Kategoriler
LibreOffice Rehber Yazıları Pardus

LibreOffice ile Ön Sayfa(Kapak) oluşturmak ve numaralandırmak

LibreOffice’in hangi versiyonuyla geldiğini tam bilemesem de, epeydir aklımda olan ve kısaca yazmak istediğim güzel bir özellik; LibreOffice’in Ön Sayfa oluşturucusu.

OpenOffice.org zamanında olmayan bu özellik, bir çok insan için sinir bozucu olan, bölüm oluşturma, bölümlere numaralandırma şartlamaları yapma vb angaryaları ortadan kaldırıyor. Tıkla ve devam et gibi hoş bir işlev.

Şimdi eskinden nasıl yapıldığını merak etmek isteyenler, şuralara bakabilir:

Bunları geride bırakırsak, yapmanız gereken oldukça basit.

Boş bir belge açın,

Ekle-> Alt Bilgi-> Varsayılan’ı seçerek belgenize bir alt bilgi alanı ekleyin. Unutmayın ki metin alanına sayfa numarası eklemek hem amatörcedir hem de bu alanları anlamadan silersiniz. Bu nedenle, sayfa numarası, dipnot, sürekli uyarı metni, şirket anteti vb gibi girdileri yaparken hep üst bilgi veya alt bilgi alanı kullanın)

Şimdi Alt Bilgi alanına tıklayın, Menü’ye gelin Ekle-Alanlar-Sayfa Numarası’na tıklayarak otomatik sayfa numaralandırıcıyı bu alana ekleyin.

Kapağımızı yazalım, sonra Biçim -> Ön Sayfa yoluyla ön sayfa ekleme ayarlarını yapalım.

Mevcut sayfamızı ön sayfya dönüştürmek istediğimizden bu seçeneği tercih ediyoruz. Şayet hali hazırdaki belgelere bir ön sayfa veya kapak eklemek isterseniz, Yeni Ön Sayfalar ekle seçeneğiyle, boş yeni ön sayfalar ekleyebilirsiniz.

Burada numaralandırmayla ilgili püf noktası; Sayfa Numaralandırmasını ön sayfadan sonra yeniden başlat seçeneğini seçmek. Bu seçeneği seçtiğiniz zaman ön sayfanızda numara olmayacak ve sonrasında gelen sayfa dilediğiniz numaradan başlayacaktır.

LibreOffice'de Kapak Sayfası Oluşturmak
LibreOffice’de Kapak Sayfası Oluşturmak

 

Ön sayfa ekle seçeneğinde gerekli tercihlerden sonra, Tamam düğmesine tıkladığınızda ön sayfadaki numara hanesinin gittiğini göreceksiniz. Enter tuşuyla ikinci syafaya geçtiğinizdeyse, o sayfanın istediğiniz numaradan başladığını göreceksiniz.

Eğer iç kapaklı veya bastırılacak bir belge(kitap, rapor vs vs) çalışıyorsanız, iç ön sayfa için gerekli ayarları da bu kutucuktan yapabilirsiniz.

***

Şimdiye kadar eksikliğini tez yazarken hissettiğim, LibreOffice ile gelen ve geç farkettiğim ve yazmakta da epey bir geç kaldığım bir özelliği de buraya not düşerek kafamdaki bir işi daha bitirmiş olmanın mutluluğunu yaşıyorum.

Eğer yok efendim hala “…zor geldi, anlamadım, karışık yaa” diyorsanız, üzülmeyin sizler için de bir şablon ana belgemsi bir şey hazırladım. belge içinde numaralandırma, içindekiler dinizi oluşturma gibi temel ipuçları da var. Buyrunuz, afiyet bal şeker 😉

LibreOffice'de Kapak ve İçindekiler Dizini ŞablonuLibreOffice’de Kapak ve İçindekiler Dizini Şablonu

 

Efendim, dünyanın en güzel eylemi okumak… Okumak için de yazı lazım, yazıyı yazmak için araç lazım… Böyle güzel özgür bir aracımız LibreOffice’i ben kendim ve ailem kullanıyorum. Çok güzel bir araç, nefis… Her gün bir sayfa yazıyorum. LibreOffice çok güzel bir özgür yazılımdır. İndirin, yoğun bir şekilde kullanın! Her işinizi görür, çok faydalıdır, hesap tablosu yaparsınız, sunum hazırlarsınız, veritabanı oluşturursunuz, aklınıza gelmeyecek binbir faydası vardır bu ofis yazılımının.

Bolca yazın, üretin paylaşın ki bolca okuyacak ürün çıkaralım ortaya. Kendi dilimizce güzel özgür eserlere hasretiz. İçinde tam 5 bileşen bulunan LibreOffice’i kullanınız, tavsiye ediniz.

(Bal Deresi reklamlarına sevgilerimle)

Kategoriler
Pardus

Pardus İçin Susma!

Pardus İçin Susma
Pardus İçin Susma!

http://lists.pardus.org.tr/pardus-camia/2012-February/000743.html

———

Görselin tam boyutu için üzerine veya buraya tıklayın.

Görselin XCF kaynak dosyası: http://dl.dropbox.com/u/38862200/pardus-susma-TASLAK-2.xcf – Dileyen alıp değiştirip kullansın diye…

Kategoriler
Pardus

Meclis Kürsüsünde Pardus!

Merhaba,

Çok fazla yazılacak günlük yazısı birikti. Tek tek yazmak, ya da atlamak gerek.

12 Ocak 2011 tarihinde İzmir Milletvekili Erdal Aksünger’in TBMM’de Pardus hakkında bir konuşma gerçekleştirdi.

Kısa bir zaman diliminde de olsa Pardus’un durumunun meclis kürsüsünden dile getirilmesi mutluluk verici.

Meclis’in sitesindeki tutanakları aynen buraya aktarıyorum.

***

12 Ocak 2012 Perşembe
BİRİNCİ OTURUM
Açılma Saati: 13.04
BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU
KÂTİP ÜYELER: Fatih ŞAHİN (Ankara), Muhammet Bilal MACİT (İstanbul)
—–0—–
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 51’inci Birleşimini açıyorum.
YOKLAMA
BAŞKAN – Elektronik cihazla yoklama yapacağız.
Üç dakika süre veriyorum.
(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)
BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.
Gündeme geçmeden önce üç sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.
Gündem dışı ilk söz, Türkiye’de bilişim sektörünün yaşadığı sorunlar hakkında söz isteyen İzmir Milletvekili Erdal Aksünger’e aittir.

Buyurunuz Sayın Aksünger. (CHP sıralarından alkışlar)

ERDAL AKSÜNGER (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye’de bilişim sektörünün sorunlarıyla ilgili gündem dışı söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla sevgiyle selamlıyorum.
Bilişimle ilgili, değerli arkadaşlar, çok önemli bir konuyu dile getirmek istiyorum. Türkiye’de 1999’da başlayan ve 2001’de adı değişen Pardus Projesi’yle ilgili size bir iki tane konuda çok ciddi bilgiler vereceğim, tehditleriyle ilgili konuları size anlatmaya çalışacağım.

Dünyada “özgür yazılım” diye çok önemli bir konu vardır ki bu, ülkelerin millî işletim sistemlerini filan ortaya çıkaran bir konudur. Bu 1999 yılında da ülkemizde çok ciddi olarak ele alınmıştır, 2001’de de “millî işletim sistemi Pardus” diye bir sistem ortaya getirilmek üzere TÜBİTAK’ta ciddi bir çalışma başlatılmıştır. Ama bu arada neler olmuştur, bu Pardus TÜBİTAK’ta ne hâle gelmiştir onları anlatacağım size.

TÜBİTAK 2001 yılında bununla ilgili, özel sektörde 20-25 tane arkadaşı devlet bünyesine alarak millî işletim sistemimizle ilgili konuda bir adım atmıştır. 2009’a gelindiğinde bu konu çok ciddi bir şekilde dünyadaki tehditlerle birlikte bizim de yapmamız gereken konuları ortaya döktüğü hâlde mevcut iktidar tarafından millî bir politikaya dökülememiş bir hâlde şu anda rafa kaldırılmak üzere bir kenara itilmiştir. Bu yapı, 2001’de başladığında dünyada gelişen en büyük, en ciddi yükselen on işletim sisteminden birisiydi, gerçekten çok değerli bir konuydu. Belki de dünyada indirilen işletim siteleri arasında ilk ona girmişti ama 2005’e geldiğimizde bu iş unutulmaya başlandı ve konu şu anda rafa kaldırılma aşamasında duruyor. TÜBİTAK’ta da bu arkadaşların çoğu tasfiye edilmiş durumdadır.

Nedir Pardus? Bugün, ülkemiz Amerikan, İngiliz ve İrlanda, İsrail yazılımlarının elinde şu anda tehdit hâlinde durmaktadır. Pardus o gün devreye sokulduğunda ülkenin kamu kurumlarında, askerî kurumlarında, maliyesinde, millî eğitiminde kullanılmak üzere devreye sokulmuştu. Ama neden başarısız olduğunu hiç kimse “Ya bu niye başarısız oldu?” diye gündeme getirmedi.

Çok basit bir şey anlatacağım size. Millî Eğitim Bakanlığının dört yıl önce bütün okullarda uygulanmak üzere çıkardığı bir proje vardı. Bütün okulları dijital platforma taşımak istiyordu. İhale sürecinden hemen önce, çok yakından tanıdığınız Microsoft’un dünya Başkanı Bill Gates apar topar Türkiye’ye geldi ve çok acil bir şekilde başbakanımızla görüştü. Bu görüşmeden sonra millî eğitim projesinde yine Amerikan yazılımları kullanılmaya başlanıldı. İşte o günden sonra Pardus tamamen rafa kaldırılmak zorunda kalındı.

Peki, neden başarısız oldu bu hikâye? Neden bu uluslararası yazılımlar ülkemizde böyle ciddi bir şekilde yer bulabiliyor?
Bunun iki tane nedeni var: Ya ciddi bir baskı altında birilerine dayatılıyor ya da birileri bu işten nemalanıyor.
Bir Microsoft programıyla ilgili üniversitelere geldiğinde, bir bireysel kullanıcıya, ev kullanıcısına 100 dolara bir programı satıyorsa, üniversite ve okullarımıza ya bedava veriyor ya da 3 dolardan satmaya çalışıyor bunları. Nedir bunun nedeni? Çocukları hangi programa alıştırırsanız, ondan sonraki gerçek hayata bununla birlikte devam etme modunu yaratmaya çalışıyorlar. Bu ciddi bir tehdittir. Ülkenin güvenliği tamamen bu yazılımlarla birlikte Amerikan şirketlerine teslim edilmiş durumdadır.

Değerli arkadaşlar, çok önemli bir konu. Bizim ulusal güvenliğimizden bahsediyoruz. Türk Silahlı Kuvvetlerimiz özgün yazılımları kullanmaya çalışıyor ama bu, devlet politikası olmadığı sürece bu işi başarmamız mümkün değildir. Birinci gündem maddemiz yapmak zorundayız. Bunu lütfen hepiniz ciddiye alın, bu çok önemli bir konudur. Türkiye’de bugün kullandığınız bütün bilgisayarların, kullandığınız bütün dijital her türlü veriyi bir yere gönderen cihazların hepsi Amerikan yazılımları veya İsrail yazılımlarıyla birlikte bir yerlerde kopya edilir vaziyettedir, bunu unutmayın.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Aksünger.
ERDAL AKSÜNGER (Devamla) – Sayın Başkan, hepinize çok teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

http://www.tbmm.gov.tr/develop/owa/Tutanak_B_SD.birlesim_baslangic?P4=21101&P5=H&page1=1&page2=1
http://www.tbmm.gov.tr/develop/owa/Tutanak_B_SD.birlesim_baslangic?P4=21101&P5=H&page1=2&page2=2

***

Konuşmada tarih vb bir kaç hata olsa da, bu konuşmayı çok önemli görüyorum. Araştırdığım kadarıyla, Erdal Aksünger meslek ve ticaret olarak teknoloji dünyasına yabancı bir insan değil.

Kendisine internet sitesi üzerinden teşekkürlerimi ilettim.

Şöyle bir yanıt yazdım:

***

Erdal Bey merhaba,

Meclis kürsüsünden yapmış olduğunuz konuşma için, şahsım ve Pardus kullanıcıları adına teşekkür ederim.

Pardus, ülkemiz için çok önemli bir proje. Devamı, gerek ülkemiz gerekse Dünyada özgür yazılımın itibarı için çok önemli. Eğer başarısız şekilde rafa kaldırılırsa, hem ülkemizin itibarı hem de birey ve kurumlarımızın bağımsızlığı zarar görecektir.

Bugün, yurtdışında bir çok eleştirmen Pardus’un çok iyi bir GNU/Linux dağıtımı olduğunu yazdı. Neredeyse olumsuz bir eleştiri olmadı.

Şu adreste mevcut incelemelerden bir kısmını görebilirsiniz:
http://distrowatch.com/table.php?distribution=pardus

Ayrıca Pardus’un yurt dışında da Almanya, Hollanda, Fransa, Rusya, İsveç vb bir çok ülkede kendiliğinden oluşan topluluğu bulunmakta. Bu da ürünün başarısının bir ispatıdır.

Bugüne kadar Pardus’a yeteri kadar özen ve kamu desteği gösterilmedi. Kamu ve şirketler için “Kurumsal” sürümler çıkarıldı. Bu sürümleri uygulanması konusunda yeterli talep alınmadı. Bir şekilde özgür yazılım iş modelinde, Microsoft’un yabancı sermayeli çözüm ortakları değil, bu ülkenin genç jenerasyonunun kurduğu Pardus Çözüm ortakları etkinleştirilemedi.

Bugün gelinen noktada, Pardus’un çok kaliteli ekibi dağıtılmış durumda. Personelin özlük hakları zayıflatılmış. Örneğin ikramiyeler kaldırılmış ve “bilim” yapan insanların teşvik edilmesi gerekirken, bu kişilerin yüksek lisnans ve doktora izinleri kaldırılmıştır.

Konuyla ilgili,
http://www.teknokedi.com/tubitaktan-haberler-iyi-degil/ Bu köşe yazısı durumun çerçevesini çizmekte. Buradaki yazılanlar ise detayları vermekte: http://forum.teknokedi.com/discussion/1241/tuebitaktan-haberler-iyi-degil

Bu hususlar doğrultusunda, bugün gelinen noktada, 24 Bin üyeye sahip ozgurlukicin.com toplulugu ve 20 Bin üyeye sahip pardus-linux.org topluluğu ve tüm özgür yazılım kullanıcıları olarak yoğun kaygı duymaktayız.

Bir çok üyemiz, Bilgi Edinme Kanunu çerçevesinde bireysel başvurularla Pardus Projesinin akıbetini sormaktadırlar.

Henüz tatmin edici bir yanıt alabilmiş değiliz.

Size, bu önemli konuyu Meclis Kürsüsünden dile getirdiğiniz için çok teşekkür ederim.

Çalışmalarınızda başarılar dilerim.

Pardus’un tarihçesi, kullanıldığı kurumlar, topluluklar ve diğer bilgiler için:
http://tr.pardus-wiki.org/Pardus

Saygılarımla,
Zeki Bildirici

***

Umarım Pardus daha fazla gündeme gelir. Bunun için sizin de -görüşünüz ne olursa olsun- eğer ulaşabileceğiniz vekilleriniz veya siyaset ile uğraşan yakınlarınız varsa, bu konuda onlara ulaşmanız çok iyi olacaktır.

Kategoriler
Pardus

Çatal mı? Devir mi?

Giriş

Pardus projesinin ortaya çıkışından itibaren projenin vizyonunu ortaya koyan gelişmelerden en önemlisi kuşkusuz ki “Kurumsal” sürümün çıkması, daha doğrusu Kurumsal olarak ayrı bir ürünün türemesiydi.

Bilindiği üzere, ilk başta ASAL ve diğer uygulamalarda Kurumsal 1(sanıyorum ki bu adı daha sonradan aldı), EPDK ve diğer projelerde ise Kurumsal 2 kullanılmıştı.

Pardus projesinin hedefleri -ilk hali sanırım eski sitede kaldı- Erkan Tekman’ın paylaştığı Pardus Ana Sözleşme Taslağı 2.0’ile kurumsal alana kaymış görünüyor.

Açık söylemek gerekirse bence olması gereken bir değişiklikti. Türkiye’de bireysel olarak Linux kullanımının artırılması, bunun da bir şekilde Kamu aracılığıyla yapılması ancak bir yere kadar sürdürülebilir bir çalışmaydı. Bir yere kadar sürdürülebilirden kastım, toplumda bu farkındalığın yaratılması ve olabileceğinin gösterilmesi yeterli bir gelişmeydi.

Bugün, Pardus projesi bunu yeteri kadar yerine getirmiş görünmekte, en azından benim için. Şöyle ki, baktığımızda Pardus’un bireysel sürümü devam ettiği süreçte, bazıları dalga geçse de Türkiye’de Linux kullanımı ile ilgili ciddi bir atılım oldu. En azından böyle bir şeyden haberi olan insan sayısı ciddi ölçüde arttı. Hep örnek verdiğim Özgürlükİçin.com ve Pardus-Linux.org kayıtlı kullanıcı sayısı buna ciddi bir örnek. Bunun yanında da bugüne kadar hiç öğrenemediğimiz Pardus indirme sayısı vb gibi veriler için de tahminim -ki eğer sürüm günü sunucu yakılıyorsa ve Türkiye’de internet şebekeleri zorlanıyorsa- bu rakamın sürüm başı 200.000 üzeri olduğunu düşünüyorum. Ayrıca asla unutmamak gerekir ki Pardus ile tanışıp, diğer Linux dağıtımlarına göz eden kişi sayısı da bir hayli fazla.

Elbette gönül ister ki, Tübitak vizyonu daha farklı olsaydı, Ubuntu’daki gibi 1 Numaralı bir hata kaydımız olsaydı ve o kayıttakine benzer  “Microsoft Windows Hala Pazarın Büyük hakimi” denilseydi…

Pardus bugüne kadar Türkiye’de bireysel kullanıcılar tarafından Linux kullanımı konusunda görevini yerine getirdi mi diye sorarsanız, cevabım “Hayır” olacaktır. Ama şunun da farkında olmak gerekir ki bugün gelinen noktadan sonra Pardus’un bireysel alanda devam etmesi pek mümkün görünmüyor. Görevi yerine getirmedi, ama bundan sonraki görevi -ki bunu zaruri olarak görüyorum- bu alanda bireysel kullanımı artırmak için teşvik edici, bir şekilde politika üretilmesinde dayanak noktası olmasıdır.

Hepimiz biliyoruz ki, Türkiye’de açık kaynak yazılım/veya özgür yazılım konusunda politika üreten bir kurum yok. Ki bu kurum asla Tübitak/Bilgem olamaz. Fakat bu politikaların oluşturulabilmesi için bir zemin görevini görebilir.

Vakti zamanında Brezilya Hükumeti ile Apache/OpenOffice.org ve LibreOffice temsilcileri arasında imzalanan niyet mektubu haberini girerken varlığını öğrendiğim bir kurum olan “Brezilya Hükumeti’nin Özgür Yazılım Uygulama Komitesi(CISL)” adı ile bile bu modeli anlatmakta.

Elbette, bu işte çalışan ülkemiz için bir model düşünen insanlar da bu konulara eğilmiş ve yurt dışındaki “iyi uygulamaları” araştırmıştır.

Benim kısıtlı bilgim ve görüm doğrultusunda da ülkemizde de buna benzer bir kurumum olması gerekmektedir. “Kamu Özür Yazılım Uygulama Komitesi” diye hayal ettiğim kurum, Kamuda özgür yazılım ihtiyaçlarını belirleyecek, planlama ve çözümlerini yapacak ve özgür yazılım üretilmesi ve bunun uygulanması konusunda koordinasyon görevini sağlayacak bir yapı. Yine yakın zamanda rastladığım ve unutmamak için tumblr’da not aldığım Osor.eu ve Semic.eu Joinup(bunu es geçmeyin)’ta birleşmesi de bu vizyona paralel bir örnek. Bu iki organizasyon Avrupa Birliği’nde kamu ve yerel yönetimlerin özgür yazılım ihtiyaçlarını karşılamak için oluşturulmuş iki çatı yapı. Zaman bulamadığım için detayını inceleyip haberleştirmedim. İlerleyen zamanlarda birileri değinir umarım.

Bu örnek yapı içerisinde Pardus’un rolü, bir platform sağlayıcı olmalı. Bu hayali Kamu Özgür Yazılım Ajansı’nın tespitleri ve planları doğrultusunda Pardus Projesi bir tedarikçi olmalı. Tıpkı Pardus gibi, Üniversiteler ve Özgür Yazılım Şirketleri de bu Ajansın tedarikçileri olmalı.

Kendi adıma bunun doğru bir model olduğunu düşünüyorum. Her şeyi Pardus projesi vizyonunda hedeflemek, bugüne kadar ispatlandığı gibi ortaya çok fazla bir dönüşüm koyan bir model olmadı. Ki bundan sonra da Pardus bu modelde ısrar etmemeli. Pardus Projesi, bugüne kadar yaptığı başarılı uygulamalarla, kamuda özgür yazılım politikalarının uygulama aracı olarak yer almalı. Şunu göz ardı etmemek gerekir, Türkiye’de Pardus=Özgür Yazılım anlayışı yanlış ve eksik bir bakış açısı elbette. Pardus sadece bunun bir parçası, ama en büyük parçası, amiral gemisi oldu. Ki bundan sonra da bu rolü muhafaza ederek ve güçlenerek devam etmeli. Etkin özgür yazılım dönüşüm politikaları için bir dayanak olmalı. Bu politikaları üretmek ve hayata geçirecek planlamaları yapmak, Pardus’un boyunu aşan bir mesele. Bu nedenle bu ülkede “Kamu Özgür Yazılım Ajansı” gibi bir yapı bir ihtiyaç

Buraya kadar yine, kıt bilgimle konu hakkında atıp tutmuş gibi görünebilirim. Ama bunlar benim fikirlerim, fikirlerimizi dile getirdikçe olgunlaşmıyor muyuz?

Başlığa dönmek gerekirse yazıyı bölümlere ayırmak  daha iyi olacaktır. Başlığa da giriş diyelim madem.

1- Bireysel Sürümün Çatallanması mı yoksa devri mi?

Giriş bölümünde dile getirmeye çalıştığım gibi, bu saatten sonra Bireysel sürümün devam etmesi çok zor. Yaklaşık 25 kişilik bir geliştirici ekip eriyerek -yanlış bilgi olabilir- 8 kişiye kadar düşmüş durumda.

Diyebilirsiniz ki; -bu 25 kişiyle ne yapıldı, -ah neler yapılmazdı, yapamadılar, -dışlarıdan destek almazlarsa olmazdı, -yönetim kafası yanlıştı, -bu sayı yetmezdi vb… Bunlar çok daha derin tartışmalar, ki son günlerde etrafta gerek temiz gerekse mide kaldırmayacak şekilde tartışamalara konu olmakta.

Bugüne kadar kendi görüşümde yapılan yanlışları yazdım. Bugün de yazabilirim, hatta bugün ki zor zamanda kendini meydana atıp yıllardır bu anı bekleyen kişilerden de çok eleştirebilirim. Ama herkesin gördüğü yanlışı defalarca tartışmak, ki bunu en yanlış zamanda yapmak bence hem ahlaklı bir yaklaşım değil hem de ileriye dönük şu anda getirisi olmayacak bir girdap. Bu tartışamlardan uzak durup, hataları kişiselleştirmeden yola devam etmek, bu dersi çıkarıp hesaplaşmayı ileri bir tarihe ertelemek, özgür yazılım adına bugün bence üzerimize düşen sağduyu.

Dediğim gibi, bugün kalan kadro sayı olarak yetersiz. Ki ben 25 kişinin de yetersiz olduğunu düşünmekteyim. Gönül ister ki Red Hat, Cannonical, Novel gibi yüzlerce profesyonel geliştiriciler istihdam edilsin. Ama bu ülkemiz şartlarında ve zihinsel karanlığımızda mümkün değil.

***

Pardus’un gidişatı, proje yönetimin kararları, özgür yazılım duruşu, geliştiricilerin polemikleri, kişiselleştirilen sorunlar vb bugüne kadar çokça tartışma ortaya çıkardı. Bu fosilleşen sorunlardan çıkış yolu olarak bir çatallanma fikri ortaya çıktı ve iki girişlimle vücuda bürünmeye çalışıldı.

Hem Topluluk dağtımı, hem de Turkuaz Linux girişiminde, konunun ciddiyeti ve gerçekten bilgisine saygı duyduğum insanların inisiyatif alması, yine bilgisine çok saygı duyduğum bir çok kişinin konu hakkındaki görüşlerini belirtmesi üzerine bir izleyici olarak kalmanın boyumun ölçüsü olduğu kararıyla sessiz kaldım. Tartışmaları takip ettim. konu ile ilgili attığım tek mesaj ise, konuyu sulandırmak isteyen “trolleme” yapanlara karşı, rahatsızlık duyduğum üzerineydi.

İzlemem ve gözlemim, ne yazık ki kişiselleşmiş sorunların aşılmadığı ve karar verme zeminini oluşturmak için bile doğru bir karar süreci tasarlayacak bir özveriden uzak olunmasıydı. Diğer taraftan da yine kişiselleştirilmiş, bazı “hani neredeydiniz” hani yüzlerce saat katkı verecek adamınız vardı gibi yorumları halen görmek “neden bu zeminde olmadı” sorusunun belki de bir cevabı.

Biraz sağduyu sahibi bir insan, doğru amaçta birleşip uzlaşamadıktan sonra, yüzlerce saat emek vermenin bir anlamı olmayacağının farkında olur diye düşünüyorum.

O günlerde kendimi bilgisiz gördüğüm için sustum. Sadece üzerime bir görev düşerse yapmaktan çekinmeyeceğimi belirttim. Ki öyle, ben eylem adamıyım. Lafa değil işe dönük hareket etmek isterim.

Bugün geldiğimiz nokta benim konuşmam açısından biraz daha rahat, o nedenle cahil cesareti ile bu satırları yazmaktayım. Ortada artık yanlış bir laf ederek zarar vermek istemediğim bir topluluk girişimi ne yazık ki kalmadı. Sorumsuz tartışmalar ve özgür yazılımın ortak fayda zemininden uzak kişiselleştirilmiş argümanlar bulunmamakta. Bu şu an aslında yeni bir girişim için çok güzel bir zemin.

***

Özgür yazılımda, darboğazlar, krizler veya uzlaşamama, gelecek kaygısı vb gibi durumlarda dile getirilen ve bugüne kadar bir çok örneğini gördüğümüz bir çözüm “çatallanma”. Son dönemdeki en başarılı örneği LibreOffice. Bir diğer örnek ise Megiea, Mandirva bugün yok olma tehlikesi ile karşı karşıyayken; “En azından en kötü durumda bile Magiea burada diyebiliyorlar. Pardus’un bu zamana kadar çatallanamaması üzücü.” demiş Anıl Özbek Google+’da.

Çatallanma konusunda, yukarıdaki iki örnekte gördüğümüz üzere Pardus camiası sınıfta kaldı. Ne yazık ki bu böyle oldu. Fakat bu bugün bir çatallanma yapılmasına bir engel teşkil etmiyor. Benim haiz olmadığım, fakat eminim ki camia içerisinde yeterli özelliklere  ve bilgiye haiz birçok insan bunu yapabilecek durumda.

Ben an itibarıyla çatallanma konusunda biraz daha farklı düşünüyorum. Çatallanmadan ziyade, Pardus’un bireysel sürümünün devri ve Kurumsal ile doğru biçimde etkileşebilecek bir model bence daha doğru olacak. Fedora-Red-Had(Murat Karaevli’ye sevgilerimi göndereyim-o sildiğiniz yorumları da bir ara yayınlayacağım unutmadım, kaçarınız yok!) OpenSUSE-SUSE gibi bir yapı neden olmasın?

Bir çatal yerine, bu ilişkiyi maddeleştirecek bir ikililik hem bireysel kullanıcılar ve *bugüne kadar istediklerini alamamış geliştirici/katkıcılar için, hem de Kurumsal sürümün besleneceği üretim ortamı için daha yararlı olacaktır.

Daha basitinden şöyle anlatmak gerekirse, doğru çizilmiş bir çerçevede adam akıllı imkan teknik altyapı sunan bir Tübitak sponsorluğu ve kritik bileşenlerde de sürdürülebilir bir temel bir çatalda daha sağlıklı olacaktır.

Elbette bu ilişki bir çatal ile de sağlanır, neticede kodlar açıksa, bu kodları çatal da kullanabilir, temel de çataldan alıp kullanabilir. Fakat bir şekilde bu çatalı ikidir yapamadık.

Pardus’un en güncel bireysel sürümü olan 2011.2’nin tahminimce 1 yıllık bir iyi kullanılabilir ömrü bulunmakta. Bireysel sürümün ortadan kalktığını düşünürsek, Pardus’un bireysel sürümünü sahiplenip devam ettirmek için önümüzde 1 yıl gibi bir süre var. Çok olmadığı gibi az da bir süre değil.

Bugün farz-ı misal, Tübitak çıkıp dese ki bireyse sürüm devam etmeyecek. Bu durumda bu sürümü devralabilecek bir oluşum-yapı mevcut mudur? Bu sorunun cevabı zor, baktığımızda aklımıza ilk gelen LKD, fakat LKD’nin gücü buna ne kadar yetecek. Bir diğer aklımıza gelen ise sevgili Necdet Hoca ve öğrencileri. Ki onlar da yaşanan gelişmeler ve tartışmalardan sonra bir şevk kırıklığı içerisinde. Düşünce olarak da geleceği tehlikedeki bir yapının ileriye dönük getirisi/götürüsü ile ilgili olumsuz yönde düşünmekteler. Neticede anlayabileceğimiz şeyler bunlar. Ama olmasını istediğimiz şeyler ile mantığın ayrıldığı noktada özveri ve kararlılık ve emeğin bu açığı kapatabileceği de unutmamamız gereken bir şey.

Diğer taraftan, ikili ilişkiler ve kişiselleştirilmiş sorunları ciddi biçimde ele alırsak, bugün kimsenin elini taşın altına koymaması, koyanlara karşı da yersiz söylemler ile yıldırıcı çabalarda bulunması gerçekten üzücü.

Pardus ve özgür yazılım camiasında bu sorunları kişiselleştirmeyi bir kenara bırakırsak, birçok şeyi yeniden ve daha sağlıklı konuşabileceğimizi düşünüyorum.

Bugün geldiğimiz noktada;

  • Bir çok kişi için en büyük engel olarak tanımlanan, proje yönetiminde değişiklikler oldu,
  • Bir çok kez hedef gösterilen Özgürlükİçin.com sitesi ile ilgili fiktif argümanlar ortadan kalktı,
  • Bir çok kişinin hedef gösterdiği geliştiricilerin birçoğu projeden ayrıldı,
  • Pardus’un özgür yazılım duruşu ile ilgili iyileşmeler oldu,

Bu yukarıda saydıklarım, gözlemlediğim -dile getirilen engellerdi. Ama dediğim gibi kişiselleştirilmiş sorunlardı bunlar. Hadi söyleyenler haklıydı ve Pardus’u çok seviyorlardı, peki bugün nerede bu kişiler?

Yukarıdaki maddelerin tartışması uzar gider. Ama şöyle geriye temiz bir sünger çekip ileriye bakmak uzaması daha güzel konular açacaktır elbette.

Şimdi gelelim kafamdaki yapıya;

  • Tübitak, Bireysel sürümü Pardus Camia’sına devreder, teknik ve maddi konularda sponsorluğunu ilan eder
  • Camia ile adam akıllı ve katkıcıların ihtiyaçlarını karşılayacak bir Camia Sözleşmesi imzalar,
  • Kurumsal sürüm ve Bireysel sürümün paralel hareket edebilmesi ortak için iki komite kurulur; Kurumsal Teknik Komite ve Camia’nın seçeceği Bireysel Teknik Komite. Bu kişiler hepimizin ortak noktada buluşacağı akl-ı selim kişiler olacak elbette.
  • Bu komitelerden bireysel olanı sadece proje ile makro ölçüde planlamayı ve ihtiyaçları konuşacak sözcüler, bunu sakın yanlış anlamayın, elbette ki katkıcılar arasında doğru ve hakça bir yapılanma olacak. Bunun çerçevesini de meritokrasi
  • Bireysel sürüm ile ilgilenecek geliştirici/katkıcı(ki bu da ne kadar tartışmaya neden olmuştu) temel ilkeleri benimseyecek, ve bu ilkelerin çerçevesini çizen sosyal sözleşmeyi imzalayacak(ıslak imza anlamayın, açık bir beyan kastım).
  • Bu sosyal sözleşme dışında camia içerisinde yaşanan sorunlarda sağduyulu olacağı konusunda söz verecek.(Söz vermek, söz tutmamak komik gelebilir ama neticede erdemli kişileri verdiği sözler bağlar) Bu çerçevede Açık Saygı Bildirisi
  • En büyük sorun olan karar süreçleri konusunda, yine meritokrasi


    u yapmak istiyorum atlanıyor; Bunca kod yazan, yazılımları geliştiren insanların ilk ve temel kuralların geliştirilmeyeceğini, öyle sonsuza kadar aynı kalacağını düşünmeleri çok garip. Tıpkı yazdığınız yazılımlar gibi kurallar ve yöntemler de geliştirilebilir, iyi uygulama örnekleri ile zenginleştirilip iyileştirilebilir. yeter ki doğru zeminde tartışılsın

Peki bunları yapmak için neye ihtiyaç var;

  • Hem Tübitak hem de camia tarafındaki  cesur ve özverili insanlara

***

Bu yukarıda yazdığım benim fantazim. Gerçeğe dönersek. Ve en yapılabilir şey olan bir çatallanmaya gelirsek. Bugün bunu yapmak isteyen kaç kişi var? Peki yapabilecek kaç kişi var? Altyapı ve ihtiyaçları karşılayacak bir yapı var mı?

Bu soruları ve cevaplarını 2 kez tecrübe ettik. Bu tecrübeye bir kez daha bakmanın kimseye bir zararı dokunmayacaktır. Yanlışları görüp düzeltip devam edebilirsek ne mutlu!

Benim bu çatallanma konusunda gördüğüm en büyük engeller şunlar;

  • İnsanların süreçleri ve tartışmaları kişiselleştirmesi,
  • Teknik olarak Pardus’u devam ettirebilecek iş gücü (geliştirme, paketleme) Diğer katkı alanlarında hiç kuşkum yok çünkü bir şekilde çekirdek bir kadromuz var, ve ölmesek de sürünüyoruz, idare ediyoruz 🙂

Engellerin çözümü olarak önerilerim de şunlar;

  • Sağduyu, saygı, ortak amaçlarda birleşebilme ve eğlence
  • Teknik bilgisi yüksek kişilere ulaşıp bu kişileri aktive etme. Bu konuda yurt dışındaki Pardus topluluklarından çok ümitliyim. Alman ve İspanyol Pardus topluluklarının çok güzel iki deposu var. Bu kişilerin yaptıklarını görünce, neden olmasın ki diyorum. Hatta biz yapamazsak belki onlar bit çatal yapar… diye aklımdan geçirmiyor değilim.

Yurt dışındaki Pardus camia’sı demişken, şunu düşünüyorum, ne güzel Pardus kullanıyorlar, gelişimine katkı veriyorlar. Bizdeki gibi kısır tartışmalarda kendilerini paralamıyorlar, adamlar iş ortaya koyuyor. Sahip çıkıyorlar.

Bundan bir kaç ay önce bir şekilde dünya çapındaki Pardus kullanıcılarıyla bütünleşebilmek için bir alan adı almıştım; Pardusworld.com. Bu site dünya çapındaki bütün portallerin kesiştiği bir kavşak ve adam gibi bir İngilizce forum sunabilmek amacıyla ortaya atılan bir fikirdi. Ki yıllardır dememize rağmen projenin yapmadığı bir işti, baktık olmayacak dedik biz yapalım. Ki işler de tecrübemiz üzerine böyle yürüyor. Olmuyorsa sen yap!

Geçtiğimiz günlerde Pardus’un geleceği ile ilgili tartışmalar iyice hararetlenince, yurt dışındaki Pardus kullanıcıları da durumdan haberdar olmuşlardı. Birçoğu Google Translate aracılığıyla neler olup bittiğini birbirleriyle paylaşmaya çalışıyordu. Tabi kendimize Pardussever olduğumuzun farkına varıp, bu kişilere de bir şekilde dilimiz döndüğünce bu durumu izah etmeye çalıştık Özgürlükİçin.com sitesinde yayınladığımız “Pardus’un durumu hakkında” başlıklı yazımızı İngilizceye çevirdik ve haberin altına ekledik. Bunun yanında PardusWorld.com‘a WordPress kurup buradan da duyuruyu yaptık, bir de twitter hesabı açtık. herhangi bir gelişme olursa yurt dışındaki dostlarımıza da gerekli bilgi akışını sağlayacağız. PardusWorld’ün bu şekilde bir iletişim kanalı olması yurt dışındaki arkadaşlar tarafından çok olumlu karşılandı ve memnuniyet duyduklarını belirttiler.

Artık resmi olmayan bir iletişim kanalımız var diyebiliriz. Kafamda yurt dışındaki Pardus kullanıcılarına/katkıcılarına potansiyel çatallanma durumuna nasıl baktıkları, eğer bir çatallanmayı destekliyorlarsa nasıl katkı verebilecekleri gibi soruları sormak kafamdaki  bir iş.

Tabi bir taraftan da size; “Pardus’u çatallayıp devam ettirmeyi bir kez daha düşünür müsünüz, bunu yapabilir miyiz?”

***

Pardus projesi tarafında değişim devam ediyor. Süreçleri dikkatli şekilde izliyoruz. Bakalım nereye varacak, ama önce bir de kendimize bakalım, yapar mıyız? Her şeye temiz bir başlangıç, gönül kırıklıklarını bir kenara bırakıp, kavgalardan sıyrılıp, sizi yıldıracak şeylere kulak tıkamaya, karalamalara aldırmamaya, sadece güzel bir iş yapmaya, bu işi yaparken eğlenmeye, yardımlaşmaya, arkadaş kazanmaya ve paylaşmaya ne dersiniz?

Erkan Tekman’ın “Benzin Bitti Paşam” başlıklı yazısına, Onur isimli bir yorumcu şunu yazmış;

“Devrim durduğunda en azından halk onu sırtlar demiştim.” repliği aslında Pardus’un hikayesine daha uygun.

Bu yorum üzerine bolca düşündüm. Pardus henüz durmadı, sırtlamak için durmasını beklemeye gerek yok. Devrim o gün giderken de halk onu sırtlayabilirdi, zaten sorun da oydu halk sadece izlemişti. Oysa giderken bir el, bir el iteklemeliydi halk Devrim’i. Devrim’in menzili, ona destek verenler kadarmış… Ne acı ki, o gün Devrim’in peşinden onu iteklemeyen halkın çocukları, 10-20 yıl sonra varoşlarda mahalleye gelen Amerikan arabasını itekleye itekleye eğlendi.

Biz ne yapacağız?

Mutlu günler.

Kategoriler
Pardus

Yeni Yıl Haşlaması…!

Herkese mutlu yıllar!

Gerek kendi adıma gerekse çevremdeki insanlar adına, 2011’in zor bir yıl olarak hayatımızdan geçtiğini düşünüyorum. Bu açıdan 2011’i geride bırakırken 2012’nin güzel bir yıl olarak yaşanması en içten dileğimdi.

Umarım herkes için 2012 güzel bir yıl olur, hepimizde hatırlanası anılar bırakır.

***

Yeni yıl temennilerinin ardından, yazımızın başlığına geçebiliriz.

Son dönemde yaşanan gelişmeler doğrultusunda artık herkesin bildiği bir gerçek var ki o da Pardus projesinin bir değişim süreci içerisinde olduğu. Bu süreç değişim olarak adlandırılsa da aslında daha farklı boyutları olan bir süreç.

Konu ile ilgili en son yazdığım yazımdan sonra yaşanan gelişmeleri(daha doğrusu konuşulabilen gelişmeleri) kısaca özetlersek:

  • Camia Koordinatörü Nihan Katipoğlu, Camia Koordinatörleri bloguna şöyle bir günlük girdisi yazmış: http://developer.pardus.org.tr/people/topluluk/blog/2011/12/her-yeni-yil-baska-guzel/ Bu girdide, projenin kapnamadığını, dönüşüme uğrayacağını söyleniyor. Ama girdiyi çözümlemek gerekirse, “yazılmak zaruriyeti” ile yazılmış, ve aslında hiç bir bilgi içermeyen “resmi açıklama olmasa da” o amaçlı – beklemede kalın- diyen bir yazı. Malum bunca dedikodu var, ki benim yazdıklarım da bu dedikoduların parçası olarak görülebilir. Ama biliniz ki ben ciddi dayanaklar olmadan bir şeyleri dile getirmeme taraftarıyım.
  • Bu arada paralel evrende, Pardus-Linux.org’da Nihad Karslı, Tübitak Bilgem yöneticilerinden M.Nedim ALPDEMİR ile olan görüşmesini Pardus kullanıcılarıyla paylaştı: http://www.pardus-linux.org/haberler/2011/12/pkd-plo-ve-pardus Burada da özetle, projenin kapanmayacağının altı çizilmiş. Değişimden bahsedilmiş.
  • Pardus’un proje yöneticisi Erkan Tekman, yönetim ile ilgili gelişmeleri aktardığı günlüğünde yazdığı 30 Aralık tarihli, yazıda 2 Ocak tarihinde Tübitak’tan ayrılacağını duyurdu: http://developer.pardus.org.tr/people/tekman/blog/?p=268
  • Erkan Tekman, kişisel günlüğünde ise, “Benzin Bitti Paşam” başlıklı bir yazı kaleme alarak, vedasını duyurdu. Bu veda yazısında dikkat edilecek bir çok detay mevcut, ben bir tanesini sunayım “Son 2,5 ay boyunca Pardus projesinin yönetilmesi görevim fiilen ortadan kalktı…” Bu bazılarımızın bildiği bir gelişmeydi, yani Pardus 2,5 aydır yöneticisiz ilerlemeye çalışıyordu. Diğer satır aralarını da siz yakalarsınız: http://blog.erkantekman.org/?p=474
  • Projede yaşananlar üzerine bir çok geliştiricinin ayrıldığı ortamda, ısrarla devam etmeyi düşünen bir iki kişiden biri olan Ozan Çağlayan, Pardus projesindeki görevinden alınarak, Ankara’da bir projede görevlendirildi. Bunun tercümesi şu: “Sürgün”: https://twitter.com/#!/ozinkegliyin/status/152714624247148544
  •  Bu gelişmeden sonra, 

Gelişmeler böyle, daha doğrusu ortada olan ve herkesin konuşabildikleri bundan ibaret. Topluluk olarak doğrudan bir bilgi alamamaktayız, edindiğimiz bilgiler yukarıda verdiğimiz bağlantılar ve “dolaylı” yollardan aldığımız haberler. Gidişat bu yönde…

Niyetim felaket tellallığı yapmak değil, sadece bu bilgileri derli toplu sunmak.

Gelelim yazımızın bir diğer bölümüne:

Haşlama

Trollük[1] [2], yarı cahilliğin bir yansıması. Neden böyle bir akım olduğunu bilemiyorum, cehaletle birleşen psikolojik faktörlerin olduğunu da düşünüyorum. Bunlar, ilgi çekme isteği, insanların aklında yer etme, nefret toplama ve tartışma için zemin yaratma, kavga isteği vb gibi etkenler olabilir. Psikolog değilim ama, sağlıklı bir aile ortamında büyümüş, sevgi görmüş ve çevresindeki insanlarla güzel paylaşımlar yapıp iletişim kurmuş bir insanın troll olabileceğini düşünmüyorum.  Aksine, sorunlu bir çocukluk yaşamış, sevgi görmemiş, umursanmamış, dışlanmış, kavga ortamında büyümüş, kimsenin görüşlerine değer vermediği, ezilmiş bir kişiliğin trollük için elverişli bir psikolojik zemin hazırladığını düşünüyorum.

Gerçeklikten uzak, yarı cahilce sataşmalar, doğruları, hatta matematiği bile göz ardı ederek hala yazmaya devam edebilen bir kişilik nasıl olabilir yoksa…

“Don’t feed the troll” sözü, trollerin tartışmalarda ciddiye alınması ile daha da besleneceğini söylemekte. Kesinlikle umursanmamalılar. Eğer umursarsanız, sizi saçmalığın bataklığına çekip orada beyninizi sinir kontaklarına maruz bırakabilirler.

Peki, trollükleri yanlarına kar mı kalmalı? Aslında kalmıyor, fakat kirli bilgi malesef doğru bilgiyi kovuyor, hele bizim gibi yarı cahil toplumlarda bu çok daha hızlı oluyor. İki ihtimal var, 1.si doğru bilgiyi yazıp trolü beslemek, 2.’si ise troll ile dalga geçmek ve aşağılamak. Biraz düzgün bir karaktere sahipseniz ilk başta ikinci seçeneği yapmak istemeyeceksiniz. Çünkü siz kimseyi aşağılamak istemiyorsunuz, nedeni ise insanların aşağılayarak, gururlarını kırarak kötü bir insan oluyorsunuz, siz öyle yetiştirildiniz size öyle öğretildi…

Çok yerde karşılaşabileceğiniz bir şey olan “aptal refleksi” bu durumda bir diğer çıkmazı oluşturuyor. Aptal refleksi benim şu durum için uydurduğum bir kelime:

Bir adam(veya siz troll diyebilirsiniz) akla mantığa sığmayan, cahilce, gerçekleri göz ardı ederek dangalakça şeyler söylüyor veya yazıyor. Bu kişinin söyledikleri ve yazdıkları, doğru şeyler olmadığı için kimi zaman iftira kimi zamansa saygısızlık olabiliyor. Bu kişi bunları yazarken çekinmiyor, çünkü insanların ona saygı duymak zorunda olduğu gibi bir kanıya sahip, kendini önemli bir insan olarak gördüğü için görüşlerinin de o ölçüde saygıya layık düşünceler olduğunu varsayıyor. Oysa bu büyük bir ironi içerisinde oynanan bir drama… Bir akıllı adam çıkıp gerçeği acı yani “söylediklerinin ve yazdıklarının aptalca” olduğunu bir şekilde  bu kişiye söylediğinde kişinin aptallık refleksi hemen devreye girmekte ve “Sen bana hakaret edemezsin” ile yanıt bulmakta. Hiçbirimiz kimseye hakaret etmek istemeyiz değil mi? Peki, aptallığı çıplak bir şekilde dile getirmeden, tatlı bir şekilde bunu ifade etmek? Hayır, bu kişi bu kapalı gözleri ve anlayışı ile sizin inceden değdirmenizi de anlamayacaktır. Ya düzgün bir ifadeyle doğruyu anlatmak, bu kişiye doğruyu kanıtlarıyla göstermek… Sakın denemeyin! Ki burada başa döneriz, “Trollü beslemeyin”. Bu bir çıkmaz. Aptallık refleksinde kitlesek bir örnek ve ispat ise Aziz Nesin’in meşhur sözü ve akabinde yaşananlar bence…

Velhasıl kelam, troller bizim toplumumuzda da mevcut, çoğu da şovalye edasında. Genellikle bir olayın gidişatı pozitif veya negatif yönde ivmelenirken ortaya çıkmaktadırlar. Durağanlıkta yok olurlar, çünkü durağanlıkta polemik üremez.

Vücuda bürünmüş halini Pardus projesinde örneklersek, Proje yükselirken ortalıktrollden geçilmez olmuştur. Projenin gidişatı durağanlaşınca, troller yok olmuş sesleri solukları çıkmaz olmuştur. Şimdi projenin gidişatı aşağıya doğru ivmelenirken bu troller yeniden çoğalmaya başladı. Argümanlar hep aynı perdeden bozuk akorlu gidiyor.:

  • Pardus’un özgürlüğü tartışılır!
  • Arkadaşlar özgürlük konusunda çok katı bir tutuma sahip. Hepsi gNewSense kullanıyorlar 😛 Bak bakayım güzel arkadaşım senin o özgür bildiğin dağıtımlar bu listede var mı? :http://www.gnu.org/distros/free-distros.html Bu dağtımlardan birini kullanmıyorsan, lütfen kendinle çelişme, insanları yorma. Ya da gel senin kullandığın dağıtımla özgürlük anlayışını irdele, içinde hesaplaş. Kendini özgürlük şovalyesi sanma arkadaş, senden hardcore FSF var unutma!
  • Özgürlükİçin yapay bir topluluk!
  • Evet o kadar yapay ki, şu an Türkiye’deki en aktif özgür yazılım topluluğu. Kendi kendini yönetiyor. Üyeleri de topluluğa sahip çıkıyor. Bugün Türkiye’de insanların tanışmasında çok büyük bir paya sahip. Ki kimse üye olmak zorunda değil, eğer yapay buluyorsan parçası olmazsın. Dediğim gibi üye olmak zorunda değilsin, ki inan senin şu an o topluluğun bir parçası olmadığın için Özgürlükİçin daha  iyi!
  • Pardus kamu kaynağının israfından başka bir şey değil!
  • Bak güzel arkadaşım, temel matematik eğitimi aldığını düşünüyorum. Al eline bir hesap makinası, ya da korsan kullandığın Microsoft Office Excel’de yeni bir çalışma sayfası aç. O çok diline doladığın 14 Milyon TL’lik destek rakamına ulaşalım. Microsoft Windows işletim Sistemi ve Office yazılımın fiyatını bul, toptan olunca biraz daha ucuz olur. Yanına diğer Microsoft çözümlerinin fiyatını ekle(Communicator, Exchange server vb)  ben sana söyleyeyim kabaca bir bilgisayarın bu çözümde maliyeti 300-400 USD. Bu da şu anki kurla 600-800 tl arasında bir rakam. Senin için 700 tl diyelim. Böl şimdi, ne çıktı 20.000, yani senin o kamu kaynağı israfı dediğin rakam sadece 20.000 bilgisayarın lisans bedeli(hem de bir sürümlük). Kamuda sence kaç bilgisayar var? Bunu bir araştır, ne kadar lisans bedeli ödeniyor.
  • Burada bitmedi, Pardus-Linux.org sitesine gir, üye sayısına bak, Özgürlükİçin.com’a gir üye sayısına bak. Bu insanların büyük çoğunluğu ilk defa Linux’la Pardus sayesinde tanıştı. Bu kişiler için de benzer bir hesaplama yapabilirsin.
  • Lisans bedelinden edilen tasarruf, Projenin istihdam ettiği kişiler, bu kişilerin harcamalarının dışsal faydaları, projenin tedarikçileri, eğitim veren kurumların kazançları vb hepsi bu ülke içinde yaratılan değer ve bu ülke içerisinde kalan “bizim paramız”. Biraz iktisatdi görüşe haiz olaydın. Bunu daha geniş görebilirdin.
  • Ha dersen, bu illa Pardus ile mi olmak zorundaydı, hazır onca Linux dağıtımı vardı, neden onlardan biri seçilmedi, neden tekerlek yeniden keşfedildi. Bu daha güzel bir zemin olur. Ama olmadı be, olsaydı o da bedava olmayacaktı, o çözümün de ciddi bir maliyeti olurdu. Ki olmazdı, tıpkı Pardus’un  öleceği senaryodan sonrasında başka bir Linux macerasının bu ülkede yaşanmayacağı gibi. Sence Kamuda toplu bir Ubuntu geçişi olur mu? Özetle Pardus gereksiz değildi.
  • Paradan söz açılmışken, işim gereği, ülkemizdeki firmalardan Micrsoft’un İrlanda Operasyonlarına kaç lira para gönderildiğini bizzat biliyorum. Güzel paralar….Ve ülkemizin güzel paraları, tek bir ürünün fikri mülkiyetine özel sektörden ödenen parayla bu ülkede neler yapılabilir biliyor musun? Bence düşünmek istemiyorsun. Oysa ben görüyor ve iç geçiriyorum
  • Yukarıda Erkan Tekman’ın kişisel günlük yazısına birisi yorum yapmış. Arkadaş sanırım Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu üyesi. Vay efendim mali tablolar açıklansın, vay efendim paralar yandaşlara gitmiş, haksız kazanç elde etmişler. Yok arkadaş, adam Türkiye’de özgür yazılımdan para kazanan şirketlere zehir zıkkım etmiş. Bu ne böyle dedim, adam bir de sıkıysa bu yorumu yayınla demiş. Erkan Bey’de sanırım bu adama uymuş ve yorumunu yayınlamış. (Bu tip yorumlar son dönemde benim de yazılarıma düşüyor. Bu saçmalıklarla uğraşacak zamanım yok, üzgünüm, her yorumu da yayınlamak zorunda değilim, burası benim günlüğüm).Adam bir de halkın ne olduğunu bilmesi lazım demiş.
  • Ben bu yorumu yazan kişiye tek kelimeyle, yazıklar olsun diyorum. Yani şu kadar bilinçli bir kişiysen, git arkadaşım ver dilekçeni, ya da şikayetini yaz kim sana engel oldu bu güne kadar. Bugüne kadar verdiğin verginin hesabını Allah aşkına bir kere sordun mu? Cep telefonu faturanda sana atılan kazığı, elektrik faturanda gözüne sokulan haksızlıklara bir dilekçe yazdın mı? Ya da Linux dünyasını iyi bilen arkadaş, işletim sistemi dayatmalarına karşı mı çıktın? Mali tabloları incelemeye bu kadar ilgiliysen, lütfen yaşadığın yerin yerel yönetiminin hesaplarını incele, insanlara da lütfen bilinçli vatandaşlar gibi nasıl hareket edileceğini öğret. Bu ülkede onca şeyi geçtik, kocaman ölü anıt Olimpiyat Stadyumu’nun hesabını sormamış bir halk içerisinde, bir şekilde karlı olduğu için “HALA KAPATILMAMIŞ” bir projenin mali tablolarını soran adama da ayrıca sevgiler.
  • Pardus karlı demişken, Fatih Projesinde Microsoft’a karşı fiyat kırıcı olarak çook işe yaradığı için tebrik edildiğini biliyor musunuz? Ne kadar acı değil mi? Fiyat kırıcı olarak kullanılmak. İlerleyen zamanlarda ihalenin detaylarını da hepimiz öğreneceğiz.,
  • Bir de şu “Fanboy”luk meselesi var, takım tutar gibi dağıtım tutmak. Şimdi ben bir dağıtımı sevdiysem ve kullanıyorsam, hayranı da olurum,desteklerim de? Bu kimi ilgilendirir ki? Burada kimseyi ilgilendiren bir şey yok. Geniş açıdan bakınca “Özgür Yazılım” fanboyluğu, veya takım tutar gibi GNU/Linux’u desteklemek de Microsoft ve MacOS X’i sevenler tarafından sana da yapıştıralabilir. Bu yaman bir çelişki değil mi? Bu kişilere de dönüp Linux Hater dersin değil mi… İşte döngü böyle o zaman hepimiz birbirimize Pardus Hater, Ubuntu Hater falan diyelim, çocuklaşalım iyice, uyar mı? Ya da kocaman özgür yazılım dünyasında birbirimizden uzak mutlu mesut katkı vermeye devam edelim. Ki ben bunu tercih ederim.
Hakikaten, trollere yanıt yazmak, dolaylı olarak da yanıt yazmak çok sıkıcı, anlayacakları dilden yazmayı da insanın midesi kabul etmiyor. İnsan cevap verirken onların seviyesine iniyor. Böyle içi bir pis oluyor.

Az çok Türkiye’de özgür yazılım dünyasını takip ediyorum, bugüne kadar bu kişileri sadece polemikte görük. Büyük özgürlük hassasiyetlerini ortak eylemlerde göremedik. Laftan öte katkılarının izi hiç bir yerde yok. Adamlara kalsa Türkiye’de özgür yazılımı şahlandırmış gidiyorlar…Klişe laf:

“Sen hiç olmadın ki”

Konuyu kapatalım en iyisi. Şu Pardus yerelleştirme çalışmasından başka bir şey değil, efendime söyleyim çeviri yapıp sürmekten başka iş yok diyenlere de buradan “ohannesburg, ne içtiyseniz aynısından istiyorum!” diyorum.

***

Yeni yılda yapacak çok iş var, özellikle önceki yıllarda bu kısır tartışmalar yüzünden gündemin gerisinde kalan çalışmalara sahip çıkmak gibi. Özgür yazılım ve katkı süreci uzun soluklu bir mücadele, yorulursanız, dinlenin devam edin, birileri her zaman bayrağı taşıyor ve sizi geri bekliyor olacaktır.

Not: Yazıyı maalesef yorumlara kapatmak durumundayım, çünkü saçma sapan trollemeler ile uğraşana kadar gerçekten yapacak çok işim var; hem kendi işim hem de özgür yazılım katkıcılığı adına. Artık yaşlanıyoruz, zaman hızlı akıyor ve çok zamanımız yok.

Sakin olun ve devam edin!
Sakin olun ve devam edin!
Kategoriler
Pardus

Pardus, TÜBİTAK ve Gelecek…

Bugün Özgürlükİçin.com Haberler bölümünde Pardus 1.0’ın yayımlanmasının altıncı yılını haber yaptık. İlk tam kurulabilen Pardus sürümünü olan 1.0’ın üzerinden altı koca yıl geçmiş, bugün Pardus 2011 var…

Fakat Pardus 1.0.’ın yayımlandığı gündeki geleceğe yönelik büyük umutlar bugün azalmış ve yerini sessizliğin içerisinde kaygı dolu bir bekleyişe bırakmış bulunuyor.

Tübitak tarafında sürecin nasıl buraya geldiğini merak ediyorsanız, son altı ay içinde yaşanan gelişmeleri birazcık araştırmayla bulabilirsiniz.

Pardus tarafında yaşanan yansımaları kısaca tekrar etmek gerekirse:

  • Erkan Tekman şu yazısında http://developer.pardus.org.tr/people/tekman/blog/?p=220 şu an yeni personel alınamayacağını belirtmiş.
  • Pardus’un Tübitak tarafındaki geliştiricileri projeden birer birer ayrılmakta. Pardus’u bu kadar seven ve inanan insanların projeden böylesine ayrılmaları gerçekten kuşku uyandırıcı. Bu kişilerin Tübitak’tan ayrılırken imzaladıkları “konuşmayacaklarına dair” taahhütnameler maalesef ayrılanları sessiz kalmaya zorluyor. Bu kişileri az çok tanıyor oluşum ve yaşanan gelişmeler, sanki bu kişilerin projeden ayrılmaya bir şekilde itilmesi. Kafamda ister istemez bir mobbing yapıldığı şüphesi uyanıyor. Ki aldığım bazı duyumlar da bu fikrimi destekler nitelikte.
  • Tübitak ve Bilgem’de yaşanan olaylar ile ilgili Gizem Belen’in kaleme aldığı şu yazı: http://www.teknokedi.com/tubitaktan-haberler-iyi-degil/ aslında olanı biteni yumuşak hatları ile anlatmakta.
  • Rasat projesinin bir şekilde sonlandırılması, ve aldığım diğer duyumlara göre mevcut projelerde bütçe ve personel azaltılması gibi gelişmeler son derece kaygı verici.
  • Konu ile ilgili Teknokedi forumlarında bir soru sordum. Mevcut durum ile ilgili daha detayı açıklamaları Ali Işıngör Teknokedi Forumlarında, bildiği kadarıyla, şöyle yapıyor: http://forum.teknokedi.com/discussion/comment/1175#Comment_1175 
  • Pardus Proje yönetiminden mevcut gidişat ve gelecek planları ile ilgili bir açıklama yapılmadı henüz. Sanırım konu ile ilgili konuşulması, bu yeni yapılanma sürecinde kurum tarafından istenmiyor.
  • Geliştiricler tarafından tek açıklama, Pardus ekibine neler oluyor sorusu üzerine oluşan yoğun merak üzerine Ozan Çağlayan tarafından şu şekilde yapıldı: http://lists.pardus.org.tr/pardus-kullanicilari/2011-December/069377.html Kendisi kişisel bu cevabında değişim sürecinin devam ettiğini ve Pardus için çalışmaya devam edilmesi gerektiğini söyledi. “Keep Calm and Carry On
  • Benim kişisel görüşüm ise olayların boyutunun biraz daha büyük oluşu.

Daha önce sevgili Server Hoca, Sezai ve Ali Erkan İMREK‘in yazılarında bu yukarıdaki hususlar ışığında Pardus’un geleceği üzerine kaygılar dile getirildi.

Özetle, kişisel görüşüm işlerin pek de yolunda gitmediği yönünde…

Peki ne olacak? Bildiğim kadarıyla çoğu kişinin kafasında iki farklı senaryo mevcut:

  1. Pardus Projesi sona erdirilecek
  2. Pardus’un bireysel sürümü sona erdirilirken yola Kurumsal Serisi ile devam edilecek.

Benim kafamdaki kendi adıma yaşayacağım senaryo ise şu:

  • Pardus projesinin devamı için mücadele edilecek!

Evet, Pardus’un devam etmesi, yaşaması için mücadele edeceğim. Konuştuğum arkadaşlarımla bu kararlı şekilde bu mücadeleyi sürdürmek yönünde hemfikiriz.

Pardus ölmemeli, hiçbir şekilde de ölüme mahkum edilmemeli. Pardus’u ve özgür yazılımı seviyorsak bunun için mücadele etmeliyiz.

Mücadele etmeliyiz, çünkü;

  • Özgürlükİçin mücadele etmek gerekir,
  • Kullanmanın ön koşulu yaşatmaktır,
  • Pardus, bu ülkede insanları özgür yazılımla tanıştıran en büyük güçtür, özgür yazılımın amiral gemisidir,
  • Pardus çok büyük bir projedir, hedefleri ile kıyaslandığında henüz daha yolunun başındadır, Pardus uzun vadeli bir projedir, yarı yolda bırakılamaz,
  • Pardus’un ülkemiz açısından önemi şudur; Bağımsızlık ve bilgiyi işleme özgürlüğü,
  • Pardus yüksek ekonomik getirisi olan bir çözümdür, verdiğimiz vergilerin asla bizim olmayacak ürünlerin lisanslarına gitmesi, sağ duyulu ve ülkesini seven vatandaşların kabul etmemesi gereken bir durumdur,
  • Pardus ile bu ülkede teknoloji üretilmektedir, genç mühendislerimiz istihdam edilmekte ve yerli girişimcilerimiz bu yapıda iş modelleri kurabilmektedir,
  • Fatih gibi büyük kapsamlı bir projede bugün Pardus bir alternatif olmuşsa, bu göz ardı edilip hafife alınacak bir konu değildir, bu özgür yazılımın potansiyelinin ispatıdır,
  • Bugün Fransız mallarının boykot edilmesi gündemde, yarın Alman, İtalyan, Japon, Amerikan malları boykot edilebilir veya bu ülkeler bize arz kesintisine gidebilir. Bugün Renault marka otomobilleri boykot edebilme lüksü bu ülkede var mıdır? Ülkenin yöneticileri Fransız arabalarına binmekte. Devrim arabalarını kenarda tutun. Daha geniş ölçekte, bugün bütün devlet yapısı Microsoft şirketinin kapalı kaynaklı yazılımlarını kullanmakta, yarın ne olacağını bilebilir misiniz? Bilgi güvenliğinin ne kadar ciddi bir konu olduğu ortadadır.
  • Bugün, hükumet yerli otomobil için özel sektörü sıkıştırmakta ve maalesef olumlu dönüş alamamakta. Kayseri’de yerli otomobil için “tek silindirli” motor modelleri yapılmaya çalışılmakta… Sizce de biraz geç olmadı mı? Devrim arabalarını yine bir kenarda tutun.
  • Bugün F-16’ların kapalı kaynaklı yazılımları, dost düşman işaretlemesi vb gibi konular nedeniyle gündeme geldi. Kayseri Tayyare Fabrikasını kenara not alın. Özellikle İsrail ile yaşanan gerilim sonucu bu yazılımların kodları  epeyce bir meblağ verilerek alındı. Sizin olmayan kodlar, sizin olan uçaklardan daha kıymetli hale geliyor. Bilgiye hakimiyet konvansiyonel silahlara hakimiyetten daha değerli, bu bir kez daha ispat edildi,
  • Bilgi çağında en önemli güç bilgiyi işleyebilme, bu işleme imkanını sağlayabilme fırsatıdır. Pardus bu nedenle çağında yerli otomobilden daha büyük bir öneme sahiptir.
  • Pardus bu ülkenin emeğidir. İnsanlığın ortak üretimine bu ülkenin paydasıdır.
  • Pardus, bugüne kadar Dünya çapında son derece olumlu eleştiriler almış ve gururumuzu kabartmıştır. Aynı zamanda özgür yazılım konusunda dünyada konuşulan prestijli bir örnek olmuştur.
  • Pardus’un yaşaması özgür yazılımın gücünün göstergesidir. Pardus’un ölümü ise, hem Türkiye’de hem de Dünya’da özgür yazılım için çok büyük bir enkazdır, prestij kaybıdır. Altından kalkmak, bir kez daha denemek mümkün olmayacaktır,
  • Pardus canlıdır, Pardus’u seven onbinlerce kişi onu canlı kılar. Onu ortadan kaldırmak, sevenlerinin yüreğini yaralayacaktır, kimse sevdiği bir şeyi kaybetmek istemez, buna razı gelmez,
  • Pardus, devlet tarafından desteklenmektedir, vatandaşlarının kullanımına sunulduğu için kamusal yarar söz konusudur, ayrıca lisansı itibarıyla bir kamu malı sayılır. Pardus kullanıcıları olarak, dolaylı olarak bir kamu hizmeti almaktayız, tıpkı diğer kamu hizmetleri gibi, bu hizmete talep vardır, ve kesilmesi bir kamu hizmetinin kesilmesinden farksızdır,
  • Pardus bu ülkenin bir fırsatıdır. Pardus, Devrim arabalarının kaderiyle yüzleşirken, buna sessiz kalmak vebali altından kalkılabilecek bir şey değildir. Pardus tarihin sayfalarına gömülürse, bunu yaşayan bir kuşak olmak, bir özgür yazılımseverin vicdanında bir yara olacaktır. Ben bu yarayı taşımak istemiyorum!

Ben gecenin bu vakti, dağınık da olsa mücadele için “kendimce” haklı gerekçelerimi saymaya çalıştım. Şu anda Pardus’un sona ereceği, adının değişeceği veya yapısının değişeceği ile ilgili kesin bir bilgi bulunmamakta.

Elimden geldiğince durumu özetlemeye çalıştım. Daha fazla sessiz kalmayı kabullenemedim. Bekleyip görmek, belki biraz daha sağduyulu olmak daha makul olabilirdi ama atalarımız ne demiş; “Görünen köy, kılavuz istemez.”

Topluluk olarak kendimizi zor bir kışa hazırlamamız gerekiyor. Çünkü bu sefer gerçekten “Kış Geliyor”…

Mutlu günler.

Kategoriler
Pardus

LibreOffice Kısa Kısa-2…

LibreOffice ile harfler artık daha yumuşak hatlara sahip
LibreOffice ile harfler artık daha yumuşak hatlara sahip

Merhaba,

Yazmadan olmuyor diyerek, kısa notlar serime LibreOffice bacağını da ekleyeyim…

Sosyal medya çıktı çıkalı(bodoslama bir tabir oldu) gerek forumlara, gerekse günlüklere daha az yazı düşer oldu. Belirli sayıda takipçiye ulaşmak ve belirli sayıda karaktere ifadeleri sığdırmak büyük işkence doğrusu. Üstüne üstük bu yazılanlar bir şekilde kayboluyor. Oysa günlükler ile bu yazılar hem herkese hitaben hem de aranabilir ve her daim ulaşılabilir hallde merkalısını bekler halde baki kalıyor…

Yine bodoslama bir giriş ile, şöyle bir düşüncem var, bu mobil platformlar geliştikçe(tabletler, akıllı telefonlar) özellikle geek diye tabir edilen kişilerin ilgili bu alanlara kaymış bulunmakta. Paralelinde teknolojiye aç kalmış bir toplum olarak genel ilgimiz de bu aletlere yönelmiş durumda. Bu ilgi kaymasının özgür yazılım ve Linux dünyasına olan ilgiyi -katkı için zaman ayrılmasını- azaltmış gibi. Bu platformlarda hali hazırda gelen binlerce uygulama, insanımızı sadece tüketici olmaya – ki bunu çok severiz, hele hele ücretsiz ise dayanamayız-  sürüklemekte… Sadece tüketici olmak özgür yazılımın varoluşuna aykırı olmasa da gelişimini engellemekte. Bu nedenle eğer oyuncak istiyorsanız, deneyip atacağınz onlarca uygulama ile zaman kaybetmek istiyorsanız kendinize hitap eden bir özgür yazılıma -istediğiniz kadar içini kurcalayabilirsiniz- yönelmenizi öneririm.

Neyse yukarıdaki başlıktan alakasız iki paragraf için kusura bakmayın… Konuya dönersek

  • LibreOffice Hata Avlama Mevsimi(Bug Hunting Season) 28-29 Aralık 2011 tarihinde gerçekleştirilecek. LibreOffice 3.5’in çıkışı öncesi bu önemli hata giderme etkiliği ile ilgili bilgilere şu adresten ulaşabilirsiniz: http://wiki.documentfoundation.org/QA/BugHunting_Session_3.5.0.-1
  • LibreOffice 3.5’in ikinci beta sürümü çıktı: http://www.libreoffice.org/download/pre-releases/ adresinden indirebilirsiniz.
  • LibreOffice 3.5’in başlıca yenilikleri ile ilgili bilgilere şu adresten ulaşabilirsiniz: http://wiki.documentfoundation.org/ReleaseNotes/3.5
  • LibreOffice’İn gelişimi derken, şöyle bir durumu da belirmeden geçmeylim: LibreOffice ingilizce sitesinde katkı verenlerin gösterildiği güzel bir sayfa var: http://www.libreoffice.org/about-us/credits/ Bu sayfada LibreOffice kod tabanına ve The Document Foundation Wiki’sine katkı veren katkıcıların isimleri teşekkür anlamında belirtilmekte. Ne yazık ki, LibreOffice’e kod katkısı verenler arasında hiç bir Türk bulunmuyor. LibreOffice’in Türkiye’deki kullanımı göz önüne alındığında burada Türkiye’den bir ismin bulunmaması üzücü. Fatih Projesi’nde  akıllı tahtalarda LibreOffice kullanılacağı şartnamede yer almakta. Özgür yazılımdan alınanın biraz karşılığı verilmeli. Eğer siz de LibreOffice’e kod katkıcı verebilecek durumdaysanız katkı vermeniz çok iyi olur.
  • Katkı demişken LibreOffice Türkiye sayfasını yavaş da olsa genişletmeye devam ediyoruz. “Katkı Verin” sayfasını yayına aldık: http://tr.libreoffice.org/get-involved/
  • LibreOffice ile ilgili yardım alabileceğiniz bir e-posta listesi olduğunu biliyor musunuz? http://tr.libreoffice.org/get-help/
  • LibreOffice yerelleştirme çalışmalarımız aramıza yeni katılan arkadaşların da katkılarıyla hızlanarak devam etmekte. Aramıza son dönemde katılan arkadaşlar:
  • Hakan Bayık(İngilizce Öğretmeni), Birtan Yıldız(BT Öğretmeni), Barış Şekerciler(Genç Linuxsever), Tayfun Kayhan(Matematik Mühendisliği Öğrencisi).
  • Bu yeni arkadaşlarımız çok hızlı giriş yaptılar, yardım içeriğinde hali hazırda 3.000’in üzerinde kelime çevrildi. Ürün bazında baktığımızda da sevindirici bir gelişme aramıza Tayfun Kayhan’ın katılması oldu. Tayfun, Matematik Mühendisliği öğrencisi olarak LibreOffice’in Math (Matematik) bileşeninde iyi işler yapacaktır. Diğer bileşenlerden Calc ve Base için de alanında yetkin katkıcılara ihtiyaç duymaktayız. Bu alanlarda katkı verebilecek durumdaysanız lütfen geri durmayın.
  • Kullanıcı adlarından anladığım kadarıyla LibreOffice’in Pootle çeviri sistemine üye olan Türk kullanıcılar mevcut ve hatta bu kullanıcıların bazıları Pootle üzerinde Türkçe projesine de kayıt yaptırmış. Fakat, Pootle çeviri belgesinde de anlatıldığı üzere  (http://wiki.documentfoundation.org/Language/Pootle/tr#Hay.C4.B1r.21_Yapt.C4.B1.C4.9F.C4.B1m_.C3.A7evirileri_kaydedemiyorum.21), çeviri yapmak için hesabınızın yetkilendirilmesi gerekmekte. Bunun için Dil yöneticileri ile irtibata geçerek kendinizi tanıtmanız gerekmekte. Dil yöneticilerinin iletişim bilgilerine şu adresten erişebilirsiniz: http://wiki.documentfoundation.org/Language_Teams
  • Yerelleştirme çalışmalarına katılamak için işe şuradan başlayabilirsiniz:  http://wiki.documentfoundation.org/Language/tr

Şimdilik bu kadar.

Mutlu günler

Kategoriler
Pardus

Dil Bilen Katkıcı Alınacaktır…

Dil Bilen Katkıcı Alınacaktır!
Dil Bilen Katkıcı Alınacaktır!

“Bir özgür ofis yazılımın yerelleştirme projesinde yer almak üzere İngilizce bilen gönüllü katkıcı alınacaktır…”

Ne iyi ki özgür yazılım katkıcılığı ilan yolu ile yürümüyor.  Eğer öyle olsaydı yukarıdaki gibi küstah cümleler sarf etmek durumunda kalacaktık.

Ne güzel ki katkı süreçleri yukarıdaki yöntem yerine daha güzel bir yol olan davet/çağrı ve icabet yolu ile yürüyor 🙂 Bu bapta size çağrımız ve davetimiz şöyledir;

Size ihtiyaç var!
Size ihtiyacımız var!

LibreOffice yerelleştirme çalışmalarında yer almak ister miydiniz?(Diye başlamak çok daha güzel.)

Eğer siz de İngilizce biliyorsanız ve LibreOffice yazılımını kullanıyorsanız, LibreOffice’in yerelleştirme süreçlerine katılabilirsiniz.

Şu an aktif çeviri ekibimizin maalesef çok küçük. Bu nedenle çalışmaların daha da hızlanması için yeni katkıcıların aramıza katılmasını istiyoruz.

Kendi özelliklerinizden emin değilseniz “Acaba yapabilir miyim?” diye kendinize soruyorsanız, kafanızı netleştirmek adına ortalama ihtiyaçları şu şekilde sıralayabiliriz.

  • Orta veya iyi derecede İngilizce bilmek
  • LibreOffice bileşenlerinden en az birini kullanıyor olmak. (Başlangıç seviyesinde bilgi ve öğrenme isteği kafidir)

Temel yeterlilikler böyle ama asıl bunun yanında, önümüzdeki dönemde ağıtlık vereceğimiz LibreOffice Yardım içeriğinin çevirisine katkı verebilecek LibreOffice’in belirli bileşenlerinde iyi derecede bilgiye sahip kişilerin yardımına özellikle ihtiyaç duymaktayız. Şöyle ki;

  • LibreOffice Writer
  • LibreOffice Calc
  • LibreOffice için Basic
  • LibreOffice Impress
  • LibreOffice Base
  • LibreOffice Math

Uygulamalarını orta ve iyi derecede kullanıyorsanız, LibreOffice yerelleştirme çalışmaları için aranan kan sizsiniz ve size çok ihtiyaç bulunmakta 🙂

Şayet bu uygulamaları siz kullanmıyorsanız ama bunlardan bir veya birkaçını orta ve iyi seviyede bilen birilerini tanıyorsanız lütfen onu bize getirin!

Yerelleştirme çalışmaları için bilgiyi şu bağlantıdan öğrenebilirsiniz.

http://wiki.documentfoundation.org/Language/tr

http://blog.bluzz.net/libreoffice-ceviri-surecleri/

Bu bilgiler dışında aklınızdaki sorular ile ilgili benimle zeki{at}ozgurlukicin.com e-posta adresim üzerinden iletişime geçebilirsiniz.

Katılımınızı bekliyoruz!

LibreOffice özgür ofis yazılımı
LibreOffice, bütün katkılarınızı şükranla tanır!
Kategoriler
LibreOffice Rehber Yazıları Pardus

LibreOffice Yardım’ı hiç kullandınız mı?

LibreOffice gibi gelişmiş bir yazılımın belgelendirmesi olmadan tam kabul edilmesi düşünülemez. LibreOffice sezgi yoluyla öğrenilir ve kullanımı kolaydır, gündelik hayatta LibreOffice kullanan insanlar neredeyse asla kullanım kılavuzuna bakmazlar – bu, özellikle LibreOffice’e göç etmiş ve ihtiyacı olan tüm özellikleri mantıkla, tahmini kolay yerlerde bulan Microsoft Office kullanıcıları için geçerlidir.

Ayrıca, bir şeyi kontrol etmeniz gerektiğinde kullanabileceğiniz gömülü yardım sistemi sorularınızın çoğuna cevap veren değerli bir yardım kaynağıdır. Ancak yeni başlayan biri için ihtiyacı olan şeye nasıl başlayacağını adım adım öğreten bir kullanım kılavuzunun yerini hiçbir şey alamaz.*

Peki siz bugüne kadar LibreOffice Yardım merkezini kullandınız mı? Ben açık söyleyeyim pek kullanmamıştım.

Bir uygulamayı kullanırken, öğrenmek istediklerinizi kafamıza takılanları hep denemeye yanılma ve doğal etkileşimle çözmeye çalışıyoruz sanırım.

LibreOffice’in arayüz çeviri çalışmalarının tamamlanmak üzere olması(Math, Calc, Database kullanıcılarına ihtiyacımız var!) artık konstantrasyonumuzu uzun zamandır gözümüze kestirdiğimiz yardım içeriğine yoğunlaştırmamıza fırsat verdi.

Şu an LibreOffice için yardım içeriği %41 seviyesinde. LibreOffice yardım’ın devasa içeriği göz önüne alındığında bu çok büyük bir başarım demek(438.264 kelimeden178.092 kelime çevrilmiş, 260.172 kelime çevrilmeyi bekliyor). Aynı zamanda da yapılack daha çok iş var demek 🙂

Şu anda mevcut yardım ekranımız şöyle:

LibreOffice Yardım Penceresi

Sol taraftaki İngilizce başlıklar sizi yanıltmasın, bu başlıkların çeviri portalindeki yapısı farklı olduğundan gözden kaçmış, dün gece büyük bir kısmını düzelttim. Dediğim gibi çeviri seviyesi %41 olsa da yanılmayın bu çok ciddi bir Türkçe içerik demek. Umarım yakın zamanda sizlerin de katkısıyla Dünyanın dieğr büyük dilleri gibi Türkçe yardım içeriğini de %100’e taşırız.

Yardım merkezini kullanabilmek için, Pardus üzerinde libreoffice-help-tr paketi kurulu olmalı, eğer Windows kullanıcısısanız LibreOffice indirme sayfası http://tr.libreoffice.org/download/‘ndan LibreOffice 3….helppack_tr.exe isimli dosyayı indirip kurmalısınız.

Yardım Merkezini LibreOffice açıkken F1 veya uygulama menüsünden Yardım-LibreOffice Yardım yolu ile açabilirsiniz.

Yardım merkezinin yapısı çok basit.

İçerik: İçerikte, hiyerarşik olarak bütün yardım içeriği yer almaktadır. Başlık ve alt başlık yolu ile gezinebilirsiniz.

Dizin: Bu bölüm anahtar kelimelerden oluşmuş bir yapıda, burada arama yapabilirsiniz

Bul: En sevdiğim kısım, bütün yardı içeriğinde kelime temelli arama yapabilirsiniz.

Yer İmleri: Kullanılması gereken bir fonksiyon. Bir yardım sayfasındaysanız ve biraz gezinerek oraya ulaşmışsanız, bu sayfayı üst menüdeki yer imi işareti ile yer imlerinize ekleyebilir ve daha sonra bu sayfaa Yer İmleri sekmesinden ulaşabilirsiniz.

Neden Yardım?

LibreOffice Yardım Merkezi'nde Calc Sayfalarından bir örnek
LibreOffice Yardım Merkezi'nde Calc Sayfalarından bir örnek

Yardım içeriği çok önemli. Nedeni ise, o uygulama ile ilgili bütün bilgileri kullanıcıya sunmak, bütün uygulamayı tanımlamak  öğretici olmak bunun yanında da kullanıcıya çözüm sağlamak gibi temel amaçlardır.

Hiçbirimiz doğuştan bir uygulamayı, hele hele bir ofis yazılımını kullanmayı bilmiyoruz. Bunu sonradan öğreniyoruz, öğrendiğimiz kısmıysa genelde arayüzün etkileşimi ile kazandığımız çok temel seviye işlerlik oluyor. Oysa bu pek yeterli bir kapasite değil maalesef.

Günümüz iş hayatında özellikle ofis çalışanıysanız ve belgelerle uğraşıyorsanız; ofis yazılımı eliniz ayağınız demektir. İşe alınırken bile ofis yazılımı ile ilgili bilginiz bir kriter olarak değerlendirilmektedir. Peki ya yeterince bilmiyorsanız? “Ya şunu nasıl yapıyoruz, buna bir şey oldu, şu tabloda hücreleri nasıl süzüyorduk”, gibi soruaları iş yaşamında kaç defa sorabilirsiniz? Veya ihtiyacınız olan bir uygulamayı “Örneğin Database(Veritabanı) uygulamasını öğrenmeniz gerekiyorsa? Ya da daha basitinden düşünelim, bir öğrencisiniz ve ilk sunumunuzu hazırlayacaksınız, nasıl olacak peki?

İşte yardım içeriği burada devreye girmekte.  Kendi ihtiyacınızı görmek için ofis yazılımı kursuna gitmemelisiniz. Bu hem paranıza hem de zamanınıza yazık. Daha ileri seviyeler için olabilir bir gelişim yolu olsa da ihtiyacınızı gidermenin daha kolay bir yolu olmalı. İyi bir yardım içeriği sizi o uygulamaya hakim kılar, bilmiyorsanız öğrenmenize yardımcı olabilir, sorunlarınız varsa kimseye telefon etmeden bunları içerikte arama yaprak çözebilirsiniz.

Yardım içeriğinin yanı sıra, belgeleme de bir o kadar hayati. Belgelerin yazılması kadar derli toplu sunulması da uygulamanın kullanıcılarının gelişimi için çok önemli. Burada LibreOffice’in çok güzel kitapları olduğunun da tekrar altını çizelim. bu kitapların temelinde mevcut yardı içeriği yer almakta. Öyle güzel detaylı kitaplar ki, bu kitapları basılmış ve şu anda Almanya’da satılıyor.

Eğer İngilizceniz varsa ve LibreOffice özgür ofis uygulamalarının ücretsiz kitaplarına bu adresten ulaşabilirsiniz:http://www.libreoffice.org/get-help/documentation/ Bu sayede kendi kendinizi eğiterek uzmanlaşabilirsiniz.

Neyse konuyu fazla dağıtmadan LibreOffice’in dev bir yardım içeriği olduğunu tekrar edelim. Biraz detaylı gelebilir, Alman mükemmelliyetçiliği ile en küçük parçadan büyüğe doğru kapsamlı olarak hazırlanmış sanırım 🙂

Eğer İngilizceniz varsa, ve LibreOffice’e çeviri katkısı verebileceğinizi düşünüyorsanız lütfen geri durmayın,

Bu adreslerden yola çıkın:

http://wiki.documentfoundation.org/Language/tr

http://wiki.documentfoundation.org/Language/Pootle/tr

Mutlu günler.

*http://tr.libreoffice.org/belgelendirme/

Kategoriler
Pardus

LibreOffice Calc ve Çalışma Sayfası çevirisi

Not: Bu yazıyı sadece bir öneri olarak değerlediriniz. Yorumlarda sevgili Hakan Hamurcu’nun uyarısı üzerine çevirileri tekrar “Çalışma Sayfası” olarak düzeltiyorum.

LibreOffice Calc uygulamasının Türkçemizdeki karşılığını “Hesap Tablosu” olarak kullanmaktayız. Bu uygulama bünyesinde çalışma sayfaları oluşturarak hesaplama ve veri tablolama işlemleri yapmaktayız.

Bugüne kadar bu çevirileri benimsemiş olsak da, kendimce bu çevirilerde kafamda oturmayan birşeyler var(dı). Hesap tablosu kuşkusuz en iyi kullanım. Fakat “Sheet-Çalışma Sayfası” ile ilgili öyle düşünmüyorum.

Problemin nedeni, İngilizcede kullanılan Sheet ve SpreadSheet kavramlarının Türkçeye pek oturmaması. Şöyle ki;

Sheet’in karşılığı direk çeviride yaprak  ama oturaklı kullanımı “sayfa”ya karşılık gelmekte. Sayfa ise kafamızda hep “Page”in karşılığı olarak yer etmekte.

Spreadsheet ise bildiğim kadarıyla İngilizcede muhasebede kullanılan “worksheet”(Çalışma sayfası diyelim şimdilik) kelimesinin bilgisayara aktarılmış hali. (Detayı İngilizce Wikipedide: http://en.wikipedia.org/wiki/Spreadsheet#History şimdilik detaya takılmayalım)

Velhasıl kelam, şimdi burada Speadsheet’in karşılığı olarak “Hesap Tablosu” yine en iyi seçim gibi. Burada yine sorun yok. Fakat sorun Calc çevirilerindeki Sheet’in karşılığı olarak “Çalışma Sayfası”nın kullanımında. Bence buradaki “Çalışma” takısı fazlalık teşkil ediyor. Sanırım Kelime işlemcideki “Page”(Sayfa) ile karşışmaması için bu kullanım tercih edilmiş. Ama sadece “Sheet” in karşılığı olarak buna gerek yok.

Şöyle görsellerimize bakarsak:

Mevcut haller:

Mevcut LibreOffice Çalışma Sayfası sekmesi
Mevcut LibreOffice Çalışma Sayfası sekmesi (Windows)
Mevcut LibreOffice Çalışma Sayfası sekmesi-GNU/Linux-KDE
Mevcut LibreOffice Çalışma Sayfası sekmesi-GNU/Linux-KDE

Öntanımlı olarak gelen bu yerleşimde gördüğünüz gibi öncelikli olarak ciddi bir yer sıkıntısı yaratmakta. Ayrıca sekmeler arası geçme animasyonu olmadığı için hangi sekmede olduğunuzu da kaybedebiliyorsunuz. Öntanımlı gelen alt çubuk çok yer tutmakta. Farenizle tutup sağa sürüklerseniz yer açılmakta.

Kavram olarak değerlendirdiğimizde de zaten Hesap Tablosu(Spreadsheet) içinde farklı sayfalarda çalışıyoruz, bu sayfaları isimlendiriken tekrardan “Çalışma Sayfası” demeye gerek yok. Zaten İngilice orijinalinde de bunlar Sheet1, Sheet2, olarak kullanılmakta. Yazdırma ekranında da aynı şekilde kullanılmakta:

LibreOffice Calc Yazdırma Penceresi-İngilizce
LibreOffice Calc Yazdırma Penceresi-İngilizce

Neyse görüldüğü üzere, tekrardan buralar için Çalışma Sayfası ifadesini kullanmaya gerek yok.  Mevcut haliyle Calc’daki sayfa sekmeleri ciddi bir kullanım sorunu yaratmakta.

Kod yazmayı bilmiyorum, ama bu sorunu çözmek için daha doğru bir ifadeyle, bu sekme adlarının çevirilerini Sayfa olarak değiştirdim. Bu değişiklik LibreOffice 3.4.x’ün yeni çıkacak sürümü(eğer çıkarsa) ve 3.5.x serisinde yer alacak.

Yeni görünümleri şöyle olacak:

Yeni LibreOffice Sayfası sekmesi-Windows
Yeni LibreOffice Sayfası sekmesi-Windows
Yeni LibreOffice Sayfası sekmesi-GNU/Linux-KDE
Yeni LibreOffice Sayfası sekmesi-GNU/Linux-KDE

Sanırım daha iyi oldu.

Şimdi bunu niye bu kadar uzun uzadıya yazdığıma gelirsek:

1-Alışılagelmiş bir görünümü değiştiriyorum. Hatalı da olabilirim, en azından açıklama yapmış olayım.

2-Spreadsheet kavramını doğrusu merak ediyorum, doğru karşılığını bulmak, birilerinin bana öğretmesi için en azından bir fırsat yaratmak, belki de daha iyi bir kullanım bulmak kim bilir…

3-Bu sekmlerin öntanımlı hali çok kullanışsız ve sinir bozucuydu 🙂

LibreOffice yerelleştirme çalışmaklarına katılın!

http://wiki.documentfoundation.org/Language/tr

Mutlu günler.