Tezim

Ana sayfa Tezim
Tezim

Yoksulluk Bir Değerler Sorunu Olabilir Mi ?

0

Değerler Kavramı Üzerine Yoksulluk Tanımım

Yoksulluk olgusu ve yoksulluğun tanımı konuları daha önceki yazılarımda da belirttiğim gibi göreceli ve henüz üzerinde tam anlamıyla uzlaşma bulunmayan görüşler üzerinde farklı yaklaşımlarla tartışılmaya devam ediyor. Amartya Sen’in “Yeterlilikler Yaklaşımı” üzerine düşünürken aklıma yeterlilikler, değer üretimi ve üretilmiş değerlere erişim penceresinde geliştirilebilir mi sorusu geldi ve karalama olarak bunları yazıya dökmek istedim.

Toplumsal yaşamda bireyler değerler üretmekte ve aynı zamanda da üretilmiş değerleri tüketmekte veya kullanmaktadırlar. Bu değerler somut madde olabildiği gibi soyut değerler de olabilirler, somut değerler maddi ve ölçülebilen değerler olmalarına rağmen soyut değerler ölçülemeyen ve değişken haldedirler. Örnek verecek olursak, bir marangozun yaptığı masa somut bir değerdir, marangozun işgücü soyut bir değerdir. İşgücü soyut bir değerdir çünkü marangoz o masayı yaptığı ana kadar, işgücü değerini yeterli kılacak kadar geliştirmiştir, şöyle ki o güne kadar edindiği fiziksel güç, tecrübe ve teknik bilgi ve başarım düşüncesi işgücünü o masayı üretebilmek için yeterli kılar. Bu durumda, bir ülkede ya da işletmede, üretime ya da herhangi bir işe katılan ve bunun gerçekleşmesini sağlayan insan emeğinin tümü olan, işgücünü üretilmiş bir değer olarak nitelendirebiliriz.

Basit iki örnek ile değer kavramına giriş yapmış olduk, şimdi ise değerleri genişletebiliriz. Birey doğal olarak ihtiyaçlarının tatmin olduğu seviyede olmak istemektedir, bu seviye ise bireyin bütün ihtiyaçları,ve bu ihtiyaçlarını gidermek için gösterdiği çaba ve tatminiyle belirlenmektedir. Temel ihtiyaçlar olan, beslenme, sağlık,güvenlik,sosyal çevre, bireyin yaşamını sürdürebilmesi için gerekli değerlerdir. Yeterli beslenme ile günlük enerji ihtiyacının karşılanmış olması ile birey günlük ihtiyaçlarını karşılamak için yeterli fiziki güce erişmektedir, bu yeterli fiziki güç seviyesi hali birey için bir değerdir. Aynı şekilde yaşamını sürdürebilmesi için gerekli sağlık koşullarının sağlanmış olduğu sağlıklılık hali,güvenlik ve sosyal çevre de gerekli birer değerdir diyebiliriz.

Değerler yaklaşımında temel insani ihtiyaçlar ve toplumsal yaşamda gerekli olan geliri elde etmek için birey bu değerleri üretmek durumundadır. Eğer birey bu değerleri üretemiyorsa ve bu değerlerin eksikliğinden dolayı yaşam tehlikesi varsa veya toplum içerisindeki yaşamını onurlu şekilde sürdüremiyorsa birey değerler yaklaşımıma göre içsel değerler açısından yoksul demektir.

Değerlerin üretimi ile ilgili bu ilk kısım elbette yoksulluğu tanımlamak için yeterli olmayacaktır, değerlerin birey tarafından üretimi olduğu gibi elbette ki bireyin birde diğer bireyler tarafından üretilen değerler ile çapraz etkileşimi söz konusudur. Bu etkileşim dahilinde bireyin yaşamını sürdürmesi için diğer bireyler tarafından üretilen somut ve soyut değerlere ihtiyacı vardır. Diğer bireyler tarafından üretilen somut değerleri tüketmek, ve soyut değerlerden faydalanmak bireyin tüketim tarafındaki ihtiyaçlarını karşılamaktadır. Eğer birey diğer bireyler tarafında üretilen bu değerlere erişemiyorsa, örneğin somut değerler olarak gıda ve eşya, soyut değerler olarak eğitim, sağlık, güvenlik gibi değerlere,birey değerler yaklaşımıma göre dışsal değerler açısından yoksul demektir.

Bireyin yaşamı için kendi ürettiği değerlere iç değerler,diğer bireylerce üretilen ve bireyin faydalandığı değerlere ise dış değerler diyebiliriz. İç ve dış değerler toplum yaşamında tıpkı muhasebe kalemler gibi çalışmaktadır dersek yanılmış olmayız. Örnek verirsek, ilk örneğimizde marangozun işgücü değeri ve ürettiği ürünün değeri marangoz için üretim tarafındaki iç değerdir, bu ürün, onu satın alan doktor için ise tüketim tarafındaki bir dış değerdir, doktorun işgücü olan sağlık hizmeti sunma yeterliliği doktor için bir iç değer, marangoz için o sağlık hizmeti ise sağlılık hali için gerekli olan bir dış değerdir.

Örneğimiz biraz karışık olsa da temel mantık, yaşam için gerekli olan değerleri üretebilmek, ve diğer bireyler tarafından üretilmiş değerlere erişebilmek toplumsal yaşamdaki yeterlilikleri karşılamanın temelinde yatmaktadır. O zaman yoksulluğu değerler yaklaşımıma göre şöyle tanımlayabilirim :

Bireylerin yaşamları için gerekli olan değerleri üretememesi ve diğer bireyler tarafından üretilen değerlere erişememesi ve bu değerlerin eksikliğinden dolayı yaşam tehlikesi veya toplum içinde onurlu yaşam sürdürememe haline “Yoksulluk” denir.

Gece vakti çok düzensiz de olsa karakalem yoksulluğu böyle tanımladım. Eminim ki bu yazımda birçok mantık hatası ve eksiklikler var. Fikirlerinizi ve eleştirilerinizi yorumlar kısmında görmek üzere….

Tezim

0

Geç olsa da yüksek lisans tez konumu belirlemiş ve enstitüye bildirmiş bulunmaktayım.

“Avrupa Birliği’ne Uyum Sürecinde Yoksullukla Mücadele ve Yeni Uygulamalar ”

Umarım iyi bir çalışma sonrası insanlara faydalı olabilecek birşeylere dokunabilir ve güzel sonuçlar çıkarabilirim.

Tezimi elbette Pardus üzerinde Openoffice.org kullanarak yazacağım ve bitirdiğimde hiçbir hak idda etmeksizin isteyenlerin erişmesi için hem Yök Ulusa Tez Bankasına hemde buraya koyup yayınlayacağım.

Tabi ki konu ile ilgili paylaşmak istediğiniz fikirleriniz gözlemleriniz ve bildiğiniz uygulamalar varsa bunlara açığım çekinmeyin 🙂

Ulusal Program 2009

0
Ulusal Program Yayımlandı
Ulusal Program Yayımlandı

3. Ulusal program yani “Avrupa Birliği Müktesebatının Üstlenilmesine İlişkin Türkiye Ulusal Programı” 31.12.2008 Tarihli Resmi gazetenin  Mükerrer Sayısı ile yayımlandı.

  • Ulusal Program 33 parçadan tek parça haline getirildi
  • Dijital ortamda kullanışsız sayfaların yatay düzeni dikey hale getirildi 433 adet tablo tek elden düzenlendi.
  • Konu başlıkları standart hale getirildi, içindekiler dizini ve içeriğe köprüler oluşturuldu.
  • Yazım hataları düzeltildi( Fakat halen birçok yanlış kullanım esas metni bozmamak için düzeltilmedi)
  • Belge PDF formuna aktarıldı(openoffice.org),böylece çalışırken not alma ve imleme imkanı mümkün oldu, sayfa altlarına içindekiler dizini köprüsü konuldu ; böylece hem arama yapmak hemde hızlı gezinti imkanı sağlandı.
  • vs vs vs…

Özetle ulusal programı üzerinde çalışılabilir, okuyucu konforuna ve standartlara uygun şekilde dönüştürmeye çalıştım. Olması gerektiği gibi adam akıllı bir hale sokmaya çalıştım. Böylece hem ben hemde sizler üzerinde çalışma yaparken hiç zorlanmayacağız hemde zaman kazanacağız.


İndirmek için Tıklayınız ->Derlenmiş Tek Parça Ulusal Program 2009 PDF

*Sağ tıklayıp hedefi farklı kaydedebilirsiniz.

Hayrını Görün 😀
Mutlu Çalışmalar

Elbette Özgür İşletim Sistemi Pardus Üzerinde özgür ofis yazılımı Openoffice.Org kullanılarak hazırlandı 😉

23 Nisan, Özveri ve Fedakarlık…

1
Yorumsuz
Yırtık Ayakkabılarla 23 Nisan Kutlaması

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kuşkusuz dünya üzerindeki en eşsiz bayram, çocukların bayramı… Dünya üzerindeki en kıymetli, en masum  varlıklarımızın bayramı…

Köy yerinde büyük bir özveri ile 23 Nisan Kutlamaları… Yukarıdaki kız çocuğunun yırtık lastik çizmeleri onun değil bizim utancımız… Van’ın Ortanca Köyü, bu dram sadece orada yaşanmıyor, Anadolu’nun birçok ilçesinde bu tablo hayatın acı bir gerçeği…

Bu çocuk sizin çocuğunuz olabilirdi ve acaba bu imkansızlığı yüreğiniz nasıl kaldırırdı ? Boynunuz bükük mü izlerdiniz çocuğunuzu yoksa başınız dik mi ?

Lütfen bu yırtık ayakkabıların sorumlusunun biz olduğumuzu kabul edelim, ne bağış ne burs, sadece küçük bir adımla başlayın.

Ne olur  geleceğimiz için, çocuklarımız için ne olur “BU TOPRAKLARDA ÜRETİLEN ÜRÜNLERİ TÜKETELİM”

Köyde 23 Nisan:

http://www.milliyet.com.tr/Yasam/SonDakika.aspx?aType=SonDakikaGaleri&ArticleID=1086703&PAGE=1

http://www.milliyet.com.tr/Yasam/SonDakika.aspx?aType=SonDakika&ArticleID=1086703&Date=24.04.2009&b=Yirtik%20ayakkabili%20kucuk%20kiz%20yurekleri%20burktu&KategoriID=15

Yoksullukla Mücadele Konusunda Bir Mektup

0

İnternette gezinirken bulduğum bu mektubusizlerle paylaşmak istiyorum. Mektup PTT nin üyesi olduğu Dünya Posta Birliği Uluslararası Bürosu’nun düzenlediği bir yarışmada 3.Mansiyon ödülü kazanan Nazlı Başak Ayık tarafından kaleme alınmış.  Kendisi mektubu 12 yaşındayken kaleme almış.

Daha önceki yarışmalarda, Dünya Posta Birliği Uluslararası Bürosu tarafından öğrencilerimiz 1983 ve 1989 yıllarında 3. lük, 2000 yılında 2. Mansiyon ödülü, 2004 yılında ise Ankara Özel Tevfik Fikret İlköğretim Okulu öğrencisi Nazlı Başak AYIK 3. mansiyon ödülü kazanmış olup, UPU tarafından kendilerine belge ve iki pul albümü hediye edilmiştir.http://www.ptt.gov.tr/tr/genel/ptt-mektup_yarisma2010.php

Adı Soyadı : Nazlı Başak AYIK

Okulu : Ankara Özel Tevfik Fikret İlköğretim Okulu

Yaş : 12

Sınıfı : 6-A

Numarası : 951

İl : Ankara

Sayın Yetkililer,

Ben Tevfik Fikret İlköğretim Okulunda altıncı sınıfa giden on iki yaşında bir  kız öğrenciyim.Sizlere bu mektubu insanlığın en önemli sorunlarından biri olan yoksullukla mücadele için biz gençlerin neler yapabileceğini kendi bakış açımdan anlatabilmek üzere yazıyorum.

Öncelikle şunu belirtmeliyim ki insanlığı tehdit eden bu önemli sorunun yani yoksulluğun kaynağı, yine bizleriz.Bu demek oluyor ki kendi türümüze bizzat kendimiz zarar veriyoruz.Başka bir söyleyişle biz kendimizi yok ediyoruz. Bu durumu fark ettiğimde çok şaşırmıştım.Dünyamızda çeşitli nedenlerle bazı canlı türlerinin yok edildiğini, doğal kaynakların bilinçsizce tüketildiğini ve özellikle de savaşları duydukça bu şaşkınlığım daha da arttı.Sanırım bu cümlelerimle yoksulluğun temelinde yatan nedenleri kendimce belirlemiş oldum.Bu nedenleri belirlerken aynı zamanda kendimce çözüm önerileri  de üretmiş oldum. Şimdi bu önerilerimi anlatmak istiyorum: Bence dünyanın geleceği olan biz gençlerin, her konuda olduğu gibi bu konuda da diğer konulara göre çok daha fazla duyarlı olması gerekiyor. İnanıyorum ki bu duyarlılık sayesinde yoksullukla mücadele edilebilir. Nasıl mı? Örneğin; doğal kaynakların bilinçsizce tüketilmesini ele alalım. Toprak,su ve ormanlar, aklıma gelen en önemli doğal kaynaklar ve bunlar, başta biz insanlar olmak üzere bütün canlılar için gerekli. Biz bu doğal kaynaklar sayesinde yaşamımız için gerekli olan enerjiyi elde ederiz.Ancak, unuttuğumuz bir şey var ki bu doğal kaynaklar sınırsız değildir. Onları gereksinimimiz dışında kullanmak yani bilinçsizce tüketmek kendi türümüzü yoksulluğa sürüklemek demektir.Öyleyse yoksullukla mücadelede öncelikle yapmamız gereken şey savurganlığı önlemektir.Bunun için de sanırım yiyeceklerimizi çöpe atarken  açlıktan ölen insanları;suyu bilinçsizce kullanırken içmeye su bulamayanları, düşünmeliyiz.

Diğer taraftan canlı türlerini de kendi çıkarlarımız yüzünden yok ederken doğal dengeye nasıl zarar verdiğimizi ve bu nedenle kendi türümüzü salgın hastalıklardan, açlık ve yoksulluğa varana kadar her türlü tehlikeye karşı nasıl savunmasız bıraktığımızı anlamalıyız.Ancak,o zaman bencillik ve savurganlıktan kaçınır, yoksulluğa karşı duyarlı hareket ederiz. Bütün bunların yanı sıra özellikle de savaşların zararlarını görmeliyiz. Ekonomilerin çökmesine, üretimin durmasına ve dolayısıyla insanlığın yoksulluğa, açlığa sürüklenmesine neden olan bu önemli tehlikeye karşı dünya barışını korumalı, gerekli sorumluluğu taşımalıyız. Ben bu düşüncelerimle yoksullukla mücadelede anahtar sözcükleri bulduğuma inanıyorum. Buna göre; “duyarlılık esas alınarak bencillik, savurganlık önlenmeli, insanlığı tehdit eden her türlü tehlikeye karşı öncelikle sorumluluk  duygusu ile hareket edilmelidir.” diyorum. Bu aşamada da konuyu özele indirerek duyarlılık, bencillik, savurganlık ve sorumluluk denildiğinde anladıklarımı kendimden vereceğim örneklerle paylaşmak istiyorum; çünkü yoksullukla mücadelede kendimi bir zincirin halkalarından biri olarak görüyorum.Bu halkalar yani ben ve benim gibiler çoğaldıkça zincirinde o oranda büyüyeceğini ve güçleneceğini düşünüyorum. İşte benim yoksullukla mücadeleye katkılarım. Öncelikle tabağıma yiyebileceğimden fazla yemek konulmasına izin vermiyorum. Artanların dökülüp ziyan olmasını istemiyorum çünkü biliyorum ki dökülen her yiyecek hem bizim hem de başkalarının yoksulluğuna sebep olacaktır.      Ayrıca hem okulda hem de evde gereksiz yanan lambaları ve açık bırakılan muslukları kapatıyorum; çünkü biliyorum ki ihtiyaç dışı kullanılan her enerji doğal kaynakların daha hızlı tüketilmesine neden olacak ve bu da insanlığı hızla yoksulluğa sürükleyecektir.Diğer taraftan, doğadaki hiçbir canlıya bilerek ve isteyerek zarar vermiyor onları yok etmeye çalışmıyorum; çünkü biliyorum ki biz insanların bencilce yok ettiği her canlı, doğal dengenin biraz daha bozulması ve bizim de biraz daha yoksulluğa sürüklenmemiz demektir.

İşte, benim kendi adıma yaptığım bütün bu davranışlar benim gibi diğer gençlerin de bu yönde gösterdiği katkılarla çoğalarak büyüyecek ve genelleşecektir. Yani halkalar birleşerek güçlü, sağlam bir zinciri oluşturacaktır. Böylelikle de yoksullukla mücadeleye bireysel olarak sağladığımız her katkı, sonunda toplumsal katkılara dönüşecektir. Aslında olması gereken  de budur. Öyleyse gelin hep birlikte duyarlı olalım, yoksullukla mücadele için bencilliği bir kenara bırakıp savurganlıktan kaçınalım, insanlığın geleceğini tehdit eden her türlü tehlikeyi önlemek için sorumluluk duygumuzu geliştirelim. Unutmayalım ki dünya hepimizin dünyasıdır. Birlikte yaşadığımız bu dünyada “gelecek” varsa, o geleceği en güzel şekilde oluşturmak biz gençlerin elindedir.

İÜ SBE Tez Hazırlama Yönergesi

1

Malum tez yazma aşamasındayım ve bu tez İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitü Tez Hazırlama Yönergesine uygun olmak durumunda.
Enstitü İnternet sayfasında http://sbe.istanbul.edu.tr/?icerik=3 bu yönergeyi yayınlamış, fakat ne yazık ki indirip sürekli elimizin altında bulundurabileceğimiz bir halde değil.Sürekli girme çıkma ile uğraşmamak için bu yönergeyi alıp openoffice.org düzenledim  doğrudan pdf olarak aktardım (böylece içinde arama yapabilir diğer özelikleri de kullanabilirsiniz) ve bu Pardus üzerinde 5 dakikamı almadı.

Ne zamandır aklımdaydı, 5 dakikalık bir iş ve büyük kolaylık sağlayacak 🙂 Tüm İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Öğrencileri hayrını görsün !

–>Tez Hazirlama Yonergesi