffice paketleriyle de ilgilenmekteydi…

Başlığa dönersek, Gökçen Eraslan LibreOffice projesinin Google Summer of Code 2012 için seçilen öğrencilerinden biri olmuş ve “LibreOffice’in PDF dışa aktarma özelliğine sayısal imza desteği kazandırılması için çalışacakmış. Kendisinin gezegene düşen yazısı şu adreste: http://blog.yeredusuncedernegi.com/category/english/2012-05-14/gsoc-introduction-and-pdf

Bu haberi kısa bir sosyal paylaşım ile sınırlı tutmak doğrusu haksızlık olurdu 🙂

Daha önceki bir günlük yazımda LibreOffice‘in kod geliştirme kısmında Türkiye’den katkı yapan gönüllülerin olmadığından dert yakınmış ve sadece Gökçen Eraslan ve Görkem Çetin’in kod katkısı verenler listesinde adlarının geçtiğini belirtmiştim.

Doğrusu, Gökçen Eraslan’ın adını TDF gezegeninde görmek, LibreOffice’e aktif katkı verecek olması ve PDF dışa aktarımlarında sayısal imza gibi önemli bir özellik üzerinde çalışacak olması beni çok mutlu etti. Kendisinin bu işi başarıyla tamamlayacağını düşünüyorum.

PDF’leri sayısal imzalamak nedir neden önemli dersek, bildiğim kadarıyla kısaca anlatayım.

PDF’leri sayısal olarak imzalamak, özellikle kurumsal kullanıcılar ve KAMU için çok önemli bir özellik. Bu özellik sayesinde, LibreOffice üzerinde ürettiğiniz bir belge(fatura, bildirim, yazı aklınıza ne gelirse) PDF biçiminde dışa aktarılırken, bir sayısal imza sağlayıcı tarafından sağlanan geçerli sertifikalarla sayısal olarak imzalanmış olacak. Yani daha kolay şekilde LibreOffice ile e-imzalı PDF’ler üretilebilecek.

Sayısal imzalı PDF’ler günlük hayatımızda yavaş yavaş artmakta. Mesela özel hayatımda bir örnek, e-faturaların birçoğu artık sayısal olarak imzalı PDF dosyaları olarak gelmekte. İşyerinde ise ellerimize sayısal olarak imzalanmış(e-imza daha mı kolay söyleniyor) belgeler gelmekte. Bunun yanı sıra gözlemim şu ki, kurum içi yazışmalarda sayısal imzaların kullanımının daha hızlı şekilde artmakta olduğu. Bu sayede kurum içi imza, getir götür işleri de epeyce azalmakta.

Gökçen hocam başarırsa, ki eminim çok iyi bir iş çıkaracaktır, bugün LibreOffice’e geçen bir kuruluş bu sayede; kağıt ve posta gecikmelerinden kurtulmak ve güveniliği de eski çağdan kalma sorgulama yöntemlerine (telefon teyiti, imza sirküsü(kamuda yoktur), imza onay yazısı(bunu vermekten nefret ediyorum) bırakmamak için ihtiyacı olan çözümü, yani sayısal imzalı PDF belgeleri, LibreOffice üzerinde, başka bir yazılıma gerek duymadan özgürce oluşturabilecek.

LibreOffice’e Türkiye’den aktif katkı verilecek olması, hele böylesine önemli bir özellik üzerinde çalışılacak olması beni çok mutlu etti. Umarım Gökçen hocam diğerlerine örnek olur ve günden güne büyüyen LibreOffice katkıcılarına Türkiye’den de katılımlar artar.

Yazıcınız yok mu? Olmasın, Dosyaya Yazdırın!

10

Herkesin bir yazıcısı olmayabilir. Mesela benim evde bir yazıcım yok, olsun istiyorum ama hem boyut hem doldurulabilir kartuş hem de GNU/Linux uyumu, hem de tarayıcısı olsun derken, hep sonraya atıyorum.

Bunlar benim nedenlerim, bunların dışında genel nedenlerden; bir yazıcıya devamlı ihtiyacımızın olmaması ve maddi imkansızlıkları sayabilirim…

Kullanımınızda bir yazıcınız olmayabilir, ama birşeyleri yazdırma ihtiyacınız olursa; yazdıracağınız belge bir ofis belgesiyse, sorun yok, resimse sorun yok yani karşı tarafın bilgisayarında açılabilir bir belgeyse özetle sorun yok… Peki ya yazdıracağınız şey bir internet sayfasıysa… Örneğin bir makale, arşivlemek istediğiniz bir sayfa, bir ilan sayfası, işyerinde sunumunuzda kullanacağınız bir sayfa, çevrimdışıyken ihtiyacınız olan bir sayfa, mesela satın aldığınız ürünün e-faturası veya aldığınız bir biletse?

Son saydıklarımla ilgili sanırım sorun yaşamayacaksınızdır, nedeniyse çoğu ulaşım şirketi veya satıcının işleminizle ilgili dökümü PDF olarak da indirebilmenize imkan tanıması. Elbette bunu sağlamayanlar da mevcut. Neyse uzatmadan böyle bir ihtiyaçta yapabileceğiniz şeyleri sayalım:

1- Sayfanın ekran görüntüsü almak(PrintScreen veya Fn+PrintScreen tuş kombinasyonu): Çok amatör, sınırlı bir görüntü, bir işinize yaramaz 🙂

2- Sayfanın içeriğini kopyalayıp Kelime İşlemciye Yapıştırmak: Yine amatörce. Dinamik içerik, resimler gibi şeyler internet bağlantısı olmadan açılmayabilir. Ayrıca bu alacağınız belgenin gerçekten o sayfadan alınmış olduğuna dair bir emare olmayınca, bir toplantıda bu elinizdeki döküm pek de ciddiye alınmaz.

3- Sayfayı XPS, PDF veya PostScript dosyası olarak yazdırmak(Dosyaya Yazdır): Şiddetle önerilir.

Nedir bu “Dosyaya Yazdır”?

Dosyaya Yazdır komutu, temel olarak bir yazıcınız yoksa veya ilgili internet sayfasını kolayca paylaşılabilir, taşınabilir, kopyalanabilir bir elektronik belge haline dönüştürmek istiyorsanız kullanabileceğiniz şukela bir özelliktir.

Elinizde bir yazıcı yoksa, dosyaya yazdırdığınız belgeleri alıp bir yazıcıya bağlı bilgisayarda açarak bu belgeleri yazdırabilirsiniz. Evde yazıcım yok, yazdırmak istediğim belgeleri dosyaya yazdırarak işyerine götürüyorum ve orada yazdırıyorum. Güzel çözüm 😉

Tarayıcınızdayken Ctrl+P tuş kombinasyonuyla açacağınız Yazdırma İletişim Penceresinde bu seçeneği görebilirsiniz.

Yazıyı bundan sonra Windows ve GNU Linux kullanıcıları için ikiye bölmek gerek sanırım…

Windows Kullancıları için Dosyaya Yazdırma Seçenekleri:

Windows üzerinde popüler tarayıcılardan Internet Explorer, Firefox, Google Chrome ve Opera üzerinde dosyaya yazdır komutunu sizler için denedim:P Tek tek yazalım…

Tarayıcı bazında bakarsak:

Internet Explorer – Eh işte…:

Internet Explorer - Dosyaya Yazdırmak, XPS biçiminde çıktı alabilirsiniz
Internet Explorer - Dosyaya Yazdırmak, XPS biçiminde çıktı alabilirsiniz

Internet Explorer üzerinde sadece XPS biçiminde çıktı alabiliyorsunuz. Bu biçimi görüntülemek için Microsofr XPS Viewer yazılımına ihtiyacınız var. GNU/Linux’ta ise, Okular uygulaması bu dosya biçimini açabilmekte, ama çok başarılı sayılmaz.

XPS çok kaliteli bir çıktı biçimi değil. Biraz flu çıktı vermekte…

Internet Explorer’ın buradaki iyi yönü, dosya adının yanında çıktı konumunu seçmeye izin vemesi ki, birazdan Fİrefox ve Opera’da bu konuyu dile getireceğim..

Çeşitli sanal yazıcı yazılımlarıyla PDF ve PostScript biçiminde çıktı alabilirsiniz.

Firefox – Yapma be güzelim!:

Firefox- Windows Sürümü- Dosyaya Yazdır, XPS biçiminde çıktı alabilirsiniz
Firefox- Windows Sürümü- Dosyaya Yazdır, XPS biçiminde çıktı alabilirsiniz

GNU/Linux üzerinde Firefox ile onlarca güzel PDF çıktısı aldıktan sonra Windows üzerinde bunu yapamamak, bunu yapmayı bırakın çıktıyı nereye koyduğunu bulamamak beni bu sabah üzdü. Zaten bu yazıyı da yazma nedenim aslında bu.

İşyerinde Firefox ile bir sayfanın belge olarak çıktısını almak istedim. Bir baktım GNU/Linux’ta alışık olduğum iletişim penceresi yok, Micrsoft XPS Document Writer sanal yazıcısı üzerinden XPS çıktı vermekte… Dedim tamam neyse… Çıktı ver dedim, dosya adını seçtim. Ama bir türlü çıktı dosyasını bulamıyorum… Çıktının nereye kaydedileceğini de zahmet edip sormadı… Dosya adından aradım bulamadım…

Meğer Windows üzerindeki Firefox(hemen ötekileştirdim:P) hiç sormadan “C:/Program Files/…Firefox dizinine kaydetmekteymiş. Eee iş yerinde C:/ sürücüsüne girme hakkım yok ki 🙂 Sadece kullanıcıyım ve sistem dosyalarının olduğu C:/ sürücüsüne giremiyorum… Olmadı dedim yakışmadı…

Tabi bunu ancak akşam evde tam kullanıcı hakalrına sahip olduğum Windows’ta öğrenebildim. Ha bir de daha önemli bir husus var. Windows’taki Firefox, “Dosyaya Yazdırırken” dosya uzantısını vermiyor. Örneğin, yazdıracağınız dosyanın adını “dosyam” yazdınız, bu haliyle açamazsınız, illa ki dosyam.xps şeklinde yazmalısınız, veya dosya isim değişikliğinden bunu yapmalısınız. Oysa burda en azından *xps diye uzantıyı otomatik atamalıydı.

PDF ve PostScript biçimlerini kendiliğinden desteklemediği için de ayrıca kırıldığımı söyleyelim. Bu biçimler için Firefox eklenti merkezinden eklentiler kurabilirsiniz.

Opera – Aynı be ya!:

Opera- Windows sürümü, Dosyaya yazdır, XPS biçiminde çıktı alabilirsiniz
Opera- Windows sürümü, Dosyaya yazdır, XPS biçiminde çıktı alabilirsiniz

Opera’da Firefox ile aynı Dosyaya Yazdır iletişim penceresini kullanmakta. Sorunlar da aynı…

Google Chrome – En birinci:

Google Chrome- Windows Sürümü- Dosyaya Yazdır, PDF, PostScript ve XPS biçiminde çıktı alabilirsiniz
Google Chrome- Windows Sürümü- Dosyaya Yazdır, PDF, PostScript ve XPS biçiminde çıktı alabilirsiniz

Google Chrome’un Dosyaya Yazdırma seçenekleri çok güzel. Ctrl+P’ye basın ve siz de görün 🙂 Kendiliğinden PDF çıktı vermeyi desteklemesi de ayrı bir güzel, hatta çok güzel. Adobe ile ayrı bir işbirliği mi var bilemedim, Adobe Acrobat Reader indirme sayfasında Adobe Google Chrome tarayıcısını önermekte… Neyse dosya adı ve konumunu da güzelce seçmekte.

Bunun yanı sıra Google Cloud Print‘e de yazdırabiliyorsunuz.

Windows’taki Google Chrome’un tek eksisi, PDF çıktısının GNU/Linux üzerindeki açık kaynak versiyonu Chromium’dan daha kötü olması, fark çok az ama 🙂

Windows tarafında kazanan, kendiliğinden PDF, PostScript ve Google Cloud Print desteğiyle Google Chrome!

GNU/Linux Kullanıcıları İçin Dosyaya Yazdırmak

GNU/Linux’ta işler iyi… Popüler tarayıcıların hepsinde Dosyaya Yazdırma seçeneği var. Bu yazılım temelinde mi yoksa dağıtım temelindeki bir özellik mi bilemiyorum. Ama her aklı selim GNU/Linux sağlayıcısı bu özelliği koyacaktır.

PDF ve PostScript biçiminde çıktı alma seçenekleriniz mevcut. (Sanıyorum ki PostScript ile PDF’den biraz daha kaliteli çıktı alabiliorsunuz.) Tabiki de XPS biçimi desteklenmemekte, desteklenmediği de iyidir. Ortak standartlarda buluşmak yerine Microsoft dayatmacılığında belgeler üretmenin hiçbir manası yok, ki zaten XPS’in de kalitesizliği ortada…

Tarayıcı bazında bakarsak:

Firefox – Harika:

Firefox- GNU/Linux Sürümü- Dosyaya Yazdır, PDF ve PostScript biçiminde çıktı alabilirsiniz
Firefox- GNU/Linux Sürümü- Dosyaya Yazdır, PDF ve PostScript biçiminde çıktı alabilirsiniz

GNU/Linux üzerinde çalışan Firefox’un Windows üzerinde çalışan kardeşine nazaran bu işte mahareti iyi. Dosya adı ve konumu seçilebiliyor. PostScript ve PDF biçimlerinde kayıt yapma imkanınız mevcut. Çıktılar güzel.

Opera – Aynı be ya!:

Opera- GNU/Linux Sürümü- Dosyaya Yazdır, PDF ve PostScript biçiminde çıktı alabilirsiniz
Opera- GNU/Linux Sürümü- Dosyaya Yazdır, PDF ve PostScript biçiminde çıktı alabilirsiniz

Opera’nın GNU/Linux sürümü güzel. PDF ve PostScript desteklemekte. Dosya adı ve konumu seçebiliyorunuz. Çıktılar güzel.

Konqueror ve Rekonq ile aynı dosyaya yazdırma iletişim penceresini kullanmakta. Sayfa kenaro gibi ayarlar da kolay

Chromium – Çok güzel:

Chromium- GNU/Linux Sürümü- Dosyaya Yazdır, PDF ve PostScript biçiminde çıktı alabilirsiniz
Chromium- GNU/Linux Sürümü- Dosyaya Yazdır, PDF ve PostScript biçiminde çıktı alabilirsiniz

Dosyaya Yazdır İletişim penceresi, Windows’ta çalışan Google Chrome kadar sofistike olmasa da kaliteli PDF ve PostScript çıktıları vermekte. Dosya adı ve konumu seçebiliyoruz.

Konqueror ve Rekonq:

Güzeller… Söylenecek çok şey yok, iyiler :)… Opera’da bu ikiliyle aynı iletişim penceresini kullanmakta. Sayfa boşluğu ayarlaması bunda daha kolay. Ayrıca Rekonq’un kısayolla önce yazdırma önizlemesini ayrı pencerede açması da güzel.

Velhasıl-ı kelam, çoğu kişinin bildiği, bilmeyenin de yazdır deneyimiyle kolayca farkedip anlayabileceği “Dosyaya Yazdır” komutuyla ilgili –biraz gereksiz– uzunca bir yazı yazmış oldum.

Aslında demek istediğim; Windows’ta çalışan Firefox için bir an önce bir hata/istek girilmesi. Opera severler de bunu yaparsa iyi olur. Windows kullanıcıları kurabilecekleri sanal yazıcı ve eklentilerle bu ihtiyaçlarını giderebilir.

GNU/Linux tarafındaysa işler güzel.. Nazar değmesin. Yapanların ellerine sağlık 🙂

Bolca PDF demişken meraklısına: LibreOffice’de PDF Düzenlemek

Pardus “Sıfırı Tüketti”

8

Son birkaç günde yaşanan ayrılıklarla, TÜBİTAK’ta Pardus projesinde çalışan hiç kimse kalmamış. Kalan birkaç kişi ise diğer projelere geçmiş…

Şu anda Pardus projesinde TÜBİTAK tarafında çalışan geliştirici yok.

Ne denir bilemiyorum… Çok yazdım, yazdınız… Ben artık yazmaktan sıkıldım..

Nedir durum dersek:

  • Proje Ankara’ya taşınacak, ama hiç geliştiricisi yok.
  • Çalıştay üzerinden 2 ay geçti, hiç hareket yok.
  • Güç bela giden bir seçimle topluluk yöneticisi olarak sevgili Sezai Yeniay’ı seçtik.
  • Diğer temsilcilerle ilgili bir gelişme var mı bilmiyorum
  • Topluluktan arkadaşlar büyük özveriyle paketleri güncellemeye devam ediyor… Yarın bir süpriz yapıp kendi güncellemeleri olan “2012.3 Anka”yı çıkarmak niyetindeler. Ama  nedir, nereye kadar iş görür bilemiyorum.
  • Ne eski gelişttiriciler, ne de camia olarak bir çatal yapamadık. Hatta Pardus’a sahip çıkmayı dahi beceremedik.
  • Çatal için teknik bilgi beceri ve organizasyon kabiliyetine sahip kişiler sustu. Bizse kullanıcı olarak elimizden gelemeyen şeyleri yapamadık.
  • Son 7 ayda yaşanan tasfiye sürecinde, onca geliştirici ayrıldı ama daha “Neden” ayrıldıklarıyla ilgili ortaklaşa doğru düzgün bir açıklama olmadı.
  • Bu kadar gönül ve emek vermiş kişi bu olaylar karşısında “Dünyayı Yakacakken” kabullenmenin sessizliğiyle susup kaldılar. Özellikle Pardus yaşarken agresifçe onu savunan, toplulukla kavga etmekten geri durmayanların bu sessizlikteki naiflikleri ayrı bir mesele…
  • Bu saatten sonra bir şey olur mu dersek, beklemeyin…

Öyle işte… Pardus fiilen ölmüştür. Özgür yazılım camiaları ölülerin küllerinden doğacak projeleri gerçekleştirebilir elbette… Ama buralarda ben böyle bir camia bilmiyorum.

Emeği geçen herkese teşekkürler…

Bu trajediye sebebiyet verenleri de eminim yarın Devrim  ve Kayseri Tayyare Fabrikası olaylarındaki gibi anılacaklardır.

Anmak neyi değiştiriyorsa…