Kategoriler
Borsa ve Yatırım Kültür-Sanat Kitap Kitap incelemesi

“Borsa Kralı” Nasrullah Ayan’ın “Macera Kitabı”

Türkiye Cumhuriyeti kurulduğundan itibaren epeyce bir müddet kendisini batılı kapitalist sistemin sermaye piyasası araçlarından olabildiğince uzak tutmaya çalışan bir ülkeydi. Karma ekonomik model, devlet planlaması, yol verilen tacirler, el verilen sanayiciler derken bu “ucube” halini almış bir ekonomik sistem yüzlerce zengin yarattığı gibi milyonlarca kişinin sırtına da kalkınmanın bedelini yükledi.

Tabi bu yazıyı yazarken yakın Cumhuriyet tarihinin ekonomik ve finansal politikasını derinlerine inmeyeceğiz elbette. Ama 24 Ocak 1980’de açıklanan meşhur “24 Ocak Kararları” sonrasında yaşanan hızlı finansal dönüşüm sebebiyle sonraki yılalrda yaşanan finansal krizler ve “olaylar” -hatta trajediler diyebiliriz- hepsi bu karman çorman sistemi kapitalizmin kuralına uydurmak için yapılan ayarsız geçişin sonucu. Ülkemizin bu geçiş esnasındaki kanun ve mevzuat boşluklarını – eksiklerini futbol sahasında basketbol ve hentbol kurallarına göre maç yapmaya benzer bir durum olarak görebiliriz. Yöneticilerimizin “Biz artık tam anlamıyla Serbest Piyasa kurallarına göre oynamaya başlayacağız dedikten sonra”:

– “Aa bi dakika kuralların (Sermaye Piyasası düzenlemeleri) yazılı olduğu kitabın içi boş”
– “Olur mu insanlar bir şeyler yapmaya başladı, finansal ürünler çıkarıyorlar, piyasa gelişiyor”
– “Ses etmeyin, herkes halinden memnun ise ellemeyin, devam etsinler o zaman”
– “Efendim, işler karıştı, iş kontrolden çıkıyor. Şöyle şöyle düzenlemeler varmış bu işte biz yapmamışız, yapalım mı?”
– “O düzenlemeler vaktinde olması gereken düzenlemeler, biz durumu kurtarmak için ‘kendimize gerekli’ olan düzenlemeleri yaparız”
– “Ama efendim, sonuçları vahim olur”
– “Bize bir şey olmasın, sonrası Allah kerim, ilerde düzeltiriz”
(…20 Yıl sonra olması gereken gerekli düzenlemeler yapılır, oyun doğru kurallarla oynanır…)

Yakın piyasa tarihimizi birçok kişi benzer şekilde aktarmakta. İşte Nasrullah Ayan da bu dönemde yukarıdaki diyalogda bahsedilen kişilerden birisi.

Zamanında Borsada Önden Koşanlar adlı kitabı okumak için elime aldığımda Türkiye’de borsanın ilk kuruluşunda fırtınalar estiren bu kişiler  için “herhalde bu kişiler şu an çok zengindirler” diye bir fikre kapılmıştım. Fakat kitabı okuyunca durumun hiç de öyle olmadığını, birçok kişinin finansal piyasalarda hızlıca edindiği servetleri aynı hızda ve dramatik şekilde kaybettiği, diğer bir grubun ise açılan soruşturmalar nedeniyle ciddi miktarda parasal ceza ve “işlem yasağı” cezalandırıldığını öğrenince ülkemizdeki parasal piyasalarla ilgili fikirlerim değişmişti.

Nasrullah Ayan’da bu önde koşan kişilerden birisi olarak bir uçtan bir uca kendi hayatını ve “para kazanma” yolunda hızlı başlayan ve sonrasında talihsiz serüvenlerle kaybettiği servetini “kendi ağzından” anlatmak için bu kitabı yazmış.

Kitap samimi bir ağızla yazılmış bunun yanı sıra genelde sıkıcı ve karmaşık olarak algılanan finansal piyasa hikayelerini herkesin anlayabileceği dilde bir basitlikle anlatıyor. Kitapta olayların anlatılış biçimi keyifli ve akıcı bir dille yazılmış, gerek yerinde özeleştiri ve samimi itiraflar gerekse işin “incelikleri” basit ve pratik bir dille anlatılmış. Nasrullah Ayan’ın zekasını ve becerisini kitabı yazarken de göstermiş sanki.

Borsa, ticaret, Türkiye’nin yakın tarihi ve 24 Ocak Kararları, Banker skandalı, Altın kaçakçılığı, hayali İhracat, 90’lı yılların enteresan olayları gibi konularda ilgiliyseniz kesinlikle okumanızı öneririm.

Kitabın ve Nasrullah Ayan’ın serüvenlerinin kısa bir özerini yazmak gerekirse, dönemin sınır illerinin meşhur işi olan kaçakçılık ekosisteminde Antep’li bir ailenin gerçekten kıvrak bir zekaya sahip oğlu olan Nasrullah, mal ticareti ile başladığı hayatında fırsatları değerlendirerek çoğu zaman da yaratarak ciddi kazançlar elde ediyor. Bu süreçte, piyasanın fırsat pencerelerini kollarken piyasanın mevcut oyuncularını da zeka dolu hamlelerle devre dışı bırakmayı beceriyor genç Nasrullah. Ülkenin sıkı döviz ve kur politikası ise en büyük kar fırsatını yakalamasına izin veriyor. Bu fırsatları kullanmak için ise bazı abra kadabra numaraları ve uluslararası çevresini çok iyi kullanıyor. Tabi hiçbir fırsat  penceresi sonsuza kadar açık değil, bu fırsat pencereleri kapanırken Nasrullah ülkemizde yeni kurulmuş ve kara düzende yürüyen taze Borsa ile tanışıyor ve burada spekülasyon (üç yatırım beklentisinden biri) ile büyük miktarlarda para kazanıyor. Borsanın yeni oluşu ve hisse değerlemesi gibi kavramların zayıf olması burada inanılmaz fırsatlar yaratıyor, örneğin Ereğli gibi bir sanayi devinin ederini devletin bile bilmemesi şu an bize çok ilginç gelebilir (belki de gelmeyebilir ¯\_(ツ)_/¯ ). Sonrasında ise piyasadaki mevzuat eksikliği nedeni ile oluşan finansal bir balonun patlaması ve ardından devletin intikam almak için izlediği yol…

Kitabı anlattığı olaylar dışında bir de Nasrullah Ayan’ın kişiliği yönünden baktığımızda çok ilginç şeyler görmekteyiz. Nasrullah Bey’in kendini ve olaylar karşısındaki davranışlarını anlatışından yola çıktığımızda;

  • Zeki; okula devam etmese de konuyu kavrayıp üniversite sınavını kazanabilen, bir de gelecekteki eşine ders çalıştırabilen. Ki bunları yaparken bir yandan da bakliyat ihracatı peşinde koşturuyor.
  • Ticari refleksi yüksek; girişken ve “yerinde ve işe yarar bir hadsizlik” yapabilecek kadar cüretli ve yerinde nükteci.
  • Yurt dışı bağlantısı olan ve sermaye yönünden şanslı
  • O döneme göre çok uluslu işler yapabilecek kadar yabancılarla iletişim sağlayan – Birden çok yabancı dil biliyor mu yoksa tercümanlar sayesinde mi işleri yürütmüş, bu kitapta göremediğim fakat çok merak ettiğim bir husus. Şayet birden çok yabancı dil öğrenmiş ve kendi iletişim ihtiyacını kendisi sağlamışsa -ki ticaret dili vs- bu da büyük bir başarı.
  • Mevzuata ve diğer ülkelerin ihalat/ihracat rejimlerine hakim. Bu da hem danışmanlık hem de çokça okuma yapmayı gerektiren bir husus
  • Bir şekilde finansal okur yazarlık öğrenmiş, bilanço ve şirket değerleme konularına bugün bile Türkiye’de doğru düzgün ilgi gösteren yatırımcı yok.
  • Sadece al-sat işi yapmıyor aynı zamanda gerçek anlamda bir piyasa yapıcısı. Şöyle ki piyasadaki yatırımcı sayısının artması için Borsa Dergisi ve Türkiye’de bir ilk olarak Borsa Dizisi yaptırıyor. Bu da vizyon gerektiren bir girişim. Çoğu kişi bunu boşa para harcama olarak değerlendirir.
  • Bu işleri yapan birçok kişi aksine sağ/merkez-sağ görüşlü değil. Sol görüşlü “Kızıl” lakaplı bir borsacı
  • Açığa mal satma konusunda şanssız – takıntılı, belki de başarısız bir kumarbaz.

Nasrullah Ayan çok görüldüğü kadarıyla çok kıvrak bir ticari zekaya sahip, çok uluslu işleri kotarabilecek kadar iletişim becerisi yüksek, bunun yanı sıra sürekli gelişime açık ve sürekli öğrenen bir insan. Bunu geçmişinde sınır ticareti yapan bir basit tüccardan çapraz parite işlemleri yapabilen bir “trader” a dönüşmesinden ve sonrasında ise sermaye piyasalarını yoktan oluşturan bir kurucu olmasından görebiliyoruz. O dönemde bunları yapabilmek müthiş… Kelimelerle tarifi yok.

Kazık yediği kişiler bölümü ise 80’li yıllarda doğan insanların iyi tanıdığı “meşhur simaların” geçmişlerine güzelce ayna tutmakta.

Tabi kitabın sonu aslında en büyük hayat dersini vermekte, hepimizin aç olduğu başarı ve paranın göreceli olduğunu anlamamızı ve kişinin hayatta alacağı en büyük faydanın -mutluluk diyelim-  zenginlikle değil kalıcı mutluluk ve refahla oluğunu çok güzel anlatıyor.  Zenginliğin “yaşanacak yıllarımızı” feda edip elde ettiğimiz bir sabun köpüğü olduğunu bilseydiniz, yine paranın amansızca peşinden koşar mıydınız?

Borsa Kralı Nasrullah Ayan
“Borsa Kralı” Nasrullah Ayan

Nasrullah bey, elbette kendiyle barışık bir kişi olarak geçmişiyle ilgili bir topyekün bir pişmanlık duymamakta, mutluluğun sırrı da bu tabi, ama aradaki küçük “keşke”lerin ağırlığı sanki “pişman değilim”lerden çok daha fazla bir özgül ağırlığa sahip.

Nasrullah Ayan kitabında olayları anlatırken okuyucuya kendisini hakkında epeyce fikir veriyor. Öyle kendine övünç satırları değil bunlar, daha çok okuyucuyu kendisi yerine koyarak, okuyucuya olaylar ve sonrasındaki durumla ilgili eylem ve yargıda bulunma imkanı da veriyor.

Özetle bu yılları Nasrullah Ayan’ın birinci ağzından dinlemek ve görme imkanı veren başarılı bir kitap. İlk basım olduğu için bazı yerlerde bölüm tekrarı bazı yerlerde ise tarihlerde birtakım hatalar var ama önemsenecek kadar büyük değil.

***

Aslında böyle kitaplar bireylerden çok toplumu da anlamakta çok faydalı oluyor. Sermaye piyasası’nda “zengin olmak” isteğini sonsuz getiri olaslığıyla iradenin aç gözlüğe, alın terinin ise kolay paraya tercih ediliği toplu bir “çılgınlık hali” olarak değerlendirebiliriz. Ne hikmetse (!) tam da bu “çılgınlık hali” insanlara para kaybettiriyor, sonrasında da kaybedilen parayı kazanmak için tüm birikimlerini daha riskli araçlarda tükeniyor. Bir de buna ek olarak “fırsatçı şark kurnazları var” ki onlar da işin sonunda mağdur oluyor. Bir zamanlar Deli Yürek diye bir dizi vardı, orada 500.000 TL ederi olan bi evi 200.000 TL’ye  almak için dolandırıcıya para kaybeden insanlar mafya’dan yardım istiyordu, mafya ise bu insanları kovuyor ve “500.000 ederli vi 200.000 TL’ye alırken uyanıktınız da dolandırılınca mı saf mağdur” oldunuz diyordu. Borsada da benzer bir “mağdur” yatırımcı kitlesi daimi olarak var. Alın terim, kazanırken çok zorlandım dedikleri birikimlerini para yatırınca birden 10 kat gideceğini zannettikleri hisselere yatırıp sonrasında da paraları batınca mağdur olan bir kitle bu. Ah be kardeşim, çok zor kazandım diyorsun işte, kazanmak kolay değil işte, birden zengin olma hevesiyle onca yılını heç ettin işte… İş işten geçtikten sonra ise gerçekle yüzleşmenin acısı ve alın terine karşı açgözlülüğün sebep olduğu iç ihanetin pişmanlığı.

Bir diğer grup ise daha yüksek bir sermaye ve biraz daha iyi bir finansal okur yazarlığa sahip, üstüne üstük bir de piyasa oyunları yapamasa da bu oyunlara katılan, yukarıda andığımız geniş toplum kitlesini de peşine takan kişiler.

İşte “Borsa Kralı” kitabında Nasrullah Ayan ve diğer Kralların karşısındaki mağdur kitle de bunlar. Bir kurt sürüsü düşünün, birlikte avlanıyorlar ama sürünün liderini devirerek bütün avı kendileri yemek istiyorlar. Veya kontlar ve lordların hem krala sadakat sunmaları hem de halk desteğiyle onu devirmek istemeleri gibi… Açgözlülüğün felakete sürüklediği onca örnek.

Benim düşüncem genelde şu oluyor orta ve küçük ölçekli yatırımcıysanız “Yatırım amacı dışında” finansal piyasalara para koymayın, diğer bir deyişle “Paranız kıymetliyse spekülatif işlere girmeyin”. Ne siz üzülün ne de size başkası üzülsün. Ya peki ne yapalım derseniz, en basit ve en gene lyatırım tavsiyesi olarak  “Yatırımcı olun, düzenli temettü ödeyen iyi şirketlerin hisselerini uzun vadeli bir hedefte elinize para geçtikçe azar azar toplayın.”.

Mutlu günler.

Kendime not: Okuduğum her kitapla ilgili kısa bir yazı yazayım diyorum, ne zaman yazsam uzun oluyor, sonraki yazılar için üşengeçlik doğuruyor. Neyse şurası Goodreads hesabım, siz de açın iyi oluyor.

Kategoriler
Borsa ve Yatırım

Borsa için Genel Yatırım İpuçları ve Basit Teknikler

İşim gereği Borsa İstanbul ile ilgilenmekteyim. Borsa ile ortaokul yıllarımdan başlayan garip bir ilişkim var. Hisse senetleri, Viop ve diğer yatırım araçları konusunda hem öğrendiklerimi hem bu yazıya kısa kısa not düşerek  hem kendime hem de varsa meraklısına faydalı olmak istiyorum. Borsa için Genel Yatırım İpuçları ve Basit Teknikler başlığında notlarımı kendisini küçük yatırımcı olarak tanımlayan ve “ne yapsam zarar ediyorum” diyenleri göz önüne alarak tutmaya çalışacağım. Bu notlar genel çerçeve şeklinde olacak ve şu hisse iyi alın – bu hisse kötü satın gibi bir tavsiye kesinlikle içermeyecek, lütfen yorum yazarken bunu göz önüne alınız.

Notlarımı iki bölümde #Bist Hisse Senetleri ve #Viop Başlığında tutacağım. Sıra ve düzen olmayabilir, ileride düzenlerim umarım.

Bist Hisse Senetleri Genel Yatırım İpuçları ve Basit Teknikler

EĞİTİM:

Öncelikle eğitim şart: Youtube’de komik video izlediğiniz sürenin yarısında Borsa ile ilgili çok değerli temel bilgileri elde edebilirsiniz. Az biraz biliyorum deseniz bile, 5 er dakikalık videolara vakit ayırın ve temelinizi sağlam tutun. Unutmayın bilgi sahibi olmadan, fikir sahibi olunmaz. O nedenle hem hisse senedi piyasası nasıl işlediğini hem de temel ve teknik analiz konularında “kendi analizinizi yapabilmenizi sağlayan” asgari bir bilgi birikimi şart. KanalFinans.com sitesindeki videoları tavsiye ederim (https://kanalfinans.com/egitim-videolari). İşe yarar şeyler.

BİLİNÇ:

  1. Spekülatif haberler, dost tavsiyelerine dikkat edin özellikle “şu hisseyi götürecekler” ” 5 kat artacak” “kağıtta grup varmış” şeklindeki haberlere mümkünse kulağınızı tıkayın. Şayet bu heyecanı seviyorsanız, borsa yerine iddaa oynamanız daha mantıklı olacaktır. Spekülatif hareketi yakalasanız dahi bu hareketin inişli çıkışlı ve tamamen psikolojik tepkilerle yaptığı şok hareketlerinde para kazanma olasılığınız çok düşük olacaktır.
  2.  Televizyonda gördüğünüz yorumculara çok güvenmeyin. Aracı kurumlardaki çalışanların yorumlarına çok güvenmeyin. Şöyle düşünün,  ve şu soruyu sorun Bu adamlar çok biliyorsa, dedikleri doğruysa neden çok zengin değiller de bir işyerinde maaşlı olarak çalışıyorlar?
  3. Twitter ve diğer sosyal medya ortamlarındaki yorumculara ve özellikle bir grafiğe 895 tane çizgi çekip teknik analiz yapan, fiyat bulan ve kendinden emin konuşan insanlara itibar etmeyin. Burada da şu soruyu sorun; Bu iş teknik analizle oluyorsa neden bu “usta” teknik analizciler Türkiye’nin en zengin kişileri değiller?” . Fakat şunu da unutmayın, Teknik analiz bütünleyicidir ve yeri geldiğinde hayat kurtarır fakat sizi zengin etmez!
    Ayrıca borsa forumlarında da yazılanlara çok fazla itibar etmeyin.

HESAPLILIK:

Borsa’ya ayıracağınız para miktarını iyi ayarlayın ve portföyünüzü takip etmek için mümkünse düz bir rakam olsun örneğin 10.000 ayırdınız. Borsaya ayırdığınız bu 10.000 TL’nin tamamıyla hisse senedi almayın. Borsayı izledikçe fark edeceğiniz üzere, borsa kestirilemez inişler ve çıkışlar üzerine kurulu. Tercih ettiğiniz hisse senedi çok iyi olsa da şok düşüşler görebilirsiniz.

  1. İyi hisse senetlerini normal bir piyasada ucuza bulamayacağınızı aklınızdan çıkarmayın, bu nedenle her düşüş sizin için bir alış fırsatı olabilir. Alış maliyetizi düşürerek hem zaman kazanıp hem de kar miktarınızı artırabilirsiniz.

DOĞRU ALIM:

  1. Borsa pazar demek, yani alım satım yapılan yer. Türkiye’de ise  algı “borsa oynamak” “tüyo” kelimeleri üzerine kurulduğu için genelde borsa = kumarhane gibi yanlış bir önyargı oluşmakta. Bu yanlış algıyı lütfen bir kenara bırakın. Yabancıların dediği gibi “stock trading” yani “hisse senedi ticareti” olarak değerlendirin. Bu doğru algı emin olun zihninizi rahatlatacaktır. Çünkü olay gerçekten basit, ticaret = alım – satım. Ucuza al, pahalıya sat.
  2. Ucuza al, pahalıya sat… “Demesi kolay hangi fiyatın ucuz hangi fiyatın pahalı olduğunu nasıl anlayacağız?” diyebilirsiniz ve bu soruyu sormakta son derece haklısınız. Dünyadaki bütün yatırımcıların sorduğu bir soru. Bu soruya cevap vermek için birçok iktisatçı, teknik analist, matematikçi, fizikçi, psikolog onyıllardır uğraşmakta ve hepsi çeşitli teoriler ortaya koymakta. Bilimsel yöntemler konusunda bilgi sahibiyseniz teori ve kanun arasındaki farkı bilirsiniz. Kanun evrenin her yerinde kesindir ve ispat edilebilir, teori ise ispat edilmemiş bir düşüncedir. Borsada kanun yoktur. O nedenle mevcut teoriler içinde kendinize bir yatırım yöntemi seçebilirsiniz veya birkaç teoriyi harmanlayıp kendi önsezilerinizin önerliğinde bir yatırım stratejisi belirleyebilirsiniz. Benim kendi tercihim ve önerim XU30 veya xU100 hisse senetlerini:
    1. Temel analizde iyi bilanço / kötü bilanço takibi
    2. Teknik analizde ise hareketli ortalama: 233 günlük ortalamasının altında ise ucuz, üzerinde ise primli olarak görmek ve konuma göre 5, 21 ve 55 günlük hareketli ortalamaların küçükten büyüğe alttan kesişimi (Bu ne demek derseniz KanalFinans.com’da Teknik analiz – hareketli ortalamalar videosunu izleyiniz (https://kanalfinans.com/egitim/teknik-analiz/teknik-analize-giris).)
      olarak takip etmek olacaktır.

TAKİP:

  1. Tüm hisseleri takip etmeyin, belirli hisseleri seçin ve sürekli olarak o hisseleri izleyin. Bir hisse senedini sürekli olarak takip ederseniz fiyat hareketleri ve haber akışısındaki davranışının uzmanı olursunuz ve bu sayede beyniniz size o hisse senediyle ilgili hiçbir bilgisayarın sunamayacağı bir öngörü sağlayabilir.
  2. Takibe aldığınız hisse senetleri aynı sektörde olmasın. Diyelim 10 adet hisse senedi takip edeceksiniz, en az 4 tanesi banka hisse senedi olsun, 3-4 sanayi şirketi, geri kalan ise gıda ve teknoloji şirketleri olsun. Şöyle ki; bankalar endeksin öncü kağıtlarıdır, endeks bankalarla artar bankalarla düşer. Trendlerin sektörel sıralaması olduğu da söylenebilir, önce bankalar, sonra sanay, diğer sektörler derken en son taş-toprak endeksinin arttığı söylenmektedir. Kısa bilgi olarak bankaların Beta katsayısı yüksektir. Bu sırayı bir kenarda aklınızda tutmak faydalı olabilir. Temel Analiz ilginizi çektiyse Risk ve beta tablolarına da göz atabilirsiniz: http://www.bigpara.com/analiz/risk-getiri-tablosu/A-harfi-ile-baslayan-hisseler/
  3. “Sürekli fiyat mı takip edeceğiz arkadaş” diye sorabilirsiniz. Borsada işlem gören her kağıt farklı bir karaktere sahip. Hem fiyat hem de haber akışına ara ara bakımınızın gerekiyor. Bu zahmetli bir iş mi, hayır. Markete veya semt pazarına gidiyor musunuz? Sürekli aldığınız ürünlerin fiyatını takip ediyor musunuz? Büyük ihitmalle evet. Domates 5 liraya çıksa, patates de 10 liraya çıksa alır mısınız? Hayır! Tabi bu fiyat afaki, büyük ihtimalle orta sınıfa dahil bir vatandaşsanız siz  de 2 liraya satılan domatesin  2,50’ye çıkmasını moral bozukluğuyla takip etmektesiniz. Domates, patates, markette derterjan… Bir sürü takip ettiğiniz ürün var zaten, 10 tane hisse senedi takip etmek kapasitenizi zorlayacak bir şey değil. İyi bir semt pazarı avcısı olsanız bu yeteneğinizle senede en fazla 100 lira kar edersiniz. Ama bu eforla ve fiyat hakimiyetiyle bu parayı günde bile kazanabilirsiniz. Gün, hafta ay, size bağlı ama özetle aynı eforla borsada çok daha fazla para kazanabilirsiniz.
  4. NEREDEN İZLEYECEĞİZ: Borsayı, Hisse senetlerini, ilgili haberleri ve kurları izlemek için birçok yol mevcut. Bilindiği üzere artık canlı veriler ücretsiz verilmiyor. Ücretsiz veri sunan yerlerin çoğu 15 dakika gecikmeli sunmakta. Bazı bankalar ve aracı kurumlar cep telefonundan ücretsiz bist veri paketi sunmakta. Bunun dışında Bloomberg HT kanalı ise az bir gecikme ile hisse fiyat akışı yayınlamakta.
    • Investing.com – > Gecikmeli Borsa İzleme, İyi Grafikler, Özet Teknik Analiz, Cep Telefonu uygulaması harika
    • bigpara.com  -> Gecikmeli Borsa İzleme, İyi Grafikler, Temel ve Teknik Analiz Araçları
    • finans.mynet.com

İYİ FİYATTAN ALIM:

  1. Ticarette öncelikli kural, malı alırken kazanmaktır. Bu hisse bence ucuz deyip aldığınız hisse senedi büyük ihtimalle siz aldıktan sonra biraz daha aşağı düşecektir. Benzer şekilde siz bir hisse senedini karlı şekilde sattıktan sonra da hisse değerlenmeye devam edecektir. “Bak ulan, işte ben aldım düştü” veya “Bak biz sattık nasıl arttı” “Lan bizi bekliyormuşlar” gibi serzenişte bulunma olasılığınız neredeyse %98. Unutmayın, kimse en dipten alıp en tepeden satacak kadar başarılı değil. En iyi traderlar (alım satımı meslek edinmiş kişi) arasında dipten alıp tepeden satma oranı %2 imiş! Bu nedenle hiç moralinizi bozmayın.
  2.  Yukarıdaki maddede hisse senedini belirledik, fiyatın ucuz olduğunu gördük fakat dipten alıyor olmadığımızın bilincinde olarak kademeli alış yapıyoruz. Örneğin A hissesi için 5.000 TL para ayırdık, 4,50’lik güncel fiyatı bizce iyi ama aşağıya da gelirse diye 5.000 liranın hepsiyle hisse almıyoruz, ya yarısı ya da %25’lik kısmıyla kademeli olarak hisse senedini alıyoruz. 90’lı yılların borsacılarının tabiriyle mala kademeli giriyoruz.

 

İYİ FİYATTAN SATIŞ:

  1. Ticarette alırken kazanmanın öneminden bahsetmiştik ama bir gerçek var ki, bu daha sert bir gerçek olarak duruyor: Satmadan para kazanılmaz! Hisseyi ne kadar iyi bir fiyattan da almış olsanız, primli şekilde satmadıktan sonra para kazanamazsınız, 4,50’den aldığınız hisse 7 lirayı görmüş olsun siz satmadığınızda o hisse 4,10’a geri düşünce elinizden sadece yakınmak gelir. Hem zaman hem vakit kaybı olarak canınız sıkılır. Peki hangi fiyattan satmalıyız? Bunu kendiniz belirlemelisiniz. Hisse senetleriyle ilgili birçok araştırma raporu çıkmakta ve birçok aracı kurum tarafından Hedef Fiyat önerileri yapılmakta. Bu fiyatlara ve araştırma raporlarına hisse senetlerini izlediğiniz internet sitelerinde, veya borsa uygulamalarında senet sayfasında ilişkili haberler bölümünden erişebilirsiniz. Bu raporlar değişkendir, ve genellikle vade bağımsız bir fiyat hedefi sunarlar. O nedenle zamansallık sorunu sizin çözmeniz gereken bir sorun. Gözlemlediğim kadarıyla birkaç gün içerisinde %5 civarı bir artış kar satışı için iyi bir fırsat sunmakta. Orta ve uzun vade hedefini takip etmek istiyorsanız o da saygı duyulan bir tercih olarak durmakta. Ama unutmayın “Kar cebe yakışır”. 

TEKRAR ALIM:

Siz bir hisse senedini karlı olarak sattıktan sonra iyi bir fiyattan tekrar almak isteyebilirsiniz. Bu doğal ve çoğu durumda mantıklı bir tercih olacaktır. Fakat genellikle siz sattıktan sonra hisse senedi artmaya devam ettiyse “Ah, şu fiyatan sattık, şimdi daha yüksek fiyattan geri mi alalım” diyebilirsiniz. Almamak mantıklı olabilir fakat il belirlediğiniz hedef fiyatınız hala cazip ise, ve hisse senedi güçlenerek artıyorsa tekrar almak mantıklı olur. Genellikle küçük yatırımcı tercihini almamaktan yana kullanıyor. Bunun yerine alıp şans denemek daha stratejik bir tercih olarak durmakta.

MALDA YAKALANMA:

Çoğu zaman işler planlandığı gibi gitmez, alırsınız, düşer tekrar alırsınız kötü bir haber gelir endeksin tamamı göçer. Hisse bazında kötü haber gelince hiç durmamak lazım, fakat endeks bazında şok etkisi yaratan bir kötü haber gelince şok satışı fiyatları satmaya kıyamayacağınız kadar aşağı çeker. Burada bir bekleme süresi devreye girer. Sağa sola kıpırdayamazsınız, borsada da işlem hacmi düşüktür çünkü çoğu kişi sizinle aynı durumdadır. Burada elinizdeki hisse senedi A kalite bir şirkete aitse, beklemek doğrudur. Ama şirketin durumu çok iyi değilse elden çıkarıp iyi durumda fakat fiyatı şok satış nedeniyle düşen hisse senedine geçmek çok mantıklı bir hareket olacaktır. Burada banka hisselerini kısa vadeli arbitraj yapmak için kullanabilirsiniz.

ORTA VE UZUN VADELİ YATIRIM:

Son madde, bu maddeye kadar okumuşsanız sabırlı ve makul bir kişisiniz demektir. En doğru ve en geçerli yatırım orta ve uzun vadeli yatırımdır. Burada olay uzun vadede güveneceğiniz, düzenli büyüyen bir şirket veya gelecekte işinin çok daha iyi olacağını düşündüğünüz iyi bir şirkete ortak olmaktır. Düzenli olarak fiyatı artan senetleri seçmek için iki şeye bakmanızı öneririm:

  1. 5 ve 10 yıllık grafiklerindeki sürekli artan görünüm. Hisse senetlerinin grafiklerine bakarken periyot olarak 3 – 5 – 10 yıllık grafiklere bakınız. finans.mynet.com‘da hisse grafiklerinde hızlı şekilde görebilirsiniz.
  2. Yıllara göre temettü verimliliği (Bknz. Temettü nedir)

orta ve özellikle uzun vadeli yatırım yapmayı tercih ettiğinizde dikkat edilmesini önemli bulduğum bir husus var, Banka hisseleri, banka hisselerini uzun vadeli şekilde tutmak geçmiş yıllara bakıldığında pek mantıklı görünmüyor. Bunun yerine A Kalite sanayi hisselerini uzun vadeli taşımak ise hem fiyat hem de temettü verimliliği göz önüne alındığında daha mantıklı görünmekte.

VİOP Genel Yatırım İpuçları ve Basit Teknikler

Viop kısmı da başka güne kalsın…