Ana sayfa Blog Sayfa 29

Yenilikleri Farklılıklar Yaratır !

0

mürekkep kalem Yenilikleri Farklılıklar Yaratır !

Güzel söz değil mi ? Benden önce kimsenin söylememiş olması üzüntü verici,madem kimse söylememiş bu sözü ben söylemiş olayım,bu söz benim sözüm olsun !

     Zeki Bildirici

B-612

0

küçük prens

İnsan yalnız yüreğiyle doğruyu görebilir. Asıl görülmesi gerekeni gözler göremez.

Çiçekle olduğu gibi tıpkı. Bir yıldızda yaşayan bir çiçeği seviyorsanız, geceleyin yıldızlara bakmak hoştur. Bütün yıldızlar çiçek açmış gibidir…

En son gün batımını ne zaman seyrettiniz?

Bugün Yeni Bir Gün

0

actrion tuxSaat 04:20… Güne başlayalı dört saati geçmiş ve ben hala yapmam gerekenleri istediğim her an yapabilirmişçesine öylece bir şey yapmadan bekliyorum.Uyuyacağım ve bütün maceracı kişiliğimi uyanınca bir kenara bırakıp,yapmam gerekenlerin havasına girmek için gerekli dış görünüşü yakalayacağım. Uzun zamandan beri yazmamak yitirilen bir alışkanlık hissini yeterince hissettirdi. Bu arada çok şey yaptım diyemeyeceğim sadece seyahat ve boş vakit hepsi bu.

işadamı tux

Bugün uyanınca umarım günlük planıma uygun hareket ederim; kolları sıvasam hemen hallederim duruşundan kurtulur kolları sıvarım. Araştırmalarım için vakit daralmakta ve kuluçka evresi içi kof bir kuluçkadan başka bir şey vermemiş vaziyette… Aktif çalışma, çalışma içindeki dinamiklerle yeni fikirleri ortaya çıkarır umarım…

Tux’lar için Emeği geçenlere teşekkürler, buradan size uyan bir tux var mı bakabilirsiniz.

Facebook’la Arama Motorlarındasınız ! Bulundunuz !

1

facebook logo

Küçük bir hatırlatma,eğer facebook hesabınızın kişisel gizlilik (privacy) bölümündeki Arama(search) ayarlarında aşağıdaki halka açık aramalar için listelenme seçeneği aktif ise google ve benzeri arama motorlarındaki arama sonuçlarında facebook profiliniz de listelenecektir.

—————————————————————————————-

My public search listing

Create a public search listing for me and submit it for search engine indexing (see preview)

—————————————————————————————-

google

Eğer bu ayarı yapmadıysanız varsayılan olarak seçili olan bu ayar ile artık herkesin ulaşabileceği bilinen bir kişisiniz.
Tırnak içerisinde adınız ve soyadınız, ve facebook kelimelerini yazarak arama yaparsanız
örn : ( “adiniz soyadiniz” facebook )

Eğer arama motorunun örümcekleri facebook profilinizin önizleme sayfasını indekslemiş ise sonuçlarda facebook profilinizi göreceksiniz,göremiyorsanız yakında dizine eklendiğinizde görülecektir.

Bu durumun tek iyi yönü kendinizi arattığınızda en azından bir sonuç daha fazla olması tabi hoşunuza giderse.

Sakıncaları ise mahremiyetiniz konusunda :

  • İnternet üzerinde oluşturduğunuz bu kimliğe herkesin ulaşabilmes./site içinden ve dışından.
  • Facebook sitesi içerisinde engellediğiniz kişilerin(ki bu kişilere görünmez durumdasınız) arama motorlarını kullanarak sizin site kullanıcısı olduğunuzu ve kendisini engellemiş olduğunuzu anlaması.Ki bu istenmeyecek bir durum.
  • Profil önizleme sayfanızda bulunan resmin,sadece isminizi bilen kötü amaçlı kişiler tarafından eşgalinizin belirlenmesinde kullanılması.

Paranoya gibi görünse de hayatınızı tehlikeye atacak sonuçlar doğurabilecek bu durum karşısında dikkatli olmak gerekmekte.Hatta biraz da paranoya denizine açılırsak,isim benzerliği yüzünden başka birinin eşgali sayılabilirsiniz ve farkedildiğiniz zaman,facebook sitesinde tamamen erişilebilir durumdasınız,detaylı profilinizi sadece arkadaşlarınız görebilsede bir poke ya da bir mesaj ile görülür hale gelebilirsiniz,ve böylece size ulaşılması için gerekli bilgileri fazlasıyla içeren ve masumca doldurduğunuz bilgiler başınıza istemediğiniz olayların gelmesine fazlasıyla sebep olacaktır.

Pyke Çılgın Fikirleri Ve Buz Gemisi-Habakkuk

0

Geoffrey Pyke Geoffrey Pyke,Britanyalı bilim adamı,tam anlamıyla çizgi romanlardaki “Çılgın Bilim Adamı /Mad Scienist ” figürünün gerçek hayattaki yansıması ,çok zeki ve alışılagelmiş fikirlerden uzak çılgınlık boyutundaki düşüncelere sahip olan Pyke,zamanında ucube olarak görülmüştü.Savaş dönemi insanı olduğu için düşünceleri savaş ekseninde ürünlere yönelikti.

Pyke’ın en meşhur çalışması,mucidi olduğu Pykrete kompozit malzemesi ile üretilmesi planlanan buz gemi Habakkuk Projesidir.Habakkuk’a yoğunlaşmadan önce Pyke’ı tanımak için çılgın fikirlerine şöyle bir göz atalım.

Çok Gizli : Sıkıca Korunan Romanya Petrol Sahalarını Komandolar Nasıl Daha Kolay Yok Edilebileceği :

  • Nöbetçilerin üzerine köpekler yollanıp,nöbetçilerin köpekleri kurt sanması ve kaçması.
  • Köpeklerin boyunlarında küçük brendi fıçıları ile nöbetçilere yollanması (St.Bernard Köpeği gibi ) ve nöbetçilerin sarhoş edilmesi
  • Küçük patlamalarla petrol sahasında yangın süsü verilmesi ve Roman itfaiyeci kılığındaki komandoların böylece sahaya sızması.
  • Nöbetçilere kadınlardan oluşan bir ekip yollanması.(Baştan çıkartarak etkisiz hale getirilmesi)

Çok Gizli : İşgal Altındaki Norveç’te Seyahat için Motorize Kayak

Bu motorize kayak aynı zamanda Alman mevzilerine yollanabilen patlayıcı torpiller olarak da kullanılabilmekteydi ,Rocky dağlarındaki denemelerde Pentagon pek memnun kalmamıştı,fakat bu çalışma Kanada Başbakanının dikkatini çekmişti.Motorize kayak Norveç’te hiç kullanılmadı,fakat savaştan sonra kutup keşiflerinde hayati bir rol oynadı.

Çok Gizli : Nakliye İçin Boru Hattı

Gemilerden karaya insan ve mühimmat nakli için bir boru hattı

Ve elbiselerini giyip çıkarmanın zaman kaybı olduğunu düşündüğü için genellikle yatakta çalışan bu adamın en meşhur ve fantastik Projesi :

Çok Gizli : Habakkuk Projesi

habakkuk Bu projeyi basitçe açıklamak gerekirse teorik olarak “Batırılamayan ” Uçakgemisi Projesi yeteri kadar fantastik olacaktır,ve bu projenin amacı kadar zihin sınırlarını zorlayıcı bir diğer kısmı ise bu batırılamayan geminin “talaş ve buz”dan imal edilecek olmasıdır.
Şaka gibi gelse de Pyke,böyle bir malzeme yarattı, “Pykrete” ve yetmezmiş gibi bu geminin yüzen ve batmayan bir prototipini de yaptı.Şaşırtıcı değil mi !

Habakkuk

Arşivlerden kalma bu tasarım,yaklaşık 610 metre uzunlukta,100 metre genişlikte ve 60 metre yükseklikte adeta yüzen bir ada.
Teknik olarak “Batırılamayan” bu geminin sırrı pykrete de saklı,örneğin gemiye bir torpil isabet ettiğinde patlamanın gövdede açtığı hasar,gövdenin içindeki pykrete levhalarının arasından geçen soğuk hava borularının suyu dondurmasıyla hemen kapanacaktır.
Talaş tozu ve buzdan yapılan bir geminin sağlamlığının şüphe uyandırması gayet normal,fakat pykrete malzemesinin sağlamlığı bir hayli şaşırtıcıdır.

Pykrete malzemesi ile ilgili maalesef Türkçe bilgi bulamadım (malzeme mühendislerimizin bilgisine) fakat İngilizce wikisi Pykrete bilgi alabilirsiniz.

habakkuk

Habakkuk sadece düşüncede kalmadı,Patricia Gölünde(Kanada) bir prototipi 1943 yılında inşa edildi.O devirin parasıyla 70 milyon dolar ve 8.000 insanın sekiz ayda bitirebileceği bir projeye girişilmesindeki en ikna edici olay Winston Churchill ve Franklin D. Roosevelt in önünde Lord Mountbatten ‘ın pykrete ateş etmesi ve merminin geri sekmesi olmuştur kuşkusuz.Böylesine büyük bir proje vaat ettikleri ve gerekliliğinden dolayı destek bulmuştu,pykrete ve bu gemi ile yapılabilecekler sınırsız gibi durmaktaydı.pykrete

Pyke’ın sakalı ucube elbiseleri ve garip tavırlarına rağmen yaptıkları herkesi şaşırtıyordu,dev yüzen geminin yapımı için analizler,finansman gibi ciddi uğraşlar en üst düzeyden başlatılmıştı,Fakat geminin yaratacağı temel sorunlar ekonomikti,maliyetin yanı sıra iş gücü kaybı,soğutma sistemi için gerekli kilometrelerce tesisat ve talaş tozu üretebilmek için kağıt üretiminin göreceği büyük darbe idi.Kulübe gibi çatı ile muhafaza edilmeye çalışılan prototip Patricia gölünde batmadan yüzerken,Habakkuk projesini rafa kaldıran olay “Normandiya Çıkarması” gerçekleşmişti.

Projenin rafa kaldırılmasıyla Habakkuk prototipi uzunca bir süre Patricia gölünde yüzmeye devam etti ve sonunda batırıldı.Proje İngiltere tarafından Amerika’ya devredildi.Yıllar sonra söylentilere göre 60’lı yıllarda Kuzey Kutbu civarlarında görülen yüzen dev buz kütlesi Amerikalıların projeye devam ettikleri başka bir deneme prototipiydi.

Bu yazıyı yazma amacım yaratıcılığın ne kadar basit objelerle de olsa fantastik kurguları gerçek hale getrebildiğini göstermekdi,tıpkı su ve talaş tozunun oluşturduğu pykrete gibi.

Pykrete Pyke savaştan sonra bir süre Ulusal Sağlık Kurumunda çeşitli sorunların çözümünde çalıştı,insanları düşünceleriyle tanıştırmayı umarak makaleler yazdı ve radyo yayınları yaptı.
Pyke bu dünyada çalıştıkça karamsarlaştı 21 şubat 1948 günü insanların kendisine baktığında en çok garipsedikleri tuhaf sakalını kesti bir kutu dolusu uyku hapını yutarak hayata elveda dedi.

Pykrete’e ateş edilince ne olur ?

*Pyke,Pykrete ve Habakkuk Projesi ile ilgili ilk Türkçe yazıyı yazmanın mutluluğu içerisindeyim.
 27/12/2008
Saat : 04.32
Zeki Bildirici

Kaynaklar :

http://en.wikipedia.org/wiki/Geoffrey_Pyke
http://ourworld.compuserve.com/homepages/pete_hall_uk/pyke.htm
http://en.wikipedia.org/wiki/Pykrete
http://en.wikipedia.org/wiki/Project_Habakkuk
National Geographic Buz Gemi: Deniz Avcıları

Nail Baba: “Batı Beni Yanlış Anladı!”

0

Nail Baba

Nail Baba, o bu toprakların bir efsanesi fakirin fukaranın babası… Yıllar boyu durmadan çalışan, üreten ve bunca yıllık emeğini sermayesini artırmak için değil iyilik için kullanan bir “BABA”.

Nail Baba’nın köyü, bir orman köyü ve tabii ki Nail Baba odunculukla uğraşmakta, her yıl bu vakitler kara kış bastırmadan yakacağı noksan olan, ya da hiç yakacak alamayan fakir fukaranın yanmayan ocaklarının bacasından aşağı yakacak odun atar. Bacadan atar çünkü fukaranın gururunu kırmak istemez Nail Baba,Anadolu insanıdır o.

Nail Baba’nın emektar bir katırı vardır, yaşlılık dişlerinden ve gözlerinden götürmüştür katırın, ama o da yaptığı işin haklı gururu ve sevabını yüklemiştir eğerine yıllardır… Mağrur değildir katır da olsa bu yörelerin en asil hayvanıdır o.

Odunculuk, ağaç işleri derken elbette zanaatı vardır Nail Baba’nın; marangozluk…Çatı, doğrama yapar Nail Baba, kışa erzak tutulsun diye bu yaşında bile 2 güne ağaç ambar diker, dam,merek nice yapılar çıkar Nail Baba’nın elinden teri ağaç tozlarına karışırken…

Bazı günler köyün çocukları sarar Nail Baba’nın etrafını. Nail Baba çocukları çok sever, gülücükleri gözlerinin ışığı içini aydınlatır Nail Baba’nın… Atölyesine ne zaman çocuklar gelse, Nail Baba eline geçirdiği ağaç parçalarına hemencecik şekil verir, oyuncaklar yapar, ayrıca bahar mevsimi gelince köydeki her çocuğa tekerlekli araba yapar sevindirir onları.

İşte böyle Nail Baba’nın hayat,gerçi onun emeğini ve yüreğini kelimelere dökmek cümlelerin içinde boğmak belki de onun kendi halinde ve olması gerektiği gibi yaşadığı hayatına bir saygısızlık, ama kendisinin de dediği gibi;

“Batı onu yanlış anladı !”

*O Alman efsaneleriyle süslenmiş, karnı hep tok derdi yok, bütün dünyadaki çocuklara bir gecede oyuncak dağıtan gerçekdışı bir kahraman değil…

Nasırlı ellerliye karnı yarı aç, veya yarı tok olsa da yüreğinin kuvvetiyle ömründen geçen yıllara aldırmadan mucizeler yaratan fakirin fukaranın dostudur. Nail Baba, bir gecede herkese yardım edemiyor çünkü o gerçek dünyada yaşıyor, ve bu toprakların yaşadığı gerçeklikte her uzak orman köyünde bir Nail Baba yaşıyor, ve kim bilir belki de bu akşam vaktinde günlük mucizelerini tamamlamış yün çoraplarını doğrulttuğu eski sobasına karşı uzanmıştır ve sobanın hafif hafif yanma seslerinde yorgun gözlerini dinlendirmektedir…

3 Adımda Engelli Sitelere Giriş!

16

Güncelleme: 24 Mart 2014

Bilgisayarınızdan erişim için aşağıdaki yöntemleri öneririm:

Tor tarayıcı yerine mevcut tarayıcılarla devam etmek isterseniz:

kullanabilirsiniz.

Android telefon tablet veya iPhone ve iPad üzerinden ise VPN çözümlerini öneririm.

Uygulama mağazalarından Hotspot Shield veya Phisiphon(Andorid) önerebileceğim uygulamalardır.

Daha detaylı anlatım ve diğer alternatifler için şu sayfada hazırlanan rehberi okumayı da tercih edebilirsiniz: http://www.sendika.org/2014/03/acil-erisim-merkeziredhackeditor-tumblr-com/


Güncelleme 31.07.2011: Engelli siteler erişim sorununun DNS veya Hosts dosyası değiştirmeden daha kolay bir yöntemle çözmek için Engelli Sitelere Erişimin En Kolay Yolu (http://blog.bluzz.net/engelli-sitelere-erisimin-en-kolay-yolu/) ismli girdiyi okumanızı öneririm.

————————————————————————————————————

Güncelleme: Youtube ve engellenen Google servisleri için host dosyanıza ekleyeceğiniz adresler:

72.14.221.100 translate.google.com docs.google.com maps.google.com www.google-analytics.com tools.google.com clients.google.com maps.gstatic.com
72.14.221.100 maps.google.com
72.14.221.100 earthserver.google.com
72.14.221.100 maps.gstatic.com
72.14.221.100 picasaweb.google.com
74.125.43.103 docs.google.com
74.125.43.103 translate.google.com
74.125.43.103 code.google.com
74.125.43.103 pages.google.com
74.125.43.103 video.google.com
74.125.43.103 translate.google.com.tr
74.125.43.103 docs.google.com
74.125.43.103 sites.google.com
74.125.43.103 books.google.com
74.125.43.103 chrome.google.com
74.125.43.103 sketchup.google.com
74.125.43.103 froogle.google.com
74.125.43.103 labs.google.com
74.125.43.103 mars.google.com
74.125.43.103 moon.google.com
74.125.43.103 notebook.google.com
74.125.43.103 toolbar.google.com
74.125.43.103 browsersync.google.com
74.125.43.103 catalog.google.com
74.125.43.103 codesearch.google.com
74.125.43.103 dir.google.com
74.125.43.103 earth.google.com
74.125.43.103 groups.google.com.tr
74.125.43.103 shopping.google.com
74.125.43.103 sky.google.com
74.125.43.103 support.google.com
74.125.43.103 tools.google.com
74.125.43.103 wap.google.com
74.125.43.103 answers.google.com
74.125.43.103 google-analystics.com
74.125.43.103 clients2.google.com
74.125.43.103 youtube.com
74.125.43.103 www.youtube.com
74.125.43.103 docs.google.com
209.85.229.99 youtube.com
209.85.229.99 www.youtube.com
209.85.227.101 translate.google.com
209.85.227.105 maps.google.com
209.85.227.101 code.google.com
209.85.227.113 pages.google.com
209.85.227.100 video.google.com
209.85.227.138 docs.google.com
209.85.227.101 sites.google.com
209.85.227.100 books.google.com
209.85.227.101 chrome.google.com
209.85.227.113 sketchup.google.com
209.85.227.102 froogle.google.com
209.85.227.102 labs.google.com
209.85.227.102 mars.google.com
209.85.227.139 moon.google.com
209.85.227.113 notebook.google.com
209.85.227.101 toolbar.google.com
209.85.227.102 catalog.google.com
209.85.227.113 codesearch.google.com
209.85.227.113 dir.google.com
209.85.227.138 earth.google.com
209.85.227.139 groups.google.com
209.85.227.100 groups.google.com.tr
209.85.227.139 shopping.google.com
209.85.227.138 sky.google.com
209.85.227.139 support.google.com
209.85.227.139 tools.google.com
209.85.227.102 wap.google.com
209.85.227.100 answers.google.com
74.125.43.103 docs.google.com
74.125.43.103 translate.google.com
74.125.43.103 code.google.com
74.125.43.103 pages.google.com
74.125.43.103 video.google.com
74.125.43.103 translate.google.com.tr
74.125.43.103 docs.google.com
74.125.43.103 sites.google.com
74.125.43.103 books.google.com
74.125.43.103 chrome.google.com
74.125.43.103 sketchup.google.com
74.125.43.103 froogle.google.com
74.125.43.103 labs.google.com
74.125.43.103 mars.google.com
74.125.43.103 moon.google.com
74.125.43.103 notebook.google.com
74.125.43.103 toolbar.google.com
74.125.43.103 browsersync.google.com
74.125.43.103 catalog.google.com
74.125.43.103 codesearch.google.com
74.125.43.103 dir.google.com
74.125.43.103 earth.google.com
74.125.43.103 groups.google.com.tr
74.125.43.103 shopping.google.com
74.125.43.103 sky.google.com
74.125.43.103 support.google.com
74.125.43.103 tools.google.com
74.125.43.103 wap.google.com
74.125.43.103 answers.google.com
74.125.43.103 google-analystics.com
74.125.43.103 clients2.google.com
72.14.213.136 khm0.google.com
72.14.213.91 mt0.google.com
72.14.213.136 khm1.google.com
72.14.213.136 mt1.google.com
72.14.213.93 lh4.ggpht.com
74.125.53.139 gg.google.com
72.14.213.136 khm0.google.com
72.14.213.91 mt0.google.com
72.14.213.136 khm1.google.com
72.14.213.136 mt1.google.com
72.14.213.93 lh4.ggpht.com
74.125.53.139 gg.google.com
72.14.213.93 kh.google.com
72.14.213.103 maps.google.com
72.14.213.113 auth.keyhole.com
74.125.43.105 earth.google.com,209.85.229.99 www.youtube.com
209.85.229.99 youtube.com
209.85.229.99 www3.l.google.com
209.85.229.99 youtube-ui.l.google.com
209.85.229.99 ns1.google.com
209.85.229.99 ns2.google.com
209.85.229.99 ns3.google.com
209.85.229.99 ns4.google.com
209.85.229.99 uk.youtube.com
209.85.229.99 de.youtube.com
209.85.229.99 translate.google.com
209.85.229.99 suggestqueries.google.com
209.85.229.99 earth.google.com
209.85.229.99 books.google.com
209.85.229.99 code.google.com
209.85.229.99 code.l.google.com
209.85.229.99 dl.google.com

Ayrıca isim sunucularınızı da değiştirmek gerekir ise :

Domain Sunucusu – Internet Ad sunucu olarak:

8.8.8.8 ve 8.8.4.4 kullanmalısınız. Sadece bu iki sunucuyu kullanın.

Daha fazla bilgi için bknz: http://www.ozgurlukicin.com/forum/internet/16279/?page=1

Güncelleme 22/01/2009: www.youtube.com üzerindeki engelleme dns değiştirme yöntemi ile kalkmadığı için daha güzel bir yöntem olan “hosts” dosyasında küçük bir değişim yapacağız. Bu yöntemi aşağıda görebilirsiniz

Diğer dns engelli siteler için aşağıda kullandığımız yöntem geçerlidir çalışmaktadır.
Telekomun anlamsız erişim engellemelerinden sıkıldıysanız ve internette özgürce sörf yapmak istiyorsanız
DNS numaranızı değiştirip kolayca bu engelleri aşabilirsiniz.

1.Adım :

Ekranınızın sağ alt köşesindeki ağ bağlantısı simgesine sağ tıklıyoruz
ağ bağlantılarını aç diyoruz

2.Adım :
Özellikler diyoruz

İnternet erişim kuralları TCP/IP yi işaretleyip özelliklere tıklıyoruz

3.Adım :

Aşağıda bulunan otomatik bir DNS adresi al yerine

4.2.2.6 adresini giriyoruz ve tamamdır.

Tarafımızca denendi onaylandı.

Sansürlerin cezasını biz çekmeyelim.bknz youtube ekşisözlük wordpress.com ve diğerleri

ETC/HOSTS Dosyasında Değişiklik yaparak Youtube.com’a Erişmek :

Hosts dosyası Windows işletim sistemlerinde :

  • Windows Vista = C:\WINDOWS\SYSTEM32\DRIVERS\ETC
  • Windows XP = C:\WINDOWS\SYSTEM32\DRIVERS\ETC
  • Windows 2K = C:\WINNT\SYSTEM32\DRIVERS\ETC
  • Win 98/ME = C:\WINDOWS

Dizinleri içinde bulunur Linux sistemlerinde ise /etc dizini altındadır.

Yapacağımız çok küçük bir ekleme, bunun için hosts dosyasını bir metin editörü ile açın (windows için birlikte aç–>wordpad veya notepad, linux üzerinde ise kde/kwrite gnome/gedit.Örneğin
~Pardus Üzerinde alt+f2 ye basıp “kdesu kwrite /etc/hosts” çıkan ekranda parolanızı yazın ve metin düzenleme penceresi açılsın)
Açılan pencerede tek yapmanız gereken youtube.com sitesinin ip adresini ve alan adını eklemek:

(Önemli : Windows üzerinde dosyaya sağ tıklayın sadece “Salt okunur” ibaresindeki tiki kaldırın, sonra notepad veya wordpad ile açıp aşağıdaki eklemeyi yapıp kaydedin)

Dosyayı Farklı kaydet seçeneği ile kaydedin ve bunu yaparken ,dosya adı : “hosts” ve tür : “Tüm Dosyalar” olarak kaydedin. Burada amaç hosts dosyasını oluşturmak, host.txt şeklinde oluşturursanız bu bir işe yaramayacaktır, o yüzden buna dikkat ediniz.

208.117.236.70 youtube.com
208.117.236.70  www.youtube.com

gibi.

Dosyadaki değişiklikleri kaydedin ve adres çubuğunuza youtube yazın .
Mutlu günler.

*Not 1: Windows Vista kullanıcıları hosts dosyasına erişebilmek için Kullanıcı Oturumu Sistem Yöneticisi durumunda olmalı ve UAC modu kapalı olmalıdır. Bu ayarları Denetim masası->Kullanıcı Profilleri seçeneklerinden değiştirebilirsiniz.
*Not 2: Bu yöntem diğer engellenmiş sitelerde de çalışır mı emin değilim ama denemek için konsoldan ip siteadı.com komutu ile sitenin ip adresini öğrenip hosts dosyasının altına yukardaki şekilde yapıştırmayı deneyebilirsiniz.Ya da  internetten hali hazırda çalışan bir host dosyası içeriği bulmayı deneyebilirsiniz.

İlaç Gibi Geldin K2 RC4

0

WordPress temam K2 nin RC3 (relase candidate/ sürüm adayı) versiyonunda ciddi bir yüklenme süresi problemi yaşıyordum,Live Commenting Advanced Navigation gibi Ajax uygulamalarını devre dışı bırakmama rağmen yine yüklenme süresi anlamsızca uzuyordu,sorunun javascript te olduğunu hissettim,hiç bilgim olmadığı için hissetmekle yetindim.
Buradan yaptığım yükleme süresi testlerinde de tarayıcının ilk yüklemeye çalıştığı gzip ile sıkışmış javascript sorgusu idi

K2 destek forumlarında bu sorun dile gelince bende soluğu sürüm aday adaylarının olduğu http://getk2.com/nightly/ da aldım ve en güncel tarihli build’i k2-RC4-revision-613-2007-12-19.zip indirip bir güzel kurdum.
Gerçekten çok şey değişmiş,yönetici panelinde lightboxlar, mesaj ve haberlerinde anında ekranda belirmesi vs gerçekten hoş..
Teknik olarak da bu yüklenme sorunları hallolmuş inanın çok mutlu oldum, js boyutu hem azalmış hemde hafiflemiş sanki,sitenin yüklenme hızı gerçekten çok iyi,ayrıca header image de transparan gövdenin üzerine sonradan oturunca farkına varılmadan sayfa hemencecik yüklenmiş oluyor…
Gerçekten bir haftadır internette bu sorunla ilgili araştırma yaparken böyle tertemiz çözülmüş olması çok iyi,ki hele benim gibi serverının herşeyinden çok memnun olup da ah azcık da hızlı olsa diyenler için sevindirici.
Advanced Navigation ve Live Commenting de eskisine göre daha az süre alsada ben karşılaştırmak için kullanmadım tablolar burada :

1 Tablo —-TEDAVİDEN ÖNCE

QTY SIZE# TYPE URL
1 46437 SCRIPT /js/jquery.js.php?ver=1.2.1
1 39700 IMG tembellik.jpg
1 20745 IMG kcmdf.png
1 18080 CSS style.css
1 17519 IMG kchart.png
1 16742 IMG download_manager.png
1 10062 SCRIPT /js/k2.functions.js.php?ver=223
1 8478 HTML http://blog.bluzz.net/
2 964 CSS IMG time.png
2 847 CSS IMG spinner.gif
1 789 CSS IMG arrow_refresh.png
1 774 CSS IMG feed.png
1 769 CSS IMG  
1 749 CSS IMG heart.png
1 644 CSS IMG edit.png
1 551 CSS IMG pencil.png
2 532 CSS IMG comment.png
1 322 CSS IMG reset-fff.png
2 281 CSS IMG quote.png
19 ^ 184985* Total (^unique objects)

2.Tablo —- TEDAVİDEN SONRA

QTY SIZE# TYPE URL
1 39700 IMG tembellik.jpg
1 20745 IMG kcmdf.png
1 18387 CSS style.css
1 17519 IMG kchart.png
1 16742 IMG download_manager.png
1 14647 SCRIPT /js/jquery.js.php?ver=1.2.1
1 9025 HTML http://blog.bluzz.net/
1 1464 SCRIPT /js/k2.functions.js.php?ver=1.0
2 964 CSS IMG time.png
2 847 CSS IMG /spinner.gif
1 789 CSS IMG arrow_refresh.png
2 774 CSS IMG /feed.png
1 769 CSS IMG tag_blue.png
1 749 CSS IMG heart.png
1 644 CSS IMG comment_edit.png
1 551 CSS IMG pencil.png
2 532 CSS IMG comment.png
1 322 CSS IMG reset-fff.png
2 281 CSS IMG quote.png
19 ^ 145451* Total (^unique objects)

Süreler ise :

Tedaviden Önce :

Object type Size (bytes) Download @ 56K (seconds) Download @ T1 (seconds)
HTML: 8478 1.89 0.24
HTML Images: 94706 19.67 1.30
CSS Images: 7222 3.64 2.24
Total Images: 101928 23.31 3.54
Javascript: 56499 11.66 0.70
CSS: 18080 3.80 0.30
Multimedia: 0 0.00 0.00
Other: 0 0.00 0.00
Connection Rate Download Time
14.4K 147.17 seconds
28.8K 75.49 seconds
33.6K 65.25 seconds
56K 40.67 seconds
ISDN 128K 15.09 seconds
T1 1.44Mbps 4.78 seconds

Tedaviden Sonra:

Object type Size (bytes) Download @ 56K (seconds) Download @ T1 (seconds)
HTML: 9025 2.00 0.25
HTML Images: 94706 19.67 1.30
CSS Images: 7222 3.64 2.24
Total Images: 101928 23.31 3.54
Javascript: 16111 3.61 0.49
CSS: 18387 3.86 0.30
Multimedia: 0 0.00 0.00
Other: 0 0.00 0.00
Connection Rate Download Time
14.4K 116.53 seconds
28.8K 60.17 seconds
33.6K 52.11 seconds
56K 32.79 seconds
ISDN 128K 12.68 seconds
T1 1.44Mbps 4.57 seconds

Arada Sadece 0.21 saniyecik olsa da kendim elle kronometre tutunca malum server eski halinde 9 -30 saniye arasında görüntülenen sayfa şimdi bu hafiflemiş scriptle 4-5 saniye gibi bir sürede görüntüleniyor…

K2 RC4 deki bu düzenlemeler hafifleyen scriptler ve en önemlisi yükleme sırası değişince 0.21 saniye 20-25 saniye gibi bir lag den kurtardı beni.

Yapanların ellerine sağlık !

Verimlilik Üzerine

1

verimlilik Verimliliğin kendi bakış açımla tanımını yaparsam bunu önceki yazımda değinmiş olduğum “planlar” temelinde yapmanın en doğru yaklaşım olacağını düşünmekteyim. Çünkü plansız işlerde sarf edilen emeğin verimliliğini ölçme şansımızın olmadığını düşünüyorum. Verimlilik bir ölçüdür ve bu ölçü bir hedefin içinde belli kıyaslarla karşılaştırıp belli kriterlere göre değerlenrdirilen, bu kriterler içinde objektif, dışarıdan bakan içinse göreceli bir kavramdır kuşkusuz.

Bu kıyaslar ve kriterler planın uygulanışındaki kontrol noktalarıyla belirlenmektedir. Verimliliği basitçe “Zaman-Emek” optimizasyonu olarak görmek bence pek doğru değil. Planların temelini oluşturan zaman kavramı ve bu zamanda sarfedilen maksimum emek basitçe verimlilik ve üretkenlik başarısını getirse de bu anlayışın eskide kaldığını düşünüyorum.Bu düşüncemin temelinde ise iki sebep yatmakta;

“Kalite” ve “Geri Dönülebilirlik”

Kalite günümüz rekabet koşulları içinde oturmuş bir gereklilik. Kalabalık dünya nüfusunda üreten insanların artması ve aynı eksende buluşan ürünlerin farklılık yaratması bakımından hızlanarak ilerleyen ve sınırlarını zorlayan bir birikim olgusu. Kaliteyi üretim evrelerinin sonunda ürünün etrafını süsleyen bir çerçeve olarak düşündüğümüzde bu çerçeve parça parça ürünün üretim aşamalarında oluşmakta ve sınamalarla ürünün son halinde birleşmektedir. Böylece sürecin içine kalite olgusunu yerleştirdikten sonra üzerinde esas durmak istediğim “Geri Dönülebilirlik” kavramına geçmek istiyorum.

Temele dönersek, üretim için plan yapıldıktan sonra verimli bir emek safhasından geçerek ürün oluşturulur ve sunulur. Bu temelin üzerine daha geniş bakarsak günümüz ihtiyaçlarında sunum son safhadan ziyade bir orta safha durumundadır. Sürekli gelişim prensibinde yukarıda bahsettiğim kalite entegrasyonu hataların fark edilip kapatılması ve en önemlisi yeniliğin her aşamada geriye dönülüp uygulanabilir olması ile bu süreç bir çember halini almakta ve her zaman başa dönülmesi gerekmektedir.

Geleneksel bakış açısındaki zaman-emek optimizasyonu sonuca yönelik olup esnek olmayan belirli hedeflerin ne olursa olsun tamamlanması prensibine dayandığı için güncel ihtiyaçlara cevap vermemektedir. Bu durumda zaman-emek optimizasyonunun verimlilik olgusu dışında kaldığını açıkça görebiliriz. Verimliliği yeniden tanımlama, yeni bir bakış açısı içinde değerlendirmeye mecbur kalmaktayız.

Sürekli değişimin olduğu bu atmosferde “esneklik” kavramı aşamaların birbirine tam entegrasyonu ile mümkündür.

Geleneksel süreçte sınırlayıcı zaman içerisinde sondan başa doğru adım adım gelmek, her safhada yeni bir yıkım ve yapım yaratması yanı sıra ilk bakışta görülmeyen bir “olgunlaşma” sorunu yaratmakta. Alışılmış yöntemlerin bırakılıp yeni bir yönteme geçiş sürecindeki sıkıntılar kısa sürede aşılsa da olgunlaşma yeni sürecin benimsenmesi ve bu yeni yöntemin uygulanışındaki hataların kapatılması değil, bu yeni yöntemin en iyi şekilde uygulanmasıdır. Kuşkusuz bu tecrübenin oluşumu hayli zaman almaktadır. Sorunun zaten sınırlı zaman olduğunu hatırlarsak geleneksel bakıştan bir adım daha uzaklaşmış oluruz.

lego Emeğin hatta planın bütün sürecini parçalara bölersek geleneksel yöntemde üretim sürecini sonunda hep aynı resmi oluşturduğumuz bir yap-boz bulmacası olarak görebiliriz. Farklı köşelerinden başlayıp oluşturduğumuz bu resimde farklı köşelerden başlayıp zaman kazansak dahi elde ettiğimiz yine aynı resim olacaktır.
Yeni düzeni kıyaslarsak yeni sürecin gerektirdiklerini modüler bir yapı, parçaların tek başına bir şey ifade etmediği fakat bütün parçaların birbirleriyle uyumlu olduğu sınırsız kombinasyonlar yapabileceğimiz lego oyuncağı şeklinde imgeleyebiliriz. Yap-Boz oyuncağından farkı bir resim çıkaramasak da legodan farklı şekilleri kolayca oluşturabiliriz. Bu esneklik parçaların kendi aralarında uyumları ve entegrasyonları sayesinde oluşmakta. Bu yapının bize sunduğu en önemli şey “geri dönülebilirlik” ve anında farklı bir yapı oluşturabilmenin verdiği esneklik şansıdır.

Kuşkusuz böyle bir yapının oluşması kusursuz planlamadan öte yaratıcı planlamadan geçmektedir. Yapılan planlamalarda tahmin edilemeyen değişkenler için bırakılan boşluk esnekliklerin zaman kaybetmeden uygulanabilmesine şans tanımaktadır. Fakat bu boşluklar bırakılırken temkinli öngörülerle ve kullanılmamaları halinde kayıp yaratmayacak şekilde oluşturulmalıdır. Aksi taktirde büyük zaman kayıplarına ve uygulamalarda aksaklıklara neden olabilir. İşte burada geri dönülebilirliğin önemi safhalar arasında olduğu gibi safhaların kendi içinde dahi öne çıkmaktadır.

zamanŞartların hızla değiştiği bir atmosferde böyle dinamik bir yapının oluşturulması ve sürdürülmesi,geleneksel yöntemin basitliği yanında amaçtan uzaklaşma eğilimde görülebilir. Kuşkusuz sonuca bir an önce varılma amaçlanmaktadır, fakat bahsettiğimiz yeni atmosferde kesin tanımı olan mutlak bir sonuçtan söz edemeyiz, bu durumda sürekli gelişimle elde edilen kazanımları ara ürünler olarak görmeliyiz.

Muhakkak ki basitlik keşfedilen evrenin en temel prensibidir, fakat basitlik sonucun bütününde değil evrelerinde yatmaktadır ve kullanılan yöntemlerin uygulanışında yer almaktadır.

Değişken bir çevrenin bütün iç dinamiklerini net bir şekilde tanımlama şansımız olmadığı için yarattığımız kuralları basit prensipler şeklinde uygulasak da bu dinamikler içinde her an yanılabiliriz. Bu yanılsamalar bağlamında “Geri Dönülebilirlik” sistemi tamamen yıkıp yeniden oluşturmak yerine birkaç adım geriye gelip yeniden uyarlama imkanı sunmakta. Kuşkusuz bu geriye dönüşler de bir kayıp yaratmakta fakat bu geri dönüşler silbaştan başlamak yerine gayet makul ve kabul edilebilir kayıplardır.

Sınırlı bir sürede sunulan bu değerli ve sonuca ulşatıran emek tam anlamıyla verimli sayılsa da yine sürecin sonunda geçen sınırlı bir zamanda boşa çıkabilmekte ve bu kısa sürede yöntemin geri dönülebilir olmadığı için, yeni şartlarda atıl kalmış ürünlere harcanan boş çabalar olarak değerlendirilmektedir.

Sistemin evriminde bahsettiğimim emek kuşkusuz yenileşme için bir basamaktır. Benim bu atıl hale gelen ve gelecek ürünler için harcanan emeğin boşa gitmesinden kastım geri dönülebilir yöntemlerle uygulanmayıp sadece bir sıçrama tahtası haline gelmemesi ve çok değerli olan zaman ve emeğin revize edilip yeni şartlarda kullanılması ve aktif bir altyapıda kaybın en aza indirilmesi konusudur.

Verimlilik çerçevesinde zaman-emek optimizasyonunun yanı sıra sürekli kalite anlayışının entegrasyonu tek başına yeterli olmadığını, değişen şartlardaki bu döngüye ayak uydurulabilmesi için süreç içerisinde geriye dönülebilirliğin en iyi şekilde uygulanabildiği bir sisteme ihtiyaç olduğunu düşünmekteyim. Dolayısıyla tam anlamıyla bir verimlilik kavramından bahsedersek geçmiş yapılan çalışmaların ve harcanan emeğin şartlara uygun uyarlamaların açık şekilde ve köklü devrimler olmadığı, küçük ama önemli değişimlerin sürekli olduğu bir atmosferde ileriye dönük kullanılabilir yaratıcı planlar içerisinde hem zamandan hemde emekten minimum kayıp ile ilerleyen bir sürecin ölçüsünden bahsetmiş olacağımızı düşünmekteyim.

Projeler ve Tembellik

1

tembellikHer şeyin hızla aktığı, her gün omuzlarınızda daha fazla yük hissettiğiniz hayatınızda tembellik en zor uğraşlardan biri olsa gerek…

Zamanınızı her akıllı insan gibi optimum kullanmak için iyi planlama minimum gecikme temelinde günümüzü planlıyoruz. Rutin hayatımızda ileriye dönük planlarımız sadece önemli gün ve haftaları kapsıyor.

Tembel insanın önündeki tek şey bir sonraki gündür…

Bu söze sonuna kadar katılmaktayım. Örnek verecek olursam; yıllardır ajanda kullanmak planlama yapmak not almak gibi heveslerim olmuştur. Elbette boş durmadım, denemelerimde ise aldığım sonuçlar tatmin edici değil. En sonunda ajanda taşıyamıyorum bari bilgisayardan takvim programlarıyla işimi halledeyim diyerekten düzenli hayat hevesimi bir kez daha kabarttım. Aylar önce Sunbird takvim programını yükledim sonuç mu,yapılacaklar şöyle:

pazartesi saat 08:30=Kalk, salı saat 10:00= kalk kahvaltı et …………….Cumartesi sabah 11:00= yat a.q kalkma yapacak iş mi var!…..

Aslında bu çok üzücü bir tablo değil. Ben hayatı plansız yaşarım rüzgarda savrulurum şeklinde tutunduğum kofti bir hayat felsefem yok. Bu sanıyorum toplumsal huylarla kaynaklı bir şey… Salı günü biriyle buluşmam gerektiğinde aklımda tutmayı yazmaktan daha güvenilir bulurum. Eğer yazarsam, yazmanın vermiş olacağı rehavetle o buluşmam zihnimin acil köşesinden arkaplana itilir anında ve işin kötüsü bu sefer ajandaya veya takvime bakma kısmını hatırlamak zorunda kalırım, bu durumda değerlendirirsek:

Kayıtsız : 1 hatırlama/x ile buluşacak olmam
Kayıtlı : 2 hatırlama/x ile buluşacağımı ajandaya kaydetmeyi hatırlama + Salı sabahı ajandaya bakmayı hatırlama

1<2 olduğuna göre bilimsel olarak da kayıtsız hatırlama yapılacak çok fazla şeyi olmayan insanlar için daha güvenilir.

Gelelim yazımın başlığıyla ilgili kısma,boş durmuyoruz durmamamız lazım,işimizde okulumuzda sürekli bir şeyler yapmalıyız ve bir şeyler kovalamalıyız.Yapmak istediğimiz şeyler ne olursa olsun bizler için birer projedir.En basitinden en karmaşığına kadar doğal bir sürece tabidir.Bu süreç nasıl mıdır,kabaca şöyle diyebiliriz :

  • Kuluçka evresi: Gözlemlerimiz ve ihtiyaçlarımız doğrultusunda eksiklikleri fark etmemiz ve bu eksiklerin bize rahatsızlık verir boyuta gelmesi.Çünkü bize dokunmayan yılan hep bin yaşar.
  • Teşhis evresi: Sorunun kaynağı ve fundementaline doğru bir yolculuk farkında olmasak da boş vakitlerimizde kafamızın kurcalanması beyin jimnastiği yapmamız.
  • Tedavi Öncesi Tasarlama evresi: Sorunu ve iç dinamiğini bildiğimize göre nasıl çözebileceğimize yönelik zihnimizde senaryolar tasarlamak,ve bunları simüle ederek elemek çeşitlendirmek.
  • Ön Plan: Zihnimizde tasarlayıp eksiklerini giderdiğimiz uygulanabilir çözümler,nasıl ayağa kaldırıp uygulamaya sıkıntısız bir şekilde nasıl sokacağımızı belirlediğimiz sorunla uyumlu bir yol haritası,geçici şablon kurululması.
  • Boşluk 1: Yukardaki evrelerden sonra çok iş yapılmış havasına kapılınıp düşülen buhran.
  • Plana geçiş: Boşluk zamanında sorunun sizi tekrar rahatsız etmesiyle yarı ölü doğmuş projenizi tekrar hayata döndürme fikrine sıcak başlamanız ve az da olsa ayak ucuyla bir çabaya girişmeniz.
  • Plan: Yapacak daha anlamlı bir şey bulamadığınız anda dört elle yine belirlediğiniz soruna yöneldiniz.Sizden beklenmeyecek şekilde planınızı oluşturdunuz,ve de sadece düşüncede kalmadı bu sefer; yapacaklarınızı yol haritanızı her şeyinizi kağıda döktünüz elinizde artık somut şeyler var. Sorunun kaynağı çözümü yapılacaklar her şey önünüzde. Hatta gururlanmış bir şekilde çalışmanın verdiği hazla kendinizi iyi de hissettiniz.Bundan sonra yapacağınız son şey “emek”.
  • Planın uygulanışı: Açıkça yok! Tembellik yine görünmez duvarını etrafınıza ördü,kıymetli emeğinizi kullanmaya kalkışmak içinizden gelmiyor.

İşte evrelerimiz bu kadar bu evrelerde anlattığım gibi sonuna kadar mantıklı ve güzel gelinen projeler bir anda ölü doğmuşcasına rafa kaldırılıyor.

Çözümü mü, yok gibi… Kişisel disiplin diyebiliriz belki ama amaçsız olacağını düşünüyorum. Bu durumdaysak eksik bizden kaynaklı değil, itici güç eksikliği diye düşünüyorum. Çünkü insan çabalarının sonucu ürün almak ister, ürün alamaz ise şevki kırılır. Düşünce ortamındaki çalışmalar yani projelerde bu somut ürün eksikliği ve geri dönüşüm süresinin projenin tamamlanışında başlaması ve uzun bir zaman diliminde tatmin olunacağını düşünürsek sabırsızlığımız şevkimizi kırıyor diyebiliriz.