Kategoriler
LibreOffice Pardus

Linux ile Uzay İstasyonu ve Ötesine

Bugün LibreOffice özel listelerinde gördüğüm bir haberi Türkçeye çevirip buradan aktarmak istedim. Haberin konusu NASA’nın uzay istasyonundaki dizüstü bilgisayarlarda Windows kullanmayı bırakıp bu bilgisayarlarda Linux kullanmaya karar vermesi, haliyle bu da demek oluyor ki kişisel kullanımdaki Linux ile birlikte LibreOffice de artık uzaya çıkıyor.

E-posta listesinde denildiğine göre -bazımız için bilindik şeyler- NASA epeyce zamandır komuta ve kontrol sistemlerinde GNU/Linux kullanmakta ayrıca başlıklı roketler, küçük araçlar, uydular ve Mars Rover’ları gibi araçlarda Unix ve GNU/Linux sistemleri kullanmakta. Sadece NASA değil elbette GNU/Linux’u ileri teknolojide kullanan, Büyük Hadron Çarpıştırıcısı’nın sahibi İsviçre’nin meşhur CERN laboratuvarlarında bilgisayarlarda kendilerine özel ürettikleri “Scientific Linux” dağıtımı koşmakta diyerek habere dönelim.

——————————————%<——————————————

“Evinizde yapabileceğiniz Linux ile çalışan Iron Man elbisesi hikayemin aksine, bu hikaye bilim kurgu değil. NASA, Uluslararası Uzay İstasyonu(ISS-International Space Station)’nda bulunan dizüstü bilgisayarlarda Windows kullanmayı bırakıp bu bilgisayarlarda Linux kullanmaya karar verdi ve uzaydaki ilk insansı robot R2 gerçekten Linux ile çalışıyor.

Bu bilim kurgu değil. Bu R2, uzaydaki ilk insansı robot ve Linux ile çalışıyor. (Resim: NASA)
Bu bilim kurgu değil. Bu R2, uzaydaki ilk insansı robot ve Linux ile çalışıyor. (Resim: NASA)

United Space Alliance üstlenicisi, NASA’nın Hesaplama Uzay Operasyonları müdürü ve ISS’nin Dizüstü ve Ağ Tümleştirme Takımları lideri Keith Chuvala NASA’nın ISS bilgisayarlarını Linux’a taşımaya karar vermiş olduğunu belirtti. “Anahtar işlevlerimizi Windows’tan Linux’a taşıdık çünkü biz kararlı ve güvenilebilir – ki kurum içi kontrolü bize verecek bir işletim sistemine ihtiyaç duyduk. Böylece eğer bir yamaya, ayarlamaya veya  uyarlamaya ihtiyaç duyduğumuzda yapabileceğiz.”

Özellikle, ISS astronotları Debian 6 koşan bilgisayarlar kullanacaklar. Önceleri bazı yerleşik bilgisayarlarda Scientific Linux veya Red Hat Enterprise Linux(RHEL) klonu kullanılmıştı. Debian’ın en yeni sürümü olmamasına rağmen, Debian 7 henüz yeni çıktı, Debian eğer iyice test edilmezse ve güvenilmezse Debian hiçbir şeydir.

Linux’un ISS’de ilk fırlatılışından beri kullanulması(PDF bağlantısı) ve NASA yer operasyonlarının neredeyse Linus Torvalds’ın Linux’u yarattığı günden beri onu kullanmasına rağmen, uzayda kişisel bilgisayarların kullanıldığı pek görülmemiştir. “Gerçekten tıklanan şeyler” diyor Chuvaka röportajında “Linux’un dünyayı nasıl gördüğünü, bir şeyin başka bir şeyi etkilemesindeki birbirine bağlılığı anlamamızdan sonra başka bir dünya görüşüne ihtiyacınız var. Benim epeyce Linux tecrübem var, fakat diğerlerinin bunu kaptığını görmek heyecan vericiydi.”  

Uçuş-içi dizüstü bilgisayarlarda görülmesine ek olarak, Linux ayrıca Robonaut(R2), uzaydaki ilk insansı robot, üzerinde de koşmakta. Şu anda istasyonda ve deneme kipinde olan R2, astronotlar için çok tehlikeli ve yorucu görevleri yerine getirmek için tasarlanmış.

Astronotlara yardım etmek ve Bilgi Teknolojileri uzmanlarına hız kazandırmak için, NASA The Linux Foundation(Linux Vakfı)‘a güveniyor. Chuvala’nın açıkladığı üzere “NASA olabildiğince çok türlü”.

“Yoğun biçimde Debian Linux, bunun yanısıra çeşitli RHEL/Centos kurulumu aldılar. Çünkü bizim eğitimimiz dağıtım çeşitliliğine uygun olarak esnek, bu farklı çevreleri tek bir eğitim oturumunda gösterme imkanımız var. Başka bir eğitim organizasyonu bunu sağlayamaz.”

Ayrıca diğer hiçbir işletim sisteminin Linux kadar esnek olmadığını da belirtmeliyim. Süperbilgisayarlardan robotlar ve masaüstlerine, NASA cevabın Linux olduğunu bulmuş.

Kaynak: ZDNET – To the space station and beyond with Linux, Steven J. Vaughan-Nichols  http://www.zdnet.com/to-the-space-station-and-beyond-with-linux-7000014958/

——————————————%<——————————————

Görüldüğü gibi bulunmuş cevabı tekrar aramaya gerek yok. Linux’un insanlık için ne kadar faydalı olabileceğini görmek varken hala kapalı kaynak teknolojilere dayanarak ilerlemenin pek de geleceği yok gibi, o sebeple beyhude yatırımlar yapmamak lazım, bunun yerine özgür yazılıma destek vermek gerekmekte. Kamunun çıkarına olan da budur.

Çok uzatmaya, açık olana yorum katmaya gerek yok. Dilerim bizim de kurum ve kuruluşlarımız da bir an önce özgür yazılıma geçiş için öncü adımlar atarlar. Geç oluyor…

Mutlu günler.

Kategoriler
Pardus

Debian Pardus Seçkisi 2011.3RC1 diye bir şey gördüm.

Yeni Pardus’un Debian tabanlı olduğu ile ilgili daha önce yazmıştık. Bu “Yeni Pardus”un sadece “Kurumsal Sürüm” olduğunu düşünüyordum. 1 – 2 – 3

Özgürlükİçin.com forumlarında  ve sevgili Coşkun Aktaş’ın Camia listesinde attığı mesajda gördüğüm üzere http://lists.pardus.org.tr/pardus-camia/2012-August/000946.html 2011.3 RC1 diye adlandırılan Debian seçkisi(?) Pardus KDE dışında diğer masaüstü ortamlarıyla da sunulmuş. (Adrese artık erişilmiyor sanırım)

Daha önce de bir çok kişinin defalarca yazdığı gibi, aslı Debian olan bu çalışmanın Pardus olarak adlandırılması doğru değil. Ben orasında değilim işin…

Benim asıl söylemek istediğim; TÜBİTAK yönetiminin doğru yolda olmadığıdır. Danışma Kurulu hala bir resmiyet kazanmamış, resmiyeti beklemeden hiç bir fikir ve temasta bulunmadan, bir özgür yazılım projesinde camiadan katkı almadan… Daha da kötüsü, ne kodu ne de hata takip sisteminde bileşeni olmadan ve testi yapılmadan bir özgür yazılım projesi yönetilmeye çalışılmakta.

Kapalı kapılar ardında birilerine Debian’ı Pardus diye sundurmak. Ki kimler yapıyor, nasıl bir iş modeliniz var diye sormuyorum artık. Çünkü duyduklarım ve başkalarından duyduklarımın kesişiminde yalanlar var… Beni de ilgilendirmiyor aslında…

Bu özgür yazılım değil! Bu iş böyle olmaz! Dışarıdan da böyle bir modele ben kendi adıma ne olursa olsun katkı vermem söz konusu olamaz. Camia’yı geçtim, Danışma Kurulu’nu yok sayan bir yönetim anlaşıyla TÜBİTAK bir yere varamaz.

TÜBİTAK yönetimine, Pir Sultan Abdal’ın “Güzel Aşık Cevrimizi” isimli  eserinden şu dizelerini yazmak istiyorum:

Bu bir rıza lokmasıdır
Yiyemezsin demedim mi…

Bu gönüllülük işi, rıza işi… Yoksa olmaz…

Bu eserin bestelenmiş halini dinlemek isteyenler için de şöyle iki bağlantı vereyim: Çukurova Devlet Senfoni Orkestrası’nın performansı

http://youtu.be/ZLq_m3bOelI

Daha eskilerden Cem Karaca ve Kardaşlar

http://www.youtube.com/watch?v=ua85MxYR3-8

Eserin diğer yorumlamaları(Türkü, İlahi ve Burak Kut(!) biçimleri) için tıklayabilirsiniz.

Kategoriler
Pardus

Pardus Danışma Kurulu ve Pardus’un sonu…

Uzun zamandır Pardus ile ilgili bir şey yazmaktan çekiniyorum. Yazacak hevesim, heyecanım kalmadığı gibi, yapabileceğim bir şey de yok…

Lakin gelişen olaylar insanı ister istemez yazmak durumunda bırakmakta. En son yapılan basın toplantısında söylenenler üzerine yaşadığım şaşkınlıkla, söylenenlerin takipçisi olunması gerektiğini yazmıştım. Bugün ise gündem Pardus Danışma Kurulu toplantısı.

Masada olmadığımdan ve herhangi bir topluluk sürecinde yer almadığımdan hatta epeydir de Pardus kullanmadığımdan, yazacaklarımı sokaktaki vatandaş olarak yazacağım.

Pardus Danışma Kurulu’nun İlk Toplantısı

Kurulun toplantısıyla ilgili sevgili Sezai[1], Doruk Hocam[2] ve Necdet Hoca[3] gayet güzel ve detaylı yazılar yazmışlar. Toplantı esnasında Sezai’nin twitter yayını ve akşamında telefon görüşmemizle yazılanları da birleştirerek kendi görüşlerimi, daha doğrusu sorularımı  sıralayayım.

  • Pardus mu yoksa Pardus logolu Debian mı?
Toplantıdan önce, Necdet Hoca’nın gidip tespit etmesiyle Pardus logolu Debian yüklü akıllı tahtaları gördük. Doğrusu bunun hikayesi biraz daha karışık. Şöyle ki; 23-24 Mart’ta yapılan Pardus’un Yarını Çalıştayı’nda gelen yabancı misafirler ve Ahmet Kaplan(ve birkaç kişi daha) *deb paket sistemi veya Debian türevi veyahut bir Fedora Spin’i gibi bir yol üzerinde adeta kulis yapmaktaydılar. Tarih önemli 23- 24 mart, altını çizelim.
Akabinde yaşanan geliştirici ayrılıkları, sessizlik bir iki ay sürdü. O arada bir duyum aldım(Sarı çocuk senden) ki Dr. Ahmet Kaplan Pardus’u Debian tabanlı yapacakmış. Duyumdur dedim, bir iki kişinin kulağına çıtlattım, yok yani teyit gelmedi… Derken çalıştayda konuşulan gibi 0 geliştirici hedefine varıldı ve yaklaşık 1 ay sonra Hoca’nın paylaştığı 28 Haziran tarihli fotoğraf karesi:
Pardus Logolu Debian, a.k.a Yeni Pardus
Pardus Logolu Debian, a.k.a Yeni Pardus
Burada tarih önemli, burada sistem kurulum tarihi gösteriliyor sanırım, bu da 15 Nisan tarihi… Şimdi şöyle basit bir matematik hesabı yaparsak, bu tahtalar yurdun dört bir tarafına dağıtılıyor ve ilk parti pilot okullara dağıtım 20 Şubat 2012’de başlamış: http://fatihprojesi.meb.gov.tr/tr/duyuruincele.php?id=14 Pilot okullardaki böyle miydi bilmiyorum ama Çanakkale’ye gelen tabletin ilk Pardus görünümlü Debian olmadığı kesin… Şöyle az biraz geriye alırsak, üretim sürecinde 15 Mart’a geliriz… Ki daha öncesinde bunun  olduğundan şüpheliyim. Yani olay şu ki:
– Biz o Çalıştay’dayken  Vestel Fabrikasında tahtalara Pardus görünümlü Debian yüklenmekteydi… Öyle midir?
Sorularımı sormadan önce, olayı değerlendirmek isterim:
  • Debian’ı alıp Pardus diye adlandırmak ahlaki(etik demek daha mı kabullenir bir ifade?) bir davranış değil. Önünde bir engel olmasa bile ahlaki değil. Sadece bir kandırmaca o kadar.
  • Öyle ki, yarın LibreOffice’i alıp TürkOfis veya KamuOfis adında dağıtmaktan ne farkı var. Buyrun yolu da göstereyim, şu anki LibreOffice paketine dahil olmayan Zemberek yazım denetleyiciyi alın, Windos, Mac OS X ve Linux kurucularına katın, buyurun mis gibi Türkiye için özelleştirilmiş ofis paketi. Uygulaması ise işletim sistemiyle uğraşmaktan daha karlı. Bal yağ sür ye…!
  • Böyle iş olmaz…!
  • Açık söyleyimi bu bir skandaldır. TÜBİTAK ve ULAKBİM adına bir skandaldır. Hem skandaldır hem de kandırmacadır. Kesinlikle çözüm değildir.
  • Yani hangi cesaretle böyle bir karara varılmış, anlamak imkansız. Olabilir, Debian Türevi yapılır, ama bunu Pardus diye satmaya kalkmak nasıl bir cesarettir anlamıyorum…
Sorularım şunlar:
  • Bu karara ne zaman varılmıştır?
  • Bu Pardus Görünümlü Debian’ı kim yapmıştır?
  • Neden mevcut hiçbir Çözüm Ortağı’na danışılmamıştır, bu firmalar ile iş yapılmamıştır?
  • Bu bir özgür yazılım projesiyse kodları nerededir?
  • Hata takip sisteminde kayıtlı bir ürün var mıdır?
  • Bu ürün yaptırılırken, hali hazırda Pardus projesinde çalışan(henüz istifa etmemiş) personelin bu işten haberi var mıdır?
  • Lise öğrencilerinin yaptığı şekilde bir dağıtımın adını değiştirmek TÜBİTAK’a yakışmış mıdır?
  • Bilim ve teknoloji üretecek bir kurumun vizyonu bu kadar mıdır?
  • Debian’ın adını değiştirme işi sizce bir proje yönetimi midir? Sofistike çözümünüz bu mudur?
  • Teknik sıkıntılarımız oldu derken bir yandan da projedeki geliştiricileri tek tek projeden uzaklaştırmanın gerçekçi bir açıklaması var mıdır?
  • TÜBİTAK hem geliştiricileri uzaklaştırırken “bir sürücüyü” halledemeyecek kadar acz içinde midir? Olduğunu hiç sanmıyorum!
***
Anlamadığım bir çok nokta var…
  • Madem Kamu’da Debian’a geçmek için bir istek var, bunun için TÜBİTAK’a neden ihtiyaç var? Hali hazırda piyasada bu işi yapabilecek firmalar var, SGK buna geçmek istiyorsa, kendi bütçesinden ihale ederek bu geçiş için hizmet alır. TÜBİTAK’ın rolü nedir? Yani görevi özgür yazılıma göç için şevk ve destekse, bunu yapmak için destek programları yapılsın, KOSGEB, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı hem göç ortağına hem de göç edecek KOBİ ve Kamu kuruluşlarına maddi fırsat sağlasın. Burada Bilim ve Teknoloji üretimi nerede?
  • Kamu Temsilcisi, bu Debian-Pardus ile yola devam demiş, Çalıştay’da uzun süredir TÜBİTAK’tan destek alamadıklarını söylemişlerdi, acaba Debian olursa kendi işimizi de kendimiz görürüz, göbekten bağlı olmayız diye mi düşündü?
  • Yine Kamu temsilcisi, hangi cesaretle tek bir geliştiricisi olmayan TÜBİTAK ile sözleşme imzalar, nesine güvenir? Ben olsaydım, kesinlikle böyle bir imza atmazdım. Bu derece belirsizlik içerisinde ve bir işe girmek çok riskli… Geri planda ne sunuldu hangi hedefler ve planlamalar yapıldı bilemiyorum elbette…
  • Düşünsenize, kimin yaptığı belli olmayan, hiçbir yerde kodu olmayan ve hiç geliştiricisi olmayan bir işletim sistemine 85.000 bilgisayarı göç ettirmek için sözleşme imzalıyorsunuz… Her şeyi geçtim, ya o kodların arasında farklı bir kod varsa, nereden bileceksin, üretim aşaması şeffaflığı nerede… Özgür yazılımın en önemli güvenlik sübabı olan kodları herkesin görebilmesinden feragat ederek nasıl güvenildi? Bunun kaç gün testi yapıldı, testçisi kimdi… Çok merak ediyorum ve yanıtını bekliyorum…

Kurul Üzerine:

Doğrusu Kurul’un mevcut hali, daha doğrusu TÜBİTAK tarafında görülen hali beni hiç memnun etmedi. Bu kurul aslında Pardus için değil, TÜBİTAK için son şanstır. Şayet bu kurulun işlevi olmaz ise, açık söylüyorum, şu an camia gözünde eksilerde seyreden TÜBİTAK’a olan güven asla olumluya çıkmaz, topluluktan destek alamaz ve başarısızlığa mahkum olur. Ne olursa olsun, ne kadar para harcarsanız harcayın, özgür yazılım dinamikleri dışında hareket edip hazır ürünlerden menfaat bekleyip ve başarı sağlamaya çalışırsanız sonunuz büyük düş kırıklığı olur. Elinizde kalan tescilli bir başarısızlık olacaktır.
Toparlamak gerekirse, ben de şunu düşünüyorum, deb ise deb, rpm ise rpm, bunun kararını Danışma Kurulu vermeli. Debian türevi olarak da yola devam edilir, biz Pardus’u çoktan öldürdük, üzerine toprağı da attık, mermer mezarıysa TÜBİTAK bu Fatih projesiyle kurarken bir ZOMBİ yarattı. Bu Pardus değil… Buna Pardus dememek gerek…
***

Toplantının karar vermeye karar vermek sonucu ve Danışma Kurulu’nun Bilim Kurulu onayına sunulması, ve şayet böyle bir kurul onay verecekse bu onayın neden önceden alınmamış olması, demo toplantıda “Kafamızı bozmayın, Bilim Kurulu’ndan olumlu netice çıkmazsa ‘-Biz burdaydık ve siz hiç olmadınız ki!’ deriz” gibi bir aba altından sopa göstermek miydi? Bu da kafamda ayrı bir soru işaret olmadı değil.

TÜBİTAK basın toplantısı akabinde de bu kurul ile bozuk bir yolda son sürat gitmeye çalışan bir araba gibi, her an takla atıp uçurumun dibine yuvarlanabilir. Kurulda konuşulanlar üzerine gördüğüm, yönetimin bu kurula şiddetle ihtiyacı olduğudur. Parayla böyle bir danışman bir ekip tutulamaz.

Ben danışma kurulundaki TÜBİTAK dışı üyelere sonuna kadar güveniyorum. Pardus -şimdilik- olmasa da, özgür yazılımın gelişmesi için çok doğru şeyler ortaya koyacaklardır.

Bekleyip göreceğiz.

Mutlu günler.

Kategoriler
Genel

Çeviriler, Diller, Nüfus ve Gelişmişlik…

LibreOffice’in arayüz çeviri çalışmalarını %100 seviyesine çıkardıktan sonra, çok daha zor ve uzun bir çaba gerektiren “Yardım” içeriğinin de çeviri oranının yükselmesine odaklandık…

Fark ettiniz mi bilmiyorum ama, özgür yazılımlar katkıcılığı olarak çeviri çalışmalarında genel olarak pek iyi durumda değiliz. Gerek KDE, Gerek GNOME gibi büyük özgür yazılım projelerinde arayüz dışında neredeyse yardım içeriğinde etliye sütlüye dokunulmamış. (Bknz: http://nyucel.blogspot.com/2012/01/hangi-masaustu-ne-kadar-turkce.html?showComment=1326196000189#c5489711096077814770)

Buradan kabaca şu neticeyi çıkarabiliriz, kullandığımız uygulamalarda sadece araüz üzerinde bir etkileşim bize yetiyor. O yazılımın özelliklerini kavramak için ilk elden yardım içeriğinden yardım almıya pek ihtiyacımız yok, veya yardım içeriğine tenezzül etmiyoruz…

Oysa hepimizin şiayet ettiği, yapamamak, veya Nasıl yapılır? Nedir? sorularının cevapları çoğu zaman bu yardım içeriklerinde yer alıyor. Bu içeriğe göz atmadan soluğu google’da almak veya nasıl yyaparım diye sorup başka insanların zamanını tembellik ile çalmak daha kolay sanırım.

Çok uzatmadan, şunu unutmamak gerekir ki bu yazılımları yazan kişilerin oluşturdukları bu yardım içerikleri, o yazılımla ilgili sizi kilitleyen bir çok bilinemeyeni güzellikle anlatmakta… Kimse kendini “Bilgisayardan anlarım” havalarında görmeyip alçakgönüllü şekilde bu yardımlara kısaca göz atarsa her şey daha kolay ilerler sanıyorum…

***

Yazı başlığına gelirsek… Bir müddettir bilgisayarımda Ubuntu kurulu(üzerinde KDE kullanıyorum, nedense Kubuntu’dan daha başarılı). Bunun sebebi, özellikle LibreOffice çevirilerinde güncel sürüm üzerinde çalışma imkanı bulmak, bildiğimiz üzere Pardus 2011 serisi sona erdiğinden güncel LibreOffice paketleri sunulmamakta.

LibreOffice 3.5 yayımlandıktan sonra, hevesle PPA(Personal Package Archieve-Kişisel Paket Arşivi)’lara düşer düşmez kurdum. Fakat beni haya kırıklığına uğratan bir şeyle karşılaştım; LibreOffice için Türkçe yardım paketi maalesef bulunmuyordu… Bira araştırdım, önceki sürümlerde bir ara çıkmış. Ama şimdi maalesef yok…

Peki dedimi, The Document Foundation tarafından sunulan *.deb paketini indirip kurayım dedim. LibreOffice Türkiye sitesinden indirdim, fakat ne yazık ki “Bağımlılıkların Uyuşmamasından” kurulamadı. LibreOffice’i TDF paketlerinden kurabilirdim, ama sistem ile uyumlu iyi performans veren Ubuntu paketlerini bekledim. Uygulama Ubuntu deposundan, yardım TDF *deb’lerinden olmadı(Coşkun abi, bu kısım senin için, her *deb’in eti yenmiyor görüldüğü üzere :))

Velhasıl-ı kelam, dedim, bari bir hata kaydı açayım, paket isteğinde bulunayım. Bir de alla alla, neden Ubuntu Türkiye topluluğu bu pakete sahip çıkmamış dedim, temkinli şekilde hata kaydını girdim (https://bugs.launchpad.net/ubuntu/+source/libreoffice/+bug/943663).

Hata kaydına yanıt olarak Björn Michaelsen, debian paketçisi arkadaşı Rene Engelhard ile %80’den aşağı çeviri oranına sahip yardım yerellerini paketlememe taraftarı olduklarını söyledi.

Biraz ağrıma gitti, içe doğru burkuldum doğrusu, dilimiz Türkçemizin bu kriterin altında kalmasına üzüldüm. Bir yabancı dil bilmeyen sadece kendi dilini konuşan LibreOffice kullanıcılarının bu yazılımı tam verimli kullanabilmesi, kendilerini geliştirmesi için özgür yazılım tarafında bir seçenek sunulmaması da ayrı bir üzüntü.

Sevgili  Björn Michaelsen, dile sahip çıkma refleksine atfen, yarım içeriği için kendi paketlerimizi oluşturmaya teşvik edici tavsiyelerde bulundu. haklıydı da, başkalarından bu beklenmemeliydi. Maalesef *deb apketi yapmayı, bunu Ubuntu’Ya uygun şekilde yapmayı bilmiyorum. Bilen biri varsa LibreOffice 3.5 için Türkçe yardım içeriğini paketleyip PPA’sını sunarsa çok mutlu olurum.

Bu arada baktım da yine başlığa gelememişiz. Napalım, yazı çok uzadı, başlığı özetleyerek bir sonraki yazıya devredelim.

Aşağıda, LibreOffice Yardım içeriğinin dillere göre çeviri yüzdelerini görebileceğimiz sıralı bir tablo hazırladım. Bu tablo aslında çok şey anlatıyor. LibreOffice’in kişisel bir üretkenlik takımı olduğu düşünülünce, hem kişisel hem de kamu, özel sektör ve yerel yönetimlerde kullanıldığı da hesaba katılınca. Hem insanların kendi dillerine sahip çıkması hem de özgür yazılım kullanmak ve bunu tam kapasiteyle kullanmak adına çok iyi fikirler veriyor. Zamanım olsaydı bu oranları, ülkelerin nüfuslarına ve gelişmişlik oranlarına göre karşılaştıracaktım ama olmadı. Zaten tablo açık.(Son etkinliği olmayanlar, çeviri kaynaklarının LibreOffice 3.5 branşı yaratıldıktan sonra bir ekleme veya değişikliğin yapılmadığı manasına gelmekte)

İsim İlerleme Özet Toplam Kelime Son Etkinlik
Almanca 100 Tamamlandı 438.349 2012-02-28 16:41 (Kü)
Bulgarca 100 Tamamlandı 438.349 2012-02-26 20:33 (mbalabanov)
Çince (Çin) 100 Tamamlandı 438.349 2012-02-22 12:37 (xslidian)
Danimarkaca 100 Tamamlandı 438.349 2012-02-22 19:34 (lodahl)
Fince 100 Tamamlandı 438.349 2012-02-21 18:41 (hatapitk)
Fransızca 100 Tamamlandı 438.349 2012-03-01 18:39 (sophie)
İngilizce (Birleşik Krallık) 100 Tamamlandı 438.349 2012-02-24 12:43 (sswales)
İtalyanca 100 Tamamlandı 438.349 2012-02-25 12:11 (valtermura)
Macarca 100 Tamamlandı 438.349 2012-02-22 19:32 (timar)
Polonyaca 100 Tamamlandı 438.349 2012-02-21 11:30 (manveru1986)
Portekizce 100 Tamamlandı 438.349 2012-02-22 20:20 (smarquespt)
Portekizce (Brezilya) 100 Tamamlandı 438.349 2012-02-21 16:22 (olivier)
Yunanca, Çağdaş (1453-) 100 Tamamlandı 438.349 2012-02-21 12:44 (dmtrs32)
Dutch 99 155 kelimeye dikkat edilmesi gerek 438.349 2012-02-23 11:35 (kees538)
Khmer 99 205 kelimeye dikkat edilmesi gerek 438.349 2012-01-13 04:43 (khem)
Catalan 97 14296 kelimeye dikkat edilmesi gerek 438.349 2012-03-01 08:12 (jmontane)
Çince (Tayland) 97 13502 kelimeye dikkat edilmesi gerek 438.349 2012-02-26 20:53 (Zerng07)
İsveçce 97 14032 kelimeye dikkat edilmesi gerek 438.349 2012-01-13 15:58 (nikjoh)
Japonca 97 13090 kelimeye dikkat edilmesi gerek 438.349 2012-02-26 16:12 (naru0ga)
Rusça 97 13067 kelimeye dikkat edilmesi gerek 438.349 2012-01-12 15:41 (bormant)
Spanish 97 15197 kelimeye dikkat edilmesi gerek 438.349 2011-11-22 15:45 (timar)
Catalan (Valencia) 96 16170 kelimeye dikkat edilmesi gerek 438.349
İngilizce (Güney Afrika) 96 16438 kelimeye dikkat edilmesi gerek 438.349
Korece 96 16154 kelimeye dikkat edilmesi gerek 438.349 2012-01-12 03:32 (hqwater)
Oromo 94 28365 kelimeye dikkat edilmesi gerek 438.349
Bengalce 92 36536 kelimeye dikkat edilmesi gerek 438.349
Çekçe 91 37466 kelimeye dikkat edilmesi gerek 438.349 2012-03-03 12:29 (khagaroth)
Baskça 89 47077 kelimeye dikkat edilmesi gerek 438.349 2012-01-07 03:16 (MPascual)
Makedonyaca 87 56610 kelimeye dikkat edilmesi gerek 438.349
Tajik 87 54919 kelimeye dikkat edilmesi gerek 438.349
Vietnamca 86 60230 kelimeye dikkat edilmesi gerek 438.349
Dzongkha (Butan) 82 80693 kelimeye dikkat edilmesi gerek 438.349
Nepali 80 86099 kelimeye dikkat edilmesi gerek 438.349
Tibetçe 78 98343 kelimeye dikkat edilmesi gerek 438.349
Norwegian Bokmål 75 111591 kelimeye dikkat edilmesi gerek 438.349 2012-03-02 17:26 (olorin)
Gujarati (Hindistan) 72 121423 kelimeye dikkat edilmesi gerek 438.349
Estonyaca 70 131943 kelimeye dikkat edilmesi gerek 438.349 2012-03-02 14:19 (Mihkel)
Slovakça 58 184175 kelimeye dikkat edilmesi gerek 438.349 2012-03-01 17:07 (milos)
Galiçya dili 54 199514 kelimeye dikkat edilmesi gerek 438.349
İbranice 53 207201 kelimeye dikkat edilmesi gerek 438.349 2012-01-26 09:46 (Yaron)
Türkçe 44 247262 kelimeye dikkat edilmesi gerek 438.349 2012-02-28 16:02 (zeki)
Norwegian Nynorsk 35 285617 kelimeye dikkat edilmesi gerek 438.349
Esperanto 34 290462 kelimeye dikkat edilmesi gerek 438.349 2012-03-03 09:10 (donaldo)
Boşnakça 28 317402 kelimeye dikkat edilmesi gerek 438.349
Gürcüce 23 336754 kelimeye dikkat edilmesi gerek 438.349
Endonezyaca 22 340100 kelimeye dikkat edilmesi gerek 438.349 2012-02-27 10:39 (catursusetyo)
Sinhala 13 380518 kelimeye dikkat edilmesi gerek 438.349
Uighur 13 381710 kelimeye dikkat edilmesi gerek 438.349 2012-01-31 10:18 (Sahran)
Hindi 12 387720 kelimeye dikkat edilmesi gerek 438.349
İzlandaca 12 387922 kelimeye dikkat edilmesi gerek 438.349
Ukrainian 10 396175 kelimeye dikkat edilmesi gerek 438.349
Arnavutça 9 399101 kelimeye dikkat edilmesi gerek 438.349
Hırvatça 8 402828 kelimeye dikkat edilmesi gerek 438.349
Asturian 1 437770 kelimeye dikkat edilmesi gerek 438.349 2012-02-23 01:46 (Xuacu)
Luxembourgish 1 438164 kelimeye dikkat edilmesi gerek 438.349
Urduca 0 438349 kelimeye dikkat edilmesi gerek 438.349

 

Dillerine sahip çıkan ve özgür yazılımda dillerini yaşatan insanlara hayranlık duyuyorum. Büyük sabır ve emek gerekmekte. Örneğin LibreOffice yardım çevirileri, dile kolay 438.349 kelime… Son dönemde 15.000 civarı kelime çevirdik, ibreyi sadece %3 oynatabildik…

LibreOffice çeviri çalışmalarına katılamak isterseniz aşağıdaki adreslere bir göz atın:

http://wiki.documentfoundation.org/Language/Pootle/tr
http://wiki.documentfoundation.org/Language/tr