Ana sayfa Blog Sayfa 28

TRT’nin Yeni Halleri

0

trt-logoBugün TRT2’de öğle bültenini izlerken ispanya Milli Takımı ile ilgli haberde, basın toplantısında konuşan  Xavi ‘nin”İnşallah zorlu rakipleri geride bırakıp guruptan çıkacağız ” açıklaması beni bir kez daha şaşırttı.
Özellikle son günlerde haber sunuşlarında kullanılan dini motifli kelimelerin sayısındaki artış ve TRT’nin sunucu transferleri kurumdaki değişimin ufak bir yansıması sanırım.

Xavier Hernández Creus‘un müslüman olmadığını ve “inşallah” niyetinde bir dilekte bulunmadığını biliyoruz, dolayısıyla objektif yayıncılık çerçevesinde tam bir çeviri değil bu “İnşallah”. Haberdeki çeviriyi yapan kişinin ve bunu seslendiren kişinin niyeti veya alışkanlıkları daha da ilerisindeki yaklaşımı gerçekten tam bir soru işareti. Daha önceleri diğer kanallarda uygulanmasına başlanan çeviri motiflemesi TRT’de daha sık karşımıza çıkacağa benziyor.
bknz: Şirin Baba Nerde ?

Çılgın Motorcular(Wild Hogs) ve Kamil Koç

0

Sanırım en son yolculuğumda bu filmi 9.kez izledim, ki şanslı olduğumu düşünüyorum duyduklarıma göre 2 ay önce filmi 15 kez izlediğini iddia edenler varmış, otobüs muavinleri (yeni adıyla host) haricinde bu filmin bu kadar çok izlenmesi, diyecek kelime bulamıyorum.

Filmin ->imdb sayfası’nda aldığı 6.1 biraz sevimli verilmiş bir puan olarak göze çarpıyor, film genel olarak vasatın pek üzerine çıkmasa da tam olarak bir “yol filmi”. İlk izleyişlerimde, gerçekten yolculuğun sıkıntısını alan bu film, ne zaman Kamil Koç’ tan bilet alacak olsam acaba dedirtmeye başladı, ta ki en son yolculuğumda İstanbul’dan İzmir’e giderken ilk cd’de “Transformers” filmini izleyene kadar, bu filmi daha önce  izlemiştim (4.kez) ama Türkçe dublajlı izlememiştim,o da aradan çıkmış oldu. Derken Yolculuğun 2. kısmında Balıkesir civarı bir yerde diğer hostun vcd ye uzanıp “Çılgın Motorcular” filmini oynatıcıya takması ile içimdeki “Vahşi Domuz” tekrar uyanıverdi(!).

İlk izleyişimin üzerinden sanırım 5 ay geçti, seyahatlerimin hepsini Kamil Koç ile yapmamama rağmen Vahşi Domuzlar peşimi bırakmıyor.

Daha önce izlemediyseniz özellikle müziklerinden keyif alabilirsiniz, çılgın polis memuruna dikkat, birde unutmadan acı festivalinde Britney Spears havalarında şarkı söyleyen erkek şarkıcı ve diğerleri güzel renkler olsa da bir daha izlemekten ve aynı filmden keyif almaktan korkuyorum.

Pardus 2008 Ekran Görüntüleri

4
3 Haziran Salı : Pardus 2008 Beta
9 Haziran Pazartesi : Pardus 2008 RC1
16 Haziran Pazartesi : Pardus 2008 RC2
23 Haziran Pazartesi : Pardus 2008

Dün gece duyurursunu okuduğum “Alfa Sürüm” ayarındaki Pardus 2008 Haftalık sürümünü indirip Virtual Box ile kurma şerefine nail oldum.
Ana yenilikleri :

  1. 2.6.25 çekirdek ve çok daha fazla donanım desteği
  2. GCC 4.3.3, Python 2,5, Java 6 gibi önemli altyapı yenilikleri
  3. Çoklu masaüstü, ağ ayarları, depo ekleme gibi sihirbazları ile yeni Kaptan
  4. Kurulum sonrasında Kaptan’ın, özellikle dizüstü bilgisayarlardaki dahili web kameranızı tanıyıp, avatar olarak kullanabileceğiniz bir fotoğrafınızı çekmesi
  5. Çok daha hızlı bir PiSi ve hızlı depo güncellemeleri
  6. Paketleri güncellerken hız limiti koyabilme
  7. Göç Aracı ile Windows’taki ayar, belge ve adres defterlerinin Pardus’a aktarımı
  8. Mozilla Firefox 3.0
  9. OpenOffice.org 2.4
  10. Yeni DBus ile uzaktan yönetimde etkinlik
  11. Yeni ConsoleKit ile ağınızdaki bir bilgisayardaki kullanıcı haklarını (mesela 1.000 km ötede, memlekette kardeşinizin başına oturduğu bilgisayarı) değiştirebilme
  12. Sistemde yapılan değişiklikleri atomik olarak geri alabilme
  13. Sisteminizdeki paketlerin o anki durumunun snapshot’unu alabilme ve bunları kaydetme
  14. XDelta desteği : Tüm paketi değil, o paketin sadece değişen kısmını güncelleme
  15. Nvidia kartlar için özel yapılandırma ayarları
  16. ATI kartlar için büyük sürprizler 🙂
  17. Yeni CUPS sürücüsü ve bilgisayara çok daha fazla yazıcının tanıtılabilecek olması
  18. Yazıcı tanıtma sihirbazı
  19. Composite desteğinin açık olarak gelmesi. Compiz’e benzer bazı efektlere kurulumla sahip olabilme
  20. Ve hepsinden önemlisi yepyeni bir YALI … Disk bölümlendirme işlemlerinin son derece kolaylaşması

Bu yeniliklerin içerisinde beni ve diğer ati ekran kartı mağdurlarını çok mutlu edecek “süpriz” değişiklikler gerçekten merakımı kabartmakta, virtual box üzerinden çalıştırdığım için ekran kartı sürücülerini yükleme şansım olmadı fakat merakıma yenilmeyip dişimi 3 haziran salı günü yayınlanacak olan ilk “Beta” sürüme kadar sıkmayı düşünüyorum. Görünür kısımların dışında işleyen çarklarda çok büyük yeniliklerin yapıldığını göz ardı etmemek lazım. Yeni simge seti “Milky” ve şu andaki dahili duvar kağıdı galerisi ( Sirk temalı- Circus ) bana(!) hitap etmese de, biraz havada kalmış gibi olsa da farklı ve başarılı bir stil, oxygen teması ve kde-look duvar kağıdı paylaşım bölümü ile hoşuma gidecek şekilde değiştirmek ilk işim olacağa benziyor. Pardus’un, ismi ile özdeşleşmiş bir kedicikli duvar kağıdı ile 23 haziranda geleceği gibi bir his var içimde umarım yanılmam.
İşte nacizane KsnapShot ile yakaladığım Pardus 2008 Ekran Görüntüleri :

Pardus 2008 Ekran Görüntüsü -1Pardus 2008 Ekran Görüntüsü -2Pardus 2008 Ekran Görüntüsü -3Pardus 2008 Ekran Görüntüsü -6

*Bunun Haftalık test sürümü olduğunu unutmayalım, son değişiklikler ve rötüşlarla daha da güzel olcağına eminim 23 Haziran’da görüşmek dileğiyle 🙂
** VirtualBox üzerinden çalıştırdığım için arka fonda benim Masaüstümü görmektesiniz Pardus 2007.3 üzeri Kde 3.5, KDE4 Görünümlü Pardus 🙂 Aynen Buradaki gibi :
Kde4-Gorunumlu Pardus

Serinlemek !

0

Fiyord Bir önceki yıl gibi bu yılda daha sıcak olacakmış gibi ürkütücü bir his var içimde. Klimalar bizi fiziksel olarak serinletse de sıcak psikolojik olarak da içimizi kavuracak şüphesiz. Tıpkı serin klimalı ortamdan dışarı çıkınca yaşadığımız şok gibi. Sıcağı pek sevmeyen bir insan olarak her zaman kendimi serin yerlerde ve iklimlerde hayal ediyorum, ve ne zaman yaz gelip de sıcaktan avuçlarımın içi etkilenip kabarcık gibi çok küçük şeyler çıkarmaya başlasa geçen bahar mevsimine ve hatta kışa neden daha uzun sürmedikleri için sitem ediyorum, tabi kendime de tadını neden daha fazla çıkaramadığım için.

Önümüzdeki sıcakları ve etkilerini masaya yatırınca karşılacacağımız sorunlar çoğunlukla, soğuk su içmekten yemeklerin tadını alamayan bir ağız, elbiselerde kurumuş tuz izleri, uyuyamamak, yatağı serinletmek için çaresizce çabalar,ki benim İzmir’deki çaresiz çabam fıs fısla yatağa ve havaya su serpiştirmek, ince su zerrecikleri geçici bir süre odayı ve yatağı serinletse de doğru miktarda olmazsa daha beter bir nem problemi ortaya çıkarmakta. Bu çözümümü daha sonraları açık hava park ve kafelerde otomatik bir sistem ile uygulanışını görmüştüm bir kaç yıl önce.

Yaz ile ilgili bir diğer dikkat edilmesi gereken husus da hastalanmamak, özellikle klima hikmeti olan
yaz gribi ve nezlesi yaz sıcağında ateşle birleşip bir kabus halini alabiliyor, ateşinizin düşmesi için serin bir yerde dinlenmeniz gerekiyor, klimalı ortamda bulundukça hastalık ilerliyor ve aynı şekilde sıcak sizi iyice güçsüz düşürüyor, en ufak belirtide serin bir ortamda bol sıvı alarak dinlenin ve direncinizi artıracak besinler ve vitaminler alın, ekinezya çayı da içebilirsiniz.

Hazır doktor tavsiyeleri verirken diğer tehlikeye de değineyim; İshal

Sıcağın besinleri çabuk bozması, en çok dikkat edilmesi gereken noktalardan biridir ayak üstü satılan yiyecekler potansiyel tehlike taşımaktadır. Atıştırmak için aldığınız yiyeceğin içinde sıcaktan ve açık havada durmaktan bozulmuş bir amerikan salatası olduğunu düşünün ya da daha kötüsü yediğiniz et ürününün sıcaktan kokup bozulmaya yakın yediğinizi düşünün, ufak çaplı bir gıda zehirlenmesi bile yaz sıcağında çok tehlikeli olacaktır, normal şartlar altında ihtiyacınız olan fazla sıvıya göre ishal halinde aşırı sıvı kaybınız ile ortaya çıkacak durum sizi zorlayacaktır. Daha büyük çaplı bir zehirlenmede ise sonuç çok çok daha tehlikeli olacaktır şüphelendiğiniz anda yoğurt ayran gibi önleyicileri tüketip doktora başvurmanızda fayda var.

Sıcakla ortaya çıkan zararlı böcek ve sineklerde mikropların yayılmasında öncü görevi görmektedirler, özellikle
içtiğiniz sulara dikkat etmelisiniz, mümkün olduğu kadar şebeke suyundan uzak durun her ne kadar suyunuza güvenseniz de. Şebeke suyunu kullanmadan önce de bir süre suyu akıtın tesisatta bozulmuş sudan kurtulmak için.
Bir de şahsi tecrübeme dayanarak fazla suda pişmiş veya közde kavrulmuş mısır tüketmeyin, çok fazlası ishal yapabilmekte.

Konudan çok fazla uzaklaşsam da yazın bilgisayar başında içinizi serinletmek için en iyi yöntem bence serin manzara resimlerine bakmak olacaktır. Ben Fiyörd manzaralarını tavsiye ederim.
Mesela BURADAKİ gibi.

Yukarıdaki resmin TAM boyutuna bakınca insan kendini fiyordun tepesinden aşağıdaki durgun ve serin sulara bırakmak istiyor.( Geiranger Fiyordü- Norveç)

Bazı Seçmeler :

Fiyörd-2

Fiyörd3

Bonus Video : Geiranger’de Süret Keyfi :

Enteresan Tişörtler

1

Geek, teknolojiden başka ilgi alanı olmayan, sanatı eğlencesi ve mizahı bilgisayar üzerinde kurulu olan insanlara verilen sıfat, Türkçesi olmamakla birlikte kendi kelimelerimle en iyi karşılık olarak Teknomoron” ifadesini buldum.

Pazar ekonomisi bu kitleye hitaben ürünlerini piyasaya sürmekte gecikmedi işte enteresan tişörtler :

1- Kablosuz Ağ Dedektörü Tişört-

Wifi Tişört Tişört çevrenizdeki kablosuz ağları algılayıp sinyal kalitesini size göstermekte.

Ürünün Özellikleri :

  • %100 Pamuk
  • 802.11b  802.11g frekansında sinyal yakalayabilme
  • AAA pil ile çalışma, pil kutusu tişörtün içine rahatsız etmeyecek şekilde yerleştirilmiş.
  • Çıkarılabilir Dinamik Gösterge paneli

Yıkama Talimatı ise Gayet Mantıklı :

  1. Animasyonlu Gösterge panelini çıkarın
  2. Pil kuttusunu çıkarın
  3. Makinede ve kurutmada hassas olun
  4. isterseniz ara kabloyu çıkarmadan da yıkayabilirsinizFiyatı : 29,99$

2-Ekolayzırlı Tişört

Çevrenizdeki gürültü ve sese göre ekolayzır göstergesini çalıştıran bu tişört ise diğer bir ilgi çekici ürün.

Talimatlar ve özellikleri yukardaki tişörtle aynı olan bu tişört daha çok gece klüplerinde beğeni toplayacak bir tişörte benziyor

Ekolayzırlı TişörtEkolayzır Bayan Tişört

Fiyatı : 19,99$ ile 39,99$ arası

3-Kişisel Soundtrack Tişörtü :

Soundtrack tişörtü

Daha önce 1 nisan şakası olmuş olan(!) bu fikir gerçeğe dönüşmüş. Günlük hayatınıza bir fon müziği katarak eğlenmenizi sağlayan bu tişört basitçe 13 şarkı ve 11 ses efekti ile geliyor, ürün bir kumanda ile idare edilip yine  4 adet AAA pil ile çalışıyor. Ürünün daha da eğlenceli hale getirilmesi için çalışmalar sürüyormuş(!)
İşte ürünün prartik bir tanıtım videosu :

Fiyatı : 39,99$ Stoklarında Yok

4- 8 bit Yaşam Enerjisi Göstergeli Tişört :

Yaşam Tişörtü

Fikrin temeli yalnız insanların tam olmadığı ve yaşam enerjilerinin düştüğü üzerine kurulu.

Birbirinize yaklaşmaya başladığızda 5m civarı enerji seviyeniz yükselecek ve birbirinize sarıldığınız zaman ise enerjiniz maksimum düzeye ulaşacaktır. Çünkü bir yarımken tam oldunuz.
Tişörtten en az 2 adet alınmakta, ki mantıklı tek tişörtün bir anlamı olmayacak, ama bunu da dert etmeyin ekstra satılan bir verici ile bu sorundan kurtulup yaşam enerjinizi doldurabilirisniz( Ki amacından şaşmakta ve şova yönelik bir hareket haline gelmekte )

Uygulama Ürün bir sevgililer günü hediyesi olarak düşünülebilir, çünkü birbirine uyan takım tişörtler (siz ve sevgiliniz) yakınlaştırılınca örneğin siz sarılınca yaşam seviyesi artmakta. Bunun yanı sıra diğer tişörtlerle uyumu veya kısıtlanması gibi detayları pek açık olmamakla bilikte orjinal bir sevgililer günü hediyesi.

Fiyatı: 11,99+ & 24,99$

Ayrıntılı bilgi için : http://www.thinkgeek.com/tshirts/illuminated/

Güç Emrah’la olsun !

19

emrah skywalker

George Lucas yeni Yıldız Savaşları Beşlemesi için emrahı seçerek bizce  en doğrusunu yaptı.

Tebrikler Emrah, güç seninle olsun, yolun aydınlık taraftan şaşmasın.

Helal Olsun !

0

Osman Özgüven Devlete Karşı İşlenen Suçlar

1. Bedava Su
2.Ucuz Ekmek
3.Bedava muayne
4.Bedava Ulaşım
5.Kadınlara Destek, El sanatlarını Geliştirme.

Böyle bir olayın yaşanacağını elbette Osman Özgüven’in kendisi de çok iyi bilmekteydi, hemde bu işlere kalkışmadan iyice hesap etmişti.Ve kendi sözleriyle “Benim veremeyecek hesabım yok.”diyor, haklı da çünkü o utanılacak birşey yapmadı.

Osman Özgüven’in yaptıklarının temelinde yer alan “Sosyal Belediyecilik Anlayışı”na kabaca bir göz atalım.

Öncelikle belediye yönetimi, hizmet etmekle yükümlü olduğu vatandaşların oyları ile seçilmektedir, vatandaşın birliktelik içerisindeki yaşam gerekliliklerini yerine getirmekle ve talep edene hizmet götürmekle yükümlüdür. Belediye yönetiminin gelirleri o yöredeki vatandaşların hizmetler karşılığı ödediği paralardan ibaret olmamalıdır, merkezi yönetimden gelen paraların o bölge insanının ülke ekonomisi için yarattığı katma değerin yöreye dönüşü olduğunu kabul etmek gereklidir. Özellikle söz konusu iç turizmin yoğun olduğu ve yerli halkın gelirinin düşük olduğu bir yöre ise bu bölgenin bayındırlığını devam ettirmek bir zorunluluktur.

Türkiye’nin dörtbir yanından tatil için yöreye giden vatandaşın sağlıklı temiz ve güvenli bir tatil yapması için belediyenin yörenin yerli halkına ve yörenin fiziki durumuna karşı çok hassas davranmalıdır.

Elbette sayıştay denetçisinin yetkileri kanunlarla belirlenmiştir, fakat yerel yönetim ve belediye meclisi yönetimde söz sahibi durumda ve özel durumlarda hesap verilebilir şekilde uygulamalar yapmalıdır.

Sayıştay denetçisinin uygulamalara şu göz ile bakması gerekmekteydi ;

1-Su : Su temziliğin gerekliliğidir, susuzluktan kaynaklanan salgın hastalıkların bölge ekonomisi ve turizm için sonuçları felaket olabilir, nitekim belediye de kişisel temizlik ve zaruri ihtiyaç olarak 10 ton limit belirlemiştir,bunun üzeri kullanım ücrete tabidir, ki bu 10 ton altı kullanımın faturalandırılması muhasebe işlemleri gibi tahsilat masrafları ile bu tahsilatın gerçekleştirilmesinin çok da ekonomik olmadığını aşikardır. Ayrıca bilinmesi gereken şey de ” Su Talep Edenindir ” nasıl sahiller vatandaşın ise bu ülkenin içme suyu da vatandaşa aittir, herkes yaşamı için ücret vermeden kulanabilmelidir.

2-Ucuz Ekmek : İnsanımızın temel besin maddesi olan ekmek, özellikle dar gelirli ve fakir insanlar için vazgeçilmez bir gıdadır, ekmeğin maliyetindeki artışlar bu insanlar için açlıktan daha acı bir sonuç oluşturmamaktadır. Beslenemeyen bir yöre halkı, açlık sefillik ve hırsızlığın kollarına bırakılmış demektir.
İmkalar dahilinde karsız satılan 10.000 ekmek dar gelirli 10.000 kişinin karnının doyması demektir. Fırıncıların hijyensiz ortamda 40Ykr ye sattığı mamulü 25Ykr ye satabiliyorsa idare fırıncıların da serbest piyasanın tekel düşmanlığına sarılmak yerine, serbest piyasanın rekabet şartına sarılması gerekir.
Geçtiğimiz hafta Mısırda ve bugünlerde Haiti gibi fakir ülkelerde çıkan gıda isyanları haberlerini ve BM’rin konu ile ilgili yaptığı çok önemli açıklamaları okumuş mudur acaba sayın Sayıştay denetçisi ?

3-Muayne ve Röntgen : “Sosyal Hukuk Devleti” vatandaşın sağlığından 1.derecede sorumludur, devlet imkanlarında sağlık şikayeti olan vatandaşın tedavisinden sorumludur. Promosyon gibi dağıtılan yeşil kartlar yerine 1 Ytl muayne 6 Ytl röntgen bir suç mudur ? Ki parası olmayandan bu ücret bile alınmaz iken buna bir usulsüzlük denilebilir mi, yoksa usul parası olmayan ve muhtaç insanları sağlıktan yoksun bırakmak mıdır ?

4-Bedava ulaşım : Küçük bir şehir merkezinde insanlara sunulan ulaşım hizmeti ücretlendirilmeli midir ? Ücretlendirilseydi 1,5 Km için acaba sayın Sayıştay denetçisi kaç lira bilet ücreti vermenin uygun olacağını düşünürdü ya da cebinde parası zaten az ise 1 ytl vermek yerine 1,5 km yi yürüyerek mi giderdi ? Bilet basımı satışı, faturalandırılıp takibi için ödenecek tutar aracın yakıtı ve belediyenin maaşlı personelinin ne kadar üzerinde bir kar sağlayacaktı acaba. Ki zaten başkan Osman Özgüven’de bunların hesap edildiğini belirtmiş. Sayıştay dentçisinden daha iyi bir allah vergisi matematik yeteneğine sahip olduğunu düşünmekteyim.

5- Kadın Dayanışma Ve El sanatları Merkezi : Yörenin kadınlarına bir el sanatı öğretip, bu sanat ile yaptıklarını satıp dar gelirli evlerine katkıda bulunmaları yöre ekonomisi için en basit ve en kolay katkı değil midir ? İşsizlikle mücadele için bundan daha ekonomik bir yol olabilir mi ? O merkezin işler halde kalması ve işletme giderleri acaba yöre ekonomisine yapılan katkı ile bir tutulabilir mi ?

Sayıştay denetçisinin bir matematik ve iktisat görüşünün olmaması , onun bu görevde kalması Dikili Belediyesine açtığı dava ile aynı suçu teşkil etmez mi ? Milletin kaynaklarını boşa harcamıyor mu aldığı maaş ile ki maaşının bir kısmı da Dikili’nin ürettiği katma değer ile ödeniyor.

Mantığın işgüzarlıktan başka birşey işaret etmediği bu olayda Dikili Belediyesini destekliyorum ve Sağlıklı güvenli ve insanların karnının doyduğu bir Dikili için teşekkür ediyorum.

 

 

 

Noro Virus ve Shaun Of The Dead

0

shaun of the dead

Geçen hafta izlediğim “Hot Fuzz” filminden sonra bu film ekibinin 2003 yılında yaptığı “Shaun Of The Dead” filmini izledim,Konusunu bilmeden izlediğim bu filmde, grip virüsü türevi bir virüs insanları zombi* lere çeviriyordu.Gayet eğlenceli bir İngiliz komedisiydi.(imdb.com:8/10)

Filmi izledikten sonra bu yılki gündem olan “Noro Virüs” aklıma geldi, İngilterede milyonlarca insanı yatağa düşüren bu virüs,bana bir “acaba” dedirtti.Sars, H5N1 yani kuş gribi,virüslerin değiştim geçirmesi  gibi paranoyak düşünceleri ateşleyen nedenler bu kadar abartılı da olmasa ileriye yönelik insanda kaygılar oluşturmuyor değil.

Filmde bu kıyamet olayının medya tarafından ele alınışı ve filmin kahramanları olan sıradan insanların bu gündemi sallamamaları çok iyi ele alınmış bir nokta.Virüs her yere yayıldıktan sonra televizyonların da yayınlarının durması etkileyici bir sahneydi.

Bu ara tekrar gündeme oturan kıyamet filmleri,genellikle biyolojik kökenli ,Resident Evil 3, I am a legend vs.

noro virus

Peki bütün insanlığı bu kadar hızlı yok edebilecek bir virüsün ortaya çıkması mümkün mü ? Bu galiba mümkün,kuş gribi virüsünün normal grip virüsü gibi havadan bulaşma özelliği kazandığını bir düşünsenize…

Hastalık her ne kadar ölümcül olsa da yoğun tedavi uygulamaları ile kurtulabilen insanlar var,pekala ya herkes hasta olursa,bu kadar insanı nerede ve nasıl özenle tedavi edebilirsiniz ki,herkesin hasta olduğu bir ortamda ölen insanların bedenlerini kaldıracak insanları nereden bulabilirsiniz,bu bedenler toprağa gömülmedikçe  daha fazla mikrop yayacaklardır.

Tedavi konusunda filmlerde olduğu gibi bir aşı bulunduğunu düşünelim,ve bu aşı küresel salgından hemen sonra bulunsun, iki gün içerisinde acaba dünya nüfusunun yüzde kaçı enfekte olur,ve yüzde kaçı ölür ?
Bu aşının kısa süre içerisinde labaratuar ortamından çıkıp,lojistik olarak ülkelere dağıtılması,ve bu ülkelerde insanlara ulaştırılması kaç gün sürer ?

Tabii burada aşının yan etkileri,ya da tetikleyici etkilerini, ülkelerin birbirlerine karşı tutumu ve politik nedenlerle uygulayabilecekleri boykot nedeniyle ortaya çıkabilecek görülmemiş bir soykırımı hesaba katmıyoruz.Örneğin böyle bir senaryoda Afrika kıtasında insan kalacağına pek ihtimal veremiyorum,nedeni ise bu tedaviyi bulan ve aşıyı üretip dağıtan ülkelerin büyük nüfuslarının talebi,ve stok istekleri dururken,kimse normal koşullarda ölüm oranı bu kadar yüksek bir coğrafya için zaman kaybetmeyi düşünmez, bunu fırsat maliyeti olarak görebilirler, tedaviyi Afrika’daki bir insana ulaştırana kadar Avrupadayaşayan yüzlerce insana bu tedavi götürülebilir diye düşünülür.

Şimdi senaryoda ki tek ve önemli ayrımın tedavi olduğunu düşünürsek ;

1-Tedavi Bulunur İse : Dünya nüfusunun büyük bir kısmı yok olcakatır, bu konuda yapılmış bir projeksiyon çalışması var mı bilmiyorum ama dünya nufus dağılımına bakarsak küçük çoğrafyalardaki büyük şehirlerde yaşayan milyonlarca insan kısa sürede hayatını kaybedecektir,kabaca şahsi tahminim dünya nüfusunun %95’inin tedavi bulunsa da yok olacağıdır.

2-Tedavi Bulunamaz İse : Kabaca hepimiz yok oluruz,Shaun Of The Dead filmindeki gibi televizyonlarda “Kıyamet” yazısı güç şebekeleri iflas edene kadar ekranlarda kalır.Virüsün ulaşamayacağı izole yerler (teknik olarak mümkün ise) yüksek dağlar gibi,buralarda yaşayan insanların yeni bir medeniyet kurup çoğalması da biyolojik tehlike nedeni ile şehirlere ve verimli alanla inememeleri nedeni ile mümkün olamayacak gibi görülebilir.Belki yıllar sonra virüsün etkinliğini yitirmesi (Güneşin  UltraViyole ışınlarının virüslerin yapılarını bozması gibi ) gibi bir olay gerçekleşir ise bile, bu kalan insanların yıkımı temizlemesi ve yeni bir medeniyet kurmaları imkansız denilecek kadar zor ve şu andaki yapıya ulaşmaları yüzyıllar alacak bir süreç gibi düşünebiliriz.

Sonuç olarak bin yıllar boyu insanlığın emeği ile ortaya çıkan medeniyetimiz ve dünya üzerindeki varlığımız sadece bir kaç gün içerisinde yok olabilecek kadar hassas bir durumda.Olumlu düşünceye bizi geçmişe yönelendirebilir, Veba, Çiçek gibi kıyamet hastalığı adaylarını düşünebiliriz,fakat şunu unutmamalıyız ki,doğanın kendi dengesi içerisinde ortaya çıkan bu hastalıklar ile insanoğlunun kendi eliyle doğanın dengesini bozması sonucu ortaya çıkan mikroplar kesinlikle bir tutulamaz,ve etkileri tahmin edilemez.

Eylem II !

0

Gdo Eylemlerimiz sürecek demiştik. İşte size ikinci hazırladığım araştırma ödevim. “Genetiği değiştirilmiş Organizmalar Ve Avrupa Birliği
Güzel bir derleme çalışması olduğunu düşünüyorum,kaynak çalışmaların sahiplerine teşekkürü borç bilirim.

 

Aruz eden olursa buradan Avrupa birligi ve Gdo indirebilir.

Özgür Ödev

0

ödev Kısa vadeli Sermaye hareketleri,Portföy Yatırımları ve Sıcak Para Olgusuyla ilgili derleme çalışmam.
İhtiyaç Sahiplerine Duyurulur !
Buradan —-> kısa vadeli seramye hareketleri indirebilirsiniz.

Biraz aceleye gelmiş bir çalışma olsa da fena sayılmaz.
Tamamen özgür yazılım ortamında,Pardus işletim sistemi üzerinde OpenOffice programı kullanılarak hazırlanmıştır !
Eylemlerimiz devam edecek !

Sıradaki Eylem :
Genetiği Değişmiş Organizmalar ve Avrupa Birliği Yaklaşımı