Kategoriler
Genel

Yoksulluk Tanımım Ve Yoksulluk Olgusuna Yaklaşımım !

Yoksullukla Mücadele konulu tezimle ilgili çalışmalarımı sürdürürken,başlangıç için tezimin dayandığı temel görüş ve yaklaşımın ne olacağı epeydir kafamda olmasına rağmen net değildi. Yoksulluluğun birçok tanımı ve yoksulluğa birçok yaklaşım olmasına rağmen bunlardan zihnime tam olarak oturan bir tanım veya yaklaşımla henüz karşılaşamadım. Amartya Sen’in özgürlükler ve yeterlilikler yaklaşımı okuma fırsatı bulduğum en özgün yaklaşımdı. Fakat yazacağım tezimin dayanağını,yoksulluğa benim yaklaşımım ve benim tanımım olmalı,çünkü bu benim tezim ve benim ürünüm olmak durumunda. Henüz yeni filizlenen fikirlerim belki çok bulanık ve havada olsa da en azından farklı bir çizgideymişim gibi düşünmekteyim.

Burada tıpkı bir eskiz çalışması gibi fikirlerimi ve yaklaşımımı ortaya dökeceğim. Öncelikle Yoksulluğu tanımlamaya çalışacağım ;

1.Yoksulluk Nedir ?

Yoksulluğun tanımını yapabilmek için insanoğlunun dünya üzerindeki varlığını ve varlığın fiziki ve ruhsal değerini belirlemek gerekmektedir, bu varlık değerlemesi bir sınıfsal veya biyolojik ayrım değil, varlığın çevresi ve kendi potansiyeli dahilinde durumunu değerlemektir. Bu değerleme bireyi diğer bireylerle kıyaslamak değil, bireyin yaşam çevresiyle etkileşimini ve varlığının en temel hak ve özgürlükleri temel alınarak eksikliklerinin belirlenmesidir. Bu değerleme temelinde amaç bireylerin temel hakkı olan “Yaşam Hakkı” ve bu hak ile kazandığı yaşamını ne ölçüde devam ettirebildiğidir.

  • Yaşam hakkı,varlığın özünü oluşturmaktadır ve her bireyin sahip olduğu bir haktır,yaşam hakkı konusunda her birey eşittir,bu hak kimse tarafından verilmez bireyin varoluşu ile doğrudan kazanılan mutlak ve en temel haktır. Varoluş ile kazanılan varlığın temelinde bulunan yaşam hakkı bireyin varoluş amacıdır.
  • Toplum içerisinde temelde eşit olan bireylerin yaşamını sürdürebilmeleri için fiziki ve ruhsal ihtiyaçlarının karşılanması gerekmektedir. Bu ihtiyaçlarını karşılamak için her bireye eşit fırsat verilmesi toplumsal yaşamın en temel ölçüsü olma durumundadır.

Yoksulluk kavramı yukarıdaki iki temel konu olan “Yaşam Hakkı” ve eşitlik doğrultusunda bireylerin yaşamlarını nasıl devam ettirdiği değerlemesinde karşımıza çıkmaktadır. Yoksulluğu tanımlarken en doğru yaklaşımın yaşam hakkı ve yaşamın ne derece başarıldığının en doğru yaklaşım olacağı görüşündeyim.

Buradan yola çıkarak benim yoksulluk tanımım şöyle olacaktır :

“Yoksulluk,bireyin yaşam çevresinde ve kendi ihtiyaçları dahilinde, yaşamını devam ettirebilmek için gerekli olan maddi ve manevi ihtiyaçlarının karşılanamaması halidir”

Yukarıdaki tanımla, yoksulluk bir “Yaşam Hakkı İhlali” ve toplumsal yaşamda bir “Eşitsizlik” durumudur. Buna göre varlığın özünü oluşturan yaşam hakkının ihlali toplumun en temel sorunudur,çünkü toplumun varoluşu bireylerin yaşam hakkı ile mevcuttur.

Yoksulluğun tanımını yaptıktan sonra tezim için diğer temel nokta yoksulluğa yaklaşımım konusuna geçebilirim.

2.Yoksulluk Olgusu

Yoksulluğu tanımladıktan sonra,yoksulluk halini analiz etmek gerekmektedir. Yoksulluk hali , bireyin yaşamından anlık bir kesit alınarak,o anda bireyin içinde bulunduğu fiziki ve ruhsal koşullara göre değerlendirilip göreceli olarak yapılan bir niteleme olmamalıdır. Çünkü koşulların anlık değerlemeleri ile yoksulluğun statik ve anlık bir olgu olarak karşımıza çıkmasına neden olur. Oysa yoksulluk dinamik ve süregelen bir olgudur.

Yoksulluk biyolojik ve ruhsal etkileri ile bireyin yaşam başarımını düşüren negatif bir varlık enerjisi üretmektedir. Bu negatif enerji,bireyin maddi ve manevi ihtiyaçlarının bireyin tatmin seviyesi altında kalan kısmı ile ortaya çıkmaktadır. Şöyle örneklersek; bireyin yaşamında geçirdiği bir günde ihtiyaçları imkanlarının altında kalır ise, tatmin seviyesi altında kalan kısım negatif yaşam enerjisidir, ve bir sonraki günde yine birey yine tatmin seviyesinin altında kalmış ise buradaki eksik kısım bir önceki günkü negatif yaşam enerjisinin etkisiyle birleşir ve bu birleşimin negatif yaşam enerjisi bireyi her yaşam gününde daha da olumsuz etkiler. Somutlaştırıp açıklamak gerekirse örneğin birey bir yaşam gününde gerekli fiziki koşulları sağlayamadıysa(günlük ihtiyacı besinleri alamayıp hijyen gerekliliklerini yerine getiremediyse) ve gerekli manevi tatmin ihtiyaçlarını sağlayamadıysa(aidiyet hissi,duygusal bağlar ve ihtiyaçlar,varlığına inancı ve kendine olan güveni) bu fiziki ve manevi eksiklikler ile negatif bir yaşam enerjisi ortaya çıkacaktır ve bir sonraki gün aynı eksiklikler ile ortaya çıkan negatif enerji birikerek bireyin yaşam kalitesinde üzerinde günden günde artan bir negatif etki olacaktır. Bu birikerek artan etki ile birey her yeni gün fiziki ve ruhsal açıdan daha eksik olacaktır, biyolojik olarak daha sağlıksız olması işgücü ve yeterlilik kapasitesini her gün daha da azaltacaktır, ruhsal olarak tatmin eksikliği de bireyin varlığına olan inancını ve yaşam başarımını her gün daha da azaltacaktır. Yukarıdaki yoksulluk tanımına göre bu durumda birey her gün daha da yoksul hale gelecek, ve yoksulluğun dinamik olarak ürettiği negatif yaşam enerjisi ile yoksulluğun dış etkenlerinden bağımsız olarak,yoksulluk hali bireyi dinamik olarak her gün daha da yoksul kılacaktır.

Buradan yola çıkarak yoksulluk olgusuna yaklaşımım :

“Yoksulluğun ürettiği bu negatif yaşam enerjisin nedeniyle yoksulluğun statik ve anlık değil dinamik ve süregelen bir olgu olduğudur.”

Böylece zor da olsa tezimdeki temel yaklaşımlarımı ele alma konusunda ilk adımı atmış oldum.

“Yoksulluk Tanımım Ve Yoksulluk Olgusuna Yaklaşımım !” için 2 yanıt

Merhaba. Ben Hüba Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesinde sosyoloji 3. sınıf öğrencisiyim. Yoksulluk ve toplumsal dışlanma üzerine araştırma alanı belirliyorum. Yoksulluk tanımınızı beğendim. yararlanacağım. ben daha yeni okumaya başladım konumla ilgili kaynakları. asıl konum çömüde okuyan yoksul öğrenciler üzerinde toplumsal bir dışlanma var mı bunu tespit edicem. Toplumsal dışlanmayla pek bağdaştırammadım sizin yoksulluk tanımınızı. bana önerebileceğiniz kitap ya da makaleler var mı? ayrıca konunuza sosyo- kültürel etkenlerin yoksulluğu etkilediğini değinirseniz daha da güzel olacağını düşünüyorum.eğer bana dönerseniz çok teşekkür ederim. bu benim ödevim ve 22 ocakta teslim etmek zorundayım. ilginiz için teşekkürler.

Merhaba Hüba,
Öncelikle ilgi gösterip yorum yazdığın için teşekkür ediyorum. Güzel bir ödev konusu seçmişsin, sosyal dışlanma kavramı yeni yoksulluk resminde önemli bir parça, yeni eğilim tartışmaları ve incelemeleri sosyal dışlanma kavramı yerine sosyal içerme kavramı üzerinden değerlendirme olrak şekilleniyor, özellikle Avrupa Birliği yaklaşımında bu daha yapıcı bir yaklaşım olduğundan böyle tercih ediliyor,sosyal dışlanma sosyal içerme içerisinde yer almalı görüşü hakim.
Yoksulluk tanımında sosyal dışlanma konusuna değinmedim ,ama bir diğer tanımım http://blog.bluzz.net/yoksulluk-bir-degerler-ve-sorunu-olabilir-mi/ da yoksulluk döngüsü içerisinde bunu değerlendirebilirim. Sosyal dışlanmanın yoksulluk tanımında olmamasının nedeni sosyal dışlanmanın yoksulluğun bir sonucu olduğu görüşümden kaynaklanmakta.
Tez araştırmalarımda istediğim hızda ilerleyemediğim için ve konumu çok dallandırmamak istediğimden henüz sosyal dışlanma konusu üzerinde pek çalışamadım, ama sana tavsiyem Yök’ün tez bankası olacaktır.
YÖK TEZ BANKASI buraya üye olmanı tavsiye ederim,basit tez arama kısmına “sosyal dışlanma” yazarsan sana yeterli olacak birçok çalışmayı görebilirsin, 45~ civarı bu konuyu inceleyen tez mevcut.
Çalışmalarında başarılar dilerim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir