Kategoriler
Pardus

Debian Pardus Seçkisi 2011.3RC1 diye bir şey gördüm.

Yeni Pardus’un Debian tabanlı olduğu ile ilgili daha önce yazmıştık. Bu “Yeni Pardus”un sadece “Kurumsal Sürüm” olduğunu düşünüyordum. 1 – 2 – 3

Özgürlükİçin.com forumlarında  ve sevgili Coşkun Aktaş’ın Camia listesinde attığı mesajda gördüğüm üzere http://lists.pardus.org.tr/pardus-camia/2012-August/000946.html 2011.3 RC1 diye adlandırılan Debian seçkisi(?) Pardus KDE dışında diğer masaüstü ortamlarıyla da sunulmuş. (Adrese artık erişilmiyor sanırım)

Daha önce de bir çok kişinin defalarca yazdığı gibi, aslı Debian olan bu çalışmanın Pardus olarak adlandırılması doğru değil. Ben orasında değilim işin…

Benim asıl söylemek istediğim; TÜBİTAK yönetiminin doğru yolda olmadığıdır. Danışma Kurulu hala bir resmiyet kazanmamış, resmiyeti beklemeden hiç bir fikir ve temasta bulunmadan, bir özgür yazılım projesinde camiadan katkı almadan… Daha da kötüsü, ne kodu ne de hata takip sisteminde bileşeni olmadan ve testi yapılmadan bir özgür yazılım projesi yönetilmeye çalışılmakta.

Kapalı kapılar ardında birilerine Debian’ı Pardus diye sundurmak. Ki kimler yapıyor, nasıl bir iş modeliniz var diye sormuyorum artık. Çünkü duyduklarım ve başkalarından duyduklarımın kesişiminde yalanlar var… Beni de ilgilendirmiyor aslında…

Bu özgür yazılım değil! Bu iş böyle olmaz! Dışarıdan da böyle bir modele ben kendi adıma ne olursa olsun katkı vermem söz konusu olamaz. Camia’yı geçtim, Danışma Kurulu’nu yok sayan bir yönetim anlaşıyla TÜBİTAK bir yere varamaz.

TÜBİTAK yönetimine, Pir Sultan Abdal’ın “Güzel Aşık Cevrimizi” isimli  eserinden şu dizelerini yazmak istiyorum:

Bu bir rıza lokmasıdır
Yiyemezsin demedim mi…

Bu gönüllülük işi, rıza işi… Yoksa olmaz…

Bu eserin bestelenmiş halini dinlemek isteyenler için de şöyle iki bağlantı vereyim: Çukurova Devlet Senfoni Orkestrası’nın performansı

http://youtu.be/ZLq_m3bOelI

Daha eskilerden Cem Karaca ve Kardaşlar

http://www.youtube.com/watch?v=ua85MxYR3-8

Eserin diğer yorumlamaları(Türkü, İlahi ve Burak Kut(!) biçimleri) için tıklayabilirsiniz.

Kategoriler
Pardus

Topluluk Olarak Uretmek, Hedef Belirlemek ve Sonuç Almak

Merhaba,

Bu yazımı artık topluluk olarak bir şeyler başarabilmenin bu ülkede nasıl olacağı ile ilgili yazmak istedim. Başlıktan da anlaşılacağı üzere üç temel konuya değineceğim.

  • Üretmek
  • Devamlı olarak hedefler belirlemek
  • Sonuç almak

Bildiğiniz üzere Özgürlükiçin.com kullanıcılarının insiyatif alması ile artık farklı bir sürece girdi. Gerek Özgürlükiçin.com gerek Pardus-Linux.org gerekse PKD olarak artık daha fazla vakit kaybetme lüksüne hiçbir taraf sahip değil. Artık Pardus ve Türkiye’de Linux ve özgür yazılım adına tüm taraflar ve bireyler harekete geçmeli.

Topluluk Olarak Üretmek:

Bilgisayar okur yazarlığı olarak Topluluk Olarak pek iyi bir seviyede değiliz. Katkı vermek genellikle fikir vermenin ötesine geçemiyor. Bu güne kadar anladığım şu ki kıt olan insan kaynağımız ile bir şeyler yapmaya çalışmak, sadece yetkin bir kaç kişinin omuzlarında. Neden bütün kullanıcılar olarak her an aktif ve üretime hazır olamıyoruz?
Bence bu sorunun temelinde yine kıt insan kaynağı ve topluluk kültürü ile katkı kültürünü bir türlü oluşturamamamız yer alıyor. Peki topluluk kültürü ve katkı kültürünü nasıl kazanabiliriz?

Bu sorunun cevabının yine bizim kültürümüzde yattığını düşünüyorum. Niyet->Yol gösterecek birileri->Çıraklık->Ustalık yolu hem katkı hem de topluluk kültürü için doğru bir çözüm gibi.

  • Niyet: Özgür yazılım ve Pardus için katkı vermeye istekli olmanız aslında en önemli adım. Kendinizi hiçbir şey için yeterli göremeyebilirsiniz, ama bu yola çıkmanıza engel değil. En önemli şey olan niyet ve isteğe sahipseniz doğru adımlarla ciddi katkıcılara dönüşebilirsiniz. Topluluk davranışı ve katkı vermek kanallarında henüz yeterli belge ve rehberlerimiz yok. Ama kısa yoldan çok daha hızlı ilerleme sağlayabileceğiniz bir yol var:
  • Yol gösterecek birileri: Sayısı çok fazla olmasa da Türkiye’deki açık kaynak topluluklarında çok istekli, üretken ve katkı kanallarında ve toplulukta sürekli aktif olan kişiler mevcut. Yola koyulmak adına ilk adım bu kişileri izleyebilirsiniz. Bu kişiler neler yapıyor, nasıl bir kişisel birikime sahipler,  hangi katkı kanallarında nelerle uğraşıyorlar ve bu uğraşları hangi ilgi alanları ile ilgili. Bu gözlemi yaptığınızda kendiniz adına da katkı vermek için ilk kararları verebilirsiniz. Evet benim de şöyle bir eğilimim var ben de bu alanda katkı süreçlerinde aktif olabilirim deyin. İkinci olarak kendinize uygun gördüğünüz katkı alanlarındaki aktif katkıcılar ile iletişime geçin, çekinmeyin. Muhakkak size bir yol göstereceklerdir ve size bir şekilde birikim ve tecrübelerini aktarmak için olumlu yaklaşacaklardır.
  • Çıraklık: Katkı vermek için yukarıdaki adımları atarak yola çıktıysanız, en zevkli aşamaya geldiniz demektir. Nasıl katkı vereceğinizi belirleyip, işin temelini öğrendikten sonra ilk katkılarınızı vermeye başlayabilirsiniz. İlk katkılarınız heyecanlı ve sizin için çok öğretici olacaktır. Hata yapmaktan korkmayın, düzeltilebilir hatalar size en çok şey öğreten tecrübelerdir. Cesur olun, “Ben de yapabilirim!” demeyi bilin ve yapın. Olmadı mı? Yanlış mı oldu? Merak etmeyin birileri muhakkak size nazik ve öğretici şekilde dönecektir. Kimse dönmez ise, siz kendinizi geliştirdikçe geriye dönüp yaptığınız hataları kendiniz düzelteceksiniz.
  • Ustalık: Eğer makul bir çıraklık süresi geçirmişseniz ve geride güzel katkılarınız var ise artık bir seviye ilerlemişsiniz demektir. Toplulukta size duyulan saygı katkılarınız oranında artacaktır. Artık sizin katkı süreçlerindeki göreviniz size bu süreçte yardımcı olan kişilerin görevini paylaşmaktır.  Artık daha fazla inisiyatif almalı ve ilk basamaktaki niyetli kişilere daha fazla ilgi göstermelisiniz. Büyük ihtimalle geçen zaman ile katkı süreçlerine ayıracağınız kişisel zamanınız azalacaktır. Bu zamanı daha iyi kullanmak için mikro ölçekli çalışmalar yerine makro ölçekli süreçlere dahil olmalısınız.

Katkı süreçlerinde rol almak istiyorsanız, ilk aşamadan başlamalısınız ve cesur olmalısınız. Unutmayın geriye döndüğünüzde her katkınız ile isminiz bir yerlerde kayıtlı kalacak.

Devamlı olarak hedefler belirlemek:

Hedef belirmek sonuca giden yolda en önemli basamakları işaretlemek ve bu basamakları takip etmek demektir. Toplumsal olarak hedeflerden çok nihai ve ütopik sonuçlara yoğunlaşmaktayız. Hayatın her alanında olduğu gibi, özgür yazılımda da bu böyle… “Herkes özgür yazılım kullansın!” veya “Bütün kamu Pardus kullanımına geçsin” gibi amaçlar ve bu amaçların baskınlığı bizi kendimize hedefler belirlemekten alıkoymakta.

Dünya, toplumumuz, özgür yazılım sürekli gelişmekte ve bizim de bu süreçte hedeflerimiz sürekli olarak gelişmeli. Büyük amaçlar için büyük hedefler koymak gibi küçük amaçlara ulaşabilmek için de kendimize küçük hedefler koymayı öğrenmeliyiz.

Amaçları gerçekleştirmek, amaca ulaşmak için konulan hedeflerin aşama aşama gerçekleştirilmesi ile mümkün. Gerçekleşen amaçlar ise daha büyük amaçları ortaya koymak ve gerçekleştirmek için en önemli güç kayağı. Şunu şunu başardık, neden bunu da başaramayalım demek, buna inanmak daha büyük amaçları gerçekleştirmek için sahip olmamız gereken en önemli şey.

Bu doğrultuda değişen koşullarda amaçlarımız doğrultusunda devamlı olarak yeni hedefler belirlemeli ve hedeflerimizi güncellemeliyiz.

Sonuç almak:

Çabalamak ve çabaların havada kalması gönüllü çalışmalarda maalesef en kötü sonuç. Havada kalan çabalar gelecekteki amaçlar için en büyük heves kırıcı. Hedeflerimiz doğrultusunda çabalamışsak ve çabalarımız bir yerde kilitlenmişse, burada sorun çabalayanlarda değil çabaları paylaşmamakta ve ortaklaşa bir güç oluşturamamakta.

Buraya kadar çok soyut giden yazıyı biraz somutlaştırmak gerekirse;

Sene 2011 ve artık sonuç almamamız gereken bazı hedeflerimiz var.

  • Özgür yazılım ve Linux kullanıcıları olarak halen birçok kamu kurumunun internet hizmetlerinden yararlanamıyoruz. Neden TCDD’den çevirimiçi bilet alamıyoruz, neden MEB sitelerinde notlarımızı görüntüleyemiyoruz, neden birçok  e-devlet hizmetinden yararlanamıyoruz!

Bu konuda bugüne kadar hep bireysel çabalar oldu, bu çabaları paylaşamadık. Oysa elimizde dayanak olarak bir Başbakanlık Genelgesi vardı(http://mevzuat.dpt.gov.tr/genelge/2009-4.htm) Neden kolektif hareket edemedik. Bu ülkede onbinlerce Linux kullanıcısı neden kolektif olamadı? Neden bu kurumlara binlerce e-posta atamadık? Bizi bunu yapmaktan alıkoyan neydi?

Kendimi de eleştireyim. Zamanında Pardus ile sorun yaşadığınız Web siteleri için talep mektubu diye bir şey hazırladım. Neden bunu Kamu kurumları için güncellemedim neden resmi dayanaklar ile bu yazıyı güçlendirip diğer kullanıcıları aktif olarak bu mektubu göndermeye davet edemedim?

  • Birçoğumuz bilgisayarlarımızın donanımları ve Linux ile uyumlarından dolayı sorun yaşıyoruz. Neden bugüne kadar donanım üreticilerine ve Türkiye’deki donanım sağlayıcılarına “Bakın biz de varız, sayımız çok, bizi ciddiye alın bizim satın aldığımız bu donanımları kendi tercih ettiğimiz sistemlerde sorunsuz kullanma hakkımız var diyemedik. Dünya çapındaki milyonlarca Linux kullanıcısını geçtim, sırf Türkiye’deki kullanıcılar, bırakın Oİ(22.691) ve PLO(14.729) kayıtlı üyeleri kadar bu isteğimizi dile getiren e-postayı bu donanım sağlayıcılarına(ör. ekran kartları için Nvidia, ATI) göndermedik. Birkaç kişinin kolayca hazırlayabileceği bir e-posta ile çok kolay ve etkili bir kampanya yürütebilirdik. 10.000 -20.000 kişilik pazarlar için ürünler gelişiştiriliyor, eminim ki bu derece yüksek bir talep sayısı bir şeyleri değiştirmek için bir aşama olacaktır.

Bunun dışında sürekli şikayet ettiğimiz konularda neden kendimiz bir şeyler yapmadık, örneğin;

  • Yıllarca Pardus için neden tanıtım araçları yok dendi. On binlerce kullanıcı arasından neden özgür yazılım araçları ile oluşturulmuş ciddi tanıtım filmleri(2 tane oluşturuldu) hazırlayamadık? Grafik tasarım ve animasyon ile ilgilenen hiç mi kullanıcı yoktu? Neden her Pardus sürümünde kullanılabilir afişler,  hazır sunumlar, videolar hazırlayamadık? Neydi bizim önümüzü kesen? Neden -hiç bilmeyen- insanlara Pardus’u anlayacakları dilden anlatamadık? Neden kullanıcıları aktive edemedik?
  • Aramızda onlarca üniversite öğrencisi var, aralarında hiç mi Pazarlama okuyan bu alanda çalışan yoktu, neden Pardus’u bir ürün olarak sunacak çalışmalarda bulunamadık?

Vesaire…Vesaire…

Benim dileğim artık en azından Öİ ve PLO olarak Pardus ve özgür yazılım için sonuç alacak kampanyalara bir an önce başlanması. Sayımız çok, artık biz de bir baskı grubuyuz. Bunu kullanmalıyız. Bir baskı grubu olarak bugün sesimizi çıkarmaz isek, yarın kendimizi dinletmemiz daha zor olacaktır. Gerek Öİ’nin yeni yapılanması gerekse PLO’da bu tür kampanyalara girişmenin vakti geldi de geçiyor.

Lütfen geri durmayalım.

Mutlu günler….

Kategoriler
Fikir Tezim

MUTUALİZM

Bir şirket hayal edelim:

Sermayesi orta sınıfa mensup ücretli çalışanlar tarafından oluşturulsun ve bu sermayedarlar şirket hisseleri için ödedikleri tutarları ödedikleri gelir vergisinden düşebilsinler. Sermaye yapısı böyle olsun.

Çalışanları ise o güne kadar çalışma hakkından mahrum kalmış ve toplumda istihdam önceliği olan yoksul ve yoksun kesimden olsun. Ücretleri asgari ücret altında olmasın ama bir ailenin aylık ortalama geçim sınırının üzerinde de olmasın.

Şirketin yönetimi bağımsız olsun, devlet müdahalesinden uzak ve profesyonelliğe yakın olsun. Hesap vermekle kalmasın hesap sordursun.

İdare sınıfı ve orta sınıf diğer yöneticileri eşit şartlarda bağımsız performans yönetimi şirketlerince yapılacak sınavlar ve değerlemeler ile istihdam edilsin, tıpkı özel firmalar gibi ara kademede veya tecrübeli yönetici ihtiyacında aktif işgücü piyasasında ihtiyaca göre işe alımları yine özel istihdam kuruluşlarınca bağımsız değerlemeler ile yapılsın.

Denetimi bağımsız olmakla kalmasın, en küçük sermayeye sahip ortakları veya herhangi bir vergi mükellefi bile denetim isteme hakkına sahip olsun, Hesaplarının şeffaflığı gibi mali olmayan kararları da şeffaf olsun, her ortak internet üzerinden şirketin hesaplarına ve kararlarına ulaşabilsin.

Şirket emek yoğun sektörlerde düşük kar oranıyla tüketicilerin günlük ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik bir ticari yol izlesin. Üretimini rekabetçi ve orta kalitede bir çizgide gerçekleştirsin. Pazarlamasını ise özel şirketlere yaptırsın.

Kar sadece ortakların değil, çalışanların da hakkı olsun ama hak çalışan olunduğu için değil, hakkıyla çalışıldığı için kazanılmış olsun. Karın dağıtılması hakça olsun; şirketin büyümesi ve yeni yatırımları sektörün büyümesine ve istihdam hedeflerine göre olsun.

İşte karşınızda “HALK ŞİRKETİ”… Devlet ile organik bir bağı olmayan, kamuoyu yani daha açık şekilde halk tarafından kurulan, halk tarafından yönetilen ve halk tarafından denetlenen bir özel şirket.

Bu model orta sınıf insanların yoksul, yoksun ve işsiz insanları ekmek sahibi yaptığı; yoksul ve yoksun insanların ise yaşamak için kullanamadıkları çalışma haklarını emeğe dönüştürüp, bağımsız haldeyken etkisiz olan küçük miktardaki birikimleri orta sınıf için kazançlı yatırımlara dönüştürdükleri bir ortak girişim; MUTUALİZM.

Şimdi siz hayal edin, büyük tarlalar, büyük fabrikalar, büyük marketler… İçlerini ve ara geçişlerini siz düşünün, HALK ŞİRKETİ ürünlerinden almaz mıydınız?