Kategoriler
Fikir Genel

Bir Şifrepunk’un Manifestosu

Şifrepunklar kod yazar.
Eric Hughes, Bir ŞifrePunk’un manifestosu, 9 Mart 1993

Şifrepunk nedir? Bu soruya yanıt verebilmek için öncelikle Şifre ve Punk nedir? sorularına yanıt vermemiz gerekmekte. Burada bahsi geçen şifre kriptografi konusu dahilindedir. Peki “kriptografi” nedir diye sorarsanız o da makul bir sorudur, kriptorgafi verilerin matematik fonksiyonları kullanılarak şifrelenmesi ve belirli yazılımsal anahtarlarla açılabilmesi ile verilerin özel kılınmasını sağlamaktadır. “Gerçek hayatta ne işimize yarayacak, ben bunu yapamam” diye düşünmeyin, yapabilmeniz bahsi dışında gerçek hayatta çok işimize yarayan bir şey bu kriptografi. Siz doğrudan bir şifreleme yapmasanız da sizin yerinize bunu yapan o kadar şey var ki, internette grzindiğiniz sayfalari WhatsApp, Telegram gibi yazışma uygulamaları mesela… İletileriniz şifrelenerek siz ve konuştuğunuz kişi dışında üçüncü kişilerin yazışmalarınızı okumasının önüne geçilmekte. Buraya kadar kavramlarda ve kavramada sorun olmadığını düşünüyorum.

  1. “Kriptografi… Kripto… Kripton! Bunun Süpermen ile bir ilgilisi olabilir mi?”
  2. “Kriptografi… Kripto… Kripto Para! Bunun Bitcoin ile bir ilgilisi olabilir mi?

Bu iki dudak fısıltısından ilkine sahipseniz siz çok özel ve güzel bir insansınız, potansiyeliniz yüksek.

Şayet ikincisine sahipseniz size özel bir iltifatım olmayacak. Bildiğiniz kulak dolgunluğu. Evet, haklısınız bunun Bitcoin ile bir ilgisi var. Bitcoin kriptografi sayesinde ortaya çıktı. Kriptografi sayesinde yaratılan en büyük son ürün, sayısal bir para birimi.

Buraya kadar Kriptografiyi anlatmaya çalıştık. Peki gel gelelim ikinci soruya

Punk Nedir?

Öncelike Punk ölmedi (Punk is not dead), Punkçular da ölmedi (Punk’s not dead)

Punk tekil kelime anlamıyla “Değersiz, Serseri” anlamlarına gelen bir kelime. Türk Dil Kurumu sözlüğünde karşılığı yok. Aslında sadece bu anlamlara da gelmez. Bknz engelli Vikipedimiz:

Vikisözlük’te punk ile ilgili tanım bulabilirsiniz.

Punk şu anlamlara gelebilir:

Punk’un esas anlama büründüğü şey ideolojisi. Meraklısı yukarıdaki bağlantılardan ve Google’dan Youtube’dan konuyla haşır neşir olabilir.

“D. I. Y. – Kendin Yap” kültürü Punkla ilgili bilmediğim ve ilgimi çeken bir alt başlık oldu. Buna da bir ara eğilelim. Çünkü şu an ülkemizde de birçok insanın yavaş yavaş başvurduğu bir üretim biçimi olmaya başladı. Mesela butik bira… 

Asi, başınabuyruk ve anarşist bir kimliği hayal edelim ve devam edelim.

ŞifrePunklar Kimdir?

Şifrepunk (Cpherpunk) ile Siberpunk (Cyberpunk) farklı iki kavramdır, kelime olarak benzer görülse de karıştırılmaması gerekir. Şifrepunklar kod yazan gerçek insanlardır ve günümüzde yaşarlar, Siberpunk ise bir bilim-kurgu türüdür, yakın gelecekte geçer ve sibernetik şeyler, insan makine düzeni, dünyayı yöneten ağlar ve ağalar gibi konuları işler.

Şifrepunklar 80’li yıllardan sonra ortaya çıkan bir grup. Kriptografi ile bireyleri devletlerin gözetiminden ve şirketlerin çıkarlarından korumaya kendilerini adamış insanlar. Şöyle bir düşününce gerçekten çok ileri görüşlü insanlar. 2020’ye merdiven dayadığımız şu günlerde tam olarak hem devletler tarafından izlenen hem de şirketlerce hal ve davranışları gözlenen bireyler haline geldik. Bunu 40 yıl önce görüp bu konuda eyleme geçen bu insanlar gerçekten tebrikten fazlasını hak ediyor.

İlk Şifrepunkar kimdir?: https://cryptoanarchy.wiki/people-and-organisations/early-cypherpunks
ve ŞifrePunk hakkında detaylı bilgi istiyorsanız henüz Türkçeye çevrilmemiş şu Cypherpunk Wikipedia maddesi iş görür.

Wired dergisinin Şifrepunk konulu sayısı, 1993
İlgili sayının yazısı: Crypto Rebels: https://www.wired.com/1993/02/crypto-rebels/

Ara Bölüm – Nereden esti bu Şifrepunk merakı?

Aslında benim de konuyla tanışmam Bitcoin sayesinde oldu. Yazılımcı veya Kriptografi uzmanı değilim, bugüne kadar da Şifrepunkları duymamam normal. Bitcoin belgeselini izlerken Şifrepunlara atıf yapılması ve Bitcoin’in yaratıcıları olduğu iddia edilen Hal Finney, Nick Szabo ve diğerlerinin ilk Şifrepunkardan oluşu ilgimi çekmişti. Öte yandan günümüzdeki internet ve kişisel mahremiyet durumları…

Mahremiyetimiz, anonim olma hakkı, izlenmemek, şirketlere meta olmamak ve en önemlisi internet kişiliğimiz ve bu özgürlüğümüz gibi konuları düşünürken bu arkadaşlara merakım iyice arttı.

Biraz eski kafa düşünmeyi sevdiğimden bu akımın illa ki bir manifestosu vardır diye düşündüm ve konunun özüne kısayoldan inmeye karar verdim. Bulduğum manifestolar:  Hughes, Eric (1993), A Cypherpunk’s Manifesto ve Timothy C. May (1992), The Crypto Anarchist Manifesto. Bu manifestolar henüz Türkçeye çevrilmemiş.

Doğrusunu söylemek gerekirse ilk araştırmamda Eric Hughes Bey’in manifestosuna rastladığım için onu çevirmeye başladım.

Eric Hughes, Şifrepunk’un kurucularından ve “Bir Şifrepunk’un Manifestosu” yazarı

Ben bu Şifrepunk kültürünün ilerleyen dönemlerde çok ama çok ihtiyacımız olacak bir temel zemin olacağını düşünüyorum. Bitcoin’in varlığıyla -her ne kadar çoğu kişi Bitcoin’i salt bir yatırım aracı olarak görse de- esasen varlığının amacı bireylerin özgürlüğünü sağlamak olan bir sayısal paradır. Bitcoin bu manifestonun asli bir parçasıdır. Kendisinden önceki sayısal para denemelerinin mirası üzerinde yükselerek manifestodaki yeri doldurmaktadır.

Neyse çok uzatmayalım, Karl Marx ve Fredrich Engels’in Komünist Manifestosuna 40 sayfa önsöz yazanlar gibi hissettim kendimi. Bırakayım da Erich Hughes bu manifesto ile Şifrepunk’ı anlatsın. (Timothy May’in bu manifestodan 1 yıl önce yazdığı “Kripto Anarşist Manifesto” ise bir sonraki yazıya kalsın)


Bir Şifrepunk’un Manifestosu

Elektronik çağda açık bir toplum için mahremiyet gereklidir. Mahremiyet gizlilik değildir. Özel bir konu, bir insanın tüm dünyanın bilmesini istemediği bir şeydir, fakat gizli bir konu, bir insanın hiç kimsenin bilmesini istemediği bir şeydir. Mahremiyet, kendini seçici olarak dünyaya ifşa etme gücüdür.

Eğer iki tarafın bir tür anlaşmaları varsa, o zaman her birinde bu etkileşimlerinin bir anısı vardır. Her parti kendi anısı hakkında konuşabilir; kim bunu nasıl önleyebilir? Buna karşı yasalar çıkarılabilir, ancak konuşma özgürlüğü, mahremiyetten bile öte, açık bir toplum için esastır; hiç bir konuşmayı sınırlamak istemiyoruz. Birçok taraf aynı toplantıda birlikte konuşursa, her biri diğerleriyle konuşabilir ve bireyler ve diğer taraflar hakkındaki bilgileri birlikte toplayabilir. Elektronik iletişimin gücü böyle bir grup konuşmasını mümkün kıldı ve sadece istediğimiz için ortadan kalkmayacak.

Mahremiyet istediğimizden, bir işlemin iki tarafının da sadece o işlem için doğrudan gerekli bilgiye sahip olduğundan emin olmalıyız. Herhangi bir bilgiden söz edilebildiğinden, açığa çıkan bilginin olabildiğince az olmasını sağlamalıyız. Çoğu durumda kişisel kimlik bilgilerinin belirginliği yoktur. Bir mağazada dergi satın aldığım ve kasiyere para verdiğimde kim olduğumu bilmesine gerek yoktur. Elektronik posta sağlayıcımdan mesaj göndermesini ve almasını istediğimde, sağlayıcımın kime konuştuğumu ya da ne söylediğimi ya da başkalarının bana ne söylediğini bilmesi gerekmiyor; sağlayıcımın yalnızca mesajı oraya nasıl ulaştıracağını ve ücretler için ne kadar borçlu olduğumu bilmesi gerekiyor. Kimliğim işlemin altındaki mekanizma tarafından ortaya çıkarıldığında mahremiyetim yoktur. Bu durumda kendimi seçici bir şekilde ifşa edemiyorum; Kendimi daima açığa çıkarmak durumundayım.

Bu nedenle, açık bir toplumda mahremiyet, anonim işlem sistemleri gerektirir. Şimdiye kadar, nakit (para) bu tür birincil sistem olmuştur. Anonim bir işlem sistemi gizli bir işlem sistemi değildir. Anonim bir sistem, bireylere, istendiğinde ve sadece istendiğinde kimliklerini açıklamalarını sağlar; bu mahremiyetin özüdür.

Açık bir toplumda mahremiyet aynı zamanda kriptografi gerektirir. Eğer bir şey söylersem, sadece niyetlendiğim kişiler tarafından duyulmasını isterim. Konuşmamın içeriği tüm dünyaya açıksa mahremiyetim yoktur. Şifrelemek mahremiyet arzusunu göstermekte ve zayıf kriptografiyle şifrelemek mahremiyet arzusunun fazla olmadığını göstermektedir.. Ayrıca, varsayılan kimliğin anonim olduğu durumlarda kimliğini güvence ile ortaya çıkarmak kriptografik imzayı gerektirir.

Devletlerin, şirketlerin veya diğer büyük, meçhul kuruluşların bize kendi çıkarları dışında mahremiyet vermelerini bekleyemeyiz. Bizim hakkımızda konuşmaları onların lehinedir, ve biz onların konuşmalarını beklemeliyiz Konuşmalarını engellemeye çalışmak, bilginin gerçeklerine karşı mücadele etmektir. Bilgi sadece özgür olmak istemiyor, özgür kalmak istiyor. Bilgi mevcut depolama alanını doldurmak için genişler. Bilgi Söylenti’nin daha genç, daha güçlü kuzenidir; Bilgi çok hızlıdır, daha fazla göze sahiptir, daha fazla şey bilir ve Söylentiden daha az anlar.

Eğer mahremiyet sahibi olmayı bekliyorsak kendi mahremiyetimizi savunmalıyız. Bir araya gelmeli ve adsız işlemlerin gerçekleşmesine izin veren sistemler oluşturmalıyız. İnsanlar yüzyıllarca kendi mahremiyetini fısıltılar, karanlık, zarflar, kapalı kapılar, gizli el sıkışmaları ve kuryeler ile savunuyorlar. Geçmişin teknolojisi güçlü mahremiyete izin vermedi ancak elektronik teknolojiler bunu sağlıyor.

Biz Şifrepunklar, kendimizi anonim sistemler kurmaya adamış bulunuyoruz. Mahremiyetimizi şifreleme, anonim posta iletme sistemleri, dijital imzalar ve elektronik para ile savunuyoruz.

Şifrepunklar kod yazar. Birinin mahremiyeti savunmak için yazılım kodlaması gerektiğini biliyoruz ve hepimiz bunu yapmadıkça mahremiyet sahibi olamayacağız, biz bu kodu yazacağız. Kodumuzu yayınladık, böylece Şifrepunk dostlarımız pratik yapabilir ve onunla oynayabilir. Kodumuz özgürdür ve dünyadaki herkesin kullanım içindir. Yazılımımızı onaylamazsanız bunu fazla önemsemeyiz. Yazılımın imha edilemeyeceğini ve yaygın şekilde dağıtılmış bir sistemin kapatılamayacağını biliyoruz.

Şifrepunklar şifrelemeyle ilgili düzenlemeleri geçersiz kılar, çünkü şifreleme temelde özel bir eylemdir. Aslında şifreleme eylemi, bilgiyi kamusal alandan kaldırır. Kriptografiye karşı yasalar bile ancak bir ülkenin sınırına ve şiddetinin koluna kadar uzanabilir. Kriptografi, kaçınılmaz olarak tüm dünyaya yayılacak ve bu onu mümkün kılan anonim işlem sistemleri ile birlikte olacak.

Mahremiyetin yaygınlaşması için sosyal bir sözleşmenin parçası olması gerekir. İnsanlar gelip ortak yarar için birlikte bu sistemleri kurmalılardır.

Mahremiyet sadece kişinin toplumdaki arkadaşlarıyla işbirliği varsa bu kadar genişler. Biz Şifrepunklar, ilginizi ve sorularınızı bekliyoruz ve sizinle etkileşim kurmayı bekliyoruz bu sayede kendimizi kandırmamış olacağız. Ancak, bazıları bizim hedeflerimizle aynı fikirde değil diye rotamızın dışına çıkamayacağız.

Şifrepunklar, ağların mahremiyet için güvenli hale getirmek için aktif olarak görev yapmaktadır. Birlikte bunu hızlıca gerçekleştirelim.

İleriye.
Eric Hughes hughes@soda.berkeley.edu
9 Mart 1993
Kaynak: activism.net/cypherpunk/


Doğrusu çok zor bir metindi. Özellikle konuya hakim olmayan birisi iin bu tür çeviriler yapmak zorlayıcı oluyor fakat buna rağmen öğretici yanı ise işin tadını veriyor. Ben de bu sayede pek çok şey öğrenmiş oldum. Dediğim gibi konuya çok hakim olmadığım ve aslında çevirirken öğrendiğim bu konuda bir eksik, yanlış veya hatalı çıkarımım olduysa lütfen yorum yazmaktan çekinmeyin. Çeviriyle ilgili ise belge açık olarak Google Docs üzerinde, hatalı veya eksik gördüğünüz yerlere yorum yazabilirsiniz, çeviriyi ona göre düzeltirim. Buyrun belgenin bağlantısı: https://docs.google.com/document/d/1iEyv_EDL_pXJjn9rSM1y_OqljKS_WK3FRkrTH6wkcjs/edit?usp=sharing

Gelelim öze, bu manifesto sizde bir kaç düşünce uyandırdı mı? Mahremiyet kaygınız var mı yoksa internete girişte TC Kimlik Numarası ile girişin zorunlu kılınması gerektiğini mi düşünüyorsunuz? 

Mutlu günler.

Kategoriler
Ekonomi Politik

1 Bitcoin 1 Milyon Dolar olur mu?

Günlüğümde Bitcoin ile ilgili ilk yazıyı En basit anlatımla Bitcoin nedir? Türkiye’de Bitcoin nasıl alınır? Bitcoin Yatırımı… başlığında yazmıştım. Yaklaşık üç ay önce yazdığım bu yazıdan sonra hem işim hem de merakımdan dolayı Bitcoin’i biraz daha yakından takip eder oldum. Her nasılsa başlangıcından itiberen tam da benim ilgi alanımda olan böyle bir şeye nasıl zamanında dahil olmadım doğrusu kendime de şaşırıyorum… Bitcoin’in Cent ve Dolarlarla ölçülen fiyatlarını kaçırdıktan sonra 5.000 Dolara dayanmış bir fiyattayken Bitcoin’e ilgi duymak çoğu kişiye doğru br yatırım tercihi gelmeyebilir.

1 Bitcoin 1 Milyon Dolar Olacak?

Aslında kafamı kurcalayan da tam olarak bu söz. Tam olarak iddialı ve cezbedici bir yatırımcı söylemi. Nasıl olacak? diye sorduğumuzda “Olacak!” cevabı dışında keskin bir yanıtı yok, sağlam bir dayanağı da olmayan fakat insanın beyninin içine giren bir söylem. Borsa endeksinde ve hisse senetlerinde de benzer söylemin yani şu hisse 15 TL olacak endeks 180.000 olacak denildiğinde de benzer bir yatırımcı davranışı tetikleniyor. Kuvvetli bir telkin yöntemi. Sanki yatırımcının beynine bu söz ile beklentinin tohumu ekiliyor. Piyasanın doğası gereği yeteri kadar yatırımcı yeteri kadar sabır ve inançla “mal toplayınca” arz kısılıyor ve ister istemez artış yönündeki fiyat hareketleoluyor. Sonrasında da bu söylem biraz da profesyönel spekülasyon desteği ile kendini haklı çıkarıyor.

Fakat Bitcoin gibi sayısal bir para söz konusu olunca, tarihimizde de benzetebilceğimiz bir süreç olmayınca Bitcoin’in nereye gideceğini kimse kestiremiyor.

Neyse uzatmadan bu söz beni de telkin etti, “Bu Bitcoin ne olacak ya…” denildiğinde içimdeki ses bu telkin ile ” 1 Milyon Dolar olacak” diyor, sonra kendi kafamda hesaplar yapmaya başlıyorum. İşte bu hesapları kafamda yapmayayım, yazıya aktarayım diye bu notlara başlıyorum.

Olur mu olmaz mı?

BitCoin’in 1 Milyon Dolara çıkacağını öngörmek için elimizde bunu destekleyecek veriler ve beklentiler ve güven olması yani sağlam “Nedenler” olması gerekiyor. Diğer yandan bakınca da “Neden 1 Bitcoin’in 1 Milyon Dolar olmasın ki” demek lazım, bu ikinci sorguda da Bitcoin’in 1 Milyon Dolar olmaması için bir neden var mı, bunu sorgulamak lazım.

Bir yatırım veya eyleme geçmeden önce karar verme sürecinde kafamızda pratik analizler yaparız. İşler biraz karmaşık ve değişken sayısı fazla olunca bunu kağıda döküp basit eksi artı analizi veya daha popüler olan SWOT ((Strengths, Weaknesses, Opportunities, Threats – Güçlü yönler, Zayıf yönler, Fırsatlar, Tehditler) yapmak işimizi kolaylaştıran basit kara alma yöntemleri, tabi bunu pek azımız yapıyoruz.

Biz burada Bitcoin üzerinden bir yatırım kararı veriyoruz, yazılı analizimizi yapmak bu iki tezimizi ayrı ayrı değerlendirip sonrasında karşılaştırırsak daha berrak bir sonuç elde edebiliriz diye düşünüyorum.

Gelin başlayalım. Karmaşık bir değerlendirme yapacak durumum yok, sizin varsa bir LibreOffice Calc veya Microsoft Excel’de bir çalışma sayfası açıp kendi puanlamanızı yaparsanız daha güzel olur. Ben kabaca burada nedenleri ve neden değilleri yazıp kendimce 10 üzerinden puanlayacağım. Öncelikle Bitcoin’in 1 Milyon Dolar olacağını varsayalım, artılarını, eksilerini ve ama ve buna karşınlarını not alalım:

A) Bitcoin “1 Milyon Dolar Olacak” Diyoruz

Artılar:

  1. Öncelikle Bitcoin’in 1 Milyon Dolar olmaması için teknik, veya resmi bir engel yok. (1 puan)
  2. İlk ortaya çıkışından itibaren bügüne kadar gerek fiyat, gerekse güvenlik ve en önemlisi “ödeme aracı” olarak rüştünü defalarca ispat etti. (4 Puan)
  3. Bugüne kadarki yaşadığı ani/şok düşüşlerde çok hızlı toparlanarak sürekli rekor tazeleyen çok güçlü bir trend oluşturdu.Bitcoin çöküşü, AltCoin çöküşü ve en son 3 Ağustos Bitcoin çatallanması gibi süreçleri kısa sürede atlattı. (6 puan)

    Bitcoin'in 50 günlük ortlama fiyat altına sarkan satışları
    Bitcoin’in 50 günlük ortlama fiyat altına sarkan satışları
  4. Her düşüşün bir alım fırsatı olması: Şu an elinde Bitcoin olmayan ve treni kaçırdığını düşünen büyük bir yatırımcı kitlesinin treni yakalamak için Bitcoin’in biraz düşmesini bekkliyor oluşu. “Düşse de biraz Bitcoin alsak, kenarda dursun” siz de böyle mi düşünüyorsunuz? (5 puan)
  5. Sınırlı sayıda bir arza sahip (8 puan)
  6. Sayısal para borsasında adeta Amerikan Hazine Bonosu gibi bir konuma sahip. (5 Puan)
  7. Diğer sayısal paralarla çapraz kurlarda kullanılan ana para birimi. Diğer “coin” lerin çeşitlenmesi ve bu çeşitliliğe yatırım yapmak için Bitcoin almak gerekliliği. Çapraz etkisi… (8 puan)
  8. Bitcoin’e erişim günden güne kolaylaşıyor, sınırlı bir arzla geniş tabanlı ve “çok yüksek oranda kar etmek” isteyen bir yatırımcı kitlesi karşılamıyor ve fiyat tahtasına sürekli yukarı yönlü taze kan geliyor. (6 puan)
  9. Kore, İran ve diğer ülkelere uygulanan ambargoların delinmesi için kullanılan ve hacimli işlemleri karşılayabilecek bir pazar büyüklüğüne ulaşmış olması. (7 puan)
  10. Yasadışı bahis siteleri, uyuşturucu, silah ve kaçakçılığı gibi kirli işlerle uğraşanlar için çok temiz bir ödeme yöntemi olması. Tabi bu işler de büyük miktarları çabucak elden çıkarabilecek pazar derinliğine ihtiyaç duymakta. (6 puan)
  11. Tam anlamıyla bir uzun vadeli yatırım olması, çoluğa çocuğa ve emekliliğe hazırlık: Küçük miktarları feda edilebilecek büyük miktarda yatırımcı. Bu tip yatırımcı aynı zamanda Bitcoin’i ellerinde çok uzun süre tutacağı için arzın kısılmasına fayda sağlamakta. (6 puan)
  12. Er ya da geç, bankaların Bitcoin’i kabul etmesi ve birikim ve ödeme aracı olarak bu “tatlı pazardan” pay almak isteyecek olması. Bitcoin’deki esas yükseliş bu gelişmeden sonra olacaktır. Nedeni ise insanların paralarını güvende tutmak istemesi. Siz de çevrimiçi Bitcoin cüzdanınızın bir banka güvencesinde tutulmasını istemez miydiniz? (8 puan)
  13. Güvenli Liman – Savaşlar ve küresel krizlerin devam etmesi: New York’a ve Washington’a nükleer füze düştüğünü düşünün veya Washington’a, dolarlarınız var ise pul değerine inecektir, nükleer savaş iki ülke arasında sınırlı kalırsa büyük ihtimalle dolarlarınızla soba yakabilirsiniz. Bu derece ileri bir senaryo olmasa bile her savaş ve her gerilim Bitcoin’i besliyor. Nedeni ise çok basit, savaşlarda para harcanır, ve harcanandan daha fazla para basılır, senyoraj ile paradan değer çalınır. Fakat Bitcoin yatırımcısının böyle bir derdi olmaz, toplam adet bellidir. Hatta Dolar ve diğer para birimlerindeki bir düşüşün Bitcoin’e etkisi çarpanlı olur. (6 Puan)
  14. Kötüye giden ekonomiler: Ülkenizdeki yatırım araçlarının getirileri yıldan yıla azalıyor ve zengin olma ümidinizi yıldan yıla yitiriyorsunuz. Sonunu düşünen kahraman olmaz diyerek birikimlerinizi bu hikayeye yatırmanız çok mantıksız bir davranış olmaz. Neden olsun ki? (8 Puan)
  15. Gelecekte zengin olmak için daha iyi bir hayal sunan bir alternatifin olması (4 Puan)

Toplam 88 puan.

B) Bitcoin “1 Milyon Dolar Olmaz” Diyoruz

  1. Temettü veya doğrudan faiz geliri yok: Uzun vadeli yatırım araçları seçerken her yıl enflasyon üzerinde bir getiri sağlanması gerekmekte. Bitcoin hisse senetler igibi temettü ödemiyor, doğrudan faiz de alamıyorsunuz. Ancak Bitcoinlerinizi açığa satış yapanlara faiz karşılığı kiraya verebilirsiniz. Bu işlemde de vade 3-5 gün olduğu için sürekli bu işlemi yapmak sizi sıkacaktır, kiracı bulmanız da garanti değil. (6 Puan)
  2. Gelişmekte olan ülkelerdeki yüksek enflasyon: Örneğin Türkiye’de enflasyon %10, banka faizi ise %14, Bitcoin’in yıllık getirisi %9 olursa göreceli olarak %1 zarar etmiş olursunuz. Fakat ABD’de yaşıyor olsaydınız enflasyon %2 Bitcoin getirisi ise %9 iken reel karınız %7 olacaktır. Bu nedenle uzun vadede Bitcoin’in ülkenizdeki enflasyondan yüksek getiri sağlaması lazım. Bu da gelişmekte olan ülkelerde yaşayanlar için bir eksi. (5 Puan)
  3. Artış Baskısı: Yukarıda yazdığım nedenlerden dolayı, Bitcoin üzerindeki ilgili korumak istiyorsa sürekli olarak fiyatını artırmak zorunda, bir kaç yıl beklenti altında artış gösterirse cazibesini hızlı şekilde kaybedebilir. (9 puan)
  4. Güvenli saklama: 1 Bitcoin 500 USD iken çevrimiçi bir cüzdan sağlayıcıya veya kendi Bitcoin cüzdanınızın bulunduğu bilgisayara (işletim sistemi, güvenli ağ vs) güvenebilirsiniz, tabi bilgisayarınız da çalınabilir. Peki bir Bitcoin 100.000 doları geçerse, kaç tane çevrimiçi cüzdan sağlayıcısına güvenebilirsiniz? Bilgisayarınızın güvenliği gece uykunuzu kaçırmaz mı? Güvenli USB cüzdanınızı ya kaybederseniz? Bu fiyat baskısı psikolojik olarak küçük yatırımcıya sat baskısı oluşturacaktır. Bu nedenle yukarıdaki Al listesinde de bashettiğim Bankalarca saklanan güvenli Bitcoin cüzdanları olmadan astronomik fiyat hareketleri ve 1 Milyon Dolarlık hedef fiyatın gerçekleşmesi zor. (9 Puan)
  5. Sistem güvenliği, Quantum bilgisayarlar gibi belirsizlikler: Çok düşük ihtimal verdiğim bir olasılık, ama olur mu olur, bir gelecekte Bitcoin ağının şifresi kırılabilir, ağ içerisinde büyük hırsızlıklar yapılabilir. Geniş çağta bir sistem açığı bütün hikayeye olan inancı yok eder ve Bitcoin gözümüze bir daha asla güzel görünmez. Fakat sistem şu anlık sağlıklı ve gelecekte de güvenlik güncellemeleri olacaktır. (3 Puan)
  6. Bitcoin ağının yasaklanması veya çevrimiçi Bitcoin alım satımı yapılan sitelerin engellenmesi: Yine düşük bir olasılık verdiğim bir eksi. fakat Çin’in şu anda bu yönde kararlar alacağı konuşulmakta. Bu karar en çok Çin ekonomisini etkiler, malum en çok madencilik orada. Böyle bir karar alınsa da sürdürülebileceğini sanmıyorum. Ortada büyük bir pasta var. Meşhur söz, para üzerinde 0 faiz yazan borç senedidir. Bu nedenle devletler asla bu gücü paylaşmak istemez. Fakay yine de unutmamak gerekir ki bazen yasak olan şey daha çok cezbedicidir. (Bknz Yasak meyve) (7 puan)
  7. Kısmen veya tamamen engelleyici yasal düzenlemeler: Yatırım Fonlarının Bitcoin’e ciddi miktarda yatırım yaptığını ve hatta araştırma raporları yayımladıklarını biliyoruz. Yatırım fornlarının ve emeklilik fonlarının portföylerinde ‘Bitcoin tarzı dijital paraları’ tutamayacaklarına dair bir yasal düzenleme Bitcoin’in 1 Milyon Dolarlık hedefini yok edebilir. (7 Puan)
  8. Balon veya Ponzi korkusu: Resmi paraların sözde de olsa bir karşılığı var, gerçi ülke hazinelerinin sözüne çok güvenilmez ama en azından bir karşılık bulabilirsiniz. Fakat Bitcoin’in değerinin herhangi bir karşılığı yoktur, telep bittiği anda Bitcoin’lerinizi satacak bir yer bulamazsınız. Bu risk de kişi başına yapılan azami Bitcoin yatırımı üzerinde hep bir baskı olacaktır. Ev satınca Dolar alan tanıdığınız var, peki ev satıp Bitcoin alan tanıdığınız var mı? (10 Puan)
  9. Sayısal Paralar arasında baş konumu kaybetmek: (6 Puan)
  10. Devletler tarafından veya ülke Merkez Bankaları tarafından “resmi” sayısal para birimleri çıkarılması. Estcoin tamam peki sıradaki: Fedcoin, TCMBcoin? (5 Puan)
  11. Sürekli gelen şok satışların devam etmesi ve Bitcoin’in artık güvenli bir liman olmadığı algısınin yerleşmesi: Piyasa’da en önemli şey inançtır. Şimdiye kadar BitcoiN’e gelen büyü ksatışlar telafi edildi, bu şok satışları sıklaşır (sık aralıklarla derin ve panikletici şekilde) ve yeteri kadar yatırımcının korkup sattığı Bitcoin’lerden dili yanarsa, “Bir daha bulaşmam” düşüncesinin yerleşmesi hikayeyi düzelmemek üzere bozacaktır. (4 Puan)
  12. Bitcoin’in değerinin asla tam olarak hesaplanmaması, değer biçilememesi: Bu etkeni olumlu nedenler arasına da koyabilirdik, ama yatırımcı olduktan sonra Bitcoin’in karlı pozisyonlarda hep aşırı değerli olduğu hissine kapılmak. Sürekli bir kar satışını destekleyen faktör olarak bence önemli (7Puan)
  13. Yüksek işlem masrafları: Şu an yanılmıyorsam çoğu yer 0.0001 BTC  (yaklaşık 14TL) transfer ücreti alıyor ve buna da şebeke ücreti diyor. Bitcoin değerlendikçe işlem masrafları artacak ve küçük küçük birikimleri bir yerden bir yere aktarmak maddi kayıplara bile neden olabilir. Likidite daraltıcı bir özellik bu. Tabi 21 Milyon adet BTC sınırına ulaşılınca ağ üzerinde madencilik sadece transfer işlemlerini sağlamaya dönecek. (6 Puan)
  14. Talep şoku: Bitcoin’in ederini belirleyen iki faktör var, alt limit elektirik ve donanım bedeli, bunun üzerindeki her fiyat ise talep tarafından belirlenmekte. Talepteki azalmaya karşı Bitcoin’in hassasiyeti çok yüksek. Düşünün elinizde çok değerli hale gelmiş Bitcoinleriniz var, ve tahtalarda alıcı saysı her gün azalıyor. Malınızı daha yüksek fiyattan veremeyeceğiniz korkusu malınızı daha aşağıda fiyatlara vermeniz konusunda sizi en çok ikna edecek etmen olacaktır. (6 Puan)
  15. Bitcoin’in 1 Milyon Dolar olması için bilimsel ve iktisadi bir dayanak yok. (1 Puan)

Toplam 91 puan.

Sonuç:

Bu basit değerlendirme tabloma göre 1 Bitcoin’in 1Milyon dolar olmasını destekler nedenler 88 Puan, bu fikre karşı nedenler ise 91 puan toplamına ulaştı. Yani az farkla da olsa 1 Bitcoin’in 1 Milyon Dolar olmayacağı sonucuna ulaştım. Şaka tabi, böyle bir sonuca ulaşılamaz elbette, sonuç şu ki Bitcoin’in 1 milyon dolar veya daha yüksek bir fiyata çıkmasını engelleyen veya ileride engelleyecek durumlarlar daha ağır basıyor.

İçimden geçen düşünce ise,  yukarıdaki gerçekçilikten bağımsız şekilde 1 Bitcoin’in 1 milyon dolar olmasa da 100.000 Amerikan Doları seviyelerne çıkabileceği. Yukarısı için kuvvetli bir neden şimdilik göremiyorum.

Bonus: Bitcoin Teknik Analizi

Çin’in Bitcoin’in alış ve satış süreçlerine müdahale ve yerel satıcıları kapatacağına dair haberler sonrasında kendimce TradingView sitesi üzerinden iki tane Bitcoin teknik analizi yayımladım. İlki düşüşü işaret ederken ikincisinde düşüşte destek arayışına yönelik bir analiz yapmaya çalıştım. Sanıyorum ikincisi az biraz tuttu. İlgisi olan aşağıdan bakabilir.

 



BTC’nin düşüşünde destek arayışı devam edebilir Fibo 61′ olası by kobzeci on TradingView.com

Son olarak, bugüne kadar Bitcoin ile ilgili başarısız onca analiz ve gelecek öngörüsü yapıldı, bugün de yapılıyor. Piyasa açıklanması gerçekten zor bir yapı, binlerce değişken faktörü görünmez ele havale ederek açıklamaya çalışsak da boş. Piyasa dediğimiz yapı bireylerin psikolojisi tarafından güdülen, ihtiyaçları ve hırsları doğrultusunda toplu bir halde (nasılsa bir şekilde) koordine olunan ortak çıkarımlar sonucu ortaya çıkan gerçekdışı ve gerçekçi davranışların bütünü…

Son günlerde Bitcoin ve diğer sanal/dijital paralarla ilgili gözünüze bolca haber çarpacaktır, ilerleyen günlerde daha çok göreceğinize eminim. Ki bunların çoğu yazıldıktan hemen sonra dahi bayatlayacaktır. Ör. Bitcoin çöktü (15 dk sonra %30 geri tırmandı) Veya Wall Street Journal gibi gazetelerde “Yahu bunun ederi ne? Olsa olsa 0’dır https://www.wsj.com/amp/articles/bitcoins-wild-ride-shows-the-truth-it-is-probably-worth-zero-1505760623) gibi değerlendirmeler okuyacaksınız. Hatta JP Morgan gibi düşük fiyattan mal alıp yüksek fiyattan satmak zorunda olan yatırımcı kuruluşları bir yandan Ethereum alırken, diğer yanda ofislerinde sayısal paralarla ilgili toplantı yaparken “Bitcoin dolandırıcılıktır, alan personelim olursa hemen işine son veririm” gibi açıklamalarda bulunduktan yalnızca birkaç ay sonra bu aracı kurumların portföylerine sayısal paralar eklediğini göreceksiniz. Yorucu, sıkıcı ve piyasanın fiyat hareketi yaratması zorunluluğu nedeniyle bolca yalanlı spekülasyonlu bir süreç olacaktır.

Riskinizi ve tahammülünüzü bunlara göre ayarlayın.

Son olarak unutmayın ki doğru yatırım kararı kendi verdiğiniz yatırım kararıdır ve asla birileri dedi diye yatırım yapmayın. Kendi yatıırm kararınızı verirken de okumadan karar vermeyin, Bitcoin’e yatırım yapmak istiyorsanız muhakkak Bitcoin.org’daki çok  güzel hazırlanmış olan Sıkça Sorulan Sorular (https://bitcoin.org/tr/sss) sayfasını okuyun. Diğer alternatif sayısal paralara yatırım yapacaksanız illa ki bilgi sayfalarını okuyyun. Sayısal paralrın halka arzlarına girecekseniz illa ki White paper denilen Halka Arz İzahnamesini okuyun. Okumadan olmaz. Bknz: Warren Buffet ve 500 sayfa okuması.

Peki Sizce?

Sizce 1 Bitcoin 1 Milyon Dolar olur mu? Konuyla ilgili sizin nedenlerinizi veya neden olmayacağına dair düşüncelerinizi paylaşırsanız sevinirim. Polemiğe açık bir konudan daha sağlam nedenler çıkarmak veya farklı bakış açısı yakalamak çok faydalı olacaktır.

Kategoriler
Featured Genel Vatandaş Bilimi

Bitcoin’e faydalı bir alternatif: CureCoin

Kısaca Bitcoin

Bitcoin denilince birçoğumuzun aklına  ilk karşılık olarak “sanal para” gelmekte, oysa Bitcoin sanal bir par değil, aksine piyasada karşılığı olan, Türk Lirası da dahil  diğer para birimlerine çevirilebilen sayılsal bir para birimi, hatta teknik olarak özgün ismiyle Crypto Currency yani Şifrelenmiş Para da diyebiliriz.

Bay Satoshi Nakamoto takma adı altında duyurulan bu sayısal para sistemiyle ilgili ne yazık ki Türkçe Bitcoin Vikipedi sayfası dağınık bir halde bulunmakta ve konuyla ilgili zaten kafası karışık insanımıza durumu biraz daha karışık bir şekilde izah etmekte. İngilizce Bitcoin maddesi ise gayet düzgün ve detaylı yazılmış. Google Çeviri  Ekşi Sözlük: https://eksisozluk.com/bitcoin–2462174

Bitcoin bilgisayarlar tarafından üretilen bir para birimi, bilgisayarınızın işlemci gücü (CPU veya GPU) kullanarak blok zincir üzerinde madencilik yaparak Bitcoin üretebilirsiniz. Sofistike tasarımı sayesine enflasyon olsun arz sınırlaması olsun bir merkez bankasının sorun ve araçlarını kendine has sisteminde çözmüş bir yapısı var, detayını bu yazının konusu değil. Ancak artan talep nedeniyle şu an “Ben de Bitcoin madenciliği yapmayım” derseniz mevcut donanımınız şu anda harcadığınız elektriğin parasını kazanamaz. 2012 yılından beri özel donanım ve sistemlerle hamuduyla kaldıralım diyen madenciler nedeniyle şu anda zorluk seviyesini ancak özel donanım ve ucuz elektrik dengesinde karlı durumda.

Neyse efendim, Bitcoin’in yaygınlaşmasından sonra birçok alternatif Coin~Sayısal Para ortaya çıktı LiteCoin, Etherium vs bknz: https://coinmarketcap.com/all/views/all/  bunların çoğu Bitcoin’le aynı mantıkta anlamsız sayısal problemlerden oluşan sayısal blok zincirlerdeki problemleri çözerek para üretmekte, –Belki de aslında birilerinin yüksek derecede şifreli verilerini kıran bir gizli ağdır olayın özü, bilemiyoruz

CureCoin nedir?

Her neyse, bu sayısal para pazarı kızışmışken bu paraların içinde dikkat çekici ve en azından yaptığımız işin insanlığa bir faydası dokunsun dedirten bir tanesi var: CureCoin! (https://www.curecoin.net/ & https://www.curecoin.info/)

CureCoin sistemi

CureCoin’in hikayesi gerçekte güzel: Stanford Üniversitesi Kanser, Alzheimer, Parkinson ve Huntington gibi hastalıklara çare bulmak için Folding@Home projesini yürütüyor. Bu proje sayesinde dev süperbilgisayarlara olan ihtiyaç, sıradan bilgisayarlarımızın kullanmadığımız/fazla/artık işlemci güçlerini kullanarak giderilmekte ve bu hastalıklara çare bulmak için gerekli olan zaman alıcı analizler ve “Protein Katlama (Protein Folding)” işlevlerini gerçekleştirme. Yani özetle boşta duran bilgisayarlarınızla çok önemli tıbbi araştırmalara katkı verebilmenizi sağlamakta. (Bknz: Folding@Home tarihçesi ve başarıları: https://foldingathome.stanford.edu/project-timeline/)

Siz uyurken dahi bilgisayarınıza Kanser, Alzheimer, Parkinson Huntigton vb hastalıklara çare bulmak için yardımcı olabilirsiniz
Siz uyurken dahi bilgisayarınıza Kanser, Alzheimer, Parkinson Huntigton vb hastalıklara çare bulmak için yardımcı olabilirsiniz

Folding@Home olsun BOINC çatısındaki diğer projeler olsun Vatandaş Bilimi dediğimiz şey gönüllü ve ödül beklemeksizin yapılan bir iş, sevabı büyük. İşte tam burada CureCoin yaratıcıları devreye giriyor, madem biz bu proteinleri katlıyoruz, sayısal onca denklem çözüyoruz, ee Bitcoin blok zinciri de benzer bir iş yapıyor, biz bunları birleştirelim, ortaya Bilimsel Araştırma Temelli bir sayısal para birimi çıkaralım diyorlar ve CureCoin‘i tasarlıyorlar.

CureCoin sayeinde, hem hastalıklara çare bulunmasına yardım ediyorsunuz hem de para kazanıyorsunuz. Folding@Home projesi dahilinde bilgisayarınızı çalıştırdığınızda günlük puanlarınız (PPD) karşılığında Folding Pool’dan (Katlama Havuzu) pay alıyorsunuz ve hesabınıza puanınızın payına düşen miktarda CURE yatıyor. Dilerseniz de protein katlama yerine doğrudan kendi blokzinciri üzerinden CURE madenciliği yapabiliyorsunuz, tabi belli miktarı size belli miktarı ise havuza gidiyor. Tamam da karşılığ ınedir kardeşim derseniz CURE kurlarını şuradan görebilirsiniz: CURE/USD https://www.coingecko.com/en/price_charts/curecoin/usd CURE/BTC: https://www.poloniex.com/exchange#btc_cure

Belki sizi zengin etmez, neticede hayır işi ama güzel bir birikim yapabilirsiniz. Az biraz araştırdıysanı, özel donanım – bulut madenciliği kiralama dışında artık sizin gibi bireylere Bitcoin madencilği yapma şansı kalmamış durumda. Hadi madenciliği geçtim, alayım kenarda dursun altın gibi yatırım aracı olsun derseniz, Bitcoin de 1.100 dolarlara dayanan fiyatıyla çok primli, can yakabilir. Özetle Bitcoin için fırsatlar kaçmış gibi görünüyor. Belli mi olur belki de CURE için henüz daha fırsat yeni başlıyordur? Hem maddi kazanç, hem insanlığa fayda ve hem manevi getiri, Kazan – Kazan (Win – Win)

Üç adımda CureCoin
Üç adımda CureCoin

Nasıl CureCoin Kazanabilirim?

Tamam ikna oldum, nasıl yapacağız derseniz çok kolay. Adım adım anlatılmış https://curecoin.info/knowledge-base/folding-for-curecoin/how-do-i-start-folding-for-curecoin/ !imgur engelli olduğu için görseller görünmeyebilir, >buradan< deneyin (Advanced install bölümü)

1- Öncelikle Folding@Home yazılımını bilgisyarımıza indirip kuruyoruz (Windows, Mac ve GNU/Linux desteklenmekte) https://foldingathome.stanford.edu/download/)

2- Kendimize şu adresten bir kullanıcı adı belirliyoruz: http://fah-web.stanford.edu/cgi-bin/getpasskey.py (büyük küçük harf önemli)

3- Yukarıdaki adımda belirlediğiniz kullanıcı adıyla Folding Pool’a kaydolun: https://www.cryptobullionpools.com/

4- Uygulamayı açtıktan sonra ayarlara girip kullanıcı adımızı ve passkey’i girin. CureCoin Takımına katılmak için Team bölümüne: 224497 yazın.

5- Kendinize göre Folding@Home’un çalışma ayarlarını yapın ve hastalıklara çare bulmak için proteimleri katlamaya başlayın! Tebrikler!

Yahu tamam da nedir bu protein katlama neden önemli, bu adamların süper bilgisayarları Kuantum bilgisayarları neyin yok mu gibi soruların aklınıza gelmesi normal Şöyle açıklayabiliriz, Proteinler yaşamın temel parçacıklarından, bunların yapılarının değişmesi, katlanması hücre ve bileşenlerinin dahi işlevlerini değiştirmekte, proteinlerin nasıl katlandığını çözersek birçok hastalığa karşı ilaç üretebilecek ve çare bulabileceğiz. Burada işi zorlaştıran ise proteinlerin milisaniyeler içinde katlanması ve şu anda bile gelişmiş bilgisayarlarda bu milisaniyelik katlanma neredeyse bir günde analiz edilmekte. Bu nedenle özellikle bilgisayar oyunlarını seviyorsanız ve Nvidia CUDA veya AMD ATI Cal destekleyen bir grafik kartınız varsa verebileceğiniz katkı muazzam derecede olacaktır. Çünkü günümüzdeki grafik işlemciler (GPU) bilgisayarınızın işlemcisinden (CPU) çok çok çok daha yüksek işlem kapasitesine sahipler.

Velhasıl, iyi hoş, yaptık ettik hesapta CURE’ler birikti, nasıl paraya dönüştüreceğiz? diyebilirsiniz. Cüzdanınızda veya sanal cüzdanınızda biriktirdiğiniz CURE’ları https://www.poloniex.com/exchange#btc_cure vb takas siteleri (sanal döviz büroları gibi) üzerinden Bitcoin’e dönüştürebilirsiniz ve bu Bitcoinleri diğer siteler üzerinden USD eya TL’ye dönüştürüp banka hesabınıza alabilirsiniz veya doğrudan CURE kabul eden yerlerde harcayabilirsiniz. Mesela ben kazandığım 19 USD karşılığı CURE’un üzerine biraz daha koyup bulut üzererinden CURE madenciliği satın aldım: https://curecoin.info/shop/

Son olarak, uzun ve detayı bir konuyu kısaca yazmaya çalıştırm, adım adım yazabilseydim daha güzel olabilirdi, ama zaman ve plan elvermedi. Ama kolay bir sürece sahip olduğundan hızlıca kavrayabilecenizi düşünüyorum. Takıldığınız yerlerde yorum kısmına sorularınızı yazarsanız (soru cevap şeklinde gidelim :p) yanıt vermekten memnuniyet duyarım.

CureCoin hakkında detaylar için: https://www.curecoin.net/knowledge-base

Mutlu günler.

Kategoriler
Genel LibreOffice

Freedomsponsors.org: Destek olun & Harçlık Kazanın

Özgür yazılımın gönüllü katkıcıların emekleriyle oluşturulduğunu elbette hepimiz biliyoruz. Yazılım gelişip büyüdükçe de sunucu, dernek, özel emek gerektiren işler vb çeşitli maliyetler de ortaya çıkıyor. Bu maliyetler de gönüllülerin bağışlarıyla veya özgür yazılım üzerine iş yapan şirketler veya bazı vakıf ve kamu kurumlarının desteğiyle karşılanmakta…

Linux çekirdeği veya LibreOffice gibi büyük özgür yazılım projelerinde bu maliyetler elbette çok daha büyük oluyor ve bunlar büyük sonsorların desteğiyle karşılanmakta. Örnek verirsek, Linux Vakıfı’nın devasa sponsorları şurada: http://www.linuxfoundation.org/about/members LibreOffice’in ise “büyük” sponsorları benzer bir şekilde “Danışma Kurulu -Advisory Board” altında görülebilir:
https://www.libreoffice.org/about-us/advisory-board/

LibreOffice Danışma Kurulu‘nda yer almak, bu şirketlere iş yaptıkları ekosistemin ihtiyaçlarına göre LibreOffice’in seyri ve gelişmesinde söz sahibi olma hakkı tanıyor. Elbette yıllık belli bir ücretle şirketler ve kurumlar bu kurula katılabiliyor. Kurulun ücretleri tam zamanlı geliştirici sağlama ve çalışan sayısına göre değişiyor. Detayları burada görebilirsiniz: https://wiki.documentfoundation.org/TDF/Advisory_Board

Kurulda dikkat çekmek istediğim King Abdulaziz City for Science and Technology (KACST). Bu kurumu Suudi Arabistan’ın TÜBİTAK’ı olarak kabaca tanımlayabiliriz. LibreOffice’in gelişmesine ve Arabistan’da kullanılımı üzerine epeyce iş yapıyorlar. LibreOffice’in Arapça sürümüne ve soldan-sağa yazılan dillere yönelik yazım desteği ve iyileştirmeleri bu kurum sayesinde oldu diyebiliriz. Bnkz:
http://blog.documentfoundation.org/2013/06/25/the-document-foundation-welcomes-a-new-member-of-the-advisory-board-king-abdulaziz-city-for-science-and-technology-kacst-of-saudi-arabia/

Ben TÜBİTAK’ın da LibreOffice Danışma Kurulu içierisinde yer alması gerektiğini düşünmekteyim. Kurumsal pazarı hedefleyen bir Linux dağıtımın iş modelinde temel teşkil eden bir bileşen olan LibreOffice’in gelişimi iş modelinin de sağlıklı ilerlemesi ve sorunları birincil elden çözülmesi gibi çok önemli faydalar sağlayan çok büyük bir avantaj. Ben TÜBİTAK yönetiminde olsam kesinlikle bu kurula TÜBİTAK’ı dahil ederdim… Yıllık ücretler çok görünmesin, gerçekten edilen tasarrufun yanında bu tutarlar para değil.

Kısa bir giriş yapmak istemiştim ama yine kaptırdık. Yukarıda yazdıklarım başka bir yazının ana konusu olsun ve konuya geri döneyim…

****

Yukarıda kabaca özgür yazılımın mali tarafını anlatmaya çalıştım. Gelin görün ki bir tepeden yönetim ve istihdam modeliyle de yapılamayan bazı şeyler var. Bunlar aslında özgür yazılımın ilerlemesinde yenilikçiliği temsil eden şeyler. Çoğunlukla iyileştirmeler ve yeni özellikler kullanıcılar tarafından talep edilmekte ve geliştiricilerin başının etini yiye yiye onların ilk uygun zamanlarında yapılmayı beklemekte…

Özellikle gönüllü geliştiricilerin sürekli boş zamanı olmadığı ve kendi istekleri dışında(veya bağlı olduğu organizasyonun iş listesi dışında) özgür yazılımda sürekli bir sorumluluğu olmadığının bir kez daha altını çizmek istiyorum. Tabi birçoğunun da ya öğrenci ya da serbest çalışan(freelancer) kişiler olduğunu da hatırlatayım…

Onlarca özelli isteği ve az bir iş gücü denklemindeki çözümsüzlük için işte tam burada Freedomsponsors.org devreye giriyor.

Freedomsponsors.org
Freedomsponsors.org

Freedomsponsors.org, özgür yazılımdaki genel bağış mantığından farklı olarak, iş ve çözüme yönelik bağış mantığını benimseyen, belirli bir iş, bir hata için gönlünden ne koparsa destek olarak geliştiricileri motive etmeyi amaçlayan ve sonuç olarak da özgür yazılımın gelişmesine katkı sağlamaya çalışan bir aracı site.

Çalışma mantığı çok basit, herhangi bir özgür yazılım projesindeki bir gelişme için – genellikle o yazılımın hata takip sistemine girilmiş bir hata kaydını temel alarak- bireylerin “şu işi halledin ben şu kadar lira benden, helali hoş olsun” diyerek vaad ettikleri bağışların söz konusu işin/hatanın çözülmesi üzerine hatayı çözen kişiye ödenmesi şeklinde…

Güzelliği ise, hem istek sahibinin gönlünden kopan küçük bir miktarla kişisel olarak beklentinin gerçekleşmesi, hem de hatayı çözen kişinin – büyük ihtimalle geçimini sağlamak için zorlanan bir kişi veya ailesinin yükünü hafifletmeye çalışan bir öğrenci oluyor bu- bu emeğinin karşılığında para kazanması.

Buradaki sponsorlu iş listesine baktığınızda genellikle ürünün normal gelişimine ek olan özellikler olduğu için işin doğasını bozmayan ve destekleyici bir yapı karşımıza çıkıyor.

Freedomsponsors.org ile ilgili daha önce bizim camiada pek yazılı bir şey görmemiştim. Google+ üzerinde sanıyorum Anıl Özbek ve Emir Yâsin Sarı‘nın konuyla ilgili girdileri vardı…

Ben de bugün bu işe dahil olayım dedim ve LibreOffice ile ilgili ilk sponsorluk kaydımı girdim. Söz konusu kayıt, LibreOffice’de değişiklikleri izlerken değişiklikleri kısmi kabul özelliğinin kazandırılmasıyla ilgili bir hata kaydım üzerinden yaptım. Bu özellikle editörler ve şirketlerde birlikte çalışan kişilerce ihtiyaç duyulan bir iyileştirme. Bu özelliğin kazandırılması için ben 20 USD’lik bir sponsorluk kaydı girdim:
http://freedomsponsors.org/core/issue/429/

LibreOffice ile ilgili mevcut kayıtları -başarılı olanlar- ve açık teklifleri şuradan görebilirsiniz: http://freedomsponsors.org/project/149/LibreOffice#/LibreOffice

Freedomsponsors.org adresinde sadece LibreOffice yok, Xorg’dan tutun, Linux çekirdeğine, Scribus’a kadar onlarca özgür yazılım projesi yer almakta.

Eğer sizin de istediğiniz bazı özellikler/çözülmesi için fazladan emeğe ihtiyaç olan hata kayıtları varsa, bu platformda sponsor olmanızı öneririm. sadece bireysel olarak değil, çalıştığınız şirketin ihtiyaçları için de buradan sponsor olabilirsiniz. Ki cömert sponsor kayıtları genellikle bu yazılımları iş modellerinde kullanan şirketler tarafından girilmiş.

Freedomsponsors.org sitesinin kullanımı çok basit, üye oluyorsunuz, para ödemek için bir PayPal hesabına ihtiyacınız var. Şayet bir kredi karınız varsa PayPal‘e üye olmak 5 dakika bile sürmüyor(ben de ilk kez üye oldum, kolaymış gerçekten). Ayrıca yeni elektronik para birimi Bitcoin ile de ödeme yapıp ödeme alabiliyorsunuz.

Freedomsponsors.org sitesindeki kayıtlı projeler şurada:
http://freedomsponsors.org/project/ Kayıt gireceğiniz proje bu listede yoksa hiç merak etmeyin dilediğiniz özgür yazılım projesini kolaylıkla kayıt edebiliyorsunuz.  Sitenin genel kullanımı çok kolay…

Sitede sponsorluk dışında, Kickstarter(topluluk fonlaması) özelliği de mevcut. Siteyi bu amaçla da kullanabilirsiniz. Site işleyiş maliyeti olarak sponsorluk ödemelerinden küçük bir komisyon almak dışında ek bir maliyet çıkarmıyor… Detayları siteden alabilirsiniz.

Çağrım iki taraflı, hem geliştirme isteyen kişiler ve şirketlere, hem de ek gelire ihtiyacı olan öğrencilere. Gelin bu platformda özgür yazılıma destek olun. Öğrenciler ve serbest çalışanlar siz de hem özgür yazılıma katkı verin, hem de  ek gelir kazanın!

Mutlu günler.

Konu dışı: LibreOffice’in resmi twitter hesabı açıldı, takip ediniz:
https://twitter.com/LibreOffice


LibreOffice Türkiye topluluğumuzun hesabını henüz takip etmediyseniz onu da takip ediniz:
https://twitter.com/LibreOfficeTurk