Kategoriler
Genel

Bir “Portal” üzerine…

Türkiye’de özgür yazılım katkıcılığı yapmak zor iş… Hatta katkıcılığı bırakın topluluk üyesi olmak bile pek kolay değil…

2007 benim için bu alanda bir milat, kişisel aydınlanma, özgür yazılımın alnımda çıkardığı 3. göz… Bu tarihi referans alırsam 2007 öncesi -topluluk/camia ne derseniz artık- aitlik süreci çok zordu. Bakıyorum da 2007 sonrasından ta ki hatırlamak istemediğim bir tarihteki Özgürlükİçin.org çöküşüne kadar gerçekten güzel zamanlar geçirmişiz… Bu çöküşten sonra ise, topluluk ve aidiyet dışında özgür yazılım dünyasıyla olan bağlarımız da zayıflamaya başladı… En büyük zorluk ise bir portal, bir ana gemi olmayışı.

Efsanevi Özgürlükİçin sitesi hayalet gemi gibi bant genişliklerinde seyretmekte...
Efsanevi Özgürlükİçin sitesi hayalet gemi gibi bant genişliklerinde seyretmekte…

Bu zorluğu kısaca masaya yatırırsak -aslında buna da çok zamanım yok- madde madde gidelim:

  • Özgür yazılım dünyasından haberler / sürüm duyuruları
  • Ortak bir paylaşım/yardımlaşma alanı – forum
  • Blog kardeşliği – gezegen
  • İncelemeler – özellikle oyun ve heyecan verici şeyler

Bu ve bunun gibi onca şeyi bir araya getiren harika bir şeye sahipmişiz; özgürlükiçin.org hatta o zman o kadar zenginmişiz ki bir de pardus-linux.org‘a sahipmişiz… ve cahilmişiz… bunların artık geride kaldığını kabul etmek gerekiyor…

Özgür yazılımda böyle “değerler” (bu kelimeyi kullanmayı da pek sevmiyoırum) ne kadar önemliymiş, onu düşünüyorum bir kaç gündür… Bunların eksikliği gerçekten özgür yazılım dünyasını takip etmekte insanı çok zorluyor… Hadi ben İngilizce biliyorum takip edebiliyorum… Ya ait olmak? Paylaşmak? Yardımlaşmak? Birlikte bir şeyler yapmak isteyip de o marşa basıp o enerjiyi boşaltabilmek? Yapabilmek? Bunlar yok…

Atlamadan bir de teknokedi.com vardı, o da bu açığı kapatmak için kendi öz amacı olmasa da alan yaratmak için katkı vermişti. Sevgili Ali Işıngör abimizin iyi niyetiydi…

Şu anda bu alan içice dağınık halde… Andoid, tabletler  ve mobil teknoloji birçok kişinin başını döndürdü ve masaüstü arka plana itildi, fakat şimdi GNU/Linux masaüstünün güçlenerek geldiğini görüyorum. Steam’in GNU/Linux’a gelmesi ve süpersonik oyunları Linux’a taşıması, Nvidia – Ati sürücülerindeki yenilikler + Vulkan vs, ve nihayetinde de Microsoft’un başlayan Linux aşkı(!) (hem Office’in potansiyel Linux sürümü beklentisi hem de Office 365)… Bunlar harika şeyler aslında… Masaüstünde Linux kullanımını kısıtlayan birçok sıkıcı bahane ortadan kalkıyor -konuyu uzatmamak adına özgür yazılım felsefesiyle kapalı yazılım tercihini kullanıcıya bırakalım… Yakında kendi adam akıllı dağıtımıyla pazara çıkacak masaüstü/dizüstü bilgisayarlar görmeyi umuyorum. (Dejavu değil…)

Konuya dönersek, şu anda bildiğim birkaç site arasında GNU/Linux dünyasına özel bir amiral gemi görebileceğim bir portal yok. Bildiğim siteler ise adeta kahramanca bir bireysel mücadele ile ayakta tutulmaya çalışılıyor, içerik sunmak için büyük emek ve zaman harcanıyor… Bunlardan bazıları:

  • getgnu.org – Fortran takma ismiyle adeta bir süperkahraman edasıyla paylaşılabilir bütün haberleri neredeyse tüm özgür yazılımla ilişkili forumlara ileten süper kişi. nasıl yaptığını hala çözebilmiş değilim.
  • linuxnotlari.co – Sevgili Mustafa Gökay’ın epeyce emek verdiği Linux Haber Platformu. OMG ubuntu tadında
  • acikgunluk.net – Sevgili Özgür Ilgın’ın günlüğü, özgür yazılım artı hobileri (özel ilgi alanı nostaljik ve avatür türk sineması)

* Başka bildiğiniz aktif sayılabilecek site varsa yorumlara yazarsanız sevinirim.

Yeni bir site?

Hayır, yeni değil, birleştirici, geniş ve yeni içeriği sunan bir site… Kolektif ve eğlenceli, hatta daha önce olmadığı kadar eğlenceli olmalı… Özgür yazılım caps galerisi dahi olsa olur…

Neden?

Çünkü ihtiyaç var

Peki gönüllü mü olacak, nasıl ayakta duracak?

Ticari bir proje olmalı. Para kazanmalı, en azından masraflarını çıkarmalı.

Özgür yazılım projeleri ve ticari amaç???

Böyle bir tabu var, ticari amaç güdülebilir. Özgür yazılım ürünleri dahi parayla satılabilir ki bu gibi işlerde “reklamsızlık” sanki bir bekaret kemeri gibi her projeye iliştiriliyor. Çok anlam veremiyorum…

Ticari amaç olmalı, diğer türlü hiçbir şekilde ayakta duramadı. Bağış kültürü bizim ülkemizde yok, şahsi fedakarlık bir yere kadar… Bir de bu işleri üstlenen kişiler sürekli rica minnet ile istekte bulunmak gerekiyor; damdan düştüm bilirim, yok bize sunucu, yok bize alan adı lazım diye aramaktansa parayı basıp almak en sağlıklısı.

Kim yapacak? Nasıl bir model?

Şu an bu işi hobi olarak yapan arkadaşlar ve böyle bir projeye girmek isteyen kişiler bir araya gelebilir, gelir paylaşımlı kolektif bir model üzerinde anlaşabilir. Dileğim de budur. Şayet onlar olmazsa, İngilizce bilen birkaç üniversite öğrencisi arkadaş böyle bir projeye girerse hem hobi, hem harçlık hem de ileriye yönelik belki de kendi işlerini kurabilirler.

Gelir yeterli olur mu?

Varsayalım Google Adsense ile yola çıktılar, Türkçe içeriğin reklam başı getirisi tabi ki İngilizce içerikten daha düşük olacaktır, ama akmasa da damlar, ileriye doğru hacim arttıkça tatmin edici bir gelir gelebilir.

Özellikle Steam sayesinde oyun inceleme ve tanıtım içeriklerinin ileride büyük potansiyeli olacağına inanıyorum.

Zorlukları?

Tahmin ettiğim bazı zorlukları var, bunun yanı sıra yukarıda bahsettiğim arkadaşların yaşayıp deneyimlediği zorluklar da vardır. Sonuçta protonların çarpıştırmayacakları için kolayca üstesinden gelebileceklerini düşünüyorum. Linus Torvalds’ın “Just for fun – Yanlızca Eğlenmek İçin…” sözüne yaslanıp eğlenceli bir yola girilebilir…

***

Yukarıdaki kendi kendime röportajım daha kısa bir yazı yazmak içindi, kendimi havaya sokmak için değildi. Epeydir bir şey karalamamıştım, lafı iyice uzatmak istemedim 😉

Dilerim bu yazım bir açık davet olur, en azından bir tartışma başlar ve şu üzerimizdeki ölü toprağını silkeleyebiliriz.

***

Bonus: “Var mı peki bu haberleri takip edebileceğimiz yabancı bir site?” diyenler özgür Ilgın’ın 10 sitelik listesine bakabilirler: En çok takip ettiğim 10 yabancı GNU/Linux haber ve blog

***

Son olarak, ben bu yukarıda yazdıklarımı düşünürken LKD‘den şöyle bir ileti de geldi. Katkı verebilceklerin dikkatine:

Merhaba,

Dünyada özgür yazılım ve ilgili alanlar (kişisel verilerin gizliliği, ifade özgürlüğü, telif hakları vs.) hakkında önemli gelişmeler yaşanmakta. Ancak bu gelişmeler hakkında yayımlanmış güncel haber ve yazılar yabancı dil (başta İngilizce) bilmeyen ilgililere ulaşamamakta. Bu nedenle, güncel haber ve yazıları Türkçeye çevirmek amacıyla bir çeviri grubu kuruyoruz. Çeviri grubu çalışmalarına LKD üyesi olsun ya da olmasın özgür yazılıma gönül vermiş herkes katılabilir.

Çevirisi yapılacak haber ve yazılar, LKD tarafından hazırlanacak bir sitede düzenli olarak yayımlanacak. Ayrıca aylık olarak da bülten haline getirilerek duyurusu yapılacak.

Çeviri grubuna katılmak için yk@linux.org.tr adresine, kısaca kendinizi tanıtan ve çalışma grubuna katılmak istediğinizi belirten bir e-posta atmanız yeterli olacaktır.

— 

ibrahim izlem GÖZÜKELEŞ

https://plus.google.com/109568522902358862122/posts/SC6dNnTsZAJ

~DAVET~

Özgür Yazılım Günleri 2016: LibreOffice Geliştirme ve Yaygınlaştırma Toplantısı
Özgür Yazılım Günleri 2016: LibreOffice Geliştirme ve Yaygınlaştırma Toplantısı –

(twitter bağlantısını yapıştırınca yukarıdaki kendiliğinden çıktı, vay be!)

Fırsatınız varsa katılın, detaylı bilgi için: http://ozguryazilimgunleri.org.tr/2016/etkinlik-programi/

Mutlu günler.

Kategoriler
Film

Bir işletim sisteminden daha ötesi: Her(Aşk)

Geleceği düşündüğümde aklıma hep teknolojinin insanlığı yuvası olan Dünya’dan ileriye taşıyıp gezegenler arası yolculukların yapıldığı, sosyal düzenin değiştiği ve yemyeşil ve barışçıl bir resim çiziyorum hep.

1990’lı yılların başlarında çocukken 2000’li yılları, 2010’u 2015’i hep büyük değişiklikler getirecek diye beklemiştim… Ne yazık ki uçan arabalar hiç gelmedi. Neredeyse 2015 senesinde geldiğimiz nokta basit bir küresel veri alış verişi ağı olan İnternet ve dokunmatik ekrana sahip akıllı(ki akıllı değiller) cep telefonları oldu.  Her an büyük bir bilimsel kırılma olacakmışçasına verike haberlerin hayal kırıklığı bu belkide. Ama şahit olduğum 30 yıllık ömrümde hiçbir insan başka bir gezegene veya gök cismine ayak basmadı.

1990 sendormu bir yana 2000 senromundaki büyük umutlar beklenen İnsan genomu çözüldü denildi fakat hiçbir büyük hastalığa çare bulunmadı…

Gelecek hep hayal edilenden daha, geride, daha ticari ve daha bireysel eğlenceye yani tüketim talebine odaklı oldu. Düşünsenize 1991 yılında geliyor biri size diyor ki 2012 senesinde el içi kadar bir tetriste sapandan fırlatılan kuşlarla domuzları vuracağınız bir atari(o zamanki el oyuncakları) dünyayı kasıp kavuracak insanlar milyonlarca saatini bu oyunda harcayacak… Ne derdiniz, ya bırak allasen 2012 senesinden bahsediyorsun arkadaşım koskoca 21 yılda insanoğlu nerelere gider nerelere… Sen kalkmış el atarisindeki saçma bir oyundan bahsediyorsun…

Velhasıl-ı kelam, teknolojik gelişmenin hayal kırıklığını başka bir yazıya bırakıp başlığımıza geri dönelim…

Her(Aşk)

Her(Aşk) - Afiş boyu için resme tıklayabilirsiniz
Her(Aşk) – Afiş boyu için resme tıklayabilirsiniz

Her filmi, benim yukarıdaki hayal kırıklığım paralelinde bir gelecekte geçiyor. Filmimizin kahramanı Thedore() bir mektup şirketinde çalışıyor. Mektup şirketi demişsem, eposta falan değl, bilindik profillerin üye olduğu ve sevdiklerine mektuplar yazdıran bir şirket, kahramanımız da yazıcı, müşterilerin ağzından dokunaklı mektuplar yazıyor ve bu şekilde geçimini idare ediyor.

Bu gelecek biraz garip doğrusu, en çok dikkatimi çeken 80’li yılların saç-bıyık ve elbise modasının hakim olması. Diğer taraftan da gelişmiş olan teknolojinin yine iletişim teknolojisi üzerinden ilerlediği.

Boşanmış ve hayal kırıklığı içerisindeki kahramanımızın depresyon halleri bir gün gezdiği bir mağazada tanıştığı bir işletim sistemi(Operating System – OS) ile değişiyor.

Bu işletim sistemi, bilindik komut işleyip emir alan bir yapıdan çok öte, semantiğin de ilerisinde öğrenebiliyor, düşünebiliyor tam anlamıyla bir yapay zeka ürünü. İlk kurulumunda işletim sisteminin kullanıcısı analiz edilerek onun kişiliğine göre bir karakter olarak kurulan bu işletim sistemi, kullanıcının tam anlamıyla sanal bir arkadaşı oluyor.

İşletim sistemi kurulum öncesinde sorduğu sorularla bir kadın kendini yapılandırıyor ve ismini de kendi seçerek(Samantha) bilgisayara kuruluyor.

İleri düzey ses tanıma, düşünebilme ve değerlendirme gibi özellikleriyle tıpkı bir insan gibi iletişim kurabilen ve etkileşebilen bu işletim sistemi kısa zamanda zaten depresyonda olan kullanıcısını kendisine aşık ediyor ve aralarında bir birliktelik yaşanmaya başlıyor.

Tıpkı sanal bir sevgili benzeri bu ilişki, işletim sisteminin internetten bulduğu bir insan vekil(human proxy) aracılığıyla ilişkinin insan tarafını biraz canlandırma niyetine kadar çok iyi gitmekte. Daha sonrasında başlayan iletişim, kıskançlık ve ihanet gibi insansı durumlara işletim sisteminin evrilmesi ve sonrasında yaşananlarla sorgulayıcı bir seyir izleyerek film sona eriyor.

Elimden geldiğince spoiler vermeden filmi anlatmaya çalıştım. Fakat filmle ilgili bir kaç hususa da değinmeden geçemeyeceğim.

Filmde yapay zekanın evrilmesi işlenmiş, düşünüp kendisini ve insanlardan farklarını ortaya koyabilen ve kendiliğinden eylemler yapabilen bir işletim sistemi deyince aklıma 2001: A Space Odyssey  filmi ve HAL 9000(IBM’in harflerinden birer sıra geriye kayın, anladınız siz) geliyor. Ayrıca Terminatör filminden SkyNET’i de örnek verebiliriz. Düşünebilen bir işletim sistemi için nihai tehdit insanoğlunun onu kapatması ve bu durumda potansiyel olarak en büyük düşman insanoğlu olması en basit matematikle kaçınılmaz bir çıkarım.

Bu filmde ise, işletim sistemi komut almayı reddetmiyor ve varlığının devamını sürdürme amacı yok, neden HAŞ veya SkyNET gibi evrilmiyor peki diye sorunca, filmde arada işletim sistemine yapılan güncelleme sahnesi sanırım bu soruları kesmek için yapılmış…

Diğer taraftan, aynı anda birçok kişi ile etkileşime geçmesi ve insan zekası ve fiziğinin sınırlarının bu işletim sistemine yetmemesi de ayrı bir konuydu. Bu derece süper bir işletim sistemiyle dünyada çözülemeyen bir sorun kalmazdı doğrusu, sıradan ve ortalama geliri olan bir insanın bu işletim sistemini edinebilmesi ise çok garip geldi. Gerçi filmde işletim sistemine benzer olarak oyunlar ve oyun karakterleri de yapay zekaya yavaş yavaş dönüşüyordu, bu da sanırım bir öncü yenilik dönemi olduğunu anlatmak içindi.

Film güzel, işletim sistemlerin gelecekte nasıl olacağına dair fantastik bir tablo çiziyor. Yapay zeka, ve Asimov‘un Üç Robot Yasası gibi İşletim sistemleri ve ahlakı vb tartışmalar için ilgi çekici olabilir.

Ayrıca ileride bu derece sofistike yazılımların olup olmayacağı ve özgür yazılım ve yapay zeka gibi birçok konu da tartışılabilir. Gelecekten dönüp baktığımızda ilkel olan günümüz işletim sistemleri, özgür yazılım modelinde işlevsel olarak kodlanırken acaba yapay zeka işin içine girince kimin düşünce yapısına göre kodlanacak ve düşünmek öğretilecek, toplumun veya topluluğun ortak değerlerine göre mi, yoksa devrimsel bir örenim yolu izlemesi için mi kodlanacak?

Sanıyorum ki bunları tartışmaya daha çok zaman var…

Notum: 7/10, iMBD notu: 8,3

Peki bir işletim sistemine aşık olunabilir mi?

Evet olabiliyor. Japonya’da gençler bilgisayar karakterleriyle aşk yaşıyormuş. Bunlarla evlenenler bile olmuş. Şu haber ve benzerleri fikir verebilir: http://t24.com.tr/haber/japon-gencler-seksten-neden-uzaklasiyor/242599 

Bir İşletim sistemiyle arkadaş olunabilir mi?

Evet. Kesinlikle olunabilir. Çoğumuz şu aşağıda gördüğünüz işletim sistemiyle dost olmuştuk. Onu çok sevmiştik fakat gitti.

En sevdiğimiz arkadaşlarımızdan biriydi Pardus
En sevdiğimiz arkadaşlarımızdan biriydi Pardus
Kategoriler
Pardus

Pardus, TÜBİTAK ve Gelecek…

Bugün Özgürlükİçin.com Haberler bölümünde Pardus 1.0’ın yayımlanmasının altıncı yılını haber yaptık. İlk tam kurulabilen Pardus sürümünü olan 1.0’ın üzerinden altı koca yıl geçmiş, bugün Pardus 2011 var…

Fakat Pardus 1.0.’ın yayımlandığı gündeki geleceğe yönelik büyük umutlar bugün azalmış ve yerini sessizliğin içerisinde kaygı dolu bir bekleyişe bırakmış bulunuyor.

Tübitak tarafında sürecin nasıl buraya geldiğini merak ediyorsanız, son altı ay içinde yaşanan gelişmeleri birazcık araştırmayla bulabilirsiniz.

Pardus tarafında yaşanan yansımaları kısaca tekrar etmek gerekirse:

  • Erkan Tekman şu yazısında http://developer.pardus.org.tr/people/tekman/blog/?p=220 şu an yeni personel alınamayacağını belirtmiş.
  • Pardus’un Tübitak tarafındaki geliştiricileri projeden birer birer ayrılmakta. Pardus’u bu kadar seven ve inanan insanların projeden böylesine ayrılmaları gerçekten kuşku uyandırıcı. Bu kişilerin Tübitak’tan ayrılırken imzaladıkları “konuşmayacaklarına dair” taahhütnameler maalesef ayrılanları sessiz kalmaya zorluyor. Bu kişileri az çok tanıyor oluşum ve yaşanan gelişmeler, sanki bu kişilerin projeden ayrılmaya bir şekilde itilmesi. Kafamda ister istemez bir mobbing yapıldığı şüphesi uyanıyor. Ki aldığım bazı duyumlar da bu fikrimi destekler nitelikte.
  • Tübitak ve Bilgem’de yaşanan olaylar ile ilgili Gizem Belen’in kaleme aldığı şu yazı: http://www.teknokedi.com/tubitaktan-haberler-iyi-degil/ aslında olanı biteni yumuşak hatları ile anlatmakta.
  • Rasat projesinin bir şekilde sonlandırılması, ve aldığım diğer duyumlara göre mevcut projelerde bütçe ve personel azaltılması gibi gelişmeler son derece kaygı verici.
  • Konu ile ilgili Teknokedi forumlarında bir soru sordum. Mevcut durum ile ilgili daha detayı açıklamaları Ali Işıngör Teknokedi Forumlarında, bildiği kadarıyla, şöyle yapıyor: http://forum.teknokedi.com/discussion/comment/1175#Comment_1175 
  • Pardus Proje yönetiminden mevcut gidişat ve gelecek planları ile ilgili bir açıklama yapılmadı henüz. Sanırım konu ile ilgili konuşulması, bu yeni yapılanma sürecinde kurum tarafından istenmiyor.
  • Geliştiricler tarafından tek açıklama, Pardus ekibine neler oluyor sorusu üzerine oluşan yoğun merak üzerine Ozan Çağlayan tarafından şu şekilde yapıldı: http://lists.pardus.org.tr/pardus-kullanicilari/2011-December/069377.html Kendisi kişisel bu cevabında değişim sürecinin devam ettiğini ve Pardus için çalışmaya devam edilmesi gerektiğini söyledi. “Keep Calm and Carry On
  • Benim kişisel görüşüm ise olayların boyutunun biraz daha büyük oluşu.

Daha önce sevgili Server Hoca, Sezai ve Ali Erkan İMREK‘in yazılarında bu yukarıdaki hususlar ışığında Pardus’un geleceği üzerine kaygılar dile getirildi.

Özetle, kişisel görüşüm işlerin pek de yolunda gitmediği yönünde…

Peki ne olacak? Bildiğim kadarıyla çoğu kişinin kafasında iki farklı senaryo mevcut:

  1. Pardus Projesi sona erdirilecek
  2. Pardus’un bireysel sürümü sona erdirilirken yola Kurumsal Serisi ile devam edilecek.

Benim kafamdaki kendi adıma yaşayacağım senaryo ise şu:

  • Pardus projesinin devamı için mücadele edilecek!

Evet, Pardus’un devam etmesi, yaşaması için mücadele edeceğim. Konuştuğum arkadaşlarımla bu kararlı şekilde bu mücadeleyi sürdürmek yönünde hemfikiriz.

Pardus ölmemeli, hiçbir şekilde de ölüme mahkum edilmemeli. Pardus’u ve özgür yazılımı seviyorsak bunun için mücadele etmeliyiz.

Mücadele etmeliyiz, çünkü;

  • Özgürlükİçin mücadele etmek gerekir,
  • Kullanmanın ön koşulu yaşatmaktır,
  • Pardus, bu ülkede insanları özgür yazılımla tanıştıran en büyük güçtür, özgür yazılımın amiral gemisidir,
  • Pardus çok büyük bir projedir, hedefleri ile kıyaslandığında henüz daha yolunun başındadır, Pardus uzun vadeli bir projedir, yarı yolda bırakılamaz,
  • Pardus’un ülkemiz açısından önemi şudur; Bağımsızlık ve bilgiyi işleme özgürlüğü,
  • Pardus yüksek ekonomik getirisi olan bir çözümdür, verdiğimiz vergilerin asla bizim olmayacak ürünlerin lisanslarına gitmesi, sağ duyulu ve ülkesini seven vatandaşların kabul etmemesi gereken bir durumdur,
  • Pardus ile bu ülkede teknoloji üretilmektedir, genç mühendislerimiz istihdam edilmekte ve yerli girişimcilerimiz bu yapıda iş modelleri kurabilmektedir,
  • Fatih gibi büyük kapsamlı bir projede bugün Pardus bir alternatif olmuşsa, bu göz ardı edilip hafife alınacak bir konu değildir, bu özgür yazılımın potansiyelinin ispatıdır,
  • Bugün Fransız mallarının boykot edilmesi gündemde, yarın Alman, İtalyan, Japon, Amerikan malları boykot edilebilir veya bu ülkeler bize arz kesintisine gidebilir. Bugün Renault marka otomobilleri boykot edebilme lüksü bu ülkede var mıdır? Ülkenin yöneticileri Fransız arabalarına binmekte. Devrim arabalarını kenarda tutun. Daha geniş ölçekte, bugün bütün devlet yapısı Microsoft şirketinin kapalı kaynaklı yazılımlarını kullanmakta, yarın ne olacağını bilebilir misiniz? Bilgi güvenliğinin ne kadar ciddi bir konu olduğu ortadadır.
  • Bugün, hükumet yerli otomobil için özel sektörü sıkıştırmakta ve maalesef olumlu dönüş alamamakta. Kayseri’de yerli otomobil için “tek silindirli” motor modelleri yapılmaya çalışılmakta… Sizce de biraz geç olmadı mı? Devrim arabalarını yine bir kenarda tutun.
  • Bugün F-16’ların kapalı kaynaklı yazılımları, dost düşman işaretlemesi vb gibi konular nedeniyle gündeme geldi. Kayseri Tayyare Fabrikasını kenara not alın. Özellikle İsrail ile yaşanan gerilim sonucu bu yazılımların kodları  epeyce bir meblağ verilerek alındı. Sizin olmayan kodlar, sizin olan uçaklardan daha kıymetli hale geliyor. Bilgiye hakimiyet konvansiyonel silahlara hakimiyetten daha değerli, bu bir kez daha ispat edildi,
  • Bilgi çağında en önemli güç bilgiyi işleyebilme, bu işleme imkanını sağlayabilme fırsatıdır. Pardus bu nedenle çağında yerli otomobilden daha büyük bir öneme sahiptir.
  • Pardus bu ülkenin emeğidir. İnsanlığın ortak üretimine bu ülkenin paydasıdır.
  • Pardus, bugüne kadar Dünya çapında son derece olumlu eleştiriler almış ve gururumuzu kabartmıştır. Aynı zamanda özgür yazılım konusunda dünyada konuşulan prestijli bir örnek olmuştur.
  • Pardus’un yaşaması özgür yazılımın gücünün göstergesidir. Pardus’un ölümü ise, hem Türkiye’de hem de Dünya’da özgür yazılım için çok büyük bir enkazdır, prestij kaybıdır. Altından kalkmak, bir kez daha denemek mümkün olmayacaktır,
  • Pardus canlıdır, Pardus’u seven onbinlerce kişi onu canlı kılar. Onu ortadan kaldırmak, sevenlerinin yüreğini yaralayacaktır, kimse sevdiği bir şeyi kaybetmek istemez, buna razı gelmez,
  • Pardus, devlet tarafından desteklenmektedir, vatandaşlarının kullanımına sunulduğu için kamusal yarar söz konusudur, ayrıca lisansı itibarıyla bir kamu malı sayılır. Pardus kullanıcıları olarak, dolaylı olarak bir kamu hizmeti almaktayız, tıpkı diğer kamu hizmetleri gibi, bu hizmete talep vardır, ve kesilmesi bir kamu hizmetinin kesilmesinden farksızdır,
  • Pardus bu ülkenin bir fırsatıdır. Pardus, Devrim arabalarının kaderiyle yüzleşirken, buna sessiz kalmak vebali altından kalkılabilecek bir şey değildir. Pardus tarihin sayfalarına gömülürse, bunu yaşayan bir kuşak olmak, bir özgür yazılımseverin vicdanında bir yara olacaktır. Ben bu yarayı taşımak istemiyorum!

Ben gecenin bu vakti, dağınık da olsa mücadele için “kendimce” haklı gerekçelerimi saymaya çalıştım. Şu anda Pardus’un sona ereceği, adının değişeceği veya yapısının değişeceği ile ilgili kesin bir bilgi bulunmamakta.

Elimden geldiğince durumu özetlemeye çalıştım. Daha fazla sessiz kalmayı kabullenemedim. Bekleyip görmek, belki biraz daha sağduyulu olmak daha makul olabilirdi ama atalarımız ne demiş; “Görünen köy, kılavuz istemez.”

Topluluk olarak kendimizi zor bir kışa hazırlamamız gerekiyor. Çünkü bu sefer gerçekten “Kış Geliyor”…

Mutlu günler.

Kategoriler
Genel Pardus

Sezai ile Şirince!

Geç olsun da güç olmasın derler ya hani, benim de hayatımda genelde birçok şey güç olmasın diye geç oluyor, fırsat meselesi vesselam…

Bu Kurban Bayramında İzmir’e ailemin yanına gittik. Çok şükür güzel bir bayram oldu. İyi vakit geçirdik. Bayramda İzmir’e gitmiş olmanın vesilesiyle, Sezai Yeniay ile epeydir planladığımız görüşmeyi gerçekleştirdik.

Sezai ile tanışman, bundan 6-7 ay öncesine dayanıyor. Özgürlükİçin.com sitesinin Artİstanbul’un ardından proje yönetimi tarafından Camia Koordinatörlerine devredilmesi ve ardından Camia Koordinatörlerinin Özgürlükİçin.com’un yönetimini “topluluğa” bırakması ile Özgürlükİçin.com, yönetim adınsa, sahipsiz bir durumda kalmıştı. Herkes bu durumun sıkıntısını yaşarken, ne yapılabileceği konusunda pek bir çözüm görünmüyordu.

Herkes Özgürlükİçin.com topluluğunun dağıldığını düşünüyordu. Oysa konu topluluk ve özgür yazılımsa, bir şeylerin kaybolmaması gerekiyordu. Şu iletimde duruma müdahil olmuştum. Aynı günün öğle saatlerinde de Sezai şu sözleri ile bu sürece sessiz kalmayacağını belli etmişti;

“Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini,
Yok mudur kurtaracak bahtı kara maderini? “

Namık Kemal
“Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini,
Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini!”

Mustafa Kemal

Bu sözler ile mücadelenin bırakılmaması, her şekilde birilerinin sahip çıkma güdüsünün harekete geçmesi gerektiğini ortaya koymuştu. Nitekim öyle de oldu, kendisi Özgürlükİçin topluluğunun Genel Yöneticiliğine talip olarak bu sorumluluğu aldı. Aslında sorumluluktan da öte, bir şekilde kendini bu süreçte olacaklara siper etmişti…

Geçtiğimiz süreçte, çok çalıştı, birlikte çok da iş yaptık, çok fazla telefon görüşmemiz oldu. Özgürlükİçin.com’u ayakta tutmak ve her süreci devam ettirmek adına büyük mücadelede bulunduk. Sağolsun bu süreçte daimi ve vefakar dostlarımız desteklerini bizden esirgemediler. Server Hoca ajansı tek başına sırtladı, bu süreçte tanıştığım Hamit Giray Nart E-dergi’de elimiz ayağımız oldu, derginin üretim sürecini tek başına devraldı, sağolsun Uğur Çetin Öi ile ilgili teknik süreçlerde bize yardımcı oldu.Sevgili Anıl Özbek ve Ayhan Yalçınsoy haber editörleri olarak yeni haberleri bizimle paylaştılar. Sevgili Abdülkerim Aydın görsellerimizi tasarladı, Öİ’ye yeni bir logo üretti. Adını atladığım diğer arkadaşlar da desteklerini eksik etmediler. Ama ne yazık ki iki elin parmakları sayısına ulaşamadık.

Ne yazık ki her şey toz pembe olmadı, bir avuç kaldığımızı görmek her denemede bizi çok üzdü. Ne kadar uğraşsak da bir kaç kişi dışında topluluk süreçlerine kimseleri pek dahil edemedik. En büyük başarımız, topluluğun en genç üyelerinden biri Olan Mutlu Can Yılmaz’ı forum yöneticiliğine taşımak oldu. Kendisi bu genç yaşında, bu gönüllü ile sahip çıkışı ile bir çok kişiye örnektir.

Anıl ve Abdülkerim demişken, üretmeyen sadece eleştiri üreten kişilerin parlak çabaların hevesini kırdığı gerçeğini de unutmayalım. Bu hayatta her zaman böyle galiba, üreten insanları en çok kıran üretmeyen insanların kör-cesur lafları….

Hiç unutmuyorum, Anıl bir ara sürekli haber girerken şunu söyleyip geri çekilmişti:

“Haber yazamayan, paylaşmayan insanların haber okumaya da ihtiyacı yok. Kimse yeni haber eklemek için çaba göstermiyorsa demek ki yeni haber okumak da bu insanlar için önemli değil….”

Tam olarak böyle mi demişti bilemiyorum ama, haklıydı. Sadece tüketici kitlesine haber sunmak, kimseden katkı alamamak, ve insanların haber yazmakta “işine gelmeyenlerin sessizliğini” oynaması, haber yazılmayınca da gaddar yargıçlar gibi hüküm vermesi kaldırılması çok zor bir şey. Abdülkerim de benzer şekilde logo tartışmasında incindi sanırım…

İnsanlar hala bu işin gönüllü olarak yapıldığını, kimsenin onlara haber sunmak zorunda olmadığının farkında değil. Üretmenin ise yanından geçmek bazıları için “kerizlik” hala… Kişi kendini önemli gördükçe kendine sunulanları, ona sunulmak zorunda olan şeyler olarak görmekte. Ülkemizde ezelden beri var olan ve bu son yıllarda özellikle artan, bencil tüketim, ve karşılıksız çabayı kerizlik olarak görmek, ne yazık ki emek bağnazlığının daimi eseri.

Başıktan bayağı uzaklaştım sanırım… Konuya dönelim…

Sezai bayramın ikinci günü Kemalpaşa’ya geldi. Evde kolonya tuttum ve favori tatlım “Bükme” yi ikram ettim. Bükme yuvarlak böreğin cevizli olanını düşünün, o şekilde bir ağdalı tatlı, bence baklavadan çok daha başarılı.( Sezai’nin tatlıya pek arası yoktu :)) Tatlıyı yeyip biraz oturduktan sonra eşimle beni söz verdiği gibi  Şirince’ye götürdü.

Şirince İzmir’in bir köyü, eski bir rum köyü şimdi ise şarapları ile meşhur turistik bir köy. Bayram olmasından dolayı çok kalabalıktı. jandarma bizi köy merkezine sokmadı, dağ bayır otopark olmuştu. Arabayı dağ-otoparkına bırakıp Şirince’ye yollandık.

Şirince Köyü
Şirince Köyü

Şirince adı üzerinde, şirin bir köy, çok büyük değik. Köy meydanı ve civarı hep dükkan. Dükkanların çoğu şarap satıcısı, küçük bardaklarda şarapları tattırıyorlar, dilerseniz satın alıyorsunuz. Sezai bizi güzelce gezdirdi. Sonra kendisinin bildiği bir şarap evine götürdü. Orada şarap tattık. 10 çeşit Şarap küçük bardaklarla köy ekmeği eşliğinde tadım ikramı olarak geldi. Şarapları tattık diyemeyeceğim, şarapları tattım çünkü 🙂 Sezai’nin alkolle pek arası yoktu, eşimin de keza. Durum böyle olunca ben de elimden geleni yaptım. O günün sabahında TV8’de Ayhan Sicimoğlu‘nun gezi programını izlemiştim. Nürnberg’de şarap evlerini geziyordu, kendisi çok değişik bir adam, o gün ilk kez izledim kendisini. Bir garip adam vesselam. Onun da gösterdiği şekilde şarapları şupur şupur yöntem ile tattım. Şirince meyve şarapları ile meşhur, özellikle karadut çok satılıyormuş. Kavun ve böğürtlen de popüler, ben nar şarabını da sevdim. Üzün şarapları da başarılıydı, hatta ödüllü bir üzüm şarabını da tatma fırsatım oldu.

Şaraptan pek anlamadığım için, satıcıların birine ne önerirsiniz diye sordum. Diyalog şöyle gelişti:

-Ben: Siz ne önerirsiniz

-Satıcı: Rakı!

-Ben: Doğru diyorsunuz…

-Satıcı: Ben burda şarap içsem, şeker hastası olurum. bak bu kadehim, birazdan da su koyacağım. En güzeli rakı!.

-Ben: Afiyet olsun!

Sezai, Şebnem ve Ben
Sezai, Şebnem ve Ben
Şirince'de şarap evi
Şirince'de şarap evi
Sezai ile konuştuk dertleştik
Sezai ile konuştuk dertleştik

Oradan kalkınca, Şirince’nin meşhur gözlemesini yemek için üst sokaktaki gözlemeciye çıktık. Orada gözlemeleri yedik. Sezai ile Pardus, Tübitak, Özgür yazılım ve Türkiye üzerine konuştuk… Sezai çevresine sığmayan bir insan, çok azimli ve kültürlü. Kendisi Torbalı Devlet Hastanesinde çalışıyor, ama sosyolojiden tutun bir çok konuda elle tutulur çalışmalar yapmış. Okuyan, düşünen birisi…

Gözleme sohbetinden sonra Şirince turumuza devam ettik, kilise pazar derken hediyelik şaraplarımızı da aldık. Gerçi aldık diyemeyeceğim Sezai aldı sağolsun, dükkan sahibinin demesi bizim paramız orada geçmezmiş. Gözlemeyi de o ısmarladı zaten, haliyle tam misafir olduk…

Şirince’den akşam üzeri ayrılıp Selçuk’a indik, orada bir tatlıcısı varmış, ama maalesef kapalıydı. Tur planına devam edip Torbalıya gittik. Torbalıda bizi Dibek kahve yapan bir yere götürdü. Daha önce hiç Dibek kahve içmemiştik. Gayet güzel bir şey. Eşim yoğun telve ve köpüğünü çok sevdi.

Dibek Kahvesi
Dibek Kahvesi
Kahveleri bir güzel höpürdettik.
Kahveleri bir güzel höpürdettik.
Telve yoğun olduğundan gülümseyemedik. Malum dişler...
Telve yoğun olduğundan gülümseyemedik. Malum dişler...

Kahveci abi de değişik bir adamdı, biraz ülke üzerine sohbet ettik. Okumuş görüş geçirmiş “eski” bir düşünce adamı diyelim 🙂

Torbalıdan ayrılıp Kemalpaşaya doğru yola çıktık. Yol boyu bir çok şeyden konuştuk. Kemapaşa’ya vardık, yemeğin ardından ben de abimle Sezai’yi kahveye götürdük 🙂 O gün eşimin doğumgünü nedeniyle bir bahçe organizasyonu yapalım diyorduk ama havanın serinliği vb bu olayı yapamadık. Bayram misafir trafiği vb… Kahvede bir iki çay içtikten sonra Sezai’yi yolcu ettik.

Benim için güzel bir gün, eşim için de güzel bir doğum günü oldu. Sağolsun Sezai bizi çok güzel ağırladı. Ona çok borçlandık 🙂

Şimdi tüm bunları görünce, bu “kerizlik” sebebiyle Sezai gibi bir arkadaş edinmiş olmak bile emeğin karşılığı 🙂

Bugüne kadar özgür yazılım topluluğunda tanıştığım insanlar tıpkı Sezai gibi çok değerli altın gibi kişiler oldu. O nedenle çok mutluyum. Birbirimizi daha yakından tanımak güzel bir şey. En azından yaptığımız gönüllülüğü eğlenceli kılıyor.

Mutlu günler.

Kategoriler
Pardus

Kampanya: TCDD Web Bilet Servisi

TCDD Bilet satış servisinin IE dışındaki tarayıcılar ile çalışabilmesi için düzenlenen kampanyanın duyurusunu aktarıyorum. Herkesi bu kampanyaya katılmaya davet ediyorum.

Tcdd Kampanyası
Tcdd Kampanyası

Bugün Özgürlükİçin.com sitesi olarak, Pardus kullanıcılarının gerek kamunun gerekse özel İnternet sitelerine erişim ve bu sitelerden sunulan hizmetleri alma konusundaki sorunlarını dile getirmek ve bu sitelerin Pardus kullanıcıları tarafından da hizmet alınabilir hale gelmesi için ilk kampanyamızı düzenliyoruz!

İlk kampanyamızı Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları‘nın İnternet sitesindeki Bilet Satış Rezervasyon servisine erişim sorunları konusunda düzenliyoruz. Bu kampanyadaki nihai hedefimiz bu servise olan erişim sorununun gerek Pardus üzerindeki tarayıcılar gerekse diğer işletim sistemleri üzerindeki tarayıcılar tarafında giderilmesi ve Microsoft Windows&İnternet Explorer tekelinin kırılmasıdır.

Özgürlükİçin.com topluluğu olarak Topluluk Bildirgemizde belirttiğimiz amaçlar doğrultusunda bu kampanyayı düzenliyoruz. Tren biletlerini özgürce alabilmek isteyen bütün üyelerimizi, kardeş özgür yazılım topluluklarını ve bütün özgür yazılım severleri bu kampanyaya davet ediyoruz!

Haydi hep beraber çufçuflayalım!

Kampanyaya katılmak için aşağıdaki örnek mektup metnini kullanarak TCDD’nin ilgili e-posta servislerine, faks numaralarına veya adresine posta ile gönderebilirsiniz.

İletişim kurulacak birim:

Beyaz masa: byhim@tcdd.gov.tr Tel: (0.312) 309 05 15 / 1408 Faks: (0.312) 312 62 47

Kampanya konusundaki gelişmeleri takip edebilmemiz ve TCDD’nin yanıtlarını diğer kullanıcılarımızla paylaşabilmemiz adına göndereceğiniz e-postaların “Bilgi kısmına”(CC) kampanya@ozgurlukicin.com adresini eklemeniz yararlı olacaktır.

Kullanılacak talep mektubu örneği:

Talep Mektubu

Kime: TCDD Beyaz masa
byhim@tcdd.gov.tr Tel: (0.312) 309 05 15 / 1408 Faks: (0.312) 312 62 47

Konu: TCDD İnternet Bilet Satışı Servisine Erişim Sorunu

Sayın İlgili,

Bu mektubu size göndermemin nedeni, TCDD’nin çevrimiçi bilet servisininden Microsoft Internet Explorer tarayıcısı dışında hizmet alamıyor oluşumdur.

Ülkemizin en köklü kurumlarından olan TCDD günümüzde birçok atılım yapmakta ve yurttaşlarımızın ulaşım imkanlarını artırmak için en modern demiryolu ulaşım teknolojilerini kullanarak ülkemizi modern demiryolu ağlarıyla donatmaktadır.

Buna rağmen, TCDD’nin en önemli İnternet servislerinden biri olan bilet satış uygulaması maalesef bu yeniliklerin gerisinde kalarak, yurttaşlarımızı eski, güvensiz ve dünyaca kabul edilen internet standartlarına uymayan bir İnternet tarayıcısına mahkum bırakmaktadır.

Maalesef TCDD İnternet Bilet satış uygulaması sadece Microsoft İnternet Explorer tarayıcısının 5.0 ve üzeri sürümlerinde çalışmaktadır, bu tarayıcı dışındaki diğer tarayıcılar ile İnternet bilet satış servisinizden hizmet alınamamaktadır

Bu doğrultuda aşağıdaki hususlara dikkatinizi çekmek isterim:

  1. Bu sorun, İnternet sitenizin Microsoft Internet Explorer harici tarayıcıları ve Microsoft Windows işletim sistemi dışındaki işletim sistemleri üzerinde çalışan tarayıcıları desteklememesinden kaynaklanmakta, İnternet sitenizi kodları W3C(WorldWideWeb Consortium)[1] standartlarına uymadığından yaşanmaktadır. Web Sitenizin kodlarının W3C standartlarına uygun olup olmadığını ve kodlamalarındaki hataları W3 Valdiator[2]’den kolayca kontrol edebilirsiniz. Standartlara uyan ve Microsoft Windows dışı işletim sistemlerindeki(Linux&Mac&BSD) tarayıcılar ile görüntülenebilen bir İnternet sitesi, bu sistem ve tarayıcıları kullanan yolcuların yaşadığı aksaklıkları giderecek ve yolcularınız olarak memnuniyetimizi de üst düzeye çıkaracaktır.
  2. Kamu kurumlarınca sunulan hizmetlerde kullanılan bilgi teknolojisi altyapılarının Birlikte Çalışabilirlik Esasları Rehberi[3]’nde belirtilen standartlara uyumlu olmayan unsurları, bütçe imkanları ve öncelikler çerçevesinde en kısa zamanda bu esaslara uyumlu hale getirilmesi 28 Şubat 2009 tarih 27155 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 2009/4 sayılı Başbakanlık Genelgesi’nde[4] belirtilmiş bir amir yükümlülüktür. Ayrıca bu konuda daha önce yayımlanan 2007/4[5] sayılı Başbakanlık Genelgesi’nde belirtilen Kamu Kurumları İnternet Sitesi Kılavuzu[6] belgesindeki 3.1.1 Tarayıcılar maddesine dikkatinizi çekmek isterim. Bunun dışında konu ile ilgili diğer genelgeleri[7] de dikkatinize sunarım.
  3. Microsoft Internet Explorer tarayıcısı birçok kullanıcı tarafında eski, güvensiz, hantal ve standartlara uymayan bir tarayıcı olması nedeniyle tercih edilmemektedir. Mevcut kanı bilgisayar kullanan herkesin bu tarayıcıyı kullandığı gibi yanlış bir algıdadır. Oysa gelişen tarayıcı pazarında istatistiki verilere bakıldığında, Microsoft Internet Explorer tarayıcısının pazar payı dünyada %43 oranındadır. Ülkemizde bu oran Mayıs 2011 tarihi itibarı ile %60,4 seviyesindedir ve bu oran ilgili istatistik sitesinden görüleceği üzere[8] hızla düşmektedir. 2010 yılında %75’lik oranında kullanılan bu tarayıcının bir yılda kaybettiği %15’lik oran bu maddede bahsettiğim tercih değişikliklerinin nedenlerini ispat etmektedir. Bu durumda TCDD İnternet bilet servisi tercihlerini daha hızlı, daha güvenli, ve standartlara daha uygun İnternet tarayıcılarından yana kullanan yolcularına maalesef hizmet verememektedir. Yolcularının %40’lık kesimine İnternet üzerinden bilet satışı hizmetinin sunulamaması hem bir hizmet eksikliği hem de TCDD için bir itibar kaybı olarak görülmektedir.
  4. Microsoft Windows işletim sistemi üzerinde kullanılan tarayıcıların yanı sıra, GNU/Linux işletim sistemlerini konusuna da dikkatinizi ayrıca ve özellikle çekmek isterim. Microsoft Windows işletim sisteminin tekelci ve kapalı sistemine karşın, TÜBİTAK Bilgem tarafından geliştirilen Pardus GNU/Linux[9] işletim sistemi ülkemizde en çok tercih edilen işletim sistemlerinden biridir. Pardus yüzbinlerce kullanıcıya ve 30.000 üzerinde kayıtlı topluluk üyesine sahip bulunmaktadır. Bunun yanı sıra Pardus, Kamu kurumları ve özel sektör için geliştirilen Kurumsal[10] bir sürüme de sahiptir. Pardus Kurumsal sürümünü kullanan kurum ve kuruluşları buradan görebilirsiniz[11]. Bu doğrultuda gelişmesi ülkemiz için çok önemli olan bu işletim sistemi ve bu sistem üzerinde çalışan tarayıcıların desteklenmesinin ayrıca önem ve özen gösterilmesi gereken bir konu olduğunu bilgilerinize sunarım.
  5. Çalıştığınız sistemi değiştirmek veya sisteminizdeki bir bilgisayara Windows dışı bir işletim sistemi kurmadan da İnternet Siteniz ile ilgili gerekli kullanılabilirlik testlerini bilgisayarınıza çeşitli ücretsiz programlar(“Oracle Virtualbox” vb*)[12] aracılığı ile İnternet’ten indirebileceğiniz ücretsiz “Pardus 20011 Kurulan” DVD[13] imajı ile sanal bir işletim sistemi kurarak mevcut sisteminizde gerçekleştirebileceğinizi, ve bunun size ek bir maliyet getirmeyeceğini de ayrıca belirtmek isterim. Veya diğer bir alternatif olarak sisteminize hiçbir kurulum yapmadan İnternet’ten ücretsiz indirebileceğiniz “Pardus 2011 Çalışan DVD”ile gerekli kullanılabilirlik testlerini gerçekleştirebilirsiniz.

Ülkemizin öncü bir kurumu olmanıza yakışır şekilde, en kısa zamanda sistemlerinizi ve İnternet servislerinizi son teknoloji ürünü tarayıcılar ve işletim sistemlerine uyumlu bir hale getirmenizi diliyorum.

İşbu talep mektubunu ile belirttiğim hususlar doğrultusunda, sitenizi W3 standartlarına uygun ve Microsoft Windows&Internet Explorer dışındaki sistemlerden de erişilebilir,görüntülenebilir ve üzerinde bütün kullanıcı işlemlerini sorunsuz yapılabilir olarak iyileştirmenizi talep ediyorum

Bilgilerinizi ve gereğini saygılarımla arz ederim,

[İsim ve tarih ]

1- http://validator.w3.org/

2- http://www.w3.org/ , http://tr.wikipedia.org/wiki/D%C3%BCnya_%C3%87ap%C4%B1nda_A%C4%9F_Birli%C4%9Fi

3- http://www.bilgitoplumu.gov.tr/Documents/1/Yayinlar/090228_BirlikteCalisabilirlikEsaslariv2.pdf

4- http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2009/02/20090228-14.htm

5- http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2007/01/20070127-7.htm

6- http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2007/01/20070127-7-1.doc

7- DPT Bilgi Toplumu Dairesi, Genelgeler Sayfası

8- http://gs.statcounter.com/#browser-TR-monthly-201005-201105

9- http://www.pardus.org.tr/

10- http://www.pardus.org.tr/kurumsal

11- http://tr.pardus-wiki.org/Pardus#Pardus_kullanan_kurum_ve_kurulu.C5.9Flar

12-http://www.virtualbox.org/,*Diğer alternatifler:http://www.vmware.com/ ,

http://www.microsoft.com/windows/virtual-pc/default.aspx

13- http://www.pardus.org.tr/indir/

Not: Bu Talep Mektubunun orijinali www.ozgurlukicin.com sitesinde bulunmaktadır.

Kategoriler
Pardus

KISA Notlar 4…

Merhaba,

En son yazımdan bu yana olan gelişmeler ve sair düşüncelerimi aktarmak istedim.

  • Özgürükİçin adına çok verimli bir dönem oldu. Çok önemli gördüğüm Özgürlükİçin.com Topluluk Bildirisi yayımlandı. Bu bildiri Özgürlükİçin’in olduğu ve olması gereken yeri gösterdi. Güzel bir bildiri olduğunu düşünüyorum, sade ve en önemlisi kendini kolay anlatabilen bir bildiri oldu. Bu bildiri ile Pardus ve özgür yazılıma katkı verebilecek kişileri Özgürlükİçin Topluluğuna bekliyoruz. Bildiride de belirtildiği üzere Öİ, Pardus ve özgür yazılım ile ilgili herkesin özgürce katılımına açıktır, eğer Pardus ve Özgür yazılıma gönül verdiyseniz Öİ sizin platformunuzdur, katılmaktan çekinmeyin. Bunun dışında bildirinin, Öİ süreçlerinde Özgür yazılım kullanması ilkesi ve diğer topluluklarla işbirliği konulu maddeleri bence çok önemli gelişmeler.
    Bu bildiri haberini kaleme almak da benim için küçük bir gurur oldu.
  • Bunun yanı sıra Özgürlükİçin’e 2 haber daha kaleme aldım, LYS’ye girecek genç üyelerimiz için tavsiyeler ve LibreOffice 3.4.0 sürüm duyurusu. Topluluk olarak üyelerine karşı sosyal bir duruş, destek sunmak bence olması gereken bir şey. Bu anlamda LYS’de başarılar dileriz konulu haberi önemli görüyorum. Umarım sosyal tarafı olan ve eğlenceli haberler devam eder.
  • Öİ’nin geçiş süreci ve bu sürecin kötü yönetilmesi en çok kullanıcılara zarar vermiş. Forumlarda onlarca başlık bu son dönemde yanıtsız kalmış. Forumların kartopu misali taze mesajlar ve dışsal etkileri ile büyüdüğünü ve canlı kaldığını göz önüne aldığımızda durgunluğun nedeni buymuş. Son bir haftada her akşam 10-15 dakika forumdaki cevapsız mesajları yanıtladım. Her gün bir forum kategorisi belirleyip yaklaşık 10-15 mesaj yazdım. Stres atmak adına güzel bir yöntem oldu tavsiye ederim.
  • Şaka bir yana, gerek Oİ, gerekse PLO’daki günlük mesaj trafiği maalesef düşük. Özellikle yeni Pardus kullanıcılarının temel sorularına yanıt alamamak ve ilk sorunda Pardus’tan vazgeçmeleri bu durgunluğun neticesi. Gerçi sağ olsunlar Pardus’a yakışmayan basit hatalar nedeniyle aynı soruya 100 kez cevap vermek zorunda kalan kişiler bıktırılınca böyle olabiliyor. Neyse kimseye taş atamadan yazıya devam etmek istiyorum.
  • Eğer Pardus kullanıcılarına yardım edecek bilginiz ve zamanınız var ise Oİ ve PLO forumlarını ara ara ziyaret edin. Son mesajlara göz atın derim. Hatta RSS beslemelerine Firefox veya RSS okuyucunuzda abone olursanız çok ama çok süper olur.
    • Öİ için: Son mesajlar forum sayfası altında görülebilir. RSS beslemesine ise http://www.ozgurlukicin.com/forum/rss/post/ adresinde. Bu adrese Firefox ile gidebilir ve abone ol tuşuna basarak Yer imleri araç çubuğunuzdan son mesajları takip edebilirsiniz. Veya Akregator gibi masaüstü RSS okuyucunuza bu RSS adresini tanıtarak abone olabilirsiniz.
    • PLO forumu için son mesajlar forum sayfasının altında mevcut. Yine aynı şekilde RSS beslemesine http://forum.pardus-linux.org/feed.php adresinden ulaşabilir yukarıdaki gibi Firefox’a veya RSS okuyucunuza bu adresi tanıtabilirsiniz.
    • Önceden Firefox ile RSS beslemesi olan bir sayfaya gittiğimizde adres çubuğunda RSS simgesi çıkardı. Şimdi yok bu benim hızlı haber okuma alışkanlığımdı. Firefox 4 ile gitti. Eklentisi vardır elbet.. Bakmak lazım
  • Oracle OpenOffice kodlarını Apaçi Vakfına bağışlamış. The Document Foundation ve LibreOffice’i yok saymak sadece Oracle’a kaybettiriyor. FreeSoftware Foundation(Özgür Yazılım Vakfı) LibreOffice’i takdir eden OpenOffice.org karşısında öven bir bildiri yayınlamış.
  • LibreOffice demişken hafta için Fatih Üniversitesi’nden bir öğrenci sevgili Görkem Çetin hoca ve Hakan Hamurcu’ya gönderdiği; LibreOffice’e katkı vermek istediğini ve arkadaşları ile özgür yazılım topluluğu kurmak istediklerini bildirdiği e-postası, bana da ulaştı, elinden geldiğince sorularına cevap vermeye çalışıp kendimce tavsiyelerde bulundum. Tüm öğrenci arkadaşlara buradan tavsiyem seminer.linux.org.tr‘yi ziyaret etmeleri, mükemmel bir adres.
  • Görkem Çetin hoca demişken, geçtiğimiz ay Görkem hoca’nın Google Reader’da paylaştığı Linux Kullanımın en çok olduğu 20 ülke bağlantısını okumuştum. Verilerin alınığı statcounter sitesinde biraz gezindim. Mayıs 2011 verilerine göre dünya genelinde Linux işletim sistemi kullanımı % 0,81. Elbette bu veriler gerçeği yansıtmıyor. Statcounter sitesi yanında birçok istatistiksel veri sağlayıcı site bu verileri yayınlamakta. Wikipedia’da İşletim sistemlerinin Kullanım Oranları maddesi ne gmre Linux kullanımı %2.07, daha farklı bir veri kayanğı olan Wikimedia istatistikleri ise daha %2,75 gibi yüksek bir rakam vermekte. Linux kullanıcıları kesinlikle daha fazla araştırıyor wikipedia’da geziyor :)… Devam edersek, acaba Türkiye’de bu rakam kaç diye merak etmemek elde değil, maalesef elimizde bir veri yok. Yine Statcounter sitesine dönersek, Ülke bazında verileri size sunuyor, fakat Türkiye için işletim sistemi verilerinde Linux çok düşük olduğu için sitede oluşan tablolarda görülemiyor. Fakat verileri CVS formatında alabiliyorsunuz ve bu şekilde aldığınızda Tükye’deki Linux ve diğer işletim sistemlerinin kullanımını görebiliyorsunuz. Sizin için LibreOffice Hesap tablosu üzerinde kolayca bir çizelge oluşturdum. Buyurunuz:

İşletim sistemleri pazar payları-Türkiye
İşletim sistemleri pazar payları-Türkiye

Görüldüğü üzere Statcounter verilerine göre Linux kullanımı Türkiyede %0,14 oranında,  yani onbin kişiden ondördü Linux kullanıyor. Bu rakam elbette gerçeği yansıtmıyor. Benim düşünceme göre bu rakam Türkiye’de 3 kat daha fazla yani %0,50 civarında. Bu kötü bir rakam değil. Kötü olmadığını gibi iyi de değil. Bize yakışan bu oranı %1 , %2 civarına çıkarabilmek. Çok büyük bir ekonomisi olan Mac OS X bile %0,5 civarıyken Linux kullanımının bu oranı bence kötü değil. (Çoğu Linux kullanıcısının çift işletim sistemi kullandığını da unutmayalım Linux+Win gibi)

Bir iyimser veri ise Statcounter tarayıcı istatistikleri, Firefox ve Google Chrome  tarayıcı pazarındaki IE baskısını kırmış durumda. Linux kullanıcılarının bir çoğunun ilk adımı özgür ve açık kaynaklı yazılım ürünleri ile tanışarak attığına göre açık kaynaklı tarayıcıların kullanımının artışı bence önümüzdeki zamanlarda Linux kullanıcılarının artacağının bir göstergesi.

Tarayıcı pazar payları- Türkiye, Mayıs 2010-Mayıs 2011
Tarayıcı pazar payları- Türkiye, Mayıs 2010-Mayıs 2011(Büyük hali için resme tıklayınız)
  • Linux kullanımının yaygınlaşması demişken, Pardus 2011.1 sürümü 4 temmuzda yayımlanacak. Bu sürümden net beklentilerim var. Umarım geliştiriciler Pardus 2011’in yaşattığı sorunlar ve tecrübeleri göz ardı etmez. Beklentilerim ve takipçisi olduğum sorunlar belli
    • Kurulumdaki disk bölümleme ekranının Pardus 2009 sürümündeki gibi kolay olmasını,
    • Ekranda noktalar görülmesi sorununun çözülmüş olmasını,
    • ÇoMAK projesinin Pardus’a entegrasyonu ve diğer masaüstlerini görebilmeyi,
    • WINE(64) ve Play On Linux’u(32 ve 64) depolarda tam olarak görmeyi ve tabi ki ön tanımlı olarak  Türkçe  yazım denetimi yapabilen bir Firefox bekliyorum.

Şimdilik bu kadar…

Mutlu Günler.