Pardus; PiSi ve diğer teknolojilerine küçük bir not

13
Pardus çok şeye sahipti!
Pardus çok şeye sahipti!

Bu güzel cumartesi sabahı yapacak o kadar işim varken, dün sağlam kapattığım bilgisayarımın bir kez daha sorunlu şekilde başlamasıyla, Pardus’u ve tüm getirdiği güzel teknolojilerinin kıymetini bir kez daha bildim.

Hoş sadece bugün değil, ayda en az 3-4 sefer yaşadığım sorunlar zaten hep bu ahımı dilimde tutuyor.

Çok fazla bilgisayarı kurcalamayan, ihtiyaçları basit olan bir kullanıcı için sorun yaşamak ve insani çözümleri uygulamak eskiden hiç zor değildi…

Komik olan ne biliyor musunuz, sabit diskimde birkaç Linux dağıtımı olmasına rağmen şu an tek doğru düzgün çalışanı Pardus 2009.2…

Pardus’un getirdiği teknolojilere “Ne gerek vardı, bunlar zaten var” diyenlerin Pardus kullanmadığınan bir kez daha emin oldum. PiSi ve onun yapılandırması sistem ile ne güzel ahenk içerisindeymiş, elinde ÇoMaR’ın Tasma’sı ile Kaptan YALI’dan demir alıp ne güzel yol alıyormuş özgür yazılım sularında…

Yahu, bu kadar basit, güzel ve en önemlisi sağlam bir yapı var iken, açılış ve kapanışta kendi kendisini bozan bir yapının tercih edilmesi ne kadar yanlış bir karar…

Bu sabah sebebinin ben olmadığım saçma sorunları çözmeye çalışırken çok yoruldum ve sıkıldım. Bir türlü anlayamadığım *.deb paketlerinin ve sisteminin ne kadar karmaşık, çürük ve güvenilmez olduğunu bir kez daha gördüm.

Pardus teknolojilerinin TÜBİTAK tarafından çöpe atılması çok yanlış bir karar, bunu bir kez daha tekrar etmiş olayım.

Elbette *deb ve bu paket sistemine bağlı dağıtımlar tatminkar ve ilerlemeye devam ediyor. Milyonlarca insan tarafından kullanılıyor… Fakat daha iyisi elimizdeyken neden kötüsünü tercih ederiz ki? Kim Mercedes’den inip Ford’a binmeyi tercih eder ki?

TÜRKİYE BİLİMSEL ve TEKNOLOJİK ARAŞTIRMA KURUMU, ismi ile beklenen vazife, yeni teknolojiler üzerine çalışma yapması, eski teknolojileri alıp kullanmak için bu kuruma bence ihtiyaç yok. Önceki yazılarımda[1] [2] [3] [4] da belirttiğim üzere, bunu başka kurumlar yapabilir.

Şimdi çıkıp bir harici sabit disk alacağım… Sonrasında da belgelerimi yedekleyip bir kez daha yeniden kurulum yapacağım…

Buradan, Pardus’a sahip çıkıp bir şekilde devam ettirmeye çalışan Pardus-Anka ekibine de selamlarımı gönderiyorum. Umarım iyi yol alabilirler.

Bknz:

http://tr.wikipedia.org/wiki/Pardus_(i%C5%9Fletim_sistemi)#Pardus_projeleri –
http://www.pardus.org.tr/anahtarpardus.html (!)

1- http://blog.bluzz.net/debian-pardus-seckisi-2012-3rc1-diye-bir-sey-gordum/
2- http://blog.bluzz.net/pardus-isbirligi-cagri-toplantisi-uzerine/
3- http://blog.bluzz.net/pardus-danisma-kurulu-ve-pardusun-sonu/
4- http://blog.bluzz.net/pardusun-yeni-yol-haritasi-ve-gelecek-donem/

3

Paylaş:

13 YORUMLAR

  1. Birşeylerin senin için yolunda gitmediği açık ama ‘deb paketlerinin ve sistemin ne kadar karmaşık, çürük ve güvenilmez olduğunu’ ifadesi çok tartışma götürür. Bence 20 yıllık, 1000’den fazla geliştiricisi olan bir dağıtımı böyle kötülerken çok ciddi dayanaklara ihtiyaç var. Bir şey senin istediğin gibi gitmemiş olabilir, hatalı çalışabilir ama Pardus’ta yok muydu böyle şeyler? Pisi’nin hataları yok muydu? Her hata gördüğümüzde, kendi başımıza içinden çıkamadığımızda dağıtıma karmaşık, çürük ve güvenilmez demememiz lazım.

    Ben de TÜBİTAK’ın arge yapmasının doğru olduğunu, seçtiği yolun doğrusu olmadığını düşünüyorum. Burada karşı çıktığımız şeyler benzer olmasına rağmen TÜBİTAK’ın hatalı politikalarının Debian’ı bağlamadığı kesin olmalı. Debian özgür yazılım hareketinin en büyük gemisi. Her mimaride çalışıyor, en geniş ve kararlı paket deposuna sahip bir dağıtım. Hepimizin malı o da. Sanki dünyada Pardus’tan başka düzgün çalışan Linux dağıtımı yokmuş gibi davranmak, artık o da kalmadığından, insanları Linux’tan uzaklaştırmak demek olur. Hem ondan önce ne yapıyorduk?

    Raspberry pi’den süper bilgisayarlara kadar herşeye kurulum yapabilen debian kurulum aracıyla YALI’yı karşılaştırmak kesinlikle adil olmamış. TASMA diye birşey de kalmayalı yıllar oluyor. ÇOMAR’ın son kullanıcının farkında olduğu hangi özelliğini kullanıyordun merak ediyorum doğrusu.

    Lafı daha fazla uzatmadan diyeceğim şudur: Debian insanlığın bir büyük mirasıdır. Bizim kendi teknolojilerimizi geliştirmekten vazgeçmemiz konusunda hiç etkisi yoktur. Özgür yazılımlara birer hasım seçeceksek bu hasımlar diğer özgür yazılımlar değil sahipli yazılımlar olmalıdır.

    Sevgiler, hürmetler

    • Deb paket sistemi ile ilgili söylediklerim biraz fazla olmuş. Ama kendi sorunum için, güven duymuyorum. Elbette diğer dağıtımlarda ve farklı paket sistemlerinde de benzer sorunları yaşayabiliriz. Bu tamamen şans ve şanssızlık da olabilir. Ama ben bir kez olsun sağlam kapattığım Pardus’un açılmadığına şahit olmadım. Bu sebeple tekrar tekrar yaşadığım sorunların verdiği sinir ile fevri yazmışım.

      *deb konusuna gelirsek, burada bir yanlış anlatımım var sanıyorum. Yazıyı tekrar okuyunca, pisi’yi deb’e tercihimi ifade etmek yerine, deb’i karalamışım. “*.deb paketlerinin ve sistemin ne kadar karmaşık, çürük ve güvenilmez olduğunu bir kez daha gördüm.” kısmını silsem iyidir.

      Yazının geri kalan kısmında ise, Pardusu geride bırakmanın yanlış bir karar olduğunu söylerken, bu *deb’den Debian’a devam eden bir sataşma olarak bağlanmış. Oysa ben Pardus’tan yana tercihimi daha iyi diye belirtmenin yanına diğerine kötü demişim. Oysa sadece daha iyi demek istemiştim.

      Pardus araçları ile ilgili ise, kıyaslama yopmadım sadece iyiydi hoştu demek için aynı cümlede kullanmaya çalıştım.

      Yalnız bir nokta var, *deb sistemine verilen emeğin 100’de biri PiSi’ye verilseydi, daha farklı bir senayo olurdu. Aynı şey atıl kalmış diğer Pardus teknolojileri için de geçerli bence. Kısa sürede yoğun bir geliştirme ve sonrasında atıl bırakılan teknolojileri verilen emeğin kilosuna göre ölçersek, daha iyi bir kıyaslama yapılabilir. Rapsberry Pi doğuştan Debian kurulabilir değildi, bunu mümkün kılmak için verilen çaba ile YALI da bunu başaramaz mıydı?

      Debian’ın elbette bir suçu yok, Pardus’un tarihe gömülmesine sebep oldu demediğini sanıyorum. Keşke daha iyi olduğu için tercih edilseydi orası başka konu. Debian saygı duyulmayı sonuna kadar hak eden bir özgür yazılım projesi. Pardus’a böyle bir zarar verdiği için hedef tahtasına koymak doğru değil tabi ki.

      Bu yazı yanlış olmuş, bu sebeple gezegenden kaldırdım, e sizin de vaktinizi almışım, silmek de olmaz, düzeltmenin de çok manası yok.

      Prematüre olduğundan üzerini çizeceğim, fakat hiç kazanımı olmadı demeyeyim. Bir şeyler öğrendim.

      Esas hürmetler benden size hocam,

  2. Tam birşeyler yazacaktım ki Necdet Hoca’nın yazısını okuyup altına imza atmanın yeterli olacağını gördüm.
    Sanırım hatalar sizi canınızdan bezdirmiş o kızgınlıkla almışsınız klavyeyi elinize : )

  3. Merhabalar;

    Pardus’u gerçekten arıyoruz. Gnome 3’teki değişiklikleri ve Unity Masaüstünü görünce Pardus’un KDE’de ne kadar haklı olduğu bir kez daha ortaya çıktı.

    Pisi’nin kaybolması gerçekten yazık olacaktı, neyse ki özgür yazılım doğası gereği kazanımlarını kolay kolay kaybetmiyor. Artık Distrowatch’da ilk 10’da birçok KDE’li dağıtım var. Ek olarak son 1 aya baktığımızda SolusOS, yani Pisi kullananan bir dağıtım ilk 10’a girdi.

    Pardus KDE tümleşiminin ilk 10’daki birçok dağıtımdan daha iyi olduğunu düşünüyorum. Anka’nın çıktığında bir topluluk dağıtımı olarak kendine saygın bir yer bulacağını düşünüyorum.

    Umarım yakın zamanda dilimizden anlayan, Web Browser değil, Ağ Tarayıcıya sahip, Türkçe hata bildirimi yapabileceğimiz ve kurulumdan başlayarak Türkçe ve Zemberek 3 ile dünyanın en hızlı Türkçe dil denetimini yapan bir dağıtıma kavuşuruz.

    Saygılarımla.

  4. Her iki paket sistemini de kullanmış, şu an ise ana sistem olarak BSD kurmuş birisi olarak sanırım tarafsız sayılabilecek bir yorum yapabilirim. Aslında hiç yorum yapmayayım da bildiklerimi belirteyim. 🙂
    Öncelikle, Pardus ile bir işim kalmadı artık. Ama PİSİ’ye hayranım. Debian paketçisi olmak ne kadar kolaydır, hiç bir fikrim yok. Ama *.deb paketi hazırlamanın biraz karışık olduğunu -en azından *.rpm’den zor olduğunu- Mint ve Ubuntu forumlarında pek çok kere okudum. Bıraktığım zamanlarda bir Pisi paketçisi olmak çok kolaydı (muhtemelen hâlâ öyledir). XML dosyasını herhangi bir sisteme çevirmek çok kolaydır. Bir kaç komut değiştirerek pakete yama uygulamak mümkün. Python’un desteklediği tüm komutlar actions.py’ye eklenebilir ve özelleştirilebilir. Keza ikili paket dosyası boyutları da öyle. Mesela UT Pisi paketi 690MB iken, aynı sürüm Debian paketi 1070MB idi. PİSİ’nin Delta paketleri ise ayrı güzellik zaten.

    Gelelim Debian paketlerine. Ana sistemim BSD ama, onun yanında Linux Mint 14 Cinnamon yüklü (malum Steam ve Desura 🙂 ). Dağıtım gerçekten de “özgürlüğün zarafeti” sloganının hakkını veriyor. Kernel 3.8.rc7 ve nVidia 313.18 sürücülerini yükledim *.deb paketlerinden. Kimini sitelerinden indirip GetDeb ile kurdum. Kimini Ubuntu LaunchPad’den indirdim. Mint’in varsayılan gelen depoları dışından pek çok sistem paketi güncellemesi yaptım. Şimdiye kadar karşılaştığım tek sorun, Steam Big Picture modunda text alanlarında klavyenin çalışmaması oldu. O da kararlı sürümle düzeldi. 🙂

  5. Pardus için son sözler hep söylendiği için pek üzerinde durmak istemiyorum, kısaca DOĞRU bir işti.

    2013 Yılında bile Ubuntu gibi sektöre yön veren bir dağıtımın güncellemesi sonrası 800×600 ile açılması beni şaşırtmaya devam ediyor, bu açıdan Zeki’yi anlıyorum. Deb sistemini de Q Klavyeye benzetiyorum, verimsiz olduğunu ve daha iyisinin yapıldığını/yapılabileceğini herkes biliyor ama nafile.

  6. Baştan sona cehalet kokan bir yazı. pisi’nin dpkg ve apt’dan üstün olduğu sadece 1 nokta söylerseniz, belki tartışabiliriz.

    Debian projesinin, Pardus projesine zarar vermesi de tamamıyle komik. Pardus bu zihniyetler yüzünden bir yere gelemedi ve bitti, aşın artık bunu.

  7. Sorunların paket sisteminden çok paketlenilen yazılımlardan ileri geldiğini düşünüyorum. Kanımca Debian ve Ubuntu/Mint arasında bu açıdan ciddi farklar var.

    Bilirsiniz; bir zamanlar Pisi’den sorumluydum. Şimdilerde ise çalıştığım yerde Debian paketleri yapıyor ve bunların deposunu da yönetiyorum. Debian ile paket yapmanın değişik yöntemleri var. Eski paketlerin çok karmaşık göründüğü doğrudur; fakat bu durum oldukça değişmiş durumda. Paketler güncellendikçe de revize edilip basit hale getiriliyor.

    Söylediğim gibi sorunların kaynağını paket sistemlerinde değil paketlerin içeriğinde aramak lazım. Pardus’u kararlı yapan tek etkeni Pisi olarak görürsek* diğer geliştirme alanlarında verilen onlarca emeğe haksızlık etmiş oluruz.

    * Yazıda başka unsurlardan da bahsedilmiş; ama yorumları okuduktan sonra bu noktaya dikkat çekmek istedim 😉

  8. Herkes yok debian iyi yok pisi iyi vs vs diye yorum yapmış ama sonra iş tabiki doğal olarak birşey yarışına dönüşmüş. Evet debian linux camiasının amiral gemilerinden biridir. Fakat önemli olan nokta şu ki: PARDUS MİLLİ bir işletim sistemi olarak yola çıktı. pisi, çomar vb teknolojiler milli teknolojilerdi. Apt’nin ne kadar MİLLİ olduğu tartışılmalıdır. Elbette Amerika’yı yeniden keşfetmeye gerek yok ama Milli olacaksa, millilik oranı yazılım arabiriminin Türkçe’ye çevrilmesinden daha öte olmalıdır. Yoksa Türkçe debian da var ama çamurdan olsun benim olsun.

  9. Linux dağıtımlarında millilikten söz edemezsiniz. Sıfırdan bir işletim sistemi yazın, o zaman milli işletim sistemi deyin. TÜBİTAK da çok gecikmiş bir hamleyle neyse ki Debian tabanına geçti, özellikle kurumsal sürüm gayet kararlı. Linux dağıtımlarının da en yaygın biçimde “en iyi” olarak kabul görmüş ve en çok kullanılanı Debian ve Debian tabanlılardır. Yoksa biri “en iyisi X” der diğeri “en iyisi Y” der, bunlar kendi bataklıklarında debelenip dururlar, kendilerine zarar verdiklerinin de farkında olmadan boşa zaman harcarlar sırf inat için

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here