Kategoriler
Borsa ve Yatırım Kültür-Sanat Kitap Kitap incelemesi

“Borsa Kralı” Nasrullah Ayan’ın “Macera Kitabı”

Türkiye Cumhuriyeti kurulduÄŸundan itibaren epeyce bir müddet kendisini batılı kapitalist sistemin sermaye piyasası araçlarından olabildiÄŸince uzak tutmaya çalışan bir ülkeydi. Karma ekonomik model, devlet planlaması, yol verilen tacirler, el verilen sanayiciler derken bu “ucube” halini almış bir ekonomik sistem yüzlerce zengin yarattığı gibi milyonlarca kiÅŸinin sırtına da kalkınmanın bedelini yükledi.

Tabi bu yazıyı yazarken yakın Cumhuriyet tarihinin ekonomik ve finansal politikasını derinlerine inmeyeceÄŸiz elbette. Ama 24 Ocak 1980’de açıklanan meÅŸhur “24 Ocak Kararları” sonrasında yaÅŸanan hızlı finansal dönüşüm sebebiyle sonraki yılalrda yaÅŸanan finansal krizler ve “olaylar” -hatta trajediler diyebiliriz- hepsi bu karman çorman sistemi kapitalizmin kuralına uydurmak için yapılan ayarsız geçiÅŸin sonucu. Ãœlkemizin bu geçiÅŸ esnasındaki kanun ve mevzuat boÅŸluklarını – eksiklerini futbol sahasında basketbol ve hentbol kurallarına göre maç yapmaya benzer bir durum olarak görebiliriz. Yöneticilerimizin “Biz artık tam anlamıyla Serbest Piyasa kurallarına göre oynamaya baÅŸlayacağız dedikten sonra”:

– “Aa bi dakika kuralların (Sermaye Piyasası düzenlemeleri) yazılı olduÄŸu kitabın içi boÅŸ”
– “Olur mu insanlar bir ÅŸeyler yapmaya baÅŸladı, finansal ürünler çıkarıyorlar, piyasa geliÅŸiyor”
– “Ses etmeyin, herkes halinden memnun ise ellemeyin, devam etsinler o zaman”
– “Efendim, iÅŸler karıştı, iÅŸ kontrolden çıkıyor. Şöyle şöyle düzenlemeler varmış bu iÅŸte biz yapmamışız, yapalım mı?”
– “O düzenlemeler vaktinde olması gereken düzenlemeler, biz durumu kurtarmak için ‘kendimize gerekli’ olan düzenlemeleri yaparız”
– “Ama efendim, sonuçları vahim olur”
– “Bize bir ÅŸey olmasın, sonrası Allah kerim, ilerde düzeltiriz”
(…20 Yıl sonra olması gereken gerekli düzenlemeler yapılır, oyun doÄŸru kurallarla oynanır…)

Yakın piyasa tarihimizi birçok kişi benzer şekilde aktarmakta. İşte Nasrullah Ayan da bu dönemde yukarıdaki diyalogda bahsedilen kişilerden birisi.

Zamanında Borsada Önden KoÅŸanlar adlı kitabı okumak için elime aldığımda Türkiye’de borsanın ilk kuruluÅŸunda fırtınalar estiren bu kiÅŸiler  için “herhalde bu kiÅŸiler ÅŸu an çok zengindirler” diye bir fikre kapılmıştım. Fakat kitabı okuyunca durumun hiç de öyle olmadığını, birçok kiÅŸinin finansal piyasalarda hızlıca edindiÄŸi servetleri aynı hızda ve dramatik ÅŸekilde kaybettiÄŸi, diÄŸer bir grubun ise açılan soruÅŸturmalar nedeniyle ciddi miktarda parasal ceza ve “iÅŸlem yasağı” cezalandırıldığını öğrenince ülkemizdeki parasal piyasalarla ilgili fikirlerim deÄŸiÅŸmiÅŸti.

Nasrullah Ayan’da bu önde koÅŸan kiÅŸilerden birisi olarak bir uçtan bir uca kendi hayatını ve “para kazanma” yolunda hızlı baÅŸlayan ve sonrasında talihsiz serüvenlerle kaybettiÄŸi servetini “kendi aÄŸzından” anlatmak için bu kitabı yazmış.

Kitap samimi bir ağızla yazılmış bunun yanı sıra genelde sıkıcı ve karmaşık olarak algılanan finansal piyasa hikayelerini herkesin anlayabileceÄŸi dilde bir basitlikle anlatıyor. Kitapta olayların anlatılış biçimi keyifli ve akıcı bir dille yazılmış, gerek yerinde özeleÅŸtiri ve samimi itiraflar gerekse iÅŸin “incelikleri” basit ve pratik bir dille anlatılmış. Nasrullah Ayan’ın zekasını ve becerisini kitabı yazarken de göstermiÅŸ sanki.

Borsa, ticaret, Türkiye’nin yakın tarihi ve 24 Ocak Kararları, Banker skandalı, Altın kaçakçılığı, hayali Ä°hracat, 90’lı yılların enteresan olayları gibi konularda ilgiliyseniz kesinlikle okumanızı öneririm.

Kitabın ve Nasrullah Ayan’ın serüvenlerinin kısa bir özerini yazmak gerekirse, dönemin sınır illerinin meÅŸhur iÅŸi olan kaçakçılık ekosisteminde Antep’li bir ailenin gerçekten kıvrak bir zekaya sahip oÄŸlu olan Nasrullah, mal ticareti ile baÅŸladığı hayatında fırsatları deÄŸerlendirerek çoÄŸu zaman da yaratarak ciddi kazançlar elde ediyor. Bu süreçte, piyasanın fırsat pencerelerini kollarken piyasanın mevcut oyuncularını da zeka dolu hamlelerle devre dışı bırakmayı beceriyor genç Nasrullah. Ãœlkenin sıkı döviz ve kur politikası ise en büyük kar fırsatını yakalamasına izin veriyor. Bu fırsatları kullanmak için ise bazı abra kadabra numaraları ve uluslararası çevresini çok iyi kullanıyor. Tabi hiçbir fırsat  penceresi sonsuza kadar açık deÄŸil, bu fırsat pencereleri kapanırken Nasrullah ülkemizde yeni kurulmuÅŸ ve kara düzende yürüyen taze Borsa ile tanışıyor ve burada spekülasyon (üç yatırım beklentisinden biri) ile büyük miktarlarda para kazanıyor. Borsanın yeni oluÅŸu ve hisse deÄŸerlemesi gibi kavramların zayıf olması burada inanılmaz fırsatlar yaratıyor, örneÄŸin EreÄŸli gibi bir sanayi devinin ederini devletin bile bilmemesi ÅŸu an bize çok ilginç gelebilir (belki de gelmeyebilir ¯\_(ツ)_/¯ ). Sonrasında ise piyasadaki mevzuat eksikliÄŸi nedeni ile oluÅŸan finansal bir balonun patlaması ve ardından devletin intikam almak için izlediÄŸi yol…

Kitabı anlattığı olaylar dışında bir de Nasrullah Ayan’ın kiÅŸiliÄŸi yönünden baktığımızda çok ilginç ÅŸeyler görmekteyiz. Nasrullah Bey’in kendini ve olaylar karşısındaki davranışlarını anlatışından yola çıktığımızda;

  • Zeki; okula devam etmese de konuyu kavrayıp üniversite sınavını kazanabilen, bir de gelecekteki eÅŸine ders çalıştırabilen. Ki bunları yaparken bir yandan da bakliyat ihracatı peÅŸinde koÅŸturuyor.
  • Ticari refleksi yüksek; giriÅŸken ve “yerinde ve iÅŸe yarar bir hadsizlik” yapabilecek kadar cüretli ve yerinde nükteci.
  • Yurt dışı baÄŸlantısı olan ve sermaye yönünden ÅŸanslı
  • O döneme göre çok uluslu iÅŸler yapabilecek kadar yabancılarla iletiÅŸim saÄŸlayan – Birden çok yabancı dil biliyor mu yoksa tercümanlar sayesinde mi iÅŸleri yürütmüş, bu kitapta göremediÄŸim fakat çok merak ettiÄŸim bir husus. Åžayet birden çok yabancı dil öğrenmiÅŸ ve kendi iletiÅŸim ihtiyacını kendisi saÄŸlamışsa -ki ticaret dili vs- bu da büyük bir baÅŸarı.
  • Mevzuata ve diÄŸer ülkelerin ihalat/ihracat rejimlerine hakim. Bu da hem danışmanlık hem de çokça okuma yapmayı gerektiren bir husus
  • Bir ÅŸekilde finansal okur yazarlık öğrenmiÅŸ, bilanço ve ÅŸirket deÄŸerleme konularına bugün bile Türkiye’de doÄŸru düzgün ilgi gösteren yatırımcı yok.
  • Sadece al-sat iÅŸi yapmıyor aynı zamanda gerçek anlamda bir piyasa yapıcısı. Şöyle ki piyasadaki yatırımcı sayısının artması için Borsa Dergisi ve Türkiye’de bir ilk olarak Borsa Dizisi yaptırıyor. Bu da vizyon gerektiren bir giriÅŸim. ÇoÄŸu kiÅŸi bunu boÅŸa para harcama olarak deÄŸerlendirir.
  • Bu iÅŸleri yapan birçok kiÅŸi aksine saÄŸ/merkez-saÄŸ görüşlü deÄŸil. Sol görüşlü “Kızıl” lakaplı bir borsacı
  • Açığa mal satma konusunda ÅŸanssız – takıntılı, belki de baÅŸarısız bir kumarbaz.

Nasrullah Ayan çok görüldüğü kadarıyla çok kıvrak bir ticari zekaya sahip, çok uluslu iÅŸleri kotarabilecek kadar iletiÅŸim becerisi yüksek, bunun yanı sıra sürekli geliÅŸime açık ve sürekli öğrenen bir insan. Bunu geçmiÅŸinde sınır ticareti yapan bir basit tüccardan çapraz parite iÅŸlemleri yapabilen bir “trader” a dönüşmesinden ve sonrasında ise sermaye piyasalarını yoktan oluÅŸturan bir kurucu olmasından görebiliyoruz. O dönemde bunları yapabilmek müthiÅŸ… Kelimelerle tarifi yok.

Kazık yediÄŸi kiÅŸiler bölümü ise 80’li yıllarda doÄŸan insanların iyi tanıdığı “meÅŸhur simaların” geçmiÅŸlerine güzelce ayna tutmakta.

Tabi kitabın sonu aslında en büyük hayat dersini vermekte, hepimizin aç olduÄŸu baÅŸarı ve paranın göreceli olduÄŸunu anlamamızı ve kiÅŸinin hayatta alacağı en büyük faydanın -mutluluk diyelim-  zenginlikle deÄŸil kalıcı mutluluk ve refahla oluÄŸunu çok güzel anlatıyor.  ZenginliÄŸin “yaÅŸanacak yıllarımızı” feda edip elde ettiÄŸimiz bir sabun köpüğü olduÄŸunu bilseydiniz, yine paranın amansızca peÅŸinden koÅŸar mıydınız?

Borsa Kralı Nasrullah Ayan
“Borsa Kralı” Nasrullah Ayan

Nasrullah bey, elbette kendiyle barışık bir kiÅŸi olarak geçmiÅŸiyle ilgili bir topyekün bir piÅŸmanlık duymamakta, mutluluÄŸun sırrı da bu tabi, ama aradaki küçük “keÅŸke”lerin ağırlığı sanki “piÅŸman deÄŸilim”lerden çok daha fazla bir özgül ağırlığa sahip.

Nasrullah Ayan kitabında olayları anlatırken okuyucuya kendisini hakkında epeyce fikir veriyor. Öyle kendine övünç satırları değil bunlar, daha çok okuyucuyu kendisi yerine koyarak, okuyucuya olaylar ve sonrasındaki durumla ilgili eylem ve yargıda bulunma imkanı da veriyor.

Özetle bu yılları Nasrullah Ayan’ın birinci aÄŸzından dinlemek ve görme imkanı veren baÅŸarılı bir kitap. Ä°lk basım olduÄŸu için bazı yerlerde bölüm tekrarı bazı yerlerde ise tarihlerde birtakım hatalar var ama önemsenecek kadar büyük deÄŸil.

***

Aslında böyle kitaplar bireylerden çok toplumu da anlamakta çok faydalı oluyor. Sermaye piyasası’nda “zengin olmak” isteÄŸini sonsuz getiri olaslığıyla iradenin aç gözlüğe, alın terinin ise kolay paraya tercih ediliÄŸi toplu bir “çılgınlık hali” olarak deÄŸerlendirebiliriz. Ne hikmetse (!) tam da bu “çılgınlık hali” insanlara para kaybettiriyor, sonrasında da kaybedilen parayı kazanmak için tüm birikimlerini daha riskli araçlarda tükeniyor. Bir de buna ek olarak “fırsatçı ÅŸark kurnazları var” ki onlar da iÅŸin sonunda maÄŸdur oluyor. Bir zamanlar Deli Yürek diye bir dizi vardı, orada 500.000 TL ederi olan bi evi 200.000 TL’ye  almak için dolandırıcıya para kaybeden insanlar mafya’dan yardım istiyordu, mafya ise bu insanları kovuyor ve “500.000 ederli vi 200.000 TL’ye alırken uyanıktınız da dolandırılınca mı saf maÄŸdur” oldunuz diyordu. Borsada da benzer bir “maÄŸdur” yatırımcı kitlesi daimi olarak var. Alın terim, kazanırken çok zorlandım dedikleri birikimlerini para yatırınca birden 10 kat gideceÄŸini zannettikleri hisselere yatırıp sonrasında da paraları batınca maÄŸdur olan bir kitle bu. Ah be kardeÅŸim, çok zor kazandım diyorsun iÅŸte, kazanmak kolay deÄŸil iÅŸte, birden zengin olma hevesiyle onca yılını heç ettin iÅŸte… Ä°ÅŸ iÅŸten geçtikten sonra ise gerçekle yüzleÅŸmenin acısı ve alın terine karşı açgözlülüğün sebep olduÄŸu iç ihanetin piÅŸmanlığı.

Bir diğer grup ise daha yüksek bir sermaye ve biraz daha iyi bir finansal okur yazarlığa sahip, üstüne üstük bir de piyasa oyunları yapamasa da bu oyunlara katılan, yukarıda andığımız geniş toplum kitlesini de peşine takan kişiler.

Ä°ÅŸte “Borsa Kralı” kitabında Nasrullah Ayan ve diÄŸer Kralların karşısındaki maÄŸdur kitle de bunlar. Bir kurt sürüsü düşünün, birlikte avlanıyorlar ama sürünün liderini devirerek bütün avı kendileri yemek istiyorlar. Veya kontlar ve lordların hem krala sadakat sunmaları hem de halk desteÄŸiyle onu devirmek istemeleri gibi… Açgözlülüğün felakete sürüklediÄŸi onca örnek.

Benim düşüncem genelde ÅŸu oluyor orta ve küçük ölçekli yatırımcıysanız “Yatırım amacı dışında” finansal piyasalara para koymayın, diÄŸer bir deyiÅŸle “Paranız kıymetliyse spekülatif iÅŸlere girmeyin”. Ne siz üzülün ne de size baÅŸkası üzülsün. Ya peki ne yapalım derseniz, en basit ve en gene lyatırım tavsiyesi olarak  “Yatırımcı olun, düzenli temettü ödeyen iyi ÅŸirketlerin hisselerini uzun vadeli bir hedefte elinize para geçtikçe azar azar toplayın.”.

Mutlu günler.

Kendime not: Okuduğum her kitapla ilgili kısa bir yazı yazayım diyorum, ne zaman yazsam uzun oluyor, sonraki yazılar için üşengeçlik doğuruyor. Neyse şurası Goodreads hesabım, siz de açın iyi oluyor.

Kategoriler
Kitap

Kitap Tanıtımı: İlizarov Günlüğü

Dostum Sezai Yeniay ilk kitabını ‘Ä°lizarov Günlüğü’nü geçtiÄŸimiz hafta Google Play Kitaplar’da yayımladı. Zor bir zamanında yazdığı ve el birliÄŸi ile hazırladığımız bu kitabın burada tanıtımını yapmaktan da kıvanç duymaktayım.

İlizarov Günlüğü
İlizarov Günlüğü

“Sanıldığının aksine doÄŸa en mükemmele evrilmiyor, en kolaya evriliyor…” – Sezai Yeniay, Ä°lizarov Günlüğü

Sezai’nin kitabı bir günlük… ÇocukluÄŸunda geçirdiÄŸi bir trafik kazası neticesinde yaÅŸadığı onca ameliyattan sonra bir son ameliyatın hikayesi. Ä°lizarov tekniÄŸi ile kemik uzatımı sürecinde yaÅŸadıklarını teÅŸvikimizle, baÅŸkalarına da faydalı olsun diye, bir internet günlüğünden (http://ilizarovgunlugu.wordpress.com/) yazmaya baÅŸlamıştı. BittiÄŸinde bunu kitaplaÅŸtırmak için kendisine söz vermiÅŸtim. Geç de olsa eÅŸimin yardımı ve özgür yazılım araçlarıyla bunu baÅŸardık.

Kitabı değerlendirmek gerekirse, İlizarov Günlüğü ameliyatı ve teknik-tıbbi yaşananları anlatan bir kitap değil. Kitabı okuduğunuzda kader, talih ve hayatın ne kadar çileli olabileceği ve insanın bir şekilde bu zorlu engeller karşısında kendine bir yol çizebileceğini ve başarabileceğine dair inancınız pekişecektir.

Ä°ki gün önce hayatta ortalama bir insanın sahip olabileceÄŸi birçok ÅŸeye sahip bir insan olan Mehmet PiÅŸkin’in intiharı üzerine hayatı sorgulamış olabilirsiniz… Benzer bir çok örnek gibi, Ä°lizarov Günlüğü ve Sezai’nin hayatını önümüze koyduÄŸumuzda, insanın en temel içgüdüsü olan yaÅŸama güdüsünün ne kadar doÄŸal ve doÄŸru olduÄŸunun görüleceÄŸini düşünüyorum. Mutlak içgüdümüz olan yaÅŸamın asla bize mutlu tarafını garanti etmediÄŸini ve hayat oyununda kuralları biz belirlemesek bile mücadele gücümüzün tahminimizden de üstün olması sayesinde kazanacağımızı düşünüyorum. Galiptir bu yolda maÄŸlup da diyebiliriz. Türümüz böyle… Yoksa alçılanmış kırık ayağı ile kağıt toplamaya çalışan çocuÄŸun yaÅŸam mücadelesini nasıl açıklayabiliriz ki?

En zor en umutsuz anlarda bile zaman içerisinde -bazen ‘o zaman’ durmuÅŸ ve geçmiyorcasına can yaksa bile- bir çıkış muhakkak vardır.

Bu nedenle Ä°lizarov Günlüğü’nü okumanızı öneririm.

Kitabın hazırlanışı ile ilgili teknik kısma gelelim. İlizarov Günlüğü tamamen özgür yazılım kullanılarak yazılmış ve e-kitap biçimine dönüştürüldü; GNU/Linux tabanlı özgür işletim sistemleri üzerinde LibreOffice Writer ile yazıldı, LibreOffice için Writer2epub eklentisi ile e-kitap biçimine dönüştürüldü ve e-kitap yönetim yazımları Calibre ve Sigil ile son şekli verildi. Lisans olarak ise özgür bir lisans olan CC BY-SA 4.0 ile lisanslandı.

Eşim ve benim için bu ilk editörlük ve e-kitap oluşturma deneyimimiz oldu.

Ä°lizarov Günlüğü’nü serbest ÅŸekilde dağıtmanın yanı sıra, bir sayısal yayıncılık platformunda yayımlamak kitabı daha bir kitap havasında görmemizi saÄŸladı. (Eh biraz eski kafa bizde de var, kitaplar sanal da olsa bir raf üzerinde görülmeyi hakediyor diye düşünüyoruz…)

Nihayet Sezai kitabı Google Play Kitaplar‘da da yayımlamayı baÅŸardı.

lİlizarov Günlüğü Google Play'de
Ä°lizarov Günlüğü Google Play’de

Kitabı Google Play Kitaplar‘dan ücretsiz indirebilirsiniz, Google Books uygulaması ile cep telefonunuzda ve tabletinizde veya web okuyucusu ile masaüstü bilgisayarınızda okuyabilirsiniz. Kitabı okuduktan sonra yorum ve deÄŸerlendirmenizi kitabın sayfasından yapmanız güzel olacaktır.

Kitabın epub, mobi ve PDF biçimleri de dilerseniz şurada mevcut.

Neyse çok uzatmadan, kitabı indirebileceğiniz bağlantıları paylaşarak yazıyı sonlandırayım.

Son olarak, birçok kiÅŸinin faydalanacağı bir birikimi sunduÄŸu için Sezai’yi tekrar kutluyorum. Kitabın editörlüğünü devralarak sürüncemeden kurtaran eÅŸime buradan bir kez daha teÅŸekkür ediyorum.

Ä°yi okumalar.

Kategoriler
Genel

Kitap Tanıtımı 2: “Kaç Yıl Oldu?” 2011 ve 2012

(-Bir pazar günü daha kültür-sanat köşemizle birlikteyiz…)

Karikatürü ve mizahı severim. Ortaokul yıllarından bu yana hep en büyük eÄŸlencelerimden biri olmuÅŸtur mizah dergileri. Mizah dergileri içerisinde son yıllarda Uykusuz Dergisi’ni takip etmekteyim. Her hafta, aldığım dergiyle biraz eÄŸlenir biraz da düşünürüm. Hem gülerim hem düşünürüm, vay halime…!

Uykusuz Dergisi’nde Umut Sarıkaya dışında çok sevdiÄŸim köşelerden biri de Fırat Budacı‘nın hazırladığı “Kaç Yıl Oldu?” isimli köşe. İç 2. sayfada yer alan bu köşe birçoklarının dikkaini çekmemiÅŸ olabilir, ama yıllardır bakar ve vay(-yerine göre de vah) be der gülerim…

Toplumsal hafızamızın çok zayıf olduÄŸu aÅŸikar. Çok enterasan olaylar, talihsiz söylemler -asla unutulmayacakken günlerimizden geçip gidiyor… Ä°ÅŸte tam da burada ihtiyacımız olan “Hafıza Defterini” Fırat Budacı bize “Kaç Yıl Oldu?” diyerek sunmakta… Bu haftaki sayıda yine vurucu bir köşe olduÄŸunu söyleyerek, bu haftadan bir adet olmak üzere geçmiÅŸ sayılardan bazı örnekler verelim:

– Ä°zzet Yıldızhan, “Sabahın Sedası” programında, hamilelik koçu AyÅŸe Öner’in gözetiminde oyuncak bir bebeÄŸin altını deÄŸiÅŸtirirken “G.tünü yerim ben onun!” diyeli 1 yıl..

– Tayyip ErdoÄŸan, Bingöl’de yaptığı miting’de kalabalığa “Diyarbakır… Diyarbakııııır… Cevap vermiyorsunuz Diyarbakır…” diye sesleneli 1 yıl…

– Yapımcı Türker Ä°nanoÄŸlu “Ne oynayacağım Senaryoya bakayım” diyen Nuri Alço’ya “Senaryo falan yok. Karı pazarlayan, uyuÅŸturucu satan, pezevenk bir adamı oynayacaksın” cevabını vereli 28 yıl…

– Dalyan Caretta Caretta Kültür ve Turizm Festivali’nde ”Buradaki kurbaÄŸaları herkes biliyor” diyen Ä°brahim Tatlıses saz arkadaşı tarafından “KurbaÄŸa deÄŸil caretta caretta” diye uyarılınca ”Bırak, sen de sosyete olmuÅŸsun.” cevabını vereli 7 yıl…

– Dönemin Ä°stanbul Valisi Muammer Güler, yoÄŸun kar yağışı karşısında ”Bizim planımız ABC planı deÄŸil; H planı. Yani ”Hepimizin planı” açıklamasıyla Ä°stanbullulara duygusal anlar yaÅŸatalı 8 yıl..

– Murat Kekilli, albümüne verdiÄŸi “Yedialtı” adının anlamı sorulunca, “Bu toplum henüz bunu öğrenmeye hazır deÄŸil! “cevabını vereli 8 yıl…

– David Copperfield’in gösteri sırasında sahneye çıkarak yok ettiÄŸi Atilla TaÅŸ, geri döner dönmez nasıl kaybolduÄŸunu açıklayarak ÅŸovu yok edeli 12 yıl…

– Pink Floyd, “The Wall” albümleri ile yaptıkları katkı nedeniyle, Ä°ngiliz Milli TuÄŸla Dağıtıcıları BirliÄŸi tarafından ÅŸeref listesine alınalı 20 yıl…

– Melih Gökçek Kızılay Meydanı’na dev bir disko topu astıralı 8 yıl…

Melih Gökçek demiÅŸken, her daim gündemdeki zat-ı muhteÅŸem için Fırat Budacı 17 Mayıs tarihli Uykusuz Dergi’sinde “Melih Gökçek ve Hayvan Sevgisi” konulu özel bir sayı hazırlamıştı. Tam köşeyi aktarıyorum. Sıkı durun:

– Melih Gökçek, katıldığı bir programda kedi kostümü giymiÅŸ iki dansçıyla misket havası oynayalı 1 yıl..

– Melih Gökçek, Güven Park’a omzunda belediyenin logosu olan devasa boyutlarda ÅŸiÅŸme bir goril yerleÅŸtireli 2 yıl…

– Melih Gökçek, “Ankara’yı temsil eden 3 hayvan vardır. Bunlar tavÅŸan, keçi ve kedi” diyeli 2 yıl…

– Melih Gökçek, Ankara kedisini logo olarak neden seçtiklerini anlatmak için 3 yavru Van kedisiyle canlı yayına katılalı 2 yıl…

– Ellerinde tabanca ve tüfeklerle dolaÅŸarak sokak hayvanlarını katleden Ankara BüyükÅŸehir belediyesi itlaf ekipleri polisler tarafından gözaltına alınalı 4 yıl…

– Melik Gökçek, bütün hayvanların kumaÅŸtan veya peluÅŸtan yapılmış maketlerinin bulunduÄŸu 30 bin metrekarelik ‘peluÅŸ hayvanat bahçesi’ için 5126 adet ‘ses çıkaran maket hayvan’ ihalesi açalı 7 yıl…

– PeluÅŸ hayvanlarla yetinmeyen Melih Gökçek, ‘Dinazor grubu satın alınacaktır’ ibares,ye ‘1 takım’ maket dinazor için ihale ilanı vereli 7 yıl…

– Melih Gökçek, yurtdışından ithal edeceÄŸi 1000 adet bronz keçi heykeliyle kenti donatacağını söyleyeli tam 12 yıl olmuÅŸ.

Ä°ÅŸte böylesi unutulmuÅŸ, atlanmış veya kanıksanmış “anomalileri” hatırlatan Fırat Budacı, bu köşesini kitaplaÅŸtırarak iki yıldır yayınlamakta: “Kaç Yıl Oldu 2011” ve “Kaç Yıl Oldu 2012”. Epeyce vakittir Uykusuz alsam da, bu iki kitabı alışveriÅŸ listeme ekledim. EÄŸer gülmeyi seviyorsanız(sevmiyorsanız doktora görünün) bu iki kitabı size ÅŸiddetle öneririm. Fiyatları, neredeyse bedava. Ä°defix’te KYO 2011 6,38 TL (KDV Dahil), KYO 2012 ise sadece 7,65 TL (KDV Dahil) özel fiyatlarıyla satılmakta. VereceÄŸiniz bu paranın bin katı güleceÄŸinize eminim 🙂

Kaç Yıl Oldu? 2011
Kaç Yıl Oldu? 2011 - Etiket Fiyatı 7,50 TL (KDV Dahil)
Kaç Yıl Oldu? 2012
Kaç Yıl Oldu? 2012 - Etiket Fiyatı 9,00 TL (KDV Dahil)

Bunların yanı sıra, Fırat Budacı’nın Uykusuz Dergisi’nde “Bir Åžeyler Duydum” ve “Kendimi Durduracak DeÄŸilim” adında iki güzel köşesi daha bulunmakta. “Kendimi Durduracak DeÄŸilim” köşesinin serisi de ayrıca Kitap olarak da basılmış. Ä°lgilisine duyrulur 🙂

Mutlu günler.

Kategoriler
Pardus

Kitap Tanıtımı: Ä°ÅŸimdeyim Gücümdeyim – Umut Sarıkaya

Eğer gülmeyi seviyorsanız ve cebinizde 12-13 lira varsa, bu karikatür kitabını almanızı şiddetle öneririm:

http://static.ideefixe.com/images/340/340468_2.jpg
İşimdeyim Gücümdeyim - Umut Sarıkaya

Yıllardır Umut Sarıkaya’yı severek takip ederim. Bu kitabı Kadıköy’den aldım 13TL verdim, 13.000TL’lik güldüm-güldük, gülüyorum-gülüyoruz 🙂

Umut Sarıkaya ve karikatürleri hakkında bir fikriniz yoksa Google’a sorabilir veya ÅŸu baÄŸlantıdan kendiniz devam edebilirsiniz.

Mutlu Pazarlar…

(Ne zamandır aklımda olan bir ÅŸeyi yapmanın vermiÅŸ olduÄŸu hafifleme… Ohh!)