Genel

Ana sayfa Genel

Sevdiğim Android Uygulamaları

0

Android telefonlarımız çoğumuzun hayatında önemli bir yere sahip, bu telefonlara yüklediğimiz uygulamalar ise akıllı olduğu iddia edilen bu cihazlar üzerinde yapabileceğimiz şeyleri artırmakta. Güzel ve işe yarar uygulamaları bulmak doğrusu zaman almakta. Onca kullanıcı yorumu okumak – ki içlerinde yorumum görünsün diye 1 yıldız verdim diyen zeka küpleri de var- gerçekten zaman kaybı… Bir toplumun ortalama zeka seviyesini uygulama mağazalarında yazılan yorumlardan anlayabilir miyiz, bunu da ciddi ciddi düşünüyorum… Konumuza dönelim…



Sevdiğim Android uygulamalarım

Ne zamandır aklımda olan bu yazıyı yazmamın amacı da aslında bu zaman kaybının önüne geçebilmek. Herkesin ihtiyaç duyduğu temel Android uygulamalarını derlemeye çalıştım. Zaten başlıktan da anlayacağınız gibi bunlar benim sevdiğim uygulamalar.

Uygulama isimlerine tıklayarak uygulamanın Google Play sayfasına gidebilirsiniz.

Daha geniş yelpaze için bu uygulama sayfalarındaki benzer uygulamalar’dan siz kendi sörfünüzü yapabilirsiniz. Umarım işinize yarar, önerilerinizi/yorumlarınızı yazmanızdan memnuniyet duyarım, yeni uygulamalarla tanışmak benim için eğlenceli oluyor.

İnternet Tarayıcı

Andoroid sisteminin varsayılan tarayıcısını ve yine çoğu sistemde varsayılan gelen Chrome’u çok fazla kullanmıyorum. Firefox’u başarılı görsem de benim için tarayıcıda hız önemli olduğu için daha hafifi ve hızlı tarayıcıları tercih ediyorum.

Standart tarayıcı
+ Hızlı, hafif, açılma-kapanma süresi çok güzel. Görsellik ve gece modu iyi. Video özellikleri ekstradan güzel.
– Bazen tekrar açıldığında eski sayfalarda kalıyor.

Yüzen tarayıcı. Uygulamlar içinde bir bağlantıyı uygulama üzerinde yüzen bir pencerede açıyor. Bazı cihazların tarayıcısında bu özellik bulunuyor, benimkinde yok. Bu nedenle ihtiyaç anında kenarda dursun diye yükleyebilirsiniz.

Klavye

Varsayılan tarayıcı iyi ama yeterli değil. O nedenle çoğu kişi gibi ben de ek bir klavye arayışındaydım. Birkaç klavye denememden sonra Swiftkey’de karar kıldım

Paralı sürümü ücretsize dönüşünce bu tercihte bulundum, iyi, hızlı, Türkçe yerleşimi ve tema galerisi de fena değil, boyut ayarlanıyor ama çok detaylı bir ayarı yok. İstatistik sağlıyor. En önemli özelliği kelime tahmin etme, e-posta, blog(rss), sosyal ağlara vs erişim izni verirseniz sizin hangi kelimeleri çok kullandığınızı vs ölçüp daha isabetli tahminlerde bulunuyor. Kaydırarak(Swift) yazma ise yine güzel bir özellik ama ben basarak yazıyorum.

Uygulama başlatıcı (Launcher)- Arayüz – Ana Ekran

Samsung’un TouchWiz arayüzünü pek sevememiştim. Ayrıca telefonu yatay tutunca arayüzün manzara moduna geçmemesi beni sinir ediyordu. bu sayede Nova Launcher ile tanıştım. Hafif, güzel, çok fazla ayar sunarak kişiselleştirmeye olanak sağlıyor ve en önemlisi telefonunuz yatay konumdayken uygun bir arayüz kullanabiliyorsunuz.

Harita – Navigasyon

Google Maps harikaydı, şimdi biraz bozdu ama yine de en çok kullandığım uygulamalardan biri. Bunun yanında önerebileceklerim:

Navigasyonu çok iyi olmasa da iş görüyor, trafik yoğunluğu göstermesi çok ama çok güzel bir özellik kullanıcıların kaza vb bildirimlesi de işe yarıyor.

Trapster tam bir yol arkadaşı. Yol boyunca size nerede radar, hız kamerası, polis kontrol noktası, tehlikeli kavşak vs var bildiriyor. Kullanıcıların işlediği bir veritabanı var sanırım. Uzun yolda yanınızda muhakkak olsun. Bildirimleri vs isteğinize göre seçebiliyorsunuz, malum ülkemizin yolları her yer tehlikeli kavşak o nedenle bu bildirimi kapatın, kafa şişirebiliyor.

Aslında bir gezi uygulaması ama çevrimdışı haritası çok işe yarıyor, nerede ne var gezilip görülecek yerler, yeme içme vesaire bilgileri de alabildiğiniz güzel bir rehber olarak işe yarıyor.

Not Alma

Cep telefonunda not almak çok işe yarayan bir etkinlik. Not almak alışkanlığınız yoksa bu alışkanlığı kazanmanıza yardımcı olacak çok kolay ve güzel uygulamalar mevcut. Benim şu an için kullandığım iki temel uygulama var Google Keep ve Evernote.

ana uygulama olarak Evernote kullanıyorum. Çok güzel özellikleri var, Evernote’un özelliklerini keşfetmek de ayrı bir zevk veriyor.

+ Not alma ile ilgili her şey bu uygulamada var. Sesi yazıya dönüştürerek not alma, belgelerin fotoğrafını çekip bu belgede “arama” yapabiliyor olmasından tutun, not defterleri, webs ayfalarından kırpıntı almak ve web sayfalarını özgün hali ile alabilmek çok güzel özellikleri. Web alanı ve eşlemesi ile özellikle seyahatte web sayfalarına çevrimdışı erişebilmek için çok kullandığım bir uygulama. Ayrıca ana ekran için widget – zımbırtısı da güzel.
– Açılış süresi biraz daha hızlı olabilir. Belki de telefonumun eski olmasından dolayıdır…

+ Daha hızlı ve pratik not almak ve daha da önemlisi hatırlatmalar için için Google Keep kullanıyorum. Basit notlar için güzel, Hatırlatıcısı ve Yapılacaklar Listesi kolay ayarlanıyor.
– Notlar için ayrı not defterleri yok – ya da ben bulamadım-. Everote gibi daha karmaşık işlevler sunmuyor.
Bonus: İşyerinin filtresine takılmıyor 🙂

Ofis

Telefon ve tabletimde çok fazla ofis belgesi işim olmuyor. Polaris Office, Kingsoft Office, Office Pro ve Microsoft Office Mobile gibi bir çok ofis yazılımı Google Play’de mevcut. LibreOffice’in uygulaması da henüz çıkmadı, Şubat’a kavuşmuş oluruz diye umuyorum.

Ofis yazılımı olarak Google’ın sunduğu QuickOffice’i kullanıyorum. Google Drive ile entegre şekilde temel ihtiyaçlarımı sıkıntısız şekilde görüyor.

Ofis denince taşınabilir cihazlarda en çok işe yarayan uygulamalardan biri iyi bir PDF okuyucu… Ben Foxit PDF okuyucuyu kullanıyorum, hızı, görüntülemesi ve temel PDF işaretlemeleri iyi. PDF gazete ve belgeleri güzelce okuyabiliyorum.

Ofis belgelerinizin depolaması ile ilgili ise Google Drive ve OneDrive-SkyDrive (NSA skandalı) ve Dropbox (dün hacklendiğini de göz önünde bulunduralım) gibi uygulamalara güvenmek size kalmış. Daha güvenli bir bulut depolama için kendi sunucunuzda bir ownCloud kurup uygulaması ile işinizi görebilirsiniz.

Okuma

Cep telefonu ve tabletleri en çok okumak için kullanıyorum. Web haberleri, bloglar, e-kitaplar vs… Bu nedenle en çok önem verdiğim uygulamalar okuma uygulamaları.

Moon+ Reader bence en iyi e-kitap okuma uygulaması...
Moon+ Reader bence en iyi e-kitap okuma uygulaması…

E-Kitap devrimine hala kendinizi uzak hissetseniz de artık daha fazla direnmeyin. Neden e-kitabın normal kitaptan daha iyi olduğunu burada yazıp konuyu bulamaç etmeyelim…

E-Kitap iyi bir e-kitap okuyucusu olmadan keyif vermiyor. Ben arayışım sonucunda Moon+ Reader’de karar kıldım, hatta o kadar beğendim ki uygulamayı bizzat yeniden Türkçe’ye çevirdim.PDF okuma vb gibi ek özellikler sunan ücretli sürümü olan Moon+ Reader Pro‘yu alabilirsiniz. Bazen indirime de girmekte. Bunun yanı sıra ReadMill, Kindle, Kobo vb uygulamalar da mevcut ama hiçbiri Moon+ Reader gibi ipleri sizin elinize vermiyor, kişiselleştirme ve görsellik sizin zevkinize göre seçebileceğiniz geniş kontrollerle Moon+ Reader’da sunulmakta.

Pocket (Daha önceki adıyla Read it later) bir daha sonra okuma uygulaması, gördüğünüz ve bunu sonra okuyayım dediğiniz ve daha sonra unutup kaybettiğiniz onca güzel şey, bu uygulama sayesinde artık kaybolmayacak. Pocket daha sonra okumak için eklediğiniz web sayfalarını, okuma konforunu en üst seviyede tutmak için sayfayı ıvır-zıvır fazlalıklardan arındırarak net bir şekilde düzgün bir yazıtipi ile size sunuyor. Masaüstü bilgisayarınızdan da pocket sitesinden faydalanabiliyorsunuz.

Efsane Google Reader’ına ardından gelen ve tutunamayan Google Currents’tan sonra Google’ın bir sonraki okuma uygulaması Google Play Gazetelik adında sunulmakta. Ben seviyorum güzel doğrusu, onca kaliteli haber kaynağını katalog halinde size okunaklı bir biçimde sunmakta. Ayrıca siz de Google Reader’daki gibi RSS ekleyerek kendi kaynaklarınızı oluşturabilirsiniz. Görsel olarak başarılı. Deneyin bence.

Readability, adı üzerinde web sayfalarını okunaklı hale getirmek için yapılmış bir uygulama. İçerik dışındaki kısımları atıyor, içeriği düzgün bir yazıtipi ile yalınca sunuyorç Ayrıca tarayıcı uzantısı ile tarayıcıda gezerken tek düğme ile o karman çorman sayfayı net bir metne dönüştüryor. Pocket benzeri… Kolaylaştırıcı bir uygulama.

Çeşitli

Sistem temizliği ve görev öldürücü. Artık daha az uygulama kullanıp daha az sistem kaynağı tükettiğim için otomatik sonlandırmayı çok kullanmıyorum. Sistem temizliği için güzel.



Telefonda torrent olur mu, ne gerek var demeyin. İşe yarıyor 😉

  • Spotify – Bulut müzik servisi

Ücretsiz sürümünü kullansam da ücretli sürümünün de alınabileceği şahane bir müzik dinleme uygulaması, çok zengin bir müzik arşivi var, radyoları, listeleri benzer önerileri insanı güzel bir müzik yolculuğuna çıkarıyor.

Yabancı Dil Sınavı için bir kelime uygulaması, en çok çıkmış kelimelerden soru cevap testi yapıyor. Eski ama işe yarıyor.

LibreOffice Impress ile yaptığınız sunumunuzu uzaktan kontrol etmek için yapılmış bir uygulama. Sunum kumandasına gerek bırakmıyor. Detayları şuradan alabilirsiniz: http://wiki.libreoffice.org.tr/Impress_Uzaktan_Kumanda_(Android)

Neden ihtiyacımız olduğu malumunuz. Ben bu ikisini sevdim, Psiphon ücretsiz, Tunnel Bear ise süreli ve sınırlı ücretsiz.

Baldbooth ve Mixbooth ile fotoğrafları harmanlayarak eğlenceli vakit geçirebilirsiniz.
Baldbooth ve Mixbooth ile fotoğrafları harmanlayarak eğlenceli vakit geçirebilirsiniz.

Gerçekten çok eğlendiğim iki uygulama, fotoğrafları harmanlayarak eğlence çıkarıyorlar Mixbooth iki insanın yüzünü karıştırıyor, BaldBooth ise arkadaşlarınızın kel olunca nasıl görünceği konusunda size yardımcı oluyor. Bıyık ekleyen, yaşlandıran, şişmanlatan, çirkinleştiren benzer uygulamalar da var ama ben en çok bu ikisini seviyorum. Yeğenlerimi de çok eğlendiriyor 🙂

Instagram’daki efektleri seviyorsanız bu uygulama ile daha güzellerini yapabilirsiniz. Çok sayıda filtre ve ayar mevcut.

What’sApp kullanmayan kaldı mı bilmiyorum ama ek olarak sesli görüşme için Viber, daha da iyisi hem sesli hem görüntülü – ayrıca birden çok kişiyle aynı anda- görüşmek için Google Hangouts derim.

Çok kullanmaya fırsatım olmuyor ama güzel bir uygulama.

photosphere-create

Cihazınızın kamerası fotoküre (bilgi için bknz Photo Sphere) özelliğine sahip değilse bunu edinin. Müthiş bir özellik bence, bulunduğunuz ortamı 360 derecelik panaromalarla bir fotoküreye dönüştürüp fotoğraflara gerçeklik katıyorsunuz. Kendi sokak görünümünüzü de elde edebiliyorsunuz. Çok eğlenceli bir özellik. Ayrıca lens bulanıklığı vb özellikleri de var.

İlaç Gibi Geldin K2 RC4

0

WordPress temam K2 nin RC3 (relase candidate/ sürüm adayı) versiyonunda ciddi bir yüklenme süresi problemi yaşıyordum,Live Commenting Advanced Navigation gibi Ajax uygulamalarını devre dışı bırakmama rağmen yine yüklenme süresi anlamsızca uzuyordu,sorunun javascript te olduğunu hissettim,hiç bilgim olmadığı için hissetmekle yetindim.
Buradan yaptığım yükleme süresi testlerinde de tarayıcının ilk yüklemeye çalıştığı gzip ile sıkışmış javascript sorgusu idi

K2 destek forumlarında bu sorun dile gelince bende soluğu sürüm aday adaylarının olduğu http://getk2.com/nightly/ da aldım ve en güncel tarihli build’i k2-RC4-revision-613-2007-12-19.zip indirip bir güzel kurdum.
Gerçekten çok şey değişmiş,yönetici panelinde lightboxlar, mesaj ve haberlerinde anında ekranda belirmesi vs gerçekten hoş..
Teknik olarak da bu yüklenme sorunları hallolmuş inanın çok mutlu oldum, js boyutu hem azalmış hemde hafiflemiş sanki,sitenin yüklenme hızı gerçekten çok iyi,ayrıca header image de transparan gövdenin üzerine sonradan oturunca farkına varılmadan sayfa hemencecik yüklenmiş oluyor…
Gerçekten bir haftadır internette bu sorunla ilgili araştırma yaparken böyle tertemiz çözülmüş olması çok iyi,ki hele benim gibi serverının herşeyinden çok memnun olup da ah azcık da hızlı olsa diyenler için sevindirici.
Advanced Navigation ve Live Commenting de eskisine göre daha az süre alsada ben karşılaştırmak için kullanmadım tablolar burada :

1 Tablo —-TEDAVİDEN ÖNCE

QTY SIZE# TYPE URL
1 46437 SCRIPT /js/jquery.js.php?ver=1.2.1
1 39700 IMG tembellik.jpg
1 20745 IMG kcmdf.png
1 18080 CSS style.css
1 17519 IMG kchart.png
1 16742 IMG download_manager.png
1 10062 SCRIPT /js/k2.functions.js.php?ver=223
1 8478 HTML http://blog.bluzz.net/
2 964 CSS IMG time.png
2 847 CSS IMG spinner.gif
1 789 CSS IMG arrow_refresh.png
1 774 CSS IMG feed.png
1 769 CSS IMG  
1 749 CSS IMG heart.png
1 644 CSS IMG edit.png
1 551 CSS IMG pencil.png
2 532 CSS IMG comment.png
1 322 CSS IMG reset-fff.png
2 281 CSS IMG quote.png
19 ^ 184985* Total (^unique objects)

2.Tablo —- TEDAVİDEN SONRA

QTY SIZE# TYPE URL
1 39700 IMG tembellik.jpg
1 20745 IMG kcmdf.png
1 18387 CSS style.css
1 17519 IMG kchart.png
1 16742 IMG download_manager.png
1 14647 SCRIPT /js/jquery.js.php?ver=1.2.1
1 9025 HTML http://blog.bluzz.net/
1 1464 SCRIPT /js/k2.functions.js.php?ver=1.0
2 964 CSS IMG time.png
2 847 CSS IMG /spinner.gif
1 789 CSS IMG arrow_refresh.png
2 774 CSS IMG /feed.png
1 769 CSS IMG tag_blue.png
1 749 CSS IMG heart.png
1 644 CSS IMG comment_edit.png
1 551 CSS IMG pencil.png
2 532 CSS IMG comment.png
1 322 CSS IMG reset-fff.png
2 281 CSS IMG quote.png
19 ^ 145451* Total (^unique objects)

Süreler ise :

Tedaviden Önce :

Object type Size (bytes) Download @ 56K (seconds) Download @ T1 (seconds)
HTML: 8478 1.89 0.24
HTML Images: 94706 19.67 1.30
CSS Images: 7222 3.64 2.24
Total Images: 101928 23.31 3.54
Javascript: 56499 11.66 0.70
CSS: 18080 3.80 0.30
Multimedia: 0 0.00 0.00
Other: 0 0.00 0.00
Connection Rate Download Time
14.4K 147.17 seconds
28.8K 75.49 seconds
33.6K 65.25 seconds
56K 40.67 seconds
ISDN 128K 15.09 seconds
T1 1.44Mbps 4.78 seconds

Tedaviden Sonra:

Object type Size (bytes) Download @ 56K (seconds) Download @ T1 (seconds)
HTML: 9025 2.00 0.25
HTML Images: 94706 19.67 1.30
CSS Images: 7222 3.64 2.24
Total Images: 101928 23.31 3.54
Javascript: 16111 3.61 0.49
CSS: 18387 3.86 0.30
Multimedia: 0 0.00 0.00
Other: 0 0.00 0.00
Connection Rate Download Time
14.4K 116.53 seconds
28.8K 60.17 seconds
33.6K 52.11 seconds
56K 32.79 seconds
ISDN 128K 12.68 seconds
T1 1.44Mbps 4.57 seconds

Arada Sadece 0.21 saniyecik olsa da kendim elle kronometre tutunca malum server eski halinde 9 -30 saniye arasında görüntülenen sayfa şimdi bu hafiflemiş scriptle 4-5 saniye gibi bir sürede görüntüleniyor…

K2 RC4 deki bu düzenlemeler hafifleyen scriptler ve en önemlisi yükleme sırası değişince 0.21 saniye 20-25 saniye gibi bir lag den kurtardı beni.

Yapanların ellerine sağlık !

İşsizlik ve Altına Hücum !

0
Altına Hücum
Altına Hücum

Bundan birkaç gün önce Hürriyet Gazetesi internet sitesinde kısa bir haber okumuştum;  bu haber Rusya’da işsiz kalanlara yönelik yeni bir uygulamadan bahsediyordu, haber kısa olduğu için aynen alıntılıyorum ;

Rusya’da işsiz kalan Sibirya’da altın arayacak

Nerdun HACIOĞLU

Rusya’da giderek derinleşen krizin etkisiyle artan işsizliğe Kremlin yönetimi ilginç çözüm formülü geliştirmeye başladı.

Devlet Başkanı Dmitriy Medvedev, Başbakan Vladimir Putin hükümetine özel talimat vererek, işsiz kalan vatandaşa ferdi değerli maden arama sertifikası çıkartılmasını istedi. Medvedev’in bireysel değerli maden arama sertifikası, tıpkı 1850 yıllarında Amerika’daki “Altın salgını” modelini kopyalamış oluyor. Krizin reel sektörü en ciddi etkilediği Rusya ağır sanayi tesislerinin bulunduğu Magadan bölgesinde uygulanmaya başlayacak ferdi altın arama sertifikası fabrikalardan çıkarılan binlerce işçinin yeni uğraşı haline gelmesi hedefleniyor.

Bu haberi okuyunca acaba Tezim olan “Yoksullukla Mücadele” konusunda bir düşünce çıkarabilir miyim diye düşündüm, altına hücum gibi olmasa da işsizler için çeşitli işler üzerinde girişim yapabilmeleri için  “Ferdi Ruhsatlar” konusu küçük de olsa katkı sağlayacak bir düşünce temeli gibi duruyor.Kısaca açarsak bu girişimcilere ruhsat edinmede kolaylık, işini kaybetmiş kişilerde çeşitli vergi muafiyetleri gibi bireysel girişimi canlandırmayı destekleyici bir uygulama olarak üzerinde durulması gereken bir konu diye düşünmekteyim. En ekonomiye katkısı en  basitinden kahvede okeye dönmekten daha fazla olacaktır…

Bugün işsizlik rakamları açıklandı :
Aralık 2008 Sonu itibarı ile işsizlik %13,6, işsiz sayısı 3 milyon 274 bin kişi !

Elbette bunlar resmi rakamlar, gerçek rakamların çok daha yüksek olduğunu biliyoruz. İşsizliğin tanımındaki  iş bulma ümidini yitirmiş kişiler işgücüne[işsizler arasına] dahil edilmemekte, o halde kahvede ümitsizce okeye dönen insanlar zaten işsiz değil(!)… TUİK anketleri kentsel/ kırsal işsizlik kavramları  ve eleştiriler daha geniş ve başka bir tartışma konusu…

Rusya’daki bu haberden sorna “Altına Hücum” (Gold Rush) konusunda biraz araştırma yaptım, Idaho Eyalet Universitesinde yayımlanmış çok kısa bir özet okudum ve sizinle paylaşmak istiyorum.

Kazara Bir Keşif :

Altın ilk olarak genişleyen tarım imparatorluğu için bir kereste fabrikası inşa etmek için  için rençper John SUTTER”ı işe alan James MARSHALL tarafından keşfedildi.Marshall kereste fabrikası için kereste doğrarken Amerikan Nehri suyunda birkaç altın parçası farkedetti ve bundan Sutter’a bahsetti. ne Marshall ne de Sutter bu olaydan kimseye bahsedip ellerindeki bu fırsatı kaçırmak istemediler, ve aralarında bu sırrı gizli tutacaklarına dair bir anlaşma imzaladılar.
Fakat birkaç ay içerisinde bu olay duyuldu ve yayıldı.1849 yılına gelindiğinde on binlerce genç erkek evlerinden ayrılarak bu hazinenin kendilere düşen payını almak için Kaliforniya’ya akın ettiler. Bazıları uzak mesafelerden yaya yolculuk Oregon-Kaliforniya parkurunu oluşturdular, güneyden gelenler ise buharlı gemiler ile Kaliforniya’ya ulaştılar. Yolculuk çok uzun ve sıkıntılıydı, birçok insan sıtma kolera gibi bulaşıcı hastalıklara yakalandı…

Altın arayanlara 49’lular denilmesinin temelinde bu insanların birçoğunun evlerini 1849 yılında terk etmeleri yatmaktadır, ve bu 49’luluk Amerikan tarihinde önemli bir yere sahip bir sıfat durumundadır(Oh My Darling Clementine gibi kültürel yansımaları), diğer bir önemli husus ise 49’lular sadece Amerikada yaşayan insanlar değildi dünyanın birçok yerinden farklı milletlerden insanlar altına hücum için Kaliforniya’ya gelmişlerdi.Altına hücum bir dünya olayı haline gelmişti ve altının cazibesinin etkilediği ülkeler arasında Meksika,Çin,Almanya,Fransa,Türkiye(!)(Osmanlı) gibi ülkeler bulunmaktaydı.

Yüksek Riskli Girişimcilik

Altına hücumda en başarılı girişimcilerden bazıları altından hiç nasiplenemediler, fakat altın arayanlara gerekli malzeme ve hizmetleri tedarik ederek zengin oldular. Örneğin Levi Strauss kuru gıda işine ,Philip Armour et madenciler için et marketi işlerine girdiler, Henry Wells ve William Fargo da madencilere güvenilir bankacılık hizmeti verebilmek için Wells& Fargo Co. şirketini kurdular.
Kadınların altına hücumda çok önemli yerleri ve etkileri olmuştu fakat katkıları ise günümüzde hala yeterince kavranamamıştır. O günlerde sayıları az olan kadınlar yeteneklerini ve ihtiyaçları fark edip girişimlerde bulunmaya başladılar. Bazı otoritelere göre bu tarihte ilk kadın hareketlerinin başlangıcı sayılabilir.

Altına hücüm mevcut bir takım nedenlerden ötürü önemlidir. Öncelikle, altın dünyanın birçok yerinden insanları Kaliforniya’ya getirdi, ve bölgenin bugünkü çok kültürlü yapısının çekirdeğini oluşturdu. İkinci olarak Kaliforniya’nın ve batı Bölgelerinin Amerikanın bir parçası olduğu e diğer batı bölgelerinin de Birleşik eyaletlerin bir parçası olacağını gösterdi. Son olarak altına hücumun uyandırdığı Yüksek Riskli Girişimcilik kavramı bugünkü Amerikan Kapitalist Toplumunun temel düşüncesini oluşturdu.
24 Ocak 1998 tarihinde, Birleşik Devletler altın acele ve 150. yıl dönümünü kutlayacak
*
*Orjinal Metin : http://www.isu.edu/~trinmich/prback.html

Yukarıdaki yazdığı gibi altına hücumda en çok kazananlar altın maceraperestleri değil yüksek riskli girişim yapan maceraperster olduğu hiç şüphesiz, altın avcılarının birçoğu altın bulamadı, çoğu elleri boş bu maceradan vazgeçip Kaliforniya’ya yerleştiler, fakat unutmamak gerekir ki bazıları  diğerlerinden daha  şanslıydı ve küçük bir servet kazanabildiler.

Diğer bir husus ise  yazıda geçen altın Avcısı Türkler, bunlar ile ilgili bir araştırma yapmadım fakat illa ki yapılmış bişeyler vardır, belki bazılarımızın büyük dedeleri birer  altın avcısıydı, kim bilir belki de bazılarımızın Kaliforniya’da milyarder akrabaları olabilir 🙂

Gelelim esas soruya acaba biz 2009 yılında Türkiye’de nelere hücum edebiliriz ? Bu konudaki fikirlerinizi paylaşırsanız çok sevinirim.
Mutlu Günler

Kaynaklar :
http://en.wikipedia.org/wiki/California_Gold_Rush

http://www.isu.edu/~trinmich/prback.html

Amarok 2 ile Online Radyo Dinleyin !

1

Amarok 2 üzerinde çok güzel internet hizmetleri bulunmakta, fakat ne yazık ki bu hizmetlerden bize en yakını olan Last.fm ücretli olduktan sonra tadımız biraz kaçtı, zaten epeydir Amarok 2  bir hata yüzünden Last.fm e dinlediğimiz parça bilgisini yollayamıyordu (scrobbling), yeni sürümde düzelecekti, artık gerek de kalmadı :).  “Kalsın” 😛

Bu durumda gözümüzü kendi yerli radyolarımıza çevirelim , bildiğimiz gibi birçok radyo internet üzerinden canlı yayın akışında bulunmakta. Uzatmak istermiyorum, bunları Amarok üzerinden dinleyip ,beğediğimiz istasyonları tıpkı parça listesi oluşturur gibi kayıt edebiliriz. Amarok 2 nin radyo akışı şimdilik canlı kayıt yapmaya elvermiyor, ama alternartif sunacak yazılımlar depoda mevcut olsa gerek ; Kradio(4) hem radyo kartı hemde online yayın dinlemeye imkan veriyor sanırım. Bu arada unutmadan “Icecast” ile de kendi internet radyomuzu kurup yayın yapabilirmişiz 🙂

İkisini de pek kurcalamadım o yüzden üzerinde durmuyorum, siz bilahare kurcalarsınız 😛

Neyse konumuza dönersek yayın akışlarını rado siteleri bir akış adresi ile sağlıyorlar, nereden elde edebiliriz derseniz google a sorabilir veya dinlediğiniz sitede radyo işlem kutucuğuna (gnome mplayer oynatıcı eklentisi )üzerine sağ tıklayarak  kaynak adresini kopyalayabilirsiniz.

Ben sizin için bir güzellik yaptım ve TRT‘nin bütün radyo yayınlarının akış adreslerini aldım  buyurunuz :

mms://212.156.63.102/RADYOFM      TRT FM
mms://212.156.63.102/RADYO1           Radyo 1
mms://212.156.63.102/RADYO3           Radyo 3
mms://212.156.63.102/RADYO4           Radyo 4

mms://212.156.63.102/RDTSR                 TRT TSR
mms://212.156.63.226/RADWORLD2   TRT Radyo6
mms://212.156.63.102/TSM                      TRT Nağme TSM
mms://212.156.63.102/KENT                   TRT Ankara Radyosu
mms://212.156.63.226/AVRUPAFM     TRT Avrupa FM
mms://212.156.63.226/ANTALYA         TRT Antalya FM
mms://212.156.63.226/TRTGAP              TRT Gap
mms://212.156.63.226/ERZURUM         TRT Erzurum
mms://212.156.63.226/CUKUROVA      TRT Çukurova
mms://212.156.63.226/TRABZON          TRT Trabzon

mms://212.156.63.102/RDVOT     TRT Voice Of Turkey Dünya
mms://212.156.63.102/RDVOT2   TRT Voice Of Turkey Doğu
mms://212.156.63.102/RDTSR2   TRT Voice Of Turkey Batı

Şimdi bu adreslerden istediğimizi kopyalayıp Amarok üzerinde Parça Listesi->Müzik Yayını Ekle yolundan adresi yapıştırıp dinlemeye başlayabiliriz. TRT’nin kullandığı mms akış türünde yayın hakkında bilgi edinemiyoruz.

Diğer bir yayın türü ise listen.pls, eskiden winamp üzerinden bu yayınla Hattrick oyuncuları HT  Türkiye radyosu yayını yaparlardı, sanırım halen devam etmekte, belki de bir gün  Pardus.fm yayın hayatına girer 🙂 Yaygın bir yayın türü olan listen.pls .  Teknolojinin nimetinden yararlanıp az memleket sesi duyayım diye daldığım 08 FM sitesinde karşıma çıktı.

http://217.20.122.130:1732/listen.pls O8 Fm

Bu yayın türü ile o anki iz (çalınan şarkı,haber bülteni, reklam kuşağı) hakkında da bilgi sahibi olabiliyoruz.

Nasıl derseniz sizi şöylece ekran görüntüleri ile başbaşa bırakayım

Amarok 2 Üzerinde 08.fm
Amarok 2 Üzerinde 08.fm

Radyo adresini de parça listemize kaydedelim, böylece her seferinde aynı yolu izlemeye gerek kalmaksızın radyo istasyonumuzu dinleyebiliriz.

Radyo Adresini Kayıt Etmek
Radyo Adresini Kayıt Etmek : Sol menüden"Parça Listeleri"->Parça Listelerim->Müzik Yayını Ekle

Evet keyifli dinlemeler, anlaşılmayan bir yer kalmamıştır sanırım.Böylece pek de zor olmayan bir özelliğini de gayr-i ciddi bir anlatımla belgelemiş olduk 🙂

Mutlu Günler

Delik Kalorifer Peteğini Tamir Etmek

35

Madem çok kişi yazmıyor gezegene ve madem özgür yazılım ve Linux dışı yazmak istisna değil normal olmuş  ve hatta …. serisine geçiş de yapılmış ise ben de kalorifer peteği nasıl tamir edilir onu yazayım…

Çoğumuz yeni evlerde oturmuyoruz. Eski evler ve eski tesisatın ara ara sorunları olmakta. Bunların en can sıkıcılarından biri kalorifer radyatörünüzün peteğinin delinmesi… Sadece eski evlerde değil bir kaç yıllık radyatörlerde de yaşanabiliyormuş bu sorun…

Bizim evin yaklaşık 20 yıllık tesisatı ile ilgili korktuğum olaylardan biriydi bu. Kışın sıcak su ve yüksek basınç yorulmuş metalin en zayıf yerinden peteği delerek kendini dışarı atabiliyor…

Neyse sonunda bu olay bizim de başımıza geldi. Banyodaki kalorifer peteğinden su damlaları akmaya başladı, ara ara boru giriş yerlerinden su atardı fakat kalorifer suyundaki o pislik o delikleri tıkardı bir şekilde, bekledim devam etti. Anladım ki bu diğerleri gibi değil zor bir iş bizi bekliyor.

Bu durumda yapılacak iki şey var;

1. Tesisatçı çağırmak, petek değişecek vs… Hem maliyet hem ev sahibine dert yan hem de inşaat bir sürü…
2. Kendi göbeğini kesmek, bir şekilde ilerleyen fennin mucizelerinden yararlanmak. Bir şekilde bir pratik çözümü olmalı…

Tabi ben ikincisini seçtim, neticede tamirat tadilat,  hata çözme ilgi alanım. Araştırmaya başladım. Tahminimce endüstri tipi bir yapıştırıcı olmalıydı. Doğruca iş çıkışı Cevahir’deki Koçtaş’a gittim. İş çıkışı muhitteki hırdavatçılar açık olsaydı onlara giderdim, çok daha zevkli oluyor o türlüsü.

Neyse yapışkanların reyonunu bulunca, Bison Epoxy Repair – Aqua ürünü gözüme çarptı. Tam benim aradığım şey gibiydi. Arkasını okudum, delik radyatör tamiri de yazıyordu, emin olayım diye teknik elemana sordum; “Tam senlik” dedi. Eyvallah dedim evin yolunu tuttum…

Eve geldiğimde deliği temizlemek için biraz kurcalarken delik biraz büyüdü ve damlama, enjektörden fışkırmaya döndü. Radyatörün gelen ve giden su vanalarını kapattım, delikten suyun boşalıp su basıncı ile uğraşmadan yapıştırıcıyı uygulamak niyetimdi. Bekledim, bekledim bekledi, basınç biraz azalsa da su kesilmedi… Kapalı devre sistem olmasını bilmeme rağmen giden su vanasını açayım belki peteğin suyu boşalır dedim, o da işe yaramadı. Çünkü devri daimi sağlamak için belli bir su basıncı olduğundan, giden su borusundan da  içeri su giriyordu.

Tahmin ettiğim kalorifer radyatörünün vanasının suyu tam kesemediğiydi. Yanılmamışım da. 1,5 gün geçince sıkıldım, kaçan su basıncı da iyice düşmüşken, yapıştırayım dedim. Kağıt zımparamı bulamayınca, tornavida ucu ile zımparalayayım dedim, -siz sakın yapmayın- tornavida ile sızıntı deliğini iyice deldim. Durum iyice kötüleşmişti…

Neyse, zor durumlarda daha makul çözümlere zorlandığımızdan, bir önceki akşam yüksek basınçlı su ile imtihanım sonucu uygulayamadığı yapıştırıcıdan ders alarak yapıştırmaya başladım. Ama önce epoksi yapıştırıcının nasıl uygulandığını anlatmakta fayda var.

Epoksi yapıştırıcı - Tüp normalde dolu, kalan bu kadar
Epoksi yapıştırıcı – Fiyatı: 16 TL*  Tüp normalde dolu, deneme yanılmalarımdan ve tadialttan sonra kalan bu kadar

Epoksi yapıştırıcdan, kullanacağınız kadarını kesin, ve tek renk olana kadar yoğurun. Sonra da yapıştırmak istediğiniz yere bastırın. Sertleşene kadar bekleyin ve 10 dakika sonra şekillendirin. Kısa sürede çelik sertliğinde ve 24 saat sonra zımparalanabilir bir hale gelecek.

Eğer kalorifer radyatörünüzün vanası normal çalışıyorsa işiniz kolay. Vanaları kapatın, kaloriferden suyun boşalmasını bekleyin, deliğin büyüklüğüne göre 1 gün civarı sürecektir.  Yapıştıracağınız yeri zımparalı ve temiz bir getirin Su kesildiğinde epoksi yapıştırıcıyı tarif edildiği gibi hazırlayın ve bastırarak yapıştırın. Tavsiyem öncesinde yapıştırıcının bir kısmını macun çeker gibi bir iki kat çekmenizdir. Neyse, bu senaryoda iş kolay olduğundan gerisi kolay. Biraz bekleyin şekillendirin, kurusun sonra da ertesi gün zımparalayıp boyayın.



Gelelim benim durumuma yani kötü senaryoya; Durdurulamayan sızıntı, büyüyen delik ve basınçlı yağlı kalorifer suyu. Bu şekilde yapıştırmak imkansız gibiydi. İlk denemelerimde ne kadar bastırsam da su bir şekilde kaçmayı başardı ve biriken basınç ile püskürüp ortalığı mahvetti. Tabi ben deliği büyütmeseydim böyle olmayacaktı…

Ben de faklı bir taktik izledim, yukarıdaki tavsiyedeki gibi, ince ince macun çeker gibi epoksi yapıştırıcıyı uygulamaya başladım, üçüncü kata geldiğimde su zorluyor ve delik açıyordu ama artık kolay olmuyordu bu. Açılan deliğin yanında kalorifer demiri yerine biraz sertleşmiş epoksi katmanı olduğundan ölümcül vuruşu yapmam daha kolay oldu, bir kalın katman daha, epeyce bastırdım ve bekledim ve su kesilmiş gibiydi. Peşine de biraz daha kalın bir baş parmak büyüklüğünde epoksi yapıştırıcı ile bitirişi yaptım. Kenarları iyice bastırarak epoksinin tam yapışmış olduğundan emin oldum, açılmasın diye iyice uçlarını bastırarak kapattım. Sonuç müthiş oldu. Bir tek boyası kaldı:

Epoksi yapıştırıcı ile kapatılmış kalörifer iptek deliği
Epoksi yapıştırıcı ile kapatılmış kalörifer petek deliği artanı da kenara köşeye sürdüm. Bir tek boyası kaldı.

Sabah baktığımda çelik gibiydi. Bilginiz olsun, bu yapıştırıcı özellikle ıslak yüzeylerde çok etkili.

Bilginize olsun, bir gün lazım olur.

*Koçtaş fiyatı. Aynısı Topkapı’da 3 TL diyenler 🙂

İyi Bayramlar!

0

Kampanya-2

Nerelerdeyim, neler yapıyorum…

5

Son yazımı yazalı epey bir zaman geçti. Yazmadıkça yazmıyor insan… Devamlılık gerektiren her eylem gibi yazmak da zor kazanılan ve çabuk kaybedilen bir alışkanlık.  Tabi bir de başka bir faktör var o da zaman… Yorgunlukla mücadele edebiliyor insan ama zaman ile mücadele edip daha fazlasını kazanmak çok ama çok zor.

İşyerinde  son altı aydır çok yoğun bir dönem geçirmekteyim . Gündüz yoğunluğu nöbetini akşamın yorgunluğuna ve boşvermişliğine devretmekte, ben ise kendimi hoyratça bu dar boşluğa bırakmaktayım.

Hobiler, sosyal yaşam, planlar ve hayalcilik gibi boş zamanını harcadığım faaliyetlerim de çok iyi gitmiyor haliyle. Bu güçlükle en çok yer ayırdığı konu olan özgür yazılım ve son iki yıldır LibreOffice ile ilgili şeylere de bakamıyorum gibi gibi görünse de asgari oranda bakabiliyorum diyebilirim. Yeni bir şey katmasam da olanı muhafaza etmeye gayret ediyorum. Sadece ben değil, gördüğüm kadarıyla birçok arkadaş da benzer bir atalet içerisinde.

İşte bu çerçevede ne yaptık ne ettik dersek şöyle bir liste ile durumu özetlemeye çalışayım:

  • LibreOffice’in yeni sürümü olan 4.3 duyuruldu. Sürüm notlarına şuradan bakabilirsiniz.
  • Mazoşist ıstırabımızın keyifli aralarından biri olan çevirilerini yetiştirebildik. Arayüz %99.9 seviyesine ulaştı. Bu çevirilerde sevgili Ayhan Yalçınsoy ve her zamanki gibi yaşı ve verdiği emeği en büyük olan -bu kısımda utanmaz gerekiyor- sevgili Necdet Hocamız büyük çaba gösterdiler. Ben de elimden geleni yapmaya çalıştım ama çeviri zamanımın büyük kısmını yeni Microsoft Office Excel işlevleri ve Calc işlevlerinin çevirilerini yeknesaklaştırmaya harcadım. Bununla ilgili ayrıca bir tablo da yapmıştım. Onu da güncellemem gerekiyor.
  • Bu 4.3 sürümün notlarında da adım geçiyor çok şükür. KK(QA) çalışmaları çerçevesinde 5 adet hatayı çözüldü işaretledim bu sayede adım sürüm notlarına geçti. Yeni kayıtlar girdim. Şimdiye kadar toplamda 44 hata kaydı girmişim. Bu sürüm öncesi Türkçe yerlerini ilgilendiren bir tanesi var ki önemliydi, çözüldü(Teşekkürler Eike).
  • Küresel pazarlama listesinde LibreOffice 4.4 için bir öneri sundum: İşletmeler için daha iyi bir LibreOffice sürümü olsun dedim, işletmeler için çözülmesi iyi olacak hata kayıtlarına yoğunlaşmayı önerdim. Bu konuda uzun bir tartışma olmasına rağmen net bir çizgi çizilmiş değil fakat konferans gündemine alınması da benim için mutluluk verici.
  • TDF üyeliğimi yeniledim. Ülkemizden tek üye benim.
  • Zemberek çok eskidi, Linux sürümleri üzerinde performans sorununa ek olarak tam olarak nedenini bulamasam da güncel Ubuntu 14.04 üzerinde çalıştıramadım. Bazı paketlerde sorun var sanırım… Bu konuda biraz daha araştırma yapmak gerekiyor. Şayet diğer Linux dağıtımlarında da benzer sorun yaşanırsa TÜBİTAK’ın çalışmayan bir Zemberek ile nasıl bir ofis deneyimi sunacağını merak etmiyor değilim. Zemberek’i kaybedersek önce TÜBİTAK düşünsün!
  • Yine Zemebrek demişken, gözümüz yollarda Zemberek 3’ü bekliyoruz fakat gelişmesi ne yazık ki pek kolay olmuyor, sevgili Ahmet A. Akın’dan başka bu işe elini bulaştıran yok. Yine burada iş Zemberek’in hamisi TÜBİTAK’a düşüyor…
  • TÜBİTAK demişken Micheal Meeks LibreOffice 4.3’ün kaputunun altında neler olduğunu yazdığı yazısında, LibreOffice’e kod katkısı veren kuruluş ilişikli kişiler grafiği yayımladı. İdeal tabloda TÜBİTAK imzalı geliştirici veya “o yeni modelde” TÜBİTAK’ın hizmet aldığı Türk yazılım şirketleri olmalıydı…Hala yok, beklemiyoruz da…
Kuruluşa göre kod gönderim grafiği
Kuruluşa göre kod gönderim grafiği
  • Yukarıdaki grafikle ilgili şunu da söyleyeyim, Suudi Arabistan Kral Abdülaziz Bilim ve Teknoloji Şehri(KACST) dahi The Document Foundation Danışma Kurulu’na üye oldu da TÜBİTAK hala olmadı… Kod dahi gönderiyorlar… Arapça ve sağdan sola yazılan diller ile ilgili çok güzel gelişmeler bu sayede oldu
  • Foruma birkaç kişi hariç ilgi düşük, wiki Allah’a emanet…
  • Topluluk olma adına çok aşama kaydedemedik. Hiç yoktan iyi ama bağlarımızı güçlendirmek adına bir hafta sonu İstanbul’da bir toplantı yapalım diyorum. Detayı planı ile ilgili fikir alış verişi için e-posta listemize ilk fırsatta bir ileti göndereceğim.
  • Kod katkısı olarak sevgili Efe Gürkan Yalaman bu yıl da GSoC’a katıldı, Şablon Yöneticisini iyileştirecek ama sesi soluğu çıkmıyor pek…
  • Türkiye’de özgür yazılıma olan ilgi ve katkı çok iyi seyretmiyor, haliyle LibreOffice’e de pek ilgi yok… Onca yazı yazdık, kod katkısı verin, Andorid sürümüne geliştirici olun diye ama önemsiz işlere bulaşmayan kod okur yazarlarımızın dikkatini çekemedik maalesef.

Velhasıl-ı kelam, ölmesek de sürünmeye devam ediyoruz, bireysel yük ile 5-10 kişi çeşitli alanlarda dağınık zamanlarda katkı vermeye devam ediyoruz. Her alanda katkıcıya ihtiyacımız var. Bekleriz.

Mutlu günler.

PS: Bu yazıya tablette başladım, telefonda devam ettim ama fiziki klavyesiz olmuyor…

Sesle Günlük Girdisi- 1

1

Merhaba

Daha önce sesli günlük girdisi yazmıştım( Sesli Günlük Girdisi No: 1 | bluzz.net – http://blog.bluzz.net/sesli-gunluk-girdisi-no-1/)… Şimdi ise cep telefonumun marifetlerini kullanarak sesle günlük girdisi yazıyorum.

Sesle günlük girdisi yazmak sesli günlük girdisi yazmaktan daha kolay. Sadece arada bir düzeltmek için geri dönüyorum o kadar. Fakat sesli günlük yazarken sürekli yanlış konuşma baskısı ve ulan şimdi ne diyeceğiz korkusu bu yazı biçiminde yok. Bu şekilde dikte etmek gerçekten çok kolay.

Sesle nasıl yazıldığını kısaca anlatayım, bu Android sisteminin Google ses işleme hizmeti üzerinden sesten metne (speech to text) hizmeti sayesinde yapıyorum. Android klavyesindeki mikrofon simgesi ile sesten metne aracı çalışıyor… WordPress android uygulaması üzerinden günlüğüme bağlanıyorum ve bu satırları kolayca dikte ederek yazdırabiliriyorum. Hızlı konuştuğum zaman kelimelerde hata olabiliyor fakat yavaş tane tane ve düzgün bir diksiyonla konuştuğumda kelimeler çok başarılı şekilde tanımlanıyor.

Cep telefonu kullanıcıları için sesten metne çok harika bir özellik özellikle benim gibi parmakları büyük kullanıcıların küçük klavyelerde yazı yazması gerçekten ızdırap. Bu yüzden konuştup yazdırmak sadece günlük uygulaması için kullanılan bir özellik degil. Android klavyesi ile diğer bütün uygulamalarda sesle yazıdırabiliriz… Ayrıca Evernote uygulamasında da sesle yazılan not tutabiliyor bu da hayatın hızlı akışında aklınıza gelen şeyleri unutmadan ve zahmetsiz bir şekilde not almanızı sağlıyor.

Sesten metne dönüştürme şu anda sadece google sayesinde Türkçe kullanılabiliyor. Ne yazık ki diğer dillerin özgür yazılım da geliştirilen ses tanıma motorları olmasına rağmen Türkçenin henüz çalışır ve dağıtılabilir 1 ses tanıma motoru bulunmamakta bu konuda daha önce yapılmış daha doğrusu başlamış projeler olmasına rağmen şu anda aktif olarak geliştirilen bir proje yok.

Bu konuda google plus sayfamda güzel bir tartışma bulunmakta, mutlaka okumanızı öneririm:

Geliştiriyorlar, izliyoruz –
https://plus.google.com/app/basic/stream/z121zhmiqmnpu14w304ccrs5mk23spj5qhw

Fakat bu konuda çalışma yapmak ister kimse ortaya çıkmadı bu çok zor bir proje ve devamlı ve ilgili katkı bekleyen bir geliştirme süreci gerektiriyor. Türkçe konuşan özgür yazılım katkıcılarının ilgisini çekmek çok zor.

Bir de dil olunca konu, TÜBİTAK ses laboratuarı, TDK ne işe yarıyor diyebilirsiniz. Bize yarayan bir şey yaptıklarını söyleyemem.

Özgür yazılımın boynu her zaman kalın olmalıdır. Ancak yaparsan olur!

Mutlu günler

(Not: Sesle yazdırdıktan sonra düzeltmeleri yine cep telefonu üzerinden yaptım. Tamamen mobil bir girdi oldu. Düşününce amaan, zor olur demiştim ama çok kolay oldu.)

Fatih Projesi: Yolu Pardus ve Özgür Yazılımdan Geçenlere Çağrım – 1

12

Fatih projesi konusuna aylardır farklı bir sessizlik içerisinde bulunuyoruz. Birçok kişinin süreci bildiğini varsayıp giriş kısmını kısa tutmakta fayda var.

Türkiye’nin belki de dünyanın en büyük bilişim hamlelerinden biri sayabileceğimiz Fatih projesinde işletim sistemi olarak Pardus kullanılmasını hepimiz istiyoruz. Gelinen bu noktada elimizde yayınlanan şartnameler artık mevcut- (->Bknz)

Teknik şartnamede:
1.10. Etkileşimli tahta bilgisayarı ve arabirimleri Windows ve Linux (Pardus) son sürümlerine uyumlu olmalı ve sürücüleri temin edilmelidir.

ve
2.39.6. İşletim sistemi Microsoft Windows ve Pardusun son sürümü yüklü olacaktır.

maddelerinde gördüğümüz üzere Etkileşimli(Akıllı) tahtalarda Windows ve Pardus işletim sistemi yüklü olacak.

Bu Türkiye’de Pardus ve özgür yazılım adına ne bir zafer ne de bir mağlubiyet. Fakat bu şartname bu haliyle gösteriyor ki Bu derece önemli bir projede hala kapalı kaynaklı yazılımlara bağımlı kalmışız ve biz üzerimize düşeni yeteri kadar yerine getirememişiz.

***

Bildiğiniz üzere bu konuda bir kamuoyu oluşturmak için şimdiye kadar arada kalan çalışmalar yaptık. CeBIT Bilişim Eurasia 2011 Fuarında Pardus ile çalışan akıllı tahta ve tablet bilgisayarın sunulması birçoğumuza umut verdi.

Peki geç mi kaldık? Hayır geç kalmadık, doğru kamuoyu için hala zamanımız var. Türkiye’de özgür yazılıma gönül vermiş insanların üzerine düşeni yerine getirmesi için hala zamanımız var!

Bu projede Pardus kullanılması, sadece Türkiye için değil özgür yazılım adına dünya çapında bir öneme sahip. Tercihin sadece Pardus’tan yana yapılması, herkes adına büyük bir zafer anlamına gelecek.

CeBIT fuarında yakalanan rüzgar maalesef bu konudaki son şansımız ve bir kamuoyu oluşturmak için en doğru zaman. Öyle ki bu fırsatı ya şimdi değerlendiririz, ya da kapalı kaynaklı yazılımlara karşı hayatımızda aldığımız en büyük mağlubiyeti alırız. Bu en büyük mağlubiyet çünkü, koskoca bir nesli özgür yazılımla tanışmaktan mahrum bırakacağız. Ülkemizde üretilecek teknolojileri ve ülkemizin insan kaynağını geliştiremeyeceğiz. Microsoft’un bu zaferi sadece ülkemizde değil Dünya çapında örnek olacak ve başka ülkelerin de bilgi bağımsızlığına zarar vermiş olacağız.

Bu derece büyük bütçeli bir proje, belki de Dünya’da Linux ve özgür yazılımın gelişmesi için en büyük itkiyi sağlayacak. Ülkemizdeki özgür yazılım iş modellerinin çıkış noktası olacak, genç yazılımcılarımız istihdam edilecek, destek çevre birimleri vb belki de yılların hayali ekosistem bu iş ile canlanacak.

Bu olmazsa ne olacak, hiç birşey, kapalı kaynak teknolojilere bağımlı bir projeye milyar dolarlar akacak, ve projenin ömrü boyunca bu maliyetler olacak. Vergilerimiz  asla bizim olmayan ve bizim insan kaynağımızı bırakın, insanlığın bilgi birikimine fayda vermeyen kar odaklı yazılım kartellerine gidecek. Hiç bir şey değişmeyecek, distribütörler, teknoloji ithalatçıları, çok yüksek saat ücreti ile gelen yabancı sistem uzmanları yine bu ülkede para kazanırken, bizim üretken yazılımcılarımız işsiz gezecek, oldukları noktada kalacak ve bu koca şirketin afiyetle yediği büyük pastanın kırıntılarından faydalanmak için sırada bekleyecek.

Keza, donanım üreticilerimiz kapalı teknolojiler nedeniyle, en fazla ham işçilik sunacak, kendi çözümlerinde lisans bedellerinden dolayı rekabet gücü azalacak, teknoloji üreten kişileri istihdam edemeyecek çünkü bir sahiplenip geliştirebileceği bir teknoloji olmayacak, en iyi ihtimalle yabancı bir üreticinin ürünlerini lisanslı üretecek, yani fasonculuk yapacak.

Bu bu konudaki ilk çağrım,

Geç de kalmış olsak, geri dönülemez bir noktada değiliz. Yolu Pardus’tan ve özgür yazılımdan geçen herkese sesleniyorum,

Fatih projesinde Pardus kullanılması için elinizden geleni yapınız! Yazınız, çiziniz, anlatınız! Bu davayı sahipleniniz, bu sadece Pardus’un değil özgür yazılımın davası. Bir şekilde Pardus ile yollarınızı ayırmış olabilirsiniz, ama bu davada susmak, özgür yazılıma ve özgür yazılımın kaderine ihanettir. Eğer bir arpa kadar bile katkı verebiliyorsanız bunu vermekten kaçınmayın!

Bu fırsat bir kez daha gelmez, bu devri yaşayan insanlar olarak -ne olmuşsa – ne olursa olsun aklın yolu bir ve durmamız gereken yer bir. Eğer bu konuda elimizden geleni ortaya koymazsak, vebali Türk özgür yazılım camiasınadır. Mücadele edip kaybedebiliriz, ama mücadele etmeden kaybettiğimizde kendinizi hala özgür yazılım dostu olarak tanıtabilecek misiniz?

Bugün Türkiye’de dağınık da olsa çok büyük bir kamuoyu yaratabilecek büyüklükte bir camia var. Hali hazırda vatandaşlarımızın da bu konuya bakışı pozitif.

Bu konu LKD sohbet listelerinde ve Pardus-Camia listelerinde tartışılıyor. Gelin hep birlikte tartışalım ve bu konuda bir duruş belirleyip harekete geçelim. Herkes elinden geleni yapsın. Başaramazsak da en azından iyi mücadele etmiş olalım. Yarın geriye baktığımızda hayıflanıp utanmayalım! Kaybedeceksek de en iyi şekilde kaybedelim.

***

Bu konu ile beraber, yolu Pardus’tan geçenlere iki çift sözüm var. Ohloh’da gördüğüm kadarıyla (ne kadar tam bilemiyorum ama) Pardus kod tabanına bugüne kadar 136 kişi katkıda bulunmuş. Bu kişilerinden bugün projeye katkı vermeyenlere sesleniyorum, bu önemli zamanda lütfen geride durmayın. Gelin hem kamuoyu oluşturma çalışmalarına katılın, hem de her şeyi geride bırakarak -yapabiliyorsanız- Pardus’un gelişimine katkı verin, olmadı en kötü bugzilla’da şimdiki aktif geliştiricilere destek olun. Pardus’un yumuşak karınlarını yok etmek de sizin elinizde. Hiç olmadı gelin Camia listesinde 2 kelam edin.

Bugün sosyal medyada rastladığınız #pardus ve fatih mücadelesi, sizin emek ve gönül verdiğiniz hayalleri savunmaya devam ediyor. Bunun siz olmadan yapılması mümkün değil.

Bugüne kadar onca emek verdiniz. Bugün bu emeğinize sahip çıkma zamanı!

***

Bu çağrımın sonuna gelirken şunu özellikle belirtmek isterim. Bu konuda bir şey yapmazsanız ne olur? Bir şey olmaz, Serdar Ortaç’da bu konuda bir şey yapmıyor, hayatı da kariyeri de gayet güzel. Yarın dönüp geriye baktığınızda bu önemli mesele için Serdar Ortaç kadar katkı vermiş olursunuz en kötü 🙂

Ben kendimi bu meseleye Serdar Ortaç’dan daha fazla katkı vermiş, mücadele etmiş olarak hatırlamak istiyorum! Siz de öyle yapın!

Serdar Ortaç

Mutlu günler

Çeviri: Önceki teknolojinin yerini hızlıca alan 3B Yazıcı teknolojisi bir fark yaratır mı?

0

Önsöz

3 Boyutlu Yazıcılar (İng. 3D Printers) geleneksel üretim araçlarından farklı olarak tasarlanmış bir ürünü çeşitli malzemeler ile sıfırdan oluşturan cihazlar olarak tanımlayabiliriz. Geleneksel modelinde üretim; kalıplar, dökümler, oyma, kaynak, dokuma vb gibi çeşitli farklı teknikler sayısız makine ve eğitimli emek ile gerçekleştirilirken, 3B yazıcıların temsil ettiği yeni üretim modelinde ise bilgisayar tasarımı ve bu tasarımı malzemeyi 3B şekilde yazan/basan/dokuyan bir makine ile üretim gerçekleşmekte.

Türkçemize “printer” her ne kadar “yazıcı” olarak geçmişse de bunun doğru bir karşılık olmadığını düşünüyorum. Yazma eylemi değil, yazılmış bir şeyi basma, baskı eylemi söz konusu. Hatalı olduğunu düşündüğüm bu karşılık 3B yazıcı kavramıyla iyice ortaya çıkmakta. Aşağıdaki metni çevirirken de bunun zorluğunu yaşadım. 3B Baskıcılar daha doğru bir kullanım diye düşünüyorum, ama terimi bu yazıda 3B yazıcılar olarak kullanmaya devam edeceğim, sonra bakarız…

3B yazıcıları belki de duymuş olabilirsiniz, basit el aletlerinden tutun yapay kalp cihazlarına kadar birçok şey bugün bu teknolojilerle yapılmakta. İşte bu yazıda da teknolojinin insan hayatını nasıl değiştirebildiğini bir kez daha göreceğiz.

Yazıyı çevirme amacım bu yazıyı okuduğumda hissettiklerimdi aslında… Kötülüklerin ve kötü insanların hayatımızı çevirdiği ve dünyamızı esir aldığını görmekte ve hissetmekteyken böylesine harika insanların neler yapabildiğini görmek beni çok duygulandırdı, hiçbir katkım veya paydaşlığımın olmadığı bu kişilerin yaptıklarından gurur duydum. Minnetimi de yazıyı Türkçeye çevirerek göstermek istedim.

Buyurun birlikte okuyalım…

***

Önceki teknolojinin yerini hızlıca alan 3B Yazıcı teknolojisi bir fark yaratır mı?*

Onsekiz ay önce Youtube’de hayatımı değiştiren bir video izledim (buradan görebilirsiniz). Güney Afrika’da doğuştan sağ eli olmayan Liam isminde bir oğlan 3B yazıcı ile üretilen bir protez el kullanıyordu ve bu sayede normal ve mutlu bir çocuk olabilmişti.

Gülen yüzü ve kararlılığı benim 3B yazıcılar ve topluluk fonlaması çözümlerinin gücünü anlamamı sağladı. İnsanların hayatlarında bir farklılık yaratmayı amaçlayan yeni oluşan bir gönüllü topluluğu olan e-NABLE‘da çabucak bir gönüllü oldum. Bir çocuğun hayatını 30$ değerinde plastik ve 30$ değerinde donanım ile değiştirme kabiliyeti beni 3B yazıcılar ile üretilen her şeyi sevmeye sürükledi. İşte bu Accucode’da  kıdemli müşteri temsilcisi olmamın nedenlerinden biri.

Liam-300x300Bu hafta Austion, Texas”da SXSW fuarında SX Crate’e katıldım ve nihayet arkadaşım olan bazı gönüllülerle yüzyüze görüşebildim. Hatta Rochaster Teknoloji Enstütüsü’nde araştırmacı ve e-NABLE‘nin kurucularından olan John Schull ile de buluştum. Bir avuç insan ile başlamış proje altı el tasarımı, iki kol tasarımı ve motor ve arduino kontrolüne sahip miyoelektrik kol tasarımıyla 4.400’den fazla kişiye ulaşmış güçlü bir gönüllü topluluğuna dönüştü. Bağışlar ve fedakar gönüllüler sayesinde 900’den fazla el özel olarak tasarlandı, test edildi, değiştirildi, 3B üretildi, montajlandı ve ücretsiz olarak dağıtıldı. (Bağışlar www.enablingthefuture.org/donate adresinden yapılabilir. 50$ değerinde bir bağış bir çocuğa el uzatabilir… Gerçek anlamda…)

Eğer Robert Downey Jr.’nin bir Ironman protez kolonu genç Alex’e sunuşunun hikayesini okuduysanız e-NABLE‘ı hali hazırda görev başında görmüşsünüzdür. Bu kol, Merkez Florida Üniversitesinde mühendislik okuyan doktora öğrencisi ve uzunca bir süredir e-NABLE üyesi olan Albert Manero tarafından kurulan bir gönüllü grup olan Limbitless Solutions tarafından üretildi. (daha fazlası Facebook sayfalarında).

AlexPring

Bu bir çocuğun bir süper kahramandan ilk hediye alışı değildi. 28 Ocak 2015 tarihinde altı genç süper kahraman güçlerini e-NABLE ve Marvel Universe LIVE! ile Dallas, Texas’da birleştirdiler… bizi şeytani Kötü Suçluların yaratacağı mutlak kıyametten korumak için! Oyuncu ekibi alçakgönüllülükleriyle protezleri kendilerine monte ederek ve çocuklara sunarak birkaç saatlerini geçirdiler.

Geçen hafta SXSW şovunda %100 geri dönüşümlü 2 litrelik soda şişelerinden yapılan plastik filament ile üretilen ilk 3B üretimleri gördüm. Bundan böyle arazileri biyolojik olarak çözülemeyen plastikle doldurmak yerine bu çöple çalışan bir protez el veya kol yarabiliriz.

Evet, önceki teknolojinin yerini hızlıca alan 3B Yazıcı teknolojisi bir fark yaratır mı? Geçtiğimiz yıllar içinde 900 çocuğun  ve 4.400’den fazla gönüllünün halihazırda bir fark yarattı.

3B yazıcıların nasıl bir fark yarattığı konusunda daha Accucode’un 3B Bölümü ile iletişim kurarak daha fazla bilgi alabilirsiniz.

*Özgün yazı: Can the disruptive technology of 3D printing make a difference? – http://accucode3d.com/can-the-disruptive-technology-of-3d-printing-make-a-difference/ 

***

Sonsöz

Bilimin ve teknolojinin insan hayatını nasıl daha iyi hale getirebiceğinin güzel bir örneği olan bu yazıyı okuduktan sonra çocukluğumdan beri üzüldüğüm birçok şeyin ileride ortadan kalkacağına yönelik umutlarım güçlendi. Bugün plastik ve küçük elektrik motorlarıyla yapılan bu el organik olmayan maddelerin 3B yazdırılmasıyla üretildi. Yarın ise organik maddeleri örneğin DNA’yı 3B yazıp, hücreler örüp dokular ve organlar üretilebilir. Bu sayede organ ve uzuz eksiklikleri giderilebilir. Bugüne kadar mekanik aksamlarla giderilen engeller gelecekte biyolojik 3B üretimle giderilebilir. Bugün bu çalışmaların öncülerini bilim haberlerinde halihazırda okumaktayız. Dilerim o günler çok yakın olur… Ah bir de görme engelliler… Sanıyorum görme engelli birisine görüş kabiliyetini yeniden kazandırmak dünyanın en mucizevi buluşu olacaktır.

3B yazıcı konusu çok geniş bir konu, ama bir gerçek var ki o da bu teknolojinin insan hayatını çok çabuk değiştireceği. Sadece insan hayatı değil, ekonomimizi de çok etkileyecek bir konu… Gelişmiş sanayi ülkeleriyle gelişmekte hatta geri kalmış ülkeler arasındaki farkı kapatabilir. Baskı kodu ve istenilen ürünü yazabilecek yetenekte bir 3B yazıcı ile dileğiniz her endüstri ürününü üretebilirsiniz. Bu bir araba da olabilir bir silah da… Dediğim gibi çok yönlü ve kesinlikle devrimsel bir konu. Zaten birçok yerde 3. Sanayi Devrimi olarak değerlendirilmekte.

Son olarak, görüldüğü üzere yeni çağın büyük bir teknolojisi ile karşı karşıyayız. Burada özellikle dikkat çekmek istediğim şey üretimin temel faktörü olan sermayenin beşeri sermeyeye karşı kaybediyor oluşudur. İyi mühendislere sahipseniz, o mühendislerin üreteceği sofistike yazılım ve donanım – ki bu 3B yazıcılar makine üretebilen makinelerdir – müthiş kapılar açabilir.

İş dönüp dolaşıp eğitime geliyor… Klasik ve kötü eğitim sistemlerimizden sıyrılıp, düşünebilen, üretebilen ve bu sayede farklılık yaratabilen bir insan kaynağı yetiştirmek her şeyin önünde olmalı.

İlginizi çektiyse, 3D Printing Google+ topluluğunu takip etmek eğlenceli olabilir.

Mutlu günler.