Pardus

Ana sayfa Pardus Sayfa 2
Pardus Linux

LibreOffice’de PDF düzenlemek

İş yaşamında PDF biçimindeki dosyaları düzenleyebilmek büyük nimet, kolaylık…

Sürekli gelen taslak metinler, sözleşmeler, yazılar, bildirimler, sunumlar ve aklınıza gelebilecek birçok belge PDF(Portable Document Format) biçiminde dolaşmakta. Size gönderilen PDF biçimindeki belge üzerinde çalışmak, genel PDF okuyucunuzla yapamayacağınız bir iş. Çoğu zaman da gerekli…

Öyle ki işe ilk başladığımda, gelen PDF belgelerini döktürür, üzerine elle düzeltmeleri  ve notları yazardık, bu kağıdı taratıp ilgili kişilere tarama görüntüsü olarak gönderirdik. Gayet ilkel ve işe yarar bir yöntem… Fakat profesyonel mi? Tabiki de hayır 🙂

Mevcut belgelerinizi PDF’ye dönüştürmek kolay. Hatırlıyorum da PDF’ye dönüştürüp gönderdiğim PDF’in düzenlenmiş ve üzerine not alınmış şekilde “Jilet” gibi bana geri geldiğinde çok şaşırmıştım. “Vay arkadaş, adamlara bak…” demiştim. Oysa bu yapmak çok da büyük marifet değilmiş.

LibreOffice ile belgelerinizi ofis yazılımın içerisinden, bir eklentiye veya dış bir yazılıma ihtiyaç duymadan doğrudan PDF olarak dışa aktarabildiğiniz gibi aynı şekilde PDF dosyalarınızı Draw(Çizim) bileşeni içerisinde aktarıp bu dosyalarınızı düzenleyebilirsiniz.

Akşama, yarın akşama veya haftaya –yani müsait olduğum bir zaman– LibreOffice’de PDF düzenlemekle ilgili bir video çekeceğim.

LibreOffice’de PDF dosyalarını nasıl düzenleyebiliyoruz dersek, basitçe şöyle:

LibreOffice Draw(Çizim) ile PDF dosyasını açın. Draw bileşeni menüsünden “ “komutuyla yapabileceğiniz gibi, dosyaay sağ tıkladığınızda “Birlikte Aç…” komutuyla LibreOffice’in herhangi bir bileşenini seçtiğinizde PDF belgesi Draw bileşeninde açılacaktır. Açıldıktan sonra PDF belgesini çizim belgesi gibi düzenleyin, not alın, açılır not ekleyin, altını çizin, şema ekleyin, resim ekleyin ne isterseniz onu ekleyin… Dosyayı daha sonra yine düzenleyebilmek isterseniz odg çizim dosyası olarak kaydedebilirsiniz.

Bu işlemleri yaptıktan sonra dosyayı PDF olarak dışa alktarmak için iki seçeneğiniz var:

1- Araç çubuğundaki PDF simgesi: Bu şekilde dosyayı doğrudan PDF olarak dışa aktarabilirsiniz. Yalnız bu simge bir kolaylaştırıcı/hızlandırıcı olduğundan dışa aktarmayla ilgili ayarları bu yolu kullanarak yapılandıramamaktasınız. PDF’yi yorumlarla birlikte dışa aktarmak için ikinci yöntemi kullanınız.

2- “Dosya->PDF Olarak Dışa Aktar” yolu: Bu yolla, PDF dosyasıyla ilgili ayarları yapılandırabilirsiniz.

Burada birçok ayar bulunmakta, ama şimdilik püf nokta olan “Yorumları Dışa Aktar” seçeneğini vurgulamak istiyorum. Bu seçenek sayesinde, belgeye eklediğiniz “Açılır Notlar” PDF çıktısında da görünmekte. (Nedenini bügün işyerinde tecrübe ettim).

LibreOffice PDF dışa aktarma ayarları
LibreOffice PDF dışa aktarma ayarları

Size gönderilen ve üzerinde; işaretleme, düzeltme, not alma ve ekleme yaptığınız PDF dosyalarını  “Dosya->PDF Olarak Dışa Aktar” yoluyla dönüştürünüz. ( LibreOffice hibrit bir PDF dosyası oluşturacaktır, bu dosya ODF ve PDFnin hibritifdir) Ben denedim, Adobe Reader’da bile şahane açıldı 🙂

Kurumsal kullanıcıların/kullanıcı adaylarının dikkatine: Bu işi yapabilecek bir üçüncü parti yazılım ve bunun kurumsal kullanım maliyeti, bu ek yazılımın kurulumu kullanımı vb faktörleri de ihmal etmeyin.

Bu bile bilgisayarına LibreOffice kurmanız, kurmak istemeseniz bile bir kenarda Taşınabilir LibreOffice bulundurmanız için bir neden 🙂

Bu seçenekle açılacak iletişim kutucuğundaki diğer harika seçenekleri anlatmaya gerek yok. Malum, çeviri çalışmalarımız sayesinde anlayabildiğimiz anadilimizde, yani Türkçe 🙂

Bu küçük ipucunu tecrübe edince Twitter’dan paylayaşım dedim, sonra bunu yapmamın kimseye bir faydası olmayacağını düşünüp bu günlük girdisini yazmaya karar verdim. iyi de ettim sanırım. Daha geniş anlatımda, kolay ulaşılabilir, herkes tarafından görülebilir, daha fazla kanaldan paylaşılabilir ve en önemlisi belki Google’dan bu ilşi nasıl yapacağını arayan insanlara faydası dokunur. Twitter: 0 – Günlük: 1!

Mutlu günler.

Bir Tezin Hikayesi…

5

Yüksek Lisans tezimi Pardus üzerinde tamamen özgür yazılımlar kullanarak yazmıştım. Tezimin hikayesini Özgürlükİçin E-Dergi’nin 34. sayısı için kaleme almıştım. 

Birilerine faydası dokunur diye -en azından arama motorları ve paylaşım kolaylığı açısından- günlüğüme de aktarmak istedim. Belki bu sayede özgür yazılımla üretmek isteyen birkaç kişiye daha ulaşmış olurum…

Tıpkı başka bir Dünya’nın mümkün olduğu gibi, özgür yazılımla da üretmek mümkün! Hem de tahmin etmeyeceğiniz kadar kolay ve nitelikli şekilde…

Bir Tezin Hikayesi

Tezim - Avrupa Birliği'nde Yoksullukla Mücadele ve Türkiye'nin Uyum Sürecindeki Yeni Uygulamalar
Tezim - Avrupa Birliği'nde Yoksullukla Mücadele ve Türkiye'nin Uyum Sürecindeki Yeni Uygulamalar

Pardus, kişisel kullanımın dışında, kişisel üretim için de barındırdığı özgür üretim araçları ile bu gibi ihtiyaçlarımızı karşılamakta oldukça başarılı bir GNU/Linux dağıtımı. Bundan yaklaşık 4 yıl önce, 2007 yılında, Yüksek Lisans eğitimine başladım. İstanbul Üniversitesi’nde tamamladığım lisans eğitimimden sonra, yüksek lisans eğitimi için de tercihim yine okulum oldu. Avrupa Birliği Anabilim Dalı’nda yüksek lisans eğitimine başladıktan birkaç ay sonra Pardus ile tanıştım.

Aslında özgür yazılımla tanışmam ve özgür yazılım kullanma isteğim, biraz daha geriye gidiyor. Lisans eğitimim sırasında Firefox ve OpenOffice.org kullanmaya başlamıştım. Öğrencilik, ekonomik koşullar ve genel kabul görmüş “korsan yazılım” kültürü, bilgisayarımın işletim sistemi ve ofis yazılımı tercihimi, zoraki ve bilinçsiz bir şekilde, korsan yazılımdan yana kullanmaya itmişti. Lisansın son yılında tanıştığım OpenOffice.org, benim için bir dönüm noktası oldu. Okulda verilen ödevleri yaparken, emeğimi korsan bir yazılım üzerine dökmek beni içten içe rahatsız etmeye başlamıştı. Emek veriyordum, fakat bu emeği ortaya döktüğüm yazılımı kullanarak emek hırsızlığı yapıyordum ayrıca. Özgür değildim ve bu nedenle yaptığım çalışmalarda bu beni rahatsız ediyordu. OpenOffice.org ile tanıştığımda, Windows işletim sistemi üzerinde kullansam da, biraz rahatlamıştım ve çok daha rahat çalışabiliyordum. Lisansta çok ödevim olmasa da, yüksek lisansın başlangıcında bütün çalışmalarımı OpenOffice.org üzerinde yapmaya başlamıştım.

Aynı yıl Pardus 2007 yavaş yavaş tanınmaya başlamıştı. Birkaç forumda Pardus hakkında birkaç yazı okumuştum, ama denemeye pek cesaret edememiştim doğrusu. Bilgisayarımda Linux kullanabilmek aslında çok daha gerilerden gelen bir fantazimdi. Fakat o zamana kadar bilgisayar dergilerinden gördüğüm kadarıyla, konsol komutları sabit disk biçimlendirme işlemleri ve metin tabanlı kurulum beni çok ürkütmüştü. Pardus hakkında biraz okuyunca, Pardus’un getirdiği kolaylıklar ve son kullanıcı hedefi ve en önemlisi Türkiye’de geliştiriliyor oluşu beni cesaretlendirdi.

Pardus ile tanıştıktan sonra kısa süre içerisinde Pardus’a alıştım. Halihazırda tanışmış olduğum özgür ofis yazılımı OpenOffice.org ile araştırmalarımı, ödevlerimi halletmeye başladım. Özgür ofis yazılımının yanında, esas olarak kullandığım işletim sisteminin de özgür olması ile yukarıda bahsettiğim rahatsızlık duygusu ve kısıtlanmışlık hissi kayboldu. Özgür bir platformda çalışıyor olmak, insanlığın ortak emeği ile sanki bana kişisel olarak bir şeyler üretmem için sunulmuş bir fırsat gidiydi. Çok rahatlamıştım ve üretme hevesim çok fazlaydı. Şimdi bile özgür yazılımın kişisel üretim için sunduğu imkanları görünce aynı hisse ve şevke kapılıyorum. Sanki birileri bana sistem burada, araç burada, sen yeter ki üret diyor. Daha açıklayıcı olmak gerekirse, Mahmut Tuncer’in dile getirdiği gibi, şeker var, un var, yağ var ne duruyorsun yaklaşımı diyebiliriz.

Temel sisteme ve üretim araçlarına “özgürce” ve bir bedel olmadan sahip olduktan sonra, bu temelde kendi adıma bir şeyler yapmak bana haz vermeye başlamıştı. Bunların farkına vardığımda ise kendi kendime “Yüksek Lisans tezimi tamamen Pardus üzerinde yazabilir miyim acaba, nasıl olur ki?” diye sormaya başladım. Bu soruma “Evet, bunu yapabilirim, ben özgür bir işletim sistemi üzerinde Tezimi özgürce yazabilirim, insanlığın ortak bilgi birikimi bu imkanları bana sunduktan sonra ben neden özgür bir tez yazamayayım ki?” cevabını vermem uzun sürmedi. Ders yılı boyunca ödevlerimi ve çok olmasa da araştırma çalışmalarımı Pardus üzerinde sürdürdüm.

Ders yılını tamamlamamım ardından, malum ülkemizin işsizlik sorunu, ve diğer özel nedenler dolayısıyla yüksek lisans eğitimimin ilk tez yılını boş geçtim diyebilirim. Zaten lisans eğitimim de de benzer nedenlerle çok iyi bir öğrencilik dönemi geçirememiştim. Tez konumu belirlemem ve en önemlisi bu konuda çalışmaya başlamam bir hayli sürdü. İş bulmamın ardından, ekonomik olarak güvenceye kavuşmam, bu sayede evlenerek hayatımı sevdiğim insanla birleştirmeme vesile oldu. Bu gelişmeler, ülkemizde bir lüks olarak algılanan yüksek lisans eğitimini tamamlamak için bana güç verdi.

Tez Yazmaya Başlamak…

İlk bölümde anlattığım hikaye kısımının ardından konunun özüne dönelim… Bir akademik çalışma olan yüksek lisans tezi; belirli şekil şartlarına sahip, akademik ölçüler ve gereklilikler doğrultusunda hazırlanması mecbur olan yazılı çalışmalardır. Tezinizi daktiloda yazabileceğiniz gibi, modern teknolojiyi kullanarak bilgisayar üzerinde de yazabilirsiniz. Ben modern bir üretim seçeneği olan bilgisayarı seçtim.

Bilgisayar üzerinde bir tez yazmanız için temelde bir kelime işlemciye ihtiyaç duyarsınız. Bu kelime işlemci gelişmiş bir kelime işlemci olabileceği gibi konsol tabanlı bir metin editörü de olabilir. Bu konuda Pardus üzerinde alternatiflerini şunlar olabilir:

  1. Basit metin editörü(ör. konsol tabanlı, Kwrite, Gedit vb)

  2. Ofis yazılımları-Kelime İşlemci(ör. OpenOffice.org/LibreOffice, Kword, AbiWord vb)

  3. LaTeX editörü(ör. Lyx, Kile, Tex, Texmaker vb)

Bu seçeneklerden üçüncüsü olan LaTex konusuna kısaca değinmek gerekirse; LaTeX akademik çalışmalar için oluşturulmuş bir belge hazırlama sistemidir. Genelikle fen bilimleri ve matematik alanında kullanılsa da sosyal bilimler alanında da yoğun olarak kullanılmaktadır. Ülkemizde de birçok üniversite bu alanlarda çalışmaların LaTeX üzerinde yapılamasını tavsiye emekte ve bunun için yönerge ve rehberler yayınlamaktadırlar. Latex akademik çalışmaların dışında, kitap ve diğer çeşitli belgeleri yazmak için de kullanılmaktadır. LaTeX belgelerinin kağıt ortamında en iyi çıktıyı verdiğinin de altını çizmeyi ihmal etmeyeyim. LaTeX konusunda daha fazla bilgi için ilgilenen arkadaşlar Google, PardusWİki ve Özgürlükİçin.com’da arama kutucuğuna LaTeX yazıp detaylı bilgi edinebilirler.

LibreOffice Özgür Ofis Yazılımı
LibreOffice Özgür Ofis Yazılımı

Benim bu seçenekler arasındaki tercihim Kelime İşlemci’den yana oldu. Bu seçimi yapmamın nedeni ise o güne kadar az çok hakim olduğum bir yazılım olması ve bu yazılımların diğer seçeneklere göre bana daha kolay kullanılabilir gelmesiydi. Bu karar basit gibi görünse de, özellikle LaTeX ile kıyaslanınca zor bir karardı.

Yardımcı yazılımlar…

Tezimi yazacağım platforma karar verdikten sonra işler benim için biraz daha kolaylaşmıştı. Bundan sonra sıra tez çalışmam için ihtiyacım olan yardımcı yazılımları belirlemekteydi.

Tezim için temel oluşturabilmek için birçok makale ve kitap okumam gerekiyordu. Bu makale ve kitaplar basılı ortamda olduğu gibi elektronik ortamda da bulunmaktaydı. Elektronik ortamda bulunan kitap ve makaleler genellikle PDF ve ofis dokümanı biçimindeydi. Ofis dokümanlarının üzerinde çalışmak kolaydı, fakat PDF biçimindeki belgelerde çalışmak o kadar kolay değildi.

Bildiğiniz gibi PDF biçimindeki dosyalar, ya metin halindedir ya da salt görüntü halindedir. Metin halindeki PDF belgelerininden metini seçebilir ve ofis belgelerine aktararak üzerlerinde çalışabilir not alabilirsiniz. Fakat görüntü halindeki PDF dosyaları üzerinde çalışmak hiç kolay değildir. Windows platformunda bu dosyaları okumak için kullandığınız Adobe Reader yazılımı ile bu dosyaları sadece görüntüleyebilirsiniz. Oysa Pardus üzerinde gelen belge görüntüleyici Okular size bu belgeler üzerinde çalışmak için mükemmel araçlar sunmakta.

Okular - Özgür Belge Görüntüleyici
Okular - Özgür Belge Görüntüleyici

Okular’ın size sunduğu en önemli özellikleri, PDF dosyaları içerisinde yer imleri koymak, önemli yerlerin altını çizmek, buraları serbest biçimde işaretlemek ve not almak olarak sayabilirim. Salt görüntü halindeki PDF dosyaları üzerinde not alabilmek, ve çalıştığınız bütün PDF dosyaları üzerinde aldığınız notları ve yer imlerini tek pencereden görebilmek, bu notlara hızlıca ulaşabilmek mükemmel bir şey! Okular ile bir PDF dosyası açın ve F6 tuşuna basarak neler yapabileceğinizi kendi gözleriniz ile görün derim!

Ben Okular belge görüntüleyicisinin yanında, Okular’a göre çok daha hızlı olan bir belge görüntüleyici olan Evince yazılımını aslında daha fazla kullandım. Okular nedense birkaç belge ile aynı anda çalışırken, özellikle görsel olarak zengin belgelerde performans düşüklüğü yaratıyor. Evince ile PDF dosyalarını çok daha hızlı ve kolay görüntüleyebiliyorsunuz.

KNotes- KDE Masaüstü Notları
KNotes

Belge görüntülemenin dışında, çok önemli bir ihtiyaç ise not tutmak. Pardus üzerinde gelen masaüstü notları çok işe yarıyor. Notlarınızı daha organize olarak tutmak isterseniz, Basket yazılımı tam sizlik. Bir diğer alternatif ise notlarınızı bir ofis belgesinde tutmak. Ben bu üç yöntemi de kullandım. Hızlı notlar için KNotes masaüstü notlarını, planlama için Basket’i ve kontrol için ise ofis belgelerini not tutmak için kullandım.

Biraz ileri teknoloji…

Belge yazmak, görüntülemek, not almak temel düzeydeki yazılımlar ile başarılabilecek işlerdi. Ama araştırma sürecini daha hızlandırmak için biraz ileri teknolojiye ihtiyaç duymaktaydım. Bilgisayarımdaki kayıtlı tüm belgelerin içine tek tek girmek, sayfalarca belge arasında bir kavramı aramak, bu işin nasıl olacağı doğrusu kafamda bir soru işaretiydi. Google’de arama yapmak bildiğiniz gibi bilgisayar yerelinde arama yapmaktan çok daha kolaydı. Ama benim bilgisayarımda topladığım belgelerin içeriğinde de arama yapabilmem gerekirdi.

Nepomuk - Semantik Masaüstü Aracı
Nepomuk - Semantik Masaüstü Aracı

Bu noktada devreye ileri teknoloji ürünü olan Nepomuk ve Strigi servisi girdi. Belgelerimi tuttuğum dizini Nepomuk ve Strigi servisine indekslettirdim. Nepomuk sayesinde bu dosyalara etiketler koydum, işime ne kadar yaradığına göre ise dosyaları 5 yıldız üzerinden oyladım. En önemli kısım olan dosya içeriğinde arama işlemini ise Strigi ile hallettim. Dolphin’de arama kutucuğuna aramak istediğim kelimeyi yazdığımda bu dosya adında ve içeriğinde o kelimeyi içeren bütün belgeler karşıma çıktı. Bu sayede araştırma sürecim çok hızlandı. Onlarca dosya ve binlerce sayfa arasından bir kelimeyi, bir terimi daha kolay olamazdı doğrusu.

Zotero, Çok Büyük İhtiyaç!

Zotero - Yeni nesil Araştırma Aracı
Zotero - Yeni nesil Araştırma Aracı

Tezlerin şekil şartlarına tabi olduğunu belirtmiştim. Bu şartlardan en önemlisi ise tezlerde kullanılan dipnotlar ve kaynakça kısımlarının bulunması. Tezi yazarken yararlandığınız onlarca kaynağı doğru şekilde belirtmelisiniz ve doğru biçimde tezinizde yer vermelisiniz.

Tez yazarken kullandığım OpenOffice.org(ve daha sonra LibreOffice yazılımı), dipnot ve kaynakça konusunda kendi iç araçlarına sahipti. Bu araçlar maalesef tıpkı Microsoft Office Word yazılımındaki gibi bu alanlarda zayıftı. Öntanımlı olarak gelen dipnot ve kaynakça biçimlendirmesi kişiselleştiremiyor ve toplu hale kontrol edilemiyordu, aynı zamanda geriye dönüp bu girdileri düzenlemek ise hiç kolay değildi. Basit olarak zamanınız var ise manuel dipnot girişi ve kaynakça oluşturabilirsiniz. Bunun yanı sıra çevrimiçi hizmetleri kullanarak bu ihtiyacınızı giderebilirsiniz.

Maalesef bu yöntemlerin hiçbiri bana makul gelmedi. Bu konuda araştırma yaparken, belki de tezim için en önemli araç olan Zotero ile karşılaştım.

Zotero, akademik alanda çalışan insanlar için bulunmaz bir nimet! Sundukları ile sizi çok büyük sıkıntılardan kurtaran mükemmel bir uygulama.

Firefox candır!
Firefox candır!

Zotero temelde bir Firefox uygulaması. Ofis yazılımız ile iletişim kurup bilgisayarınızdaki veya internette gezinirken karşılaştığınız bir eseri kütüphanenize almanızı, akademik biçemde olarak kaynak gösterebilmeniz için gerekli bilgileri kolayca girerek bu kaynakları elinizin altında tutabileceğiniz bir uygulama. Zotero sadece bununla sınırlı kalmayarak, araştırma yapanlar, kitap, belge, kılavuz yazanlar için bulunmaz nimetler sunuyor. Zotero ile araştırma yapmak, kaynak toplamak ve kütüphane oluşturmak çok kolay.

Zotero’nun sunduğu imkanlar bununla da sınırlı kalmıyor. Sunduğu ücretsiz üyelik servisi ile, kütüphanenizi, notlarınızı ve dosyalarınızı(100MB’a kadar ücretsiz) Zotero sunucusu ile eşleştirebiliyorsunuz. Bu sayede tez çalışmalarınıza internete bağlı olan herhangi bir bilgisayardan da devam edebiliyorsunuz. Bu servisin sağladığı en önemli özellik ise, veri güvenliği. Düşünsenize, çalışmanızda kullanmak için yaklaşık 100 eserlik bir kütüphane oluşturdunuz, hepsinin eser adından tutun, basım yılı, yayınevi çevirmeni gibi gerekli bilgilerini yazdınız. Ya bilgisayarınıza bir şey olursa, ya bunca veri ve veri bilginiz giderse, ya bilgisayarınız çalınırsa? Zotero, sizin için bu senkronizasyonu otomatik olarak yaparak sizi büyük bir sıkıntıdan kurtarıyor.

Zotero’yu kısaca tanıttıktan sonra, Zotero’yu Pardus üzeridne nasıl kullanılacağına değineyim. Zotero dediğim gibi bir Firefox eklentisi, Zotero’yu kendis sitesinde kolayca indirip yükleyebilirsiniz. Zotero’yu Firafox’a kurduktan sonra, yapılaması gereken önemli bir iş kalıyor. Zotero ve Kelime İşlemci’yi birbirine bağlamak. Bunun için, Zotero’nun kendi sitesinden kelime işlemciniz için uygun eklentiyi bulup kuruyorsunuz (http://www.zotero.org/support/word_processor_plugin_installation) Pardus 2011 için Zotero 2.1 ve Zotero 2.1 için OpenOffice.org/LibreOffice eklentisini seçebilirsiniz. Bu eklentileri kurduktan Firefox yeniden başlayacak ve yeni bir pencerede Zotero yapılandırma ekranı ile karşılaşacaksınız. Hiçbir ekstra ayar yapmadan “İleri” düğmesine tıklayarak kurulumu tamamlayabilirsiniz. LibreOffice programını açtığınızda araçlar çubuğunuzda Zotero araç çubuğunu göreceksiniz. Pardus 2009 üzerinde nasıl kurulum yapılacağı konusunda ise PardusWiki’deki Zotero maddesine bakabilirsiniz.

Zotero araç çubuğunu, çok basit bir kullanıma sahip. Sadece 7 tane düğmeye sahip bu düğmeler sırasıyla; Başvuru(Dipnot) ekle, Başvuru(Dipnot) Düzenle, Kaynakça(Bibliyografya) ekle, Kaynakça(Bibliyografya) düzenle, Yenile ve Zotero alan kodunu temizle. Daha kolay bir menü olamazdı doğrusu… Eser Bilgilerinizi Firefox üzerinde oluşturun, internette gezerken eser toplayın, tek tıkla bunları dipnot olarak ekleyin, tek tıkla kaynakça oluşturun, tek tıkla bütün belgelerinizi güncelleyin.

Bir belgede Zotero düğmelerine ilk kez tıkladığınızda size belgenizde hangi dipnot ve kaynakça sitili kullanmak istediğinizi soracaktır. Öntanımlı olarak dünyada yayıgın olarak kullanılan Modern Language Association, Harvard Reference Format, American Sociological Association, Chicago Manual of Style gibi birçok biçim karşınıza çıkmakta. Eğer okulunuz bu biçemleri öneriyorsa listeden seçip hemen atıf yapmaya, dipnot koymaya ve kaynakça oluşturmaya başlayabilirsiniz. Fakat benim okulum gibi okulunuz bu biçemler dışında bir biçem istiyorsa yapabileceğiniz iki şey bulunmakta. Birincisi, Zotero’nun sitesinden ekstra biçimler indirebilirsiniz, binlerce biçim sizin kullanımınız için Zotero Biçim Deposunda(bu adreste http://www.zotero.org/styles ) sizi bekliyor, buradan biçim önizlemelerini de görebiliyorsunuz. Eğer şanslıysanız okulunuzun istediği biçimi buradan tek tıklama ile (“Install”) kurabiliyorsunuz. Eğer istediğiniz biçim burada da yoksa Zotero size bir alternatif daha sunuyor. Bu ikinci seçenekte, kendi biçiminizi kendiniz oluşturabiliyorsunuz. Bu ikinci seçenek için Zotero size bu işi nasıl yapacağınız konusunda bir belgeleme sunuyor, belgeleme İngilizce (http://www.zotero.org/support/dev/citation_styles), biraz XML biliyorsanız, diğer stillerden de kopya çekerek kendi stilinizi oluşturabilirsiniz.

Ben, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü tez hazırlama yönergesine göre kendi Zotero stilimi kendim oluşturdum. Elimden geldiğince doğru yapmaya çalıştım, bazı yerlerde küçük sıkıntıları olsa da işimi gördü. Bu biçim dosyasını http://bluzz.net/tezim adresi altında bulabilirsiniz.

Zotero konusununda son olarak, Zotero’nun çok güçlü bir araştırma aracı olduğunun altını tekrar çizmek isterim, kendi sitesinden izleyebileceğiniz tanıtım videolarında da görebileceğiniz gibi, çok yetenekli ve zeki bir araç. Basit düzeyde bireysel kullanımın yanı sıra, bir araştırma grubunda çalışıyorsanız, ortaklaşa çalışma ve konusunda da araştırma grupları kurarak veya hazır gruplara katılarak ortak kütüphaneler oluşturup bu kütüphanelerden ve notlarından faydalanabiliyorsunuz. Diğer taraftan Sosyal Paylaşım paralelinde, Zotero kullanan kişileri ve çalıştıkları disiplinleri(bilim dallarını, ilgi alanlarını) görebiliyorsunuz. Örneğin Makine Mühendisliği veya Nöroloji konusunda araştırma yapıyorsanız, yurt dışında sizinle aynı alanda çalışabilen kişileri ile Zotero üzerinden iletişime geçebilir, kaynakça paylaşımında bulunabilirsiniz. Bu da gerçekten bulunmaz bir nimet, özellikle ülkemizde yurt dışındaki kişiler ile irtibata geçmenin zor olduğunu göz önüne alınca, üretimi ve araştırmayı paylaşmak Zotero’nun bize sunduğu çok güzel bir imkan.

Son Söz….

LibreOffice Özgür Ofis Yazılımı
LibreOffice Özgür Ofis Yazılımı

Yukarıda bahsettiğim araçlar özellikle Zotero, tez yazım sürecimi inanılmaz kolaylaştırdı. Zemberek imla denetimi ile tez genelinde yazım denetimi sağladım. OpenOffice.org/LibreOffice Calc ile tablolar, çizelgeler ve grafikler oluşturdum, bunları kolayca Kelime işlemci içerisinde kopyaladım, ve kelime işlemci içerisinde de düzenleyebildim. Bazı ham veri, virgülle ayrılmış veri(CSV)’leri çevirmede Gedit’i kullandım. PDF dosyalarını birleştirmede, kesmede sevgili Fırat Özgül’ün yazmış olduğu Harman yazılımını kullandım. Elbette ara ara yaşadığım sorunlar, hatalar oldu. Sorunları çözmem zor olmadı, hatalar içinse hata kaydı girdim. Hatta bazı iyileştirme önerilerinde de bulundum. Tezimi yazmaya başladığımda OpenOffice.org kullanırken, tezimi yazarken yaşanan gelişmeler neticesinde tezimi, LibreOffice kullanarak bitirdim. Bu süreçte LibreOffice yerelleştirmeleri için çalışmalara katıldım, LibreOffice’in bugün %100 Türkçe bir arayüz ile karşımıza gelmesine katkı verdim, tr.libreoffice.org sitesi için çalışmalarda bulundum.

Tez yazım sürecimde, ne Pardus ne de kullandığım diğer özgür yazılımların hiçbiri beni yarı yolda bırakmadı! OpenOffice.org ara ara çökse de belgelerimi hep kurtardı, LibreOffice’de ise (Knazar değmesin!) henüz çökme yaşamadım. Bu açıdan Pardus ve üzerinde gelen yazılımlarda emekleri geçenlere çok teşekkür ediyorum.

Tezimi tamamen, Pardus üzerinde, başka bir platform veya bir araç kullanmadan yazmak benim hayalimdi. Bunu gerçekleştirebildiğim için çok mutluyum. Pardus’un bir üretim platformu olduğunu sürekli belirtmekteyim. Bilgisayarın sadece internet ve eğlence aracı olmadığını bir üretim aracı olduğunu tekrar belirmek isterim. GNU/Linux’un insanlara sunduğu fırsatlardan yararlanarak benim de kendimce bir ürün ortaya koyabilmem, bunun kabul görmesi beni manevi açıdan çok mutlu etti.

Eğer siz de akademik alanda araştırma yapıyorsanız, bu araştırmalarınızda ve tez çalışmalarınızda Pardus kullanmanızı şiddetle öneririm. Yukarıda bahsettiğim bütün yazılımlar ve size sunduğu ileri teknolojiler ile Pardus araştırma alanında diğer rakiplerinden geride kalmıyor!

Son olarak bu süreçte içimde kalan bir iki husustan bahsedeyim. Birincisi tezimi yazarken kullandığım yazı tipi, tez yönergesine uyun bir seçim yaptım, seçenekler arasından Times New Roman karakterini seçtim, alternatif olarak özgür bir yazıtipi olan Liberation Serif’i seçebilirdim, veya Arial yerine Liberation Sans’da seçimim olabilirdi. Gerek zaman gerekse bu tiplerin döküm alacağım bilgisayarlarda nasıl görüntüleneceğini bilmediğimden bu şekilde yapmak durumunda kaldım. Ama biraz daha zamanım olsaydı, yazıtipini değişik kullanmak isterdim.

İkinci olarak ise, gerek okulumun sitesinde, gerekse YÖK tez bankası ve Tez yönergelerindeki anlatımların tamamı Windows sistemleri üzerinde kullanılacak uygulamalar ile ilgili, biraz zamanım olsaydı bu yönergeleri Linux üzerinde kullanılacak yazılımlar ile değiştirip paylaşmak isterdim. Maalesef bunları yetiştiremedim.

Yapabildiğim şey, modern yazılımlar ve araştırma araçları ile Pardus’u bir araya getirebilmek ve bununla bir Tez ortaya koyabilmek oldu. Bu sayede Pardus’un araştırma alanında da kullanılabileceğini ve diğer sistemlerden hiçbir eksiği olmadığını gösterdiğim düşünüyorum.

Umarım yakın zamanda, Pardus üzerinde hazırlanan diğer tezleri, Pardus üzerinde yazılan kitapları ve eserleri görebiliriz.

Bu yazıya konu olan “Avrupa Birliği’nde Yoksullukla Mücadele ve Türkiye’nin Uyum Sürecindeki Yeni Uygulamalar” konulu tezimin bu yazı ve e-dergi’nin bu sayısına özel sürümünü http://bluzz.net/tezim adresinde bulabilirsiniz.

Merkalıları için Bağlantılar:

1-Libreoffice (http://tr.libreoffice.org)

2-OpenOffice.org(http://www.openoffice.org.tr)

3-Zotero, (www.zotero.org)

4-Okular, (http://tr.pardus-wiki.org/Okular )

5-BasKet, (http://tr.pardus-wiki.org/BasKet)

6-Knotes, (http://tr.pardus-wiki.org/KNotes)

7-Nepomuk, (http://nepomuk.semanticdesktop.org/)

LibreOffice kullanan Kurumlar, Kuruluşlar ve Üniversiteler

4

LibreOffice’e veya Linux’a geçmek için belki de en önemli cesaret verici etken bu yazılımları kullanan diğerlerini görmek, “Onlar kullanabiliyorsa neden olmasın?” demek…

LibreOffice kullanan kurumlar, kuruluşlar ve üniversitelerin bir listesini yapmak epeydir aklımın bir köşesinde duran yapılacak işlerden biriydi.

Sevgili Necdet Hoca’nın Micrsoft ürünleri kullanmanın nasıl zorlayıcı sonuçlara sebep olabileceğini güzelce anlattığı Microsoft’un Üniversitelerle Savaşı başlıklı yazısından sonra bu işi ön sıralara almaya karar verdim. Bu yazıya M. Fatih Uluçam tarafından yazılan şu yorum ise yavaş da olsa bu işin bir ucundan tutmanın vaktinin geldiğini işaret etti:

Batman Üniversitesi’nde Rektör’ün 02.03.2010 Gün ve /79 sayılı yazısı ile Libre Office kullanılmaktadır. İdareciler konuya el atarlarsa konu hallolur kanaatindeyim.

Konuyla ilgili bildiğim iki sayfa var;

-OpenOffice.org zamanından kalma “Büyük OpenOffice.org Kurulumları”: http://wiki.services.openoffice.org/wiki/Major_OpenOffice.org_Deployments

-OpenOffice.org.tr – Kullanan Kurumlar:

http://webcache.googleusercontent.com/search?q=cache:yo5naaxezDEJ:www.openoffice.org.tr/content/view/14/40/+&cd=1&hl=tr&ct=clnk&gl=tr (OpenOffice.org.tr nedense Apache OpenOffice anasayfasına yönlendirilmiş, o nedenle listenin bir yedeğini alıp Google Önbellek bağlantısını vermek durumundayım)

***

LibreOffice için böyle bir sayfa hazırlarsak çok iyi olur diye düşünüyorum.

Eğer siz de geniş ölçekte LibreOffice kullanan Kurum, Kuruluş veya Üniversiteleri biliyorsanız, bu yazıya yorum yazabilir veya bana (zeki[at]ozgurlukicin.com) bir e-posta posta atarak iletebilirsiniz. (Kaç bilgisyarda kullanıldığı, ne zaman göç edildiği, ne kadar tasarruf edildiği gibi ek bilgileri paylaşırsanız süpersonik olur)

Haberdar olmak iyidir 🙂

Bu kadar lisans maliyetini tansiyonunuz kaldırmıyorsa, tassarruf için LibreOffice'e geçin
Bu kadar lisans maliyetini tansiyonunuz kaldırmıyorsa, tassarruf için LibreOffice'e geçin!

Elbette vurgu maliye olsa da; özgürlük, güvenlik, kişiselleştirme(özellikle çoklu kurulumlarda) LibreOffice’e geçmek için başlıca nedenlerden birkaçı… 

Meraklısına: Tüketicinin Gözünden: http://blog.bluzz.net/tuketicinin-gozunden/

LibreOffice işleri ve gelecek…

3

Geçtiğimiz hafta benim için yoğun geçti. Gündüz iş yoğunluğu akşamları ise bilgisayardan uzak durmaya çalıştım. Fırsat buldukça -azar azar da olsa- LibreOffice ile ilgili yapılacaklar listesindeki işlere zaman ayırdım. Buradan eşime bana gösterdiği anlayış için de teşekkür edeyim:)

Zaman kıymetli olunca bir kez daha gördüm ki sosyal medya zaman kaybı yaratıp üretkenliği azaltıyor. Fazlası size birşey katmıyor. Günde 1 kere bakın geçin 🙂

Neyse, konuya dönelim… Bildiğiniz gibi LibreOffice için yapılacak çok şey var. Henüz doğru düzgün organize olamamış olsak da elimizden geleni yapmakla mükellefiz. Umuyorum ki yakın zamanda açacağımız Türkçe LibreOffice forumu sayesinde hem kullanıcıların birbirlerine destek olabileceği hem de LibreOffice Türkiye topluluğunun temellerini atabileceğimiz bir platforma sahip olacağız. Yapılacak o kadar çok iş var ki…

Haftayı özetleyelim:

  • Bundan on gün önce LibreOffice Türkiye sitesi ile ilgili yapılacakların listesini kendimce çıkardım. http://listarchives.libreoffice.org/tr/users/msg00018.html. Bu listedeki birçok işi sağolsun Ayhan Yalçınsoy’un büyük katkılarıyla yaptık ve eksik olan birçok sayfa yayına girdi. Bunlar:
  • Forum kurulacak(LKD ile bu konuda temastayız, umarım bir an önce Türkçe bir foruma kavuşuruz)
  • Özellikler sayfası geliştirilecek: Writer dışındaki bileşenlerin sayfaları oluşturulacak
  • Kurulum ile ilgili sayfalar çevrilecek(Sıkça sorulan sorular, kurulum rehberi vs)
  • Katkı verin sayfası zenginleştirilecek
  • Bozuk ifadeler vesaire düzeltmeler yapılacak, Belgeleme sayfasındaki
    bağlantılar güncellenecek vs.

Bunların dışında, çeviri ve belge yazma işlerine katkı verecek Calc ve Base gibi özel bileşenlerde uzmanlaşmış kişileri yana yakıla arıyoruz…

Şimdiye kadarki ve bundan sonraki yaptığımız işler neredeyse tamamen yerelleştirme ile ilgili şeyler. Peki ya üretmek? Bu konuda bir şeyler yapabilir miyiz diye hep düşünüyorum… Sanırım bunu biz yapamayacağız. LibreOffice’in güzel bir katkı verenler sayfası mevcut: http://www.libreoffice.org/about-us/credits/ Bu sayfada bugüne kadar katkı verenlerin isimleri mevcut (OpenOffice.org kodları LibreOffice’e aktarılanlar da dahil). Katkılar iki türlü listeye alınmış: Kod(commit) ve TDF wiki katkısı.

Listede gördüğüm Türkiye’den kod katkısı vermiş sadece iki isim var:
Gökçen Eraslan ve Görkem Çetin

TDF wikisine katkı veren ise:
Bendeniz, Hakan Hamurcu ve Ali Işıngör

Kullandığımız, sevdiğimiz, sevmesek de elimizdekinin en iyisi olan LibreOffice’in gelişimine bu kadar az katkıda bulunmuş olmak doğrusu beni utandırıyor. Aslında utanması gereken ben miyim orası da tartışılır… Kod yazmayı bilsem eminim katkıda bulunurdum.

Ülkemizde maalesef değişik bir futbol seyircisi haliyle özgür yazılım destekçiliği yapıyoruz. Ne olması gerektiği, nasıl yapılması gerektiği gibi konularda inanılmaz beyinlerimiz var. Sürekli fikir üretip ortaya sürüyoruz. Hepimiz teknik direktör, proje yürütücüsü, yönetim kurulu üyesi gibiyiz… Ama ne kadar üretken olduğumuz konusunda ise acı tablo -anlayanın- suratına sert bir tokat gibi yapışıyor.

Yukarıdaki listedeki sayfalardan biri “Geliştirici” sayfası. Yalın bir sayfa ve şu an belki de en işe yaramayacak sayfa. Çünkü bugüne kadar tanıdığım Türkiye’deki özgür yazılım camiası buna elbette ilgi göstermeyecek. Ama eminim LibreOffice ile ilgili çok önemli fikirler üretmişlerdir.

Hepimiz, gerek bireysel kullanımda gerekse kamu alanında özgür yazılıma göç konularını önemsiyoruz, fakat nedense özgür yazılımın amiral gemilerinden biri olan LibreOffice’e bir türlü sahip çıkamıyoruz, ondan aldığımızı ve ondan beklediğimizin karşılığını vermiyoruz. Geçenlerde yayınlanan şu tabloya bakalım:

Sayılarla TDF - LibreOffice kod bilgigrafiği
Sayılarla TDF - LibreOffice bilgigrafiği

Sadece aktif çeviriciler listesinde varız. Geri kalan esas üretim süreçlerinde ise yokuz.

Ee peki nasıl olacak? Şöyle olacak, biz bunu yapmayacağız… Biz bu işi yapamadık… Koca ülkede yetkin(yetişmiş) özgür yazılımcılarımız, LibreOffice’in yola çıktığı 1.5 yıllık süreçte bu işeişe dahil olmadılar. Kızmıyorum kimseye, ama ben özgür yazılımı destekliyorum diyen ve bunu başarabilecek kişilerde bu projeye sahip çıkmak ve dahil olma refleksi yokmuş. Bu refleks olmadıktan sonra bu saatten sonra da bu kişilerin bu projeye dahil olacağını açıkcası sanmıyorum.

Peki ne yapacağız diye sorarsak… Bizim nesil, sadece LibreOffice’de değil diğer özgür yazılım projelerinde başarısız olduk. Bugün bir Brezilya gibi OpenOffice-LibreOffice’i alıp götürebilirdik…. Ama bizden sonraki nesil, yani 20’li yaşların başlarındaki öğrenme, yapma hevesi ve zamanı bulunan gençler bu işi yapabilir. Öyle hızlı değil, bir kaç seneye bu işe dahil olabilirler diye düşünüyorum.

Bundan sonra, kendi adıma yapacağım işlerden en önemlisi, gençleri, özellikle Bilgisayar bilimlerinde(yazılıma ilgili) okuyan gençleri bu projeye dahil edecek çalışmalarda bulunmak. Bunun için çok bir şey yapamam. Ne üniversite gezip seminerlerle anlatacak zamanım ve imkanım, ne de başka organizasyonlar…. Yapabileceğim tek şey mektup yazmak…

Üniversitelerin yazılım ile ilgili öğrenci klüplerinin bir listesine ulaşırsam(LKD’de var mıdır bilemedim veya oluşturursam) aynı şekilde bu işe dahil olabilecek öğrencilerin okuduğu Fakültelerin iletişim bilgilerini bulabilirsem, e-posta veya kağıt mektuplar ile gençleri bu özgür yazılım projesinin macerasına davet edeceğim. Bu konuda irtibat sağlayabilirseniz zeki[at]ozgurlukicin.com adresinden bana ulaşırsanız sevinirim.

Ya bu neden önemli, yapıyorlar, işte çevirip kullanıyoruz diyebilirsiniz. Ama öyle değil, yarın Türkçe yerel ile ilgili LibreOffice kodlarında bir sorun veya ihtiyaç olsa ne yapacağız? Bir tek aktif Türk geliştirici olmadan LibreOffice’in bu ülkede yaygınlaşması pek sağlıklı olmayacak.

Bu işi bir şekilde çözmeliyiz. Bu listede aktif Türk geliştiriciler olmalı. Eminim ki bizim ülkemizde de bu kodları yazabilecek, hatta şunun şurası yanlış şöyle olmalı, şöyle yaparsak daha iyi olur, şu özellik şöyle kolayca eklenir diyebilecek ve birçoğundan iyi bilgiye sahip insanlarımız var. Bu kişileri aktive edemedik ama yakın gelecekte daha da yetenekli, daha zeki daha özgür yazılımcı gençler gelecek ve bu projeye dahil olacaklardır. Bundan umutluyum.

Mutlu günler.

Taşınabilir LibreOffice: Büyük Nimet!

Taşınabilir LibreOffice ile özgür ofis yazılımınız her daim yanınızda!
Taşınabilir LibreOffice ile özgür ofis yazılımınız her daim yanınızda!

Kasım ayında Taşınabilir LibreOffice’in güzelliği ile ilgili bir yazı yazmıştım:
http://blog.bluzz.net/libreoffice-portable-ile-ozgur-ofisiniz-cebinizde/

Taşınabilir LibreOffice ile özgür ofis yazılımınız her daim yanınızda!
Taşınabilir LibreOffice ile özgür ofis yazılımınız her daim yanınızda!

Bugüne kısmetmiş, LibreOffice Türkiye sitesinde Taşınabilir LibreOffice sayfasını oluşturdum: http://tr.libreoffice.org/download/tasinabilir-libreoffice/

Taşınabilir LibreOffice Windows üzerinde çalışmakta. Ama şu bir gerçek ki böyle bir uygulamaya en çok ihtiyaç duyan, biz Linux kullanıcılarıydık, şimdi ise bu güzel araç sayesinde USB belleklerimizde bulunduracağımız bu taşınabilir uygulama ile, belgelerimizi başka bilgisayarlarda olması gerektiği gibi açacağız.

Bazı neden ve durumları Kasım ayında yazdığım günlük yazısında yazmıştım. Derkli toplu hali ise http://tr.libreoffice.org/download/tasinabilir-libreoffice/.

Taşınabilir LibreOffice’in bir diğer özelliği ise, insanları LibreOffice ile tanıştırmak için güzel bir imkan sunması. Özellikle belgeleri PDF olarak dışa aktarmak ve PDF dosyalarını içe aktarıp düzenlemek müthiş özellikler.

Size tavsiyem Taşınabilir LibreOffice’i bir kenarda bulundurmanız, olmadı aklınızda bulundurun, lazım olunca internetten kolayca indirip kurabilirsiniz.

***

Bu arada PortableApps.com sitesinde sevdiğimiz bildiğiniz uygulamalar da mevcut 🙂 Geçen gün iş için lazım oldu Gimp’in taşınabilir sürümünü indirip kurdum, işimi gördüm, havamı attım 🙂 Sadece USB Değil, sabitdiskinizdeki herhangi bir dizine de kurulum yapabilirsiniz.

***

LibreOffice ile ilgili yapılacak çok işe var, katkı vermek isterseniz, bir kısım işleri şurada yazdım: http://listarchives.libreoffice.org/tr/users/msg00018.html

Desteklerinizi bekleriz.

zeki[at]ozgurlukicin.com adresinden bana ulaşabilirsiniz. Bunun yanı sıra Türkçe e-posta listemize de üye olabilirsiniz:

Üyelik için users+subscribe@tr.libreoffice.org adresine boş bir e-posta gönderebilirsiniz. Listenin arşivlerine ise http://listarchives.libreoffice.org/tr/users/ bağlantısı ile ulaşabilirsiniz.

Mutlu günler.

Neden günlük yazmıyorsunuz!

3
Neden günlük yazmıyorsunuz!
Neden günlük yazmıyorsunuz!
Neden günlük yazmıyorsunuz!
Neden günlük yazmıyorsunuz!

Nedense bir türlü yazmayı alışkanlık haline getiremedi Türkiye’deki özgür yazılım topluluğu… Eskiden ara ara bir şeyler karalanırdı, şimdi ise twitter vb sosyal medya araçlarındaki kısıtlı(140 karakter) ve sınırlı sayıda kişiye ulaşabilen ifadelerden başka bir şey yok. Topluluğu bu şekilde sosyal medyadan takip etmek doğrusu çok zorlayıcı oluyor…

Kendisini topluluğun parçası hisseden birisinin, özgür yazılımla ilgili kısa twitler yollamasının yukarıdaki durumdan ötürü pek de bir manası kalmıyor. İşin magazini dışında(o bunu çıkarmış, buna cici demişler vb) bir paylaşımı da bulunmamakta. Ki bu bilgiler, bir süre sonra hızlıca yok olmakta.

Ayrıca, topluluk olarak üretmemizde, bu kaybolan kısıtlı ve sınırlı iletiler bugüne kadar bir fayda sağlamadı.

Bolca yazalım, düşüncelerimizi paylaşalım, yaptığımız şeyleri, bunların nasıl yapıldığını, yapamadıklarımızı anlatalım. Yapacağımız işlere destekçi arayalım, birbirimize vereceğimiz haberleri 140 karakterden fazlasıyla yapalım.

Bu en azından birbirimize 140 karakterden daha fazla saygı ve birliktelik hissettiğimizi gösterir.

Unutmadan, illa özgür yazılımla ilgili yazmaya da gerek yok, unutmayın ki tıpkı sosyal medyada yazdıklarınızı takipçilerinizin okuduğu gibi, gezegenlere düşmeyen yazılarınızı da elbette birileri okuyor.

İlla ki süper teknik şeyler yazmanıza gerek yok, hayattan, ufak şeylerden(eğlenceli olursa daha güzel tabi:))

Zamanım olmuyor, demeyin, illa destan yazmanıza gerek yok. Kısa bir yazı, belki 15 dakikanızı alacak. Bu, twitter’da kaybolup gidecek onca yerli-yersiz güncellemeyi okumaya harcanan zaman ile kıyaslandığında inanın çok kısa bir süre.

Söz uçar yazı kalır, twitler uçar günlükler kalır…

Mutlu günler.

Türkçe PiSi Belgelerine ve Kitabına Olan İhtiyaç

0

Pardus’un dününden bugününe konuşulan konuların başındadır hep PiSi paketleri…

Neden bu paket sisteminin yapıldığı, neye yaradığı, bunun tekerleği yeniden icat etmek mi yoksa yoğurttan sonraki en büyük Türk icadı olması mı? bunlar hep konuşuldu durdu…

Bugün gelinen noktada en büyük şikayet depolardaki paket sayısının azlığı. Diğer husuları geçtim, yorumlarda da bunları tartışmamak adına, hali hazırda tartışılan iki yer var, dileyen oraya buyursun.

Soruna gelirsek, depodaki pisi paketi sayısının azlığında bence iki temel sorun vardı:

1- Dışardan bir türlü istenilen katkının alınamaması(Katkıcılar ile çekirdek geliştiriciler ve proje yönetimi arasındaki “müzikal” sorunlar vs… Bu bu yazının konusu değildir)

2- PiSi paket sistemi ve paketleme ile ilgili yeterli belgelemenin olmayışı.

Bu yazıda bu ikinci soru üzerinden gideceğim. Daha önceleri yıllara sair bu soru dile getirdik. Belgeleme hep Pardus’un yumuşak karnı oldu. Malumunuz belirli sayıda tam zamanlı geliştirici olduğunda, bu kişilerbir şekilde bu paketleme işini kendileri yaptılar. Öyle oldu ki kimi zaman bir geliştirici yüzlerce paketin bakımından sorumlu oldu, işini de layığıyla yaptı…

Fakat bu durum elbette sürdürülebilir değildi, kimseye de bir şey katmadı, paket sahibinin omuzlarını yıkmaktan başka… Bolca söylendi, Pardus-Wiki var gelin şuraya beşge yazın edin, olmadı… Eldeki bir kaç belge taa Meren zamanından(Meren hocam, anılarını yazacağın kitabın adı olabilir “Meren Zamanı…” diyagonal pas;p) başlayıp yarım kalan bir kaç madde ile sınırlı kaldı. Sonrasında gönüllüler kendi bilgileri sınırında bir iki madde yazdı, kaldı. Daha sonrasonda ise meşhur ingilizce belgeşleme sitesi http://developer.pardus.org.tr açıldı, PiSi ve paketleme ile ilgili belgeler buraya yazıldı. Doğrusu neden İngilizce’nin tercih edildiğini ben bilemedim, yurt dışındaki geliştiriciler ise hedef kitlesi, onun da geri dönüşümü olmadı. Ki birazdan vereceğim bağlantıda İngilizce konuşan Pardus Topluluğu’nun bu konudaki çözümünün über çalışkan Alman Pardus Topluluğu tarafından yazılan “Pisi Nasıl?” kitabının bir özet çevirisi olduğunu göreceğiz. Herneyse diyelim ama bir parantez açalım:

Pardus’un Türkiye’deki özgür yazılım ekosisteminde yer alması için buradaki yazılımcıların yazılımlarını nasıl PiSi paketi yapacakları konusunda da ortaya bir şeyler  belge koymak gerekirdi…

Neyse, develer tellal oldu, pireler kervan oldu, Pardus göle kaçtı, gölü inek içti, inek concrete jungle’a kaçtı, burada ötekileştirildi vs vs… Neticede Pardus projesinin yönetimi değişti, bugüne kadar binlerce paket ile haşır neşir olmuş, bu işin ilmine ermiş onca geliştirici Tübitak’tan bir şekilde ayrıldı. Pardus’un geleceği tehlikeye girdi, Pardus’un Yarını çalıştayı yapıldı, neticesine Pardus’un bireysel sürümü kaldı mı topluluğun üzerine…. Ya….

Şimdi, topluluk içerisinde bir çok iyi niyetli kişi bu zor durum arifesinde başladıkarı Pardus’un devamını hedefleyen çalışmalarda ellerini kirletip, depodaki paketleri güncelleme gayreti içerisinde(Erdinç Gültekin’e selamlar). Bir şekilde didikleye didikleye onlarca paketi güncellediler. Peki bu bundan sonrası için sürdürülebilir mi? Hayır! Tıpkı daha önce Tübitak’ta çalışan geliştiricilerin durumu gibi, sürekli omuzlarında artan bir paket yükü ile gelinebilecek bir nokta göremiyorum.

Bugün şu bir gerçek ki, topluluk tarafından devam ettirilecek olan bireysel sürüm için bu PiSi belgelerine dünden çok daha fazla ihtiyaç bulunmakta. Dünü ve bugünü değerlendirirken, kendimize şunu soralım:

– Kodu paylaşıyoruz ama kodu işler hale getiren bilgiyi neden paylaşmıyoruz?

En büyük eksiğimiz bu bence, onlarca geliştirici Pardus projesinde Pardus ve örülü olduğu özgür yazılımlar ile ilgili çok şey öğrendi, fakat bu bilgi uğraştıkları kod gibi açık bir modelde paylaşılmadı. Haliyle de kurumsallaşması gereken bilgi, çalışanların kafalarında kurumsal hafıza tutmanın bedelini ödeyerek yok oldu. Yok oldu diyorum çünkü bu geliştiricilerin bir çoğunun dönüp bu bilgileri paylaşacaklarını sanmıyorum.

Pardus’u devam ettirmek isteyen bu istekli paketçilere bugün, paket güncellemeleri ile harıl harıl uğraşmak yerine, bu işin nasıl yapıldığını, hazır bu işi yeni öğrenmişken ve öğrenme yolları zihinlerinde tazeyken(kendi yürüdüğü yolu, izini kaybetmeden bir sonrakine tarif etme şansına sahipken) belgeleyip diğerleri ile paylaşmalarını ve bu sayede daha geniş bir paketçi grubunun oluşmasına imkan sağlanabileceğii söyledim.

Neyse lafı uzatmadan, devam edersek sevgili Anıl’a paketleme ile ilgili belgelerin bir listesine sahip olup olmadığını sordumi sağolsun akılan gelenleri yazdı:

http://developer.pardus.org.tr/guides/packaging/index.html
http://tr.pardus-wiki.org/At%C3%B6lye#Pisi_ve_paket_yap.C4.B1m.C4.B1
http://www.ozgurlukicin.org/forum/pisi-paket-yapimi/
http://lists.pardus.org.tr/teknik/
http://lists.pardus.org.tr/gelistirici/
http://tinyurl.com/youtube-pisi
http://pakete.pardususer.de/?file=/pisi-howto/PiSi-HowTo-0.5.odt
http://galerie.pardususer.de/displayimage.php?album=9&pid=334#top_display_media

Burada en allta bağlantısı bulunan, Pardususer.de topluluğu tarafından hazırlanan Pisi Nasıl? kitabının bu işe niyetli kişilere örnek teşkil edeceğini düşünüyorum. Zamanında sevgili Gürkan ile yazışmıştık, ama maalesef kitabı Almanca’dan çevirecek kadar kişi toparlayamadık. Zaten zaman da geçince bilgiler de eskimiştir. Şu anda da bunu yapacak insan gücü yok, sıfırdan Türkçe yazmak daha kolay olabilir.

Bu kitabın odt halini bulamadığımdan, Google Docs’a aktarıp burada Google Translate’e çevirttiremedim(PDF dosyasını Google belgesine dönüştürüp çevirmek mümkündü ama dosya boyutu 2MB’ın üzerindeymiş…), ama şöyle bir güzellik olsun diye, İngilizce konuşan Pardusseverlerin hazırladığı özet kitabı Google Docs ile Türkçeye makina tercümesi yaptırdım:
https://docs.google.com/document/d/1Mmx_CwWor9-AidgWDUogWdyaZK_tX0LSEGSkRrCh45E/edit

Almanca kitabın odt halini temin edebilirsek, aynı şekilde Google Docs üzerinden Türkçe çevirisini elde edebiliriz. Makina tercümesi ama fikir vermek adına çok işe yarar.

Benim bu konuda yapabileceğim bir şey yok maalesef, paketlemeden anlayan arkadaşlara naçizane tavsiyem. Zaten ellerinden geldiğince paketler yapıyorlar, bir yandan da sunucu, derleme çiftliği gayretindeler, böyle bir işe de başlarlarsa, o zaman her şey tam olur. Büyük sıkıntılar çözülür.

Böyle bir kitabı yazmak veya mevcut belgeleri güncelleyerek örnek paketlemelerle ilgili PardusWiki kullanılabilir belki. Hali hazırda maddeleri kitaba dönüştürecek bir eklentimiz var(Pamir sağolsun).

***

Kitap demişkene, Pardus ile ilgili internette proje tarfından yayınlanan 2 adet kitap var:

  1. Pardus 1.0 Kullanım Klavuzu
  2. Kurumsal 2 Kullanım Klavuzu( Pardus.org.tr sitesinden tedarik edebilirsiniz)

Bunların yanında Alman Pardus topluluğunun hazırladığı 215 sayfalık Pisi Nasıl? kitabı ve İngilizce konuşan kullanıcıların 24 sayfalık belgesini Dropbox alanımda Pardus Kitapları klasörüne koyum dileyenler buradan da indirebilir:

  • http://dl.dropbox.com/u/38862200/Pardus%20Kitaplar%C4%B1/Pardus_1.0_Kullanim_Kilavuzu.pdf
  • http://dl.dropbox.com/u/38862200/Pardus%20Kitaplar%C4%B1/Kurumsal_2_kullanim_kilavuzu_1.1.pdf
  • http://dl.dropbox.com/u/38862200/Pardus%20Kitaplar%C4%B1/Almanca_pisi–howto_-_20-01-2010.zip
  • http://dl.dropbox.com/u/38862200/Pardus%20Kitaplar%C4%B1/ingilizce_PiSi-HowTo-0.5.odt

Kitap demişken kapanışı da sevgili Ali Işıngör’ün Sezai ile ziyaretimizde bize verdiği koleksiyonluk “imzalı” nadide bir parça ile yapayım:

Görkem Çetin'in yazdığı imzalı "Pardus 2007" kitabı
Görkem Çetin'in yazdığı imzalı "Pardus 2007" kitabı

Hangi masaüstü ne kadar -belgelerle- Türkçe konuşuyor?

2

Necdet Hoca ara ara hangi masaüstünün ne kadar Türkçe konuştuğu ile ilgili günlük yazıları yazmakta.

Bu yazı serisinin en yenisini okurken, çeviri çalışmalarının sadece arayüzden ibaret olmaması gerektiğini, belgeleme çevirilerinin de en az arayüz kadar önemli olduğunu söylemiştim. Ne zamandır aklımda, bu masaüstü ortamlarının belgeleme çevirilerinin ne kadar olduğunu bir tabloda yazayım.

(Belgeleme diyorum, çünkü çeviriler hep Graphical User Interface(Grafiksel kullanıcı arayüzü) ve Documentation(Belgeleme) olarak ifade edilmiş.)

Masaüstü G.arayüz(%) Belgeleme(%) Açıklamalar Çeviri merkezi adresleri
KDE 76,89 2,25 KDE 4.9: Arayüz: 200.589, Belgeleme: 72.654 kelime http://i18n.kde.org/
GNOME 90,00 0,00 GNOME 3.4: Arayüz: 36.239, Belgeleme: 20.724 kelime http://live.gnome.org/TranslationProject
XFCE 100,00 100,00 Belgeler ve arayüz Bütünleşik http://wiki.xfce.org/translations
LXDE 90,00 90,00 Belgeler ve arayüz Bütünleşik http://wiki.lxde.org/en/How_to_translate_LXDE_components
ENLIGHTENMENT 100,00 100,00 Belgeler ve arayüz Bütünleşik http://trac.enlightenment.org/e/wiki/Translating

 

Tabloda görüldüğü üzere iki büyük masaüstü ortamının Belgeleme çevirileri KDE’de %2,25 GNOME masaüstünde ise %0,00(sadece 21 kelime çevrilmiş!) XFCE, LXDE ve ENLIGHTENMENT ise nispeten hafif masaüstleri olduğundan, belgeleme çevirileri ile arayüz çevirileri birlikte sunulmuş ve LXDE hariç tamamlanmış

Belgeleme çevirileri önemli midir? Bu çeviriler ne işe yarar, ne gibi fayda sağlarlar? Masaüstü ortamlarının belgelemelerinin neden çevrilmelerine gerek olduğu gibi soruları yanıtlaması için sevgili Necdet Hoca’ya –muz orta ile– paslayarak bu yazıyı da bitirelim.

Dileyen olurda bu tabloyu, diğer yer imleri veya veriler ile doldurmak isterse, .ods dosyasını şuradan indirebilir. -> Masaüstü Ortamları Çeviri Durumları.ods

Unutmadan, bu çeviri çalışmalarına nasıl katılacağınız ile ilgili bir takım bilgi http://nyucel.blogspot.com/2011_03_01_archive.html adresinde mevcut. KDE için ise gerekli bilg şurada yer almakta: http://i18n.kde.org/team-infos.php?teamcode=tr

Sahi bir de KDE Türkiye vardı? Ne oldu? Bilen duyan var mı? Yoksa şöhret onu da mı yedi, sonu Tarlabaşında bir virane otel odası mı oldu?

Ofis Yazılımında Kullanımsal Bütünlük!

2

Not: Bu yazı 26 Mart 2012′de Tumblr mikro günlüğümde yayınlanmıştır. Biraz mikro ölçüyü kaçırdığım için burada yayımlanması, daha iyi olur. En azından bu bilgiye ihtyacı olanlar için daha kolay erişilebilir olacaktır. Diğer uzun kaçan tumblr yazılarımı da bilahare akttaracağım.

Şöyle, Word uygulamasındayken, bir sunum dosyasından bir metin almak için, Dosya-Aç yolu ile onlarca klasör gezip, o sunum dosyasını bulduktan sonra Aç diyememek, dosya türü filtresinde Tüm dosyalar deyince, o sunum dosyasını seçipte Microsoft Office’in kendi dosyasını tanımayıp en azından ”Ya, birader sen bu dosyayı PowerPoint ile açmak ister misin? Öyle yapsak daha iyi ya…” diye sormayı akıl bile etmemesi…

Microsoft Office 2007'de takım içi anlaşmazlıklar...!
Microsoft Office 2007'de takım içi anlaşmazlıklar...!

Yahu kardeşim kendi dosyan, ne yapmayı amaçlıyorsun? Kendi ofis yazılım takımın bir parçası olan bileşene bunu yapmak reva mı?

Neyse, çok önemli mi? Bilmiyorum belki Office 2010’da düzelmiştir. Ama şu önemli, boşa gezilen onca klasör ağacını tekrar gezmek bu yazıyı yazdıracak kadar sinirlendirdi 🙂

LibreOffice’de güzel bir özellik; o an hangi bileşende çalışıyorsanız, o bileşen üzerinden başka bir bileşenin dosyasını açabiliyorsunuz.

Örneğin, Kelime İşlemci’de çalışırken, o anda metne kopyalamak için ihtiyacınız olan bir tabloyu almak için o dosyayı, Dosya->Aç yolu ile aç dediğinizde hemencecik Calc uygulamasında o dosya açılmakta. Aynı şekilde diğer uygulamalarda da benzer yan geçiş imkanları tekrardan dosya yöneticisi ile gezinti yapmak durumunda kalmıyorsunuz. Bir de o anda çoklu dosya tiplerinde çalışıyorsanız, ihtiyaç duyuyorsunuz.

Dediğim gibi, belki Microsoft Office 2010’da düzelmiştir. Bu durumda da özgür yazılımın genel taklitçi olmadığı, yenilik ve “zeka(bu örnek bunun için verilmiştir)” ortaya koyabildiğini görmüş oluruz.

Düzelmemişe de, ne diyeyim. Zeka farklı bir şey, inceliği onu güzel kılıyor… Tabi her yerde de bu incelik olmuyor…

Pardus’un Yarını Çalıştayı gerçekleştirildi.

1

Geçtiğimiz hafta (23-24 Mart) Tübitak tarafından organize edilen Pardus’un Yarını Çalıştayı Tüsside tesislerinde gerçekleştirildi.

Daha önceki yazımda belirttiğim Cuma gününün sorun olabileceği konusunda haksız çıkmadım, bir iş toplantısı nedeniyle Cuma oturumuna katılamadım.

Biliyorum bu yazıyı yazmak için biraz geç oldu, ama napabilirim, pek zamanım kalmıyor. Sanırım artık zaman bizim için daha hızlı akmakta… Zaman hiçbir şeye yetmediği gibi, geçen zamanda hiçbir şey de yapmıyorum sanki…

Neyse, biz konuya dönelim.

Çalıştay’ın Cuma gündüz oturumuna katılamadım. Zaten bir çok şey orada konuşulmuş. En azından akşam yapılacak çalışma grubu etkinliklerine katılayım dedim. İşten çık, koştur koştur Gebze’ye git. Metrobüs, tren, taksi derken yaklaşık iki saatlik bir yolculuk neticesinde Tüsside tesislerine vardım. Aman Allah’ım dedim. Bu ne git git bitmedi… İstanbul’dan her gün insan kaynağını o koca kamüse taşımak… Pek benim aklımın almadığı bir iş oldu. İnsan her gün hayatı sorugular… İstanbul’da merkezi bir yerdeki bir işe kendisini atmanın planını yapar. Bu nedenle oraya bugüne kadar aşkla giden Pardus ekibini bu azimlerinden dolayı tebrik ediyorum. Tamam iyi hoş, tesisin imkanları yüksek olabilir, fakat ben yönetimde olsaydım, en azından Pardus projesini, piyasanın içine bir yere taşırdım. yaratıcılık ise mesele, Eminönü – Sirkeci’de bir ofise taşımak daha makul olurdu. İnsanlar bunalıma girmek yerine ruhu ışıldar, ilham ile yaratıcılık etkileşirdi vesaire vesaire…

Efemdime söyleyeyim. Tesislere vardıktan sonra, bir hızla etkinliklerin gerçekleştirileceği salona geçtim. Orada sevgili Hakan Hamurcu ile yüzyüze ilk görüşmemizi gerçekleştirmemin akabinde, çalışmalara geçtik. Benim düşüncemde gündüz tartışılan masaya yatırılan konular hakkında çözüm odaklı bir öneri geliştirme çalışması yapacaktık… Fakat ne yazık ki, kazın ayağı öyle değilmiş, Tüsside tesisi bir ooryantasyon merkezi gibi birşeymiş… Bize grup çalışması diye 20 adet çubuk makarna verdiler, yanına bir bant bir de iplik rulosu verip en uzun kuleyi yapın dediler. Şaşırdım, bozuntuya vermeden kuleyi yapmaya başladık… Tamam belki bize bir şey katmış olabilir ama zamanı bu kadar değerli onca insana, ve böylesine önemli bir konuya edilecek zulüm değildi. O süre zarfında saat 10’a kadar Pardus ile ilgil, bir çok çalışma yapılabilirdi. Neticesinde 20 dakkada olay bitti. Ben de Hakan abi ile tesislerden ayrılarak evin yolunu tuttum.

Yolda Hakan abi günün kısa bir özetini yaptı. Akşam da bir iki telefon görüşmesiyle neler konuşulduğunu öğrenmeye çalıştım.

İkinci gün sabahı, Hakan abi ile buluşup tesislerin yolunu tuttuk. Çalıştay’ın sonuç bölümünü oluşturan oturuma katıldık.

Necdet Hoca ve Doruk Fişek ve Sezai detayları yazmışlar. Ben de belki bir diğer yazı ile kendi gördüğüm detayları tekrar edebilirim… Ama polemikten uzak kalmak adına şimdi yazmayacağım.

Çıkardığım sonuçları şuraya maddeler halinde yazayım en iyisi:

  • Pardus projesi, Ulakbim müdürülüğüne bağlanmış. Proje Ankara’ya taşınacakmış. Mevcut kalan geliştiriciler ise ayrılacaklar.
  • Şu anda projenin başında birisi yok, bu olmayan kişinin üzerindeki yetkili Ahmet Kaplan. Fiiliyatta şu anki yönetici. Kendisi ile tanıştık, herkes ile kişisel olarak ilgilendi. Kibar ve dinleyen birisi. Benim de kendisi ile ilgili olan görüşlerim olumlu.
  • Ahmet Kaplan’dan Cumartesi günkü oturum boyunca 3-4 kez Pardus’un, Pardus Bireysel Sürüm’ün devam edeceği sözünü Sezai ile birden çok kez aldık. Tabi sözler ve kurum kararları farklı elbette. O nedenle ileride kurumsal bir kararın bu sözü veren kişiyi de mahçup edercesine ortaya çıkması ihtimal dışı değil. Biz elimizden geldiğince sözü pekiştirdik.
  • Pardus projesi devam edecek sözü alındı. Ama şunun altını çizeyim: Pardus bizim bildiğimiz gibi bir şekilde devam etmeyecek.
  • Ahmet Kaplan’ın vizyonu biraz farklı, kendisinin Tübiak’ta minimum geliştirici(hatta 0) gibi bir hedefi vardı. Bunun nasıl olacağını, özellikle Kurumsal sürümde nasıl olacağını açık söyleyeyim ben pek kolay idrak edemedim. Daha sonra, taban sistem ve asgari zorunlu paketleri Tübitak’ın yapacağı, Bireysel sürümde işin neredeyse tamamının Camia’ya devredileceği, Kurumsal sürümde de hizmet alımı yoluyla geliştirmelerin yapılacağı şeklinde bir model olduğunu az çok anlayabildim.
  • Bu yeni modeli anlayamadığımdan, dönüş yolunda Doruk Fişek ve Necdet Hoca’ya anlattırdım. Çalıştay sonrasında buluşma noktası olan Moda’da da Onur Küçük ile durumu teyit ettim.
  • Ben biraz eski kafalı olduğumdan, bana bu model, özellikle Kurumsal’ın gelişim modeli fazla modern geldi. Dünya’da örneği var mıdır bilemiyorum. Yapılmasına bir engel var mı, hayır. Verilen sözler gerçekleşirse, ve bürokrasinin hantallığı giderilirse, özgür yazılım “ekosistemi” bu ülkede belki ancak bu şekilde gelişir.
  • Benim, bu özgür yazılım dünyasındaki en büyük dileklerimden birisi şu; Özgür yazılım insanların bu işten para kazanması ve karınlarının doyması. Bunu çok istiyorum, çünkü özgür yazılımın ancak bu şekilde bu ülkede gelişeceğini şu 5-6 yıl içinde gördüm. Üretip geliştiren, gençleri bu alanda iş bulabileceklerini gösteren bir model olmadıktan sonra, bugünkü halimizden bir adım daha öteye gidemeyiz. Yurt dışına baktığımızda(dağıtım, paketleme sistemi vb şeylerden kafamızı uzaklaştırıp elbette) üretilen özgür yazılımlarda, bu işten para kazanan insanları görüyoruz.
  • Özgür yazılımla, bedavacı hatta -beleşci- bakış açısından arındığımızı artık öntanımlı olarak varsaymak istiyorum. Bu işten para kazanmak kötü bir şey değil. Sadece Pardus’la sınırlı olmayan şöyle bir örnek verelim. Mesela, MEB bir uygulamaya ihtiyaç duysun, ihaleye çıksın. Özgür yazılım şirketi olmayan  A şirketi, bu ihaleyi kendi kapalı kodlu çözümü ile alsın. MEB onlara binlerce lira para versin, yıllarca bakımı için A şirketinin eline baksın, ve yarın bir yükseltme(sürü değil, yeni ihtiyaçları karşılamak için yeni şeyler eklemek, geliştirmek) durumu olduğunda, netice A şirketinin eline bakmak, onun verdiği ile yüksek maliyetli şekilde devam etmek olacaktır. Oysa MEB, bana bu uygulamayı özgür yazılım olarak hazırlayın deseydi, kodları açık ve MEB’in kendi personelinin de yarın öbür gün o kodlara müdahale edebilir halde bir ürünü olacaktı. Bu kamu malı bir ürün ve MEB’in sınırsız kullanım tasarrufunda kendi evladı olacaktı. Bir yükseltme ihtiyacı olunca, MEB kimseye bağımlı kalmadan bu işi rekabet ortamında daha uygun bir fiyata yaptırabilir, veya kendi bünyesinde ya da bir üniversite projesi olarak üniversitelerimizde yaptırabilirdi. Kodu kamunun olduğu gibi, faydası da kamuya olurdu. Kamu’yu sadece devlet kurumu olarak algılamayın, Kamu hepimiziz. (İng. Public diye parantez vermeyeyim dedim:p). Güzel değil mi, bence güzel.
  • Çalıştay’dan önce Pardus devam edecek sözlerinde, eriyip tükenmek üzere olan geliştirci kadrosunun agresif bir alımla 30-40 gibi bir sayıya çıkacağı gibi bir hamle beklerken doğrusu bu model beni ters köşe yaptı. Mevcut geliştiriciler için doğrusu üzüldüm, neticede hedefimiz minimum geliştirici demek, size yol göründü demenin “şimdiki zaman” hali. Ama bir de şu var, onca geliştirici Tübitak’ın, mevcut ortam nedeniyle çalışılacak bir yer olmadığı gerekçesi ile ayrıldı. İnsanların işinden olması, olmak zorunda kalması kötü….
  • Ben Tübitak’ın bir bilim kurumu olması vesilesiyle, geliştiricilerin burada istihdam edilmesine çok olumlu bakardım eskiden. Bu model belki bir yandan da iyi, nedeni şu, özgür yazılım geliştirme modelinde belki de Tübitak’ın istihdam politikası zedeleyici oldu.
  • Hep duyduğumuz şeyler, not ortalaması, temel bilimler mezunu olma şartı vs. Eskiden, Pardus yaşarken ölmemişken, şimdiye göre görece ne hafif konular konuşurmuşuz, Pardus’un tam zamanlı grafikeri yok gibi. Oysa daha sonra dışarıdaki yetenekli kişileri istihdam edemez olduğunu anladık… Bugün baktığımda, -isim vereceğim hacı- Anıl Özbek gibi üretken ve Pardus’a çok faydalı işleri “eskiler gibi “aşkla” yapacak bir insanın istihdam edilememesi sorun. Anıl gibi bir çok insan var…
  • Bir diğer şekilde, mesela ben Tübitak’ın durumundan memnun olmayarak oradan ayrılmış bir Pardus geliştiricisi olayım. Özgür yazılımdan hayatımı kazanmış ve bundan sonra da yine bu şekilde hayatıma devam etmek istiyorum. Tübitak’ta çalışmama imkan kalmamış… Bu durumda, bu modelde B şirketi beni istihdam edebilir ve Pardus için aldığı geliştirme hizmetlerinde beni çalıştırır. Ohh, Gebze’ye  o yolu tepmem, özel sektörün rahatlıklarından da yararlanırım. Yeri gelir götürü usulü gece çalışırım vs. (Zaten bir çok geliştirici gece evinden de iş yapıyordu-mesai almadan) Olumsuz yönleri var mı, elbette, en başta gelen devamlılık, ama o da piyasa dinamikleri içinde, ikameleriyle çözülür. Zaten özgür yazılım iş dünyası da üç aşağı beş yukarı aynı…
  • Belgeleme ve yerelleştirme(bunlar sevdiğim konular) bu konuların önemi vurgulandı. Umarım ki oluşturulan Danışma Kurulu bu konu ile ilgili güzel kararlar alsın, ve Pardus’un şimdiye kadar yazılmayan belgeler -belki de Pardus’un devamını sağlayacak kadar önemliler- yazılır, bir çok özgür yazılımı bu fiiliyat yaşadığı sürece hızlıca yerelleştirilir.

Anladıklarım ve şimdilik çıkardıklarım bunlar. Bir de topluluğa söylemek istediklerim var. kalın ve büyük yazacağım…

Pardus’un bireysel sürümü devam edecek, ama artık talepkarlık dönemi bitti. Pardus’un gelişimi 100 payda ise artık 95’i Camia üzerinde olacak. Tübitak’tan artık talepte bulunmak yerine topluluk kolları sıvayacak!
Pardus’un bireysel sürümünün devam etmesi ancak, topluluk katkısıyla mümkün. Tübitak sadece destek ve bir kaç kritik ihtiyacı sağlayacak. O nedenle laf yerine iş üretmezsek Pardus’un bireysel sürümü ÖLECEK!
Özetle, Pardus’un bireysel sürümü elinize bakar, yükü sırtınızda! Ya taşırsınız, ya da sırtınızdan atarsınız. Devamını istiyorsanız taşımak zo-run-da-sı-nız!

Durum budur.

Bunun dışında Pardus’u LKD devralsın. LKD işe yarasın diye beklentiler var. Bu da ortak sesle söylendiğinde talepkarlıkta zemin kaydırmaktan başka bir şey değil. Açık söyleyim.

Ben yapmam, Tübitak yapmalı, olmadı LKD devralmalı demek, yine bir yere varmamak demek. Neticede de LKD, sınırlı sayıda insanın özverisi ile yürümeye çalışan bir dernek. Katılımcılığın artırılması gerekiyor.

Sahada iş görmek istiyorsanız, sahaya çıkmalı ve sorumluluk almalısınız…

O nedenle, yine söylüyorum, öncelikle, üzerimize düşen en temel şeyleri yapmalıyız. Bir şey yapamıyorsak da yapanlara destek olmalıyız. Ben ne yapabilirim demeyin. herkesin yapabileceği bir şey var.

Ben bir LKD üyesi olarak, sizi LKD’ye üye olmaya ve sorumluluk almaya davet ediyorum. nasıl üye olabileceğinizi şuradan öğrenebilirsiniz: http://www.lkd.org.tr/uyelik/nasil-uye-olabilirim/

Havalı olmak istiyorsan LKD'ye Katıl
Havalı olmak istiyorsan LKD'ye katıl