Genel

Ana sayfa Genel Sayfa 3

Sesle Günlük Girdisi- 1

1

Merhaba

Daha önce sesli günlük girdisi yazmıştım( Sesli Günlük Girdisi No: 1 | bluzz.net – http://blog.bluzz.net/sesli-gunluk-girdisi-no-1/)… Şimdi ise cep telefonumun marifetlerini kullanarak sesle günlük girdisi yazıyorum.

Sesle günlük girdisi yazmak sesli günlük girdisi yazmaktan daha kolay. Sadece arada bir düzeltmek için geri dönüyorum o kadar. Fakat sesli günlük yazarken sürekli yanlış konuşma baskısı ve ulan şimdi ne diyeceğiz korkusu bu yazı biçiminde yok. Bu şekilde dikte etmek gerçekten çok kolay.

Sesle nasıl yazıldığını kısaca anlatayım, bu Android sisteminin Google ses işleme hizmeti üzerinden sesten metne (speech to text) hizmeti sayesinde yapıyorum. Android klavyesindeki mikrofon simgesi ile sesten metne aracı çalışıyor… WordPress android uygulaması üzerinden günlüğüme bağlanıyorum ve bu satırları kolayca dikte ederek yazdırabiliriyorum. Hızlı konuştuğum zaman kelimelerde hata olabiliyor fakat yavaş tane tane ve düzgün bir diksiyonla konuştuğumda kelimeler çok başarılı şekilde tanımlanıyor.

Cep telefonu kullanıcıları için sesten metne çok harika bir özellik özellikle benim gibi parmakları büyük kullanıcıların küçük klavyelerde yazı yazması gerçekten ızdırap. Bu yüzden konuştup yazdırmak sadece günlük uygulaması için kullanılan bir özellik degil. Android klavyesi ile diğer bütün uygulamalarda sesle yazıdırabiliriz… Ayrıca Evernote uygulamasında da sesle yazılan not tutabiliyor bu da hayatın hızlı akışında aklınıza gelen şeyleri unutmadan ve zahmetsiz bir şekilde not almanızı sağlıyor.

Sesten metne dönüştürme şu anda sadece google sayesinde Türkçe kullanılabiliyor. Ne yazık ki diğer dillerin özgür yazılım da geliştirilen ses tanıma motorları olmasına rağmen Türkçenin henüz çalışır ve dağıtılabilir 1 ses tanıma motoru bulunmamakta bu konuda daha önce yapılmış daha doğrusu başlamış projeler olmasına rağmen şu anda aktif olarak geliştirilen bir proje yok.

Bu konuda google plus sayfamda güzel bir tartışma bulunmakta, mutlaka okumanızı öneririm:

Geliştiriyorlar, izliyoruz –
https://plus.google.com/app/basic/stream/z121zhmiqmnpu14w304ccrs5mk23spj5qhw

Fakat bu konuda çalışma yapmak ister kimse ortaya çıkmadı bu çok zor bir proje ve devamlı ve ilgili katkı bekleyen bir geliştirme süreci gerektiriyor. Türkçe konuşan özgür yazılım katkıcılarının ilgisini çekmek çok zor.

Bir de dil olunca konu, TÜBİTAK ses laboratuarı, TDK ne işe yarıyor diyebilirsiniz. Bize yarayan bir şey yaptıklarını söyleyemem.

Özgür yazılımın boynu her zaman kalın olmalıdır. Ancak yaparsan olur!

Mutlu günler

(Not: Sesle yazdırdıktan sonra düzeltmeleri yine cep telefonu üzerinden yaptım. Tamamen mobil bir girdi oldu. Düşününce amaan, zor olur demiştim ama çok kolay oldu.)

Samsung Galaxy S3 sebepsiz donma sorunu ve çözümü

72

Bir yıla yalın süredir sorunsuz kullandığım ve çok memnun olduğum Galaxy S3 telefonum son 1 haftadır garip haller içerisine girmişti, ara ara kilitlenme ve yavaşlama gibi durumları oluyordu. Neyse kısa geçelim, bu kilitlenmeler arttı ve pili çıkar-tak yapmak veya güç düğmesine 10 saniye basılı tutmak gibi yollarla ancak telefonu yeniden başlatınca telefon yanıt verir hale geliyordu.

İşin garibi ise, ne kadar çok yeniden başlatılırsa o kadar çok donma gerçekleşiyordu. Dün öğle saatlerinde artık telefonum iyice kullanılmaz hale gelmişti. Önce internete bağlanırken donma yaşanıyordu, sonra durduk yerde donmalar başladı. Sinir bozucu ve sebepsiz yere telefonun bu hale gelmesi, eyvah dedirtti. Telefonu zaten yurt dışından almıştım, garanti kapsamı dışı, zaten olsa da root vs servis de yardımcı olamayabilirdi… Board değişecek falan demişler, 300-400 lira, hem nerede değiştireceğim, uğraş dur!




Tabi sorunu yaşayan tek ben değilimdir diye internette kısa bir arama yapınca gördüm ki, Mayıs ayında bu yana Andorid 4.1.2 sürümü yüklü telefonlarda bu sorun meydana gelmekte.

Google’a “Galaxy S3 donuyor” yazıp Donanım Haber’de görüğüm İlk kapsamlı başlıkta, bir çok kişi sorunu yaşadığını ve çözüm bulamadığını söylemiş bazıları ise sorunu çözdüklerini söylemiş… Kimi Samsung Push Service ve Samsung Apps’i durdurmak, kimi Chrome ve diğer senkronizasyonları kapatmak kimi ise Led uyarı ışığını devre dışı bırakmak gibi yöntemler ile sorunu çözdüklerini belirtmiş. Bunun yanı sıra Dumy File Generator ve Fstrim gibi daha teknik çözümler de ortaya atılmış, fakat yöntem detaylı anlatılmadığından başarısız da olunmuş. Sorunu yaşadıktan sonra, fabrika ayarlarına dönmek, wipe işe yaramamakta, ROM değiştirip farklı Android sürümü kullanmak ise sorunu çoğu durumda çözmemekte.

Ben de başlıkta verilen XDA-developers forumundaki çözümü uyguladım ve 30 saniyede 1 donan telefonum şu an sorunsuz şekilde çalışmaya devam ediyor. Mutluyum.

  • Google Play’den Dummy File Generator uygulamasını yükleyin
  • Telefonunuzu açın ve donmasını bekleyin, 5 ila 25 dakika arasında telefon kendiliğinden çözülecektir. Bu bekleme ile donmalar daha azalacaktır.
  • Telefonunuzda boşaltabildiğiniz kadar yer boşaltın (8 GB boşluk iyidir), telefonunuz donyorsa ve boşaltamıyorsanız, telefonu USB ile bilgisayara bağlayın ve temizlik işlemini öyle yapın
  • Telefon yantı verdiğinde Dummy File Generator uygulamasını açın ve Generate(Size-Boyut) veya Generate Full seçeneği ile Dummy File – Sahte Dosya oluşturmaya başlayın. 1 seferde 8 GB gibi oluşturun, sonra silin yöntem bu. 2 sefer 8 GB kadar dosya ürettiğinizde sorun büyük olasılıkla çözülecektir. Bazı kullanıcılar 50 GB bazıları ise daha fazla üretimde sorunu çözmüşler.
Dummy File Generator arayüzü
Dummy File Generator arayüzü

  • Dummy File Generator çalışırken, donmalar olabilir, hiç ellemeyin bırakın telefon kendisi uğraşsın 5 ila 25 dakika içinde donma çözülecektir, uygulama çökerse yeniden açın ve yeniden Generate deyin. Eğer telefon bu işlem süresince 40 dakikadan fazla yanıt vermezse yeniden başlatın.
  • Buradaki mantık, XDA’da anlatıldığı üzere takılmaları tetiklemek ve telefonun o hafıza bloklarını bir şekilde temizlemesini sağlamaktır.
  • Ben donmalı-kapanmalı 3-4 denemeden sonra hiç ellemeden sabırla iki kere Generate Full işlemini tamamladıktan sonra sorunun ortadan kalktığını gördüm. Ve üzerine 2 defa daha takılmadan Generate Full işlemini yaptım ve sorun çözüldü.

DH forumlarında bazı kullanıcıların yazdıkları gibi, ellemedim bekledim sorun çözüldü vakasının aynısı, ama burada temel mantık yaşayacağınız rasgele nedensiz donmaları Dummy File Generator uygulaması ile tetiklemek, sorunu telefon bir şekilde çözüyor.

Yapanların eline sağlık diyorum, şimdi de XDA ve DH’ye geri bildirim yapacağım. Son tavsiyem, saskin ve sabırlı olun, donmalar başlarsa ilk zamanlarda hopdedik pili çıkartıp yeniden başlatmayanın. Donmalar çok canınızı sıkmaya başlarsa bu yöntemi deneyin.

Unutmadan bazı kullanıcılar Fstrim uygulaması ile sorunu çözdüklerini söylemişler ama o  bende işe yaramadı, 10 dakika sonra S3 tekrar dondu.

Umarım sorun yaşayanlara faydalı olur.

Mutlu günler

* Güncelleme üç ayı aşkın sürede bir takılma yaşamadan kullanmaya devam ediyorum. Unutmayın, telefon donarsa hiçbirşey yapmadan bekleyin, kendi çözecektir.

LibreOffice 4.1 ile Yan Panel geliyor!

0

LibreOffice 4.1 ile bir çok yeni özellik geliyor. Özellikler şu sayfada sıralanmış https://wiki.documentfoundation.org/ReleaseNotes/4.1

Ama en göze çarpan özellik Yan Panel:

LibreOffice 4.1. Yeni Yan Panel
LibreOffice 4.1. Yeni Yan Panel*

Özgürlük her zaman değişimdir, daha fazla değişikliği ise —> bu adresten görebilirsiniz 

 

 

Microsoft’un şeytani Secure Boot kelepçesinin tezahürü

21

Bazı tehlikeleri önceden bilsek de gerçekleşene kadar -ve hatta ucu bize değene kadar- bu tehlikeleri “sanal” sayar ve yüzleşmeyeceğimizi düşünürüz…

Secure Boot Bilgisayarınıza GNU/Linux, BSD veya başka bir işletim sistemi kurmanızı engelleyecek!
Secure Boot Bilgisayarınıza GNU/Linux, BSD veya başka bir işletim sistemi kurmanızı engelleyecek!

Secure Boot bir tehlikeydi ve Secure Boot özelliğine sahip Windows 8’li bilgisayarların raflarda yer almasıyla ülkemiz pazarında da esir bilgisayarları raflara koyarak hayatımıza maalesef girdi.

Secure Boot ne diye hatılatmak gerekirse, Secure Boot Microsoft’un Windows 8 için getirdiği “sözde” bir güvenlik gerekliliği olarak bilgisayar üreticilerine dayatılan bir kısıtlama. Bu kısıtlama ile özel anahtarlara sahip olmayan hiçbir işletim sistemini bilgisayarınıza kurup başlatamayacaksınız. Yani kişisel tercihinize saygı duyulmadan, size sunulanı dayatılanı alabileceksiniz. Özgür yazılım kuramayacaksınız! Tüketici tercihlerini geride bıraktım, hapisane dayatmasından farksız bir durum.

Bilgisayarlarınız sizindir ve bilgisaranıza ne dilerseniz onu kurma hakkınız vardır!

Bu sepeple secure boot’a karşı özgür ayzılım Vakfı 2011 yılında bir imza kampanyası başlatmıştı (henüz imzalamadıysanız mutlaka imzalayın), Özgür Ilgın günlüğünde yer vermişti biz de Özgürlükİçin ve Pardus-Linux.org‘da haber yapmıştık. Ayrıca ben de İmzalamayan bizden değildir demiştim.

Geçtiğimiz gün Google+’da Necmettin Betiger’in günlüğünde yazdığı “Windows 8 Güzel mi?” başlıklı yazısını gördüm ve okudum. Burada aldığı dizüstü bilgisayara “Kubuntu” kuramadığından bahsediyordur.

Bunu duyunca “Eyvah!” dedim, sanırım tehlike ile o an yüzleşmiştim ve artık o gerçekti. Benim de bir dizüstü bilgisayar almaya ihtiyacım var ve mağaza raflarındaki bilgisayarlar artık benim için alınamaz durumdalar.

Hadi ben seçici olacağım ve piyasadaki Secur Boot özelliği olmayan daha eski bir modeli bulmaya çalışacağım. Peki ya yarın?

Bilgisayarlarını özgür yazılımla tanıştıracak insanlar bunu maalesef gerçekleştiremeyecek.

Düşünsenize, bilgisayarınız var ve siz Linux/BSD veya başka bir işletim sistemi kuramıyorsunuz, sizi birileri kısıtlamış;

  • Kısıtlama sebebi: Güvenlik.
  • Bu kısıtlamayı yapan: Dünyanın en çok güvenlik zaafiyetine sahip işletim sistemini üreten şirket.
  • Kısıtladıkları ise: En güvenli işletim sistemleri.
  • Bu kısıtlama ne sağlıyor: Piyasada tekel gücü

Sizce bu mantıklı mı?

-Bazı dağıtımlar Microsoft ve diğer sayısal imza şirketleri ile çözümlere gitmekte- fakat bu kabul edilebilir değil. Hiçbir kimse bu şekilde bir kilit sahibi olmamalı.

Bu saatten sonra ne yapılabilir ki diye karamsarlığa kapılmadan, ne yapabileceğimizi düşünmek lazım. Secure Boot’un çok uzun süre böyle bir hegemonyayı sürdürebileceğini sanmıyorum. Bir şekilde çözülecek, fakat en önemlisi bu işin yasal olarak; tüketicilere haksızlık ve haksız rekabet olarak değerlendirilmesi ve bir daha böyle bir şeyi dayatmaya kalkışılmamasını sağlamak diye düşünüyorum.

Avrupa Komisyonu’nun rekabet davası sebebiyle Microsoft’a kestiği rekor ceza gibi Secure Boot’a karşı da bir ceza gelebilir diye umuyorum.

Ülkemizde de bu özelliğe karşı bir hukuksal girişim veya yasal bir düzenleme olsa keşke. Ben yine de fırsat bulduğumda, dilim döndüğünce bu Secure Boot hakkında, Rekabet Kurumu‘na ve diğer mercilere yazılı şikayette bulunacağım. Size de öneririm.

Mutlu günler.

Delik Kalorifer Peteğini Tamir Etmek

35

Madem çok kişi yazmıyor gezegene ve madem özgür yazılım ve Linux dışı yazmak istisna değil normal olmuş  ve hatta …. serisine geçiş de yapılmış ise ben de kalorifer peteği nasıl tamir edilir onu yazayım…

Çoğumuz yeni evlerde oturmuyoruz. Eski evler ve eski tesisatın ara ara sorunları olmakta. Bunların en can sıkıcılarından biri kalorifer radyatörünüzün peteğinin delinmesi… Sadece eski evlerde değil bir kaç yıllık radyatörlerde de yaşanabiliyormuş bu sorun…

Bizim evin yaklaşık 20 yıllık tesisatı ile ilgili korktuğum olaylardan biriydi bu. Kışın sıcak su ve yüksek basınç yorulmuş metalin en zayıf yerinden peteği delerek kendini dışarı atabiliyor…

Neyse sonunda bu olay bizim de başımıza geldi. Banyodaki kalorifer peteğinden su damlaları akmaya başladı, ara ara boru giriş yerlerinden su atardı fakat kalorifer suyundaki o pislik o delikleri tıkardı bir şekilde, bekledim devam etti. Anladım ki bu diğerleri gibi değil zor bir iş bizi bekliyor.

Bu durumda yapılacak iki şey var;

1. Tesisatçı çağırmak, petek değişecek vs… Hem maliyet hem ev sahibine dert yan hem de inşaat bir sürü…
2. Kendi göbeğini kesmek, bir şekilde ilerleyen fennin mucizelerinden yararlanmak. Bir şekilde bir pratik çözümü olmalı…

Tabi ben ikincisini seçtim, neticede tamirat tadilat,  hata çözme ilgi alanım. Araştırmaya başladım. Tahminimce endüstri tipi bir yapıştırıcı olmalıydı. Doğruca iş çıkışı Cevahir’deki Koçtaş’a gittim. İş çıkışı muhitteki hırdavatçılar açık olsaydı onlara giderdim, çok daha zevkli oluyor o türlüsü.

Neyse yapışkanların reyonunu bulunca, Bison Epoxy Repair – Aqua ürünü gözüme çarptı. Tam benim aradığım şey gibiydi. Arkasını okudum, delik radyatör tamiri de yazıyordu, emin olayım diye teknik elemana sordum; “Tam senlik” dedi. Eyvallah dedim evin yolunu tuttum…

Eve geldiğimde deliği temizlemek için biraz kurcalarken delik biraz büyüdü ve damlama, enjektörden fışkırmaya döndü. Radyatörün gelen ve giden su vanalarını kapattım, delikten suyun boşalıp su basıncı ile uğraşmadan yapıştırıcıyı uygulamak niyetimdi. Bekledim, bekledim bekledi, basınç biraz azalsa da su kesilmedi… Kapalı devre sistem olmasını bilmeme rağmen giden su vanasını açayım belki peteğin suyu boşalır dedim, o da işe yaramadı. Çünkü devri daimi sağlamak için belli bir su basıncı olduğundan, giden su borusundan da  içeri su giriyordu.

Tahmin ettiğim kalorifer radyatörünün vanasının suyu tam kesemediğiydi. Yanılmamışım da. 1,5 gün geçince sıkıldım, kaçan su basıncı da iyice düşmüşken, yapıştırayım dedim. Kağıt zımparamı bulamayınca, tornavida ucu ile zımparalayayım dedim, -siz sakın yapmayın- tornavida ile sızıntı deliğini iyice deldim. Durum iyice kötüleşmişti…

Neyse, zor durumlarda daha makul çözümlere zorlandığımızdan, bir önceki akşam yüksek basınçlı su ile imtihanım sonucu uygulayamadığı yapıştırıcıdan ders alarak yapıştırmaya başladım. Ama önce epoksi yapıştırıcının nasıl uygulandığını anlatmakta fayda var.

Epoksi yapıştırıcı - Tüp normalde dolu, kalan bu kadar
Epoksi yapıştırıcı – Fiyatı: 16 TL*  Tüp normalde dolu, deneme yanılmalarımdan ve tadialttan sonra kalan bu kadar

Epoksi yapıştırıcdan, kullanacağınız kadarını kesin, ve tek renk olana kadar yoğurun. Sonra da yapıştırmak istediğiniz yere bastırın. Sertleşene kadar bekleyin ve 10 dakika sonra şekillendirin. Kısa sürede çelik sertliğinde ve 24 saat sonra zımparalanabilir bir hale gelecek.

Eğer kalorifer radyatörünüzün vanası normal çalışıyorsa işiniz kolay. Vanaları kapatın, kaloriferden suyun boşalmasını bekleyin, deliğin büyüklüğüne göre 1 gün civarı sürecektir.  Yapıştıracağınız yeri zımparalı ve temiz bir getirin Su kesildiğinde epoksi yapıştırıcıyı tarif edildiği gibi hazırlayın ve bastırarak yapıştırın. Tavsiyem öncesinde yapıştırıcının bir kısmını macun çeker gibi bir iki kat çekmenizdir. Neyse, bu senaryoda iş kolay olduğundan gerisi kolay. Biraz bekleyin şekillendirin, kurusun sonra da ertesi gün zımparalayıp boyayın.



Gelelim benim durumuma yani kötü senaryoya; Durdurulamayan sızıntı, büyüyen delik ve basınçlı yağlı kalorifer suyu. Bu şekilde yapıştırmak imkansız gibiydi. İlk denemelerimde ne kadar bastırsam da su bir şekilde kaçmayı başardı ve biriken basınç ile püskürüp ortalığı mahvetti. Tabi ben deliği büyütmeseydim böyle olmayacaktı…

Ben de faklı bir taktik izledim, yukarıdaki tavsiyedeki gibi, ince ince macun çeker gibi epoksi yapıştırıcıyı uygulamaya başladım, üçüncü kata geldiğimde su zorluyor ve delik açıyordu ama artık kolay olmuyordu bu. Açılan deliğin yanında kalorifer demiri yerine biraz sertleşmiş epoksi katmanı olduğundan ölümcül vuruşu yapmam daha kolay oldu, bir kalın katman daha, epeyce bastırdım ve bekledim ve su kesilmiş gibiydi. Peşine de biraz daha kalın bir baş parmak büyüklüğünde epoksi yapıştırıcı ile bitirişi yaptım. Kenarları iyice bastırarak epoksinin tam yapışmış olduğundan emin oldum, açılmasın diye iyice uçlarını bastırarak kapattım. Sonuç müthiş oldu. Bir tek boyası kaldı:

Epoksi yapıştırıcı ile kapatılmış kalörifer iptek deliği
Epoksi yapıştırıcı ile kapatılmış kalörifer petek deliği artanı da kenara köşeye sürdüm. Bir tek boyası kaldı.

Sabah baktığımda çelik gibiydi. Bilginiz olsun, bu yapıştırıcı özellikle ıslak yüzeylerde çok etkili.

Bilginize olsun, bir gün lazım olur.

*Koçtaş fiyatı. Aynısı Topkapı’da 3 TL diyenler 🙂

LibreOffice Takvimi

2

TDF gezegeninde 2013 için hazırlanmış bir LibreOffice takvimi gördüm. Kaynak çizim dosyasının da verilmesinin güzelliğiyle Türkçeye çevirdim. Özgün takvim hafta numaralı ve hafta numarasız olarak iki farklı şekilde hazırlanmış. Ben daha işlevsel olduğundan hafta numaralı olanı çevirdim.

Takvimin kurulum talimatı çok kolay. Aşağıdaki bağlantılardan PDF veya ODG çizim dosyasını indirdikten sonra;

LibreOffice 2013 Haftalı Takvim: -> ODG kaynak çizim dosyası
LibreOffice 2013 Haftalı Takvim: -> PDF dosyası

  • Takvimi kağıda, kart kağıdına veya kartona yazdırın. (Kağıda yazdırıp kartona da yapıştırabilirsiniz.)
  • İşaretli yerlerden katlayın
  • Üçgen bir form oluşturmak için alt ve üst kısımları bantla yapıştırın.
  • Keyifle bakın!
LibreOffice 2013 Takvimi
LibreOffice 2013 Takvimi

Ee malum kaynak çizim dosyası ve lisansı imkan verdiğinden*, dilerseniz bu çalışma üzerine değişiklik yapabilir ve kendi takviminizi oluşturabilirsiniz. Mesela boş alanlara sevdiklerinizin resmini koyabilirsiniz 🙂

Mutlu yıllar 🙂

Ekleme:

Sevgili Emel Aktaş yaptığı takvimi paylaştı

LibreOffice Takviminin Yapılmış Hali
LibreOffice Takviminin Yapılmış Hali

 

LibreOffice Test Maratonu 14 – 19 Aralık

1

LibreOffice’in  kararlı sürümü Şubat 2013’te çıkması planlan 4 serisi ile ilgili çalışmalar hızlıca ilerlemekte. Yoğun geliştirmenin yanında, harika bir ürün ortaya koymak için iyi bir test ve kalite güvencesi politikası gerekmekte. Bu nedenle LibreOffice Kalite Güvencesi(QA) ekibi 14- 16 Aralık tarihleri arasında bir Test Maratonu düzenliyor.

LibreOffice Test Maratonu 2012
LibreOffice Test Maratonu 2012

Maratonla ilgili wiki sayfasını Türkçeye çevirdim. Umarım Türkiye’den de bu maratona katkı verebiliriz, biz de varız der, eğlenceye katılabiliriz diye düşünüyorum. İngilizce bilmeyen veya kendini iyi ifade edemeyeceğini düşünen arkadaşlar hata bildirimlerini LibreOffice Türkiye forumlarundaki bu başlık altından yapabilirler.

Bizim Türkçe özelinde en önemli bileşenimiz Zemberek, bu nedenle Test Maratonunda Zemberek ile ilgili testleri yaparsak çok güzel olur.

LibreOffice’e test ve kalite güvencesi konusunda katkı verebilecek herkese açık çağrımdır. Özellikle yazılım ve ilgili bölümlerde okuyan genç arkadaşlar için hem çok güzel bir pratik hem de LibreOffice geliştiricisi olmak için güzel bir ısınma haftası olacağını düşünüyorum. Sadece kullanmak yetmez, gelişimine de olabildiğince katılmak lazım LibreOffice’in!

Dileğim o ki 2013 yılında LibreOffice’e Türkiye’den kod katkısı veren özgür yazılım sevdalısı arkadaşların sayısı artsın.

Bu yıl bildiğim:

Gökçen Eraslan: PDF Dışa Aktarmaya Sayısal İmza Desteği
Efe Gürkan Yalaman: Varsayılan para birimin YTL’den TL’ye değiştirilmesi

konularında kod katkısı vermiş medar-ı iftiharlarımız oldu 🙂

Haydi gençler!

Konuya dönersek:

Çevirdiğim Türkçe “Test Maratonu maddesi” (elbette güncellenecek düzeltilecek vs):

http://wiki.documentfoundation.org/QA/Test_Marathon_LibreOffice_4.0/tr

Özgün Test Maratonu maddesi:

http://wiki.documentfoundation.org/QA/Test_Marathon_LibreOffice_4.0

Bibisect ve Ubuntu Paketleri ile ilgili önemli bir yazı: http://skyfromme.wordpress.com/2012/12/12/libreoffice-test-marathon-bibisect-4-0-and-ubuntu-packages/

Forum Başlığımız: http://forum.libreoffice.org.tr/viewtopic.php?f=18&t=249

Mutlu günler.

Sonunda gittik: İstanbul Arkeoloji Müzeleri

5
İstanbul Arkeoloji Müzeleri Ana Bina
İstanbul Arkeoloji Müzeleri Ana Bina

Not: Bu yazıya gelen ziyaretçilerin “Arkeoloji müzesi ödev” şekline arama sorgularıyla geldiğini görüyorum. Tamam siz ödevi bitirmek için geç kaldıysanız buradan faydalanıp ödevinizi yapın, yetiştirin, ama zamanınız varsa lütfenİstanbul Arkeoloji Müzelerine gidin ve görün. Zamanınız kalmamış son akşam bu ödevi yapıyorsanız da ödevi bitirdikten sonra ilk fırsatta gidin. Samimi şekilde söylüyorum, çok güzel gerçekten, kendinize bir iyilik yapın gidin. Dönüşte de Sultanahmet’te veya Hoca Paşa’da köfte yiyin, Gülhaneye aşağı Sirkeci’den Eminönü’ne kadar geze geze inin. Vaktinizi güzel şeylere harcayın. Tadını çıkarın 😉

Onca yıl Beyazıt’da okuyup ta İstanbul Arkeoloji Müzelerine gitmemek… Çok sıradışı değil, sanıyorum ki benim gibi binlerce öğrenci o Gülhane yollarından geçip bu müzelere gitmemiştir…

Bugün ne iyi ki bu müzeye gidip de gördük. Bunca zaman gitmemiş olmanın utancıyla da olsa bu geziyi kısaca günlüğüme not etmek istedim. Keşke bundan 10 önce gitseymişim. Veya lisede okul gezisinde Sultanahmet – Topkapı’nın yanına vaktimiz olsaymış da gitseymişiz.

Sultanahmet – Topkapı – Ayasofya ve de Yerebatan sarnıcı arasında insanın burayı atlaması doğal. hem de günü birlik gezilerde o yorgunlukla Türk insanı hayatta çekmez arkeoloji tantanasını…. Siz siz olun en azından 2 saatinizi ayırıp girin bu güzel müzeye…

Londra’ya gidip British Museum’da aaa diye ağız açıyorken İstanbul Arkeoloji Müzelerini bu kadar geç görmekten çok hicap duydum…

Müze Hakkında

İstanbul Arkeoloji Müzeleri Ana Bina
İstanbul Arkeoloji Müzeleri Ana Bina – Etkileyici değil mi? Sanki Türkiye değil burası…

Müze, Türkiye’nin ilk müzesi, kurucusu Osman Hamdi Bey(Kaplumbağa Terbiyecisi). Müze hakkında hem vikipedi sayfasında hem de müzenin kendi sitesinde detaylı bilgi mevcut. Yapı olarak da muhteşem bir görünüşe sahip olan müze, zamanında İmparatorluk Müzesi olarak kurulmuş.

Müze içerik olarak çok ama çok zengin.

  • Şark Eserleri
  • Arkeoloji Müzesi
  • Çinili Köşk Müzesi

olarak üç bölümden oluşmakta.

Ulaşım ise çok kolay. Müze Gülhane Parkı’nın ve Topkapı Sarayı’nın arasında bulunmakta. Gülhane Parkı’nın girişinde sağa ayrılan yol ile ulaşılabildiği gibi, Topkapı Sarayının önündeki bahçeden de aşağı sola kıvrılan yol ile erişmek mümkün. Sitesindeki ulaşım bölümünde kroki var ama nasıl bir yolu takip edeceğiniz yazmamış. Bence bu çok önemli çünkü bilindiği üzere tarihi yarımadanın sokakları biraz karışıktır.

Bir önemli eksik de bunca kişinin geçtiği Alemdar Caddesinde bu müzeye ait bir adet işaret levhasının olmayışı. Onca sene geçtim o yoldan levhasını görmedim. Levha bir tek Gülhane parkının girişinde, orada da ana yola odaklanmışsanız görmeniz imkansız. En kolayı Gülhane Parkına girin ve sağa doğru kıvrılın.

Giriş ücreti 10 TL. Müzekartınız varsa ek bir ücret ödemeden girebilirsiniz. Müzekartınız yoksa kapıda alabilirsiniz. Zaten, Topkapı, Ayasofya’ya da girerseniz Müzekart maliyeti üzerine tasarrufa bile geçersiniz. Muhakkak Müzekart alın.




Şark Eserleri Müzesi:

Eski Şark Eserleri Müzesi
Eski Şark Eserleri Müzesi

Bu müzeyi çok sevdim. içerisinde;

Eski Mısır eserleri: Yazıtlar mumyalar heykeller hatta mini sfenks bile mevcut.

Güney Mezopotamya, Mezopotamya, Babil, Arap yarımadasına ait eserler mevcut. Bu eserlerden kapı aslanları vb eserlerin kısımlarını British Museum’da görmüştüm.

Öne çıkan eserler: Arami yazıtlı güneş saati, Mısır mumyaları, Adap Kralı Lugal Dalu’nun heykeli, Kadeş Antlaşması (tarihteki ilk yazılı antlaşmadır) Boğazköy sfenksi Kapı aslanı Hammurabi Kanunları gibi birçok çivi yazıtı mevcut.

Çocukluğumdan hevesim Mumya görmekti. Türkiye’de de olduğunu sanmıyordum, fakat bu müzede mumyaları görünce şaşırdım doğrusu. Hem kabıyla hem de mumyasıyla gayet iyi durumda eserler mevcut.

Şark Eserleri Müzesindeki Mumyalar
Şark Eserleri Müzesindeki Mumyalar

Benim gezmekten en çok sevk aldığım yer burası oldu.

Arkeoloji Müzesi:

Girişte bizi karşılayan heykel
Girişte bizi karşılayan heykel

Ana müze. Bu müzede muazzam eserler bulunmakta. Özellikle lahitler konusunda sanırım dünyanın en zengin müzesi. Öyle ki bahçesinde yağmura kara bırakılmış lahitlerle bile İngilizler 4 tane müze yapar. O derece. Ayrıca içeride muazzam heykeller bulunmakta. Müzenin en etkileyici eseri, İskender Lahti. Çok muazzam büyüklükte(sanırım dünyanın en büyük lahtiymiş) üzerindeki işlemeler o kadar detaylı ki… Ayrıca sadece beyaz değil, kırmızı mermer veya bir boya kullanılmış, bu sayede kan temsilleri çok etkileyici. Müzenin en önde gelen eseri için sadece bir resmin yetmeyeceğini ve gitme durumu olmayanların da görmeleri için bir video çekmenin faydalı olacağı düşüncesiyle ben de küçük bir kayıt yaptım ve youtube.com sitesine yükledim. Ne yazık ki Canon EOS 500 makinem’in hafıza kartını evde unuttuğum için bu fotoğraflar ve çekimleri eşimin cep telefonuyla yaptım.

http://youtu.be/-j_eHKH_Prw

Eserle ilgili detaylı bilgiyi şu sayfadan edinebilirsiniz: http://www.istanbularkeoloji.gov.tr/web/14-51-1-1/muze_-_tr/koleksiyonlar/arkeoloji_muzesi_eserler/iskender_lahdi

Ayrıca bu bölümde de bir kaç mumya değişik biçimlerde sunulmakta. Bir tanesi zeminin altına yapılmış cam bölmedeydi, üzerinden yürürken fark ettiğinizde korkmamanız elde değildi doğrusu. Bu mumyayı çekemedim. Hem de gidenlere sürpriz olsun.

Ne Krallar Gördü Bu Topraklar!
Ne Krallar Gördü Bu Topraklar!

Aşağıda Lika bölgesinden bir lahit görebilirsiniz. Bu lahitten yüzlercesi Olimpos ve Kekova’da arazide bulunmakta.

Likya Bölgesinden Bir Lahit
Likya Bölgesinden Bir Lahit
İşçilik Muazzam
İşçilik Muazzam
Sidon - Günümüz Lübnan'ından mezarlar
Sidon – Günümüz Lübnanı’ndan mezarlar

Arkeoloji müzesi gerçekten çok fazla esere sahip. Heykellerin olduğu kısım bakımda olduğundan o kısmı göremedik. Ama şunu söyleyeyim ki, eserler zengin bir kumaşçı dükkanındaki kumaş topları gibi ortaya serilmiş. Çok fazla eser var ve bu eserler doğal sit alanlarındakilerin sadece bir kısmı. Bu kadar çok eserden gavurlar 5 müze çıkarırdı doğrusu.

Müzenin genelinde olan bir eksiklik ise, eserlerin tanıtım kartlarının yetersizliğiydi, bazı eserlerde tanıtım kartı yoktu. Yurt dışındaki müzelerde tanıtım kartları eserle ilgili bilimsel bilgi vermenin dışında bizim gibi sıradan ziyaretçileri bilgilendirecek detaylı içeriğe sahiplerdi. Hikayesi, geçmişi neden önemli olduğu gibi bilgilerin eksikliği çok fazla. Tabi böyle olunca eserleri gezmek ister istemez biraz sıkıcı oluyor. Bu bence çok önemli bir eksiklik. Tabi konunun özü tanıtım. Konuya ilk girişimde bahsettiğim üzere müzenin yolunu bulmak zor, esere mi kaldık dememeliyiz. Müze ve eserler çok daha iyi tanıtılmalılar.

Sadece bina önünde değil, ön bahçe de de çok fazla eser mevcut
Sadece bina önünde değil, ön bahçede de çok fazla eser mevcut

Çinili Köşk Müzesi:

Çinili Köş Müzesi muazzam çini eserleri barındırmakta
Çinili Köş Müzesi muazzam çini eserleri barındırmakta

Çinili Köşk önceleri adı üzerinde köşk imiş. Sonradan müze olmuş. Yapının kendi içindeki harikulade çinileri ile birlikte Selçuklu ve Osmanlı Çinileri sergilenmekte. Ayrıca Osman Hamdi Bey’in resimleri de mevcut. Beni en çok etkileyen eser, çinili ve kabartmalı çeşme oldu. Fotoğrafta görünmeyebilir ama Tavus Kuşu sanki 3 boyutlu gibiydi:

Tavus Kuşu Çeşme
Tavus Kuşu Çeşme

Kapanış

Müze muazzam. Mutlaka gidip görmelisiniz. Gülhane Tramvay durağından inin ve Gülhane Parkı girişinden dosdoğru müzeye gidin. Bu müze İngiltere’de olsa, kapısında insanlar girmeye sıra bekler. O derece muazzam eserler mevcut. Bizde ise tanıtım eksikliğinden müze ne yazık ki çok sakin.

Eserler ve müze hakkındaki bilgilere müzenin sitesinden ulaşabilirsiniz. 

Sanattan pek anlamayan biri olarak bu ikinci yazım daha oldu. Diğeri şurada.

Kültür sanat saatimizin sonuna geldik.

Mutlu günler.

Not: Her geziden sonra yazayım diye sonraya bırakıyordum. Hiç yazamadım. Demek ki sıcağı sıcağına yazmazsak olmuyormuş.

E-posta listesi arşivleri erişime engellenir mi!

1

Böyle bir şey olabilir mi! Bu kadar da saçma yasak olur mu!

Oluyormuş demek ki!

Bu sabah LibreOffice l10n(yerelleştirme) global e-posta listesini Mail-archive.com.com bağlantısı üzerinden açayım dedim. Genelde düz liste arşivi okurum(http://listarchives.libreoffice.org/global/l10n/ bir de Gmane var… Her neyse, http://www.mail-archive.com/l10n@global.libreoffice.org/ adresinde gördüğüm şuydu:

http://www.mail-archive.com sitesi sansürlenmiş http://www.mail-archive.com/l10n@global.libreoffice.org/ adresinin 05.06.2012 tarihli görüntüsü
http://www.mail-archive.com sitesi sansürlenmiş http://www.mail-archive.com/l10n@global.libreoffice.org/ adresinin 05.06.2012 tarihli görüntüsü

Belli ki epeydir yasaklı bu site, mahkeme kararı 2010 tarihli… Evde daha farklı yollarla engelleri aştığım için bugüne kadar gözüme gelmemiş. Çok şaşırdım. Aklım mantığım almadı bu yasağı…

Halka açık e-posta listelerinin arşivini tutan bir siteyi kim nasıl bir kafayla yasaklar. Ne fayda bekler anlamak mümkün değil. Yahu be adam bu yazışmalar zaten e-postalarla devam ediyor. Türkiye dışında da herkes okuyor! Sen liste arşivini yasaklamakla ne elde edeceksin!

Bu yasakların saçmalıklarını binlerce sayfa yazabilir insan…

Yani öyle de saçma bir şey ki… Şimdi işi gücü bırakıp savcılığa veya bilmediğim başka bir kuruma yasak kaldırmak için itiraz mı etmeliyiz. Böyle mi olmalı modern dünyada işler… “Otostopçu’nun Galaksi Rehberi”nde hicvedilen bürokrasi, gerçekte günden güne hayatımızı kısıtlamakta… Savcı yasaklayın demiş…. Peh…! Madalyayı haketmiş canım…! Bu kararıyla hukukta yeni bir çığır açtı!

Ama faydası yok. En iyisi bu sansürcü kafaya “Oğlum Bak Git” demek.

Bu yazı da benim internet sansürüne ilk “Oğlum Bak Git”im değil. Ama daha yüksek sesle söylüyorum artık…

Kitap Tanıtımı 2: “Kaç Yıl Oldu?” 2011 ve 2012

3

(-Bir pazar günü daha kültür-sanat köşemizle birlikteyiz…)

Karikatürü ve mizahı severim. Ortaokul yıllarından bu yana hep en büyük eğlencelerimden biri olmuştur mizah dergileri. Mizah dergileri içerisinde son yıllarda Uykusuz Dergisi’ni takip etmekteyim. Her hafta, aldığım dergiyle biraz eğlenir biraz da düşünürüm. Hem gülerim hem düşünürüm, vay halime…!

Uykusuz Dergisi’nde Umut Sarıkaya dışında çok sevdiğim köşelerden biri de Fırat Budacı‘nın hazırladığı “Kaç Yıl Oldu?” isimli köşe. İç 2. sayfada yer alan bu köşe birçoklarının dikkaini çekmemiş olabilir, ama yıllardır bakar ve vay(-yerine göre de vah) be der gülerim…

Toplumsal hafızamızın çok zayıf olduğu aşikar. Çok enterasan olaylar, talihsiz söylemler -asla unutulmayacakken günlerimizden geçip gidiyor… İşte tam da burada ihtiyacımız olan “Hafıza Defterini” Fırat Budacı bize “Kaç Yıl Oldu?” diyerek sunmakta… Bu haftaki sayıda yine vurucu bir köşe olduğunu söyleyerek, bu haftadan bir adet olmak üzere geçmiş sayılardan bazı örnekler verelim:

– İzzet Yıldızhan, “Sabahın Sedası” programında, hamilelik koçu Ayşe Öner’in gözetiminde oyuncak bir bebeğin altını değiştirirken “G.tünü yerim ben onun!” diyeli 1 yıl..

– Tayyip Erdoğan, Bingöl’de yaptığı miting’de kalabalığa “Diyarbakır… Diyarbakııııır… Cevap vermiyorsunuz Diyarbakır…” diye sesleneli 1 yıl…

– Yapımcı Türker İnanoğlu “Ne oynayacağım Senaryoya bakayım” diyen Nuri Alço’ya “Senaryo falan yok. Karı pazarlayan, uyuşturucu satan, pezevenk bir adamı oynayacaksın” cevabını vereli 28 yıl…

– Dalyan Caretta Caretta Kültür ve Turizm Festivali’nde ”Buradaki kurbağaları herkes biliyor” diyen İbrahim Tatlıses saz arkadaşı tarafından “Kurbağa değil caretta caretta” diye uyarılınca ”Bırak, sen de sosyete olmuşsun.” cevabını vereli 7 yıl…

– Dönemin İstanbul Valisi Muammer Güler, yoğun kar yağışı karşısında ”Bizim planımız ABC planı değil; H planı. Yani ”Hepimizin planı” açıklamasıyla İstanbullulara duygusal anlar yaşatalı 8 yıl..

– Murat Kekilli, albümüne verdiği “Yedialtı” adının anlamı sorulunca, “Bu toplum henüz bunu öğrenmeye hazır değil! “cevabını vereli 8 yıl…

– David Copperfield’in gösteri sırasında sahneye çıkarak yok ettiği Atilla Taş, geri döner dönmez nasıl kaybolduğunu açıklayarak şovu yok edeli 12 yıl…

– Pink Floyd, “The Wall” albümleri ile yaptıkları katkı nedeniyle, İngiliz Milli Tuğla Dağıtıcıları Birliği tarafından şeref listesine alınalı 20 yıl…

– Melih Gökçek Kızılay Meydanı’na dev bir disko topu astıralı 8 yıl…

Melih Gökçek demişken, her daim gündemdeki zat-ı muhteşem için Fırat Budacı 17 Mayıs tarihli Uykusuz Dergi’sinde “Melih Gökçek ve Hayvan Sevgisi” konulu özel bir sayı hazırlamıştı. Tam köşeyi aktarıyorum. Sıkı durun:

– Melih Gökçek, katıldığı bir programda kedi kostümü giymiş iki dansçıyla misket havası oynayalı 1 yıl..

– Melih Gökçek, Güven Park’a omzunda belediyenin logosu olan devasa boyutlarda şişme bir goril yerleştireli 2 yıl…

– Melih Gökçek, “Ankara’yı temsil eden 3 hayvan vardır. Bunlar tavşan, keçi ve kedi” diyeli 2 yıl…

– Melih Gökçek, Ankara kedisini logo olarak neden seçtiklerini anlatmak için 3 yavru Van kedisiyle canlı yayına katılalı 2 yıl…

– Ellerinde tabanca ve tüfeklerle dolaşarak sokak hayvanlarını katleden Ankara Büyükşehir belediyesi itlaf ekipleri polisler tarafından gözaltına alınalı 4 yıl…

– Melik Gökçek, bütün hayvanların kumaştan veya peluştan yapılmış maketlerinin bulunduğu 30 bin metrekarelik ‘peluş hayvanat bahçesi’ için 5126 adet ‘ses çıkaran maket hayvan’ ihalesi açalı 7 yıl…

– Peluş hayvanlarla yetinmeyen Melih Gökçek, ‘Dinazor grubu satın alınacaktır’ ibares,ye ‘1 takım’ maket dinazor için ihale ilanı vereli 7 yıl…

– Melih Gökçek, yurtdışından ithal edeceği 1000 adet bronz keçi heykeliyle kenti donatacağını söyleyeli tam 12 yıl olmuş.

İşte böylesi unutulmuş, atlanmış veya kanıksanmış “anomalileri” hatırlatan Fırat Budacı, bu köşesini kitaplaştırarak iki yıldır yayınlamakta: “Kaç Yıl Oldu 2011” ve “Kaç Yıl Oldu 2012”. Epeyce vakittir Uykusuz alsam da, bu iki kitabı alışveriş listeme ekledim. Eğer gülmeyi seviyorsanız(sevmiyorsanız doktora görünün) bu iki kitabı size şiddetle öneririm. Fiyatları, neredeyse bedava. İdefix’te KYO 2011 6,38 TL (KDV Dahil), KYO 2012 ise sadece 7,65 TL (KDV Dahil) özel fiyatlarıyla satılmakta. Vereceğiniz bu paranın bin katı güleceğinize eminim 🙂

Kaç Yıl Oldu? 2011
Kaç Yıl Oldu? 2011 - Etiket Fiyatı 7,50 TL (KDV Dahil)
Kaç Yıl Oldu? 2012
Kaç Yıl Oldu? 2012 - Etiket Fiyatı 9,00 TL (KDV Dahil)

Bunların yanı sıra, Fırat Budacı’nın Uykusuz Dergisi’nde “Bir Şeyler Duydum” ve “Kendimi Durduracak Değilim” adında iki güzel köşesi daha bulunmakta. “Kendimi Durduracak Değilim” köşesinin serisi de ayrıca Kitap olarak da basılmış. İlgilisine duyrulur 🙂

Mutlu günler.