<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>yoksulluk olgusu &#8211; blog.bluzz.net | Günlü?üm</title>
	<atom:link href="https://blog.bluzz.net/tag/yoksulluk-olgusu/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://blog.bluzz.net</link>
	<description>halledeceğiz bir şekilde...</description>
	<lastBuildDate>Fri, 15 Jan 2010 12:10:43 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://blog.bluzz.net/wp-content/uploads/2014/04/cropped-cropped-The-Afternoon-Ferry-150x150.jpg</url>
	<title>yoksulluk olgusu &#8211; blog.bluzz.net | Günlü?üm</title>
	<link>https://blog.bluzz.net</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Yoksulluk Bir Değerler Sorunu Olabilir Mi ?</title>
		<link>https://blog.bluzz.net/yoksulluk-bir-degerler-ve-sorunu-olabilir-mi/</link>
					<comments>https://blog.bluzz.net/yoksulluk-bir-degerler-ve-sorunu-olabilir-mi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Z. Bildirici]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 04 Jan 2010 23:38:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Fikir]]></category>
		<category><![CDATA[Tezim]]></category>
		<category><![CDATA[de?erler yakla??m?]]></category>
		<category><![CDATA[de?erlere eri?ememe]]></category>
		<category><![CDATA[üretim]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<category><![CDATA[yoksullu?un tan?m?]]></category>
		<category><![CDATA[yoksulluk]]></category>
		<category><![CDATA[yoksulluk hali]]></category>
		<category><![CDATA[yoksulluk olgusu]]></category>
		<category><![CDATA[yoksulluk tan?m?]]></category>
		<category><![CDATA[yoksullukla mücadele]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://blog.bluzz.net/?p=561</guid>

					<description><![CDATA[Değerler Kavramı Üzerine Yoksulluk Tanımım Yoksulluk olgusu ve yoksulluğun tanımı konuları daha önceki yazılarımda da belirttiğim gibi göreceli ve henüz üzerinde tam anlamıyla uzlaşma bulunmayan görüşler üzerinde farklı yaklaşımlarla tartışılmaya devam ediyor. Amartya Sen&#8217;in â€œYeterlilikler Yaklaşımıâ€ üzerine düşünürken aklıma yeterlilikler, değer üretimi ve üretilmiş değerlere erişim penceresinde geliştirilebilir mi sorusu geldi ve karalama olarak bunları [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><!-- 		@page { margin: 2cm } 		P { margin-bottom: 0.21cm } 		H1 { margin-bottom: 0.21cm } 		H1.western { font-family: "sans", sans-serif; font-size: 16pt } 		H1.cjk { font-family: "DejaVu Sans"; font-size: 16pt } 		H1.ctl { font-family: "Tahoma"; font-size: 16pt } --></p>
<h3 style="text-align: center;">Değerler Kavramı Üzerine Yoksulluk Tanımım</h3>
<p style="text-align: justify;">Yoksulluk olgusu ve yoksulluğun tanımı konuları daha önceki yazılarımda da belirttiğim gibi göreceli ve henüz üzerinde tam anlamıyla uzlaşma bulunmayan görüşler üzerinde farklı yaklaşımlarla tartışılmaya devam ediyor. Amartya Sen&#8217;in â€œYeterlilikler Yaklaşımıâ€ üzerine düşünürken aklıma yeterlilikler, değer üretimi ve üretilmiş değerlere erişim penceresinde geliştirilebilir mi sorusu geldi ve karalama olarak bunları yazıya dökmek istedim.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">Toplumsal yaşamda bireyler değerler üretmekte ve aynı zamanda da üretilmiş değerleri tüketmekte veya kullanmaktadırlar. Bu değerler somut madde olabildiği gibi soyut değerler de olabilirler, somut değerler maddi ve ölçülebilen değerler olmalarına rağmen soyut değerler ölçülemeyen ve değişken haldedirler. Örnek verecek olursak, bir marangozun yaptığı masa somut bir değerdir, marangozun işgücü soyut bir değerdir. İşgücü soyut bir değerdir çünkü marangoz o masayı yaptığı ana kadar, işgücü değerini yeterli kılacak kadar geliştirmiştir, şöyle ki o güne kadar edindiği fiziksel güç, tecrübe ve teknik bilgi ve başarım düşüncesi işgücünü o masayı üretebilmek için yeterli kılar. Bu durumda, bir ülkede ya da işletmede, üretime ya da herhangi bir işe katılan ve bunun gerçekleşmesini sağlayan insan emeğinin tümü olan, işgücünü üretilmiş bir değer olarak nitelendirebiliriz.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">Basit iki örnek ile değer kavramına giriş yapmış olduk, şimdi ise değerleri genişletebiliriz. Birey doğal olarak ihtiyaçlarının tatmin olduğu seviyede olmak istemektedir, bu seviye ise bireyin bütün ihtiyaçları,ve bu ihtiyaçlarını gidermek için gösterdiği çaba ve tatminiyle belirlenmektedir. Temel ihtiyaçlar olan, beslenme, sağlık,güvenlik,sosyal çevre, bireyin yaşamını sürdürebilmesi için gerekli değerlerdir. Yeterli beslenme ile günlük enerji ihtiyacının karşılanmış olması ile birey günlük ihtiyaçlarını karşılamak için  yeterli fiziki güce erişmektedir, bu yeterli fiziki güç seviyesi hali birey için bir değerdir. Aynı şekilde yaşamını sürdürebilmesi için gerekli sağlık koşullarının sağlanmış olduğu sağlıklılık hali,güvenlik ve sosyal çevre de gerekli birer değerdir diyebiliriz.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">Değerler yaklaşımında temel insani ihtiyaçlar ve toplumsal yaşamda gerekli olan geliri elde etmek için birey bu değerleri üretmek durumundadır. Eğer birey bu değerleri üretemiyorsa ve bu değerlerin eksikliğinden dolayı yaşam tehlikesi varsa veya toplum içerisindeki yaşamını onurlu şekilde sürdüremiyorsa birey değerler yaklaşımıma göre <em>içsel değerler</em> açısından yoksul demektir.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">Değerlerin üretimi ile ilgili bu ilk kısım elbette yoksulluğu tanımlamak için yeterli olmayacaktır, değerlerin birey tarafından üretimi olduğu gibi elbette ki bireyin birde diğer bireyler tarafından üretilen değerler ile çapraz etkileşimi söz konusudur. Bu etkileşim dahilinde bireyin yaşamını sürdürmesi için  diğer bireyler tarafından üretilen somut ve soyut değerlere ihtiyacı vardır. Diğer bireyler tarafından üretilen somut değerleri tüketmek, ve soyut değerlerden faydalanmak bireyin tüketim tarafındaki ihtiyaçlarını karşılamaktadır. Eğer birey diğer bireyler tarafında üretilen  bu değerlere erişemiyorsa, örneğin somut değerler olarak gıda ve eşya, soyut değerler olarak  eğitim, sağlık, güvenlik gibi değerlere,birey değerler yaklaşımıma göre <em>dışsal değerler</em> açısından yoksul demektir.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">Bireyin yaşamı için  kendi ürettiği değerlere iç değerler,diğer bireylerce üretilen ve bireyin faydalandığı değerlere ise dış değerler diyebiliriz. İç ve dış değerler toplum yaşamında tıpkı muhasebe kalemler gibi çalışmaktadır dersek yanılmış olmayız. Örnek verirsek, ilk örneğimizde marangozun işgücü değeri ve ürettiği ürünün değeri marangoz için üretim tarafındaki iç değerdir, bu ürün, onu satın alan doktor için ise tüketim tarafındaki bir dış değerdir, doktorun işgücü olan sağlık hizmeti sunma yeterliliği doktor için bir iç değer, marangoz için o sağlık hizmeti ise sağlılık hali için gerekli olan bir dış değerdir.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">Örneğimiz biraz karışık olsa da temel mantık, yaşam için gerekli olan değerleri üretebilmek, ve diğer bireyler tarafından üretilmiş değerlere erişebilmek toplumsal yaşamdaki yeterlilikleri karşılamanın temelinde yatmaktadır. O zaman yoksulluğu değerler yaklaşımıma göre şöyle tanımlayabilirim :</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><strong>Bireylerin yaşamları için gerekli olan değerleri üretememesi ve diğer bireyler tarafından üretilen değerlere erişememesi ve bu değerlerin eksikliğinden dolayı yaşam tehlikesi veya toplum içinde onurlu yaşam sürdürememe haline â€œYoksullukâ€ denir.</strong></p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong>Gece vakti çok düzensiz de olsa karakalem yoksulluğu böyle tanımladım. Eminim ki bu yazımda birçok mantık hatası ve eksiklikler var. Fikirlerinizi ve eleştirilerinizi yorumlar kısmında görmek üzere&#8230;.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://blog.bluzz.net/yoksulluk-bir-degerler-ve-sorunu-olabilir-mi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sosyal Hukuk Devleti ve Yoksullukla Mücadelenin Anayasal Dayanağı</title>
		<link>https://blog.bluzz.net/sosyal-hukuk-devleti-ve-yoksullukla-mucadelenin-anayasal-dayanagi/</link>
					<comments>https://blog.bluzz.net/sosyal-hukuk-devleti-ve-yoksullukla-mucadelenin-anayasal-dayanagi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Z. Bildirici]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 30 Dec 2009 22:14:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tezim]]></category>
		<category><![CDATA[1961 anayasas?]]></category>
		<category><![CDATA[1982 anayasas?]]></category>
		<category><![CDATA[devletçe yard?m]]></category>
		<category><![CDATA[insan onuruna yara??r ya?am]]></category>
		<category><![CDATA[sosya hukuk devleti]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal devlet]]></category>
		<category><![CDATA[yoksulluk olgusu]]></category>
		<category><![CDATA[yoksullukla mücadele]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://blog.bluzz.net/?p=554</guid>

					<description><![CDATA[Yoksullukla mücadelede,devletin yasal dayanağı olan â€œSosyal Devlet İlkesiâ€ Anayasa Mahkemesince gerek 1961 gerekse 1982 Anayasası döneminde tanımlanmaya çalışılmıştır. Bence 1961 Anayasasına göre tanım daha net ve aktif bir yoksullukla mücadele açısından sağlam dayanaklar sunmakta. 1982 Anayasana göre yapılan tanımda ise günümüzdeki politikala olan â€œDevletçe Yardımâ€ gibi net olmayan ve belirli bir yol sunmayan bir tanım. [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><!-- 		@page { margin: 2cm } 		P { margin-bottom: 0.21cm } 		H1 { margin-bottom: 0.21cm } 		H1.western { font-family: "sans", sans-serif; font-size: 16pt } 		H1.cjk { font-family: "DejaVu Sans"; font-size: 16pt } 		H1.ctl { font-family: "Tahoma"; font-size: 16pt } --><span style="font-family: Arial,sans-serif;">Yoksullukla mücadelede,devletin yasal dayanağı olan â€œSosyal Devlet İlkesiâ€ Anayasa Mahkemesince gerek 1961 gerekse 1982 Anayasası döneminde tanımlanmaya çalışılmıştır. Bence 1961 Anayasasına göre tanım  daha net ve aktif bir yoksullukla mücadele açısından sağlam dayanaklar sunmakta. 1982 Anayasana göre yapılan tanımda ise günümüzdeki politikala olan â€œDevletçe Yardımâ€  gibi net olmayan ve belirli bir yol sunmayan bir tanım. </span></p>
<p><span style="font-family: Arial,sans-serif;">Yoksullukla mücadelede temel alabilecğimiz bölümleri kalın işaretlersek :</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Arial,sans-serif;"><em>1961 Anayasası</em>,16-27 Eylül 1967 Tarih ve K.<strong>1967/29 </strong>S<span style="font-size: small;">ayılı Karara göre Tanım :</span></span></span></p>
<p><span style="color: #000000;">â€œ<span style="font-family: Arial,sans-serif;"><span style="font-size: small;">(Sosyal devlet) </span><span style="font-size: small;"><strong>ferdin huzur ve refahını gerçekleştiren</strong></span><span style="font-size: small;"> ve teminat altına alan, </span><span style="font-size: small;"><strong>kişi ve toplum arasında denge kuran,</strong></span><span style="font-size: small;"> </span><span style="font-size: small;"><strong>emek ve sermaye ilişkilerini dengeli olarak düzenleyen</strong></span><span style="font-size: small;">, özel teşebbüsün güvenlik ve kararlılık içinde çalışmasını sağlayan, </span><span style="font-size: small;"><strong>çalışanların insanca yaşaması ve çalışma hayatının kararlılık içinde gelişmesi için sosyal, iktisadÃ® ve malÃ® tedbirler alarak çalışanları koruyan, işsizliği önleyici ve millÃ® gelirin adalete uygun biçimde dağılmasını sağlayıcı tedbirler alan adaletli bir hukuk düzeni kuran</strong></span><span style="font-size: small;"> ve bunu devam ettirmeye kendini yükümlü sayan, hukuka bağlı kararlılık içinde ve</span><span style="font-size: small;"><strong> gerçekçi bir özgürlük rejimini uygulayan devlet demektir</strong></span><span style="font-size: small;">â€</span></span></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Arial,sans-serif;"><span style="font-size: small;">1982 Anayasası,26 Ekim 1988 Tarih ve K.</span><span style="font-size: small;"><strong>1988/33 </strong></span><span style="font-size: small;">Sayılı Karara Göre Tanım :</span></span></span></p>
<p><span style="color: #000000;">â€œ<span style="font-family: Arial,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Sosyal hukuk devleti, </span><span style="font-size: small;"><strong>güçsüzleri güçlüler karşısında koruyarak gerçek eşitliği yani sosyal adaleti ve toplumsal dengeyi sağlamakla yükümlü devlet demektir</strong></span><span style="font-size: small;">. Çağdaş devlet anlayışı, sosyal hukuk devletinin, tüm kurumlarıyla Anayasaâ€™nın sözüne ve ruhuna uygun biçimde kurulmasını gerekli kılar. Hukuk devletinin amaç edindiği kişinin korunması, toplumda </span><span style="font-size: small;"><strong>sosyal güvenliğin ve sosyal adaletin sağlanması</strong></span><span style="font-size: small;"> yoluyla gerçekleştirilebilir&#8230; Anayasaâ€™nın Cumhuriyetin nitelikleri arasında yer verdiği sosyal hukuk devletinin dayanaklarından birini oluşturan sosyal güvenlik kavramının içerdiği temel esas ve ilkeler uyarınca </span><span style="font-size: small;"><strong>toplumda yoksul ve muhtaç insanlara Devletçe yardım edilerek onlara insan onuruna yaraşır asgarÃ® yaşam düzeyi sağlanması</strong></span><span style="font-size: small;">, böylece, sosyal adaletin ve sosyal devlet ilkelerinin gerçekleşmesine elverişli ortamın yaratılması gerekirâ€</span></span></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Arial,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Bu durumda diyebiliriz ki  yoksullukla mücadelede dayanılan temeller ve aksiyonlar açısından 1961&gt;1982 !</span></span></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Arial,sans-serif;"><span style="font-size: small;">1982 Anayasasında dikkat edilmesi gereken husus â€œDevletçe Yardımâ€ konusu,ucu açık ve ne açıdan bir yardım yaklaşımı olduğu belli olmayan fakat sosyal adaletin ve sosyal devlet ilkesinin gerçekleşmesi için gösterilen tek yol olan â€œDevletçe Yardımâ€ aslında hükümetlerin ve kurumların bu ilkeye göre görevini yapıyormuşcasına görünmesini sağlayan anahtar konumumda. Yani basitçe Sosyal hizmet veren kurumlar sadece yoksulluk ve yaşlılık aylığı vermesi bile tek başına Sosyal Hukuk Devletini kağıt üzerinde sağlıyor,tek inceliği olan â€œinsan onuruna yaraşır şekil iseâ€ gayet göreceli ve soyut bir kavram olduğundan mutlak yoksulluk yani günlük 1 doların altında geliri olma durumu hariç yoksulluğun da insan onuruna yaraşır bir durum olabileceği sonucunu çıkarabileceğimiz bir teferruat diyebiliriz.</span></span></span></p>
<p><span style="color: #000000;"> <span style="font-family: Arial,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Oysa bu muallak durumu yaratan bu tanımın aksine 1961 Anayasası birçok konuda özellikle sosyal diyalog ve tezimi dayandırdığım çalışma hakkı konularında,hem harekete yönelik hemde durumu kapsamlı olarak açıklayan bir tanıma ve sağlanması gereken durumlar için yol gösterici bir içeriğe sahip.</span></span></span></p>
<p><span style="color: #000000;">â€œ<span style="font-family: Arial,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><strong>&#8230;çalışanların insanca yaşaması ve çalışma hayatının kararlılık içinde gelişmesi için sosyal, iktisadÃ® ve malÃ® tedbirler alarak çalışanları koruyan, işsizliği önleyici ve millÃ® gelirin adalete uygun biçimde dağılmasını sağlayıcı tedbirler alan adaletli bir hukuk düzeni kuran&#8230;â€</strong></span></span></span></p>
<p><span style="color: #000000;"> <span style="font-family: Arial,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Oysa 1982 Anayasası â€œDevletçe Yardımâ€ın Sosyal Devletin gereklililiklerini sağlamakta yeterli olduğunu söylemekte.</span></span></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Arial,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Yapmak durumunda olduğum şey 1961 Anayasasına göre yapılmış tanımın detaylı anlatımını 1982 Anayasasına göre yapılmış tanımındaki â€œDevletçe Yardımâ€ın içindeymişcesine kabul etmek olacaktır.</span></span></span></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://blog.bluzz.net/sosyal-hukuk-devleti-ve-yoksullukla-mucadelenin-anayasal-dayanagi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yoksulluk Tanımım Ve Yoksulluk Olgusuna Yaklaşımım !</title>
		<link>https://blog.bluzz.net/yoksulluk-tanimim-ve-yoksulluk-olgusuna-yaklasimim/</link>
					<comments>https://blog.bluzz.net/yoksulluk-tanimim-ve-yoksulluk-olgusuna-yaklasimim/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Z. Bildirici]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 22 Dec 2009 23:32:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[amartya sen]]></category>
		<category><![CDATA[e?itlik]]></category>
		<category><![CDATA[negatif ya?am enerjisi]]></category>
		<category><![CDATA[tez]]></category>
		<category><![CDATA[ya?am hakk?]]></category>
		<category><![CDATA[yoksullu?un tan?m?]]></category>
		<category><![CDATA[yoksulluk]]></category>
		<category><![CDATA[yoksulluk olgusu]]></category>
		<category><![CDATA[yoksulluk yakla??m?]]></category>
		<category><![CDATA[yoksullukla mücadele]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://blog.bluzz.net/yoksulluk-tanimim-ve-yoksulluk-olgusuna-yaklasimim/</guid>

					<description><![CDATA[Yoksullukla Mücadele konulu tezimle ilgili çalışmalarımı sürdürürken,başlangıç için tezimin dayandığı temel görüş ve yaklaşımın ne olacağı epeydir kafamda olmasına rağmen net değildi. Yoksulluluğun birçok tanımı ve yoksulluğa birçok yaklaşım olmasına rağmen bunlardan zihnime tam olarak oturan bir tanım veya yaklaşımla henüz karşılaşamadım. Amartya Sen&#8217;in özgürlükler ve yeterlilikler yaklaşımı okuma fırsatı bulduğum en özgün yaklaşımdı. Fakat [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p> Yoksullukla Mücadele konulu tezimle ilgili çalışmalarımı sürdürürken,başlangıç için tezimin dayandığı temel görüş ve yaklaşımın ne olacağı epeydir kafamda olmasına rağmen net değildi. Yoksulluluğun birçok tanımı ve yoksulluğa birçok yaklaşım olmasına rağmen bunlardan zihnime tam olarak oturan bir tanım veya yaklaşımla henüz karşılaşamadım. Amartya Sen&#8217;in özgürlükler ve yeterlilikler yaklaşımı okuma fırsatı bulduğum en özgün yaklaşımdı. Fakat yazacağım tezimin dayanağını,yoksulluğa benim yaklaşımım ve benim tanımım olmalı,çünkü bu benim tezim ve benim ürünüm olmak durumunda. Henüz yeni filizlenen fikirlerim belki çok bulanık ve havada olsa da en azından farklı bir çizgideymişim gibi düşünmekteyim.</p>
<p> Burada tıpkı bir eskiz çalışması gibi fikirlerimi ve yaklaşımımı ortaya dökeceğim. Öncelikle Yoksulluğu tanımlamaya çalışacağım ;</p>
<p>1.Yoksulluk Nedir ?</p>
<p> Yoksulluğun tanımını yapabilmek için insanoğlunun dünya üzerindeki varlığını ve varlığın fiziki ve ruhsal değerini belirlemek gerekmektedir, bu varlık değerlemesi bir sınıfsal veya biyolojik ayrım değil, varlığın çevresi ve kendi potansiyeli dahilinde durumunu değerlemektir. Bu değerleme bireyi diğer bireylerle kıyaslamak değil, bireyin yaşam çevresiyle etkileşimini ve varlığının en temel hak ve özgürlükleri temel alınarak eksikliklerinin belirlenmesidir. Bu değerleme temelinde amaç bireylerin temel hakkı olan â€œYaşam Hakkıâ€ ve bu hak ile kazandığı yaşamını ne ölçüde devam ettirebildiğidir. </p>
<ul>
<li>Yaşam hakkı,varlığın özünü oluşturmaktadır ve her bireyin sahip olduğu bir haktır,yaşam hakkı konusunda her birey eşittir,bu hak kimse tarafından verilmez bireyin varoluşu ile doğrudan kazanılan mutlak ve en temel haktır. Varoluş ile kazanılan varlığın temelinde bulunan yaşam hakkı bireyin varoluş amacıdır.</li>
</ul>
<ul>
<li>Toplum içerisinde temelde eşit olan bireylerin yaşamını sürdürebilmeleri için fiziki ve ruhsal ihtiyaçlarının karşılanması gerekmektedir. Bu ihtiyaçlarını karşılamak için her bireye eşit fırsat verilmesi toplumsal yaşamın en temel ölçüsü olma durumundadır. </li>
</ul>
<p> Yoksulluk kavramı yukarıdaki iki temel konu olan â€œYaşam Hakkıâ€ ve eşitlik doğrultusunda bireylerin yaşamlarını nasıl devam ettirdiği değerlemesinde karşımıza çıkmaktadır. Yoksulluğu tanımlarken en doğru yaklaşımın yaşam hakkı ve yaşamın ne derece başarıldığının en doğru yaklaşım olacağı görüşündeyim. </p>
</p>
<p> Buradan yola çıkarak benim yoksulluk tanımım şöyle olacaktır :</p>
<p>â€œYoksulluk,bireyin yaşam çevresinde ve kendi ihtiyaçları dahilinde, yaşamını devam ettirebilmek için gerekli olan maddi ve manevi ihtiyaçlarının karşılanamaması halidirâ€</p>
<p> Yukarıdaki tanımla, yoksulluk bir â€œYaşam Hakkı İhlaliâ€ ve toplumsal yaşamda bir â€œEşitsizlikâ€ durumudur. Buna göre varlığın özünü oluşturan yaşam hakkının ihlali toplumun en temel sorunudur,çünkü toplumun varoluşu bireylerin yaşam hakkı ile mevcuttur.</p>
<p> Yoksulluğun tanımını yaptıktan sonra tezim için diğer temel nokta yoksulluğa yaklaşımım konusuna geçebilirim.</p>
<p>2.Yoksulluk Olgusu</p>
<p> Yoksulluğu tanımladıktan sonra,yoksulluk halini analiz etmek gerekmektedir. Yoksulluk hali , bireyin yaşamından anlık bir kesit alınarak,o anda bireyin içinde bulunduğu fiziki ve ruhsal koşullara göre değerlendirilip göreceli olarak yapılan bir niteleme olmamalıdır. Çünkü koşulların anlık değerlemeleri ile yoksulluğun statik ve anlık bir olgu olarak karşımıza çıkmasına neden olur. Oysa yoksulluk dinamik ve süregelen bir olgudur. </p>
<p> Yoksulluk biyolojik ve ruhsal etkileri ile bireyin yaşam başarımını düşüren negatif bir varlık enerjisi üretmektedir. Bu negatif enerji,bireyin maddi ve manevi ihtiyaçlarının bireyin tatmin seviyesi altında kalan kısmı ile ortaya çıkmaktadır. Şöyle örneklersek; bireyin yaşamında geçirdiği bir günde ihtiyaçları imkanlarının altında kalır ise, tatmin seviyesi altında kalan kısım negatif yaşam enerjisidir, ve bir sonraki günde yine birey yine tatmin seviyesinin altında kalmış ise buradaki eksik kısım bir önceki günkü negatif yaşam enerjisinin etkisiyle birleşir ve bu birleşimin negatif yaşam enerjisi bireyi her yaşam gününde daha da olumsuz etkiler. Somutlaştırıp açıklamak gerekirse örneğin birey bir yaşam gününde gerekli fiziki koşulları sağlayamadıysa(günlük ihtiyacı besinleri alamayıp hijyen gerekliliklerini yerine getiremediyse) ve gerekli manevi tatmin ihtiyaçlarını sağlayamadıysa(aidiyet hissi,duygusal bağlar ve ihtiyaçlar,varlığına inancı ve kendine olan güveni) bu fiziki ve manevi eksiklikler ile negatif bir yaşam enerjisi ortaya çıkacaktır ve bir sonraki gün aynı eksiklikler ile ortaya çıkan negatif enerji birikerek bireyin yaşam kalitesinde üzerinde günden günde artan bir negatif etki olacaktır. Bu birikerek artan etki ile birey her yeni gün fiziki ve ruhsal açıdan daha eksik olacaktır, biyolojik olarak daha sağlıksız olması işgücü ve yeterlilik kapasitesini her gün daha da azaltacaktır, ruhsal olarak tatmin eksikliği de bireyin varlığına olan inancını ve yaşam başarımını her gün daha da azaltacaktır. Yukarıdaki yoksulluk tanımına göre bu durumda birey her gün daha da yoksul hale gelecek, ve yoksulluğun dinamik olarak ürettiği negatif yaşam enerjisi ile yoksulluğun dış etkenlerinden bağımsız olarak,yoksulluk hali bireyi dinamik olarak her gün daha da yoksul kılacaktır. </p>
<p> Buradan yola çıkarak yoksulluk olgusuna yaklaşımım :</p>
<p>â€œYoksulluğun ürettiği bu negatif yaşam enerjisin nedeniyle yoksulluğun statik ve anlık değil dinamik ve süregelen bir olgu olduğudur.â€</p>
<p> Böylece zor da olsa tezimdeki temel yaklaşımlarımı ele alma konusunda ilk adımı atmış oldum.</p></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://blog.bluzz.net/yoksulluk-tanimim-ve-yoksulluk-olgusuna-yaklasimim/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
