Köy Enstitüleri, Köykent ve Korsan Parti

0
Dans edemediğim bir devrim benim değildir - Emma Goldman
Dans edemediğim bir devrim benim değildir - Emma Goldman

Üç konuda kafamdakileri biraz dökeyim, siz düşünün. Şu borcunu ödeyemecek adamın hikayesindeki gibi…

Köy Ensitüleri

İş Bankası yayınevini gezerken iki tane köy enstitüsü kitabı gördüm:

  • Hasanoğlan Köy Enstitüsü
  • Cilavuz Köy Enstitüsü

 

Kitaplara* kısaca göz gezdirken gördüğüm fotoğraflar beni çok etkiledi. 1935 yılında başlıyor çalışmalar… Onca imkansızlık arasında tam anlamıyla sıfırdan bir okul yapmak, arı çıplak öğrencileri giydirmek ve doyurmak, yetmezmiş gibi bir de üretim araçları ile eğiterek tarım ve temel hayvancılık öğretmek… Daha da fazlası bir de bozkırın ortasında, taşı kayanın insanla dalga geçtiği, mezraların insanları esir ettiği bu yerlerde bu gariban çocuklara keman çaldırabilmiş, bando kurdurabilmiş ve batıda ne varsa ayna tutabilmiş olmak inanılmaz bir şey. Bence muazzam bir başarı ve vizyon eseri bu projenin sırrı bu tam anlamıyla topraklara ait olması, “yerli ve milli” çağrışımı geldiyse aklınıza onu bir kenarda tutun, bu bence sınırlarını bu şekilde tanımlayamayacağımız bir olgu. Daha çok yaşamla ilgili, yaşamak için üretebilmek ve bunu da kendine yeterek kendi emeğiyle kendi yerelinde yapabilmek.Devrim ve Muhteşem!

Dans edemediğim bir devrim benim değildir - Emma Goldman
Dans edemediğim bir devrim benim değildir – Emma Goldman

İnsan ölür kalır eseri sözü ne kadar doğru -sözün başı da bir o kadar yanlış, semer eşeğin değil insanındır, hayvanlar mülk ve eşya sahibi olmazlar. Düşününce sanki gerçek zamanlı bir strateji oyunu gibi, taş, ağaç ve temel kaynaklardan yapılan bir okul, Civilization – Uygarlaşma…

İmkanım olsa, suçu da üzerime alıp bu kitapları tarayıp herkese ulaştırmak isterim. Çoğu kişi resme bakar yazıyı okumaz elbette, ama varsın resme baksın, bir de bugünümüze. Bu muhakeme bile bir kişinin toplumsal bilincinin artmasına çok katkı sağlar. Bu resimlerin birçoğu internette mevcut aslında, arama motorunun görseller kısmına “Köy Ensitüsü” yazmak kafi, buna dahi üşenenler tam buraya tıklayabilir… Müsait olduğumda bir albüm yapmak isterim. Müsait olacağımı pek düşünmediğim için şimdilik sizi çok da sevmediğim hap-galeri sitesine yönelenirebilirim: https://onedio.com/haber/kurulusunun-76-inci-yilinda-koy-enstituleri-492108 

Civilization – Uygarlaşma, kaynaklarla çağ atlama, devrimler… Fantazi bu ya çoğu milletvekili bakan ve yönetici için bu oyunları oynamak asgari yeterlilik şartı olsa bence bir şeyler çokfarklı olur. En azından bir simülasyon yapsalardı, pat-küt değişen ekonomik, eğitim, sağlık ve güvenlik politikaları arasında halkımız ezilip duruyor. Boşverin neyimize lazım belki de on dayanma noktamızı bu simülasyonlarla bulup limitlerimizi zorlarlar…

Peki neden kapatıldı derseniz, sevdiğimden değil anlatışından dolayı paylaşıyorum İlber Ortaylı anlatsın:

 

*(Elbette bunlar konuyla ilgil itek kitap değil. Şöyle bir derleme listesi de gördüm: Köy Enstitüleri konusunda yazılmış en iyi 10 kitap – Hürriyet: http://www.hurriyet.com.tr/kelebek/keyif/koy-enstituleri-konusunda-yazilmis-en-iyi-10-kitap-40017541)

Köykent

Gelelim bir yitik değere: Köykent Projesi. Bu proje ne yazık ki çoğunluk gibi başarısı değerlendirilebilecek bir seviyeye gelmeden bitmiş, ve hep bir hayal olarak kalmış. İlk uygulama 1978’de Taşkesti/Bolu’da yapılmış(http://www.bolugundem.com/bir-koykent-oykusu-68745h.htm), 14 ay süren bir yatırım süreci sonrası atıl bırakılmış ve hüsranla bitmiş. Daha sonra 2001 Ecevit uzun bir aradan sonra yeniden Başbakan olmuşken  Mesudiye/Ordu’da bir deneme daha yapılmış (http://www.gazetevatan.com/ecevit-in-hayaliydi-kabus-oldu–580543-gundem/) fakat bu da hüsranla sonuçlanmış, sonrasında ise klasik olumsuzluk ve insanın içini ekşiten bir beceriksizlik ile neticelenmiş.

Devletin girişimlerinde enkaza dönüşen girişimler ve çürüyen temellr çok. Ama sanılmasın ki özel teşebbüsün girişimleri hep tutuyor, daha fazla enkaz, daha fazla batık firma sistemin içierisinde dönerken -“sermaye sahibinin parası battı nasılsa demeyin- faturanın çoğunu batan firmaların borç taktığı kişiler ödüyor, bu da ayrı bir tartışma…

***

Bu iki konu kafamı çok kurcalıyor, doğrusunu söylemek gerekirse bunun nedeni kalabalıklaşan şehirlerde ruhen ve bedenen eziliyormuş hissine kapılmam. Hem hissiyatım hem de diğer insanları görüp onların duygusal ifadelerinden de bu yönde bir kanıya sahip oldum. Yeni metropol planları ve genişleyici politikalar kırsal nüfusun vaktinin artık dolduğunu, ilçelerin ya büyümek ya da yok olmak zorunda olduğunu açıkça beyan ediyor. Tarımın artık köylünün elinden çıkıp büyük şirketlere kiralanan devasa araziler üzerinde -sözde- daha verimli yapılması düşüncesinin yanlış ve yokedici uygulamasını yavaş yavaş görüyoruz. Nüfus demek öncelikle tüketim, hizmet satışı ve rant demek, işgücü ise ikincil olarak değerlendirilmekte, yüksek işsizlikde dahi tüketim seviyemizin maksimumda tutulması bile yeni şehir ekonomilerini izah ediyor. Nasılsa borçlanabiliyoruz ya, geleceğimizle öderiz, sorun yok.

Geniş topraklara sahip güzel ülkemizin coğrafyasında barınacak güzel ve ileri şehirlere dönüşebilecek onc ayer varken buncacık şehirlere tıkılıp turşu gibi yavaş yavaş çürümeye ne gerek var? Neden daha farklı bir yerleşim planımız yok?

Doğaya kaçış ve komün köyler bireysel çözüm arayılşlarından ibaret. Bir de aklıma gelmişti ama şimdi bulamadım Tansu Çiller’den arazi isteyip yerleşim kurulan bir köy vardı… Neyse demek istediğim bu şekilde bir politikanın olması ve minimalist yerleşim yerleri ağında rahat nefes alabileceğimiz şekilde yaşayabilmemiz yeni bir seçenek olmalı.

Korsan Parti Hareketi

Yazıyı gece gece çok uzatmadan son konu Korsan Parti Hareketi https://korsanparti.com/ Daha önce duymadıysanız sayfalarını gezebilir ve Kitap bölümündeki güzel kitapları indirip okuyabilirsiniz8https://korsanparti.com/kitap/). Dikkat eder misiniz bilmiyorum ama Hareketin son 2 yılda hareketsiz olduğunu görüyorum, nedenini bilmiyorum ama umarım tekrardan hareketlenir.

***

Bir caps-meme yapalım dedik, gecemizi harcadık, 780 kelime. Hepsini okuduysanız çok size çok bir şey katamamanın mahçubiyetiyle size teşekkür ederim.

Mutlu Günler.

Paylaş:

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here