Tezim

Ana sayfa Tezim
Tezim

Tezim

0

Geç olsa da yüksek lisans tez konumu belirlemiş ve enstitüye bildirmiş bulunmaktayım.

“Avrupa Birliği’ne Uyum Sürecinde Yoksullukla Mücadele ve Yeni Uygulamalar ”

Umarım iyi bir çalışma sonrası insanlara faydalı olabilecek birşeylere dokunabilir ve güzel sonuçlar çıkarabilirim.

Tezimi elbette Pardus üzerinde Openoffice.org kullanarak yazacağım ve bitirdiğimde hiçbir hak idda etmeksizin isteyenlerin erişmesi için hem Yök Ulusa Tez Bankasına hemde buraya koyup yayınlayacağım.

Tabi ki konu ile ilgili paylaşmak istediğiniz fikirleriniz gözlemleriniz ve bildiğiniz uygulamalar varsa bunlara açığım çekinmeyin 🙂

Ulusal Program 2009

0
Ulusal Program Yayımlandı
Ulusal Program Yayımlandı

3. Ulusal program yani “Avrupa Birliği Müktesebatının Üstlenilmesine İlişkin Türkiye Ulusal Programı” 31.12.2008 Tarihli Resmi gazetenin  Mükerrer Sayısı ile yayımlandı.

  • Ulusal Program 33 parçadan tek parça haline getirildi
  • Dijital ortamda kullanışsız sayfaların yatay düzeni dikey hale getirildi 433 adet tablo tek elden düzenlendi.
  • Konu başlıkları standart hale getirildi, içindekiler dizini ve içeriğe köprüler oluşturuldu.
  • Yazım hataları düzeltildi( Fakat halen birçok yanlış kullanım esas metni bozmamak için düzeltilmedi)
  • Belge PDF formuna aktarıldı(openoffice.org),böylece çalışırken not alma ve imleme imkanı mümkün oldu, sayfa altlarına içindekiler dizini köprüsü konuldu ; böylece hem arama yapmak hemde hızlı gezinti imkanı sağlandı.
  • vs vs vs…

Özetle ulusal programı üzerinde çalışılabilir, okuyucu konforuna ve standartlara uygun şekilde dönüştürmeye çalıştım. Olması gerektiği gibi adam akıllı bir hale sokmaya çalıştım. Böylece hem ben hemde sizler üzerinde çalışma yaparken hiç zorlanmayacağız hemde zaman kazanacağız.


İndirmek için Tıklayınız ->Derlenmiş Tek Parça Ulusal Program 2009 PDF

*Sağ tıklayıp hedefi farklı kaydedebilirsiniz.

Hayrını Görün 😀
Mutlu Çalışmalar

Elbette Özgür İşletim Sistemi Pardus Üzerinde özgür ofis yazılımı Openoffice.Org kullanılarak hazırlandı 😉

MUTUALİZM

0

Bir şirket hayal edelim:

Sermayesi orta sınıfa mensup ücretli çalışanlar tarafından oluşturulsun ve bu sermayedarlar şirket hisseleri için ödedikleri tutarları ödedikleri gelir vergisinden düşebilsinler. Sermaye yapısı böyle olsun.

Çalışanları ise o güne kadar çalışma hakkından mahrum kalmış ve toplumda istihdam önceliği olan yoksul ve yoksun kesimden olsun. Ücretleri asgari ücret altında olmasın ama bir ailenin aylık ortalama geçim sınırının üzerinde de olmasın.

Şirketin yönetimi bağımsız olsun, devlet müdahalesinden uzak ve profesyonelliğe yakın olsun. Hesap vermekle kalmasın hesap sordursun.

İdare sınıfı ve orta sınıf diğer yöneticileri eşit şartlarda bağımsız performans yönetimi şirketlerince yapılacak sınavlar ve değerlemeler ile istihdam edilsin, tıpkı özel firmalar gibi ara kademede veya tecrübeli yönetici ihtiyacında aktif işgücü piyasasında ihtiyaca göre işe alımları yine özel istihdam kuruluşlarınca bağımsız değerlemeler ile yapılsın.

Denetimi bağımsız olmakla kalmasın, en küçük sermayeye sahip ortakları veya herhangi bir vergi mükellefi bile denetim isteme hakkına sahip olsun, Hesaplarının şeffaflığı gibi mali olmayan kararları da şeffaf olsun, her ortak internet üzerinden şirketin hesaplarına ve kararlarına ulaşabilsin.

Şirket emek yoğun sektörlerde düşük kar oranıyla tüketicilerin günlük ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik bir ticari yol izlesin. Üretimini rekabetçi ve orta kalitede bir çizgide gerçekleştirsin. Pazarlamasını ise özel şirketlere yaptırsın.

Kar sadece ortakların değil, çalışanların da hakkı olsun ama hak çalışan olunduğu için değil, hakkıyla çalışıldığı için kazanılmış olsun. Karın dağıtılması hakça olsun; şirketin büyümesi ve yeni yatırımları sektörün büyümesine ve istihdam hedeflerine göre olsun.

İşte karşınızda “HALK ŞİRKETİ”… Devlet ile organik bir bağı olmayan, kamuoyu yani daha açık şekilde halk tarafından kurulan, halk tarafından yönetilen ve halk tarafından denetlenen bir özel şirket.

Bu model orta sınıf insanların yoksul, yoksun ve işsiz insanları ekmek sahibi yaptığı; yoksul ve yoksun insanların ise yaşamak için kullanamadıkları çalışma haklarını emeğe dönüştürüp, bağımsız haldeyken etkisiz olan küçük miktardaki birikimleri orta sınıf için kazançlı yatırımlara dönüştürdükleri bir ortak girişim; MUTUALİZM.

Şimdi siz hayal edin, büyük tarlalar, büyük fabrikalar, büyük marketler… İçlerini ve ara geçişlerini siz düşünün, HALK ŞİRKETİ ürünlerinden almaz mıydınız?

İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi ve Yoksulluk

1

İnsan hakları halkın bütün sıcak tartışma konularının göbeğinde yer alırken,ve sürekli insan haklarına atıf yapılırken acaba kaç hararetli konuşmacı haklarımızın dayandığı evrensel bildirgeyi okumuştur ?… Okumayanlar okusun diye güzelce pdfledim(OpenOffice.org). Komik olan kısmı ise internette bu metni bulmak düşündüğüm kadar kolay olmadı. Demek ki gerçekten insan haklarından bi haber yaşıyoruz,ironik ama yanasımalar böyle.

Buradan İnsan hakları Evrensel Beyannamesini indirebilirsiniz.

Gelelim Konumuza, yoksullula mücadeleyi beyannamenin hangi maddelerine dayandırabilirim diye düşündüm,işte yoksul olmama hakkımızı barındıran maddeler:

  • Madde : 1
    Bütün insanlar hür, haysiyet ve haklar bakımından eşit doğarlar. Akıl ve vicdana sahiptirler ve birbirlerine karşı kardeşlik zihniyeti ile hareket etmelidirler.
  • Madde : 3
    Yaşamak, hürriyet ve kişi emniyeti her ferdin hakkıdır.
  • Madde : 4
    Hiç kimse kölelik veya kulluk altında bulundurulamaz; kölelik ve köle ticareti her türlü şekliyle yasaktır.
  • Madde : 23

1- Her şahsın çalışmaya, işini serbestçe seçmeye, âdil ve elverişli çalışma şartlarına ve işsizlikten korunmaya hakkı vardır.

2- Herkesin, hiçbir fark gözetilmeksizin, eşit çalışma karşılığında eşit ücrete hakkı vardır.

3- Çalışan her kimsenin kendisine ve ailesine insanlık haysiyetine uygun bir yaşayış sağlayan ve gerekirse her türlü sosyal koruma vasıtalariyle de tamamlanan âdil ve elverişli bir ücrete hakkı vardır.

4- Herkesin, menfaatlerinin korunması için sendikalar kurmaya ve bunlara katılmaya hakkı vardır.

  • Madde – 25

1- Her şahsın, gerek kendisi gerekse ailesi için, yiyecek, giyim, mesken, tıbbi bakım, gerekli sosyal hizmetler dahil olmak üzere sağlığı ve refahını temin edecek uygun bir hayat seviyesine ve işsizlik, hastalık, sakatlık, dulluk, ihtiyarlık veya geçim imkânlarından iradesi dışında mahrum bırakacak diğer hallerde güvenliğe hakkı vardır.

2- Analık ve çocukluk özel ihtimam ve yardım görmek hakkını haizdir. Bütün çocuklar, evlilik içinde veya dışında doğsunlar, aynı sosyal korunmadan faydalanırlar.

  • Madde : 26

1- Her şahsın eğitime hakkı vardır. Eğitim parasızdır, hiç olmazsa ilk ve temel eğitim safhalarında böyle olmalıdır. İlk eğitim mecburidir. Teknik ve mesleki öğretimden herkes istifade edebilmelidir. Yüksek öğretim, liyakatlerine göre herkese tam eşitlikte açık olmalıdır.

2- Eğitim insan şahsiyetinin tam gelişmesini ve insan haklariyle ana hürriyetlere saygının kuvvetlenmesini istihdaf etmelidir. Bütün milletler, ırk ve din grupları arasında anlayış, hoşgörürlük ve dostluğu teşvik etmeli ve Birleşmiş Milletlerin barışın idamesi yolundaki çalışmalarını geliştirmelidir.

3- Ana baba, çocuklarına verilecek eğitim nev’ini tercihan seçmek hakkını haizdirler.

Yoksullukla Mücadele Konusunda Bir Mektup

0

İnternette gezinirken bulduğum bu mektubusizlerle paylaşmak istiyorum. Mektup PTT nin üyesi olduğu Dünya Posta Birliği Uluslararası Bürosu’nun düzenlediği bir yarışmada 3.Mansiyon ödülü kazanan Nazlı Başak Ayık tarafından kaleme alınmış.  Kendisi mektubu 12 yaşındayken kaleme almış.

Daha önceki yarışmalarda, Dünya Posta Birliği Uluslararası Bürosu tarafından öğrencilerimiz 1983 ve 1989 yıllarında 3. lük, 2000 yılında 2. Mansiyon ödülü, 2004 yılında ise Ankara Özel Tevfik Fikret İlköğretim Okulu öğrencisi Nazlı Başak AYIK 3. mansiyon ödülü kazanmış olup, UPU tarafından kendilerine belge ve iki pul albümü hediye edilmiştir.http://www.ptt.gov.tr/tr/genel/ptt-mektup_yarisma2010.php

Adı Soyadı : Nazlı Başak AYIK

Okulu : Ankara Özel Tevfik Fikret İlköğretim Okulu

Yaş : 12

Sınıfı : 6-A

Numarası : 951

İl : Ankara

Sayın Yetkililer,

Ben Tevfik Fikret İlköğretim Okulunda altıncı sınıfa giden on iki yaşında bir  kız öğrenciyim.Sizlere bu mektubu insanlığın en önemli sorunlarından biri olan yoksullukla mücadele için biz gençlerin neler yapabileceğini kendi bakış açımdan anlatabilmek üzere yazıyorum.

Öncelikle şunu belirtmeliyim ki insanlığı tehdit eden bu önemli sorunun yani yoksulluğun kaynağı, yine bizleriz.Bu demek oluyor ki kendi türümüze bizzat kendimiz zarar veriyoruz.Başka bir söyleyişle biz kendimizi yok ediyoruz. Bu durumu fark ettiğimde çok şaşırmıştım.Dünyamızda çeşitli nedenlerle bazı canlı türlerinin yok edildiğini, doğal kaynakların bilinçsizce tüketildiğini ve özellikle de savaşları duydukça bu şaşkınlığım daha da arttı.Sanırım bu cümlelerimle yoksulluğun temelinde yatan nedenleri kendimce belirlemiş oldum.Bu nedenleri belirlerken aynı zamanda kendimce çözüm önerileri  de üretmiş oldum. Şimdi bu önerilerimi anlatmak istiyorum: Bence dünyanın geleceği olan biz gençlerin, her konuda olduğu gibi bu konuda da diğer konulara göre çok daha fazla duyarlı olması gerekiyor. İnanıyorum ki bu duyarlılık sayesinde yoksullukla mücadele edilebilir. Nasıl mı? Örneğin; doğal kaynakların bilinçsizce tüketilmesini ele alalım. Toprak,su ve ormanlar, aklıma gelen en önemli doğal kaynaklar ve bunlar, başta biz insanlar olmak üzere bütün canlılar için gerekli. Biz bu doğal kaynaklar sayesinde yaşamımız için gerekli olan enerjiyi elde ederiz.Ancak, unuttuğumuz bir şey var ki bu doğal kaynaklar sınırsız değildir. Onları gereksinimimiz dışında kullanmak yani bilinçsizce tüketmek kendi türümüzü yoksulluğa sürüklemek demektir.Öyleyse yoksullukla mücadelede öncelikle yapmamız gereken şey savurganlığı önlemektir.Bunun için de sanırım yiyeceklerimizi çöpe atarken  açlıktan ölen insanları;suyu bilinçsizce kullanırken içmeye su bulamayanları, düşünmeliyiz.

Diğer taraftan canlı türlerini de kendi çıkarlarımız yüzünden yok ederken doğal dengeye nasıl zarar verdiğimizi ve bu nedenle kendi türümüzü salgın hastalıklardan, açlık ve yoksulluğa varana kadar her türlü tehlikeye karşı nasıl savunmasız bıraktığımızı anlamalıyız.Ancak,o zaman bencillik ve savurganlıktan kaçınır, yoksulluğa karşı duyarlı hareket ederiz. Bütün bunların yanı sıra özellikle de savaşların zararlarını görmeliyiz. Ekonomilerin çökmesine, üretimin durmasına ve dolayısıyla insanlığın yoksulluğa, açlığa sürüklenmesine neden olan bu önemli tehlikeye karşı dünya barışını korumalı, gerekli sorumluluğu taşımalıyız. Ben bu düşüncelerimle yoksullukla mücadelede anahtar sözcükleri bulduğuma inanıyorum. Buna göre; “duyarlılık esas alınarak bencillik, savurganlık önlenmeli, insanlığı tehdit eden her türlü tehlikeye karşı öncelikle sorumluluk  duygusu ile hareket edilmelidir.” diyorum. Bu aşamada da konuyu özele indirerek duyarlılık, bencillik, savurganlık ve sorumluluk denildiğinde anladıklarımı kendimden vereceğim örneklerle paylaşmak istiyorum; çünkü yoksullukla mücadelede kendimi bir zincirin halkalarından biri olarak görüyorum.Bu halkalar yani ben ve benim gibiler çoğaldıkça zincirinde o oranda büyüyeceğini ve güçleneceğini düşünüyorum. İşte benim yoksullukla mücadeleye katkılarım. Öncelikle tabağıma yiyebileceğimden fazla yemek konulmasına izin vermiyorum. Artanların dökülüp ziyan olmasını istemiyorum çünkü biliyorum ki dökülen her yiyecek hem bizim hem de başkalarının yoksulluğuna sebep olacaktır.      Ayrıca hem okulda hem de evde gereksiz yanan lambaları ve açık bırakılan muslukları kapatıyorum; çünkü biliyorum ki ihtiyaç dışı kullanılan her enerji doğal kaynakların daha hızlı tüketilmesine neden olacak ve bu da insanlığı hızla yoksulluğa sürükleyecektir.Diğer taraftan, doğadaki hiçbir canlıya bilerek ve isteyerek zarar vermiyor onları yok etmeye çalışmıyorum; çünkü biliyorum ki biz insanların bencilce yok ettiği her canlı, doğal dengenin biraz daha bozulması ve bizim de biraz daha yoksulluğa sürüklenmemiz demektir.

İşte, benim kendi adıma yaptığım bütün bu davranışlar benim gibi diğer gençlerin de bu yönde gösterdiği katkılarla çoğalarak büyüyecek ve genelleşecektir. Yani halkalar birleşerek güçlü, sağlam bir zinciri oluşturacaktır. Böylelikle de yoksullukla mücadeleye bireysel olarak sağladığımız her katkı, sonunda toplumsal katkılara dönüşecektir. Aslında olması gereken  de budur. Öyleyse gelin hep birlikte duyarlı olalım, yoksullukla mücadele için bencilliği bir kenara bırakıp savurganlıktan kaçınalım, insanlığın geleceğini tehdit eden her türlü tehlikeyi önlemek için sorumluluk duygumuzu geliştirelim. Unutmayalım ki dünya hepimizin dünyasıdır. Birlikte yaşadığımız bu dünyada “gelecek” varsa, o geleceği en güzel şekilde oluşturmak biz gençlerin elindedir.

İÜ SBE Tez Hazırlama Yönergesi

1

Malum tez yazma aşamasındayım ve bu tez İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitü Tez Hazırlama Yönergesine uygun olmak durumunda.
Enstitü İnternet sayfasında http://sbe.istanbul.edu.tr/?icerik=3 bu yönergeyi yayınlamış, fakat ne yazık ki indirip sürekli elimizin altında bulundurabileceğimiz bir halde değil.Sürekli girme çıkma ile uğraşmamak için bu yönergeyi alıp openoffice.org düzenledim  doğrudan pdf olarak aktardım (böylece içinde arama yapabilir diğer özelikleri de kullanabilirsiniz) ve bu Pardus üzerinde 5 dakikamı almadı.

Ne zamandır aklımdaydı, 5 dakikalık bir iş ve büyük kolaylık sağlayacak 🙂 Tüm İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Öğrencileri hayrını görsün !

–>Tez Hazirlama Yonergesi