Kategoriler
Genel Pardus

Microsoft’un şeytani Secure Boot kelepçesinin tezahürü

Bazı tehlikeleri önceden bilsek de gerçekleşene kadar -ve hatta ucu bize değene kadar- bu tehlikeleri “sanal” sayar ve yüzleşmeyeceğimizi düşünürüz…

Secure Boot Bilgisayarınıza GNU/Linux, BSD veya başka bir işletim sistemi kurmanızı engelleyecek!
Secure Boot Bilgisayarınıza GNU/Linux, BSD veya başka bir işletim sistemi kurmanızı engelleyecek!

Secure Boot bir tehlikeydi ve Secure Boot özelliğine sahip Windows 8’li bilgisayarların raflarda yer almasıyla ülkemiz pazarında da esir bilgisayarları raflara koyarak hayatımıza maalesef girdi.

Secure Boot ne diye hatılatmak gerekirse, Secure Boot Microsoft’un Windows 8 için getirdiği “sözde” bir güvenlik gerekliliği olarak bilgisayar üreticilerine dayatılan bir kısıtlama. Bu kısıtlama ile özel anahtarlara sahip olmayan hiçbir işletim sistemini bilgisayarınıza kurup başlatamayacaksınız. Yani kişisel tercihinize saygı duyulmadan, size sunulanı dayatılanı alabileceksiniz. Özgür yazılım kuramayacaksınız! Tüketici tercihlerini geride bıraktım, hapisane dayatmasından farksız bir durum.

Bilgisayarlarınız sizindir ve bilgisaranıza ne dilerseniz onu kurma hakkınız vardır!

Bu sepeple secure boot’a karşı özgür ayzılım Vakfı 2011 yılında bir imza kampanyası başlatmıştı (henüz imzalamadıysanız mutlaka imzalayın), Özgür Ilgın günlüğünde yer vermişti biz de Özgürlükİçin ve Pardus-Linux.org‘da haber yapmıştık. Ayrıca ben de İmzalamayan bizden değildir demiştim.

Geçtiğimiz gün Google+’da Necmettin Betiger’in günlüğünde yazdığı “Windows 8 Güzel mi?” başlıklı yazısını gördüm ve okudum. Burada aldığı dizüstü bilgisayara “Kubuntu” kuramadığından bahsediyordur.

Bunu duyunca “Eyvah!” dedim, sanırım tehlike ile o an yüzleşmiştim ve artık o gerçekti. Benim de bir dizüstü bilgisayar almaya ihtiyacım var ve mağaza raflarındaki bilgisayarlar artık benim için alınamaz durumdalar.

Hadi ben seçici olacağım ve piyasadaki Secur Boot özelliği olmayan daha eski bir modeli bulmaya çalışacağım. Peki ya yarın?

Bilgisayarlarını özgür yazılımla tanıştıracak insanlar bunu maalesef gerçekleştiremeyecek.

Düşünsenize, bilgisayarınız var ve siz Linux/BSD veya başka bir işletim sistemi kuramıyorsunuz, sizi birileri kısıtlamış;

  • Kısıtlama sebebi: Güvenlik.
  • Bu kısıtlamayı yapan: Dünyanın en çok güvenlik zaafiyetine sahip işletim sistemini üreten şirket.
  • Kısıtladıkları ise: En güvenli işletim sistemleri.
  • Bu kısıtlama ne sağlıyor: Piyasada tekel gücü

Sizce bu mantıklı mı?

-Bazı dağıtımlar Microsoft ve diğer sayısal imza şirketleri ile çözümlere gitmekte- fakat bu kabul edilebilir değil. Hiçbir kimse bu şekilde bir kilit sahibi olmamalı.

Bu saatten sonra ne yapılabilir ki diye karamsarlığa kapılmadan, ne yapabileceğimizi düşünmek lazım. Secure Boot’un çok uzun süre böyle bir hegemonyayı sürdürebileceğini sanmıyorum. Bir şekilde çözülecek, fakat en önemlisi bu işin yasal olarak; tüketicilere haksızlık ve haksız rekabet olarak değerlendirilmesi ve bir daha böyle bir şeyi dayatmaya kalkışılmamasını sağlamak diye düşünüyorum.

Avrupa Komisyonu’nun rekabet davası sebebiyle Microsoft’a kestiği rekor ceza gibi Secure Boot’a karşı da bir ceza gelebilir diye umuyorum.

Ülkemizde de bu özelliğe karşı bir hukuksal girişim veya yasal bir düzenleme olsa keşke. Ben yine de fırsat bulduğumda, dilim döndüğünce bu Secure Boot hakkında, Rekabet Kurumu‘na ve diğer mercilere yazılı şikayette bulunacağım. Size de öneririm.

Mutlu günler.

Kategoriler
Genel

Delik Kalorifer Peteğini Tamir Etmek

Madem çok kişi yazmıyor gezegene ve madem özgür yazılım ve Linux dışı yazmak istisna değil normal olmuş  ve hatta …. serisine geçiş de yapılmış ise ben de kalorifer peteği nasıl tamir edilir onu yazayım…

Çoğumuz yeni evlerde oturmuyoruz. Eski evler ve eski tesisatın ara ara sorunları olmakta. Bunların en can sıkıcılarından biri kalorifer radyatörünüzün peteğinin delinmesi… Sadece eski evlerde değil bir kaç yıllık radyatörlerde de yaşanabiliyormuş bu sorun…

Bizim evin yaklaşık 20 yıllık tesisatı ile ilgili korktuğum olaylardan biriydi bu. Kışın sıcak su ve yüksek basınç yorulmuş metalin en zayıf yerinden peteği delerek kendini dışarı atabiliyor…

Neyse sonunda bu olay bizim de başımıza geldi. Banyodaki kalorifer peteğinden su damlaları akmaya başladı, ara ara boru giriş yerlerinden su atardı fakat kalorifer suyundaki o pislik o delikleri tıkardı bir şekilde, bekledim devam etti. Anladım ki bu diğerleri gibi değil zor bir iş bizi bekliyor.

Bu durumda yapılacak iki şey var;

1. Tesisatçı çağırmak, petek değişecek vs… Hem maliyet hem ev sahibine dert yan hem de inşaat bir sürü…
2. Kendi göbeğini kesmek, bir şekilde ilerleyen fennin mucizelerinden yararlanmak. Bir şekilde bir pratik çözümü olmalı…

Tabi ben ikincisini seçtim, neticede tamirat tadilat,  hata çözme ilgi alanım. Araştırmaya başladım. Tahminimce endüstri tipi bir yapıştırıcı olmalıydı. Doğruca iş çıkışı Cevahir’deki Koçtaş’a gittim. İş çıkışı muhitteki hırdavatçılar açık olsaydı onlara giderdim, çok daha zevkli oluyor o türlüsü.

Neyse yapışkanların reyonunu bulunca, Bison Epoxy Repair – Aqua ürünü gözüme çarptı. Tam benim aradığım şey gibiydi. Arkasını okudum, delik radyatör tamiri de yazıyordu, emin olayım diye teknik elemana sordum; “Tam senlik” dedi. Eyvallah dedim evin yolunu tuttum…

Eve geldiğimde deliği temizlemek için biraz kurcalarken delik biraz büyüdü ve damlama, enjektörden fışkırmaya döndü. Radyatörün gelen ve giden su vanalarını kapattım, delikten suyun boşalıp su basıncı ile uğraşmadan yapıştırıcıyı uygulamak niyetimdi. Bekledim, bekledim bekledi, basınç biraz azalsa da su kesilmedi… Kapalı devre sistem olmasını bilmeme rağmen giden su vanasını açayım belki peteğin suyu boşalır dedim, o da işe yaramadı. Çünkü devri daimi sağlamak için belli bir su basıncı olduğundan, giden su borusundan da  içeri su giriyordu.

Tahmin ettiğim kalorifer radyatörünün vanasının suyu tam kesemediğiydi. Yanılmamışım da. 1,5 gün geçince sıkıldım, kaçan su basıncı da iyice düşmüşken, yapıştırayım dedim. Kağıt zımparamı bulamayınca, tornavida ucu ile zımparalayayım dedim, -siz sakın yapmayın- tornavida ile sızıntı deliğini iyice deldim. Durum iyice kötüleşmişti…

Neyse, zor durumlarda daha makul çözümlere zorlandığımızdan, bir önceki akşam yüksek basınçlı su ile imtihanım sonucu uygulayamadığı yapıştırıcıdan ders alarak yapıştırmaya başladım. Ama önce epoksi yapıştırıcının nasıl uygulandığını anlatmakta fayda var.

Epoksi yapıştırıcı - Tüp normalde dolu, kalan bu kadar
Epoksi yapıştırıcı – Fiyatı: 16 TL*  Tüp normalde dolu, deneme yanılmalarımdan ve tadialttan sonra kalan bu kadar

Epoksi yapıştırıcdan, kullanacağınız kadarını kesin, ve tek renk olana kadar yoğurun. Sonra da yapıştırmak istediğiniz yere bastırın. Sertleşene kadar bekleyin ve 10 dakika sonra şekillendirin. Kısa sürede çelik sertliğinde ve 24 saat sonra zımparalanabilir bir hale gelecek.

Eğer kalorifer radyatörünüzün vanası normal çalışıyorsa işiniz kolay. Vanaları kapatın, kaloriferden suyun boşalmasını bekleyin, deliğin büyüklüğüne göre 1 gün civarı sürecektir.  Yapıştıracağınız yeri zımparalı ve temiz bir getirin Su kesildiğinde epoksi yapıştırıcıyı tarif edildiği gibi hazırlayın ve bastırarak yapıştırın. Tavsiyem öncesinde yapıştırıcının bir kısmını macun çeker gibi bir iki kat çekmenizdir. Neyse, bu senaryoda iş kolay olduğundan gerisi kolay. Biraz bekleyin şekillendirin, kurusun sonra da ertesi gün zımparalayıp boyayın.



Gelelim benim durumuma yani kötü senaryoya; Durdurulamayan sızıntı, büyüyen delik ve basınçlı yağlı kalorifer suyu. Bu şekilde yapıştırmak imkansız gibiydi. İlk denemelerimde ne kadar bastırsam da su bir şekilde kaçmayı başardı ve biriken basınç ile püskürüp ortalığı mahvetti. Tabi ben deliği büyütmeseydim böyle olmayacaktı…

Ben de faklı bir taktik izledim, yukarıdaki tavsiyedeki gibi, ince ince macun çeker gibi epoksi yapıştırıcıyı uygulamaya başladım, üçüncü kata geldiğimde su zorluyor ve delik açıyordu ama artık kolay olmuyordu bu. Açılan deliğin yanında kalorifer demiri yerine biraz sertleşmiş epoksi katmanı olduğundan ölümcül vuruşu yapmam daha kolay oldu, bir kalın katman daha, epeyce bastırdım ve bekledim ve su kesilmiş gibiydi. Peşine de biraz daha kalın bir baş parmak büyüklüğünde epoksi yapıştırıcı ile bitirişi yaptım. Kenarları iyice bastırarak epoksinin tam yapışmış olduğundan emin oldum, açılmasın diye iyice uçlarını bastırarak kapattım. Sonuç müthiş oldu. Bir tek boyası kaldı:

Epoksi yapıştırıcı ile kapatılmış kalörifer iptek deliği
Epoksi yapıştırıcı ile kapatılmış kalörifer petek deliği artanı da kenara köşeye sürdüm. Bir tek boyası kaldı.

Sabah baktığımda çelik gibiydi. Bilginiz olsun, bu yapıştırıcı özellikle ıslak yüzeylerde çok etkili.

Bilginize olsun, bir gün lazım olur.

*Koçtaş fiyatı. Aynısı Topkapı’da 3 TL diyenler 🙂

Kategoriler
Genel

LibreOffice Takvimi

TDF gezegeninde 2013 için hazırlanmış bir LibreOffice takvimi gördüm. Kaynak çizim dosyasının da verilmesinin güzelliğiyle Türkçeye çevirdim. Özgün takvim hafta numaralı ve hafta numarasız olarak iki farklı şekilde hazırlanmış. Ben daha işlevsel olduğundan hafta numaralı olanı çevirdim.

Takvimin kurulum talimatı çok kolay. Aşağıdaki bağlantılardan PDF veya ODG çizim dosyasını indirdikten sonra;

LibreOffice 2013 Haftalı Takvim: -> ODG kaynak çizim dosyası
LibreOffice 2013 Haftalı Takvim: -> PDF dosyası

  • Takvimi kağıda, kart kağıdına veya kartona yazdırın. (Kağıda yazdırıp kartona da yapıştırabilirsiniz.)
  • İşaretli yerlerden katlayın
  • Üçgen bir form oluşturmak için alt ve üst kısımları bantla yapıştırın.
  • Keyifle bakın!
LibreOffice 2013 Takvimi
LibreOffice 2013 Takvimi

Ee malum kaynak çizim dosyası ve lisansı imkan verdiğinden*, dilerseniz bu çalışma üzerine değişiklik yapabilir ve kendi takviminizi oluşturabilirsiniz. Mesela boş alanlara sevdiklerinizin resmini koyabilirsiniz 🙂

Mutlu yıllar 🙂

Ekleme:

Sevgili Emel Aktaş yaptığı takvimi paylaştı

LibreOffice Takviminin Yapılmış Hali
LibreOffice Takviminin Yapılmış Hali

 

Kategoriler
Genel

LibreOffice Test Maratonu 14 – 19 Aralık

LibreOffice’in  kararlı sürümü Şubat 2013’te çıkması planlan 4 serisi ile ilgili çalışmalar hızlıca ilerlemekte. Yoğun geliştirmenin yanında, harika bir ürün ortaya koymak için iyi bir test ve kalite güvencesi politikası gerekmekte. Bu nedenle LibreOffice Kalite Güvencesi(QA) ekibi 14- 16 Aralık tarihleri arasında bir Test Maratonu düzenliyor.

LibreOffice Test Maratonu 2012
LibreOffice Test Maratonu 2012

Maratonla ilgili wiki sayfasını Türkçeye çevirdim. Umarım Türkiye’den de bu maratona katkı verebiliriz, biz de varız der, eğlenceye katılabiliriz diye düşünüyorum. İngilizce bilmeyen veya kendini iyi ifade edemeyeceğini düşünen arkadaşlar hata bildirimlerini LibreOffice Türkiye forumlarundaki bu başlık altından yapabilirler.

Bizim Türkçe özelinde en önemli bileşenimiz Zemberek, bu nedenle Test Maratonunda Zemberek ile ilgili testleri yaparsak çok güzel olur.

LibreOffice’e test ve kalite güvencesi konusunda katkı verebilecek herkese açık çağrımdır. Özellikle yazılım ve ilgili bölümlerde okuyan genç arkadaşlar için hem çok güzel bir pratik hem de LibreOffice geliştiricisi olmak için güzel bir ısınma haftası olacağını düşünüyorum. Sadece kullanmak yetmez, gelişimine de olabildiğince katılmak lazım LibreOffice’in!

Dileğim o ki 2013 yılında LibreOffice’e Türkiye’den kod katkısı veren özgür yazılım sevdalısı arkadaşların sayısı artsın.

Bu yıl bildiğim:

Gökçen Eraslan: PDF Dışa Aktarmaya Sayısal İmza Desteği
Efe Gürkan Yalaman: Varsayılan para birimin YTL’den TL’ye değiştirilmesi

konularında kod katkısı vermiş medar-ı iftiharlarımız oldu 🙂

Haydi gençler!

Konuya dönersek:

Çevirdiğim Türkçe “Test Maratonu maddesi” (elbette güncellenecek düzeltilecek vs):

http://wiki.documentfoundation.org/QA/Test_Marathon_LibreOffice_4.0/tr

Özgün Test Maratonu maddesi:

http://wiki.documentfoundation.org/QA/Test_Marathon_LibreOffice_4.0

Bibisect ve Ubuntu Paketleri ile ilgili önemli bir yazı: http://skyfromme.wordpress.com/2012/12/12/libreoffice-test-marathon-bibisect-4-0-and-ubuntu-packages/

Forum Başlığımız: http://forum.libreoffice.org.tr/viewtopic.php?f=18&t=249

Mutlu günler.

Kategoriler
Genel

Sonunda gittik: İstanbul Arkeoloji Müzeleri

Not: Bu yazıya gelen ziyaretçilerin “Arkeoloji müzesi ödev” şekline arama sorgularıyla geldiğini görüyorum. Tamam siz ödevi bitirmek için geç kaldıysanız buradan faydalanıp ödevinizi yapın, yetiştirin, ama zamanınız varsa lütfenİstanbul Arkeoloji Müzelerine gidin ve görün. Zamanınız kalmamış son akşam bu ödevi yapıyorsanız da ödevi bitirdikten sonra ilk fırsatta gidin. Samimi şekilde söylüyorum, çok güzel gerçekten, kendinize bir iyilik yapın gidin. Dönüşte de Sultanahmet’te veya Hoca Paşa’da köfte yiyin, Gülhaneye aşağı Sirkeci’den Eminönü’ne kadar geze geze inin. Vaktinizi güzel şeylere harcayın. Tadını çıkarın 😉

Onca yıl Beyazıt’da okuyup ta İstanbul Arkeoloji Müzelerine gitmemek… Çok sıradışı değil, sanıyorum ki benim gibi binlerce öğrenci o Gülhane yollarından geçip bu müzelere gitmemiştir…

Bugün ne iyi ki bu müzeye gidip de gördük. Bunca zaman gitmemiş olmanın utancıyla da olsa bu geziyi kısaca günlüğüme not etmek istedim. Keşke bundan 10 önce gitseymişim. Veya lisede okul gezisinde Sultanahmet – Topkapı’nın yanına vaktimiz olsaymış da gitseymişiz.

Sultanahmet – Topkapı – Ayasofya ve de Yerebatan sarnıcı arasında insanın burayı atlaması doğal. hem de günü birlik gezilerde o yorgunlukla Türk insanı hayatta çekmez arkeoloji tantanasını…. Siz siz olun en azından 2 saatinizi ayırıp girin bu güzel müzeye…

Londra’ya gidip British Museum’da aaa diye ağız açıyorken İstanbul Arkeoloji Müzelerini bu kadar geç görmekten çok hicap duydum…

Müze Hakkında

İstanbul Arkeoloji Müzeleri Ana Bina
İstanbul Arkeoloji Müzeleri Ana Bina – Etkileyici değil mi? Sanki Türkiye değil burası…

Müze, Türkiye’nin ilk müzesi, kurucusu Osman Hamdi Bey(Kaplumbağa Terbiyecisi). Müze hakkında hem vikipedi sayfasında hem de müzenin kendi sitesinde detaylı bilgi mevcut. Yapı olarak da muhteşem bir görünüşe sahip olan müze, zamanında İmparatorluk Müzesi olarak kurulmuş.

Müze içerik olarak çok ama çok zengin.

  • Şark Eserleri
  • Arkeoloji Müzesi
  • Çinili Köşk Müzesi

olarak üç bölümden oluşmakta.

Ulaşım ise çok kolay. Müze Gülhane Parkı’nın ve Topkapı Sarayı’nın arasında bulunmakta. Gülhane Parkı’nın girişinde sağa ayrılan yol ile ulaşılabildiği gibi, Topkapı Sarayının önündeki bahçeden de aşağı sola kıvrılan yol ile erişmek mümkün. Sitesindeki ulaşım bölümünde kroki var ama nasıl bir yolu takip edeceğiniz yazmamış. Bence bu çok önemli çünkü bilindiği üzere tarihi yarımadanın sokakları biraz karışıktır.

Bir önemli eksik de bunca kişinin geçtiği Alemdar Caddesinde bu müzeye ait bir adet işaret levhasının olmayışı. Onca sene geçtim o yoldan levhasını görmedim. Levha bir tek Gülhane parkının girişinde, orada da ana yola odaklanmışsanız görmeniz imkansız. En kolayı Gülhane Parkına girin ve sağa doğru kıvrılın.

Giriş ücreti 10 TL. Müzekartınız varsa ek bir ücret ödemeden girebilirsiniz. Müzekartınız yoksa kapıda alabilirsiniz. Zaten, Topkapı, Ayasofya’ya da girerseniz Müzekart maliyeti üzerine tasarrufa bile geçersiniz. Muhakkak Müzekart alın.




Şark Eserleri Müzesi:

Eski Şark Eserleri Müzesi
Eski Şark Eserleri Müzesi

Bu müzeyi çok sevdim. içerisinde;

Eski Mısır eserleri: Yazıtlar mumyalar heykeller hatta mini sfenks bile mevcut.

Güney Mezopotamya, Mezopotamya, Babil, Arap yarımadasına ait eserler mevcut. Bu eserlerden kapı aslanları vb eserlerin kısımlarını British Museum’da görmüştüm.

Öne çıkan eserler: Arami yazıtlı güneş saati, Mısır mumyaları, Adap Kralı Lugal Dalu’nun heykeli, Kadeş Antlaşması (tarihteki ilk yazılı antlaşmadır) Boğazköy sfenksi Kapı aslanı Hammurabi Kanunları gibi birçok çivi yazıtı mevcut.

Çocukluğumdan hevesim Mumya görmekti. Türkiye’de de olduğunu sanmıyordum, fakat bu müzede mumyaları görünce şaşırdım doğrusu. Hem kabıyla hem de mumyasıyla gayet iyi durumda eserler mevcut.

Şark Eserleri Müzesindeki Mumyalar
Şark Eserleri Müzesindeki Mumyalar

Benim gezmekten en çok sevk aldığım yer burası oldu.

Arkeoloji Müzesi:

Girişte bizi karşılayan heykel
Girişte bizi karşılayan heykel

Ana müze. Bu müzede muazzam eserler bulunmakta. Özellikle lahitler konusunda sanırım dünyanın en zengin müzesi. Öyle ki bahçesinde yağmura kara bırakılmış lahitlerle bile İngilizler 4 tane müze yapar. O derece. Ayrıca içeride muazzam heykeller bulunmakta. Müzenin en etkileyici eseri, İskender Lahti. Çok muazzam büyüklükte(sanırım dünyanın en büyük lahtiymiş) üzerindeki işlemeler o kadar detaylı ki… Ayrıca sadece beyaz değil, kırmızı mermer veya bir boya kullanılmış, bu sayede kan temsilleri çok etkileyici. Müzenin en önde gelen eseri için sadece bir resmin yetmeyeceğini ve gitme durumu olmayanların da görmeleri için bir video çekmenin faydalı olacağı düşüncesiyle ben de küçük bir kayıt yaptım ve youtube.com sitesine yükledim. Ne yazık ki Canon EOS 500 makinem’in hafıza kartını evde unuttuğum için bu fotoğraflar ve çekimleri eşimin cep telefonuyla yaptım.

http://youtu.be/-j_eHKH_Prw

Eserle ilgili detaylı bilgiyi şu sayfadan edinebilirsiniz: http://www.istanbularkeoloji.gov.tr/web/14-51-1-1/muze_-_tr/koleksiyonlar/arkeoloji_muzesi_eserler/iskender_lahdi

Ayrıca bu bölümde de bir kaç mumya değişik biçimlerde sunulmakta. Bir tanesi zeminin altına yapılmış cam bölmedeydi, üzerinden yürürken fark ettiğinizde korkmamanız elde değildi doğrusu. Bu mumyayı çekemedim. Hem de gidenlere sürpriz olsun.

Ne Krallar Gördü Bu Topraklar!
Ne Krallar Gördü Bu Topraklar!

Aşağıda Lika bölgesinden bir lahit görebilirsiniz. Bu lahitten yüzlercesi Olimpos ve Kekova’da arazide bulunmakta.

Likya Bölgesinden Bir Lahit
Likya Bölgesinden Bir Lahit
İşçilik Muazzam
İşçilik Muazzam
Sidon - Günümüz Lübnan'ından mezarlar
Sidon – Günümüz Lübnanı’ndan mezarlar

Arkeoloji müzesi gerçekten çok fazla esere sahip. Heykellerin olduğu kısım bakımda olduğundan o kısmı göremedik. Ama şunu söyleyeyim ki, eserler zengin bir kumaşçı dükkanındaki kumaş topları gibi ortaya serilmiş. Çok fazla eser var ve bu eserler doğal sit alanlarındakilerin sadece bir kısmı. Bu kadar çok eserden gavurlar 5 müze çıkarırdı doğrusu.

Müzenin genelinde olan bir eksiklik ise, eserlerin tanıtım kartlarının yetersizliğiydi, bazı eserlerde tanıtım kartı yoktu. Yurt dışındaki müzelerde tanıtım kartları eserle ilgili bilimsel bilgi vermenin dışında bizim gibi sıradan ziyaretçileri bilgilendirecek detaylı içeriğe sahiplerdi. Hikayesi, geçmişi neden önemli olduğu gibi bilgilerin eksikliği çok fazla. Tabi böyle olunca eserleri gezmek ister istemez biraz sıkıcı oluyor. Bu bence çok önemli bir eksiklik. Tabi konunun özü tanıtım. Konuya ilk girişimde bahsettiğim üzere müzenin yolunu bulmak zor, esere mi kaldık dememeliyiz. Müze ve eserler çok daha iyi tanıtılmalılar.

Sadece bina önünde değil, ön bahçe de de çok fazla eser mevcut
Sadece bina önünde değil, ön bahçede de çok fazla eser mevcut

Çinili Köşk Müzesi:

Çinili Köş Müzesi muazzam çini eserleri barındırmakta
Çinili Köş Müzesi muazzam çini eserleri barındırmakta

Çinili Köşk önceleri adı üzerinde köşk imiş. Sonradan müze olmuş. Yapının kendi içindeki harikulade çinileri ile birlikte Selçuklu ve Osmanlı Çinileri sergilenmekte. Ayrıca Osman Hamdi Bey’in resimleri de mevcut. Beni en çok etkileyen eser, çinili ve kabartmalı çeşme oldu. Fotoğrafta görünmeyebilir ama Tavus Kuşu sanki 3 boyutlu gibiydi:

Tavus Kuşu Çeşme
Tavus Kuşu Çeşme

Kapanış

Müze muazzam. Mutlaka gidip görmelisiniz. Gülhane Tramvay durağından inin ve Gülhane Parkı girişinden dosdoğru müzeye gidin. Bu müze İngiltere’de olsa, kapısında insanlar girmeye sıra bekler. O derece muazzam eserler mevcut. Bizde ise tanıtım eksikliğinden müze ne yazık ki çok sakin.

Eserler ve müze hakkındaki bilgilere müzenin sitesinden ulaşabilirsiniz. 

Sanattan pek anlamayan biri olarak bu ikinci yazım daha oldu. Diğeri şurada.

Kültür sanat saatimizin sonuna geldik.

Mutlu günler.

Not: Her geziden sonra yazayım diye sonraya bırakıyordum. Hiç yazamadım. Demek ki sıcağı sıcağına yazmazsak olmuyormuş.

Kategoriler
Genel Pardus

E-posta listesi arşivleri erişime engellenir mi!

Böyle bir şey olabilir mi! Bu kadar da saçma yasak olur mu!

Oluyormuş demek ki!

Bu sabah LibreOffice l10n(yerelleştirme) global e-posta listesini Mail-archive.com.com bağlantısı üzerinden açayım dedim. Genelde düz liste arşivi okurum(http://listarchives.libreoffice.org/global/l10n/ bir de Gmane var… Her neyse, http://www.mail-archive.com/l10n@global.libreoffice.org/ adresinde gördüğüm şuydu:

http://www.mail-archive.com sitesi sansürlenmiş http://www.mail-archive.com/l10n@global.libreoffice.org/ adresinin 05.06.2012 tarihli görüntüsü
http://www.mail-archive.com sitesi sansürlenmiş http://www.mail-archive.com/l10n@global.libreoffice.org/ adresinin 05.06.2012 tarihli görüntüsü

Belli ki epeydir yasaklı bu site, mahkeme kararı 2010 tarihli… Evde daha farklı yollarla engelleri aştığım için bugüne kadar gözüme gelmemiş. Çok şaşırdım. Aklım mantığım almadı bu yasağı…

Halka açık e-posta listelerinin arşivini tutan bir siteyi kim nasıl bir kafayla yasaklar. Ne fayda bekler anlamak mümkün değil. Yahu be adam bu yazışmalar zaten e-postalarla devam ediyor. Türkiye dışında da herkes okuyor! Sen liste arşivini yasaklamakla ne elde edeceksin!

Bu yasakların saçmalıklarını binlerce sayfa yazabilir insan…

Yani öyle de saçma bir şey ki… Şimdi işi gücü bırakıp savcılığa veya bilmediğim başka bir kuruma yasak kaldırmak için itiraz mı etmeliyiz. Böyle mi olmalı modern dünyada işler… “Otostopçu’nun Galaksi Rehberi”nde hicvedilen bürokrasi, gerçekte günden güne hayatımızı kısıtlamakta… Savcı yasaklayın demiş…. Peh…! Madalyayı haketmiş canım…! Bu kararıyla hukukta yeni bir çığır açtı!

Ama faydası yok. En iyisi bu sansürcü kafaya “Oğlum Bak Git” demek.

Bu yazı da benim internet sansürüne ilk “Oğlum Bak Git”im değil. Ama daha yüksek sesle söylüyorum artık…

Kategoriler
Genel

Kitap Tanıtımı 2: “Kaç Yıl Oldu?” 2011 ve 2012

(-Bir pazar günü daha kültür-sanat köşemizle birlikteyiz…)

Karikatürü ve mizahı severim. Ortaokul yıllarından bu yana hep en büyük eğlencelerimden biri olmuştur mizah dergileri. Mizah dergileri içerisinde son yıllarda Uykusuz Dergisi’ni takip etmekteyim. Her hafta, aldığım dergiyle biraz eğlenir biraz da düşünürüm. Hem gülerim hem düşünürüm, vay halime…!

Uykusuz Dergisi’nde Umut Sarıkaya dışında çok sevdiğim köşelerden biri de Fırat Budacı‘nın hazırladığı “Kaç Yıl Oldu?” isimli köşe. İç 2. sayfada yer alan bu köşe birçoklarının dikkaini çekmemiş olabilir, ama yıllardır bakar ve vay(-yerine göre de vah) be der gülerim…

Toplumsal hafızamızın çok zayıf olduğu aşikar. Çok enterasan olaylar, talihsiz söylemler -asla unutulmayacakken günlerimizden geçip gidiyor… İşte tam da burada ihtiyacımız olan “Hafıza Defterini” Fırat Budacı bize “Kaç Yıl Oldu?” diyerek sunmakta… Bu haftaki sayıda yine vurucu bir köşe olduğunu söyleyerek, bu haftadan bir adet olmak üzere geçmiş sayılardan bazı örnekler verelim:

– İzzet Yıldızhan, “Sabahın Sedası” programında, hamilelik koçu Ayşe Öner’in gözetiminde oyuncak bir bebeğin altını değiştirirken “G.tünü yerim ben onun!” diyeli 1 yıl..

– Tayyip Erdoğan, Bingöl’de yaptığı miting’de kalabalığa “Diyarbakır… Diyarbakııııır… Cevap vermiyorsunuz Diyarbakır…” diye sesleneli 1 yıl…

– Yapımcı Türker İnanoğlu “Ne oynayacağım Senaryoya bakayım” diyen Nuri Alço’ya “Senaryo falan yok. Karı pazarlayan, uyuşturucu satan, pezevenk bir adamı oynayacaksın” cevabını vereli 28 yıl…

– Dalyan Caretta Caretta Kültür ve Turizm Festivali’nde ”Buradaki kurbağaları herkes biliyor” diyen İbrahim Tatlıses saz arkadaşı tarafından “Kurbağa değil caretta caretta” diye uyarılınca ”Bırak, sen de sosyete olmuşsun.” cevabını vereli 7 yıl…

– Dönemin İstanbul Valisi Muammer Güler, yoğun kar yağışı karşısında ”Bizim planımız ABC planı değil; H planı. Yani ”Hepimizin planı” açıklamasıyla İstanbullulara duygusal anlar yaşatalı 8 yıl..

– Murat Kekilli, albümüne verdiği “Yedialtı” adının anlamı sorulunca, “Bu toplum henüz bunu öğrenmeye hazır değil! “cevabını vereli 8 yıl…

– David Copperfield’in gösteri sırasında sahneye çıkarak yok ettiği Atilla Taş, geri döner dönmez nasıl kaybolduğunu açıklayarak şovu yok edeli 12 yıl…

– Pink Floyd, “The Wall” albümleri ile yaptıkları katkı nedeniyle, İngiliz Milli Tuğla Dağıtıcıları Birliği tarafından şeref listesine alınalı 20 yıl…

– Melih Gökçek Kızılay Meydanı’na dev bir disko topu astıralı 8 yıl…

Melih Gökçek demişken, her daim gündemdeki zat-ı muhteşem için Fırat Budacı 17 Mayıs tarihli Uykusuz Dergi’sinde “Melih Gökçek ve Hayvan Sevgisi” konulu özel bir sayı hazırlamıştı. Tam köşeyi aktarıyorum. Sıkı durun:

– Melih Gökçek, katıldığı bir programda kedi kostümü giymiş iki dansçıyla misket havası oynayalı 1 yıl..

– Melih Gökçek, Güven Park’a omzunda belediyenin logosu olan devasa boyutlarda şişme bir goril yerleştireli 2 yıl…

– Melih Gökçek, “Ankara’yı temsil eden 3 hayvan vardır. Bunlar tavşan, keçi ve kedi” diyeli 2 yıl…

– Melih Gökçek, Ankara kedisini logo olarak neden seçtiklerini anlatmak için 3 yavru Van kedisiyle canlı yayına katılalı 2 yıl…

– Ellerinde tabanca ve tüfeklerle dolaşarak sokak hayvanlarını katleden Ankara Büyükşehir belediyesi itlaf ekipleri polisler tarafından gözaltına alınalı 4 yıl…

– Melik Gökçek, bütün hayvanların kumaştan veya peluştan yapılmış maketlerinin bulunduğu 30 bin metrekarelik ‘peluş hayvanat bahçesi’ için 5126 adet ‘ses çıkaran maket hayvan’ ihalesi açalı 7 yıl…

– Peluş hayvanlarla yetinmeyen Melih Gökçek, ‘Dinazor grubu satın alınacaktır’ ibares,ye ‘1 takım’ maket dinazor için ihale ilanı vereli 7 yıl…

– Melih Gökçek, yurtdışından ithal edeceği 1000 adet bronz keçi heykeliyle kenti donatacağını söyleyeli tam 12 yıl olmuş.

İşte böylesi unutulmuş, atlanmış veya kanıksanmış “anomalileri” hatırlatan Fırat Budacı, bu köşesini kitaplaştırarak iki yıldır yayınlamakta: “Kaç Yıl Oldu 2011” ve “Kaç Yıl Oldu 2012”. Epeyce vakittir Uykusuz alsam da, bu iki kitabı alışveriş listeme ekledim. Eğer gülmeyi seviyorsanız(sevmiyorsanız doktora görünün) bu iki kitabı size şiddetle öneririm. Fiyatları, neredeyse bedava. İdefix’te KYO 2011 6,38 TL (KDV Dahil), KYO 2012 ise sadece 7,65 TL (KDV Dahil) özel fiyatlarıyla satılmakta. Vereceğiniz bu paranın bin katı güleceğinize eminim 🙂

Kaç Yıl Oldu? 2011
Kaç Yıl Oldu? 2011 - Etiket Fiyatı 7,50 TL (KDV Dahil)
Kaç Yıl Oldu? 2012
Kaç Yıl Oldu? 2012 - Etiket Fiyatı 9,00 TL (KDV Dahil)

Bunların yanı sıra, Fırat Budacı’nın Uykusuz Dergisi’nde “Bir Şeyler Duydum” ve “Kendimi Durduracak Değilim” adında iki güzel köşesi daha bulunmakta. “Kendimi Durduracak Değilim” köşesinin serisi de ayrıca Kitap olarak da basılmış. İlgilisine duyrulur 🙂

Mutlu günler.

Kategoriler
Genel Pardus

İmzalamayan Bizden Değildir: Secure Boot’a Karşı Duruyoruz!

Secure Boot Bilgisayarınıza GNU/Linux BSD veya başka bir işletim sistemi kurmanızı engelleyecek!
Secure Boot Bilgisayarınıza GNU/Linux, BSD veya başka bir işletim sistemi kurmanızı engelleyecek!

Geçtiğimiz yıl çıkan, Windows 8’in hayatımıza sokacağı “Secure Boot” saçmalığına karşı FSF(Özgür Yazılım Vakfı) tarafından bir imza kampanyası başlatılmıştı.  Şu adresteki bildiriyi sevgili Özgür Ilgın çevirmiş ve Açık Günlük adlı günlüğünde yayımlamıştı.

Bu bildiriyi, PLO ve Özgürlükİçin sitesinde haber yapıp yayımlamış, üyelerimizi destek vermeye çağırmıştık…

Bugün ortalarda dolaşan, Fedora’nın Secure Boot nedeniyle Micrsoft’tan imza sağlamak için Verisign gibi bir şirkete USD.99 gibi bir tutar ödeyeceği yönündeki senaryoları görünce, tehlikenin ciddiyetini tekrar hatırlatmak istedim. http://mjg59.dreamwidth.org/12368.html

FSF’nin bildirisini lütfen imzalayalım. Metnin çevirisini de aşağıya kopyalıyorum:

Özgür Yazılım Kurma Özgürlüğünüz İçin Ayağa Kalkın

Microsoft, makinelerini “Windows 8′e uygunluk” logosu ile satmak isteyen bilgisayar üreticilerinin “Güvenli Başlatma” adı verlen önlemleri uygulaması gerektiğini duyurdu. Ama bu teknolinin ismine yakışır biçimde mi olacağı yoksa “Kısıtlı Başlatma” adını mı alacağı henüz muallaktadır.

Tam olarak uygulandığında “Güvenli başlatma”, bilgisarın açılış esnasında yetkilendirilmemiş programların çalışmasını engelleyerek zararlı yazılımlara karşı koruma amacıyla tasarlanmıştır.Pratikte bu da demek oluyor ki bu önlemleri uygulayan bilgisayarlar başlangıçta onaylı olup da tekrar onaylanmadan değiştirilmiş sistemler de dahil olmak üzere yetkilendirilmemiş işletim sistemlerini çalıştırmayacaktır.

Kullanıcı, kendisi tarafından yazılan, kendisi tarafından veya güvendiği kişiler tarafından değiştirilen programları yetkilendirebildiği taktirde bu özellik ismine layık olabilir. Ama Microsoft’un ve donanım üreticilerinin bu başlatma kısıtlamalarını kullanıcıların windowstan başka işletim sistemlerini kullanmasını engellemek için kullanmasından endişediyoruz. Bu durumda bu şartlar bilgisayar kullanıcıları için felaket kısıtlamalar anlamına geleceği için bu teknoloji’ye güvenlik özelliği oladığı için “Kısıtlı Başlatma” adını vermek daha doğru olur.

Lütfen hükümetlere, bilgisayar üreticilerine ve Microsoft’a bu özgürlüğü önemsediğinizi ve korumak için çalışacağınızı göstermek isminizi aşağıdaki bildiriye ekleyin.

Biz aşağıda imzası bulunanlar UEFI’nin sözde “Güvenli başlatma” tekonolojisini uygulayan bilgisayar üreticilerini bunu özgür işletim sistemlerinin kurulmasına olanak verecek biçimde yapmaya davet ediyoruz. Kullanıcının özgürlüğüne saygı gösterip kullanıcı güvenliğini gerçekten korumak için üreticiler ya bilgisayar kullanıcılarının başlatma kısıtlamalarını devreden çıkarmasına izin vermeli ya da onlara diledikleri özgür işletim sistemini kurup çalıştırabilecekleri kesin bir yöntem bulmalıdır. Kullanıcıları bu elzem özgürlüklerinden ayıran bilgisayarları ne satın alacağımıza ne de kimseye önereceğimize ve topluluğumuzdaki insanları böyle hapisaneleştirilmiş sistemlerden kaçınmaya etkin bir biçimde teşvik edeceğimize söz veririz.

Bildiriyi imzalamak için aşağıdaki adrese gidebilirsiniz:
http://www.fsf.org/campaigns/secure-boot-vs-restricted-boot/statement

————————–

Bilgisayarlarımızın Microsoft’a ait olmadığını, ücretiyle satın aldığımız ve üzerine istediğimiz şeyi kurma özgürlüğümüz olan eşyalarımız olduklarını unutmayalım!

Lütfen bu bildiriyi imzalayınız!

Kategoriler
Genel Pardus

Yazıcınız yok mu? Olmasın, Dosyaya Yazdırın!

Herkesin bir yazıcısı olmayabilir. Mesela benim evde bir yazıcım yok, olsun istiyorum ama hem boyut hem doldurulabilir kartuş hem de GNU/Linux uyumu, hem de tarayıcısı olsun derken, hep sonraya atıyorum.

Bunlar benim nedenlerim, bunların dışında genel nedenlerden; bir yazıcıya devamlı ihtiyacımızın olmaması ve maddi imkansızlıkları sayabilirim…

Kullanımınızda bir yazıcınız olmayabilir, ama birşeyleri yazdırma ihtiyacınız olursa; yazdıracağınız belge bir ofis belgesiyse, sorun yok, resimse sorun yok yani karşı tarafın bilgisayarında açılabilir bir belgeyse özetle sorun yok… Peki ya yazdıracağınız şey bir internet sayfasıysa… Örneğin bir makale, arşivlemek istediğiniz bir sayfa, bir ilan sayfası, işyerinde sunumunuzda kullanacağınız bir sayfa, çevrimdışıyken ihtiyacınız olan bir sayfa, mesela satın aldığınız ürünün e-faturası veya aldığınız bir biletse?

Son saydıklarımla ilgili sanırım sorun yaşamayacaksınızdır, nedeniyse çoğu ulaşım şirketi veya satıcının işleminizle ilgili dökümü PDF olarak da indirebilmenize imkan tanıması. Elbette bunu sağlamayanlar da mevcut. Neyse uzatmadan böyle bir ihtiyaçta yapabileceğiniz şeyleri sayalım:

1- Sayfanın ekran görüntüsü almak(PrintScreen veya Fn+PrintScreen tuş kombinasyonu): Çok amatör, sınırlı bir görüntü, bir işinize yaramaz 🙂

2- Sayfanın içeriğini kopyalayıp Kelime İşlemciye Yapıştırmak: Yine amatörce. Dinamik içerik, resimler gibi şeyler internet bağlantısı olmadan açılmayabilir. Ayrıca bu alacağınız belgenin gerçekten o sayfadan alınmış olduğuna dair bir emare olmayınca, bir toplantıda bu elinizdeki döküm pek de ciddiye alınmaz.

3- Sayfayı XPS, PDF veya PostScript dosyası olarak yazdırmak(Dosyaya Yazdır): Şiddetle önerilir.

Nedir bu “Dosyaya Yazdır”?

Dosyaya Yazdır komutu, temel olarak bir yazıcınız yoksa veya ilgili internet sayfasını kolayca paylaşılabilir, taşınabilir, kopyalanabilir bir elektronik belge haline dönüştürmek istiyorsanız kullanabileceğiniz şukela bir özelliktir.

Elinizde bir yazıcı yoksa, dosyaya yazdırdığınız belgeleri alıp bir yazıcıya bağlı bilgisayarda açarak bu belgeleri yazdırabilirsiniz. Evde yazıcım yok, yazdırmak istediğim belgeleri dosyaya yazdırarak işyerine götürüyorum ve orada yazdırıyorum. Güzel çözüm 😉

Tarayıcınızdayken Ctrl+P tuş kombinasyonuyla açacağınız Yazdırma İletişim Penceresinde bu seçeneği görebilirsiniz.

Yazıyı bundan sonra Windows ve GNU Linux kullanıcıları için ikiye bölmek gerek sanırım…

Windows Kullancıları için Dosyaya Yazdırma Seçenekleri:

Windows üzerinde popüler tarayıcılardan Internet Explorer, Firefox, Google Chrome ve Opera üzerinde dosyaya yazdır komutunu sizler için denedim:P Tek tek yazalım…

Tarayıcı bazında bakarsak:

Internet Explorer – Eh işte…:

Internet Explorer - Dosyaya Yazdırmak, XPS biçiminde çıktı alabilirsiniz
Internet Explorer - Dosyaya Yazdırmak, XPS biçiminde çıktı alabilirsiniz

Internet Explorer üzerinde sadece XPS biçiminde çıktı alabiliyorsunuz. Bu biçimi görüntülemek için Microsofr XPS Viewer yazılımına ihtiyacınız var. GNU/Linux’ta ise, Okular uygulaması bu dosya biçimini açabilmekte, ama çok başarılı sayılmaz.

XPS çok kaliteli bir çıktı biçimi değil. Biraz flu çıktı vermekte…

Internet Explorer’ın buradaki iyi yönü, dosya adının yanında çıktı konumunu seçmeye izin vemesi ki, birazdan Fİrefox ve Opera’da bu konuyu dile getireceğim..

Çeşitli sanal yazıcı yazılımlarıyla PDF ve PostScript biçiminde çıktı alabilirsiniz.

Firefox – Yapma be güzelim!:

Firefox- Windows Sürümü- Dosyaya Yazdır, XPS biçiminde çıktı alabilirsiniz
Firefox- Windows Sürümü- Dosyaya Yazdır, XPS biçiminde çıktı alabilirsiniz

GNU/Linux üzerinde Firefox ile onlarca güzel PDF çıktısı aldıktan sonra Windows üzerinde bunu yapamamak, bunu yapmayı bırakın çıktıyı nereye koyduğunu bulamamak beni bu sabah üzdü. Zaten bu yazıyı da yazma nedenim aslında bu.

İşyerinde Firefox ile bir sayfanın belge olarak çıktısını almak istedim. Bir baktım GNU/Linux’ta alışık olduğum iletişim penceresi yok, Micrsoft XPS Document Writer sanal yazıcısı üzerinden XPS çıktı vermekte… Dedim tamam neyse… Çıktı ver dedim, dosya adını seçtim. Ama bir türlü çıktı dosyasını bulamıyorum… Çıktının nereye kaydedileceğini de zahmet edip sormadı… Dosya adından aradım bulamadım…

Meğer Windows üzerindeki Firefox(hemen ötekileştirdim:P) hiç sormadan “C:/Program Files/…Firefox dizinine kaydetmekteymiş. Eee iş yerinde C:/ sürücüsüne girme hakkım yok ki 🙂 Sadece kullanıcıyım ve sistem dosyalarının olduğu C:/ sürücüsüne giremiyorum… Olmadı dedim yakışmadı…

Tabi bunu ancak akşam evde tam kullanıcı hakalrına sahip olduğum Windows’ta öğrenebildim. Ha bir de daha önemli bir husus var. Windows’taki Firefox, “Dosyaya Yazdırırken” dosya uzantısını vermiyor. Örneğin, yazdıracağınız dosyanın adını “dosyam” yazdınız, bu haliyle açamazsınız, illa ki dosyam.xps şeklinde yazmalısınız, veya dosya isim değişikliğinden bunu yapmalısınız. Oysa burda en azından *xps diye uzantıyı otomatik atamalıydı.

PDF ve PostScript biçimlerini kendiliğinden desteklemediği için de ayrıca kırıldığımı söyleyelim. Bu biçimler için Firefox eklenti merkezinden eklentiler kurabilirsiniz.

Opera – Aynı be ya!:

Opera- Windows sürümü, Dosyaya yazdır, XPS biçiminde çıktı alabilirsiniz
Opera- Windows sürümü, Dosyaya yazdır, XPS biçiminde çıktı alabilirsiniz

Opera’da Firefox ile aynı Dosyaya Yazdır iletişim penceresini kullanmakta. Sorunlar da aynı…

Google Chrome – En birinci:

Google Chrome- Windows Sürümü- Dosyaya Yazdır, PDF, PostScript ve XPS biçiminde çıktı alabilirsiniz
Google Chrome- Windows Sürümü- Dosyaya Yazdır, PDF, PostScript ve XPS biçiminde çıktı alabilirsiniz

Google Chrome’un Dosyaya Yazdırma seçenekleri çok güzel. Ctrl+P’ye basın ve siz de görün 🙂 Kendiliğinden PDF çıktı vermeyi desteklemesi de ayrı bir güzel, hatta çok güzel. Adobe ile ayrı bir işbirliği mi var bilemedim, Adobe Acrobat Reader indirme sayfasında Adobe Google Chrome tarayıcısını önermekte… Neyse dosya adı ve konumunu da güzelce seçmekte.

Bunun yanı sıra Google Cloud Print‘e de yazdırabiliyorsunuz.

Windows’taki Google Chrome’un tek eksisi, PDF çıktısının GNU/Linux üzerindeki açık kaynak versiyonu Chromium’dan daha kötü olması, fark çok az ama 🙂

Windows tarafında kazanan, kendiliğinden PDF, PostScript ve Google Cloud Print desteğiyle Google Chrome!

GNU/Linux Kullanıcıları İçin Dosyaya Yazdırmak

GNU/Linux’ta işler iyi… Popüler tarayıcıların hepsinde Dosyaya Yazdırma seçeneği var. Bu yazılım temelinde mi yoksa dağıtım temelindeki bir özellik mi bilemiyorum. Ama her aklı selim GNU/Linux sağlayıcısı bu özelliği koyacaktır.

PDF ve PostScript biçiminde çıktı alma seçenekleriniz mevcut. (Sanıyorum ki PostScript ile PDF’den biraz daha kaliteli çıktı alabiliorsunuz.) Tabiki de XPS biçimi desteklenmemekte, desteklenmediği de iyidir. Ortak standartlarda buluşmak yerine Microsoft dayatmacılığında belgeler üretmenin hiçbir manası yok, ki zaten XPS’in de kalitesizliği ortada…

Tarayıcı bazında bakarsak:

Firefox – Harika:

Firefox- GNU/Linux Sürümü- Dosyaya Yazdır, PDF ve PostScript biçiminde çıktı alabilirsiniz
Firefox- GNU/Linux Sürümü- Dosyaya Yazdır, PDF ve PostScript biçiminde çıktı alabilirsiniz

GNU/Linux üzerinde çalışan Firefox’un Windows üzerinde çalışan kardeşine nazaran bu işte mahareti iyi. Dosya adı ve konumu seçilebiliyor. PostScript ve PDF biçimlerinde kayıt yapma imkanınız mevcut. Çıktılar güzel.

Opera – Aynı be ya!:

Opera- GNU/Linux Sürümü- Dosyaya Yazdır, PDF ve PostScript biçiminde çıktı alabilirsiniz
Opera- GNU/Linux Sürümü- Dosyaya Yazdır, PDF ve PostScript biçiminde çıktı alabilirsiniz

Opera’nın GNU/Linux sürümü güzel. PDF ve PostScript desteklemekte. Dosya adı ve konumu seçebiliyorunuz. Çıktılar güzel.

Konqueror ve Rekonq ile aynı dosyaya yazdırma iletişim penceresini kullanmakta. Sayfa kenaro gibi ayarlar da kolay

Chromium – Çok güzel:

Chromium- GNU/Linux Sürümü- Dosyaya Yazdır, PDF ve PostScript biçiminde çıktı alabilirsiniz
Chromium- GNU/Linux Sürümü- Dosyaya Yazdır, PDF ve PostScript biçiminde çıktı alabilirsiniz

Dosyaya Yazdır İletişim penceresi, Windows’ta çalışan Google Chrome kadar sofistike olmasa da kaliteli PDF ve PostScript çıktıları vermekte. Dosya adı ve konumu seçebiliyoruz.

Konqueror ve Rekonq:

Güzeller… Söylenecek çok şey yok, iyiler :)… Opera’da bu ikiliyle aynı iletişim penceresini kullanmakta. Sayfa boşluğu ayarlaması bunda daha kolay. Ayrıca Rekonq’un kısayolla önce yazdırma önizlemesini ayrı pencerede açması da güzel.

Velhasıl-ı kelam, çoğu kişinin bildiği, bilmeyenin de yazdır deneyimiyle kolayca farkedip anlayabileceği “Dosyaya Yazdır” komutuyla ilgili –biraz gereksiz– uzunca bir yazı yazmış oldum.

Aslında demek istediğim; Windows’ta çalışan Firefox için bir an önce bir hata/istek girilmesi. Opera severler de bunu yaparsa iyi olur. Windows kullanıcıları kurabilecekleri sanal yazıcı ve eklentilerle bu ihtiyaçlarını giderebilir.

GNU/Linux tarafındaysa işler güzel.. Nazar değmesin. Yapanların ellerine sağlık 🙂

Bolca PDF demişken meraklısına: LibreOffice’de PDF Düzenlemek

Kategoriler
Genel

LibreOffice Çalışma Grupları

Özgür ofis yazılımı LibreOffice‘in Türkiye’de kullanımının artması için malum bazı gönüllü çalışmaların yapılması gerekmekte…

LibreOffice için Süpermenler arıyoruz!
LibreOffice için Süpermenler arıyoruz!

Özgür yazılım ve katkıcılık kültüründe mevcut yapılar her zaman yeni katılımlara açık olarak işlemekte ve genişlemekte. Peki ya ortada hiç bir yapı yoksa…?

Durum LibreOffice Türkiye için tam da bu noktada. Şimdiye kadar yerelleştirme çalışmaları dışında bir yapı oluşturamadık. Mevcut insan kaynağımızın az olması ve kullanıcı/katkıcıların daha kolay etkileşim içinde bulunacağı bir platform(forum) olmamasından da sebeple hep bu işi öteledik.

Necdet Hoca’nın çağrısıyla hazır çeviri ekibimiz büyümekteyken diğer alanların da inceden örgüsüne başlamanın vaktidir diye düşünüyorum. Ayrıca LKD’nin çabalarıyla yakında alacağımız alan adı ve kuracağımız yerel forum ve wiki sayesinde işler biraz daha kolaylaşacak.

Malum az kişiyiz ve hepimiz her işe yetişemeyiz. Bu nedenle en azından bir iki kişilik çekirdek ekiplerle önemli katkı dallarını örmeye başlarsak en azından başlangıç noktasını yakalamış oluruz. Başlamak adına ben TDF wikisinde bir madde başlattım. Buraya da kopyalayayım

————————————-

Çalışma Grupları

Çalışma gurpları bağımsız fakat birbiriyle eşgüdüm içerisinde çalışmaktadır. Çalışma grupları ve katkıcıları proaktif bir gelişme sürecini takip ederler, karar alıp uygulaması için bir yönlendirmeye gerek duymazlar. Proaktif olarak karar verdikleri işlere başlarlar ve bunun için diğer gruplardan onay beklemezler. Yapacakları çalışmalarla ilgili bilgi vermek ve diğer çalışma gruplarıyla eşgüdüme azami hassasiyeti gösterirler.

LibreOffice Türkiye ekibinin yapılanmasına temel teşkil etmek üzere aşağıda temel çalışma gruplarını aşağıda görebilirsiniz.

 

Yerelleştirme

LibreOffice yazılımın ve çevresindeki bileşenlerin(internet sitesi, askbot vb) Türkçeleştirilmesi için gerekli çalışmaları yapar. Detaylı bilgi için: Türkçe yerelleştirme sayfası

İletişim için: zeki[at]ozgurlukicin.com, ayhanyalcinsoy[at]gmail.com

 

İnternet Siteleri – Teknik

LibreOffice Türkiye sitesi, kurulacak Forum ve Wiki gibi platformların bakımını yapar. Detaylı bilgi için: Website

İletişim için: zeki[at]ozgurlukicin.com, ayhanyalcinsoy[at]gmail.com

 

Belgelendirme

LibreOffice ile ilgili rehber kitapları, wiki belgelerini ve diğer belgelendirme işlerini yapar. Detaylı bilgi için: Documentation

İletişim için: …

 

Tanıtım

LibreOffice kullanımının yaygınlaşması için gerekli tanıtım ve pazarlama faaliyetlerini yapar. Detaylı bilgi için: Marketing

İletişim için: …

 

Topluluk Yönetimi

LibreOffice forumlarında yöneticilik görevini yapar ve kullanıcıları gerekli konularda bilgilendirip yönlendirir.

İletişim için: …

 

Geliştirme

LibreOffice’in gelişimine kod katkısı verir, bunun yanısıra Zemberek yazım denetimi aracı ve diğer eklentilerin geliştirilmesine katkı verir ve LibreOffice’in güncel sürümlerine uygunluğunu sağlamaya çalışır. Detaylı bilgi için: Development

İletişim için: …

 

Kalite Güvencesi/Test

LibreOffice’in sürüm adaylarını test eder ve hata raporlamalarını gerçekleştirir. Detaylı bilgi için: QA

İletişim için: …

Tasarım

LibreOffice’in Kullanıcı Tecrübesi(User Experience-UX) ve grafik tasarımıyla(marka ve tanıtım görselleri vb.) ilgili çalışmalar yapar. Detaylı bilgi için: Design

İletişim için: …

————————————-

Eğer siz de bu çalışma gruplarında yer almak, hatta bu grupları kurmak için gönüllüyseniz; bu işler için kendinizi yeterli görüyor, öğrenmeyi de seviyorsanız Türkçe Kullanıcı e-posta listesine kendinizi tanıtan, bu çalışma gruplarında neler yapabileceğinizi, ne kadar zaman ayırabileceğiniz gibi bilgileri içeren bir e-posta atarak işe başlayabilirsiniz.

Listeye e-posta atabilmek için üye olmanız gerekmekte, üyelik için:
users+subscribe@tr.libreoffice.org adresine boş bir e-posta gönderebilirsiniz. Size gelecek otomatik cevaptaki yönerge doğrultusunda boş bir yanıt yazıp göndererek üyeliğinizi tamamlayacaksınız. Listenin arşivlerine ise http://listarchives.libreoffice.org/tr/users/ bağlantısı ile ulaşabilirsiniz.

Listeye ileti göndermek için yukarıdaki anlatıldığı gibi üyelik işlemlerini tamamladıktan sonra, listeye göndermek istediğiniz e-postayı users@tr.libreoffice.org adresinde gönderilmesi kafidir.